Kitap Künyesi

Yazar: Ömer Faruk Dönmez

Yayın Evi: İz

İSBN: 9789753559966

Sayfa Sayısı: 456

--reklam--

Ab-ı Hayat Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Edebiyatımızdaki sohbet geleneğinin bir tür devamı olarak, yazar, üstadının meclislerinde almış olduğu notları, okurlarıyla paylaşıyor. Modern zamanlarda yaşayan bir ârifin; bakış, görüş, duyuş ve anlayış biçimi, farklı kitaplarından tanıdığımız Ömer Faruk Dönmez'in kalemiyle, okuyucunun zihin dünyasına sunuluyor. Yitirdiğimiz hikmetin izinde yapılan bu esrarlı yolculuğun, muhatabın sadece zihninde değil, gönlünde de derin etkiler bırakacağını söylemek gerek. 

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Ab-ı Hayat Alıntıları - Sözleri

  • Güvence, Muhammed Mustafa’ya yakın olmaktadır.
  • Ham meyve, dişi incitir; ham ruh, gönlü incitir.
  • … gücün yetiyorsa, yiğitsen, kendinle mücadele et. Başkasına ahkâm kesmek kolaydır, yiğitsen kendine ahkâm kes.
  • “Bak şimdi, dil de bir silahtır. Yanlış kullanırsan insanları öldürürsün, ruhlarını yaralarsın, sakat bırakırsın.”
  • Bedeni öldürene kâtil deniyor da, gönlü öldürene neden kâtil denmiyor? Kötülüğe sebebiyet veren her çirkinlik, sıkılan bir kurşundur; gönlü öldürür. Özünde ya hayatı taşırsın ya ölümü.
  • İnsan, ruhunun çekmecelerini her zaman kontrol etmeli.
  • "Hayatın hakkını vermeden yaşayanın, varlığı haramdır."
  • Gönlünü her gün tazelendireceksin; ‘ölümlü dünya’ diyeceksin, hepsini senin mülküne verseler ne olur, bir gün gelecek öleceksin: bu vaaz gönlü tazelendirir.
  • İçindeki eğrilikle uğraş.

--reklam--

Ab-ı Hayat İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kitap çok güzel anlamadığım hiç bir konu olmuyor. Zaten konu konu ilerliyor ve onu o kadar içini deşerek anlatıyor ki zor anlayan, ya da anlamak istemeyen biri olsa bile anlatılan şeyi kolaylıkla örnekleri sayesinde anlayabiliyor ve sürükleyici bir kitap tavsiye ederim:) (Bilge)

Ömer Faruk abimizi Dervişhan kitabıyla tanımıştım ve favori yazarlarımdan oldu diğer kitaplarını da ısrarla tavsiye ederim. Modernizme çok tatlı üslup ile giydiren bir abimiz. Bu kitabı ele alıcak olursak kitap kahramanımızın bir üstad ile, gönül ehli bir zâtı şerif ile tanışıp çeşitli konulardan, çeşitli nasihatler dinlemesini anlatmakta. Çok güzel içeriklere vakıf kitap. (samet kara)

İki ciltten oluşan, gerek hacmiyle gerek içerdiği bilgilerle kıymet atfettigim eserin birinci cildi nihayet bitti. Ömer Faruk Dönmez'in bir Üstad'ın sohbet meclisine katılması ve bu mecliste dinlediği bilgileri not etmesi bu kitabın oluşum sebebi aslında. Kitapta bu sohbetler kırk meclise ayrılarak anlatılmış. Her mecliste sıkça hak, adalet, anlayış, merhamet, idrak, irade gibi kavramlardan söz edilmiş. Bir Müslüman'in yaşadığı ömrü hakiki değerler çercevesinde sürdürmesi ve sadece kendini değil başkalarını da kurtarmayı amaçlaması meclislerin özünü teşkil ediyor. Bu değerler hatırlatılırken çok güzel ve etkileyici örneklere yer verilmiş kitapta. İnsan okudukça susuzluğu artıyor ve nefis muhasebesi yapıyor. Ayrıca 3 kişi arasında yapılan bu sohbetlerde Harun isimli karakterin pek çok alana ve kişiye dair verdiği bilgiler enfes. Kitabın fikri olgunlugunu çok begendim. Sıklıkla tekrara düşülmesi okurken yer yer sıkılmama sebep oldu. Bunun yanı sıra kitapta yer alan ayetlerin hicbirinin Türkçesi'nin verilmemiş olması da eksik bir yön. Yine de bu olumsuzluk kitabın güzelliğinin önüne geçmedi benim için. Kendini sorgulamak, Müslüman kimliğinin gereklerini hatırlamak, hayatın amacını kavramak isteyenler için hikmetlerle dolu bir eser. (Şeyma Öztürk)

--reklam--

Ab-ı Hayat PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Ömer Faruk Dönmez - Ab-ı Hayat kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ab-ı Hayat PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Ömer Faruk Dönmez Kimdir?

1976 yılında Adana’da doğdu. 1997’de Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi.

Yazılarını Türk Edebiyatı, Çınar, Atlılar, Huruç, Ay Vakti, Hece, Hece Öykü, Cafcaf, İhtiyar, Fayrap ve Müdahale dergilerinde yayımladı

--reklam--

Ömer Faruk Dönmez Kitapları - Eserleri

  • Hamza
  • Bir Kitap Bir Balta
  • Bir Yobazın Günlüğü
  • Dervişan
  • Ölü Bir Yazarın Anlattıkları
  • Hep Aynı Hikaye
  • Ab-ı Hayat
  • Paradigma Sonsuzluk
  • Ab-ı Hayat 2
  • Yolcu ve Burjuva

--reklam--

Ömer Faruk Dönmez Alıntıları - Sözleri

  • Ulan ne iş be. Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştayım ve dershaneye gidiyorum. (Hamza)
  • İfade edilmeyen bir düşünce,hiç düşünülmemiş gibidir.. (Hep Aynı Hikaye)
  • "Hayatın hakkını vermeden yaşayanın, varlığı haramdır." (Ab-ı Hayat)
  • İçindeki eğrilikle uğraş. (Ab-ı Hayat)
  • Hukuk bir ahlaka dayanmıyorsa, yasalar gevezeliktir. (Dervişan)
  • Dağ dağa kavuşmuştu fakat insan insanı anlamamıştı... (Bir Kitap Bir Balta)
  • Beni geçelim azizim. Uzun mevzuyum. Anlatmakla bitmem ki. (Bir Yobazın Günlüğü)
  • İlginçtir; Yusuf aleyhisselam bir kadının şerrinden kurtulmak için senelerce hapiste kalmayı göze almış; torunu Musa aleyhisselam ise bir kadına ulaşabilmek için senelerce işçilik / çobanlık yapmıştır. Demek ki kadın vardır, yüzünü görmektense zindana girmek evlâdır; kadın vardır, ona ulaşmak için uğrunda yıllarca çalışılsa sezâdır. (Ölü Bir Yazarın Anlattıkları)
  • Yolcu bu dünyaya sırnaşmayan ve yerleşmeyen onurlu insandır.. (Yolcu ve Burjuva)
  • Ruhu örseleyen yıpratan yoran parçalayan tüketen iki şey var: arzular ve korkular. (Yolcu ve Burjuva)
  • Modern edebiyat hikmete hakka hakikate iyiye bünyesinde yer veremiyor metinden bir ders ve ibret almayı bir hisse ve nasihat çıkarmayı asla istemiyor çünkü tam da bunları reddetmekle varlık buldu biz dertli yazarlar da hikmeti hakkı hakikati iyiyi güzeli anlatmak istediğimizde modern edebiyatın bu gizli ve otoriter tehdidiyle ve reddiyle baş etmek zorunda kalıyoruz Sanatta mesaj olur mu diyenler işte bu tezgaha düşenlerdir. Bir meselesi olmayan bu kadar geveze işte bu yüzden piyasaya doldurmuştur. (Yolcu ve Burjuva)
  • Bir mutluluk bazen nasıl da bir tek cümleyle yıkılabiliyor... (Hep Aynı Hikaye)
  • “Mevla görelim neyler/ Neylerse güzel eyler” (Ölü Bir Yazarın Anlattıkları)
  • Edeb başka şey azizim; kitaptan okumakla öğrenilmiyor. (Dervişan)
  • Her şeyi yanlış anlıyorlar. Aptal oldukları için mi? Bilmi­yorum. Kafaları az çok çalışıyor. Fakat kalpleri? Kalpleri? Bir kalpleri var mı ki dersin canımın içi? (Bir Yobazın Günlüğü)
  • Gönlünü her gün tazelendireceksin; ‘ölümlü dünya’ diyeceksin, hepsini senin mülküne verseler ne olur, bir gün gelecek öleceksin: bu vaaz gönlü tazelendirir. (Ab-ı Hayat)
  • yani mensubiyetin değil samimiyetin belirleyici olduğunu yani insanları iddialarına göre değil ahlâklarına göre tanımlamak gerektiğini evet zaman içinde daha iyi anladım ve ilginçtir anneden babadan tevarüs edilmiş hocadan ezberlenmiş din sadece mensubiyet doğuruyor oysa varlık nedir var eden kimdir gayesi nedir diyerek bedeli ödenmiş emek verilmiş din samimiyet doğuruyor bu denklem tersten de kurulabilir yani mensubiyet sadece tevarüs edilmiş ve ezberlenmiş biçimi üretirken samimiyet bedeli ödenmiş emek verilmiş bir inanma biçimi üretiyor (Paradigma Sonsuzluk)
  • Zamanın birinde bir memlekette, ağzından küfür ek­sik olmayan bir adam yaşarmış. Nerde hoşuna gitmeyen bir durum görse basarmış küfrü. Memleketin en küfürbaz adamı olarak nam salmış tabi. Herif bu kötü namından rahatsız­lık duymaya başlamış; fakat küfretme alışkanlığından da bir türlü vazgeçemiyormuş. Gitmiş bir tekkeye. Şeyh efen­diden derdine bir çare dilemiş. Şeyh buna bir avuç bak­la vermiş. Al bunları demiş, birini ağzına koy, tam küfredeceğin zaman bakla diline değer; küfretmemen ge­rektiğini hatırlayıp, kendine hâkim olursun. Bizim adam uygulamaya başlamış. İşe yarıyormuş da. Neyse bir gün yine bu şeyhle bizimki gezerlerken müthiş bir yağmur başlamış. Acayip ıslanmışlar. Tam tekkeye doğru ko­şarlarken bir evin penceresinden bir kadıncağız seslen­mesin mi: "Hocaefendi bir bakıver!" Ulan koskoca ke­ramet sahibi şeyh, yağmur yağıyor diye halkın talebini geri mi çevirecek: durmuşlar tabi. Ama yağmur nasıl ya­ğıyor! Penceredeki kadın kaybolmuş, bizimkiler de ka­pıyı açmaya geliyor sanıp beklemişler. Neyse, 5 daki­ka sonra kadın bir daha belirmiş pencerede: "Biraz bekleyiver hocaefendi!" Haydaaa! Ulan yağmur sırılsıklam etmiş bunları, kadın bekletiyor, bizim küfürbaz homur­danmaya başlamış tabi. Şeyh de 'ya sabır' çekmeye ko­yulmuş. Kadın birazdan tekrar görünmüş pencerede, "Ta­mam hocaefendi gidebilirsiniz." demiş. Hayda ki haydaaa! "İyi de hanım, bizi niye beklettin boş yere şu yağ­murun altında?" diye kızmış şeyh. "Yok." demiş kadın gülümseyerek, "Boş yere bekletir miyim hiç hocaefendi; bizim tavuklar kuluçkada. Yumurtayı tavuğun altına ko­yarken kapıdan bir şeyh geçerse, yumurtadan horoz çı­kar derler, o yüzden beklettim sizi." İyi mi. Dangalaklı­ğın bu kadarına artık dayanamayan şeyh, bizimkine dön­müş, "Ulan arkadaş demiş, çıkar ağzından baklayı!" Hah ha. (Bir Yobazın Günlüğü)
  • Emperyalistlerin en çok korktukları şey, “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusuna “Şehit olacağım!” cevabını veren bir neslin yetişmesidir. (Hamza)
  • Mülk kimindir Tasarruf hakkı kime aittir O'nun adaletine mi güvenmiyorsun merhametine mi İlmine mi inanmıyorsun hikmetine mi Geç yunus endişeden.. (Yolcu ve Burjuva)