Kitap Künyesi
Yazar: Ömer Faruk Dönmez
Yayın Evi: İz Yayıncılık
İSBN: 9789753559966
Sayfa Sayısı: 456
--reklam--
Ab-ı Hayat 2 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Edebiyatımızdaki sohbet geleneğinin bir tür devamı olarak, yazar, üstadının meclislerinde almış olduğu notları, okurlarıyla paylaşıyor. Modern zamanlarda yaşayan bir ârifin; bakış, görüş, duyuş ve anlayış biçimi, farklı kitaplarından tanıdığımız Ömer Faruk Dönmez’in kalemiyle, okuyucunun zihin dünyasına sunuluyor. Yitirdiğimiz hikmetin izinde yapılan bu esrarlı yolculuğun, muhatabın sadece zihninde değil, gönlünde de derin etkiler bırakacağını söylemek gerek. Kitap, 2014 yılında yayınlanan ilk eserin devamı mahiyetinde...
--reklam--
Ab-ı Hayat 2 Alıntıları - Sözleri
- . Aşk ; mazlumu, masumu, mağduru tutmak, sahipsize sahip çıkmaktır, düşmüşü kaldırmak, kuyudan çıkarmak, karanlıktan kurtarmak, ona elini uzatmaktır. . .
- . İyi insanlar genelde yorgun olur. . .
- ... başkasının yaptığı yanlış, senin yanlışını temize çıkarır mı...
- Ekmeği bulamama telaşı, elbiseyi kaybetme korkusu, canları, ekmeğe elbiseye hizmetçi yaptı, köle yaptı, esir etti; halbuki ekmeğin canları hizmet etmesi gerekirdi, elbisenin canlara hizmet etmesi gerekirdi.
- . Normal olmayanı normal kabul ettikçe, kişi kendi meşruiyetini kaybeder. . .
- . Sev ki o da kurtulsun. . .
- Bir de, iyi olmak yorar, iyilik ağır bir yüktür, iyiliği taşımak yorar, o yüzden iyi insanlar genelde yorgun olur...
- Hakikatten kopma diyoruz ama,kendine de fazla yüklenme,hakikat devamlı düşünülmez,ağır gelir,beden bir binektir,yeri geldi mi uyuyacaksın,huzur uykudur,yeri geldi mi güleceksin,yiyeceksin,gezeceksin,hakikat devamlı düşünülmez,akıl gönül bunu kaldırmaz,bazı şeyleri gönülde tutacaksın,bedeni dinlendireceksin,sebeplerle oyalayacaksın,devamlı mücadele yapılmaz,yakar,sonra azmin gider,bazen dinlenmek gerekir.
- "Kişi, olduğu gibi kalmaya mecbur değildir, isterse değişebilir. Değişmez denseydi içinde oldu şartıların mahkûmu söylenmiş olurdu. Şartların mahkûmu olan,hür değildir. Hür olmayana, sorumluluk yüklenmez. Halbuki insana sorumluluk yüklenmiştir. Demek ki istersen değişebilir. Değişmez denseydi mücadelenin bir anlamı kalmazdı."
--reklam--
Ab-ı Hayat 2 İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ab-ı Hayat 2..: Ömer Faruk Dönmez'in kendi kitabı değil şeyhinden aldığı notlar. Vurgular çok bariz. Genel kavramlar ölçü, adalet, aramak, mazluma sahip çıkmak, zalime karşı olmak, hor gözle bakma kötüyse neden kötü diye sorgula. Şöyle yapabilirsiniz bu kitabı alıp haftalık veya aylık bir bölüm okuyarak manevi bir kalkan olarak kullanabilirsiniz... (Ahmet Mücahit)
Kitap hakkında ne düşündüğümü bilmiyorum desem yeridir. Hep aynı kavramlar, aynı mesaj fakat farklı cümleler ; ölçü,merhamet,sevgi diye bas bas bağırıyor kitap. Aslında çok çok güzel bölümler okudum, hele ilk kitapta onlarca altını çizdiğim yer var fakat sıkılmadan okudum diyemeyeceğim maalesef. Bir Şeyh yahut Bilgin'in sohbetlerinden derlenmiş ve bölüm bölüm yazılmış bir kitap, açıkçası kurgu olduğunu düşünmemek elde değil. Eğer öyle değilse zaten, bunca sözü söyleyen, bunca güzel düşünce ve hoşgörüyü içinde barındıran insanı gerçekten tanımak isterim. İyi okumalar :) (Sadâ)
--reklam--
Ab-ı Hayat 2 PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ömer Faruk Dönmez - Ab-ı Hayat 2 kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ab-ı Hayat 2 PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ömer Faruk Dönmez Kimdir?
1976 yılında Adana’da doğdu. 1997’de Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi.
Yazılarını Türk Edebiyatı, Çınar, Atlılar, Huruç, Ay Vakti, Hece, Hece Öykü, Cafcaf, İhtiyar, Fayrap ve Müdahale dergilerinde yayımladı
--reklam--
Ömer Faruk Dönmez Kitapları - Eserleri
- Hamza
- Bir Kitap Bir Balta
- Bir Yobazın Günlüğü
- Dervişan
- Ölü Bir Yazarın Anlattıkları
- Hep Aynı Hikaye
- Ab-ı Hayat
- Paradigma Sonsuzluk
- Ab-ı Hayat 2
- Yolcu ve Burjuva
--reklam--
Ömer Faruk Dönmez Alıntıları - Sözleri
- Ulan ne iş be. Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştayım ve dershaneye gidiyorum. (Hamza)
- İfade edilmeyen bir düşünce,hiç düşünülmemiş gibidir.. (Hep Aynı Hikaye)
- "Hayatın hakkını vermeden yaşayanın, varlığı haramdır." (Ab-ı Hayat)
- İçindeki eğrilikle uğraş. (Ab-ı Hayat)
- Hukuk bir ahlaka dayanmıyorsa, yasalar gevezeliktir. (Dervişan)
- Dağ dağa kavuşmuştu fakat insan insanı anlamamıştı... (Bir Kitap Bir Balta)
- Beni geçelim azizim. Uzun mevzuyum. Anlatmakla bitmem ki. (Bir Yobazın Günlüğü)
- İlginçtir; Yusuf aleyhisselam bir kadının şerrinden kurtulmak için senelerce hapiste kalmayı göze almış; torunu Musa aleyhisselam ise bir kadına ulaşabilmek için senelerce işçilik / çobanlık yapmıştır. Demek ki kadın vardır, yüzünü görmektense zindana girmek evlâdır; kadın vardır, ona ulaşmak için uğrunda yıllarca çalışılsa sezâdır. (Ölü Bir Yazarın Anlattıkları)
- Yolcu bu dünyaya sırnaşmayan ve yerleşmeyen onurlu insandır.. (Yolcu ve Burjuva)
- Ruhu örseleyen yıpratan yoran parçalayan tüketen iki şey var: arzular ve korkular. (Yolcu ve Burjuva)
- Modern edebiyat hikmete hakka hakikate iyiye bünyesinde yer veremiyor metinden bir ders ve ibret almayı bir hisse ve nasihat çıkarmayı asla istemiyor çünkü tam da bunları reddetmekle varlık buldu biz dertli yazarlar da hikmeti hakkı hakikati iyiyi güzeli anlatmak istediğimizde modern edebiyatın bu gizli ve otoriter tehdidiyle ve reddiyle baş etmek zorunda kalıyoruz Sanatta mesaj olur mu diyenler işte bu tezgaha düşenlerdir. Bir meselesi olmayan bu kadar geveze işte bu yüzden piyasaya doldurmuştur. (Yolcu ve Burjuva)
- Bir mutluluk bazen nasıl da bir tek cümleyle yıkılabiliyor... (Hep Aynı Hikaye)
- “Mevla görelim neyler/ Neylerse güzel eyler” (Ölü Bir Yazarın Anlattıkları)
- Edeb başka şey azizim; kitaptan okumakla öğrenilmiyor. (Dervişan)
- Her şeyi yanlış anlıyorlar. Aptal oldukları için mi? Bilmiyorum. Kafaları az çok çalışıyor. Fakat kalpleri? Kalpleri? Bir kalpleri var mı ki dersin canımın içi? (Bir Yobazın Günlüğü)
- Gönlünü her gün tazelendireceksin; ‘ölümlü dünya’ diyeceksin, hepsini senin mülküne verseler ne olur, bir gün gelecek öleceksin: bu vaaz gönlü tazelendirir. (Ab-ı Hayat)
- yani mensubiyetin değil samimiyetin belirleyici olduğunu yani insanları iddialarına göre değil ahlâklarına göre tanımlamak gerektiğini evet zaman içinde daha iyi anladım ve ilginçtir anneden babadan tevarüs edilmiş hocadan ezberlenmiş din sadece mensubiyet doğuruyor oysa varlık nedir var eden kimdir gayesi nedir diyerek bedeli ödenmiş emek verilmiş din samimiyet doğuruyor bu denklem tersten de kurulabilir yani mensubiyet sadece tevarüs edilmiş ve ezberlenmiş biçimi üretirken samimiyet bedeli ödenmiş emek verilmiş bir inanma biçimi üretiyor (Paradigma Sonsuzluk)
- Zamanın birinde bir memlekette, ağzından küfür eksik olmayan bir adam yaşarmış. Nerde hoşuna gitmeyen bir durum görse basarmış küfrü. Memleketin en küfürbaz adamı olarak nam salmış tabi. Herif bu kötü namından rahatsızlık duymaya başlamış; fakat küfretme alışkanlığından da bir türlü vazgeçemiyormuş. Gitmiş bir tekkeye. Şeyh efendiden derdine bir çare dilemiş. Şeyh buna bir avuç bakla vermiş. Al bunları demiş, birini ağzına koy, tam küfredeceğin zaman bakla diline değer; küfretmemen gerektiğini hatırlayıp, kendine hâkim olursun. Bizim adam uygulamaya başlamış. İşe yarıyormuş da. Neyse bir gün yine bu şeyhle bizimki gezerlerken müthiş bir yağmur başlamış. Acayip ıslanmışlar. Tam tekkeye doğru koşarlarken bir evin penceresinden bir kadıncağız seslenmesin mi: "Hocaefendi bir bakıver!" Ulan koskoca keramet sahibi şeyh, yağmur yağıyor diye halkın talebini geri mi çevirecek: durmuşlar tabi. Ama yağmur nasıl yağıyor! Penceredeki kadın kaybolmuş, bizimkiler de kapıyı açmaya geliyor sanıp beklemişler. Neyse, 5 dakika sonra kadın bir daha belirmiş pencerede: "Biraz bekleyiver hocaefendi!" Haydaaa! Ulan yağmur sırılsıklam etmiş bunları, kadın bekletiyor, bizim küfürbaz homurdanmaya başlamış tabi. Şeyh de 'ya sabır' çekmeye koyulmuş. Kadın birazdan tekrar görünmüş pencerede, "Tamam hocaefendi gidebilirsiniz." demiş. Hayda ki haydaaa! "İyi de hanım, bizi niye beklettin boş yere şu yağmurun altında?" diye kızmış şeyh. "Yok." demiş kadın gülümseyerek, "Boş yere bekletir miyim hiç hocaefendi; bizim tavuklar kuluçkada. Yumurtayı tavuğun altına koyarken kapıdan bir şeyh geçerse, yumurtadan horoz çıkar derler, o yüzden beklettim sizi." İyi mi. Dangalaklığın bu kadarına artık dayanamayan şeyh, bizimkine dönmüş, "Ulan arkadaş demiş, çıkar ağzından baklayı!" Hah ha. (Bir Yobazın Günlüğü)
- Emperyalistlerin en çok korktukları şey, “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusuna “Şehit olacağım!” cevabını veren bir neslin yetişmesidir. (Hamza)
- Mülk kimindir Tasarruf hakkı kime aittir O'nun adaletine mi güvenmiyorsun merhametine mi İlmine mi inanmıyorsun hikmetine mi Geç yunus endişeden.. (Yolcu ve Burjuva)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin