Kitap Künyesi

Yazar: Marguerite Duras

Çevirmen: Orçun Türkay

Orijinal Adı: La Douleur

Yayın Evi: Sel Yayıncılık

İSBN: 9789755703183

Sayfa Sayısı: 173

--reklam--

Acı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan Paris İşgali'nde Nazi subayları, dönemin en ünlü sanatçı ve düşünürlerinin mesken tuttuğu bu kentteki Yahudilerin izini sürüp onları toplama kamplarına gönderir. Aralarında Marguerite Duras ve François Mitterand'ın da olduğu Direnişçiler, Yahudilerin öldürülmesini engellemeye çalışırlar. Ancak günün birinde Nazi subayları Duras'ın eşi Robert Antelme'ye de tutuklayıp toplama kampanıa gönderirler. Eşinin nerede olduğunu öğrenmeye çalışan Duras, çareyi eşini yakalayan Nazi subayı ile yakınlık kurmakta bulur.

Çağımızın en önemli yazarlarından Marguerite Duras, kendi yaşamından kesitler taşıyan Acı'da insanlık tarihinin en büyük trajedilerinden birini incelikli üslubu ile kaleme alıyor.

--reklam--

Acı Alıntıları - Sözleri

  • Onca istediğim ölüme çok yakın hissediyorum kendimi.
  • Burada umut tam, acı umudun içine işlemiş. Kimi zaman ölmediğime şaşırıyorum: Gece gündüz canlı ete dondurucu bir hançer saplanıyor da insan gene de yaşamayı sürdürüyor.
  • Kalbimi hissetmiyorum artık.
  • Okumayı denemek gerek. İnsan ne olursa olsun okuyabilmeli.
  • Hiçbir şey bilinmediğinde bilinebilecek her şeyi biliyorum.
  • "Genel düşüncelerle yaşayanların benimle ortak bir şeyleri olamaz"
  • Mme. Kats 1945 Nisan'indan Kasım'a, altı ay bekledi. Kızı Mart 1945'te ölmüştü, ona ölümü 1945 Kasim'inda bildirildi, adın bulunması dokuz ay aldi. Ona Robert L' söz etmedim. Kızının eşkalini her yere, merkezlere, tüm sınırlara, tüm ailesine dağıttı ne olacağı belli olmaz. Elli kutu Amerikan sütü, yirmi kilo şeker, on kilo reçel, kalsiyum, fosfat, alkol, kolonya, pirinç, patates aldı. Mme. Kats aynen şöyle diyor "Tüm çamaşırlarını yıkadım, yamadım, ütüledim. Siyah mantosuna astar geçirdim, cep diktim. Her şeyi naftalinleyip büyük bir bavula koymuştum, hepsini havalandırdım, her şey hazır. Ayakkabılarına kalıp takıp çoraplarıni iç içe geçirdim. Sanırım hiçbir şey unutmadım." Mme. Kats Tanrı' ya meydan okuyor.
  • Çok fazlalar, ölüler gerçekten çok fazla. Yedi milyon Yahudi öldürüldü, hayvanların çektiği arabalarca taşınıp bu iş için hazırlanmış gaz odalarında gaz verildi onlara, bu iş için hazırlanmış fırınlarda yakıldılar. Paris'te hâlâ Yahudilerden söz edilmiyor. Onların yeni doğan çocukları, şahdamarına baskı uygulayarak insan öldürmekte uzmanlaşmış, YAHUDİ ÇOCUKLARINI ÖLDÜRMEKLE GÖREVLİ KADINLAR örgütüne verildi. Gülümseyerek, acısız, diyor onlar. Düzenlenmiş, ussallaştırılmış ölümün Almanya'da keşfedilen bu yeni yüzü insanı kızdırmaktan çok öncelikle şaşkına çeviriyor. Şaşıp kaldık. Halâ nasıl Alman olunabilir? Başka yerlerde, başka zamanlarda buna benzer bir şeyler aranıyor. Yok.
  • "çok acı çekiyormuş gibi görünüyor. Rengi tuhaf bir hal almış. Ağlayacak sanki. Ona zayıf denemez.. ..başka bir şey onunki ondan geriye pek bir şey kalmamış .. yaşıyor olduğuna inanası gelmiyor insanın. Ama hayır.. ..hala yaşıyor yüzü ürkütücü bir hareketle kasılıyor.. .. yaşıyor.
  • Amerikalılar şöyle diyor: "Şu anda, Chicago' daki bir berber olsun ya da Kentucky'deki bir köylü, Almanya'daki toplama kamplarinda ne olup bittiğinden haberdar olmayan tek bir Amerikalı yok." Amerikalılar, Amerikan savaş makinesinin o hayran olunası işleyişini bize göstermek istiyorlar, böylelikle başlangıçta oğullarinın Avrupa cephesinde savaşmak üzere kendilerinden koparılmalarının nedenini anlayamayan köylünün ve berberin içini rahatlattıklarını sanıyorlar. Ne zaman ki Mussolini'nin bir kasap çengeline asılıp idam edildiğini öğrenecekler, işte o zaman Amerikalılar durup düşünecekler, allak bullak olacaklar.
  • Lapa, demişti doktor, çay kaşığıyla. Günde altı-yedi kez ona lapa yediriyorduk. Bir çay kaşığı lapa onun soluğunu kesiyordu, ellerimize sarılıyor, soluk almaya çabalıyor ve yeniden yatağına düşüyordu. Ama yutuyordu. Aynı şekilde günde altı-yedi kez tuvalete çıkmak istiyordu. Onu dizlerinden ve kollarının altından tutup kaldirıyorduk. Olsa olsa otuz yedi-otuz sekiz kilo olsa gerekti: kemikler, deri, karaciğer, bağırsaklar, beyin, akciğer, her şey içinde: bir metre yetmiş sekiz santim boyundaki bir beden OTUZ SEKİZ KİLO.
  • Bitler bile yaşama sarılırlar.
  • Hiçbir şey bilinmediğinde bilinebilecek her şeyi biliyorum..
  • "Bana artık kaçığın teki olduğumdan, herkesi hasta etmeye hakkım olmadığından başka bir şey söylemiyor. "

--reklam--

Acı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

İkinci Dünya Savaşının son günleri. Yazar, Almanya'da bir kampta tutulan eşinin sağ olarak gelmesini bekliyor. Her gün kamplardan tutsakların katledildiği haberleri geliyor. İşte bu durumda bulunan bir kadının yaşadığı kaygıları,acıları neredeyse saat saat yazdığı günlüğünden okuyoruz. Olay tamamen gerçek. Yazarın, bize günlüğünden aktardığı, o kaygılı,huzursuz,eşinin halen sağ olup olmadığını bile bilemediği, hiç bir haberin ulaşmadığı ve sadece kaygılı bekleyişin sürdüğü günlerdeki ruhsal durumunu, bize tüm gerçekliğiyle yansıtması muhteşem bir şey. Ama o bölümler, bir o kadar da sıkıcı bir şekilde okunuyor. Bu da bir gerçek. Kitapta,ayrıca ,yazarın eşini tutuklayıp kamplara gönderen Gestapo şefi ile olan ilişkisini anlatan bir bölüm ve Paris kurtulduktan hemen sonra olan olayları anlatan bir bölüm de bulunmaktadır. Bu bölümlerde olaylar, son derece akıcı bir şekilde anlatılmaktadır. ve tamamen yazarın yaşadığı gerçek olayların bize aktarımıdır. Benim okuduğum baskıda, kitabın sonuna iki tane de kısa öykü eklenmiştir. Kitabın, sadece o acılı ve kaygılı bekleyişin, müthiş bir şekilde yansıtılmış olması için bile okunması gerektiğini düşünüyorum. (mehmet temiz)

Yazar; İkinci dünya savaşı sırasında kendi yaşamından kesitler ağırlıklı bu kitabıyla o döneme ışık tutuyor. Eşi Robert Antelme nin hikayesi ibret alınacak derecede. (Ekrem Özkara)

Yazar Marguerite Duras'ın İkinci dünya savaşı sırasında eşi Robert Antelme'nin tutuklanıp toplama kampına gönderilişini ve eşinin nerede olduğunu öğrenmeye çalışan yazarın bizlere günlüğünden aktardığı o endişeli,huzursuz,acı dolu günlerini anlatıyor. Duras,eşinin sağ olup olmadığını bilemediği o günlerdeki ruhsal durumlarını ve çaresizliği sonucu eşini yakalayan Nazi subayı ile kurduğu yakınlığı,bizlere çok güzel bir şekilde aktarıyor. Nazi dönemi Dünya tarihinde asla yaşanmamalıydı dediğim bir dönem. Din tercihi yüzünden insanların ötekileştirilmesi ve hayatlarına son verilmesi bir insanlık ayıbı. Bu sebeple içim burkularak okuduğum bir kitap oldu. (ebru cemre)

--reklam--

Acı PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Marguerite Duras - Acı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Acı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Marguerite Duras Kimdir?

1914 yılında Çinhindi'nde doğan Duras, gençliğini geçirdiği bu ülkenin atmosferinden ve olaylarından derinden etkilendi. 18 yaşında Paris'e geldi; hukuk, matematik ve siyaset bilimi okudu. Komünist Parti'ye katıldı. İlk romanı Les Impudents'ı 1943 yılında yayımladı. Özyaşamöyküsel bir roman olan Sevgili ile 1984'te Fransa'da Goncourt Ödülü'nü aldı. Çok sayıda roman dışında, birçok senaryoya da imza attı. Bütün eserlerinde edebiyatı sorguladı. 1960 Cannes Film Festivali'nde gösterilen Hiroşima Sevgilim, Duras'ı ününün doruğuna çıkardı. Duras 1996 yılının Mart ayında 82 yaşında öldü.

--reklam--

Marguerite Duras Kitapları - Eserleri

  • Sevgili
  • Ölüm Hastalığı
  • Hiroşima Sevgilim
  • Moderato Cantabile
  • Bir Yaz Akşamı On Buçukta
  • Bir Kış Günü Öğleden Sonra
  • Yaz Yağmuru
  • Yazmak
  • Mavi Gözler Siyah Saçlar
  • Bahçe
  • Acı
  • Yıkmak Diyor Kadın
  • Askıya Alınmış Tutku
  • Bay Andesmas'ın İkindisi
  • Pasifik'e Karşı Bir Bent
  • Somut Yaşam
  • Yeşil Gözler
  • Buraya Kadar
  • Konsolos Yardımcısı
  • İngiliz Sevgili
  • Lol V. Stein'ın Kendinden Geçişi
  • Tarquinia'nın Küçük Atları
  • Ayrılık Müziği
  • Normandiya Kıyısının Yosması
  • Savaş Yılları Defterleri ve Diğer Metinler
  • Kuzey Çinli Sevgili
  • Cebelitarık Denizcisi
  • Bütün Gün Ağaçlarda
  • Yann Andrea Steiner

--reklam--

Marguerite Duras Alıntıları - Sözleri

  • ona bakıyordum gitgide daha hızlı konuşuyordu ve sonra birdenbire konuşmayı kesti -bakıştık, bakıştık. Gökkubbe yıkıldı. (İngiliz Sevgili)
  • Demek, yine. Her gün, her yerde artıyor. Televizyon hastalığı. Televizyon cihazı pis. Bir ev eşyası haline geliyor, ama eski ve pis, eski bir tencereye, bir bulaşık çukuruna dönüşüyor. Çok zamandır görüyor, duyuyoruz onları. (Yeşil Gözler)
  • Karşılarına geçip bütün bir gece seyretseniz de, sizi ne fark eder, ne de sizden tedirgin olurlardı. Öylesine yalnızlardı ki dünyada, yalnızlık nedir artık bilmez olmuşlardı. (Bir Kış Günü Öğleden Sonra)
  • Filmler vardır, kalıcıdır; filmler vardır, seyredildikten sonraki saatler içinde yok olur gider. Ben sinemaya gidip gitmediğimi buradan anlarım: bir önceki gün gördüğüm film, ertesi gün bende nasıl bir kılığa bürünmüşse, ne hale girmişse, gördüğüm film odur. (Yeşil Gözler)
  • Öznesiz bir acının anlamı nedir? (Lol V. Stein'ın Kendinden Geçişi)
  • İnsanın herhangi birinden kopması, doğasına uygun bir olay değildir . (Cebelitarık Denizcisi)
  • Hayat beni fazla ilgilendirmiyor... Hiçbir zaman gerçek anlamda ilgilenmedim hayatla... (Yaz Yağmuru)
  • Kalbimi hissetmiyorum artık. (Acı)
  • Ben sizin yerinizde olsam dinlerdim. Dinleyin beni.. (İngiliz Sevgili)
  • Ona beslediğim bu saçma sevgi, benim için kavranması olanaksız bir gizem olarak kalıyor. Neden ölümüyle ölmek isteyecek ölçüde çok seviyordu onu, bilmiyorum. Bu iş başa geldiğinde on yıldır ayrıydım ondan, onu çok ender düşünüyordum. Öyle görünüyordu ki her zaman için seviyordum onu, bu sevgide hiçbir değişiklik olamazdı. Ölümü unutmuştum. (Sevgili)
  • Bakarsın ki yaşamda çözüm az ve her şey yerli yerine oturur, gün gelir bir tek değiştir­me düşüncesi bile şaşırtıcı olur. (Bahçe)
  • Bir yıl sürdü saçının uzaması. Düşünüyorum da, saçları­ mı kesenler saçların bu kadar zamanda uzadığını bilselerdi, bu işi yapmadan bir kez daha düşünürlerdi diyorum. (Hiroşima Sevgilim)
  • Yavaş sesle ekledi: "Hep yirmi yaşındaymışçasına çekip gitmek gerek, bunu unutma." (Tarquinia'nın Küçük Atları)
  • Yalnızlık hazır bulunmaz, oluşturulur. (Yazmak)
  • Para yoksa erdem "geçersizdi" ve masumiyet mahküm edilebilirdi (Savaş Yılları Defterleri ve Diğer Metinler)
  • Birincisi, onu öldürdüğümü düşümde görmüştüm. İkincisi, onu öldürdüğümde düş görmüyordum. (İngiliz Sevgili)
  • Onun yanına uzanırsınız. Kendinize ağ­larsınız hep. (Ölüm Hastalığı)
  • tuhaf bir hikâye bu her şeye rağmen. (Yaz Yağmuru)
  • Artık, yalnızca gözlerinizi görüyorum. (Normandiya Kıyısının Yosması)
  • ..uzaklara git... Asla geri dönme ... Asla! .. çok uzaklara git... öyle ki, bulunduğun yer aklımın ucundan bile geçmesin ... (Konsolos Yardımcısı)