Kitap Künyesi

Yazar: Muharrem Kaşıtoğlu

Yayın Evi: Profil Yayıncılık

İSBN: 9789759963620

Sayfa Sayısı: 192

--reklam--

60'lar Hikaye, 70'ler Terane, 80'ler Şahane Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"O solmaya yüz tutan renklerin bir araya getirildiği şahane bir nostalji tablosu."

YÜKSEL AYTUĞ - SABAH

"Vallahi sizi bilmem ama ben okurken oldukça eğlendim…"

ALİ ATIF BİR - HÜRRİYET

"Bu kitabı okurken: 'Geçmişi özleyeceğiz. Bugünün keyfini çıkaralım,' dedim."

ERDOĞAN AKTAŞ - POSTA

"Ilık bir bahar esintisi tadındaki bu kitabı bir solukta okudum desem yeridir. 80'leri yaşayanlar kitabı bitirdikten sonra, meğer ne çok özlemişiz o yılları diyecekler."

MÜNİR ÜSTÜN - HABER 7

"Bu kitap, okuru elinden tutup nostaljik bir yolculuğa çıkararak 80'lere götürüyor ve o yılları bazen gülümseterek, bazen hüzünlendirerek bir daha yaşatıyor."

CEM KÜÇÜK - CİNE5 & TVNET

'Issız bir adaya düşsen yanına alacağın üç şey nedir?' efsane sorulu cicili bicili anket defterleri...

'Breyk, breyk, breyk arkadaş arıyorum, arkadaş' nidalarının yükseldiği uzun antenli telsiz odaları...

'Bir bilmecem var çocuklar...', 'Mintaks'la canım mintaks'la...' diye başlayan unutulmaz reklamlar...

Kuş yuvası modundaki vatkalı omuzlarımız, şetlant kazaklarımız ve şalvar kotlarımız...

Haydi, elinizde kitabınız, yavaşça müzik bölümüne ilerleyin. Kendinizi, Maykıl Ceksın, Madonna ya da belki Modern Tolking'i bulan çocukluğunuz ve ilk gençliğinizin kollarına bırakın. Hatıraları birlikte paylaşalım, çünkü 80'ler Şahane...

60'lar Hikaye, 70'ler Terane, 80'ler Şahane Alıntıları - Sözleri

  • İlhan İrem İşte, bir başka efsane daha! 70'li yıllardan 80'li yıllara gelen ve gerçek anlamda bir efsane olan o romantik adam! ..... Şarkılarının yüzde doksanı klasik olmuş nadir bestecilerden biridir. Çünkü aradan 30 yıllık bir süre geçmesine rağmen hala dillerdedir.
  • Hababam güm güm güm, Hababam güm güm güm!
  • "Bir birlik abidesi olan bahtsız Dalton ailesini de unutmamak lazım! O sürekli bağırıp çağıran ve sinirli Co'ya sürekli kızsak da, Avarel'in insanı çileden çıkartan salaklıklarına karşın bazen de hak veresimiz gelirdi."
  • İşte, ilk gençlik yılları 80' kere gelenlerin büyük kısmının takıntılarından biri: asidci misin, metalci mi?.. Bu söylem o dönemde o kadar çok kişiyi etkisi altına almıştı ki, günümüzde asidcilik kalmadı belki ama bu defa da repçilik ve metalcilik arasındaki çekişme devam ediyor.
  • Yaka olayı ise ayrı bir dertti. Önceleri sert, karton gibi olan yakalardan kullanmıştık. Boynumuzu keser, kıpkırmızı iz yapardı. Sonraları kumaştan ve hatta dantelli olanları çıktı da rahatladık. Tahtayı sildiğimiz zaman önlüklerimiz tebeşir tozuna bulandırdı. Teneffüste yakalamaç oynarken erkeklerin önlüklerinin arkasındaki kuşakları çekince kopardı. Bu oyunlar sırasında yakalığın biri kurtulur ve yakalık, tek düğmeyle tutuşu halde öylece sarkardı.
  • Tüftüf 80'li yıllarda oturduğumuz mahallelerin civarındaki inşaatlardan yürüttüğümüz plastik elektrik borularını keser, daha önceden banknot boyunda kestiğimiz ince uzun kağıtlardan yaptığımız külahları bu borulardan üfleyip, müthiş savaşlar yapardık. Bu silaha genellikle "tüftüf" denilirdi. Birden fazla boruyu kibrit kutuları vasıtasıyla birleştirerek çiftli hatta bazen daha fazla namlulu tüftüf elde ederdik. O yaşta, tasarımcılığımızın doruğuna çıkardık. Biraz daha psikopat olan çocuklar ise külahların uçlarına iğne koyarlardı. Hedefleri de genellikle sokaktaki masum kız çocukları olurdu.
  • Leblebi Tozu Güzeldi leblebi tozu... Manyakçaydı evet, tehlikeliydi evet, ama güzeldi işte! Aslında ya sarı tozlar güzeldi ya da çocukluğumuz onu güzel kılıyordu. Hangisi olduğununa karar vermek çok zor... Öyle ya da böyle bayıla bayıla yerdik. Kaç defa boğazımıza kaçarak ölme tehlikesi geçirdik kimbilir... Birçok çocuk, leblebi tozu yerken ölümden dönmüştür. Amma çok eğlenceliydi işte, gerisi hikaye!...

60'lar Hikaye, 70'ler Terane, 80'ler Şahane İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Ayfer Tunç'un " Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek " kitabının devamı gibi olmuş. Daha doğrusu o kitaptan esinlenilmiş gibi ki ; kitabın başlarında bu cümle birebir de kullanılıyor. Biraz daha edebi olabilirdi. Sırf anımsattıığı aslında hiç unutmadığımız, çocukluk yıllarımız için kütüphanemizde olmalı diye düşünüyorum. (Elif Emre)

Bu tarz kitaplar çok sık okuyor ve araştırıyorum. Okuduklarim arasında okuduğum en kötü kitap yani bence yazı dili de kötü. Anlatım şekli de. Yapmak için yapılmış gibi. Geçmiş yıllara ait bu tarz kitaplar okumak isterseniz bana yazın size öneriyim. (Gizem Sunar)

Bugün size gülümseme garantili bir kitaptan #60larhikaye70lerterane80ler şahane den bahsedeceğim. Özellikle çocukluğu 80'ler ve 90'larda geçenler okurken büyük keyif alacağına eminim. Aslında ben daha çok 90'lar çocuğuyum; yani kitaptaki tabirle mavi önlüklü çocuklardık ancak 90'larda da 80'lerin izlerini görmek mümkün. 80'ler için anlatılan pek çok şey 90'lar için de geçerli. Kitapta 80'li yıllar her yönüyle anlatılmış; siyaset, spor, magazin, sinema, çizgi filmler, müzik... Aklınıza gelebilecek herşeyi bir bir not almış yazar . Bence bu tatlı kitap bir nevi anı kitabı gibi kitaplikta olmalı. Ne demişler "söz uçar yazı kalır" 80'lere dair ne varsa yazıya dökmüş yazar muharremkasitoglu. Belki de bugünün çocukları da bir 20 yıl sonra bugünleri anlata anlata bitiremeycekler; bizim çocukluğumuzda... diye başlayan cümleler kuracaklar. Ne demişti Bukowski:"İnsan, geçmişin hasretçisi, geleceğin ozlemcisi, yaşadığı anın şikayetçisidir."diye cok doğru. Ancak ben yine o yıllar başkaydı yaa demek istiyorum. Teknolojinin hayatlarimizin içine bu kadar yerleşmedigi samimi yıllardı... Kitabın yanında bir de not defteri var, sanırım o yıllardan aklımızda kalanları not edelim diye. Tabi ben bu tatlı not defterine birşey yazmaya kıyamadım.☺ (Safiyeninkitapları)

60'lar Hikaye, 70'ler Terane, 80'ler Şahane PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Muharrem Kaşıtoğlu - 60'lar Hikaye, 70'ler Terane, 80'ler Şahane kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de 60'lar Hikaye, 70'ler Terane, 80'ler Şahane PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Muharrem Kaşıtoğlu Kimdir?

--reklam--

Muharrem Kaşıtoğlu Kitapları - Eserleri

  • 60'lar Hikaye, 70'ler Terane, 80'ler Şahane
  • Beykoz Masalı
  • Beyoğlu Masalı
  • Eyüpsultan Masalı
  • Fatih Masalı
  • Üsküdar Masalı
  • Beşiktaş Masalı
  • 60'lı Yıllar Hikaye, 70'li Yıllar Terane, 80'li Yıllar Şahane
  • Yazmış Bulunduk

--reklam--

Muharrem Kaşıtoğlu Alıntıları - Sözleri

  • Kurtuluş savaşı destanının başyazıcıları Kastamonu kadınları çıkar sahneye. Oluşturulan her kağnı kolunun başında genç ya da yaşlı Kastamonu kadınları vardır. Erkek yokluğunda harmanı da alan, askeri de doyuran, çocuğunu da büyüten kadınlar kendilerini daha da büyüterek Mehmetlere silah ve mermi yetiştirme işini de üstlerine aldılar. (Yazmış Bulunduk)
  • "Çünkü burası Bizans'ın ve Osmanlı'nın hem yönetim hem de dini merkezi. Bak işte, Topkapı Sarayı ve Ayasofya tüm yapılaşma bu merkezler etrafında şekillendiği için bu kadar çok tarihi yapı var." (Fatih Masalı)
  • "Güzel olmak pek önemli değil; önemli olan güçlü olsun ve kendisine iyi bir yol çizsin." (Eyüpsultan Masalı)
  • Çünkü burası Bizans'ın ve Osmanlı'nın hem yönetim hem de dini merkezi. Bak işte, Topkapı Sarayı ve Ayasofya tüm yapılaşma bu merkezler etrafında şekillendiği için bu kadar çok tarihi yapı var. (Fatih Masalı)
  • Leblebi Tozu Güzeldi leblebi tozu... Manyakçaydı evet, tehlikeliydi evet, ama güzeldi işte! Aslında ya sarı tozlar güzeldi ya da çocukluğumuz onu güzel kılıyordu. Hangisi olduğununa karar vermek çok zor... Öyle ya da böyle bayıla bayıla yerdik. Kaç defa boğazımıza kaçarak ölme tehlikesi geçirdik kimbilir... Birçok çocuk, leblebi tozu yerken ölümden dönmüştür. Amma çok eğlenceliydi işte, gerisi hikaye!... (60'lar Hikaye, 70'ler Terane, 80'ler Şahane)
  • Yaka olayı ise ayrı bir dertti. Önceleri sert, karton gibi olan yakalardan kullanmıştık. Boynumuzu keser, kıpkırmızı iz yapardı. Sonraları kumaştan ve hatta dantelli olanları çıktı da rahatladık. Tahtayı sildiğimiz zaman önlüklerimiz tebeşir tozuna bulandırdı. Teneffüste yakalamaç oynarken erkeklerin önlüklerinin arkasındaki kuşakları çekince kopardı. Bu oyunlar sırasında yakalığın biri kurtulur ve yakalık, tek düğmeyle tutuşu halde öylece sarkardı. (60'lar Hikaye, 70'ler Terane, 80'ler Şahane)
  • "Bir birlik abidesi olan bahtsız Dalton ailesini de unutmamak lazım! O sürekli bağırıp çağıran ve sinirli Co'ya sürekli kızsak da, Avarel'in insanı çileden çıkartan salaklıklarına karşın bazen de hak veresimiz gelirdi." (60'lar Hikaye, 70'ler Terane, 80'ler Şahane)
  • "Bu duruma alışmalısın, insanlardan bazıları ne yazık ki karşısındakine saygı göstermez. Bunun bizimle ne alakası var diye düşünme, kendi cinsine bile saygı göstermeyen, bunlar gibi insanlar, farklı bir cinsten olan canlıya yani bize hiç saygı göstermez. İşte onlardan kendini korumalısın ufaklık." (Beyoğlu Masalı)
  • "Güzel olmak pek önemli değil; önemli olan güçlü olsun ve kendisine iyi bir yol çizsin." (Eyüpsultan Masalı)
  • İşte, ilk gençlik yılları 80' kere gelenlerin büyük kısmının takıntılarından biri: asidci misin, metalci mi?.. Bu söylem o dönemde o kadar çok kişiyi etkisi altına almıştı ki, günümüzde asidcilik kalmadı belki ama bu defa da repçilik ve metalcilik arasındaki çekişme devam ediyor. (60'lar Hikaye, 70'ler Terane, 80'ler Şahane)
  • "dünyanın en güzel şehri İstanbul, İstanbul'un en güzel yeri Beykoz, Beykoz'un en güzel yeri benim yalımın olduğu yerdir." Ahmet Mithat Efendi (Beykoz Masalı)
  • Sultan Abdülmecit, Beşiktaş Saray Sahili inşası sırasında, "Kötülük ve çirkinlikler burada yasaktır, burada sadece güzel olan şeyler bulunsun," demiş. (Beşiktaş Masalı)
  • İlhan İrem İşte, bir başka efsane daha! 70'li yıllardan 80'li yıllara gelen ve gerçek anlamda bir efsane olan o romantik adam! ..... Şarkılarının yüzde doksanı klasik olmuş nadir bestecilerden biridir. Çünkü aradan 30 yıllık bir süre geçmesine rağmen hala dillerdedir. (60'lar Hikaye, 70'ler Terane, 80'ler Şahane)
  • Kendi yastıklarına gölge salmasın Çocuklarının öpüşleri onlara anlat Onlara anlat yağmur karşılıklı yağar Ruhların içindeki müzikle karşılıklı Kapalı çarşı içinde bir sigara Bir keman kılıfı senin saçlarına sürünen yağ Onlara anlat kadınların gözlerinin içinden geçer Kapalı Çarşı ve Kapalı Çarşı’yı götüren saat Bir inci gerdanlık dumanları içinde kapkara Anlamağa başladığı ağır ve çekilmez kelimeler içinde dağ Senin resmin ince gerdanlığın siyah parlaklığı içinde ışıklı Işıklı ışıksız yandan ve önden ışıksız arkadan ve içten ışıklı Onlara anlat ki insan kelimelerden ve şiirden yaratılmadı Tüyler içinde gelen yeni dünya Bir sandalye kadar hür olduğu gün Sen cuma gününün hürriyet kadar kutsal olduğunu onlara anlat Benim aynamı küçültüp büyülten onlar Benim aynamı aynalıktan çıkaran Kapalı çarşılar içinde fikre ve gerçeğe Neler neler etti anlarsın onlar Şemsiyeler gibi Felaketlerin en şakacısına açılıveren onlar Kendi yastıklarına düşmesin Dostlarının kadınları üstündeki gölgesi onlara anlat Kapalı çarşılar içinde Aslanların ağaç kabuğuna yazdığı şiir Kapalı çarşı içerisinde Açık ve keskin yumuşak ve güzel Kur'an sesleri Kapalı çarşı içinde kapalı rüya çarşıları Kapalı çarşı içinde öfke ve af çarşıları Kapalı Çarşı’ya gittiğin zaman Bir yangın sonrasının gazetelerini okudun Bir gazete uzun ve kul olmuş bir gazeteydi Kapalı Çarşı Mavi gözlü bir gazete Kapalı Çarşı içinde bulutların en senin olanı Sen bana kapalı çarşı Şüphesiz o kadar satılan ve alınanlar var ki Şüphesiz bir harita kırığı Bir yapma deniz parçasıyla kapalı Kapalı Çarşı Sen kapalı çarşılar üstüne yağmur yağanı Yağmurun iyi ve doğru yağmadığını onlara anlat Sezai KARAKOÇ (Fatih Masalı)
  • Üsküdar... Üsküdar, bir saraylar semtidir, yalılarla incilenmiş hem de. (Üsküdar Masalı)
  • Kabakanat: "İnsanlar son derece hayvanseverdir fakat bazen böyle birkaç kötü ruhlu insan da çıkmıyor değil. Ama bunlara bakarak insanların tamamını acımasız görmek olmaz." (Üsküdar Masalı)
  • "Türkler, ince ruhlu insanlardır sevgili güvercinler... Ataları, ince duygularının ve sanat zevklerinin nişanesi olarak sadece kuş evleri, kuş sarayları yapmakla kalmamış; leylek, kürt, tilki, ayı, geyik gibi evcil olmayan diğer hayvanlar için de vakıflar ve hastaneler kurmuşlardır. Öyle ki, soğuk kış günlerinde bu yabani hayvanların aç kalmamaları için kae tipi demeden ıssız dağ başlarında yiyecek bırakmışlardır. Hatta dünyadaki ilk hayvan hastanesini; göç edemeyen, yaralanan veya hasta leylekleri tedavi etmek için Bursa'da Gurabahane-i Laklakan adıyla Türkler açmıştır." (Üsküdar Masalı)
  • "Akkanat, 'Aşağının görüntüsü ne kadar kötü, görüyor musunuz? İnsanlar yuvalarını - ki onlar ev diyorlar- birbirlerinin üstüne yapmışlar sanki. Neredeyse hiç yeşillik yok sokaklarda. Doğayı, ağacı, çiçeği bilmeyen çocuklar nasıl öğrenecek bunları burada? diye kendi kendine söyleniyordu." (Üsküdar Masalı)
  • Karabaş onlar bizi burda istemiyorlar demek ki. Yoksa bir canlı bir canlının hayatına son verebilir mi? Bir canlı neden bu kadar acımasız olur , hala anlamış değilim (Beyoğlu Masalı)
  • Havsalam almıyordu bu hazin hali önce Ah, ey zavallı cami, seni böyle görünce Dertli bir çocuk gibi imanıma bağlandım; Allahımın ismini daha çok candan andım. Ne kadar yabancısın böyle sokaklarda sen! Böyle sokaklarda ki, anası can verirken, Işıklı kahvelerde kendi öz evladı var... Böyle sokaklarda ki, çamurlu kaldırımlar, En kirlenmiş bayrağın taşıyor gölgesini, Üstünde orospular yükseltiyor sesini. Burda bütün gözleri bir siyah el bağlıyor, Yalnız senin göğsünde büyük ruhun ağlıyor. Kendi elemim gibi anlıyorum ben bunu, Anlıyorum bu yerde azap çeken ruhunu Bu imansız muhitte öyle yalnızsın ki sen Bir teselli bulurdun ruhumu görebilsen! Ey bu caminin ruhu: Bize mucize göster Mukaddes huzurunda el bağlamayan bu yer Bir gün harap olmazsa Türkün kılıç kınıyla, Baştan başa tutuşsun göklerin yangınıyla! (Beyoğlu Masalı)