Kitap Künyesi

Yazar: Thomas Hardy

Çevirmen: Taciser Belge

Orijinal Adı: Jude the Obscure

Yayın Evi: İletişim Yayınevi

İSBN: 9789750515613

Sayfa Sayısı: 464

--reklam--

Adsız Sansız Bir Jude Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

...Murat Belge’nin dizi yayın yönetmenliğinde,

Çiçek Öztek çevirisi,

James Woodall’ın önsözüyle,

Yazar ve dönem kronolojisiyle.

Acıklı bir ilişkiyi konu etmesinin yanı sıra sıkışmış bir varoluşun, hatta var olamayışın öyküsü olarak Adsız Sansız Bir Jude, Thomas Hardy’nin belki de en sert, en etkileyici ve en ümitsiz eseridir.Akademiye girme hayalini, yoksulluk ve üniversite yetkililerinin kayıtsızlığı yüzünden gerçekleştiremeyen taş ustası Jude Fawley, mutluluğu kuzini Sue Bridehead’de aramaya başlar. Başarısız evlilikler yaşamış bu iki karakterin sınıflara, topluma ve çağa meydan okuyan kenetlenişi, acı bir olay sonrasında çözülecektir. Taşralı olmayı ardında bırakamayan bir adamın hikâyesi olarak belki de en acıklı ve kişisel Hardy romanı denebilecek Adsız Sansız Bir Jude, modern dünyanın kırsal İngiltere’nin eteklerinde gezindiği dönemin bir anlatısı olarak aynı zamanda sosyal tarih eseridir de. Romanın cinsel ilişkileri ve evlilik kurumunu ele alış biçimi Victoria dönemi İngilteresi’ni sarsmış, yazarın romancılık kariyerinin de sonunu getirmiştir.

“Hardy bence her şeyden önce bir şairdi, romanlarını da ulaştığı o seviyeden yazardı. Yazdığı trajedi ve trajikomedilerde, adeta bir çekicin vurma sesi duyulur”.

E.M. FORSTER

--reklam--

Adsız Sansız Bir Jude Alıntıları - Sözleri

  • "Daha önce de dediğim gibi, düşüncelerimdeki cesaret yüreğimde yok."
  • “Ah Judecuğum, sen müzik dinleyen insanları seyreden bir sağır adam gibisin. ‘Neye bakıyor bunlar? Ortada bir şey yok ki!’ diyorsun. Aslında var.”
  • “Umarım ölümüne benden çok, verem yol açmıştır.”
  • Hayatını ilk kez yaşıyordu, ziyan etmiyordu. Bir kadını sevmek, üniversite mezunu olmaktan güzeldi, papaz olmaktan da...evet, papa olmaktan bile güzeldi!
  • Belki de ben, bugünlerde herkesi mutsuz kılan şu ruh huzursuzluğunun, toplum huzursuzluğunun değersiz bir kurbanından başka bir şey değilim.
  • Antigone'un söylediği gibi, insanların arasında ne biriyim ne de hayalet.
  • Hayat kitaptan öğrenilmez, yaşamak gerek.
  • İnsanlar bizi anlamıyorlar.
  • Çok apaçık bir yalnızlıktı bu, boşluklar ortasında bir yalnızlık.
  • “Ah Judecuğum, sen müzik dinleyen insanları seyreden bir sağır adam gibisin de ondan.”
  • “Belki de ben, bugünlerde herkesi mutsuz kılan şu ruh huzursuzluğunun, toplum huzursuzluğunun değersiz kurbanından başka bir şey değilim.”
  • "Kadın ya da erkek, yaşayacağı hayatı başkalarının seçmesine bırakırsa, o insanın maymunlardaki gibi taklit etme kabiliyetinden başka hiçbir şeye ihtiyacı yoktur." J. S. Mill'in sözleri bunlar.
  • Yoluna devam edecek gücü kalmamıştı.
  • Neden bu hayatı yalnız yaşamaktan korkalım? Yalnız ölmemizi Tanrı buyurmadı mı?
  • “Sen benim içimde ne var bilmiyorsun. “ - ne var , peki? “Tek başına bırakılmışlık. “

--reklam--

Adsız Sansız Bir Jude İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Jude!: Güzel ve kaliteli kitapları ikiye ayırıyorum: Bir an önce bitirme arzusu oluşturanlar ve olabildiğince geç bitirme arzusu oluşturanlar. ‘Adsız Sansız Bir Jude’ benim için olabildiğince geç bitirme arzusu oluşturan bir metin oldu. Daha ilk sayfadan yakalayıp beni içine çekmeyi, metni yaşatmayı başardı ve geçirdiğim bu on bir günlük okuma süreci unutamayacağım bir okuma serüveni olarak zihnimdeki yerini aldı. Thomas Hardy Adsız Sansız Bir Jude’u okurken zihnimde bir yerlerde sürekli bir fısıltı vardı: ‘Hardy çok iyi bir gözlemci ve tasvirci!’ diye. Kurduğu cümleler, kurulan bu cümlelere yerleştirdiği duygular müthiş bir hissediş sürecine sokuyor okuyucuyu. Taşra romanları penceresinde ‘İngiliz Edebiyatı’nın önemli yazarları arasında yer alan Hardy, doğayı ve doğada kurulanları çok iyi süzüyor. Hardy’nin şairliğini de hesaba katarsak anlatımındaki duruluğu, gerçekçiliği ve abartısızlığındaki başarısı benim için tartışma götürmez bir gerçek. Anımsıyorum, bu durumu daha önce şair Lermontov’un ‘Zamanımızın Bir Kahramanı’ romanında da hissetmiştim. Bazı tasvirler şöyle: Sanırım Jude ile ot yığınının üzerine uzandığımı hissettim: gonderi/75480014 Jude ve harika ruhu: gonderi/75491701 Çivilenip kaldığım yer: gonderi/75701980 Tasvirleri gibi benzetmeleri de harika. Burada canımın sıcak kurabiye çektiğine eminim :) : gonderi/75903829 Bir sarhoşluk ancak bu kadar başarılı yazılırdı :) : gonderi/76501607 Thames Irmağı: gonderi/75651040 Adsız Sansız Bir Jude ve Romancılığa Veda Adsız Sansız Bir Jude, Hardy açısından romancılığa veda durumuyla da öne çıkıyor ki en çok da bu yönüyle bilindiği söylenebilir. Metin yazıldığı dönemde anlattıkları ile büyük tepkiler almış ve Hardy’nin romanı bırakarak yaşamında kalan otuz iki yılı sadece şiir yazarak geçirmesine neden olmuş. Burada, bu durumu şansızlık mı, yoksa şans olarak mı değerlendirmem gerektiği yönünde bir karasızlık yaşıyorum; çünkü iki yönlü de düşünmekten kendimi alamıyorum: ‘Adsız Sansız Bir Jude’un üzerine koyarak devam ettiği ihtimalini ve ‘Adsız Sansız Bir Jude’dan sonra düşüşe geçtiği ihtimalini düşünüyorum. Belirsizlik. Kim bilir, belki de ‘Adsız Sansız Bir Jude’un daha da ölümsüzleşmesi buradan geliyordur. Hardy’nin Eleştirisi Adsız Sansız Bir Jude’da gördüğümüz arka plan Viktoria döneminin kapitalizmidir. Hardy; kapitalizmi, adaletsizliği, inancı, kiliseyi ve bunlar ekseninde sıradan insanların yaşamlarının nasıl daraltıldığını ve daraltılan baskılanan bu insanların nasıl bir yok oluşa sürüklendiğini başarılı bir şekilde ele alıyor ve eleştiriyor. Şu alıntılar önemli: I “... Dua ederse belki Christminster'ı görebilirdi. Hep derlerdi ki "Dua edersen istediğin şey bazen yerine gelir." Jude bazen de hiç öyle olmadığını biliyordu. Kilise yaptıran birkaç adamın paraları bitip de yapı yarım kalınca diz çöküp dua ettiklerini, gerekli paranın da bir sonraki posta ile gelmiş olduğunu bir kitapta okumuştu. Başka bir adam aynı şeyi denemişti ama, para gelmemişti. ...” I İletişim Yayınları, s.55 I “Üniversitenin kapıları kapanmıştı. Birden, bir dürtüyle, bir taş işçisi olarak hep yanında bulundurduğu tebeşiri cebinden çıkararak duvarın üzerine boylu boyunca şu satırları yazdı: Fakat sizin gibi benim de aklım var; Ben sizden aşağı değilim; Ve bu gibi şeyleri kim bilmez? -Eyub, Bap XII-” I İletişim Yayınları, s.156 I "İşçilere, köylülere, dilencilere göre bir yer burası. ancak onlar şehrin hayatını gerçekte olduğu gibi görebiliyorlar. Ya üniversiteliler? Sen de bu durumu görüyorsun işte. Başlangıçta bütün okullar senin gibi öğrenme isteğiyle yanıp tutuşan, hiçbir dostu, imkânı olmayan kimseler için açılmıştı. Oysa milyoner çocuklarından şimdi sana yer kalmadı. Onlar seni aralarına almadılar." I İletişim Yayınları, s.188 Yukarıda söylediklerime şunu da ekleyebiliriz: Hardy bir nevi gelişen yaşam standardı, mekanik aklın öne çıkışı, yapmacık ve belirlenen standartlar üzerinden yaşanan bir yaşamada, insanların yaşamlarına, yazgılarına olan müdahalenin eleştirisini gayet güzelce yapıyor. Buna dair gözüme çarpan en iyi ifade de şuydu sanırım: I … Alınyazımız bizi böyle yaptı… alınyazısı ölümdür! I İletişim Yayınları, s.440 Adsız Sansız Bir Jude Bir ‘Oluşum Romanı’ olan ‘Adsız Sansız Bir Jude’da çocukluğundan itibaren Jude Fawley’in yaşamına konuk oluyoruz. Metnin merkezinde her ne kadar Jude olsa da metin boyunca Jude ile beraber dikkat etmemiz gereken üç isim daha var: Phillotson, Arabella ve Sue. Bir başka deyişle metin Jude, Phillotson, Arabella ve Sue üzerinden ilerlemektedir. Teyzesi Drusilla ile yaşayan yetim ve yoksul çocuk Jude Fawley öğretmeninden ve kitaplardan etkilenerek Christminster’da akademiye girme hayalindedir. Bu hayali doğrultusunda para kazanması gereken Jude, zaman içinde büyür ve çeşitli işler yapar ve sonunda yoluna, amacına bir taş ustası olarak ulaşmaya çalışır. İşler yolunda gidecek midir? Hayır, işler pek de planlandığı gibi gitmeyecektir. İlerleyen zaman içerisinde David Lodge’un belirttiği ifadeyi farklı bir sözcüklerle de olsa zihnimizde buluruz: ‘Adsız Sansız Bir Jude’un hayatın iki alanındaki –cinsellik ve eğitim- hüsran ve başarısızlığı anlattığında herhalde hepimiz hemfikir olabiliriz.’ -İletişim Yayınları, s.457- Evet, D. Lodge’un dediği gibi okuyan herkes bunda hemfikir olacaktır ve işte ‘Adsız Sansız Bir Jude’da hayatın en önemli diyebileceğimiz bu iki alanında başarısızlığa ve hüsrana uğrayan Jude, mutluluğu kendisi gibi huzursuzluklar ve başarısızlıklar içinde olan kuzeni Sue Bridehead’de aramaya başlar. İki karakter de birbirlerine; belirttiğimiz mutsuzluk ve başarısızlık sonucu kenetlenmeye çalışırlar, evlilik dışı bir beraberlik sürerler -romanın döneminde -günümüzde de mümkün- infial uyandıran noktalarından birisi de burasıdır- ve bizi mükemmel bir anlatının içerisine çekerler! Jude, Sue, Arabella, Phillotson ve Küçük Zaman Baba Jude ve Sue Jude ve Sue yaşamdaki kaosta kaybolmuş ve varoluş kaygıları içerisinde aslında çok da ne yapacağını bilemeyen iki karakterdir. Yaşamda savrulan bu iki karakterimiz okura çok şey fısıldıyor. Jude’un durumunu Sue’ya göre biraz daha anlayabiliyoruz ama Sue gerçekten inanılmaz bir karmaşıklığa sahip. Öyle anlar oldu ki insanı çileden çıkarıyor. Ne yaptığı ve neden yaptığı soruları Jude’a göre daha karmaşık. Bilmiyorum; belki de kadın olduğu içindir, karşılık veremeyeceğim. :) Ne diyordu Hardy, s.368’de? "Size karşılık veremeyeceğim hanımefendi. Kadın milleti hakkında hiçbir zaman pek bir şey bilememişimdir." I İletişim Yayınları, s.368 Jude ve Sue’ya dair söylemek istediğim bir diğer şey: Jude ve Sue arasındaki ilişki biçimine bakınca aklıma ‘Freud’un Kirpileri’ geldi. Birbirine ihtiyaç duyan ama yakınlaştıkça da dikenleri yüzünden birbirlerinden uzaklaşmakta olan iki karakter. Durumlarını en iyi ifade eden şeylerden biri bu olabilir: ‘Freud’un Kirpileri!’ Arabella Ah, Arabella! Tanrı, insanı Arabella ve Arabella gibilerden esirgesin, korusun! Bu şeytan hakkında söyleyeceklerim bu kadar. Phillotson Phillotson romanımızın öğretmen karakteri. İdealist olarak çizilmiştir ancak sayfalar ilerledikçe idealistliğinden kopuşunu kendi kabuğuna çekilişini görüyoruz. Ancak romanı okurken fikirlerinden ciddi derecede beslenebileceğimizi söyleyebilirim. Phillotson bende bir karakter abidesi olarak yankılandı! Özellikle Sue ile olan olaylarda; gücü, özgürlüğü, insanlığı ve erdemli duruşu beni çok etkiledi. Küçük Zaman Baba Küçük Zaman Baba, en sevdiğim roman kahramanları arasında yerini elbette aldı. Daha önceki okumalarımda tanıdığım ‘İklimler’de Rene ve ‘Zamanımızın Bir Kahramanı’ndaki Vera gibi bizimle geçirdiği zaman dilimi kısa ama çok çok etkili! Sanırım bu şekilde kurgulanmış karakterlere olan tutkum büyük! -Vera için bakılabilir: gonderi/71796083 - Küçük Zaman Baba için romanın en etkili kahramanlarından birisidir, diyebilirim. Özellikle romanın kısa bir bölümünde ortaya çıkışı ve yaptıklarıyla kan dondurması okuru sarsıyor! Hakkında söyleyecek çok şeyim var ama kimsenin okuma zevkini düşürmemek için burada çok bir şey söylemeyeceğim. Son olarak: Adsız Sansız Bir Jude! Etkisinde epey bir kalınacak, üzerine uzun uzun konuşulacak, benliğimizi aydınlatacak pek çok ayrıntı ile dolu. Jude, Sue, Arabella, Phillotson, Küçük Zaman Baba ve hatta yukarıda söz etmediğim şerefsiz Doktor Vilbert! :) Bu karakterlerin herbirinin söyleyeceği ve göstereceği çok şey var. Neyi bekliyorsunuz? Karamsarlığı, mutsuzluğu ama aynı zamanda sarsıntısıyla gözlerinizi açacak olan 'Adsız Sansız Bir Jude' sizi bekliyor. Unutmadan 'Adsız Sansız Bir Jude' sinemaya da taşınmış. Geriye kalan, kısa zamanda izlemek. Herkese keyifli okumalar. (Altuğ Öztürk)

İnsanların çoğu kendilerini kandırmaya iç hesaplaşmalarında haklı çıkıp vicdanlarını susturmaya meyillidir. Azınlıkta bir grup ise kendi kafalarında bile ikiyüzlü bir hale mahal vermeye tahammül edemez. Yaradılış gereği hareketlerinin sorumluluğunu almayı doğal görür çünkü aksi türlü yaşamayı bünyesi kaldırmaz. Çocuk yaşta iyi niyetli ve etrafa duyarlı olmanın cezasız kalmayacağı öğretilen Jude da hayatı boyu zaaflarına ve güzel kalbine esir düşen azınlıktakilerden biridir. Çünkü duygularıyla hareket eden, bazı birkaç cümlede bile hissettikleriyle dolup taşan insanlar için “dünya bazen cehennem olabilir”. Nitekim duyduğu bir ilahi üzerine yollara düşüp “beni ancak bunu yazan kişi anlayabilir, onunla konuşmalıyım” diyen Jude bu kez de düşüncelerle duyguların kesişemeyebileceğini keşfeder. Böylesine yüzeysel bir adamın nasıl bu derin sözleri yazabileceğine dair şaşkınlığı çoğu zaman anlam peşinde koşarken basitlikte kaybolduğumdan beni çok etkilemiştir. Bir de kendine hesap verebilmek için yaktığı kitaplar, ki iç hesaplaşmada bu cesareti kendine gösterecek kişi pek azdır, bana içine düştüğü ikilemi tam anlamıyla hissettirmiştir. Hayaller, ilişkiler, insanlar ve evlilik üzerine olayları “tesadüfe bağlı sonuçları yerine özlerindeki sağlamlık bakımından” yorumlamak isteyen Jude ve Sue’nun hikayesini, bir düzen ve varoluş sorgulaması olan kitabı; edebi açıdan zengin, okunanları neredeyse gözler önüne seren tasvirlerle bezeli, oldukça akıcı, zihni; cümleler ve olaylar üzerine düşündürmesi yönünden epey başarılı buldum. Sabahattin Ali’nin dilediği gibi keşke herkesin içindeki iyilik kadar iyi bir hayatı olabilse, dedim ben de! Keyifli okumalar! Not: Filminde çoğunlukla olaylara bağlı kalınmış ancak ben kitabın yanından bile geçemeyeceğini düşündüm, mümkünse okuyunuz. (#76587275) Ayrıca pek beğendiğim şu incelemeyi de buraya iliştirmeden edemeyeceğim! (Pelin Çiftlikçi)

Sanırım kitabın isminin Türkçe tercümesi özeti niteliğinde olmuş. Hardy’in döneminin çok üstünde ve hatta cesur sayılabilecek karakterle bezediği bir klasik olan bu kitap gerçektende okura alışılagelmiş klasiklerden farklı bir son sunuyor. Bu yüzden sanırım çokça eleştiri aldığından yazar kendini bu kitaptan sonra tamamen şiire veriyor. Kitabın baş karakteri Jude’un öğretmeninden etkilenmesi ve kendine köy hayatından farklı bir hayat çizmek istemesiyle başlayan kitap, Jude’un bir anlık ihtirasıyla sekteye uğruyor ve hiçte iyi sonlanmayan bir evliliğe sürüklüyor. Yine de hayallerinin peşinden gitmek isteyen Jude, halasının evinde gördüğü bir resimle tanıdığı ve akrabası olan Sue’ya daha onu yüz yüze tanımadan aşık oluyor hem de halasının ailelerinin içinde yaşanmış olan uğursuz ve etkisinin hala devam etmekte olduğu kötü sonlu biten evlilik laneti uyarısına rağmen. Tanıştıklarında Sue da ondan hoşlanır ancak Jude’a olan duygularına rağmen kendi mantığına uyan Sue, Jude’a hiç yabancı olmayan biriyle evlenir ama bir süre sonra gönlüne söz geçiremeyip Jude’a döner. Bundan sonra başlarına gelenler gerçekten kötü bir kehanetin sonucu mu yoksa kendi seçimlerinin sonucu mu olduğunu okuyucuya düşündürerek biter kitap. Başı nasılsa sonu öyle gider sözünü destekleyen bir sonla bitti adeta kitap; ah Jude ah diye başladığım kitabı, ah Jude ah ile bitirmiş oldum. Kitabın tümünü düşündüğümde, yer yer karakterlerin duygu ve düşüncelerine bu kadar da olmaz desem de onlara hak verdiğim de oldu. Evlilik, din, toplumsal baskı ve normlar, cinsellik ve diğer tüm konuları içinde barındıran, yazarın genel atmosferiyle “ En kötümser romanımdı” diye nitelediği, okuyucuya çok şey katan ve mutlaka okunması gereken bir kasik bu. (Fatma ZENGİN TELLİOĞLU)

--reklam--

Adsız Sansız Bir Jude PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Thomas Hardy - Adsız Sansız Bir Jude kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Adsız Sansız Bir Jude PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Thomas Hardy Kimdir?

İngiltere'nin Dorset şehrindeki Higher Bockhampton kasabasında dünyaya geldi. On altı yaşında okulu bırakarak John Hicks adındaki bir mimarın yanında çıraklığa başladı ve 1862'de Londra'ya gidene kadar da burada çalıştı. Londra'da King's College London'a kayıt oldu. İngiliz Kraliyet Mimarları Birliği ve Mimarlar Derneği'nden ödüller kazandı. Beş yıl sonra Dorset'e geri döndüğünde kendini yazarlığa adamaya karar verdi.

1870'te Cornwall'daki bir kilisenin restorasyonu sırasında Hardy, Emma Lavinia Gifford'la tanıştı ve dört yıl sonra evlendiler. Karısının 1912'deki ani ölümünün onun üzerinde büyük etkisi olmuştur. 1912-1913 yılları arasındaki şiirleri bu acılı döneminin yansımalarıdır. Thomas Hardy, 1927'nin Aralık ayında akciğer zarı iltihabı hastalığına yenik düştü.

Ölümünden kısa bir süre sonra mirasçıları tarafından bulunan tüm mektupları ve not defterleri yakıldı ve geriye sadece Hardy'nin gazete kupürleri ve notlarını arşivleyip daha sonraki eserlerinde bunlardan nasıl yararlandığını gösteren bir dosya kaldı.

Hardy'nin çalışmaları, D.H. Lawrence ve Virginia Woolf'un da aralarında bulunduğu birçok yazarı etkilemiştir.

--reklam--

Thomas Hardy Kitapları - Eserleri

  • Çılgın Kalabalıktan Uzak
  • Tess
  • Adsız Sansız Bir Jude
  • Orman Kızı
  • The Withered Arm
  • Hayatın Küçük Cilveleri
  • Yuvaya Dönüş
  • A Pair of Blue Eyes
  • A Mere Interlude
  • Yeraltı Maceramız
  • Batı Poley Serüvenimiz
  • The Three Strangers and Other Stories
  • Casterbridge Başkanı
  • Wessex Tales
  • Tales from Longpuddle
  • Desperate Remedies
  • An Imaginative Woman
  • Selected poems
  • The Trumpet-Major
  • Under the Greenwood Tree
  • The Well-Beloved
  • A Laodicean

--reklam--

Thomas Hardy Alıntıları - Sözleri

  • “Belki de ben, bugünlerde herkesi mutsuz kılan şu ruh huzursuzluğunun, toplum huzursuzluğunun değersiz kurbanından başka bir şey değilim.” (Adsız Sansız Bir Jude)
  • "Bir kalbin samimi ve derin sevgisi, bin kalbin hürmetini hak eder." (Orman Kızı)
  • Yaşamın ölçümü, gerçek uzunluğundan çok, içerdiği deneyimin yoğunluğuyla orantılı olmalıdır. (A Pair of Blue Eyes)
  • .. insan ruhunun kütlesi, içine atıldığı dertler denizinin kütlesinden daima daha küçüktür. (Orman Kızı)
  • "Kadın ya da erkek, yaşayacağı hayatı başkalarının seçmesine bırakırsa, o insanın maymunlardaki gibi taklit etme kabiliyetinden başka hiçbir şeye ihtiyacı yoktur." J. S. Mill'in sözleri bunlar. (Adsız Sansız Bir Jude)
  • “Varlığı, deneyimleri, tutkuları ve tüm duyumsamalarını içeren vücudu, sadece kendisine aitti. ‘Bir insan olarak başkaları için gelip geçici bir düşünceyim,’ diye geçirdi içinden.” (Tess)
  • "Acı gerçeklere karşı sığınabilecekleri bir liman arayışı içinde kaybolmuş gibiydiler." (Tess)
  • “Ah Judecuğum, sen müzik dinleyen insanları seyreden bir sağır adam gibisin. ‘Neye bakıyor bunlar? Ortada bir şey yok ki!’ diyorsun. Aslında var.” (Adsız Sansız Bir Jude)
  • Ne var ki, öfkeden kudurmuş bir evrenin yanı sıra bakılınca, sevmek, yaşamak, bütün insanca şeyler küçük ve çerden çöpten kalıyor. (Çılgın Kalabalıktan Uzak)
  • He looked at her as a lover can; She looked at him as one who awakes- The past was a sleep and her life began. (Desperate Remedies)
  • Bedenleri buradaydı ama kalpleri ve akılları daima uzaklarda. (Hayatın Küçük Cilveleri)
  • I have not always been what I am now. (Casterbridge Başkanı)
  • Şimdi de içinden, “ Yüreğini tuzak ve kapan yerine kullanan kadın bence ölümden daha korkunçtur, “ dedi. (Çılgın Kalabalıktan Uzak)
  • Sen bir bukalemunsun Damon. Üstelik şu sırada en çirkin rengine bürünmüş durumdasın. (Yuvaya Dönüş)
  • “Tanrı’m, yüreğimi bu korkunç sıkıntıdan,yalnızlıktan kurtar! Bana bir yerden büyük bir aşk gönder. Öleceğim, yoksa!” (Yuvaya Dönüş)
  • “A sensible woman would rather lose her wits than her beauty.” (A Pair of Blue Eyes)
  • Aslında, hiç ses çıkarmamak belki en iyisidir, ama ondan öteye geçemem. Yalan yere yüze gülemem ben. (Çılgın Kalabalıktan Uzak)
  • Yoluna devam edecek gücü kalmamıştı. (Adsız Sansız Bir Jude)
  • Bugünlerde o kadar çok insan isim yapıyor ki, karanlıkta kalmak daha seçkin. (A Pair of Blue Eyes)
  • "Böyle olur bazen, hiçbir şey umduğumuz gibi çıkmaz." (Çılgın Kalabalıktan Uzak)