Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü - Gregory Galloway Kitap özeti, konusu ve incelemesi

Kitap

Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü kimin eseri? Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü kitabının yazarı kimdir? Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü konusu ve anafikri nedir? Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü kitabı ne anlatıyor? Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü PDF indirme linki var mı? Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü kitabının yazarı Gregory Galloway kimdir? İşte Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

Kitap Künyesi

Yazar: Gregory Galloway

Çevirmen: Ogün Baştürk

Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları

İSBN: 9786053140375

Sayfa Sayısı: 256

Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Adam Strand depresyonda değil. Zihinsel bir hastalığı ya da hepimizin gündelik hayatta tecrübe ettiği rutinin ötesinde bir derdi de yok. Sadece canının sıkkın olduğunu söylüyor. Hayatına son vermeyi deniyor, otuz dokuz defa, ancak her defasında tekrar hayata dönüyor. Ama anlatmak istediği hikâye bu değil. Hatta herhangi bir hikâye anlatmak da istemiyor.

Henüz on yedi yaşındaki Adam Strand atlama, kesme, aşırı doz, kendini boğma, tüfek, zehirlenme gibi türlü türlü yöntemlerle kendisini otuz dokuz kez öldürür. Nedenlerini hiçbir zaman açıklamaz ve bununla beraber her teşebbüsünden birkaç saat sonra uyanmanın bir yolunu bulur. Bir nehir üzerinde, şehir meydanında bir melek heykeli üzerinde, terk edilmiş köprülerde... Nedenleri takip etmesi zor olaylar ve başlıklar içeren bu kitabı elinizden bırakamayacak, zorlayıcı ve sürükleyici bir hikayenin parçası olacaksınız! İntihar fikrinin etrafında şekillenen ve 16 yaşındaki bir lise öğrencisi gencin ve arkadaşlarının, Mississippi Nehri'nin kenarındaki bir kasabada geçen yaz mevsimini konu alan bu romanda, ALA Alex ödüllü yazarı ilginç kılan, metnin karmaşık kurgusu ya da hayret verici sonu değil, puslu iklimiyle Ortabatı Amerika ve karakterlerin iç dünyasını betimlemedeki ustalığı... Varoluşun iki yakası: ölüm içgüdüsü ile yaşam sevinci iç içe geçmiş bir şekilde ve berrak bir üslupla işleniyor romanda

(Tanıtım Bülteninden)

Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü Alıntıları - Sözleri

  • Yaşamanızı istedikleri sizin hayalleriniz değil, kendi hayalleridir.
  • Belki de cennet budur, mükemmel bir hiçlik, ilk nefesinizden önceki temiz halinize geri dönünceye kadar her şeyi boşaltmak, her şeyin dingin eksikliği...
  • “Bazen, bir anda birine ya da bir şeye bağlanırsınız ve nedenini bilmezsiniz.”
  • Kimse her zaman “mutlu” ya da her zaman “üzgün” değildir, değil mi? Bilmiyorum geçici şeyler gibi duruyorlar, hava durumu gibi, gelip geçici, hiçbir şey sabit değildir.
  • Belki düzelir her şey" dedim. "Belki çok kötü olmadan önce dünyanın sonu gelir…”
  • Yara izini seviyorum; bana umut veriyor, öldürmeyen bir yara.
  • Şikayet etmek onun için bir şeyler başarmak gibi sanırım: Tüm dünya ona karşı ve o yenilmiyor.
  • Günü geçirebilmek için ihtiyaç duyduğu enerjiyi öfkeden veya başka herhangi bir şeyden toplaması lazım.
  • "gerçek dostlarının kim olduğunu ancak öldüğün zaman anlayabilirsin."

Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Yeraltı Edebiyatından ilk okuduğum kitap olan Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü. Adam Strand on yedi yaşında bir genç. Otuz dokuz defa ölmeyi deniyor; boğulma, aşırı doz, ateşli silahla kendini vurma gibi intihar girişimleri oluyor. Nedenlerini hiçbir zaman açıklamaz ve bununla beraber her teşebbüsten birkaç saat sonra uyanmanın bir yolunu bulur. Strand, köprüleri oldukça seviyor, nehirler adeta onu çekiyor ve kollarını açmış bir melek gibi görmesini sağlıyor. Kitap intihara teşvik ediyor mu diye sorarsanız benim kanaatimce etmiyor ki yazar da bunun düşünebileceğimizi fark etmiş ki kitapda şu satırlar yer almaktadır. "Birisi gerçekten kendini öldürmek istiyorsa, aradığı ilhamı istediği yerden alabileceğini söylemek istedim: şarkılardan, televizyondan, internetten, gökyüzündeki bulutlardan, sokaktaki yağan yağmurdan, nehirden, hangisi olursa." " Kimse benim hayattan ayrılma nedenlerimle, ayrılmayı reddetmemin nedeniyle ilgilendiğinin yarısı kadar ilgili görülmüyor." (Aleyna Karaduman)

Ölmek bizimçün dokunaklı bir şarkı değil ki: Okuduğum diğer kitaplara hiç benzemeyen, kendine has bir anlatım tarzı olan Adam Strand’ın Otuz Dokuz Ölümü’nü bitirmiş bulunmaktayım. Öncelikle sizlerle Adam Strand’ı tanıyalım: Adam Strand 17 yaşında olmasına rağmen defalarca intiharı denemiş, ama her seferinde yatağında uyanmış bir genç. Strand, köprüleri oldukça seviyor, nehirler adeta onu çekiyor ve kollarını açmış bir melek gibi görmesini sağlıyor. Hattâ bir alıntıyla örnek verelim: “Sanki köprüden düşen birini tutmak için kollarını açmış bekliyor. Kolları yıllardır hâlâ boş sonuçta.” (sf.12) Bakmayın onun kendisini defalarca öldürmeye çalışmasına, Strand’ın yoğun bir şekilde yaşadığı bir duygu yok, hattâ âşık olup olmadığından bile emin değil. Onun teşebbüslerinin sebebi duygulardan ziyade anlamsızlık. Onun için yaşamak pek de değerli gözükmüyor. Kendisi büyümek, şişmanlamak ve birine muhtaç kalmak istemiyor; yaşamaktan umudunu kesmek istemiyor. İşte tam da bu yüzde, yaşamayı sevdiği en güzel zamanlarında kendisini öldürmek istiyor. Oldukça farklı bir düşünce… Strand’ın kendini öldürme teşebbüslerini salt olarak göremiyorum, bir metafor seziyorum sanki. Birçoğumuz kimi zaman ölümün eşiğine geliyoruz; gerek duygusal anlamda gerekse varoluşsal sancılar eşliğinde yaşamanın değerini sorguluyoruz. Bu dakikalar bizim için zamanın durduğu, yaşamın ağırlaştığı dakikalar oluyor. Yani bir nevi yaşamdan kopma, düşüncelere bağlı kalma ile birlikte zihni ölümümüzü veya zihni intiharımızı gerçekleştiriyoruz. Ama zaman bir şekilde ilerliyor, bitmez sanılan gecelerin, uykuların ardından yeni bir güne tekrardan ‘doğuyoruz’. Yanımızda tazelenmiş düşüncelerimiz veya arkadaşlarımız veya sevdiklerimiz bekliyor oluyor. Kısır bir döngüye giriyoruz hattâ; Strand otuz dokuz kere ölüyor, fakat bizim ölümlerimizin herhangi bir sayısı yok. Yazarın otuz dokuz sayısını da bir nevi sonsuzlukla sembolize ettiğini düşünüyorum çünkü kitapta bununla ilgili hiçbir gizem veya açıklama bulunmuyor. Gelelim Strand’ın çevresine: Ailesi intihar teşebbüslerine o kadar alışmış ki, artık umursamamaya başlar. Ailesinin düşünceleri ve duyguları kendilerine zarar geldiği noktada kabarmaya başlar hâle gelir. Bir nevi alışılmış çaresizlik diyebiliriz. Yazarımız Galloway gerçek anlamda intiharı epey araştırmış bir kişi olduğunu görüyoruz. Kitap her ne kadar kurgu olsa da intihar hakkında geniş çaplı bilgilere de rastlıyoruz. Hattâ intihar eden ünlü müzisyenlerin, oyuncuların, filozofların, sporcuların gibi gibi kişilerin nasıl intihar ettiğini, kaç yaşında intihar ettiğini bir tablo hâlinde görüyoruz. Yılda, günde kaç kişinin intihar ettiği bile araştırılmış. Bunun yanında intihar türlerini (aşırı doz ilaç, yanıcı madde, toksik madde, silah vb.) ele alarak bu yollarla gerçekleştirilmeye çalışılan intiharın başarısızlığı durumda kişilerin ne gibi sonuçlarla karşılaşacağı da tek tek ifade edilmiş. Bunu şu başlıkta toplayabiliriz: “Bütün intihar metotları, eğer işler yanlış giderse ciddi ve kalıcı ağrı ve hasar verme riski taşır.” Bu kitap intiharı özendiriyor mu peki? Bence hayır. Yazarımız da bunun düşünebileceğini fark etmiş olmalı ki karakterimizin gözünden şöyle bir yorumu okuyoruz: “Birisi gerçekten kendini öldürmek istiyorsa, aradığı ilhamı istediği yerden alabileceğini söylemek istedim: şarkılardan, televizyondan, internetten, gökyüzündeki bulutlardan, sokaktaki yağan yağmurdan, nehirden, hangisi olursa.” (sf.221) Ayrıca ekliyor: “Başkalarının yaptıklarını kontrol edemem; sadece yapmış olduğum şeylerden sorumluyum.” (sf.220) Kitabımız birey üzerinden gitmektedir. Olaylar veya betimlemeler çok fazla önem taşımıyor, hattâ sizi sarsmaya çalışacak olaylar silsilesi de görmüyoruz (karakterimiz duygularına pek az önem veriyor demiştik). Her şey sıradan, tıpkı yaşamak gibi ölmek de karakterimiz için sıradan bir durum, nasılsa tekrardan doğacağının bilincinde ve bundan dolayı biraz da pişmanlık duyuyor. Camus, Kafka gibi intiharla, karamsarlıkla (!) iç içe geçmiş yazarlarımız da Galloway için besin kaynağı olarak görülüyor. Hattâ Camus’nün ‘Sisifos’u mutlu olarak düşünmek gerekir’ düşüncesine de biraz eleştiri getirmektedir :) Kitap, daha önce okuduğum kitaplara benzememesi itibariyle oldukça keyifli bir okuma sürecini bana sunmuş oldu. Yer altı edebiyatının yoğun atmosferini hissetmemiş olmam da okuma serüvenimin verimli geçmesini sağladı diyebilirim. Keyifli okumalar diliyorum :) (Doğukan)

Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü tamamen kitabın arka kapak yazısıni okuyarak aldığım bir kitap. Sonrasında ise şöyle bir bakayım derken birden kendimi kaptırdığım sürekli elimde kalemle birşeyler çizdiğim, düşündüğüm, sorguladığım ve aynı zamanda da beni çok fazla şaşırtan bir kitap. Açıkcası yeraltı edebiyatını seviyor olsam da bu kitabın bu kadar başarılı olabileceğini düşünememiştim. Hayatına son vermek isteyen bir gencin yaşamını bunca hayat dersi ve edebiyatla süsleyen başka bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum Yani demek istiyorum ki bu kitabı okuyunnnn (Ebru Aykaç Takipçisi)

Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü PDF indirme linki var mı?

Gregory Galloway - Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Gregory Galloway Kimdir?

ABD’de Iowa şehrinin güney doğusunda, Des Moines ve Mississippi nehirlerinin kesiştiği, Keokuk adlı küçük bir kasabada, bir şartlı tahliye memurunun oğlu olarak doğup büyümüştür. Yazma fikri Keorkuk Lisesi’ndeki öğrencilik yıllarında oluşmuş, ardından Iowa Üniversitesi Yazarlık Atölyesi’ni, kurgu ve şiir dallarında master derecesiyle bitirmiştir. Müzik tutkusu sebebiyle eğitim yılları boyunca şehir merkezindeki bir plakçıda çalışmış ve bu ilgisi 2005’te yayınlanan ilk romanı As Simple as Snow (Kar Kadar Basit) kitabında temel bir rol oynamıştır. Bu romanı 2006 senesinde Amerikan Kütüphane Derneği’nin ‘Alex Ödüllerine’ layık bulunmuştur.

2011 senesinde Careful & Other Stories (Dikkatli ve Diğer Öyküler) adında insanların gündelik problemleri, hayal kırıklıkları, umutları ve çaresizlikleri ekseninde on kısa öyküden oluşan bir derleme kaleme almıştır. 2013 senesi Şubat ayında, ne kadar gayret etse de bir türlü ölemeyen, 16 yaşındaki bir gencin yaz aylarını konu alan, Adam Strand’ın 39 Ölümü (Dutton 2013) adlı ikinci romanı yayınlandı. Galloway şu anda eşiyle birlikte Hoboken, New Jersey’de yaşamaktadır.

Gregory Galloway Kitapları - Eserleri

  • Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü

Gregory Galloway Alıntıları - Sözleri

  • Yaşamanızı istedikleri sizin hayalleriniz değil, kendi hayalleridir. (Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü)
  • Yara izini seviyorum; bana umut veriyor, öldürmeyen bir yara. (Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü)
  • Belki düzelir her şey" dedim. "Belki çok kötü olmadan önce dünyanın sonu gelir…” (Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü)
  • Kimse her zaman “mutlu” ya da her zaman “üzgün” değildir, değil mi? Bilmiyorum geçici şeyler gibi duruyorlar, hava durumu gibi, gelip geçici, hiçbir şey sabit değildir. (Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü)
  • Şikayet etmek onun için bir şeyler başarmak gibi sanırım: Tüm dünya ona karşı ve o yenilmiyor. (Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü)
  • “Bazen, bir anda birine ya da bir şeye bağlanırsınız ve nedenini bilmezsiniz.” (Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü)
  • "gerçek dostlarının kim olduğunu ancak öldüğün zaman anlayabilirsin." (Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü)
  • Günü geçirebilmek için ihtiyaç duyduğu enerjiyi öfkeden veya başka herhangi bir şeyden toplaması lazım. (Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü)
  • Belki de cennet budur, mükemmel bir hiçlik, ilk nefesinizden önceki temiz halinize geri dönünceye kadar her şeyi boşaltmak, her şeyin dingin eksikliği... (Adam Strand'ın Otuz Dokuz Ölümü)