Ağda Zamanı - İnci Aral Kitap özeti, konusu ve incelemesi
Ağda Zamanı kimin eseri? Ağda Zamanı kitabının yazarı kimdir? Ağda Zamanı konusu ve anafikri nedir? Ağda Zamanı kitabı ne anlatıyor? Ağda Zamanı kitabının yazarı İnci Aral kimdir? İşte Ağda Zamanı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...
Kitap Künyesi
Yazar: İnci Aral
Tasarımcı: Melis Rozental
Yayın Evi: Kırmızı Kedi Yayınevi
İSBN: 9786054764655
Sayfa Sayısı: 144
Ağda Zamanı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İnci Aral, ilk öyküleri 1977 yılında dergilerde yayımlanmaya başladığında, dil duyarlığı, gözlem gücü ve atmosfer kurma yeteneğiyle okuyucuların ve edebiyat çevrelerinin dikkatini çekti.
Anlattıkları kadın olma durumunun göze pek çarpmayan ayrıntılarıydı. Yazar, kadınları sevgi yükleri ve zayıflıklarıyla ele alırken toplumun kural, gelenek ve bakış açılarını yargılıyor, kimi zaman kadının kadına ettiği eziyeti göz önüne koymaktan da çekinmiyordu, İnci Aral Ağda Zamanı adıyla yayımlanan ilk kitabında topladığı bu öykülerle 1980 Akademi Kitabevi Öykü Başarı Ödülü’nü aldı ve Ağda Zamanı şiiri öyküde dengelemeyi bilen, küçük ayrıntıları büyük bir başarıyla kullanan yeni bir öykücüyü edebiyatımıza kazandırmış oldu.
Günümüz usta öykücü ve romancısı İnci Aral’ın dünden bugüne, birkaç kuşaktır eskimeden okunmasının nedenini anlamak isteyenlerle hâlâ okumamış olanlar için…
Ağda Zamanı Alıntıları - Sözleri
- Olsam ya da olmasam umurlarında bile değil. Kimseye gerekmiyorum. Ölsem üzülecek yok . Böyleyken ölmek bile anlamsız ...
- Mutlu değilim. Kendimi çoğu kez mutlu bulsam da... Öyle olduğuma inanmaya çalışıyorum, hepsi bu.
- "Paraya önem vermem. Dostlukları, insan sevgisini her şeyden üstün tutarım".
- Unutmak demek yaşanan şeyin önemini yitirmesi demek değil miydi? Unuttuğumuzu sandığımız nice şey bir gün apansız çıkıp geldiğinde bu yüzden mi tedirgin ediyordu bizi ?
- Herkes kendi yükünü kendi taşımalı.
- "Bir yalan söyle bana," dedim. "Umuttan uzak ama gerçeğe yakın."
- Boşalır odalar, koridorlar, koyulaşır duvarların yeşili. Çoğalır yalnızlık. Sığamam. Söylenenleri, yanıtlarımı anlayamıyorum. Alışılmış gelişigüzel tümceler. Bomboş kalıyorum ve şaşkın. Suskun ve çok sıkılmış.
- Sevmek her şeyi birden ve olduğunca sevmek olmalı, diye düşünüyorum. Ama apaçık yenilgi kokuyor bu. Aydınlığı bir ucundan tutar gibi olsam da sallantılı bir karanlık içindeyim.
- Unutmak demek yaşanan şeyin önemini yitirmesi demek değil miydi? Unuttuğumuzu sandığımız nice şey bir gün apansız çıkıp geldiğinde bu yüzden mi tedirgin ediyordu bizi?
- Susuk her şey. Ansızın yitmiş gitmiş. Çoğalan bir yalınlık... Çok uzak bir yakınlığın büyüyen acısı içimde. Acı çekiyorum,beklemelerle
- Bencilliklerimizi atlayamıyoruz... Aşamıyoruz kendimizi. Eksikliklerimiz dorukta... İçimizdeki bilinçsiz öfkeleri birbirimize yöneltiyor, açığa koyamıyoruz. Kapılarımız kapalı. Yaşadığımız aynı yokluk oysa...
- İçimden geliyor yorgunluk, içimde bir yerlerden.
- Unutmak demek yaşanan şeyin önemini yitirmesi demek değil miydi ?
- Umuttan uzak ama gerçeğe yakın.
- Korku mu tedirginliğim? Yitirmek korkusu mu? Olamaz. İnsan hem kahraman hem korkak olabilir mi? Kalkıp gitsem biter mi çelişkilerim? Hayır. Yapaylığını tanıyorum. Yapay olanı gerçekten ayırt etmeyi öğrendim. Yine de gerçeğin ne olduğunu bilmiyorum. Gerçek denen şey nedir?
Ağda Zamanı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bir kadın yazarın dilinden toplum içinde kadın olmak,kadın hissetmek,zayıflıklarımız,güçlü yönlerimiz,bazen birbirimize yaptığımız eziyet,bazen de el ele verip güçlenmek .. (Ayşenur AKYÖRÜK)
İnci Aral'ın ilk kitabı ve Akademi Kitabevi İlk Kitap Başarı Ödülü’nü kazanan 'Ağda Zamanı'. Gündelik hayatın içindeki kadını, kadın-erkek ilişkilerini, kadınlar arasındaki ilişkileri, kadının üstlendiği çeşitli rolleri, kısaca kadınlık hallerini anlatan öykülerden oluşuyor. Gündelik yaşamın detaylarında varoluşlarının peşine düşmüş kadınların portrelerini ortaya koymuş. Öyküde kadını ve kadın dünyasını çağrıştıran veya kadınlarla özdeşleştirilen sözcüklerin kullanımı feminist biçembilimsel bir yöntemle incelenen, bu öykü kitabının olmazsa olmazlarındandır. Örnek vermek gerekirse; -ne bitmez şeymiş 10 yıldır menapozdasın. -karnım biraz şiş, aybaşım yaklaştı. -ne güzel dolma yapardı. -evin içi krem şişelerinden geçilmez....minvalinde cümleler bu kitapta sıkça okurlarının karşısına çıkıyor. Benim İnci Aral okurken en sevdiğim şey bu. Kadına dikkat çekmesi bir yana bu dikkati çekerken bunu bağıra bağıra yapmaması, ruhu okşayarak yapması, kelimelerin özensiz gibi görülüp aslında özenle seçilmesi ve bunun farkında olan Aral'ın diline alışmış okurların bunu fark edip üzerinde düşünmesi.. Çok güzel öyküler vardı içinde. Her gün 3-4 öykü okuyarak ilerledim ki öykülerin bende yarattığı etkileri kaybetmemek adına;ama bir kaç öyküsünde gerçekten ne anlatmak istediğini anlamadım ya da tam olarak odaklanamadım bilemiyorum ama genel olarak güzel bir öykü kitabıydı. (Begüm Değer)
"-Kadınlığını bil. Beni iki paralık etme... -Sen kaç paralık adamsın Hüseyin?" İnci Aral'ın ilk kitabı Ağda Zamanı. 17 adet kadınlık hikayesi var içinde. İnci Aral cesur bir yazardı, korkmazdı toplumsal normlardan. Sadece kadına yönelik normlardan... Yazarın kalemine alışkın değilseniz size biraz baştan savma gelecektir kitap. Ama İnci Aral'ın en belirgin özelliklerinden biriside baştan savma gibi gözüken kelimelerini büyük bir titizlikle seçmesi. Türk edebiyatının değerli yazarlarından birisidir İnci Aral. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim. (Samet Güzel)
Kitabın Yazarı İnci Aral Kimdir?
1944 yılında Denizli'de doğdu. Ankara'da Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü'nü bitirdi.
Altı öykü kitabı, altı romanı yayımlanmıştır. Yazar, 1992 yılında Ölü Erkek Kuşlar adlı romanı ile Yunus Nadi Ödülü'nü kazandı, 2002 yılında yayınlanan romanı Mor ile de Orhan Kemal Roman Armağanı'nı aldı.
1994'te yayımladığı Yeni Yalan Zamanlar, 2002'de yayımlanan Mor ve 2007'de yayımlanan Safran Sarı romanını Yeni Yalan Zamanlar başlıklı bir üçleme haline getirdi.
Eserlerinde, bireylerin ekonomik, kültürel olgu ve değişimlerin etkisiyle biçimlenen ruh hallerini, toplumsal savrulma ve çözülmeleri, kadın erkek sorunlarını, iletişimsizliği, aşkın imkansızlığını anlatıyor ve sancılı varoluş durumlarını irdeliyor. Öykü ve Romanları; Fransa, Makedonya, Yunanistan ve Bulgaristan gibi ülkelerde yayımlandı.
İnci Aral Kitapları - Eserleri
- Mor
- Şarkını Söylediğin Zaman
- Sevgili
- Ölü Erkek Kuşlar
- Safran Sarı
- Sadakat
- İçimden Kuşlar Göçüyor
- Kendi Gecesinde
- Yeşil
- Taş ve Ten
- Hiçbir Aşk Hiçbir Ölüm
- Kıran Resimleri
- Ruhumu Öpmeyi Unuttun
- Ağda Zamanı
- Gölgede Kırk Derece
- Unutmak
- Sevginin Eşsiz Kışı
- Uykusuzlar
- Yazma Büyüsü
- Anlar İzler Tutkular
- Yeni Yalan Zamanlar
- Aşkın Güzelliği
- Kan Günleri ve Nar Ağrısı
- Yukarlarda En Uzaklarda
- Toplu Öyküler 1 - Sevginin Eşsiz Kışı / Uykusuzlar / Gölgede Kırk Derece
- Zahit Büyükişleyen
- Mozaik
- İnci Aral Küçükken Ne Olmak İstiyordu?
İnci Aral Alıntıları - Sözleri
- Yaşamak, şimdi var şimdi yok bir hiçlik, bir karşı koyuş, bir büyük direnmeydi. (Kıran Resimleri)
- İyi biliyorum, dünyaya duyduğu korkuyu bastırmaya çalışan, çözemediği her şeyi hafife alan yanı bu onun. (Uykusuzlar)
- Bütün trafik lambalarını parçalıyorum. Kırmızı, yeşil, sarı boyalar dolduruyorum kovalarıma. Sonra fırçamı batırıp batırıp kentin tüm duvarlarını çiçekliyorum. Tüm kaldırımlarını tüm vitrinlerini. (Yeşil)
- yanlış programlanmış bir bilgisayar gibi çalışıyor senin kafan, her şeye karşın sevildiğine inandırmak olanaksız artık seni. hiçbir zaman anlayamadın benim için bir hazine değerinde olduğunu. (Sevginin Eşsiz Kışı)
- Kişi ne geçmişini silmeyi ne de olası geleceğine isyan etmeyi becerebiliyor. (Kendi Gecesinde)
- Araya ayrılık girince de her şey bitecekti. Tabi bazen de ayrılık sevgiyi güçlendiriyordu. Şimdiden bilemezdim nereye varacağımızı. (Yukarlarda En Uzaklarda)
- Belki de zaman bütün acılarıyla ve bıraktığı izlerle uzun, güzel bir mevsimdir. (Anlar İzler Tutkular)
- Yüzüme yansımış iç yorgunluklar, zor aşklar, ayrılıklar, kederler. (İçimden Kuşlar Göçüyor)
- Bir yığın insan yorgunluklar, acılar içinde yaşıyor. Binlerce insan doğuyor, ölüyor. Pazarlıklar yapılıyor. (Ölü Erkek Kuşlar)
- Ben yaşamıma karışmış bütün erkekleri sevdim.Sevgiler yordu beni. Bir yaz yağmurunun altında gökyüzüyle yıkanan ağaçları sevdim. Kelebek kanatlarındaki benekleri. Güne açılan pencereleri. Bütün hayvanları ve en çok kedileri. (Şarkını Söylediğin Zaman)
- Yazdığı bir cümleyi anımsadı: Bazen kötü, çok kötü yollara sapmayı düşünüyorum! Bu yolların neler olabileceğini kestiremiyordu şimdiden. Kötülük görece bir kavramdı çünkü. Bazen aşın uysallık, bazen asilik olarak adlandırılabilirdi. Önemli olan bilinmez yollarda kimliğini yitirirse insanın kendini yeniden nerde bulacağını biliyor olmasıydı.. (Safran Sarı)
- Bakışlarındaki soğuk iklimlere dayanamıyorum. Gitmek istiyorum... Özlediğim bir geçmiş, istediğim bir gelecek; artık yok. Yalnızca gitmek istiyorum. Kendim olabileceğim bir yere ve zamana gitmek istiyorum.. (Anlar İzler Tutkular)
- Bu ülkenin bir yerlerinde sinemaya giden kızlar kasaba meydanlarında boğazlanıyorsa hâlâ, dayak yiyen kadınlar çocuklarıyla birlikte ölmeyi seçiyorsa, öğretmensiz, okulsuz binlerce köydeki kız çocukları parayla alınıp satılıyorsa, insan nasıl olup da çağın gereklerinden ve gerçeklerinden payına düşeni almayı bu biçimde savunabilir? Ben hâlâ bunlara şaşıyorum işte. Bir yerlerde takılıp kalmışım anlaşılan. (İçimden Kuşlar Göçüyor)
- Umuttan uzak ama gerçeğe yakın. (Ağda Zamanı)
- Eş, insanın güvenli bir limanda, olasılıkla candan bir hayat arkadaşıyla ve çocuklarla, çoğalarak, huzur içinde, sorumlulukları bölüşerek yaşadığı kişidir. Ya da böyle olması arzu edilir. Bu arzu, doğaldır, açıktır. Ama aşk başka bir şeydir. (Aşkın Güzelliği)
- Öyle darmadağın oldum ki kimse toplayamaz kırıklarımı artık... (Ölü Erkek Kuşlar)
- Gideceğin yerin önemi yok, gitmek önemli yalnızca... (Gölgede Kırk Derece)
- Yok hayır, ölümü düşünmüyorum, yaşamayı beceremeyenlerin intiharları da bir işe yaramaz.. (Toplu Öyküler 1 - Sevginin Eşsiz Kışı / Uykusuzlar / Gölgede Kırk Derece)
- "Ülkenin bütün aklı başında yazarları aynı duygular içinde.Yazmanın açıkça ve resmi biçimde suç sayıldığı bir yerde,hele son seçimlerden bu yana,yani açıkçası başımıza gelen bunca şeyden sonra...." (Yeni Yalan Zamanlar)
- Birbirimizin hayatından çıktık, beni içinden kovdu ve hâlâ güvenmiyor. Kimseye güveni yok aslında. Böyle uzakta oluşumuz ikimiz için de daha iyi. (Yukarlarda En Uzaklarda)