Kitap Künyesi
Yazar: Roger Scruton
Çevirmen: Eşref Armağan Eşkinat
Editör: Güçlü Ateşoğlu
Tasarımcı: Gökçe Alper
Orijinal Adı: An Intelligent Person’s Guide to Philosophy
Yayın Evi: Ayrıntı Yayınevi
İSBN: 9786053141396
Sayfa Sayısı: 160
--reklam--
Akıllı Kişiler İçin Felsefe Rehberi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bilgi ile bilgelik arasında ne tür bir fark var? Bilgelikle, çok bilgi sahibi olmayı değil, bir tür yaşam anlayışı sahibi olmayı kastederiz. Felsefe de kelime anlamı olarak "bilgelik sevgisi" demek. İnsan dünyasında yaşayan kişiler birer nesne değil, öznedirler. Birbirleriyle diyaloğa, ilişkiye girerler, eylemlerde bulunurlar, dünyalarında kişi, özne, sorumluluk, özgürlük, ahlak gibi kavramlar vardır. Scruton, bu dünyanın ve kavramlarının bilimin nedenler ve sonuçlar arayan dünyası tarafından tam olarak anlaşılamayacağı, insan dünyasını bilimsel çerçeveye sokma çabasının da bu dünyayı zedelediği, değerini ve etkinliğini düşürdüğü fikrindedir. Peki, bilgi edinmek için bilimin en doğru yolu bize gösterdiği bu çağda felsefeye düşen rol ne oluyor? Felsefenin bilimle derin bağları olmasına rağmen, hatta bilim felsefenin içinden çıkmış olsa da, felsefe beşeri bir disiplin sayılır. Geleneksel anlayışımıza göre, felsefenin uğraştığı konular olan bilginin ve dünyanın yapısı, ahlak, estetik, mutluluk hakkında bilimin söylediklerinden daha fazlasını felsefe söyler; bunlar, daha ziyade, felsefenin alanına giren konulardır. Scruton'un bu kitapta yapmaya çalıştığı şey, her şeyin tek bir açıklamasının bulunabileceğini savunan dar ve sınırlı dünya görüşlerinin karşısında, insan yaşamını merkeze alan geleneksel felsefi yaklaşımı savunmak olarak görülebilir. Felsefeyi, yaşamda kendisini gerçekleştiren bir uğraş olarak göstermesiyle, felsefeyle dolu yaşama "dostça" bir bakış açısı geliştirmemize kapı aralıyor. Bizi bilgeliğe ulaştıracak olan şeylerin çağrısına kulak kabartmamız gerekmektedir ve bunlar, gündelik yaşamda bizi her daim etkisi altında bırakan özgürlük, Tanrı, gerçeklik, ahlak, seks, müzik ve tarih gibi konulardır. Can alıcı bu konuları düşünmekten ve sorgulamaktan korkmayan cesur okuyucular için Scruton muazzam bir kitap sunuyor!
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Akıllı Kişiler İçin Felsefe Rehberi Alıntıları - Sözleri
- Başkalarının acılarına ortak olmadan onların sevinçlerini paylaşamazsınız.
- ...İletişimin yoğunluğu arttıkça, iletilenin kalitesi düşüyor...
- Merhamet ve neşe birbirini tamamlayan duygulardır.
--reklam--
Akıllı Kişiler İçin Felsefe Rehberi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Post-Modern Çağda Felsefe: “Bu dünya, masumiyetini kaybetmemiş, bilime rağmen var olan dünyadır.” Scruton, felsefe ve bilim ilişkisinin zemininde bulunan modern zamanımızın durumunu bu şekilde tanımlıyor.Bu şekilde tanımlamasının arkasında, pozitivistlerin felsefenin ilgi alanında olan soruları,daha doğrusu “sorunları” bilimsel metotlarla açıklamaya çalışmalarında yatıyor.Bu da tabii olarak kavram karmaşasına veya “anlam sorunsalına” yol açıyor.Bu durumda eli oldukça kuvvetli olan bilimsel metot, felsefenin özünde de yer alan,hayatın doğrudan kaynağından çıkan özleri de dahil olmak üzere doğayı; gözlemcilik ve deneysellik gibi kuramlarıyla “gerekçelendirmeye(nedenselleştirmeye)” çalışıyor.Nedensellik ilkesinin ardından yine bir başka nedensellik ilkesi geliyor ve bu böylece “şeylerin” arkasında yer alan “doğa kanunlarına” bağlanan bir sonucun elde edilmesine yol açıyor.Doğa kanunlarının arkasında da daha bütünsel başka doğa kanunlarının bilim tarafından “keşfedilmesiyle” bilimin doğasında yer alan gerekçelendirme silsilesi böylece devam ediyor. Bilimin metodu Scruton’un anlattığı gibi sürekli bir “keşfetme” arzusuyla,keşfedilmemiş olanın keşfedilmesinin verdiği hazla süregeliyor.Bu hazzı oluşturan kaynak da kendi içinde “doğrulanabilirlik ilkesi” tarafından sınamaya sokulmuş.Yani bilimsel metodun doğası,onun tamamıyla “yanlışlanabilir(falsifiability)” olmasından kaynaklanıyor.Bilimsel veri,gözlemlenebilir,sınanabilir ve hepsinden öte daima yanlışlanabilir olmak zorunda.Aksi halde böyle bir verinin “bilimsel” bir varsayım olmasının ufacık bir ihtimali bile bulunmamakta.”Falsifiability” konsepti, bilim felsefecisi Karl Popper tarafından dile getirilmiş.Karl Popper, bilimin metodunun kurucusu,bilimsel teorinin “bilimsel” nitelik kazanmasının kuramcısı olarak da tanınıyor.Onun konseptinde bilimsel veri; aynı Darwinci evrim prensibinde doğa tarafından çürütülme,birtakım doğal seleksiyonca tahribata,değişime uğrama sürecinin benzeri bir şekilde,”hayatta kalma” imtihanına tutuluyor.Fakat modern felsefeciler bilimsel yöntemin bu kıskacından “klasik felsefeyi” kurtarma derdinde gibi gözüküyorlar.Aynı Scruton’un ve Simon Blackburn’un de eleştirdiği gibi, Popper’in “yanlışlanabilirlik” konseptinin kendi içinde de yanlışlanabilir olabileceğini neden göz önünde bulundurmuyoruz? Pozitivist düşüncenin “doğrulanabilirlik ilkesinin”, kendisini nasıl doğrulayabiliriz? Aynı şekilde sınanabilirlik olgusunun kendisini nasıl sınayabiliriz? Bu alanda kullanacağımız kaynakların güvenilir olacağı konusunda nasıl teminat verebiliriz? Yanlışlama ve sınama gibi insan iradesi tarafından çıkarılan yöntemlerin “kesinlik,yanılmazlık” gibi vasıflarla nasıl tanımlayabiliriz? Bu tarz sorular, felsefeyi bilimsel yöntemin kıskacından kurtarmak namına oldukça önemli sorular.Scruton bu tarz soruların öneminden bahsettikten sonra eleştirinin kapsamını biraz daha genişletiyor: “Doğa dünyası yasalarla yönetilir ancak ne kadar derin olursa olsun,hiçbir bilimsel yasa,bir olasılık ifadesinin ötesinde kesin değildir.Doğal dünyada hiçbir şey için “böyle olmak zorunda” diyemeyiz, en fazla “böyle olması yüksek olasılık dahilinde” diyebiliriz.” Bilim, Scruton’un açıkça anlattığı gibi dünyanın görünüşünü açıklar,fakat onu tanımlamaz.Tanımlamaya, anlamlandırmaya çalıştığı zaman bir şeyler eksik kalır.Bu eksiklik kendini oldukça net bir şekilde belli eder.Fakat bilime göre bunda bir sakınca yoktur; cevaplayamayacağı,anlamlandıramayacağı hiçbir soru yoktur.Fakat durumun böyle olmadığını,bilimin varoluşumuza,ilk nedene ve bilince dair halen tatmin edici cevaplarının bulunmadığını rahatlıkla söylebiliriz.Bilimin bu alan dışı cevaplandırma eğilimi, kendini sadece felsefede göstermiyor.Bilimin alan dışı eğilimine sanatta,hatta teolojide de rastlıyoruz.”Tanrı’nın varlığının materyal bir kanıtı var mı?” gibi bir soru, bilimin giderek nasıl bir hal almaya başladığını çok net gözler önüne seriyor. Tanrı’nın belki de bütünüyle materyal bir düzen yaratmış olabileceği ihtimalinin, bilimin gözünde hiçbir değeri yok.Olmasını beklemek de fazlasıyla yersiz olacaktır.Ontolojik argüman olarak adlandırdığımız monist,Tanrısal varlığın kanıtı olan ilke; deneysel bilimin değil felsefenin ve teolojinin konusudur.Bilim bu tarz alanları deneysel yollarla açıklamaya kalktığında, deyim yerindeyse ne kadar saçmaladığını net bir şekilde görüyoruz.Bilimin aradığı yanıtların, soyut felsefi alanda bir karşılığı olmadığını açıkça belirtmemiz gerekir.Görünen o ki 21.yüzyıl, klasik felsefenin kendisini ilgilendiren alanlarını, deneysel gözlemci bakış açısının istilasından korumaya çalıştığı bir mücadele yüzyılı olacak… (Kerem)
--reklam--
Akıllı Kişiler İçin Felsefe Rehberi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Roger Scruton - Akıllı Kişiler İçin Felsefe Rehberi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Akıllı Kişiler İçin Felsefe Rehberi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Roger Scruton Kimdir?
27 Şubat 1944’te doğan İngiliz filozof Roger Vernon Scruton özellikle estetik alanında yaptığı çalışmalarla tanınır. Yaklaşık kırkın üzerinde eseri bulunmaktadır, bunlardan bazıları: Art and Imagination (Sanat ve İmgelem, 1974), The Meaning of Conservatism (Muhafazakârlığın Anlamı, 1980), Sexual Desire (Cinsel Arzu, 1986), The Aesthetics of Music (Müzik Estetiği, 1997), Beauty (Güzellik, 2009), How to be a Conservative? (Nasıl Muhafazakâr Olunur?, 2014). Bir roman yazarı da olan Scruton, bu çalışmalarının yanı sıra, felsefe ve kültür üzerine pek çok ders kitabı da kaleme aldı. Scruton, 1971’den 1992’ye kadar Londra’daki Birkbeck Kolej’de estetik üzerine dersler verdi. 1992’den beri de Amerika’daki Boston Üniversitesi’nde yarı zamanlı olarak dersler vermektedir.
--reklam--
Roger Scruton Kitapları - Eserleri
- Akıllı Kişiler İçin Felsefe Rehberi
- Spinoza
- Modern Felsefenin Kısa Tarihi
- İçiyorum Öyleyse Varım
- Kant
- The Palgrave Macmillan Dictionary of Political Thought
--reklam--
Roger Scruton Alıntıları - Sözleri
- Başkalarının acılarına ortak olmadan onların sevinçlerini paylaşamazsınız. (Akıllı Kişiler İçin Felsefe Rehberi)
- Ahlaki bir öğenin değeri onun eğilim karşısında direnme yeteneğinde yatmaktadır. (Kant)
- Eğer var olan her şey sonuçta ilahi doğaya dayanmaktaysa ve eğer doğa gereksinim tarafından yönlendirilmekteyse, o halde dünyada hiçbir şey rastlantısal değildir. (Spinoza)
- The rejection of equality may be made in the spirit of ‘free enterprise’, or in the name of a philosophical egoism which rejects the idea of a ‘common human nature’ (cf. Nietzsche) (The Palgrave Macmillan Dictionary of Political Thought)
- Merhamet ve neşe birbirini tamamlayan duygulardır. (Akıllı Kişiler İçin Felsefe Rehberi)
- Insan ancak olmayi amacladigi sey oldugunda tamamen varolur... (Modern Felsefenin Kısa Tarihi)
- Kalbi hep yenilenen ve giderek artan bir merak ve ihtiram ile dolduran, üzerine daha sık ve daha ısrarlı bir şekilde düşündüğümüz iki şey vardır: yukarıdaki yıldızlı gökyüzü ve içerideki ahlaki yasa. (Kant)
- KANT ... üstümdeki yıldızlı gökyüzü ve içimdeki ahlak yasası ... (Kant)
- ...İletişimin yoğunluğu arttıkça, iletilenin kalitesi düşüyor... (Akıllı Kişiler İçin Felsefe Rehberi)
- Kant, şu müthiş tespiti yapmış: "... zira vicdan kaskatı olunca dini neyin üzerine inşa edeceksiniz?" (Kant)
- ”Haddinden fazla neşe olamaz, çünkü neşe her zaman iyidir; ama öte yandan, melankoli her zaman kötüdür.” (Spinoza)
- Şimdiye kadar içimde benim çok değer verdiğim, denetimim dışındaki her şeyin ötesinde, gerçeğin aşığı olan insanlarla yapılan dostluğun birleşen elleri var. inanıyorum ki, dünyada hiçbir şey, bizim denetimimiz dışındaki şeyler dışındakilerden hiçbiri, bu türden insanlarla etkileşim olanağından daha fazla huzur veremez; nasıl ki bir kez algılandı mı gerçeğin onaylanmaması olanaksızsa, bizim onlara duyduğumuz sevgi de yıpratılamaz (bu sevgi her birimizin gerçek bilgi için hissettiği arzuya dayandıkça). (Spinoza)
- Seçicilik bir zorunluluktu. (Modern Felsefenin Kısa Tarihi)
- Hayallerin ardı hep gerçek, sonu acı olsada. “Havaya atılan bir taş düşünebilseydi, kendi isteğiyle yere düştüğünü sanırdı.” (Spinoza) (Spinoza)
- Açık, zarif, mağrur ve ironik-bilindikleri adıyla- "philosophes" , yüzyılın sonunda entelektüel, politik ve ahlaki devrimleriyle, kilisenin yanı sıra devletin de otoritesini sarstılar. İddiaları akla ya da deneye dayanmayan bütün ölümlüler onların nazarında zerre kadar değerli değildir. (Modern Felsefenin Kısa Tarihi)
- (...) havaya fırlatılan taş yarı yolda bilinç kazansa kendi iradesiyle yükseldiğini sanır (...) Spinoza (Spinoza)
- zaman sessiz bir testeredir (Kant)
- Böylece,"Bir tutku olan bir duygu, onun hakkında net ve belirgin bir fikir oluşturduğumuz an tutku olmaktan çıkar." Spinoza'ya göre, " bir duygu bizim tarafımızdan ne kadar fazla tanınırsa o kadar bizim erkimiz dahilindedir ve zihin de ona karşı o kadar az edilgenleşir." (Spinoza)
- Spinoza'nın makul geliri ve çalışmalarına olan bağlılığı onu yaşadığı yere hapsetmiş, bazen üç ayı bulan süreler boyunca hiç dışarı çıkmadığı olmuştu. (Spinoza)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin