Kitap Künyesi
Yazar: Mustafa Armağan
Yayın Evi: Ketebe Yayınevi
İSBN: 9786058030008
Sayfa Sayısı: 128
Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Mustafa Armağan’ın titiz ve akıcı kaleminden Son Sultan’ın Kurtlarla Dansı... Kitabı okuyunca dansın bugün de devam ettiğini fark edeceksiniz... Sultan II. Abdülhamid 33 yıl boyunca etrafı “kurtlar”la çevrili bir gemiyi sağ salim sahile çıkarmanın mücadelesini verdi. Hasta Adam’ın mirasının paylaşılması 1850’lerde gündeme gelmişti. 1878’de Rusya karşısındaki kayıplar emperyalizmin iştahını kabartmıştı ve Türkiye’de darbe üstüne darbe yapılıyordu. Önce Sultan Abdülaziz’e yapıldı darbe, sonra V. Murad’a cinnet geçirtildi. Sanıldı ki, Osmanlı’nın kaderi pamuk ipliğine bağlı. Nitekim Sultan Abdülhamid tahta geçtiğinde İngiliz Dışişleri Bakanı, kendisini tehdit etmiş, ‘Ayağını denk alsın, ona da öncekilere yaptığımızı yaparız’ demişti. Çöküş için gün sayılırken, bu 34 yaşındaki adam, 30 yılını adayacağı bir destanın düğmesine basıyordu. Elinizdeki kitap, bugüne kadar 400 bini aşkın okura ulaşan Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı’ndan gençler için seçilmiş bölümleri içermektedir. Kitabın bu haliyle de siz gençler tarafından beğenileceğini umuyoruz.
Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı Alıntıları - Sözleri
- Gladstone denilen İslam düşmanı İngiliz Başvekili "Müslümanların elinden Kur'an'ı almadıkça Avrupa'nın başı beladan kurtulmaz" demiş, biz de inadına evlatlarımıza ona dört elle sarılmayı öğretmeliyiz.
- Arkasına dönüp bakanı kör eden, Medusa'nın gözleri misin yoksa?
- Zira dönemin tam anlamıyla "kara kutu"suydu Sultan Abdülhamid. Kuyuyu açtırmak, kötüyü söyletmek anlamına gelecekti. Günün birinde mahkemeye çıkar da bir kere konuşmaya başlarsa, nice hürriyet kahramanı, oturdukları koltuklarından sapır sapır döküleyazacaklardı. Bu yüzden kendini savunma hakkı dahi vermediler devrik Sultan'a; üstelik bildiklerini kimseye anlatamasın diye de içine hapsettikleri Selanik'teki Alatini köşkünün kapısını üzerine sürgülediler. Başına bir tabur asker dikerek hem de..
- Bilecek'ten geçiyordum, gözlerim doldu. Gözlerime doldun. Gözlerim seninle doldu. Sen gözlerimden boşaldın.
- Bak a Osman Efendi biz Kur'an'a hürmet duydukça varız. Ötesi hikâye...//Sultan Abdülhamid
- "Sen düştün, ülke düştü." Öyle yazmıştı bağrı yanık bir kalem...
- Bizde Cumhuriyet, hâlâ, tarihine küsenlerin bir projesidir...// Doğan Özlem
- "Yatağından taşan bir nehre benziyoruz... Biz hiç de can çekişen bir millet değiliz. Canlı, kuvvetli bir milletiz. Bizi zinde tutabilecek yegane kuvvet, İslamiyet'tir."
- Mustafa Armağan'ın "Gençler için Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı" kitabından alıntılar; S15- Abdestsiz adım attığın görülmemiş. İnan, bundan adları gibi emindiler. Hatta yatağının baş ucunda hususi bir tuğla bulundururmuşsun Kerbela toprağından mamul. Abdestsiz yatağa girmediğin yetmezmiş gibi, sabah kalktığın vakit abdestsiz yere basmamak için önce bu tuğla ile teyemmüm edip ondan sonra gidermişsin lavaboya. S 17- Beni evhamlı sanıyorlardı... Hayır! Ben, sadece gafil değildim, o kadar! Sultan II. Abdülhamid S 95- Anlayacağınız, çobanların dahi okullu olmasının arzulandığı bir dönemdir Sultan II. Abdülhamid'in iktidar yılları. S 119- Cenab-ı Allah'ın huzuruna çıkacağım vakit temiz bir yüze sahip olarak çıkmaktan büyük emelim yoktur. Sultan II. Abdülhamid S 123- Nüfus azaltan değil, arttıran Sultan. ... Biz hiç de can çekişen bir millet değiliz. Canlı, kuvvetli bir milletiz. Bizi zinde tutabilecek yegâne kuvvet, İslamiyet'tir.
- Aslında Çanakkale savaşları anlatılırken Sultan Abdülhamid'in atlanmakta olması feci bir hatadır. Neden mi? Hem bizzat onun açtırdığı okullarda yetişen bir neslin mücadelesi olması (çünkü bu direniş ruhunu o okullarda edinmişlerdi), hem de bizzat onun silahlarını kullanmış olmaları yüzünden. Tabii bir de Beylerbeyi Sarayı'ndaki sürgününde Buhari-i Şerif okuyup Fatihalarını Çanakkale semalarına doğru üflemesinden..
- Osmanlı olmaktan çıktıktan ve Aliya İzzetbegoviç'in dediği gibi "düşmanına benzedikten" sonra, sınırları korumanın da büyük bir önemi kalmayacaktı. Önemli olan "Ben buradayım" sinyalini -kendi kimliğini korumak şartıyla- hiç kesmeden verirken bütün bunları başarabilmekti..
- İngiltere en tehlikeli Avrupalı kuvvettir ve İngilizler çıkarlarına uygun gördüklerinde Osmanlı Devleti'ni parçalamakta bir dakika bile tereddüt etmeyeceklerdir..
- ..islam düşmanı İngiliz Başvekili Müslümanların elinden Kur'an'ı almadıkça Avrupa nın başı beladan kurtulmaz demiş .Biz de inadına evlatlarımıza ona dört elle sarılmayı öğretmeliyiz...
Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Tarihi, rakamlar ile donatıp bizi bezdirdiklerinden beri pek serindi aramız. Ara ara hafif kitaplar, seminerler ve ufak menkıbeler ile bağımı koparmamaya gayret ederim. Bu kitap aslında muhtasarca yazılmış bir risale. Yalnız içindeki dolu dolu bilgiler kendisine hayran bırakacak bir yaşamın içine itiyor sizi.. Evet dedemiz Abdülhamid Han’dan bahsediyor. Yeri geliyor bir piyes için ülkelere kafa tutup islamın onurunu diri tutuyor, Yeri geliyor Kuran’ı Kerim matbaasının temizliğinden her gün akacak su için yeni kanallar kazdırıyor, Yeri geliyor etrafındaki hainlerin idaresini, milletinin onu nasıl tutku ile sevdiğini yazıyor. Yeri geliyor zamanın şairi; “Sen değil nâşın hükümdar olsa elyâkdır bize Dönsün etsin taht-ı Osmâniye tâbûtun cülûs” yani Sultanın tabutu dahi yaşayanlardan daha iyi yönetirdi Devlet-i Aliyye-i Osmani’yi dedi hüzünle.. Son sözü الله olup 10 Şubat 1918 Pazar günü Hakkın rahmetine kavuştu.. Bizim tarikatımızın edeplerindendir Sultana dua etmek. Rabbim derecelerini âli edip,şefaatlerine nail eyleye آمين (Ranuna Ayaz)
Mustafa Armağan Hoca lise dönemimde tarih hocamın tavsiyesi ile okumaya başladığım kıymetli bir yazar.. Kendisini eseri ile ünlendiği Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı kitabı ile tanıdım. Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı'nın çıktığı ilk yıllarda tarih okumalarına epey ilginin arttığını hatırlıyorum. Okulda birçok öğrencinin elinde Mustafa Armağan'ın bu enfes eseri vardı. Hatta kütüphaneden bu kitabı temin etmekte epey bir zorlanmıştım. Yıl içinde baskı üstüne baskı yapmıştı Abdülhamid'n Kurtlarla Dansı.. Aslında benim gerçek tarih ile tanıştığım aynı zamanda Ulu Hakan'a hayranlık duymama vesile olan kitaptır Okuru zorlamayan üsluba sahiptir Armağan Hoca'nın kitapları, yalın ve akıcı. Vesikalara dayalı bilgilerin yer verildiği kitapta yer yer nüktelerde bulunuyor. Geçtiğimiz aylarda yayın hayatına giren "Gençler için Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı" tarih yayıncılığındaki ciddi bir boşluğu dolduracak niteliktedir. Orta okul-lise seviyesindeki öğrenciler rahatlıkla okuyabilirler. Tarih kitabı arayışındakilere tavsiye olunur (Afife)
Kitabın Yazarı Mustafa Armağan Kimdir?
Urfalı anne ve babanın çocuğu olarak Cizre'de doğdu (1961). İlk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1985 yılında mezun oldu. Fritjof Capra'dan yaptığı Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası adlı çevirisi ile Türkiye Yazarlar Birliği Tercüme Ödülü'nü (1989) ve Şehir ey Şehir adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Deneme Ödülü'nü (1997) aldı. Bir dönem (1995-1996) İzlenim ve Diyalog Avrasya (DA) dergilerini yönetti. 1995'ten beri Zaman gazetesinde yazıyor.
Yayınlanan eserleri: Gelenek (1992); Gelenek ve Modernlik Arasında (1995); Şehir Asla Unutmaz (1996); Şehir ey Şehir(1997); Bursa Şehrengizi (1998; 2. Baskı Osmanlı'yı Kuran Şehir: Bursa'ya Şehrengiz adıyla 2006); Alev ve Beton (2000),İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini (2003), İnsan Yüzlü Şehirler (2003), Kuğunun Son Şarkısı: St. Petersburg'da Zamanlar ve Mekanlar (2003); Osmanlı İnsanlığın Son Adası (2003); Osmanlı'nın Kayıp Atlası (2004); Kır Zincirlerinin Osmanlı (2004);Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler (2005); Ufukların Sultanı: Fatih Sultan Mehmed (2006).
Çevirileri: Seyyid Hüseyin Nasr'dan Molla Sadra ve İlahi Hikmet (1991); Fritjof Capra'dan Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası(1991); ve Yeni Bir Düşünce (1992); Muhammed Esed'den Sahih-i Buhari: İslam'ın İlk Yılları (2001)
Derlemeleri: İslam Bilimi Tartışmaları (1990); İstanbul Armağanı I: Fetih ve Fatih (1995); İstanbul Armağanı II: Boğaziçi Medeniyeti (1996); İstanbul Armağanı III: Gündelik Hayatın Renkleri (1997); İstanbul Armağanı IV: Lale Devri (2000);İslam'da Bilgi ve Felsefe (1997); İstanbul'da Semtler ve Hayatlar: Bir Semtini Sevmek (2001); Değişen Milliyetçilik: Tartışılan Sınırlar (2001); Cemil Meriç: Düşüncenin Gökkuşağı (2001); Osmanlı Geriledi mi? (2006).
Osmanlı: İnsanlığın Son Adası, Türkiye Yazarlar Birliği'nin 2003 yılı Fikir Ödülü'nü almıştır.
Mustafa Armağan Kitapları - Eserleri
- Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı
- Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 2
- Küller Altında Yakın Tarih
- Kızıl Pençe
- Avrupa'nın 50 Büyük Yalanı
- Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz
- Satılık İmparatorluk
- Yavuz Sultan Selim Han
- Ufukların Sultanı
- Yakın Tarihin Kara Delikleri
- Geri Gel Ey Osmanlı !
- Türkçe Ezan ve Menderes
- Cumhuriyet Efsaneleri
- Asım'ın Nesli
- Efsaneler ve Gerçekler
- Paşaların Hesaplaşması
- Osmanlı'nın Mahrem Tarihi
- Osmanlı - İnsanlığın Son Adası
- Kır Zincirlerini Osmanlı
- Büyük Osmanlı Projesi
- Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 3
- Tek Parti Devri
- Korku Duvarını Yıkmak
- Cemil Meriç'in Dünyası
- Fatih'in Rüyası
- Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler
- Ayasofya Entrikaları
- Gerçek Tarihin Peşinde
- Osmanlı Sultanları Albümü
- İnsan Yüzlü Şehirler
- Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı
- Kızıl Elma Peşinde Bir Ömür
- Osmanlı'yı Kuran Şehir - Bursa'ya Şehrengiz
- Cemil Meriç Konuşuyor
- Osmanlı'nın Kayıp Atlası
- Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak
- Gülün Fethi - Fatih Sultan Mehmed
- Bilinmeyen Yönleriyle İsmet İnönü Gerçeği
- Osmanlı'yı İmparatorluk Yapan Şehir İstanbul
- Petersburg'da Osmanlı İzleri
- Düşüncenin Gökkuşağı: Cemil Meriç
- Yakın Tarihte Efsaneler ve Gerçekler
- Gençler için Fatih Sultan Mehmed
- Tarihimizle Hesaplaşmak
- Gelenek ve Modernlik Arasında
- Osmanlı Geriledi mi?
- Şehir Asla Unutmaz
- Cemil Meriç
- İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini
- Haritalar Nasıl Yalan Söyler?
- Alev ve Beton
- Kuğunun Son Şarkısı
- Küller Altında Yakın Tarih Seti (6 kitap)
- Bursa'ya Ütopik Mektuplar
- İslâm'da Bilgi ve Felsefe
- Şehir Ey Şehir
- Ezan Şehidi Menderes
- İslam ve Bilim Tartışmaları
- Paşaların Hesaplaşması
Mustafa Armağan Alıntıları - Sözleri
- Erzurum kongresi'nden bir ay kadar önce toplanan bu ön kongreye sunulan raporda işlenenler sanki bugünden geçmişin dağlarına çarparak yargılanmış gibidir beraberce şunları okuyoruz: Türk Kürtsüz, Kürt Türksüz yaşayamaz. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de Türk ile Kürdün aynı tarih, aynı çıkar, aynı hayat sahibi olacaklarını kabul etmemek mümkün değildir. Bu kadar derin ve esaslı bağlarla birbirine bağlı bulunan Doğu vilayetleri Türk'ü ile Kürt'ünü ayırmak her ikisinede ölüm mahkum etmek demektir.Bugün gözümüzü açarak yaralarımızı öz elimizde sarmaya çalışır, dışarıdan gelen Kürtlük-Türklük gibi ayrıştırıcı telkinlere kulak asmazsak hem memleketimizi kurtarır, hem de herkesin mutluluğunu sağlayacak esasları hazırlarız. "Tarihi bir anda bulunuyoruz" diyen bu önemli rapor şu cümlelerle sürüyor: Duygusallığa kapılarak düşmanlarımıza hizmet etmekten sakınma görevi ile mükellefiz. Son fırsat elimizde.Bunu da kaybedersek tarihimizi aşağılanma ile kapamış ve Hazreti Kur'an'ı elimizle toprağa defnetmiş oluruz. Hakkımızda çevrilen entrikaları, düşünülen felaketleri sonuçsuz bırakmak yalnız bir şeye, Doğu vilayetleri Müslümanlarının İttihat (birlik) ve ittifakına bağlıdır. 95 yıl önce Erzurum'da söylenmesi gerekenler söylenmiş aslında.Aklın yolu birdir ne de olsa! Ve ah Erzurum kongresi, seni bir doğru okuyabilseydik! (Cumhuriyet Efsaneleri)
- Eşrefoğlu, al haberi, bahçe biziz, gül bizdendir. Biz Şah-ı Merdan kuluyuz, yetmiş iki dil bizdedir. (Gülün Fethi - Fatih Sultan Mehmed)
- İslam Bilimi diğer bilgi sistemlerinden farklı olarak siyasî ve iktisadî egemenlik için yüce kelamın (logos) rakipleri tarafından şımartılan bir ideolojinin adı değildir. İslam Bilimi, İslam toplumunun değer yapısı üzerinde bilgi geliştirilmesini mümkün kılan bir matris sunar. Bilgi, bilgi içindir diye bir şey yoktur. Kavramsallaştırma, teorik formülasyon, deneysel doğrulama ve bilginin nihaî şeklini alması sosyo-kültürel bir çevre içinde meydana gelir ve onu hasır altı etmek namussuzluk ve ikiyüzlülükten başka birşey değildir. İslam Biliminin Temelini Atmak Münevver Ahmet Enis (İslam ve Bilim Tartışmaları)
- " Bir şehri sevmek , aşka sebep aramaktır ." (Bursa'ya Ütopik Mektuplar)
- Osmanlı medeniyeti kelimeler üzerine inşâ edilmemiştir. Osmanlı medeniyeti bir hamle medeniyetidir. İman, cezbe, Aşk medeniyetidir... (Cemil Meriç Konuşuyor)
- Soru işaretinin halkaları açılıp kapanıyor birbiri ardınca ve kitaplar imdadıma yetişiyor;sonunda berraklaşıyor manzara. (Petersburg'da Osmanlı İzleri)
- "Cahil bir millet, gösterilen boyunduruğa boynunu kendisi uzatır." (Kızıl Pençe)
- Istiklal marşının güftekarından biri olan şair Faruk Nafiz Çamlıbel'in 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından diğer Dp liler gibi süngüyle alaşağı edilerek yassıada da hapse atıldığını biliyormuydunuz ? Onuncu Yıl Marşı'nı gözyaşları içinde, hızlanan kalp atışlarıyla Söyleyip dinleyenler bu marşı onlara armağan edenlerden birini niçin tevkif ettiler? Bugüne kadar bir (söz| yazarını bile kurtaramamış olan Onuncu Yıl Marşı, bugünden sonra da onu tebcil edenleri neden ve nasıl kurtaracak? (Küller Altında Yakın Tarih)
- Doğrusunu yalnız Allah bilir. Ancak ben, tarihe bir de yenilgilerin zaviyesinden bakılmasını öneriyorum. Tarihe bu açıdan bakabilmeyi metodolojik bir ilke olarak kabul ettiğimiz takdırde, ağır basan, kaçınılmaz biçimde bizi belirleyen tarafgirliğimiz nedeniyle ele alamadığımız tarihin karanlık yüzünü gönül rahatlığıyla tahlil edebiliriz. Tarihe daha bir sakınmadan, daha geniş yüreklilikle yaklaşabiliriz. En azından, yenilgilerde olumlu bir taraf, bir ders-i ibret bulmaya çalışarak tarihin üzerimizdeki “baskısı”ndan kurtulabiliriz. Bize öğretilen ya da öğretilmek istenen tarih, hep bir zaferle dizisinden oluşmaktadır. İçinden yenilgiler, başarısızlıklar,beceriksizlikler ayıklanmış bir tarihtir aynı zamanda. Yenilgiler genellikle “ihanet" gibi kulpların takıldığını biliyoruz. Halbuki tarihi yapan şey, yalnız zaferler değildir, ayni zamanda yenilgilerdir. Hatta diyebiliriz ki, en çok yenilgilerdir.En azından bugünkü durumumuzun zaviyesinden baktığımızda böyle görünmektedir. (Gelenek ve Modernlik Arasında)
- Eskilerin dilinde "Kuran-ı Kerim Mekke'de nazil oldu, Kahire'de okundu, İstanbul'da yazıldı." diyebir kelam-ı kibar gezerdi. (Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 2)
- İlim sayesinde kişi Hakikat'a ulaşabilir ancak; Hakk ise Allahu Teâlâ'nın diğer bir ismidir. (İslâm'da Bilgi ve Felsefe)
- "Osmanlı'da sarık bilgiyi, kılıç işe kuvveti, başka bir deyişle sarık din ve ahireti, kılıç da dünyayı temsil ediyordu. #Fatih, hayatında olduğu gibi ölümünde de iki fetih yolunu göstermiş oluyordu böylece. Din ve dünyanın beraberce fethini.." -MustafaArmağan (Ufukların Sultanı)
- İslam âlemi, İslamiyet'te ümitsizlik yasaklandığı halde ümidi bırakıp yese iman etmiştir. Nasıl olmuş da uyuşmuştur bu insanlar? Bu din atalarımın önüne saçtığı cevherleri neden benden esirgiyor? diye düşünür. Neredeyse iradesi elinden alınmış aciz birer mahlûktur içinede yaşadığı toplumun ferdleri. Ağır bir felç geçirmiş gibidir. (Asım'ın Nesli)
- Geçmişi unutturma operasyonu, zamanın acımasız akışı Yüzünden bu operasyonu yapanları muaf tutacak değildi elbette Ve resmi tarih yazmaya kalkanların 'temel kitap' olarak aldıkları Nutuk konusundaki vurdumduymazlıkları, Türkiye'de resmi tarihin neden resmileşemediğinin en belirgin örneği değil midir? (Küller Altında Yakın Tarih)
- Bir de Mevlana' ya karşı aşırı bir sevgisi bulunuyordu I. Murat' ın. "Hünkar" ve "Hüdavendigar" unvanlarını almasında bu derin sevginin etkisini görenler vardır. (Osmanlı'nın Mahrem Tarihi)
- Kulağına cepheden silah sesleri çalınıyordu. (Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz)
- Bir giydiğini bir daha giymediğini, üstü başı perişan birini görür görmez sırtındakini çıkarıp hediye ettiğini biliyor muydunuz? (Osmanlı Sultanları Albümü)
- Keşke sizin yüzyılınızda evlere hiç balkon yapılmasa idi , ileriki yıllarda insanlar ölülerini balkonlara gömmek zorunda kalmayacaklardı ." (Bursa'ya Ütopik Mektuplar)
- Suçlamak kolaydır ama yeni bir şey söylemek ve söyletmek zordur tarihte. (Osmanlı - İnsanlığın Son Adası)
- Fatih beldeleri açan olduğu gibi, zamanı da açan, zamana bir açılım verendir. Zamanı zorlayandır. Zamanın kıvrım ve katlarını açandır. (Sezai Karakoç) (Kızıl Elma Peşinde Bir Ömür)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin