Zengin: Fıtri bir gereksinim olan örtünme, ahlaklı toplumların vazgeçilmez özelliğidir

GÜNDEM

Mardin İl Müftü Yardımcısı Zübeyde Zengin, "Fıtri bir gereksinim olan örtünme, tüm gelişmiş ve ahlaklı toplumların vazgeçilmez bir özelliği olup haya ve utanma duygusunun tezahürüdür." dedi.

Mardin İl Müftü Yardımcısı Zengin, yaptığı açıklamada kadınların dış kıyafetlerinin İslami ölçülere uygun olması, örtünmenin dinî temelleri, bireysel sorumluluklar ile aile ve toplumun rolü hakkında önemli hususlara dikkat çekti.


Örtünmenin, başkalarından ziyade insanın kendi kişiliği ve saygınlığı için gerçekleştirdiği en büyük güzelliklerden biri olduğunu vurgulayan Zengin, bunun insan fıtratının doğal bir gereği, ruhunun istediği ve ihtiyaç duyduğu bir durum olduğunu kaydetti.

Mahremiyet kavramına da dikkat çeken Zengin, haber mahremiyeti, sosyal medya mahremiyeti, mekân mahremiyeti, bilgi mahremiyeti ve hasta mahremiyeti gibi birçok farklı alanı bulunan mahremiyetin, insan hayatının tüm alanlarını ilgilendiren kapsamlı bir kavram olduğunu belirtti.

Toplumda mahremiyet kavramının gün geçtikçe zayıfladığını söyleyen Zengin, sosyal medya sayesinde mahremiyet anlayışının artık herkesin her şeyi gördüğü ve bildiği bir duruma dönüştüğünü ifade etti.

"Mahremiyet, insan hayatının tüm alanlarını ilgilendiren bir kavramdır"

Mahremiyet kavramına değinen Zengin, şu ifadeleri kullandı:

"İnsanoğlunun doğum öncesinden vefatına kadar varlığını sürdürdüğü her dönemde, 'insan' kavramıyla birlikte 'mahremiyet' kavramı da büyük önem taşır. Mahremiyet, gizlilik anlamına gelir. Başkalarından saklanan, başkaları tarafından görülmesi, bilinmesi veya duyulması istenmeyen, gizli tutulması gereken her şeye mahremiyet deriz. Anayasamızda da kişinin mahremiyeti ve özel hayatı güvence ve koruma altına alınmıştır. 'Mahrem', 'mahremiyet' ve 'namahrem' kavramları birbiriyle yakından ilişkilidir. Mahremiyet denilince genellikle ilk olarak aklımıza beden mahremiyeti gelse de beden mahremiyeti, mahremiyetin yalnızca bir alt dalıdır. Bunun yanı sıra haber mahremiyeti, sosyal medya mahremiyeti, mekân mahremiyeti, bilgi mahremiyeti ve hasta mahremiyeti gibi birçok farklı alanı vardır. Çünkü mahremiyet, insan hayatının tüm alanlarını ilgilendiren kapsamlı bir kavramdır. Bu konuyla ilgili olarak Yüce Allah, Hazreti Âdem'e hitaben şöyle buyurur: 'Ey Âdemoğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek, süs ve güzellik sağlayacak elbiseler indirdik. Takva elbisesi ise hepsinden daha hayırlıdır.' Bu ayetten anlaşıldığı üzere insan için hem bir süs hem de örtünme aracı olan tesettür ve mahremiyet, dünyevî bir güzellik olduğu gibi aynı zamanda insanlık onurunun ve haya duygusunun da gereğidir."

"Örtünme, ahlaklı toplumların vazgeçilmez bir özelliğidir"

Fıtri bir gereksinim olan örtünmenin önemine dikkat çeken Zengin "Peygamber Efendimiz Aleyhisselam şöyle buyurmuştur: 'Allah haya sahibidir, hayayı sever; kusurları örter ve örtünmeyi sever.' Örtünmek, başkalarından ziyade insanın kendi kişiliği ve saygınlığı için gerçekleştirdiği en büyük güzelliklerden biridir. İnsan fıtratının doğal bir gereği, ruhunun istediği ve ihtiyaç duyduğu bir durumdur. Tesettür, aynı zamanda insanın kendisine duyduğu saygının ve özel hayatına sahip çıkmasının açık bir göstergesidir. Fıtri bir gereksinim olan örtünme, tüm gelişmiş ve ahlaklı toplumların vazgeçilmez bir özelliği olup haya ve utanma duygusunun tezahürüdür. Mümin ve olgun bir insan hem kendi mahremiyetine hem de başkalarının mahremiyetine büyük özen gösterir. Kendi mahremiyetini korurken başkalarının mahremiyetine de saygı göstermelidir. Bunu; nazarını ve bakışlarını başkalarının özel alanlarından uzak tutarak, onların gizli hâllerini araştırmayarak, evlerinin içini gözetlemeyerek ve sosyal medyada da özel hayatlarına izinsiz şekilde müdahale etmeye çalışmayarak gösterebilir." dedi.

"Tesettür hem erkek hem de kadın için geçerli ilkesel bir kavramdır"

Zengin, İslam dininde mahremiyet ölçüleri hakkında hatırlatmalarda bulunarak "Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şerifler, mahremiyetin ölçülerini ve prensiplerini bize çok net bir şekilde açıklamıştır. Nur Suresi ve diğer ayetlerde Allah'ın emri doğrultusunda örtünmenin ne anlama geldiği, kimlere karşı hangi sınırların gözetilmesi gerektiği açıkça belirtilmektedir. Fıkıh kitaplarımızda da kimlere karşı örtünme yükümlülüğü bulunduğu ve örtünün taşıması gereken nitelikler gibi konular ayrıntılı olarak ele alınmaktadır. Ne yazık ki günümüzde tesettür ve beden mahremiyeti denilince akla genellikle yalnızca kadınlar gelmektedir. Oysa tesettür kavramı sadece kadınlara özgü değil hem erkek hem de kadın için geçerli ilkesel bir kavramdır. Elbette erkeğin erkeğe, erkeğin kadına, kadının kadına ve kadının erkeğe karşı mahremiyet sınırları birbirinden farklıdır. Mahremiyet, bu sınırları belirleyen en önemli ölçüdür. Bu sınırların belirlenmesi, kişinin kendi mahremiyetini rahatlıkla koruyabilmesinin temel şartıdır. Zira mahremiyetin korunması, aynı zamanda insanın korunmasını esas alan bir prensiptir." ifadelerini kaydetti.

Zengin, şöyle devam etti:

"Erkeğin erkeğe karşı mahremiyeti göbek ile diz kapağı arasıdır. Erkeğin namahrem kadınlara karşı mahremiyeti de aynı sınırlar içinde değerlendirilir. Kadınların birbirlerine karşı da mahremiyet sınırları söz konusudur. Aynı cins olsalar bile belli bölgelerin örtülmesi gerekir. Bu sınır da yine göbek ile diz kapağı arası olarak belirlenmiştir. Kadınların namahrem erkeklere karşı ise el, yüz ve ayaklar dışında kalan tüm vücut kısımlarını örtmeleri gerekmektedir. Setr-i avret kavramı daha çok namazın şartları arasında zikredilse de yalnızca namazla sınırlı değildir. Setr-i avret, namazın şartlarından biri olmakla birlikte, namaz dışında da günlük hayatın her alanında, uygun olmayan ortamlarda ve namahrem kişilerin bulunduğu durumlarda bu sınırlara riayet edilmesi gerekmektedir. Örtünmede dikkat edilmesi gereken belli hususlar vardır. Amaç; ölçüyü kaçırmadan, aşırı katı kurallar koymadan veya belirli bir renk ya da biçimde tek tip giyim dayatmadan, asıl amaca uygun şekilde mahremiyet sınırlarını korumaktır."

"Moda anlayışıyla değil, İslam'ın belirlediği ölçüler doğrultusunda"

Örtünmede bulunması gereken temel nitelikleri sıralayan Zengin "'Şu tarzda, şu renkte ya da şu biçimde giyinmek gerekir.' diye kesin ve tek tip bir sınır belirlenmemiştir. Ancak örtünmede bulunması gereken temel nitelikler vardır. Bunların başında, örtülmesi gereken yerlerin tamamen kapatılması gelir. Giyilen kıyafet şeffaf olmamalı ve içini gösterecek nitelik taşımamalıdır. Bununla birlikte elbisenin dar olmaması da gerekir. Kur'an-ı Kerim'de ve örtünmenin temel amacına bakıldığında bunun insanı korumak olduğu görülmektedir. Bu nedenle hadis-i şeriflerde 'giyinmiş çıplaklar' olarak nitelendirilen, dar ve vücut hatlarını ortaya koyan kıyafetler İslam'ın ölçülerine uygun değildir. Kıyafetler beden hatlarını belli etmeyecek kadar geniş olmalıdır. Elbette kişi kendisine yakışanı, güzel ve hoş olanı seçebilir. Ancak bunu sadece moda anlayışıyla değil, İslam'ın belirlediği ölçüler doğrultusunda yapmalı. Dar ve vücut hatlarını belirginleştiren kıyafetlerden kaçınmalıdır." dedi.

"Toplumumuzda mahremiyet kavramı gün geçtikçe zayıflamakta"

Zengin, hem erkeğin hem de kadının İslam'ın belirlediği kıyafet ölçülerine riayet etmesi gerektiğini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

"Yüce Allah, erkeği ve kadını farklı özelliklerle yaratmıştır. Hiçbir erkek, 'Kadın gibi giyinmiş.' denilecek şekilde giyinmemeli; aynı şekilde hiçbir kadın da erkeğe özgü bir tarzı benimseyerek erkeğe benzememelidir. Şalvar gibi bazı giysiler ortak olarak kullanılabilir. Her iki cins tarafından giyilebilse de bir kıyafet toplumda 'karşı cinse benzemek' anlamı taşıyorsa, bu tarz bir giyim İslam'ın belirlediği kıyafet anlayışına uygun değildir. Öncelikle tesettürün, Allah'ın emri ve rızasını kazanmak amacıyla yerine getirilmesi gereken bir yükümlülük olduğu bilinmelidir. Bunun yanında, fıtratın doğal bir gereği olduğu gerçeği de göz önünde bulundurulmalıdır. Mahremiyet bilincini çocuklara ve topluma kazandırırken, bunun insanın yaratılışından gelen bir ihtiyaç olduğu üzerinde de durulması gerekir. Toplumumuzda maalesef mahremiyet kavramı gün geçtikçe zayıflamaktadır. Mahremiyet anlayışı artık herkesin her şeyi gördüğü ve bildiği bir duruma dönüşmektedir. Oysa insan özeldir, korunmaya muhtaç bir varlıktır ve bu ihtiyaç hayatın her anı için geçerlidir. Bu nedenle toplum olarak bu konuda daha fazla hassasiyet göstermemiz gerekmektedir."

Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte kıyafet tercihinin de İslami ölçülere göre yapılması gerektiğini ifade eden Zengin "Yaz mevsiminin gelmesi ve sıcakların artmasıyla birlikte insanlar iklime uygun, daha rahat ve ferah kıyafetler tercih etmektedir. Ancak bu tercih yapılırken edep, ahlak ve mahremiyet sınırları aşılmamalıdır. Bunun yanında evlerin perdelerinin kapalı tutulması da büyük önem taşımaktadır. Günümüz şehir hayatında apartmanların birbirine çok yakın olması nedeniyle evlerin içi dışarıdan kolaylıkla görülebilmekte, hatta zaman zaman gözetlenebilmektedir. Bu nedenle evlerimizde otururken, özellikle ışıklar açıkken, dışarıdan kimsenin ve özellikle komşularımızın bizi görmemesi için perdelerimizi çekmeli ve bu konuda gerekli hassasiyeti göstermeliyiz." dedi.

"Sosyal medya, mahremiyet algısını yıkan ve yok eden unsurlardan biridir"

Zengin, toplumda mahremiyet anlayışının zayıflamasının temel nedenlerinden birinin sosyal medya olduğunu belirterek "Sosyal medya ne yazık ki başlı başına mahremiyet algısını yıkan ve yok eden unsurlardan biridir. 'Zararı olmaz.' düşüncesiyle karşımıza çıkan haram ve uygun olmayan içeriklerin izlenmesi doğru değildir. Bu konuda toplum olarak gerekli hassasiyeti göstermek zorundayız. Öte yandan sosyal medya, insanların kendi mahremiyetlerini korumaları gerekirken tam tersine en özel hayatlarını bile herkesin gözü önüne sermelerine zemin hazırlamaktadır. Bizler, muhterem varlıklar olarak gizliliğin her zaman daha değerli olduğunu bilmeliyiz. Değerimizi düşürecek paylaşımlardan ve yaşam tarzlarından kaçınmalı, insana yakışır bir anlayışla mahremiyet ölçülerini daima korumalıyız." ifadelerini kulandı.