Mardin Artuklu Üniversitesi'nin Avusturya Büyükelçiliği ve Pro-Oriente Vakfı işbirliğiyle Atatürk Kültür Merkezinde düzenlediği "Kültür, Dil ve İnanç: Bir Köprü Olarak Süryani Çalışmaları" sempozyumuna Avusturya Büyükelçisi Heidemerria Gürer, İstanbul eski valisi AK Parti Milletvekili Adayı Muammer Güler, Üniversitenin Rektörü Prof.Dr.Serdar Bedii Omay, Pro-Oriente Vakıf Başkanı Dr. Johann Marte, Süryani cemaatinin dini liderlerinden Diyarbakır-Mardin Metropoliti Salibe Nur Özmen, Adıyaman Metropoliti Grigoryas Melki Ürek, Papaz Gabriyel Akyüz, Mardin Müftüsü Mehmet Kızılkaya ve çok sayıda davetli katıldı.

ANNELERİMİZ SÜTLERİNİ BİLE PAYLAŞIYORLARDI

Sempozyumun açılış konuşmasını yapan AK Parti Mardin Milletvekili Adayı Muammer Güler, Mardin’de Müslümanların ve Süryanilerin her şeylerini paylaştıklarını ifade ederek, “Bu bölgenin Süryanilerle olan ilişkilerine çok değer veriyorum. Benim de çocukluğum bu ilişkilerin çok yoğun bir şekilde yaşandığı bir mahallede büyüdüm. Kültür dil ve inanç çok önemli bir köprünün Mardin’de çok büyük bir önemi var. Her yerde böyle bir köprü olabilir ama bu köprünün Mardin de çok büyük önemi var. Bu köprü niye önemli çünkü yıllardır, karşılıklı sevgi saygı hoşgörü ve anlayış içerisinde birebirimizle her şeyimizi paylaşarak yaşayarak, bugünlere geldik. Annelerimiz her şeylerini paylaştı, Annelerimiz sütlerini bile paylaştı benim annemin sütkardeşi Süryani olan dişçi İlyas efendidir.”dedi.

Bu bölgede derin bir medeniyetin mirasını taşıyan Süryani varlığının kendileri açısından hem zenginlikleri hem de ülkenin bütünlüğünü sağlayan bir unsur olduğunu ifade eden Güler, “Onlar bir azınlık değillerdir, özellikle vurgulamak istiyorum. Süryani cemaati bizde asla bir azınlık değildir böyle bir statüye asla istememişlerdir. Bu memleketin devletin asliye unsurlarıdır. Bunu özellikle belirtmek isterim. Esasen hükümetin de devletinde yaklaşımı bu şekildedir son anayasa çalışması da demokratikleşme çalışmaları bunun göstergesidir. Devletin bakış açısı eşit vatandaşlık ilkelerine dayalıdır. Biz devletin olarak birçok farklı unsur bir arada uzlaşı içerisindeyiz. Ortak bir hedef doğrultusunda birleştiğimiz için bu ülkede zenginliklerimizi koruyabildik. Demokratikleşme çalışmalarına en büyük katkıyı Mardin Artuklu Üniversitesi sağlamıştır.”diye konuştu.

Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Serdar Bedii Omay da üniversite bünyesinde kurdukları İlahiyat Fakültesi bünyesinde Süryani dili ve kültürü bölümünü kurma çalışmalarının son aşamaya geldiği bilgisini vererek, “Ortadoğu’daki dillerin, toplumların ve kültürlerin tetkiki, üniversitemizin başlıca ilgi alanlarından olmuştur. Bu kapsamda, Türkiye’de Yaşayan Diller Enstitüsü çatısı altında bu kültürün araştırılması için, bir mastır programı açma çalışmalarımız devam ediyor. Ayrıca kurmayı düşündüğümüz teoloji fakültesinde, ülkemizdeki ilahiyat fakültelerinden farklı bir yaklaşımla araştırma çalışmaları yapacağız.”dedi.

