Kitap Künyesi
Yazar: Sibel K. Türker
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750715433
Sayfa Sayısı: 144
--reklam--
Ağula Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Huzursuz bir tebaa, insanlar, onların oğulları ve kızları, tekinsiz bir büyüme ve karmaşa, yazdığına, yarattığına bin pişman çürük bir iç çekiş. Dünya üzerindeki tek barışçıl unsurun bir hazan yaprağı olduğunu bilen biri için, beyaz kâğıt gümbürtülü ve tepetaklak bir düşüşten başka bir şey değildir. Bunca yıl yazdım, bunca yıl korktum, bunca yıl bıktım. Yetmez mi?
"Ağula, bir üst isim. Bütün üst isimler gibi hem bir ağırlık hem de bir hafiflik taşıyor. Her şeyle ilgisi var ama ilintisi yok gibi. Ağu bildiğimiz zehir. Ben buradan bir kelime türettim. Öykülerime denk düştü ve bir sözcük olarak sahip olduğu ses güzel. Yazı da zehirli bir şeydir. Üstelik seyreltilmesi yine yazıyla mümkündür," diyor Sibel K. Türker.
Ağula, acının tekdüzeleştiği bir ortamın, el yapımı bir cehennemin merkezinden gönderilmiş bir mektup. Okuru şaşırtacak ölçüde bilgece yazılmış bir günlük yaşam iddianamesi.
"Acılardan bir acı beğen. Bu kitapta 'Onuncu Öykü', hayatla ödeşmek isteyen her okura yeter artar."
-Selim İleri-
--reklam--
Ağula Alıntıları - Sözleri
- "Gazetelerden anladığı tek şey ülkede bol bol adam asıldığıydı."
- "Ölümün getirdiği adalet gerçekten de hayret vericiydi."
- "Ne zaman ülken bir diken gibi içine battı? Kaçtın, it gibi kaçtın. Birilerini sinekler gibi avlayıp astılar. Senden gençlerini , senden inançlılarını , senden masumlarını.. Sen paçayı kurtardın. Bir de kaçmak fiiline "sürgün" adını verip onurlandırdın."
- "Kelimelerle varlığımı çiviledim buraya."
- Farkındalık acı bir iksirdir ama iyileştiricidir. Zaman, ellerimizde şekil değiştiren ve kendi öz biçimini arayan hamurumsu bir maddeden başka bir şey değildir. Ama zamana acı gerçeği söyleyemeden yutkunuruz: Özbiçim diye bir şey yok aslında dostum.
- Çok yaşa demeyeyim çocuğum, bilinçli yaşa.
- "Bu ülkede vizyon yok, genişlik yok.Hep gerçek; yekpare çirkin Allahsız gerçek. Ne hayrını gördük ki?"
- "Yanımda , bavulumda taşıdığım , gözüm gibi sakındığım tek bir anım bile yok. Çocukluğun , hayat denen güvenli kucakta bir saat oturmuşluğu , uykuya dalmışlığı yok."
- "Ete konmuş sinekler gibiydik, ah bilseler."
--reklam--
Ağula İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bunca yıl yazdım, bunca yıl korktum, bunca yıl bıktım. Yetmez mi? Beklentim çok mu yüksekti de hiç hoşlanmadım, bilemiyorum. Bazı öyküleri çok anlamsız buldum. Aldığı ödül konusunda yazmak haddime düşmez ama ben sevemedim. (SihirliFlut)
Sibel hanımın okuduğum ikinci kitabı. Hayatı sevme hastalığı romanı bir harikaydı. Bir de öykülerini denemek isteyerek bu kitabı almış oldum. Yalnız pek sakin kafayla ve evimde okuyamadığım için net bir şey söyleyemeyeceğim. Ama okuduğum öykü kitaplarına göre ağırdı, bilginiz olsun. Kesinlikle kendine ayrılan boş bir zaman isteyen bir kitap. Sibel hanımla tanışmak isterseniz ya da istemeseniz de olur ne olur "Hayatı sevme hastalığı" nı okuyun. Sevgiyle kalın. (Uğur)
Sibel Türker'in Ağula'sı ve Öykü Dünyası: Sibel K. Türker Ağula'da, öykü yazımına, kurmacaya ve yazarın tercihlerine dair sesli düşünüyor ve iki örnekle de bunu açıkça belirtiyor. Suskun Bir Çocuk'da, çocukluğun yazar için zengin bir kaynak olduğunu vurgulayarak, yazarın geçmişi kurguladığını, bu kurguyu yaparken mutlaka yaşanmış şeyleri dile getirmesinin gerekmediğini, öykü evreninin oldukça geniş olduğunu ve serbestçe kurgu yapmakta özgür olduğunu vurguluyor. Geçmişi, çocukluğu anlatmanın bir çeşit sağaltım gibi düşünülebileceğini belirtmeden geçmiyor. Öykü evreninin serbestçe kurgulanmasının önemli olduğunu bu çerçevede mutlaka doğruyu yazmanın ya da anlatmanın gerekmediğini zira kişinin kendine karşı dürüst davranarak doğruları yazmasının mümkün olmadığını imliyor. Suskun Bir Çocuk öyküsünün sonunda öyküsünü hangi saiklerle yazdığını şöyle ifade ediyor: "Bu öyküyü yalnızca, anlattıklarında ne kadar kendim olduğunu merak eden kişiler için yazdım. Yeterince dürüst olabildim mi emin değilim bundan. Ama umarım bu meraklarını tahmin edebildim. Yazmanın karşı konulmazlığına karşın hep bir yalanı büyüttüğü kuşkusu gitgide genişliyor içimde. Suskunluğumuz kadar saf, kötülüğümüz kadar derin, zavallılığımız kadar gülünesi bir şey yazmak. Ya da yazmamak. Suda kaydırılan, seken bir taş. Eninde sonunda dibe çöken. Yazarın hastalığı doğruyu söyleme saplantısıdır." Sibel Türker kitaptaki son öyküsü olan Film Şeridi'nde ise dedesinin öyküsünü anlatıyor. Bunu öykü formatına sokmanın zorluğundan bahsediyor. Bir ömrü öykü formatına sokmanın sanıldığı gibi kolay olmadığından dem vuruyor. Neden böyle zor bir öykü daha doğrusu dedesinin acıklı öyküsünü yazma gereği duyduğunu soracak olanlara ise herkesin sevdiği şeyi yaptığını kendisinin da bundan zevk alarak böyle bir işe giriştiğini izaha çalışıyor. Ağula'daki öykülerden Suskun Bir Çocuk'u, Hayat-Memet Meselesi'ni, yine bir çocukluk öyküsü olan Sevmek-Öldürmek'i, bir yazarın verdiği mülakatı anlatan Abeze'yi, İade-i Hürriyet'i, Onuncu Öykü'yü ve son öykü olan Film Şeridi'ni beğendiğimi söyleyebilirim. Yazarın bilhassa çocukluğu öykü için zengin bir kaynak olarak görüp değerlendirilmesi gerektiği iddiasını - yeni bir bilgi olmasa da - önemsiyorum. Öykünün nasıl yazılması gerektiği, hangi saiklerle yazarların yazma gereği duydukları ve en nihayetinde bunun bir zevk işi olduğunu belirtmesi benim için önemliydi. Kurmaca her zaman zevk işi değil tabii. Bunu profesyonelce ve disiplinli bir şekilde yapan ve hayatlarını bundan kazanan yazarlar da var - burası tartışmalı olsa da. 11-13 sayfaları arası da önsöz mahiyetinde bölüm önemliydi zira yazarın hangi haleti ruhiye ile yazdığını belirtiyordu. (Hasan Hüseyin AKKAŞ)
--reklam--
Ağula PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Sibel K. Türker - Ağula kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ağula PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Sibel K. Türker Kimdir?
Sibel K. Türker, 1968'de Ankara'da doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Uğur Mumcu Araştırma Gazetecilik Vakfı seminerlerine katıldıktan sonra öykü yazmaya başladı. Şiirleri Sombahar dergisinde; denemeleri Radikal İki ve Milliyet Sanat'ta; öyküleri ise Hayalet Gemi ve Adam Öykü'de çıktı. Kalp Yazan ve Öykü Sersemi adlı ilk iki öykü kitabı Doğan Kitapçılık tarafından yayımlandı.
--reklam--
Sibel K. Türker Kitapları - Eserleri
- Hayatı Sevme Hastalığı
- Ağula
- Burada Kalmak
- Şair Öldü
- Meryem'in Biricik Hayatı
- Benim Bütün Günahlarım
- Mecnun Kelebekler
- Öykü Sersemi
- Kalpyazan
- Aşk'ın Kalplerimizdeki Mutat Yolculuğu
- Öykü Sersemi
- Şair Öldü
--reklam--
Sibel K. Türker Alıntıları - Sözleri
- "Yanımda , bavulumda taşıdığım , gözüm gibi sakındığım tek bir anım bile yok. Çocukluğun , hayat denen güvenli kucakta bir saat oturmuşluğu , uykuya dalmışlığı yok." (Ağula)
- "Bu ülkede vizyon yok, genişlik yok.Hep gerçek; yekpare çirkin Allahsız gerçek. Ne hayrını gördük ki?" (Ağula)
- “…Çünkü hakikate ulaşmak zaman alırdı. Çünkü hakikatin katmanları deniz tarağı Ming’in kiler kadar kolay sayılmazdı.” (Meryem'in Biricik Hayatı)
- Çok yaşa demeyeyim çocuğum, bilinçli yaşa. (Ağula)
- Hiçbir şey dilemiyoruz, hiçbir şey öbür dünyadan; Yalnız deniz üstünde bir ışık, deniz üstünde yalınayak bir ışık ve uykuya dalmış karalar... (Kalpyazan)
- "Korktukça gelir seni bulur," diyor odaya seğirterek. "Batıl gelir seni bulur..." (Hayatı Sevme Hastalığı)
- İnsan sesinden uzakta,tek bir dalın ya da kuşun,yaprağın,hışırtının,belli belirsiz yaşamanın dokunulmazlığına sığınırdım. (Şair Öldü)
- Bir parça akıl,ne bileyim derinlik,aşk,duygu,yetenek ısmarlayacağımız bedeli çoktan ödenmiş varlığımız bizi bekler,bizi kuşatır,sizi bırakmaz.Kendimize dair köleliğimiz çok eskidir insan azat edilme beklentisiyle doğar.... (Şair Öldü)
- " İnsan, uzayın ve tarihin herhangi bir noktasında unutulmuş bir taştır. Kimse yerinden kaldıramaz onu, Tanrı bile..." (Öykü Sersemi)
- Kimse beni dövmedi,ama acıyor. Acıyor işte... (Burada Kalmak)
- "İşte seni sırf bunun için kabul ederim. Harf oyunlarına girme. Seni, orijinal yalnızlığın için takdir ederim." (Şair Öldü)
- Fakat annenizin ani ölümü size şunu öğretir: ertesi günün olmadığını. Sadece onun için değil sizin için de olmayacağını. (Hayatı Sevme Hastalığı)
- "Geriye hiçbir şey kalmazmış... geriye boşluk kalırmış. Boşluk kalabilir mi ki? (Burada Kalmak)
- “İnsanlar aşağı yukarı birbirine benzer ve yazgıları da...” (Meryem'in Biricik Hayatı)
- Hayat kendini yazdırıyorsa bunda ne aramak gerek?Önem ve hile.Azıcık hile.Çünkü hayat düzenbazdır (Şair Öldü)
- Bir de tuhaf ama bütün bu sıkıntılarla yaşamak güzeldi. Baş ağrısı hissetmek nedense güzeldi. Of çekmek ve bununla dağları yerinden oynatamamak, insanın evrendeki etkisizliği harikuladeydi. (Benim Bütün Günahlarım)
- Hayatın yükünü ayaklar mı yürek mi çekerdi acaba? Akılsız başın cezasını ayaklar çekerdi de, akılsız hayatların cezasını elbet yürekler göğüslenirdi. (Mecnun Kelebekler)
- Sözle ölmüyordu İsmet. Sözle belki çok yaşlılar, kalbi, tansiyonu, astımı olanlar ölebilirdi. Bir de kitaba düşkün olan hassas ruhlar. (Mecnun Kelebekler)
- "Kaderlerde,bahtlarda ve tenlerde sanki suç ve günahlar siyahta yuva yaparmış gibi aklık gözetiliyordu.Toplumun bu fikrisabit aklık duygusundan,bu amansız saplantısından içi bulanıyor ancak olan biteni biraz uzaktan izlemenin eğlencesiyle avunuyordu.Böyle akların içinde kara olmanın bir tadı vardı doğrusu.Ve berbat da bir sorumluluğu." (Mecnun Kelebekler)
- İnsanlar ricadan filan değil yalnız emirden anlıyorlardı.Sindirilmis toplum. (Benim Bütün Günahlarım)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin