Kitap Künyesi
Yazar: Recep İhsan Eliaçık
Yayın Evi: İnşa Yayınları
İSBN: 9786056201301
Sayfa Sayısı: 592
--reklam--
Adalet Devleti Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Tarih boyunca din-devlet düşüncesi ve yeni devlet
anlayışı. Siyasi düşünce tarihinin derinliklerinde uzun bir
yolculuk...
Yeryüzüne uygarlıklar yaratan insanoğlunun kökeni nedir? Bu dünyaya nereden gelmiştir? İlk nerede görünmüştür? Niçin ve nasıl yeryüzüne dağılmıştır? Irklar ve milletler nasıl oluşmuştur?
İnsanlık tarih yazmaya nerelerde başlamıştır? İnsanlar ilk olarak hangi dağların, akarsuların, vadilerin, ırmakların kenarlarında toplanmaya başlamışlardır? İlk devletler nerede kurulmuştur? Kurulan devletler varlık gerekçelerini neye dayandırmışlardır? Din ile devlet elele vermeye ne zaman başlamıştır? İlk büyük tanrı-devletler hangileridir?
Doğudan ve batıdan dünya tarihinin akışını değiştiren peygamberler, filozoflar ve büyük düşünürler kimlerdir? Nerelerden çıkmışlardır? Ne yapmışlar, ne söylemişlerdir?
İslam tarihinde Şii İmamet Mitolojisinin ve Sunni Saltanat İdeolojisinin mimarları kimlerdir? İslam dünyasının ürettiği yegane siyasi felsefe neden bu ikisi olmuştur? Bunların aşmak için yeni bir anlayış nasıl inşa edilebilir? Bu yeni anlayışın temel parametreleri neler olmalıdır?
Hıristiyanlıktaki din adamları sınıfının iktarını öngören tanrı devleti anlayışı İslamda var mıdır? Yoksa İslam laikliği mi öngörmektedir? İslam, bu ikisinin dışında bir şey söylemekte midir? Kendinden önce insanlıkta doğru namına ne kalmışsa sürdüren Kuranın, bir devlet görüşü var mıdır?
--reklam--
Adalet Devleti Alıntıları - Sözleri
- İlk insanın çıktığı yer olarak üç antropolojik görüş bulunmaktadır; 1- Hindistan’daki Serendip adası; burada Âdem’e ait olduğu iddia edilen bir ayak izi ziyarete açıktır. 2- Tanzanya veya Habeşistan; materyalist evrimciler bu bölgelerde fosil bulduklarını iddia etmektedirler. 3- Mekke veya Cidde; Taberî gibi kaynaklar Âdem’in Hind’e, Havvâ’nın da Mekke veya Cidde’ye düştüğünü söylemektedir.
- Mekke şehrinde bulunan Kâbe’nin aynı anda dört büyük sembolik anlamı bulunduğunu söylememe müsaade ediniz; *Antropolojik anlamı; Kâbe, insan soyunun ilk ortaya çıktığı yerdir. İlk çekirdek aile Kâbe’de ortaya çıkmıştır. Oradan çoğalarak yeryüzüne dağılmışlardır. Bu nedenle her yıl insanlık Hacc mevsiminde ilk çıktıkları antropolojik köke dönmeye, haccetmeye çağırılırlar. *Sosyolojik anlamı; Her yıl hacc mevsiminde insanlar ataları Âdem ve Havvâ’nın toprağa can verilerek varoluş sahnesine çıktıkları yerde toplanırlar. Aralarında sonradan oluşmuş her tür statü, ırk, cinsiyet, dil, sahte din ayrılıklarını bir kenara bırakarak beyaz kefenlere bürünürler. İlk doğal hallerine dönerler. Tam bir eşitlik içinde insanlık gösterisi yaparlar. *Kozmolojik anlamı; Evrende maddi bir merkez bulunmamaktadır. Kâinat Allah’ın yed-i kudreti (kozmik gücü) ile ayakta durmaktadır. Allah’ın kozmik gücü evrenin potansiyelliğine sinmiştir. Bu anlamda Allah yerlerin ve göklerin nurudur (enerjisi, ruhu, canlılığıdır). Bütün evren Allah’ın sınırsız ve boyutsuz gücü etrafında dönmektedir. Kâbe etrafında dönme (tavaf), işte bu kozmolojik döngüye sosyolojik katılımdır. Evrenin sahibi değil mensubu olduğumuzun ilanıdır. Burada tavaf sembolizmi ile Tevhidî Dünya Görüşü’nün mesajı verilmektedir. *Teolojik anlamı; Kâbe, Kur’an’da geçtiği gibi aynı zamanda Allah’ın sembolik evidir (Beytullah). İnsanlar için yapılmış en eski evdir (Evvelu’l-Beyt, Beytu’l-Atik). İnsanların ilk çıktığı, etrafında toplaştığı, döndüğü yere Allah’ın evi denmesi, Allah ile insanın ontolojik buluşmasını sembolize eder. Allah’ın bütün varlığa yayılan rahmetini, kendi vicdanımızda bulup yakaladığımız an (vecd, vicdan) Allah ile buluşmuş oluruz. Buradan Allah ile kozmik bir yolculuk halinde olduğumuzu anlarız. İşte Kâbe, bu buluşmanın sembolik olarak gerçekleştiği yerdir. Kâbe, aşağıdan yukarıya doğru (antropoloji) Âdem’in, yukarıdan aşağıya doğru (Teoloji) Allah’ın evidir...
- Hz. Nuh’a, kargaşa ve sapmalar sonucu Habil-Kabil olayında anlatılan, Şit ve İdris’e indirilen suhuflarda özellikle üzerinde durulan can ve mal güvenliği başta olmak üzere evrensel kadim değerler yeniden vahyedilmiştir. “Nuh kânunları” olarak tarihe geçen bu yedi ilke şunlardır: Putlara tapmamak Küfürden kaçınmak Zina yapmamak Adâlete riayet etmek Kan dökmemek Hırsızlık yapmamak Canlı hayvan yememek Bu ilkelere bakıldığında ortak yaşama dâir temel adâlet ve hukuk değerlerinin vazedildiğini görüyoruz. Nuh kânunlarından bu yana yedi bin yıldır dünyada pek bir şeyin değişmediği görülüyor. Bu kânunlar aynı zamanda bir “devletin” varlık sebebini de açıklayan ilk siyasal metindir...
- "...Habil ve Kabil kıssası, kökeni aynı anne ve baba olan insan birliğinin, ayrılığa ve sürekli didişmeye nasıl düştüğünü beyan eder. Kardeşçe sevgi düşmanlığa, birlik ise bölünmeye yol açmıştır. Habil, insanların, hiçbir şeyi tekelleştirilmediği, tabiatın nimetlerinden serbestçe yararlandığı çobanlık, avcılık ve balıkçılık döneminin sembolüdür. Kabil ise, tamah, tekelcilik, özel mülkiyet, bencillik, tabiata sahiplenme, mülk hırsı, başkalarını sömürmenin başladığı tarım ve özel mülkiyet döneminin sembolüdür. Kıssada Habil’in kurban olarak deve, Kabil’in de buğday getirmesi birisinin çoban diğerinin çiftçi olduğunu gösterir. Böylece Kabil’in Habil’i öldürmesiyle birlikte efendi ile köle, yönetici ile yönetilen, sömürücü ile sömürülen, katil ile maktul çatışması başlamıştır. Kabil sınıfı insanlık tarihi boyunca daima egemen olan sınıftır. Habil ise mazlum ve yönetilen halkı (en-nas) temsil eder. Kabil kutbunun üç yüzü vardır; altın-güç-para. Kur’an’da zikredildiği şekliyle; İslâm’da bu üç yüzden Firavun siyâsî gücü, Karun zenginlik ve ekonomik gücü, Haman (Bel’am) da resmi, yönetici dinî ruhbanlığı temsil eder. Bunlar, tek olan Kabil’in, üç tabaka halinde tezahürüdür...” Burada bizi ilgilendiren konu olayda bir “öldürme” hadisesinin bulunmasıdır. Nitekim Kur’an özellikle kıssanın bu yönünü öne çıkarır. Böylece insanlık tarihinde “can güvenliği” sorunu başlamış oluyor. Bundan sonra gelen peygamber, düşünür ve filozofların çoğu tarih boyunca hep bu soruna parmak basacaklar, “devlet” denilen kurumu bu mesele etrafında meşruiyet temeline oturtmaya çalışacaklardır. Bu olaydan sonra bütün devletler siyâsî varlık sebeplerini “can güvenliğini sağlamak” gibi masum bir gerekçeye dayandıracaklardır, ya da Ali Şeriatî’nin sembolik diliyle söylemek gerekirse Kabil’e karşı, Habil’i korumak ve kollamak adına...
- Devlet yöneticisi iyilik,doğruluk ve (şecaat) yüreklilik duygusu ile yetişmelidirler.
- Aristo Eflatun'un, "Özel mülkiyet devlet yöneticilerini ahlaksızlaştırır." görüşüne karşı çıkmaktadır.
- Devletler hürriyeti,adaleti ve meşveret (danışma,ortak akıl) prensiplerini esas almalıdırlar. Din hurafelerden temizlendiği gibi devletler de istibdat ve zulümlerden arındırılmalıdır.
--reklam--
Adalet Devleti İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İhsan Eliaçık'ın kitabında, geçmiş uygarlıklar ve önemli devletlerde adalet ve devlet kavramı üzerinde durularak daha sonra İslam devletinde Peygamberimiz ve sonraki dönemlerde devlet erkinin adaletle ilişkisi ve hükmetme noktasındaki dayanakları incelenmiş. özellikle Allah adına hükmetme ve hüküm verme iddiasındaki devletlerde bu çizginin nasıl da kaybolabildiği beşeri hırsların ilahi sözlerle nasıl perdelendiği kitapta incelenmiş. devlet-adalet ilişkisi ile ilgili tarihsel gelişimi görmek açısından güzel bir kitap (yavuz şen)
--reklam--
Adalet Devleti PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Recep İhsan Eliaçık - Adalet Devleti kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Adalet Devleti PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Recep İhsan Eliaçık Kimdir?
Yazar ve Düşünür. 23 Aralık 1961’de Kayseri’de doğdu. Kayseri ve Kırşehir’deki değişik okullarda ilk, orta ve lise öğrenimi tamamladı (1980). Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde okudu (1985-1990). İlahiyat Fakültesi’nden ayrılarak bağımsız yazarlık hayatına başladı...
30 yılı aşkın süredir düşünce ve yazı hayatına devam ediyor.
En son Yarın Dergisi'nde kapanana kadar 4 yıl, Genel Yayın Yönetmenliğini yaptığı Söz ve Adalet Dergisi’nde kapanana kadar 8 ay, Gerçek Hayat Dergisi'nde iki yıl yazdı. Kitapları İnşa Yayınlarından çıkıyor. Şu ana kadar 20 kitabı yayınlandı. Evli ve beş çocuk babası. Arapça ve İngilizce biliyor, İstanbul’da yaşıyor.
--reklam--
Recep İhsan Eliaçık Kitapları - Eserleri
- Aliya İzzetbegoviç
- Bana Dinden Bahset
- Hanginiz Muhammed
- Sosyal İslam
- Mehmet Akif Ersoy
- Muhammed İkbal
- Ali Şeriati
- Yaşayan Kur'an ( Şamua )
- Mülk Yazıları
- Kur'an'a Giriş
- Adalet Devleti
- Şeyh Bedreddin
- Demokratik Özgürlükçü İslam
- Devrimci İslam
- Yaşayan Kur'an - Türkçe Meal (Metinli)
- Devrimci İslam
- Yaşayan Kur'an Türkçe Meal Tefsir
- İbn Haldun
- Gerçek Hayat Dini
- Yaşayan Kur'an (şamua)
- İslam'ın Yenilikçileri 1. Cilt
- Darus-Selam; Evrensel Adalet ve Barış Yurdu
- İslam'ın Yenilikçileri 2. Cilt
- Bu Belde
- Yaşayan Kur'an Türkçe Meal - Metinsiz
- Çağdaş Dünyada İslam
- İhyadan İnşaya İslam Düşüncesi
- İslam ve Sosyal Değişim
- İtikat Üzerine
- Öteki İslam Tarihi 3. Cilt
- İslam'ın Üç Çağı
- Yaşayan Kur'an İlk Mesajlar
- Tefsir Dersleri Cilt 1
--reklam--
Recep İhsan Eliaçık Alıntıları - Sözleri
- Bir ülkenin muhalefet odağı söylemiyle belli olur. (Devrimci İslam)
- {CİNN}: Sözlükte [CNN] kökü mastar olarak “örtmek, görünmez hale getirmek” demektir. Aklın örtülmesi (cinnet), sık ağaçların her yanı örttüğü bahçe (cennet) ... kelimeleri bu köktendir. (Yaşayan Kur'an ( Şamua ))
- ... kimi inançlara sahip olup olmama veya ritüelleri yerine getirip getirmeme sebebiyle birbirimizi yargılamanın, ötekileştirmenin bir anlamı kalmıyor. Onlar şahsi, özel, kişi ile Allah arasındadır. (Demokratik Özgürlükçü İslam)
- Onun öğrencileri, tebası, muridleri, hayranları, fan kulubü vs. değil, sahabeleri yani arkadaşları vardı. Veda hutbesinde de onlara böyle hitabetti: Ashabım! (Arkadaşlarım!) Ne asil bir hitap! (Hanginiz Muhammed)
- "Oku" dendi diye Peygamberin Mekke'de okuma yazma seferberliği başlattığı veya kendisine kitaplarla dolu kütüphane aradığı görülmemiştir. Çünkü "okuma"yı böyle anlamamıştı. (Yaşayan Kur'an Türkçe Meal Tefsir)
- Siz hiç kendi iç dünyanıza dönüp, içinizden sesler duyuyor musunuz? (Kur'an'a Giriş)
- Devletler hürriyeti,adaleti ve meşveret (danışma,ortak akıl) prensiplerini esas almalıdırlar. Din hurafelerden temizlendiği gibi devletler de istibdat ve zulümlerden arındırılmalıdır. (Adalet Devleti)
- Dahası bizzat kendinize bakın. Zariyat 22 (Yaşayan Kur'an Türkçe Meal Tefsir)
- Siyasetin görevi, insanları değiştirmek değil; şartları değiştirmektir. Şartları değiştirdiğinde, halk kendi mecrasında akacaktır. (Çağdaş Dünyada İslam)
- İbni Haldun 1406 yılında vefat etmiştir. Şeyh Bedreddin 1416 yılında vefat etmiştir. 15. yüzyılın hemen başında, Mısır’da görüşmüşlerdir. İbni Haldun’un teorisini, Şeyh Bedreddin sosyal bir projeye dönüştürmek istemiş ve bir hareket dâhilinde ortaya koymuştur. Bedreddinin Mısır’dan dönüşünde kafasında bir proje vardı. (Şeyh Bedreddin)
- Mucizeleştirmeler aklı örten bir afyona dönüştü. Araştırma ve inceleme gereği duymayan, "Allah" deyince her şeye inanan, ya-şayan apaçık ayetleri (insan, tarih, hayat ve tabiat) mucize sayma-yan bir zihniyet sardı her yanı. Kuran kutsandı, mucizeler kitabı haline geldi. Esas büyük el-Kitab'ı (Kâinat Kitabını) işaret eden bir işaret parmağı olarak gö-rüleceği yerde bizzat kendisi en büyük kitap haline geldi. Kafasını küçük Kitaba (Kuran) sokan ve bir türlü büyük el-Kitab'ı (kâinat, evren) göremeyen zihinler türedi. Müslüman ümmet elindeki Kitap'ın her şey olduğunu sandı. Bütün her şeyi orada vardı. Çalkaladıkça kendinden yağ çıkan kap gibi sıkışınca çalkalamak yeterliydi. Okuyanlar, üfürenler, muska yapanlar, şifre arayanlar, cifr hesapları gırla gitti, gidiyor. (Mülk Yazıları)
- Peygamber dönemindeki savaşlar hep kendini savunma, Müslümanların can ve mal güvenliğini koruma amaçlıdır. Zaten Kuran-ı Kerim'e göre saldırı yoksa savaş da yoktur. (Devrimci İslam)
- Yani Allah yolunda mertçe yürüyün. İşinize gelmeyince yan çizmeyin. Özellikle ey din adamları ! Kendi görüşlerinizi Allah'ın kitabındanmış gibi sunmayın. Kendi tefsirinizi, te'vilinizi Kitaptan bir ayetmiş gibi öne sürmeyin. Bu işin sadece size mahsus olmadığını; akıl ve vicdan sahibi her toplumun Allah ile olabileceğini bildiğiniz halde yeni yürüyüşleri inkara kalkmayın. Bu konuda bildiklerinizi, kurduğumuz düzen bozulur, ticaretimiz sekteye uğrar diye gizlemeyin. Doğruyu söyleyin, gerçeği kabul edin. İhrirasınızı, kibrinizi, kıskançlığınızı bir kenara bırakın. Biz Arap Onlar İbrani; biz Türk onlar İngiliz; biz seçilmiş onlar ümmi; bu doğulu şu batılı; o güneyli bu kuzeyli demeyi bırakın. Hak ve hakikat, iyilik ve adalet, doğruluk ve dürüstlükten başka bir amacı yok bu işin.... (Yaşayan Kur'an Türkçe Meal Tefsir)
- Ey, televizyonda bir saat tadil-i erkân (abdest ve namazın kuralları) anlatıp mazmaza (suyu ağızda çalkalama), istinşak (burna su verme) anlatılarıyla, aynlar ğaynlar patlatanlar: " Vay o namaz kılanların haline!" ayetine nasıl muhatap olmayacağımızı anlatırken tek kelime ''yetimi koruma'' ve ''yoksulu doyurmaya teşvik''ten bahsetmeksizin dilimizin yanını azı dişlerimize bastırıp yayarak nasıl ''azîîîm'' çıkaracağımızı kameranın zoomlamasıyla ağzını aça aça göstererek Mâun suresi tefsiri yaptığını sananlar.. (Sosyal İslam)
- Hz. İsa: "Üzerindeki hırka hariç her şeyini infak et, öyle gel yoksa beni anlayamazsın." (Yaşayan Kur'an (şamua))
- Tanrısız bir kainat , bana anlamdan yoksun görünmüştür her zaman. (Aliya İzzetbegoviç)
- Bugün kedisinden beklenenin yumruk kullanmak değil, ilim tahsil etmek olduğunu söyler (Mehmet Akif Ersoy)
- O dipdiri yaşam kaynağı ve yarattıkları üzerinde titreyenin önünde yüzler saygıyla eğilecek. Üzerinde kul hakkıyla gelenin soluğu kesilecek. ! (Yaşayan Kur'an - Türkçe Meal (Metinli))
- "Kılıç kimdeyse mülk onundur" ifadesi bugün "oylar kimdeyse iktidar ondadır" şeklinde söyleniyor. (İbn Haldun)
- Azerbaycanlı İmadeddin Nesimi, 1418'de Halep'te diri diri derisi yüzülerek idam edildi. İnsan huruf ile yani harfler ile uğraştiğı için derisi yüzülür mü, bunu aklınız alıyor mu? "Harflerle uğraşmış, onun için derisi yüzülerek idam edilmis." Veya Varidat'ı yazmış olduğundan, burada cennet, melek, cin hakkında bugün bizim söylediğimize benzer fikirleri olduğu için Şeyh Bedreddin asılmış, bunu aklınız alıyor mu? Kitap yazdığı için insan asılmaz. "Hallacı Mansur, sırf Ene'l-Hakk dediği için asılmış." Hayır! Sözünden, şiirinden, kitabından dolayı kimse asılmamıştır. Bunlar zamanlarının sultanlarına karşı isyana girişmişler, hareket ve muhalif bir duruş sergilemislerdir. (Şeyh Bedreddin)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin