Kitap Künyesi
Yazar: Rasim Özdenören
Yayın Evi: İz Yayıncılık
İSBN: 9789753552905
Sayfa Sayısı: 208
--reklam--
Acemi Yolcu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kapıya gelen yolculara bak. hepsi de birbirine dayanıp yoldaş olmuş, gelmişler! Her zerreye ayrı bir kapı var; şu halde her zerreden ona başka bir yol var! Sen ne bilirsin hangi yola gideceğini: hangi yolla o kapıya varıp ulaşacağını? Onu apaçık ararsan işte o zaman gizlenir... gizliliklerde ararsan açığa çıkar!
Açıkta aradığın zaman gizlidir, gizlide aradığın zaman meydanda! Onu, onunla tanı, kendinle değil. Yol, ondan başlar, ona gider: akıldan başlamaz!"
-Ferîdüddin Attar-
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Acemi Yolcu Alıntıları - Sözleri
- Bazı şeyler söylenir, ama yapılmaz.
- Hakikat biz ondan gafil olsak da varlığını sürdürüyor.
- Bir başına olmak, insanın hep kendisiyle, kendi öznesiyle örtüşmesi, onunla didişmesi demektir.
- Beni doğru yola ilet.
- Kötü olan aşktan mahrumiyettir. Aşk yoksa herhangi bir yere yönelmenin potansiyeli elde bulundurulmuyor demektir. Oysa aşk varsa, sorun, ona yön belirlemek olarak ortaya çıkar. Böyle bir sorunla baş edilebilir. Ama öbür türlüsünde, yani bir boşluğa yuvarlanmış olma halinde neyle başa çıkacaksın?
- Ey Âdem oğlu, nerden gelip nereye gidiyorsun?
- Gözle hakikat arasında, rivayet olunur ki, her biri yetmişbin yıllık yol olan yetmişbin perde vardır. Ve gene perdelerin arasındaki mesafe de yetmişbin yıllık yoldur.
- Oysa insan, özgür iradesiyle karar verebildiği için sorumlu tutulabilmektedir. Ve insan bizzat kendi kendini sorumlu kılabildiği için özgürlüğe atılmakta, özgürlüğü seçmektedir.
- İnsan, yolculuğun orta yerinde, birdenbire, nerden gelip nereye gittiğini şaşırabilir ve kendi kendine: "Ben deli miyim? Ben nereye gidiyorum? Daha da önemlisi ben nereden geliyorum?" sorusunu yöneltebilir.
- Sen kendin nereye gideceğini ve nereden yola çıktığını bilmiyorsan, bunu kime sorabilirsin? Sana, burada yardım edecek kimse yoktur. Bir başınasın ve kendi göbeğini kendin kesmek zorundasın!
- Ölüm mü gerçek hayattır, hayat mı rüyadır, rüya mı uyanıklıktır, uyanıklık mı ölümdür ve insan hangisinden kalkıp hangisine doğru yolculuğunu sürdürmektedir, kimi zaman anlaşılmaz hale geliyor.
- Engebeler aşılmıştır, dönemeçler dönülmüştür, bilmediğin veya bildiğini sandığın yerlerden geçilmiştir ve nihayet bir yerde mola verilmiştir.
- Eva Peron, insanların karanlık ve renksiz hayatlarında bir elmas gibiydi. Elmas ki dünyadaki en sert taştır. -Juan Peron
- Bugün gerçekten bugün müdür, yoksa dünün devamı mıdır, yeni bir günün içinde misin, yoksa devam etmekte olan bir günün ortasında mısın, belli değildir.
- Ölüm mü gerçek hayattır, hayat mı rüyadır, rüya mı uyanıklıktır, uyanıklık mı ölümdür ve insan hangisinden kalkıp hangisine doğru yolculuğunu sürdürmektedir, kimi zaman anlaşılmaz hale geliyor..
--reklam--
Acemi Yolcu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Rasim ÖZDENÖREN yeni keşfettiğim bir yazar Müslümanca Yaşamak kitabıyla başladım bu üçüncü eseri yazarın kalemi harika, Acemi Yolcu deneme eseri ile sohbet edermiş gibi size anlatıyor.. Hayat yolculuğunda hep kendinizden bir şeyler bulacağınız bir çok konudan bahsetmiş, sizi fazla sıkmıyor bazen küçük hikayeler bazen kısa örnekler bazen günlük yaşadığımız olaylardan bahsetmiş, çok beğendim yazarın diğer eselerini de okuma listeme aldım (Abdullah Kanmaz)
Kapıya gelen yolculara bak. hepsi de birbirine dayanıp yoldaş olmuş, gelmişler! Her zerreye ayrı bir kapı var; şu halde her zerreden ona başka bir yol var! Sen ne bilirsin hangi yola gideceğini: hangi yolla o kapıya varıp ulaşacağını? Onu apaçık ararsan işte o zaman gizlenir. gizliliklerde ararsan açığa çıkar! Açıkta aradığın zaman gizlidir, gizlide aradığın zaman meydanda! Onu, onunla tanı, kendinle değil. Yol, ondan başlar, ona gider: akıldan başlamaz! (Temel ATALAY)
Yol uzun...: "Seyahatin önündeki tek engel kapının eşiğidir." diye bir Bosna atasözü duymuştum bir zamanlar. İşte o eşiği aştığın anda başlar hikayen ve yazar/rasim-ozdenoren aşılan o eşik sonrası yolculuk hikayelerini almış kaleme... Peki burada "eşik" sadece kapı önü müydü..? Karar verme, adım atma, ikna olma süreci de bir eşikten atlama değil miydi..? Mevzu yol ve yolculuk olsa da nihayetinde hikaye yine bir insan merkezinde doğuyor. Ve o insan ki çıktığı bu yolculuk, aslında onun yaşadığı ömre tekabül ediyor. Başlangıcı belli olsa da bitişi meçhul olan yolculuk... Yola çıkıca insan, hem kendini hem de etrafını sorgulama ve düşünme evresine girer gibi oluyor. Mesela bu düşüncelerin yoğunluğundan mıdır bilmem, yazar yolculuğu güz mevsimine benzetiyor bir yerde. Nihayetinde hüzün düşer yüreğe... Ve ıssızlık, yalnızlık hissi... Ve meçhule gidiş... Ve arayış... Ve kavuşma... Dedik ya "eşik" aslında çok fazla anlam taşıyor, bir adımlık mesafe insanı olduğundan farklı bir yere, fikre veya davranışa sürüklüyor diye. İşte o 'an'lık bir karar verme süreci yaşam ile ölüm arasındaki tercihe bile mal olabiliyor. Konu: Cinayet, intihar, şiddet... Bahane: Bir anda oldu her şey, kendimde değildim, o an düşünemedim sonunu... Gerekçe: "KENDİMCE" haklı sebebim vardı..! Nihayetinde, yol ve yolculuk deyince insanın aklına sadece seyahat, bir yerden başka yere varma düşüncesi gelse de, bir çok derin anlama tekabül eden binlerce konuya temel olacak metaforları da içinde barındırıyor kitap. Yolculuğa eşlik eden yoldaş da var burada, nefeslenecek mekanlar ve sığınılacak mağaralar da... Nihayetinde Efendimiz (sas) de peygamberliği müjdelenmeden önce bu yol için kendini hazırlayacağı, kendiyle başbaşa kalacağı ve nihayetinde o kutlu vahyin gelmesiyle üstüne büyük sorumluluk alacağı yer de bu sürece dahildi. Üstelik mucizelerle dolu bir yolculuğu yani Miracı da yaşayarak, yol boyunca normal bir insanın asla şahit olamayacağı binlerce şeyi gördü, duydu, bildi ve bizlere de bildirdi... Görünürde hepsine ayrı anlamlar yüklenen; yol, mekan, yoldaş, inziva, gözlem, sorumluluk, yük, karar verme, kavuşma... kelimeleri bir araya geldiğinde, belirli bir amaç uğruna bize eşlik eden unsurlara, olmazsa olmazlara ve en önemlisi mucizelere dönüşüyor..! Öykü-deneme karışımı olması, konuyu çok çeşitli bazlarda ele alması ve bazılarını gözlemle temellendirmesi, tarihi, sosyolojik ve psikolojik bakış açınıza ışık tutacak nitelikte. İnsanın olduğu her yerde, insana özgü ne hâl varsa tam da burada. Eşikten adım atanlara, yola revan olanlara, yolda kalanlara ve menzile ulaşanlara... Keyfini çıkarın bu yolculuğun..๑ (ülfet)
--reklam--
Acemi Yolcu PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Rasim Özdenören - Acemi Yolcu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Acemi Yolcu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Rasim Özdenören Kimdir?
Rasim Özdenören (d. 1940, Maraş), Türk öykü ve deneme yazarı. İlk ve orta öğrenimini Maraş, Malatya, Tunceli gibi Güney ve Doğu şehirlerinde tamamladı. İ.Ü. Hukuk Fakültesini ve İ.Ü.Gazetecilik Enstitüsü'nü bitirdi. Devlet Planlama Teşkilatı'nda uzman olarak çalıştı. Bir ara araştırma amacıyla ABD'nin çeşitli eyaletlerinde, 1970-1971'de iki yıl kadar kaldı. 1975 yılında Kültür Bakanlığı Bakanlık Müşavirliği görevine geldi. Aynı bakanlıkta bir yıl da müfettişlik yaptı. 1978'de istifa ederek ayrıldığı devlet memurluğuna bir süre sonra tekrar döndü. Çok Sesli Bir Ölüm ve Çözülme adlı hikayeleri ayrıca TV filmi yapılmış, bunlardan ilki, Uluslararası Prag TV Filmleri Yarışmasında jüri özel ödülünü almıştır.
Rasim Özdenören'in, Türk edebiyatında adını duyurmaya başladığı yıllar, köy romancılığının etkisinin artık azalmaya başladığı, varoluşçu yazarların etkisinin daha fazla hissedildiği yıllardır. O yıllarda roman ve öykü yazarları genel olarak Batı kaynaklı bir anlayışla, sanki dışarıdan bakan bir gözle eserlerini yazmışlardır. Özdenören ise daha çocukluğunda Anadolu'nun birçok ilini gezerek, orada yaşayarak, köyünü, kasabasını, şehrini tanıyarak, kendisine ';ayrıntı avcısı' dedirtecek bir özellik ve güçlü bir tasvir yeteneğiyle, insanın evrensel yanlarını öne çıkararak yazmıştır öykülerini. Yazar, gençliğinin ilk yıllarından itibaren kendine edebiyatı ciddi bir meşale olarak seçen insanlardan oluşan bir arkadaş grubuna dahil olmakla, sonraki yıllarda şekillenecek edebi şahsiyeti için çok önemli bir zemin bulmuştur. Bu arkadaş grubu Özdenören'in anlaşılmasında kilit konumdadır. Çünkü Özdenören'in okumaları, edebi ilgileri büyük oranda bu arkadaş grubunda şekillenmeye başlamış; sonraki yıllarda tanıştığı Sezai Karakoç'un etkisiyle bir bütünlük kazanmıştır. Özdenören'in Amerika'ya gidip orada iki yıla yakın bir süre kalması vesilesiyle çağdaş dünyanın en önemli merkezini tanımasının da eserlerine olumlu yansımaları olmuştur. O, yerli olmak nedir, bu nasıl gerçekleştirilir, sorularının cevabını öyküleriyle vermiş bir yazardır. Hikayelerinin kahramanları, çevremizde rahatlıkla görebileceğimiz, dokunabileceğimiz kişilerdir.
Rasim Özdenören, gerek denemelerinde gerekse öykülerinde, meselenin anlatmak olduğunu ilk öykülerinden başlayarak kavramış bir yazardır. O, İslami kimliğiyle tanınan bir öykücü olmasına rağmen öykülerinde hiçbir zaman, dönemindeki birçok yazarda görüldüğü gibi, inandığı şeyleri okuyucusuna dayatmamış, vermek istediği mesajı öyküyü örselemeden, akışı ve yapıyı bozmadan anlatmayı bilmiştir. Anlatırken de dili ustaca kullanmış, yer yer de adeta şiir yazmıştır.
--reklam--
Rasim Özdenören Kitapları - Eserleri
- Gül Yetiştiren Adam
- Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
- Müslümanca Yaşamak
- Kafa Karıştıran Kelimeler
- Çok Sesli Bir Ölüm
- Yeniden İnanmak
- Kuyu
- Ansızın Yola Çıkmak
- Çözülme
- Aşkın Diyalektiği
- Denize Açılan Kapı
- Yumurtayı Hangi Ucundan Kırmalı
- İpin Ucu
- Eşikte Duran İnsan
- Uyumsuzlar
- Ben ve Hayat ve Ölüm
- Hastalar ve Işıklar
- Acemi Yolcu
- Yeni Dünya Düzeninin Sefaleti
- Hışırtı
- Toz
- Yaşadığımız Günler
- Köpekçe Düşünceler
- Yüzler
- Çarpılmışlar
- İmkansız Öyküler
- Ruhun Malzemeleri
- Düşünsel Duruş
- Red Yazıları
- Çapraz İlişkiler
- Edebiyat ve Hayat
- Açık Mektuplar
- Kent İlişkileri
- İki Dünya
- Hadislerin Işığında Hz. Muhammed
- Yazı, İmge ve Gerçeklik
- Siyasal İstiareler
- İmkânsız Öyküler
- Elli Yılın Öyküsü
- Çözülme
--reklam--
Rasim Özdenören Alıntıları - Sözleri
- Çünkü bir sevgi daima, inanılmaz bir durum, ama, daima tahammül edilemez bir şeydir, insanca bir şey.. uzaklıklar, unutmalar.. bunlarla diri kılınabilirdi sevgi.. (Hışırtı)
- Kısır niyetler, kısır sonuçlar doğurur.Niyete bir aşkınlık yükleyerek, daha doğrusu aşkın niyetlerle yola çıkarak bereket ülkesine ulaşmak mümkünken, kendi nefsanîliğinin dar sınırları içinde kalmak onu eşya ile kendi nefsi arasındaki çorak bir alanda bırakır. (Yeniden İnanmak)
- "Senden uzak kalan tesellisini hasret yaşlarında bulur; düşünelim, ya seni bulan ne olur?" (İmkansız Öyküler)
- “Sevginin içinde o alevi söndürecek Tükenmekte olan fitil gibi bir şey vardır.” Shakespeare (İmkânsız Öyküler)
- "Kalplerimizi dinin üzerine sabit kıl" (İmkansız Öyküler)
- kentin bu derin uğultusu, bu sürgünlük ve krallık bir gün silinip gidecektir. ne tuhaftır ki, ebedîlik iştiyakı da bu sürgün hayatının ve bu fena olma halinin içinden sökün ediyor. (Kent İlişkileri)
- Ne zaman elimi ona doğru uzatsam elim boşlukta kalıyor. (Uyumsuzlar)
- Hakkın hiçbir zuhuratı yoktur ki, mümin için iman tazelemesine yol açmasın. (Müslümanca Yaşamak)
- Ve şimdi, öyle düşünüyorum ki, tecrübe denilen şey, insanın hayatında yer etmiş olan hayal kırıklıklarının toplamıdır. (İpin Ucu)
- O sıralarda ben kendim miyim, değil miyim, sorusunu tartışıyordu kafasında. Diyordu ki, ben kendimsem, benim benden ayrılmam, benim benden kaçmam mümkün olmamalı: ama ben kendim değilsem, ben kendimden kaçıp kurtulabilirim. (Elli Yılın Öyküsü)
- İnsanın, sevgisi ne türden olursa olsun, onun dışına çıkması diye bir şey söz konusu olmaz ki, onu denesin. Ve zaten böyle bir şey denenebilecek bir şey olsa, o deney o sevginin bitirilmiş olduğu yerde başlar. (Aşkın Diyalektiği)
- Hayatı elde tutmak ölümü ele geçirmekle, mümkün oluyor ve ölümün ele geçirilişi, onu ele geçirenin kendi ölümünü sonuçluyor. (Eşikte Duran İnsan)
- Durmak her zaman beklemek anlamına gelmez. (Toz)
- Onun görmesinden nereye kaçacaksın diye fısıldadı kadın... (Çarpılmışlar)
- Günümüzde kendisine Müslümanım diyenlerin çoğu "çağın gözüyle İslam'a bakma" yaklaşımını benimsemiş durumdadır.. Oysa Müslüman, çağın gözüyle İslam'a bakmaz, İslam'ın gözüyle çağa bakar.. (Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler)
- Dünya kendi dışında cebinde duran herhangi önemsiz yabancı bir nesne gibiydi. (Çarpılmışlar)
- İnsan, yeryüzünü kendisi için kötü bir döşek haline getirmiştir. (Red Yazıları)
- Özgürlüğümü yitirdiğim yalan. (Ansızın Yola Çıkmak)
- zaman zaman, dön dolaş aynı noktaya gelip takıldığımı, belki daha isabetli bir ifadeyle hiçbir yere kıpırdamamış olduğumu hissediyor; yalnız bunu hissetmekle de kalmıyor, bu hissi de daha önce yaşamış olduğum hissine yakalanıyorum. (Kent İlişkileri)
- "İslâm diyalektiğinin dışında kalan birine her çeşit izahın yetersiz ve kısır kalacağı aşikârdır. Böyle bir hükmün sırrını ancak bir mümin kavrayabilir." (Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin