Kitap Künyesi
Yazar: David Hume
Çevirmen: Nil Demir
Orijinal Adı: An Enquiry Concerning the Principles of Morals
Yayın Evi: Fol Kitap
İSBN: 9786056924590
Sayfa Sayısı: 176
--reklam--
Ahlâk İlkeleri Üzerine Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Aydınlanma felsefesinin kurucu düşünürlerinden David Hume 1751 yılında yazdığı Ahlak İlkelerine Dair Soruşturma eserinde ahlak felsefesini hâlen güncelliğini koruyan şu sorular üzerinden kurmaya çalışır:
“Ahlak ilkeleri, akıldan mı duygudan mı türemektedir? Ahlak ilkeleri hakkındaki bilgiyi bir kanıt ve tümevarım zinciriyle mi yoksa dolaysız bir hissediş ve daha ince içsel bir duyu yoluyla mı kazanırız? Doğruluğun ve yanlışlığın bütün sağlam yargıları gibi, her akıl sahibi zeki varlık için aynı mı olmalıdır yoksa güzellik ve çirkinlik algısı gibi tamamıyla insan türünün tikel doğa ve yapısının üzerine mi temellendirilmelidir?”
“Bir gemi kazası sonrasında, mülkiyetin önceki sınırlamaları göz önüne alınmadan, herhangi bir güvenlik vasıtasını zapt etmek bir suç teşkil eder mi? Yahut eğer kuşatılmış bir şehir açlıktan ölmeye maruz kaldıysa, insanların, başka durumlarda hakkaniyet ve adalet kuralları olacak kurallara karşı titiz davranarak, muhafaza edilen tüm yiyecekleri, kendilerine tercih edeceğini ve hayatlarını kaybedeceklerini düşünebilir miyiz? … Kanunların veya hukuk mahkemelerinin bağlayıcılığı olmadan herhangi bir sayıda insan bir arada toplanabilir miydi? Bir kıtlık sırasında ekmeğin eşit bölünmesi, güç ve hatta şiddet ile yapılsa bile, suç veya haksızlık olarak addedilebilir miydi?”
--reklam--
Ahlâk İlkeleri Üzerine Alıntıları - Sözleri
- Sadece iyilik yaparak, bir insanın gerçekten de üstün olmanın kazanımlarından yararlanabileceği itiraf edilmelidir.
- ... ve hatalar daha küçük erdemsizliklerden başka bir şey değildir.
- Ciddi sınavlarla, talihsizliklerle ve tehlikelerle karşılaştı ve zihnin büyüklüğüyle bütün hepsine üstün gelmeyi bildi.
- İnsanlar kurallar olmadan yolda bile birbirlerini geçemezler.
- Deney ve tecrübelerden gelen pasif algılar, zihin gücü ile sistemli hale gelir.
- Bunun yanında herhangi bir karakterde böyle büyük bir övünç kaynağı, doğru değer eksikliğinin ve zihinsel yüksek eksikliğin kesin bir belirtisidir.
- "İskender'in yerinde olsaydım," der Parmenios, "Darius'un yaptığı bu önerileri kabul ederdim." "Ben de öyle," diye cevap verir İskender, "eğer Parmenios'un yerinde olsaydım." Bu söylem hayranlık uyandırıcıdır.
- ... itiraf edilmelidir ki hak ve mülkiyete yönelik tüm kabuller, en hantal ve en kaba batıl inanç kadar tamamen temelsiz görünmektedir.
- ... sosyal erdemlerin yokluğunu telafi edecek veya kişiyi bizim en şiddetli nefretimizden veya küçümsenmekten koruyacak başka hiçbir üstünlük yoktur.
- Ahlâki ayrımların gerçekliğini reddedenler, samimiyetsiz tartışmacılar arasında sayılabilir.
--reklam--
Ahlâk İlkeleri Üzerine İncelemesi - Şahsi Yorumlar
O’na göre ahlak sadece akıl değil duygu ve sempatiyle şekillenir. Söz konusu etikse akıl ön plana gelse de söz konusu ahlak olduğunda akıl tek başına yetmemektedir. Aklın ahlakta oynadığı rolün sınırları olgu konuları ve ilişkiler üzerine yargılarda bulunmaktır. Oysa iyi ve kötüye ilişkin etik yargılar, olgu konuları ya da ilişkilerle sınırlı değildir. Örneğin neden cinayet işlemeyi bir suç olarak yargılıyoruz? Suç dediğimiz şey bir olgu konusu mudur? Hume duygu, duyarlılık ve sempati üçlemesinden bir felsefe oluşturuyor. Hume’un ahlak duygusu ve duygudaşlık kavramı geleneksel etik kuramlarla keskin bir zıtlık içindedir. Bu kuramlarda ahlaklılık, eylemlerin bir etik kurala ilişkisi içinde ortaya çıkar; böyle bir etik kuram bir eylemi etik kurala uyması ya da uymaması bakımından iyi ya da kötü olarak betimleme yoluna gider. Ama Hume etik kurallar bulunduğu hipotezini kabul etmez, çünkü böyle bir hipotez tümüyle anlaşılmaktan uzak ve asla akla uygun kılınamayacak bir durumdadır ( Ömer Yıdırım’dan alıntıdır). (Death s Freedom)
john locke'den devraldığı ingiliz empirizmini sonuna kadar göüren düşünür...locke'un bilginin eleştiriden geçirilmesi işlemi hume'un felsefesinde doruğa ulaşır... hume'a göre bilincin içindekiler ikiya ayrılır,bunlar:fikirler` : ideve izlenimler: duyum`dir...hume'a göre izlenimler duyum ve duygulanımlardır...fikirlerse,izlenimlerden daha az canlı olan hatırlama ve hayal gücü unsurlarıdır... (celal aydın)
--reklam--
Ahlâk İlkeleri Üzerine PDF indirme linki var mı?
--reklam--
David Hume - Ahlâk İlkeleri Üzerine kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ahlâk İlkeleri Üzerine PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı David Hume Kimdir?
Genellikle İngiliz dilinde yazmış en önemli filozoflardan biri olarak kabul edilir. Aynı zamanda bir tarihçi ve deneme yazarı olarak da bilinir.
İnsan zihninde olup bitenleri Newton'un deneysel yöntemini uygulayarak, yeni bir insan bilimi kurmayı ve geliştirmeyi öneren Hume, tüm iyi niyetine ve yüksek amaçlarına rağmen, İngiliz empirizminin temel tezlerini koruduğu için son çözümlemede kuşkuculuğa düşmekten kurtulamamıştır. Bizim yalnızca, kendi zihnimizde doğrudan ve aracısız olarak tecrübe ettiğimiz ideleri, duyum ve izlenimleri bilebileceğimizi, bilgide kendi zihnimizin ötesine geçemediğimizi ve bundan dolayı herhangi bir şeyin insan zihninden bağımsız olarak var olduğunu söyleyemeyeceğimizi belirten Hume, insan zihnini bilgi bakımından analiz ettiği zaman, insan zihninin tüm içeriklerinin bize duyular ve deney tarafından sağlanan malzemeye indirgenebileceğini görmüştür, bu malzeme ise algılardan başka hiçbir şey değildir.
Kısacası, David Hume düşüncenin insanlıktaki en önemli şey olduğunu söyleyen bir insandır.
Gilles Deleuze'e göre, "Hume için söz konusu olan zihin psikolojisini, zihnin duygulanımlarının psikolojisiyle ikame etmektir. Zihin psikolojisi imkânsız, kurulamaz olandır, çünkü nesnesinde ne gerekli istikrarı ne de gerekli evrenselliği bulabilir; insanın gerçek bilimini yalnızca bir duygulanımlar psikolojisi kurabilir."
--reklam--
David Hume Kitapları - Eserleri
- İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma
- Din Üstüne
- İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme
- İntihar
- İntihar ve Ruhun Ölümsüzlüğü Üzerine
- Ahlâk İlkeleri Üzerine
- Denemeler
- İntihar Üzerine ve Diğer Denemeler
- Siyasi Denemeler
- Yaşamım - İntihar Üzerine
- The Essential Philosophical Works
--reklam--
David Hume Alıntıları - Sözleri
- Sık sık olduğu gibi, birkaç nesne arasında bir benzerlik bulduğumuzda, bunların nicelik ve nitelik derecelerinde hangi farklılıkları gözlemlersek gözlemleyelim ve aralarında başka hangi farklar görünürse görünsün, bu nesnelerin tümüne birden aynı adı veririz. Bu tür bir alışkanlık kazandıktan sonra o adın işitilmesi, o nesnelerden birinin tasarımını zihnimizde canlandırır ve imgelemimizin o nesneyi tüm özel koşul ve oranları ile kavramasına yol açar. (İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme)
- Lafa gelince, insanların söylediklerini dinleyin: Kendi dinsel inançları kadar kesin bir şey yoktur. Yaşamlarını inceleyin: Bunlara en küçük bir inanç beslediklerini düşünmezsiniz bile. (Din Üstüne)
- ...insanın körlüğünün ve zayıflığının gözlemlenmesi her türlü felsefenin sonucudur ve bundan ne kadar kaçmaya ya da sakınmaya çalışırsak çalışalım her dönemeçte bizi bulacaktır. (İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma)
- Evrendeki her şey, besbelli tek parçadır. Her şey her şeye uyarlanmıştır. Bütününe bir tasarım egemendir. Bu tekbiçimlilik kafamızı tek bir yaratıcı fikrine götürmektedir; (Din Üstüne)
- "Cəzalar və mükafatlar hansı qayda ilə verilir? Fəzilətin və ya qüsurun ilahi qarşılığı nədir? İnsani duyğuların Tanrıda mövcud olduğunu təsəvvür etməliyikmi? Bu fərziyyə nə qədər cəsur olsa da, başqa duyğularla bağlı hər hansı bir düşüncəmiz mövcud deyildur." (İntihar ve Ruhun Ölümsüzlüğü Üzerine)
- Değişiklik öyle bir şeydir ki, hoşa giden herhangi bir şey eğer yeniyse kabul edilme şansı iki kat fazladır; yok eğer hoşa gitmezse, tam da bu nedenle iki kat rahatsız edicidir. (Siyasi Denemeler)
- Tüm duygular doğrudur ;çünkü duygunun kendisinden öte hiçbir referansı yoktur ve nerede olursa olsun bir insan onun farkında olduğunda hep gerçektir. Ama kavrayışın tüm tespitleri doğru değildir;çünkü kendilerinden öte bir şeye referansları vardır, yani o standartda her zaman uyumlu olmayan maddi bir gerçeğe... (İntihar)
- "eğer burada durup daha ileri gitmeyeceksek, niçin bu noktaya kadar geldik?" (İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme)
- Bir tek insanın bir tiran tarafından yasasız olarak öldürülmesi, salgın, kıtlık ya da (insanlar arasında) ayrım gözetmeyen herhangi bir felaket sonucu bin kişinin ölümünden daha kötüdür. (Din Üstüne)
- Hazzı ortaya çıkaran şey erdemli düşünce veya tutkunun kendisidir; yoksa bunlar hazzın bir sonucu olarak ortaya çıkmıyor. Ben arkadaşıma iyilik yapmaktan zevk alırım çünkü onu seviyorum; ama arkadaşımı sevmemin sebebi aldığım bu haz değildir. (Denemeler)
- "İnsanın ən böyük düşməni insandır." (İntihar ve Ruhun Ölümsüzlüğü Üzerine)
- Doğa her zaman haklarına sahip çıkacak ve sonunda her türlü soyut muhakemeye üstün gelecektir. (İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma)
- bir insanın nesnenin peşinde koşusunda saptadığımız haz, nesnenin önemi veya değerinde değildir, onu kovalattıran tutkudadır. Nesneler, kendilerinde bir değer ve öneme kesinlikle sahip değildir. Değerleri yalnızca tutkudan kaynaklanır... (İntihar)
- Bir kimsenin yaşamının akışını rastlantılar yönettiği oranda, boş inançlara bağlılığının arttığını her zaman görürüz... (Din Üstüne)
- Bir insan ruh inceliğinden yoksunsa, melekler kadar ilim irfan sahibi olsa bile güzelliğin farkına varamayacaktır! (Denemeler)
- Deney ve tecrübelerden gelen pasif algılar, zihin gücü ile sistemli hale gelir. (Ahlâk İlkeleri Üzerine)
- "Zevk ve acı," birbirinden çok farklı iki duygu olsa da sebepleri açısından o kadar da farkı değildir... (İntihar)
- Bunun yanında herhangi bir karakterde böyle büyük bir övünç kaynağı, doğru değer eksikliğinin ve zihinsel yüksek eksikliğin kesin bir belirtisidir. (Ahlâk İlkeleri Üzerine)
- Evren için bir insanın hayatı, bir istiridyeninkinden daha büyük bir öneme sahip değildir. Bu büyük önem var olsaydı eğer, doğanın düzeni bunu sağduyumuza yerleştirir, yaşamdan kurtulmak hakkında bir karara varma yetimizi yok ederdi. İnsan hayatının yok edilişi bu kadar Tanrının yetkisine ayrılmış ise, bu insanın kendi hayatı üzerindeki tasarrufuna bir tecavuzdür. Hayatın korunması için yapılan eylem de yok edilişi için yapılan eylemle aynı derecede suç olur... (İntihar)
- “Biz hayatla ilgili akıl yürütmekle uğraşırken hayat akıp gidiyor; ölüm ise belki herkesin başına farklı bir şekilde gelse bile ahmak olana da filozofa da aynı muameleyi gösteriyor.” (Denemeler)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin