Kitap Künyesi
Yazar: Ali Şeriati
Yayın Evi: Fecr Yayınevi
İSBN: 9786055482367
Sayfa Sayısı: 336
Adem'in Varisi Hüseyin Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Selam sana ey Allah'ın seçkin kulu olan Adem'in vârisi!
Selam sana ey Allah'ın peygamberi olan Nuh'un vârisi!
Selam sana ey Allah'ın dostu olan İbrahim'in vârisi!
Selam sana ey Allah'ın ruhu olan İsa'nın vârisi!
Selam sana ey Ali'nin vârisi, Allah'ın velisi!
Garip! Kerbelâ sahnesi birdenbire gözlerimin önünde yeryüzü genişliğinde yayılıverdi; Hüseyin'in komutasında, Fırat kıyısında durmuş, yetmiş iki kişilik bir saf tarih boyunca uzanıverdi. Başı, Adem ile başlıyor ve sonu ahir zamana kadar, tarihin bitimine kadar devam eden bir saf.
Öyleyse Hüseyin, Yezit'in içki içmesi ve alçaklık yapması nedeniyle ona savaş açmış ve bu acı olaya sebebiyet vermiş bir politikacı değildir. O, Adem'den itibaren elden ele dolaşıp insanlığın eline geçen ve şimdi de Hüseyin'in elinde olan al bir bayrağın vârisidir. Hüseyin de, "Her ay Muharrem, her gün Aşûra ve her yer Kerbelâ" şiarıyla bu bayrağı elden ele emanet ederek insanların rehberlerine ve insanlık tarihinde adaletten yana olan tüm özgür insanlara teslim etmiştir. İşte ölüme ve bayrağı tüm nesillere bırakmak için gittiği bu son anda gelecek asırlara haykırır:
"Acaba bana yardım edecek biri var mı?"
Adem'in Varisi Hüseyin Alıntıları - Sözleri
- Yaralarımızı sarar ve biz Bu sevgiyi ganimet biliriz...
- Hüseyin'in kendisini adadığı dava, ondan daha büyüktür.
- "Muhammed sadece bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçti. O eğer ölür veya öldürülürse gerisin geriye mi döneceksiniz?" (Âli İmran Suresi/144) Şu düşüncenin ne kadar ileri olduğuna bakın! Diyor ki: Siz ey İslam Peygamberinin takipçileri! Sizin peygamberin şahsına takılıp kalmamanız gerekir.Peygambere tapma ve Peygamberin asıl oluşu diye bir şey söz konusu değildir.Asıl olan öğreti ve hedef düşüncesidir.Peygamber, bu hedefe giden yolda rehber ve klavuz olduğu için değerlidir.Eğer ölür veya öldürülürse siz gerisin geri mi döneceksiniz??
- Ufukta İki Şehidin Kanlarından Ali'nin Ve Oğlunun İki Şahidi Vardır. Gecenin Bitiminde Sabahın Gülüşü Gibidirler Akşamın Başlangıcında İki Şafak Kızılı Gömleğine Kazımıştır Haşrın Gelmesi İçin Rahmanın Yardımını Umarak.
- "Her güçlü iktidar sahibi, toplumu ezer, toplumu yıkıma ve çöküşe sürükler. Toplumun gerçek değerli kişilerini aşağılar, gerçek adi kişilerini ise güçlendirir ve onlara saygınlık kazandırır."
- Firavunlar, Nemrut’lar, Kayserler ve Nabukanadzarlar; hepsi insan hayatının, özgürlüğünün ve şerefinin celladı, katili ve haydududur. Hepsi aynı zürriyetten, aynı soydandır.
- Ve hayat düzeni: Mülkiyet! Bencilliği, mal düşkünlüğünü, hırsızlığı, açgözlülüğü, yoksulluğu, ihaneti, sınıfı, aristokrasiyi, yabancılaşmayı, düşmanlığı, şirki, ırkçılığı, savaşı, egemenliği, zevk düşkünlüğünü, şehveti, fesadı, hileyi, zorbalığı, zulmü, kamçıyı, işkenceyi, katliamı, despotluğu, köleleştirmeyi, kültürel sömürüyü, emperyalizmi, baskıyı ve şeytanların egemenliğini doğurdu. Tağuta tapıcılığa, ataya tapıcılığa, mezara tapıcılığa, sultana tapıcılığa, efendiye tapıcılığa, mollaya tapıcılığa ve “dinlerin zulmüne”; kısacası Allah’ın halefi ve doğada Allah’ın emanetinin koruyucusu olan Adem’in oğullarının dört canavara dönüşümüne yol açtı
- "Öyleyse Hüseyin, Yezit'in içki içmesi ve alçaklık yapması nedeniyle ona savaş açmış ve bu acı olaya sebebiyet vermiş bir politikacı değildir. O, Âdem'den itibaren elden ele dolaşıp insanlığın eline geçen ve şimdi de Hüseynin'in elinde olan al bir bayrağın vârisidir."
- Sanki ahir zaman her zaman'dır.
- Fakat tüm varlığını bir "iş"e adayan kişiyi, sadece bir darbe mahveder ve "yokluğunu hisseden bir varlık, ya da varlığını hisseden bir yokluk" oluverir
- Aşura gecesiydi, 670 yılının Aşurası... Yas tutmak için oturdum tek başıma.Bir ravza yazdım gönlümce."Varis'in ziyareti, Adem'in Hüseyin'e kadar gelen veraseti, Âdem'in Yezit'e kadar gelen veraseti üzerine bir tefsir! Yeryüzünün derinliklerinden kalkıp gözlerimin önünde canlandı Fırat'ın iki yakasındaki bütün tarih, tüm cellâtlar, tüm şehitler ve tarihin mahşeri!
- Arafat:Tanıma, kavrama. Meş'ar: Şuur kazanılan yer. Mina:Aşk ya da "deal". Önce ilimden, bilgiden marifet ve tanımadan başlıyoruz. Ondan sonra daha yüksek bir aşamaya, yani anlama, tanıma ya da şuura erişiyoruz. Ve artık aşk diyarında şuur ülkesinde insani yetkinliğin en yüksek kalesine yükselmeye lâyık oluyoruz.
- Büyük Fransız yazarı Saint Paul Simon şöyle diyor:"Maalesef günümüz insanı, Batı dünyasının dar görüşlü ve şimdiyi kutsayan kirli tüketim hayatı içinde metroya yetişmekten başka hiçbir şeyi beklemez."
Adem'in Varisi Hüseyin İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ali Şeriatinın Birçok Eseri Gibi Bu Eserde Yavaş Okunması Ve Okunurken Üzerine Düşünülmesi Gereken Bir Eser Hz.Hüseyin(a.s) Kalemle Ancak Bu Kadar Güzel Anlatılabilir (Eren)
Adem'in Varisi Hüseyin-Şehadet: Ne muhteşem bir anlatı. Ne büyük bir coşku. Nasıl kendinden geçme. Şiirsel anlatım ile Muharrem ayını, Aşura'yı ve O yası yaşıyor ve yaşatıyor Ali Şeriati. Hüseyin'in katledilmesinin hüznünü yaşıyor, yaşatıyor; ve 'Ne elim verici bir geceydi' diyerek cümlesine başlıyor. Ali Şeriati'nin doğaçlama yaptığı konuşmalardan ortaya çıkan muhteşem bir eser. Tabi bu kitap, birden fazla konuşmanın tek bir çatı altında toplanmasıyla oluşmuş. Doğaçlama konuştuğundan dolayı tekrarlar olabiliyor. Dilin kemiği olmaz babında 'yüreğinin götürdüğü yere git' minvalinde anlattıkça anlatıyor. Karşısında bulunan topluluğu sürekli diken üstünde tutuyor, bu da onun duygu yükünün dışa vurumu olarak karşımıza çıkıyor. Kitap, Kerbela'da Hüseyin'in şehit edilmesiyle başlıyor. Cümleleri uzun. Bir başlıyor ve kelimeler peşinizi bırakmıyor. Uzadıkça uzuyor ve bir an da kendinizi ummanda ya da çölde buluyorsunuz. Şeriati'yi okuyanlar bunu zaten biliyor lakin bilmeyenlere yabancı gelebilir bu anlatım. Her sayfası her paragrafı her cümlesi bir öncekinin coşkusundan taşarak karşımıza çıkıyor. Kitabı okurken, şu da insanın aklına takılabiliyor: Bu coşku dilini biz yazıdan okuyoruz. Bunu bir de o ortamda dinleyenlerin hali nasıldır acaba? Ali Şeriati'nin coşkusunu şu şekilde de ifade edebiliriz: Bir gökdelenin en üst katından asansörle düşmek gibi insanı sarsıyor. "Adem'in Varisi Hüseyin" kısmında ise insanlık tarihine dokunuyor Eskiçağ, Yunan, Roma, Hind, Yahudi, Hıristiyan gibi başlıklar altında çeşitli düşüncelerini de paylaşıyor. Kurduğu bazı benzetmeler insanı zorlayıp yorarken, okuyucuyu terk etmeden, onunla düşsel yolculuğa çıkıyor. Bir de bakmışsınız, Şeriati dağın tepesinde ve yalnız, mikrofonsuz Ebuzer gibi Tevhid'e çağırıyor. Hz. Muhammed'in ölümünden sonra yaşananları yorumluyor. Lakin bu yorumlama genelin bildiği, duyduğu düşüncelerin dışında. İslamiyet'in ve bunun Peygamberinin de aristokrat olmadığını anlatıyor. Hz. Muhammed'in kendisinin bir 'ümmi' olduğunu da tekrar ifade ederken burada 'ümmi' kavramına başka bir anlam vererek açıklıyor (Arapça Ümmi'nin de Ümmet kökünden geldiğini belirtiyor.). Şeriati kabile tanımını yaparak, Batı toplumundaki ya da İran'da bu kavramın anlayış şekliyle Arap yarımadasında ona verilen tanımı ayrıntılandırıyor. Sonra yerleşik kabile kültürüyle 'yeni din'in farkını anlatıyor. Aşura, Şeriati için çok önemli bir kavram. Ve cümlelerini ayrıntılı ve özenli bir şekilde kullanıyor. Aşura'nın belirli bir gün içinde sınırlandırılmasına da karşı çıkıyor ve bunun sebeplerini de anlatıyor. Kerbela, zulüm, Emeviler, Aşura, Aşura'nın görünen yüzüyle olması gerekenleri sıralıyor. Kitabın 'Bekleyiş: İtiraz mezhebi' adını taşıyan bölümünde ise mehdi, mesih ve Şia'ya göre beklenen 12. imam üzerine düşüncelerini paylaşıyor. Ali Şeriati'yi okuyanlar biliyor ama yine de buraya yazayım: " Sizi rahatsız etmeye geldim" cümlesi öylesine söylenmiş bir cümle olmadığı açıkça ortaya çıkıyor. Ali Şeriati, özellikle din baronları ve toplumun bir kesim tarafından 'tutulmaz', 'sevilmez'. Lakin onun da öyle bir derdi de yok. Eğer öyle olsaydı bunu memleketindeki rejime boyun eğerek yapardı. Hatta kendisi bir 'cemaat' kurup buradan nemalanma peşine de düşmemiş. Şeriati'nin düşüncelerine katıldığımız veya katılmadığımız kısımlar mutlaka var. Lakin önemli olan düşüncelerden korkmadan, aykırı, farklı (kime göre ?) görüşlerin de olabileceğini düşünmemiz gerekir. Herkes, birilerin istediği ya da düşündüğü gibi düşünmek zorunda değil. Yine katılalım veya katılmayalım, Şeriati özgün düşüncelerini tarihi olayları işleyerek anlatıyor. Burada tabii yetiştiği toplum ve Şia'nın bazı konularda bakış açısı ile olayları yorumladığı da göz ardı edilmemeli. Şehitlik ve şahadet konusuna değiniyor ve burada geleneksel düşüncenin hoşuna gitmeyecek cümleler de sarf ediyor. Aşura, karalar bağlama, yas tutma konularında geleneksel Şia inancından bile farklı düşünüyor. Ali Şeriati dinler tarihi uzmanı ve sosyologdur. Bazı şeyleri tam anlayabilmek için Şeriati tam okunmalıdır. Ali Şeriati okuduk diye Ali şeriati'nin her düşüncesini kayıtsız şartsız kabul ediyoruz veya edeceğiz diye bir durum da yok. Lakin birilerinin ifade ettiği "onu okumayın" cümlesine inat okumaya devam edelim. Şeriati okunduğunda kafalar karıncalanır, doğrudur. Eğer bir kitap veya düşünce kafaları karıncalandırmıyorsa zaten bir sorun var demektir. Kısacası, Ali Şeriati, Hüseyin'in şehit edilmesi ve bunun üzerinden Emevilerin kurduğu saltanat rejimine yüklenir. Çok duygusaldır, kendinden geçer, coşar ve yüksek perdeden konuşmaya başlar. Ve bu da bir kesimin hoşuna gitmez. Bu kitabı da diğer kitapları gibi tavsiye ediyorum. Kitabın içindekiler ise kısaca şu şekildedir: ++ Şakşakıyye ++ Adem'in Varisi Hüseyin ++ İntikam ++ Şehadet ++ Şehadetten Sonra ++ Şehide Dair ++ Şia'nın Tarih Görüşü ++ Bekleyiş: İtiraz Mezhebi ++ Ekler kısmında oluşmaktadır. Not: Okuduğum kitap Fecr Yayınları, 2. baskı 2012 tarihlidir. Kitabın inceleme yazısı 1 yıl gibi geç yazıldı ama ancak sırası geldi. Bu kitabı 2 Eylül 2019 - 8 Eylül 2019 tarihleri arasında okudum ve inceleme ise 30 Ağustos 2020 tarihinde 1000Kitap sitesine eklendi. (S. Ali)
Kitabın Yazarı Ali Şeriati Kimdir?
Ali Şeriati (Farsça: علی شريعتی) (d. 1933, Sabzevar - ö. 1977), İranlı Müslüman sosyolog, aktivist, düşünür ve yazar; özellikle din sosyolojisi ve çağdaş İslam düşüncesi üzerine eserler vermiştir. Marksist düşünceden yaptığı alıntılar ve türetmeler ve bunların kendi zamanındaki İran'a ve çevresine adapte edilmesi ve Marksizm kritiği ile birlikte çağdaş İslam düşüncesi ve devrimcilik açısından ortaya koyduğu çeşitli sonuçlar ve yarattığı ilgi sebebiyle, gerek önemli çağdaş İslam düşünürleri arasında gerekse İran'daki devrimci İslam'ın babası ve İran İslam Devrimi'nin baş düşünürü olarak anıldığı olmuştur. Düşünceleri genel olarak "İslam'a dönüş" -"öz"e dönüş- başlığı altında toplanabilir ve bilimsel kaynaklara dayanması, sosyoloji vurgusu yapması ve Batı metodolojisini, çeşitli açılardan eleştirmekle birlikte çeşitli açılardan yapıcı bir şekilde kullanması (ki sosyoloji gibi çeşitli bilimler ve Batı düşüncesinde ortaya çıkan çeşitli fikirlerin, örneğin bazı Marksist fikirlerin, İslam'ın özünde de daha farklı bir şekilde ortaya konduğunu da savunur) sebebiyle moderndir ve gelenekçilikten uzak olduğu gibi gelenekçi görüş ve kesimlere eleştirel yaklaşır nitekim bu sebeple eleştirildiği veya çelişki ile suçlandığı olmuştur. Bu tarzından yola çıkarak kendisi hakkında "sosyolojiyi İslamlaştırmaktan" ziyade "İslam'ın sosyolojik" bir okumasını yaptığı da söylenmiştir.
Hayatı
Çocukluğu
Şeriati 1933 yılında Mazinan, Sabzevar, İran'da doğdu. Babası ilerici milliyetçi bir öğretmen olan Muhammed Taki'dir. Eğitim yıllarında ilk kez İran'ın daha aşağı sınıflarından insanlarla tanıştı, var olan fakat bilmediği yoksulluk ve zorluklarla tanışması bu dönemde oldu. Ayrıca aynı dönemde Batı felsefi ve siyasi düşüncesiyle de tanışmıştır. Modern sosyoloji ve felsefenin bakış açısı ve bunun geleneksel İslami prensipler ile harmanlanması aracılığıyla Müslüman toplum ve toplulukların karşılaştığı sorunları açıklamaya ve çözümler bulmaya çalışmıştır. Şeriati Mevlana ve Muhammed İkbal'den büyük ölçüde etkilenmiştir.
Eğitimi
Lisansını İran'da bitirdikten sonra, Paris Üniversitesi'nde doktorasına başladı. Burada, 1964 yılında Sayfuddin'den "Belh'in Faziletleri Tarihi" isimli bir el yazmasının notlandırılmış bir Farsça çevirisini yaparak Edebiyat dalında doktor olmuştur. Daha sonra İran'a dönmüş, fakat hemen şah yönetimi tarafından tutuklanıp hapsedilmiştir. Yönetim onuFransa'dayken devleti yıkıcı siyasi aktivitelerde bulunmakla suçlamıştır. Daha sonra 1965'te serbest bırakılmış ve Meşhed Üniversitesi'nde eğitim vermeye başlamıştır.
Ölümü ve etkileri
Dersleri kısa sürede farklı toplumun farklı kesimlerinden öğrenciler tarafından beğenilmiş ve popülerleşmiştir. Bunun sonucu yönetim Üniversite'yi zorlayarak onun eğitim vermesini engellemiştir. Bunun üzerine Şeriati Tahran'a giderek Hüseyniye-i İrşad Enstitüsü'nde ders vermeye başlamıştır. Yine büyük bir popüleriteye ulaşan dersleri, yine toplumun her kesiminden öğrencileri etkilemiştir. Şeriati'nin görüşlerine ilginin arttığı orta ve yüksek sınıflardan öğrencilerin olması dikkat çekiciydi. Bu ilgi de şah yönetiminin Şeriati ile bazı öğrencilerinin tutkulanması emrini vermesine neden oldu. Gerek yurt içinden gerekse yurt dışından gelen tepkiler üzerine yönetim onu serbest bıraksa da çeşitli şartlarla tahliye edilmişti: kesinlikle herhangi bir eğitim aktivitesinde yer almayacak, hiçbir şey yayımlamayacak ve özel veya genel hiçbir toplantı yapmayacaktı. Ayrıca devletin güvenlik örgütlerinden SAVAK onun yakın çevresini yakın gözetim ve denetim altında tutacaktı. Şeriati bu şartlara karşı çıkarak ülkesini İngiltere'ye gitmek üzere terk etmeye karar verdi. Üç hafta sonra, 19 Haziran 1977'de SAVAK tarafından öldürüldü.
Tahran'ın büyük hastanelerinden birine Şeriati'nin ismi verilmiştir.
Devrim öncesi İran'ın en önemli ve etkili felsefi liderlerinden sayılan Şeriati'nin görüşleri bugün hâlâ İran toplumunda popüler ve etkindir. Özellikle bugünki İslami Cumhuriyet rejiminin biçimi, ruhban sınıfının konumu ve eşitlik anlayışına karşı çıkan kesimler tarafından beğenilmektedir.
Şeriati'nin düşünsel çalışmaları sadece devrim öncesi ve sonrası İran'ı değil, dünya çapında İslamcı topluluk ve düşünceler başta olmak üzere birçok kişi ve grubu etkilemiştir. Çeşitli dini kavramlara yaklaşımı, ruhban sınıfının eleştirisi ve İslamcılık hareketinin içinde kabul edilen çeşitli çıkarımlarıyla ilgi çekmiştir.
Şeriati, ayrıca Martinikli Marksist düşünür ve şair Frantz Fanon'un "Yeryüzünün Lanetlileri" isimli eserini, Jacques Derrida'dan "Şiir Nedir" ve Fransız oryantalist ve aynı zamanda katolik papaz olan Louis Massignon'dan "Selman-ı Pak" adlı eserleri Farsçaya çevirmiştir.
Birçok eseri bulunan Ali Şeriati'nin eserlerinin neredeyse tümü Türkçeye çevrilmiştir.
wikipedia
Ali Şeriati Kitapları - Eserleri
- Hac
- İnsanın Dört Zindanı
- Ali
- Dine Karşı Din
- Kendini Devrimci Yetiştirmek
- Ebuzer
- Anne Baba Biz Suçluyuz
- Kadın (Fatıma Fatımadır)
- Her Hicret Bir İnkılaptır
- Muhammed Kimdir
- Kendisi Olmayan İnsan
- İnsan
- Bilinç ve Eşekleştirme
- Dua
- Çocuklar ve Gençler
- Dinler Tarihi 1
- Dinler Tarihi 2
- Şehadet
- Aydın
- İslam ve Sınıfsal Yapı
- Marksizm
- Kur'an'a Bakış
- Hangi Şia?
- Kapitalizm
- İran ve İslam
- İslam Bilimi (Ciltli) I-II
- İbrahim'le Buluşma
- İslam'ı Tanıma Metodu
- Dünya Görüşü ve İdeoloji
- Yeni Çağ'ın Özellikleri
- Ne Yapmalı
- Yalnızlık Sözleri 1
- İslambilim 1
- İslambilim 2
- Biz ve İkbal
- Aydınlara Umut Çağrısı
- Ali Şiası Safevi Şiası
- Hür Düşünce Mektebi
- İslam Nedir Muhammed Kimdir
- Mektuplar
- Çöle İniş
- İslam'ı Anlamak
- İnsan Olmak
- Kevir/ Bir Tarih Olarak Beliren Coğrafya
- Muhammed'i Tanıyalım
- Kültür ve İdeoloji
- Kendini Bilmek
- Yalnızlık Sözleri 2
- Medeniyet ve Modernizm
- Medeniyet Tarihi 1
- Medeniyet Tarihi 2
- İdeallerin Yenilgisi
- Kapitalizm Uyanıyor mu?
- Şia
- Mükemmel Bir Cemaat Ali Şiası
- Sanat
- Dine Karşı Din / Anne Baba Biz Suçluyuz
- Ümmet ve İmamet
- Adem'in Varisi Hüseyin
- Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar
- Kavramlar Sözlüğü
- Muhtelif Eserler- I
- Muhtelif Eserler- II
- İslambilim 3
- Bir Önünde Sonsuz Sayıda Sıfırlar
- Tevhidi Altyapı
- Bekleyiş - Karşı Tepki Dini
- İslam Ekonomisi
- İslam'ın Tarih Felsefesi
- İslam Sosyolojisi Üzerine
- Sizi Rahatsız Etmeye Geldim
- Marksizm ve Diğer Batı Düşünceleri
- Yarının Tarihine Bakış
- Sevmek Aşktan Üstündür
- Terimler Sözlüğü
- Gençler İçin İnanç ve Ahlak Prensipleri
- Dine Dayanmak
- Siret
- Ali Şeriati'den Aforizmalar
- Dinleri Tanımak
- İki Sûre İki Yorum
- Çağımızın Müslüman Kadından Beklentisi - Emperyalizme Karşı Müslüman Kadın
- Toplumbilim Üzerine
- Çar Zindanen İnsan-Eli Şerieti
- Aşk ve Devrim
- Ve Cevap Veriyorum
- Öze Dönüş
- Ayet Yorumları
Ali Şeriati Alıntıları - Sözleri
- Diğer canlılar niçin yaşadıklarını anlamaları gerekmeksizin yaşarlar. Ama insana: "Yaşa!" dedikleri zaman "Nasıl?" diye sormadan önce "Niçin?" diye soruyor. Bundan dolayı insana,sadece nasıl yaşayacağını öğretmek yetmiyor. İnsan, aç olduğu sürece alışılmış hayat nimetlerinin peşinden gider ve gündelik dertlerini gidermek için çabalar; bu durumda bu sorulardan az ya da çok uzaklaşır. Fakat bu ihtiyaçlar giderildiğinde onun için insan olmanın temel ihtiyaçları ve nerede olması gerektiği gündeme gelir.Gercekten de gerçek din ve mutlak din duygusu bugün daha çok, daha ciddi ve daha hayatı bir ihtiyaç konusudur. (Dinler Tarihi 1)
- Bu dünyada şu üç şeyi şunlarla ara: Gerçekliği, düşünce ve ilimle; iyiliği, ahlak ve dinle; güzelliği, sanatla. Ve aşk sana bu üç dünyanın da kapılarını açabilir. (Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar)
- Başkalarıyla oldukça kendimi yalnız görüyordum. Yalnız kendimle, yalnız değildim. (Çöle İniş)
- Diyorlar ki kafir, ölümden sonraki dünyaya inancı olmayan kimse demektir. Mümin ise bunlara inancı olan kimsedir. (Dine Dayanmak)
- Peygamber, ağır düşüncelerin baskısı altında bunaldığında ve ruhunun çetin dalgaları ve düşüncelerinin yüksek miraçları karşısında takatsiz kaldığında, Ayşe' yi çağırıp " Benimle konuş ey Hümeyra( pembelim) ! diyordu. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)
- “Sezgisel ve tahmini değil, aksine gözle görme şeklinde olan kesim bilimsel ölçülere dayanarak ikinci neslimiz bizimle yabancılaştığını biliniz.” (İbrahim'le Buluşma)
- Dua; öğreten, bilinçlendiren, iyilik ve güzelliği telkin eden bir metin, ruhu ruhani miraca götüren, ölüm gününden kurtaran, Allaha yaklaştıran, eğitip öğreten bir ilimdir. (Kavramlar Sözlüğü)
- Kıyamette görmeye başlayıp başkalarını görme azabına uğrayacağımdan korkuyorum. [Ebulala Maarri] (İslambilim 2)
- İbrahim'e bak! Sevgili evladını aşka kurban ediyor. (Ali Şeriati'den Aforizmalar)
- "O sıfır aleminin içinde bir gibiydi." (Çocuklar ve Gençler)
- Netice, yine umutsuzluk, nefret, sorumluluktan kaçma, kendi köşesine çekilme, mistik hayat, varoluşçu oyunlar vb .. (Medeniyet ve Modernizm)
- Dua, yüzüne açılmayan hiçbir kapıyı çalmaz.. Dua, en yüksek ifade zirvesini, aklın karanlık gecesinde, Akıl bineğinin ayağı topalladığında, Aşk uçuşu sırasında bulur.. (Dua)
- lnsan ne kadar daha fazla anlar ve ne kadar daha derin hissederse daha çok acı çeker ve sorumluluğu ağırlaşır. (Yalnızlık Sözleri 2)
- Yarının tarihini yazarsak ancak, tarih değer kazanacaktır. Tarih, eğer yarını bilmemize, bugünün insanını ya da ortaya çıkacak insanı bilmemize yardımcı olmuyorsa, faydasız olacaktır. Çünkü tüm bilimler; insanları, geleceğin insanının hayatını ve bugün ile yarının insanının idealini anlamada, en azından yararlı olmak zorundadır. Geçmişteki insanı anlamak, kendimizi ve geleceğimizi anlamada bir başlangıç olmalıdır... (Yarının Tarihine Bakış)
- Şüphe yok ki, bu memlekette aç olanlar en çok çalışanlardır. Bununla şerefiyle çalışan, hırsızlık, yan kesicilik, aldatma, dalkavukluk, rüşvet, nüfuz sömürücülüğü, kadın ticareti, insanı kısa yoldan seçkin kılacak herhangi ber şeyi yapmayan namusluları kastediyorum. (Kapitalizm Uyanıyor mu?)
- Komünizm ve kapitalizmin her ikisi de şekil farklılıklarına rağmen insana "ekonomik bir hayvan" olarak bakmaktadırlar. Aralarındaki bu şekil farkı bu hayvanın ihtiyaçlarını karşılamada hangisinin daha başarılı olabileceği meselesi üzerinedir. (İnsan)
- Aydın ; son peygamberden sonra, peygambere benzeme eylemidir. Ümmi olmak ; halkın adamı olmaktır. Ümmetin hem içinde hem de dışında ayaklanmaktır. (Ne Yapmalı)
- "Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez." (Bilinç ve Eşekleştirme)
- Halkın eleştirilerini özgürce yapamadığı bir toplumda eleştiriler, mizahla yapılır ve bu mizahlar bir araçtır. (Medeniyet Tarihi 1)
- Kuran'ın Allah'ı insana yakındır, herkesle birliktedir. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin