Tekin: Mardin Aşiretler İstişare Meclisi Çalıştayı sonuçları kağıt üzerinde kalmamalı

GÜNDEM

Mardin’in Kızıltepe ilçesinde düzenlenen "Mardin Aşiretler İstişare Meclisi Çalıştayı" hakkında değerlendirmelerde bulunan MÜSİAD Mardin İl Başkanı Bülent Tekin, bu tür çalıştayların bölge adına büyük önem taşıdığını belirterek, belirli aralıklarla yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

5 Eylül’de Mardin’in Kızıltepe ilçesinde düzenlenen "Mardin Aşiretler İstişare Meclisi Çalıştayı"nda; toplumsal barış, aile yapısının karşı karşıya olduğu sorunlar, gençlerde bağımlılık, sosyal dayanışma ve toplumun farklı kesimlerini ilgilendiren birçok konu ele alınmıştı.

Çalıştayın yoğun katılımla gerçekleştirilmesinin ardından mikrofonuna değerlendirmelerde bulunan MÜSİAD Mardin İl Başkanı Bülent Tekin, bu tür çalıştayların yılda bir kez yapılmasından ziyade en az altı ayda bir, hatta mümkünse üç ayda bir düzenlenmesinin bölge açısından büyük fayda sağlayacağını ifade etti.

Çalıştayın son dönemde Mardin genelinde meydana gelen bazı elim olayların ardından daha fazla gündeme geldiğini belirten Tekin, benzer bir toplantının bu olaylar yaşanmadan önce gerçekleştirilmesinin daha faydalı olacağını söyledi.

Tekin, "Düzenlenen çalıştay, özellikle son dönemde Mardin genelinde meydana gelen bazı elim olaylardan dolayı gündeme çok daha fazla düştü. Aslında keşke bu olaylar olmadan önce de bu çalıştay toplantısı yapılsaydı. Bu tür çağrılar daha önceden gündeme gelseydi." dedi.

Çalıştayın ardından yayımlanan sonuç bildirgesinde yer alan tespitlerin son derece yerinde olduğunu belirten Tekin, "Özellikle çalıştay sonrasında okunan sonuç bildirgesinde son derece yerinde ve güzel tespitler yapıldı. O tespitlerde gerek gençliğin korunması, ailenin korunması, evliliğin teşvik edilmesi, uyuşturucuyla mücadele, yasa dışı bahis, taziyelerdeki taziye sahiplerinin mağduriyeti, evlilik anlamında bazı şeylerin daha kolaylaştırılması vesaire… Bütün içeriklerine bakıldığında, aslında temelde memlekette dile getirilmesi gereken ne kadar husus, ne kadar sorun varsa hepsi gündeme taşınmış. Çok yerinde ve güzel tespitler yapılmış." ifadelerini kullandı.

"Bunun sadece kağıt üzerinde kalmaması lazım"

Meselelerin teşhis edilmesinin önemli olduğunu, ancak asıl önemli olanın çözüm noktasında somut adımlar atılması olduğunu vurgulayan Tekin, "Meseleyi teşhis etmek önemli ama meselenin çözüm noktasında tedavi çarelerini üretmek, bunun sadece kağıt üzerinde kalmaması lazım. Pratik anlamda gerek devlet ricali, ilgili bürokrasideki il müdürlükleri olsun, güvenlik güçleri olsun, bölgemizdeki kanaat önderleri, aşiret reisleri, STK temsilcileri ve seydalar -ki bizim bölgenin olmazsa olmazlarıdır- bu tür meseleler üzerinde ciddi manada kafa yorup, pratik anlamda da bunun neticelendirilmesi hususu çok önemli." şeklinde konuştu.

"Toplum, yapılan yanlışlara karşı ortak tavır koymalı"

Toplumsal sorunların çözümünde Hazreti Peygamber Aleyhisselam dönemindeki uygulamaların da dikkate alınması gerektiğini ifade eden Tekin, "Peygamberimiz Aleyhisselam’ın her zaman bizim için önem teşkil edecek olan Asr-ı Saadet’teki uygulamaları vardır. Asr-ı Saadet’teki uygulamalara baktığımız zaman, mesela bir sahabi bir şeyi hatalı veya eksik yaptığı zaman, diğer sahabiler tarafından ciddi bir şekilde karşılık görüyordu. Mesela selamı kesmek, ilişkiyi belli bir süre dondurmak vesaire. Hatta Peygamber Efendimiz Aleyhisselam döneminde bir cihat çağrısı üzerine üç sahabe çeşitli bahanelerle savaşa katılmadı. Haklarında ayet inene kadar 50 küsur gün hiçbir sahabi onlara selam vermedi. O üç sahabe, ‘O geçen sürenin her bir saati bizim için anlatılmaz acılarla geçti’ ifadelerini belirtti. Bu neyi beraberinde getirir? O üç sahabe bir sonraki cihatta çağrıldığı zaman artık geri durmazlar." diye belirtti.

"Adalet mekanizması hiç geciktirmeden işletilmeli ve cezalar caydırıcı olmalıdır"

Toplumsal tepkinin yanı sıra hukuki mekanizmaların da zamanında ve etkili şekilde işletilmesi gerektiğini belirten Tekin, şunları aktardı: "Bizim bu zamanda da toplumsal anlamda bu tür hataları, bu tür sıkıntıları yapan kim olursa olsun -o aşiretin, o topluluğun, o ailenin ferdi olsa bile- o aileye en yakın olan kişi dahi tepkisini koyacak, selamını kesecek. Ancak bu şekilde, yapılan kusurlara ve hatalara karşı toplum olarak, hatta en yakını dahi olsa tepkimizi gösterdiğimizde kişi anlayacaktır: ‘Demek ki yaptığım bu hata sadece benimle alakalı değil. Ben bu toplumun bir ferdi olarak kendimi yalnızlaştırıyorum, yalnız hissediyorum.’ Bunu düşünmesi bile belki bazı şeylere mani olacak, caydırıcı bir etki yapacaktır. Ancak tabii ki kanuni anlamda da güvenlik güçlerinin zamanında müdahale etmesi, yargının gecikmemesi gerekiyor. ‘Gecikmiş adalet, adalet değildir’ sözü meşhurdur.

Hiç geciktirmeden adalet mekanizması işletilmeli ve cezalar da caydırıcı olmalıdır. Çünkü malum, 'kısasta hayat vardır.' Maalesef Türkiye’deki mevcut kanunlarda kısas müessesesi tam olarak yer almadığı için cezaların caydırıcılığı yeterli düzeyde olamıyor. Bu da toplumdaki şiddet olaylarının artmasının en büyük nedenlerinden biri olsa gerek. Keşke cezalar daha caydırıcı olsa, millet o caydırıcı cezalardan ürküp korkup olması gereken orta düzeyde, müreffeh bir toplum içerisinde biz de korkusuz, endişesiz yaşayabilsek."

"Bir komisyon en kısa sürede kurulmalı"

Bu tür çalışmaların devam ettirilmesi gerektiğini vurgulayan Tekin, "Bu çapta geniş toplanmalar her zaman olmayabilir ama bir komisyon teşekkül ettirilmeli. En az ayda bir, iki ayda bir -inşallah olaylar çıkmaz ama- olayların çıktığı andan itibaren hemen müdahale edip gerekli tedbirleri alacak bir komisyon kurulmalı. Bundan kastettiğimiz şey, uzlaşma heyeti, barış heyeti gibi değil; biraz daha farklı, içinde devletin büyük ricalinin de bulunduğu bir komisyonun en kısa sürede teşekkül etmesidir. Toplantılarının yılda birden ziyade, en az altı ayda bir veya üç ayda bir yapılmasında büyük fayda var." şeklinde kaydetti.