BUNLARI KONUŞMAK 10 YIL ÖNCESİ İÇİ BİR HAYALDİ

Omay konuşmasında atılan adımlar ve yapılan çalışmalar hakkında da şu bilgileri verdi:

“İtiraf etmek gerekir ki, çok değil, mesela bundan on yıl önce, ülkemizde bunları konuşmak ve hayata geçirmek epeyce zordu. İlmi hürriyet anlamında, üniversitelerimiz de, ülkemizdeki demokratikleşme ve şeffaflaşma rüzgârından nasibini alıyor. Yunan felsefesinin İslam dünyasına aktarılmasında, büyük bir pay sahibi olan Süryaniler´in felsefi eserleri Arapça’ya ve Süryanice’ye çeviri hareketi hatırlanması gereken çok önemli hususlardandır. Bugün, burada zâten bu önemli dönüm noktalarını, Mezopotamya ve Anadolu’da yaşayan halkların, müspet mânâda, birbirini nasıl etkilediklerini dinleme imkânını bulacağız. Süryaniler, bu köklü ve zengin geçmişleriyle, insanlık tarihine ve onun muazzez bir unsuru olan İslam medeniyetine, Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasına büyük katkıları olmuş bir halktır. Süryani kültürü ve medeniyetinin katkıları konusunda aklıma ilk gelen, bu topraklarda, tarihin ilk üniversitesini kurmuş olmalarıdır. Nusaybinli Mor Yakup ve onu öğrencisi Mor Afrem’in çabaları, bu anlamda çok mühimdir. Yine Süryanilerin ortaya koyduğu tercüme faaliyetleri, bütün dünyaya ilmin ve irfanın nurunu yaymıştır.”

Programa katılan Avusturya Büyükelçisi Heidemerria Gürer ise Türkçe yaptığı konuşmasında Süryanilerin kültürünü gün ışığına çıkarmak için birçok çalışmaya imza attıklarını ifade ererek, “Bizler her zaman dinlere karşı bir saygı içerisinde olmuşuz. 1912 yılında Avusturya da İslam dini ilk defa bir Avrupa ülkesinde resmi din olarak kabul edilmiştir. Sadece Süryaniliğe değil İslamiyet açısından da Avusturya ilklere imza atmış. Avusturya’da İslam dini okullarda resmi din olarak okutulmaktadır. Bunun Avrupa’da başka bir örneği yok.”dedi.

Süryani Metropolit Salibe Özmen ise “Süryanice dili tabii ki özellikle M.S. ilk dönemlerinde özellikle Nusaybin Üniversitesi sayesinde büyük ün salmıştır. Nisibin Akademisi, o zaman dünyanın en büyük üniversitesiydi. Buralarda tabii Süryanice öğretiliyordu. O zamanki şartlarda Yunanca da vardı sonra Arapça da piyasaya çıktı. İşte bizim bölgedeki manastırlarda özellikle resmi olmayan yollardan eğitim veriliyordu. Halen de bu eğitimler devam ediyor. Bu eğitimlerin sosyal ve ruhsal bazda çok büyük etkisi oldu. Umudumuz o ki resmi olsun veya resmi olmayan yönetmelerle olsun insanlar okusun ve güzel yerlere gelsin. Ben inanıyorum ki, bizim üniversite sayesinde insanlar bilgilendikçe, iyi bir yere geldikçe, hem sosyal anlamda hem de finansal anlamda da iyi bir yerlere gelecektir. Süryanice eğitimi sadece bizim değil hem Mardin'in, hem de Türkiye'nin ihtiyacıdır. Çünkü M.Ö. 3-4 bin yılına giden bir mazisi var. Şimdi Süryanicenin burada kendi anavatanında okutulması hep bizim için, hem de Türkiye için büyük bir zenginliktir."dedi.

Açılış konuşmalarından sonra İncil, Felsefe ve Tarih konulu üç ayrı oturumda Süryanilerin Kültür, Dil ve İnançları değişik üniversitelerden gelen akademisyenler tarafından sunumlarla anlatıldı.