Şampiyonluktan Öte

KÖŞE YAZISI

Kendi kurgusu içerisinde;

Koca ülkeleri, kentleri, köy kasaba ve mahalleleri peşine takıp,

Gerek kitleleri gerekse de bireyleri akıllarını başından alırcasına peşinden sürükleyen futbol,

Bir oyun olmanın dışında birçok etkeni, hem de insana ait olanı içinde barındırma güzelliğiyle,

Farklı bir yaşam zevkiyle buluşturuyor bizleri…

Yuvarlak bir meşin peşinde koşturan 22 kişinin o meşini üç direğin bileşiminden oluşan kale içine yollama oyununda, bireyler ve kitlelerin toplu bir coşku ve eylem taşıması, esasında futbolun sadece bir oyun olmanın dışında, birçok şeyi de içinde barındırdığının bir göstergesi olarak çıkıyordu karşımıza.

Belki de burada futbolun yaşamın ta kendisi olma iddiasının gerçekçi yansımaları oluyordu, bizleri heyecanlandıran.

Nitekim tüm bu güzellikleri iyisi kötüsüyle koca bir sezona yayıp, nihayetinde zorlu bir süreci en üst derece olan şampiyonlukla süsleyen Mardin 1969 Sporun bu başarısı,

Doğma büyüme 1969 Mardin doğumlu olan şahsım adına, gerçekten çok duygu doluydu.

Hele ki toprak stadında kar çamur ve zımpara gibi kesen donmuş zemininde 1980 ve 90’lı senelerde top oynamış biri olarak yıllar sonra da olsa;

YSE Sporda rakibini kaçıran defansa imsiku (tut onu) diye bağıran antrenör Sevgili Temir’i,

Orta sahada pres yapmayan topçusuna koşsana oğlum diye seslenen Mardin Amatörün efsane teknik direktörü Sevgili İsfendiyar’ı,

Tehlike oluşturacak bir topun bir an önce uzaklaştırılması için dikka bake (hadi vur bir an önce) diye stadı inleten Sağlık sporun hem malzemecisi, hem libero, hem antrenör hem ağabeyi olan Sevgili Fahri Bağcı’yı,

İcardi kıvamındaki Hıdır Ensari’yi, müthiş sol ayağıyla Şeyhmus Mungan’ı, mücadele azmiyle Selim ve harika tekniğiyle Murat Özbek kardeşleri, sol kanatta fırtına gibi esen Nedim Çeppi’yi, ofsayt taktiği uygularken son adam oynayıp defansa sürekli çıııkkk diye bağıran Beşir Toparlı’yı, hayatla dalga geçer gibi topla da dalgasını geçen rahmetli sevgili Yüksel Bilbay’ı,

Ve daha bu satırlara sığmayacak kadar bir ton kıt şartlarda yoğun aşkla Mardin’in o döneminde ter döken, futbol cefakarları…

Belki de uzun zamandan beri ilk defa Halit, Eyüp, Büyük ve Küçük Ayhan ile çapraz bacak kaptan Hasan’lı o müthiş kadroyu bir kez daha hatırlattınız bana.

Mertan kafayı vururken Temir’in imsukusu olmadı, Miraç topa öyle abanırken belki de Fahri Bağcı’nın “dikka” sını hissetti de vurdu, Ömer Kahveci Filistin’i yüreğinde hissetti, Nafican Yardımcı ise yüreğinde hissettiğini sahada yüzüğe döktü…

Tüm bu güzelliklerin vücut bulduğu koca sezonda;

Bakanından Vekiline, Başkanından Teknik ekibine, Valisinden Bürokratına, Başta Mardin Life olmak üzere tüm basınından sosyal medyasına, içerde olduğu kadar dışardaki bir o kadar kadim Mardin’in gönüldaşlarına…

Ve önemlisi tüm sezon boyunca her durumu bire bir yaşayıp Şampiyonluğun esas emekçileri olan şampiyon takımın futbolcularına..

Şampiyonluktan da öte;

Meşin yuvarlak etrafında kenetlenen bunca etkenin, tek yürek olduğunda neleri başarıp, neleri bir kentin hayatına katabileceklerinin basit bir ispatını gözler önüne serdiğiniz için, hepinize sonsuz şükranlarımı iletiyorum.

Bir kent, sahip olduklarına baktı,

Tek ses olunduğunda çıkan yankıyla coştu,

Coştuğunun farkındalığıyla gurur duydu.

Bundan sonrası ise;

Sahip olduklarımız kadar,

Bir de her şeyin sahibi olana,

Olan inancımızı,

Asla yitirmemek olmalıydı…