Kitap Künyesi

Yazar: Demet Altınyeleklioğlu

Yayın Evi: Remzi Kitabevi

İSBN: 9789751415561

Sayfa Sayısı: 688

--reklam--

Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Aylarca çoksatan listelerinin üst sırasında kalan yazardan bir mübadele romanı.

Anadolu ve Rumeli'de sevdalarıyla vatan aşkları arasında sıkışanların büyük dramı...

Balkan ve Dünya Savaşı, Türk-Yunan kapışması ve sonrasında yaşanan sıradan insanların yazılmamış tarihi… Düşmanlıkların dalgalandığı bir ortamda çiçek açan umutsuz sevdalar. Sevdanın kin ve düşmanlığa isyanı...

İzmir'de Rum kızı Eleni ile Türk delikanlısı Enver'in, Selanik'te Fidan ile Mehmet'in düşmanlıklara, bağnazlığa meydan okuyan büyük aşkları... Her şeyden habersiz olan halkların sırtında kurulan kurtlar sofrasında oynanan oyunlar, entrikalar… Dayanılmaz acıların, adsız şehitlerin, gazilerin, yiğitlerin ve Ege'nin iki kıyısındaki gönül erlerinin Hikayesi...

--reklam--

Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan Alıntıları - Sözleri

  • Kuloğlu Cemal şaşırdı. Nebile bir anda, yüreğindeki yükü kaldırıp atmıştı. Öyle ya, Osmanlı bir kurşun bile atmadan onları bırakıp kaçmasaydı, Yunan Selanik'e bunca ateş, bunca ölüm, bunca gözyaşı, bunca göç getirmeseydi olur muydu bunlar?
  • Tanrı yazmıştı Eleni'nin alnına bu yazgıyı. Babalar istese de silemiyordu. Kimse silemiyordu.
  • Erkek dediğin bir sevdasını, bir de acısını ele vermezdi.
  • “Ölmüş bir ruhu taşımak zordu. Çünkü o yük her gün biraz daha ağırlaşıyordu.”
  • "Yahudiler sana altın verelim de, bize toprak sat demiş de, 'Bizde toprağın bedeli, alırken ödediğimizdir. Kanla alınan toprak, altınla satılmaz. ' diye kovalamış adamları."
  • Gözlerinde cihan yanıyordu. "Ben" diye haykırdı bayırdan yukarı yürüyen Anzak gavurunu göstererek. "Ben size dövüşmeyi değil, ölmeyi emrediyorum." Sarı Paşa'ymış meğer baba. Böyle bi adam işte Sarı Paşa.
  • Birinin ayağındaki pantolondan dizi fırlamıştı dışarı. Ötekinin pantolonunun bir bacağının dizden aşağısı tamamen yırtıktı.
  • ... Her şey değişmiş ama içlerindeki bir şey olduğu gibi kalmıştı:Sevgi. Kanın, barutun, siyasetin, savaşın, en büyük orduların, en ağır zırhlıların öldürmediği tek güç buydu yeryüzünde. Daha onu öldürecek silah icad olmamıştı. Olmayacaktı da.
  • "Dostluk bir kere uçup gitmeyegörsün, düşmanlık leş kargaları gibi üşüşüyor insanların ruhuna."
  • "Ölmüş bir ruhu taşımak zordu. Çünkü o yük her gün biraz daha ağırlaşıyordu."
  • "Sevgi. Kanın,barutun,siyasetin,savaşın,en büyük orduların,en ağır zırhlıların öldüremediği tek güç buydu yeryüzünde. Daha onu öldürecek silah icat olmamıştı. Olmayacaktı da."
  • "Yenilenin bayrağının boynu bükülüyor, galibinki küt küt dövüyordu havayı neşeyle."
  • "Biz bir bayrağın önünde selama dururuz bir ALLAH'ın huzurunda eğiliriz. Başımız da ruhumuz da fikrimiz de dağlar kadar diktir."
  • Her şey değişmiş, ama içlerindeki bir şey olduğu gibi kalmıştı: " Sevgi " Kanın, barutun, siyasetin, savaşın, en büyük orduların, en ağır zırhlıların öldüremediği tek güç buydu yeryüzünde. Daha onu öldürecek silah icad olmamıştı.
  • Ana kokusu onu her zaman alır başka dünyalara götürürdü. Yine öyle olmuştu. Anasının teninden yükselen yasemin kokusunu uzun uzun içine çekmiş, göğsüne iyice sokulmuştu.

--reklam--

Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Mübadele: Yazarın eşi de Balkan göçmeni olduğu için böyle bir konuyu tercih etmiş yahut bu göç hadisesinden etkilenmiş, diyebilirim. Eseri okuma nedenim iki dedemin de Selanik'ten İzmir'e muhacir olarak gelmiş olmaları ve bunun etkilerini halen hissediyor olmam. İlk kez Selanik'e gittiğimde yaşadığım hisleri tarif etmem güç. Romanda bir aşk hikayesi üzerinden dönemin panoraması verilmiş. Duygusal olarak güçlü ve başarılı bir roman. Mübadele konusuyla ilgilenen herkesin okuyabileceği ve okurken duygu yoğunluğu yaşayabileceği bir eser. (Cenk ORAK)

2.dünya savaşının sonucunda İzmir'in işgaline kadar olan sireçte Selanik ve İzmir özelinde savaşın sonuçları açısından insanların yaşadıkları dramı ve bunca olanlar arasından her zaman bir yolunu bulan aşkları anlatan güzwl ve insanın yüreğine dokunan bir roman. (Mehmet ACAR)

kitap/ah-bre-sevda-ah-bre-vatan--5659 Kitabın kapağında Bir Mübadele Romanı yazmasına rağmen mübadeleden tek bir kelime bahsetmeyen kitabımızın kapağında bence İzmir’in İşgali Hikayesi yazması daha doğru olurdu. İzmirden Selanik’e Selanik’ten İzmir’e geçtiğiniz kitap boyunca; dostluk, düşmanlık, vatan aşkı, kavuşulamayan sevdalılar, savaşın nasıl lanet bir şey olduğu çok güzel bir dille anlatılmasına rağmen bazı karakterlerin sonunun ne olduğunun havada kalması aklınızda soru işaretleri bırakarak bitmesi hoşuma gitmedi. Kitaba bir mübadele romanı olarak başlamazsanız çok seveceksiniz. (Büşra Bulat)

--reklam--

Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Demet Altınyeleklioğlu - Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Demet Altınyeleklioğlu Kimdir?

13 Şubat 1955 doğumlu Türk yazar ve TRT prodüktörü. Daha çok tarihi kurgu türünde eser vermiştir; TRT televizyonlarında yüzlerce programın yapımcılığını üstlenmiştir. Altınyeleklioğlu, kendisi de bir yazar olan Ceyhan Altınyeleklioğlu ile evlidir.

Hayatı

13 Şubat 1955 yılında Ankara' da doğmuştur. TED Ankara Koleji'nin 1971 mezunlarındandır. 1975 yılında Ankara Üniversitesi / Siyasal Bilgiler Fakültesi, Basın Yayın Yüksek Okulu'nu bitirdi. 1978 yılında Hacettepe Üniversitesi'nde Eğitim İletişimleri konusunda yüksek lisans yaptı. 1980 yılından itibaren TRT Televizyonu'da çalışmaya başladı. Bu tarihten itibaren sayısız programın yapımcılığını üstlendi. Çeşitli kademelerde yöneticilik yaptı. Yazarlığı ve prodüktörlüğünün yanı sıra çevirmenlik de yapmakta olan Altınyeleklioğlu'nun çevirileri arasında Philippa Gregory gibi tanınmış yazarların eserleri bulunmaktadır.

İlk romanı Moskof Cariye Hürrem 2009 yılında yayınlandı. Bu romanıyla büyük bir okur kitlesi edindi. Popüler edebiyatta ve TV dizilerinde Osmanlı Sultanları akımının başlamasını tetikleyen Moskof Cariye Hürrem, aylarca çoksatanlar listesinde yer aldı. Ardından Alkışlarla Lamia (2010), Cariyenin Kızı Mihrimah (2010), Cariyenin Gelini Nurbanu (2011), Altın Cariye Safiye (2011), Pargalı ve Hatice (2011), Kara Kraliçe Kösem (2012) romanları geldi. Bu romanlar da büyük ilgi gördü ve uzun süre çoksatanlar listesinde kaldı. Moskof Cariye Hürrem Bulgaristan’da yayınlandı. Yunanca, Rusça ve Arapça çeviri çalışmaları devam ediyor.

Alkışlarla Lamia adlı eserinde ilk romanından farklı olarak 20. yy. kadın yaşantısını işlemiştir. Türk sinemasının ilk kadın yıldızı olan Cahide Sonku'nun hayatını kendi kurgusuymuş gibi gösterdiği yönünde eleştiriler almıştır. Ancak konu kısa sürede gündem dışı kalmıştır.

Evli ve bir çocuk annesi olan Demet Altınyeleklioğlu İstanbul ve Miami’de yaşamaktadır.

--reklam--

Demet Altınyeleklioğlu Kitapları - Eserleri

  • Moskof Cariye Hürrem
  • Cariyenin Kızı Mihrimah
  • Cariyenin Gelini Nurbanu
  • Altın Cariye Safiye
  • Kara Kraliçe Kösem
  • Pargalı ve Hatice
  • Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan
  • Cem Sultan
  • Gülüm
  • Alkışlarla Lamia
  • Sustum Anne
  • Nakşidil Güneşin Kızı
  • Kösem Sultan
  • Roma Kulübü
  • Kara Zeybek
  • Nihavent Hıçkırık

--reklam--

Demet Altınyeleklioğlu Alıntıları - Sözleri

  • "Sevda denilen şey, katlanmasını bilmektir." (Cariyenin Kızı Mihrimah)
  • ''Cem Kabe'ye gidip hacı olunca pusulası şaştı anlaşılan. Bambaşka bir insan olduğunu yazmış son mektubunda. Gözünde ne taht varmış ne taç? Ordu, savaş filan kalmamış fikrinde. Allah'a ibadete adayacakmış kendini. Birde kurt diye bir laf ediyor ikidebir. Kızılkurt. Kurdunu öldürmüş. Ne demekse ?'' (Cem Sultan)
  • Her ayrılık acıdır, öyle değil mi? (Gülüm)
  • Ben kapattım kendimi dünyaya. (Sustum Anne)
  • "Ya bir garip çalı bülbülünün günahı ne olabilir ki, cellat kılıcı reva görülsün?" (Pargalı ve Hatice)
  • Tanrının insanlara bahşettiği en büyük zenginlikmiş akıl. (Kara Kraliçe Kösem)

--reklam--

  • Bu memlekette kadın kısmının kendini hasrete alıştırmaktan başka çaresi yok. Ha bir de, kadınlar burada sevdiği adamı, aşkıyla vatan sevdası arasında tercih yapmaya zorlamaz. Kaybedeceklerini bilirler çünkü. (Roma Kulübü)
  • Nereden çıktı şimdi bu yürek çarpıntısı? Herkes sana bakıyor. Neden sen sadece onun gözlerini gördün? (Cariyenin Kızı Mihrimah)
  • Alexander gibi yürekli, korkusuz, pervasız ol. Fakat, Alexander gibi aklını hırsına köle etme. Koşmasını da, durmasını da bil.. (Pargalı ve Hatice)
  • Birinin ayağındaki pantolondan dizi fırlamıştı dışarı. Ötekinin pantolonunun bir bacağının dizden aşağısı tamamen yırtıktı. (Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan)
  • Keşke neyin doğru olduğunu da yanlışı fark ettiğim kadar kolay bulabilsem. (Roma Kulübü)
  • "Ölmüş bir ruhu taşımak zordu. Çünkü o yük her gün biraz daha ağırlaşıyordu." (Ah Bre Sevda Ah Bre Vatan)
  • Ol güzelin sevdasıyla kor ateşteyim, Sanma ki koynunda vuslatına eriştim, Etrafında dönen bahtsız pervaneyim, Yarsız cennet dahi olur cehennemim. (Nakşidil Güneşin Kızı)

--reklam--

  • Nasıl bir dünyasa yaşıyor bu insanlar? Birbiriyle acımasızca, ölesiye, öldüresiye mücadele eden insanlarla doluydu dünyaları. (Kara Kraliçe Kösem)
  • "Yakanı anılara kaptırmaya başladın mı bil ki kocuyorsun." (Kara Zeybek)
  • Bedenin esir fakat ruhunu köleleştirmelerine izin verme. Ruhun, Sava nehri kadar özgür, başın karşı dağlar gibi dik olsun.. (Pargalı ve Hatice)
  • Olması gerekenler olmuyor, olmaması gerekenler oluyordu. (Cariyenin Gelini Nurbanu)
  • Belki de anlıyordu çocuklar yalanı. Gidenin bir daha dönmeyeceğini seziyorlardı. Kim bilir. Fakat ses etmiyor, yüze vurmuyor, ama gece sessiz gözyaşlarıyla ıslatıyorlardı yastıklarını. (Sustum Anne)
  • Büyük Millet Meclisi ordu kuruyordu kurmasına da, imkânlar yetmiyordu işte koca orduyu giydirmeye, kuşatmaya, silahlandırmaya, karnını doyurmaya. Millet neyi varsa yarısını orduya bağışlıyordu. 2 yumurtanın biri askerindi. Bir somunun yarısı. İki çift çorabı olan bir çiftini koşup şubeye getiriyordu. Kadınlar, gelin kızlar makineyle, elle askere bir şeyler dikiyordu yorulmadan. Akşehir'den bu tarafa at sürerken gözleriyle görmüşlerdi. Sultandağı'nın eteklerinde, çay yolunda, Şuhut Ovası'nda, İhsaniye'de. Kağnılar yürüyordu dağlarda gacır gucur. "Adamlar askere koşmuş, bu işleri yapacak kimse kalmamışsa, avrat kısmı ne güne durur?" demişti besbelli kadınlar. Genci, ihtiyarı kağnılarla ileri hatlara cephane, yiyecek, giyecek taşıyordu. Kiminin bebesi kucağındaydı, kiminin sırtında. Kimi cephane sandığını beşik yapmıştı bebesine. Kağnı yetmemişse, kalan top mermilerini omuzlamıştı gelin kızlar. (Kara Zeybek)
  • "Ah demek doğru. Tanrı onların cezasını versin. Majestelerine başkaldırmak ihanettir. Hem Tanrı'ya hem Fransa'ya... Kral, Tanrı'nın seçimidir. Tanrı'nın tercihine isyan etmek günahtır. Nankör ayak takımı. Bir yığın köylü, serseri, fahişe." (Nakşidil Güneşin Kızı)