Kitap Künyesi
Yazar: Yaşar Kemal
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9789750807275
Sayfa Sayısı: 398
Al Gözüm Seyreyle Salih Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Al Gözüm Seyreyle Salih’te Karadeniz’in küçük bir kasabasında on bir yaşındaki Salih’in, kanadı kırık bir martıya duyduğu sevgi ve mavi oyuncak bir kamyonu elde etme isteği konu alınır. 1970’lerin Türkiyesi, dönemin insan, devlet, iktidar ilişkileri Salih’in dünyasını çevreler. Yaşar Kemal, Salih’in gözünden hayata bakar ve çocukluğun bahçesinden, Türkiye’nin genel yapısını tüm inceliğiyle çizer.
“Yaşar Kemal bir halkın kültürünü temsil etmektedir. Epiği geniş, katıksız bir halkçı temele yaslanmıştır. Romanları yaşamın zenginliği, sıcaklığı, güzelliğiyle doludur.”
Joel Ohlsson, Arbetet, (İsveç)
“Yaşar Kemal’in yapıtları olgun, nefis bir meyve tadarcasına okunuyor.”
Gérard-Humbert Goury, Le Matin, (Fransa)
“Kemal büyük bir sevecenlik ve merhametle yazıyor.”
Daily Telegraph (İngiltere)
“Yaşar Kemal’in destansı anlatımında hiçbir şey küçük değil. Onun her sözü, denizin köpüren dalgaları gibi çağıldıyor.”
Frankfurter Allgemeine Zeitung, (Almanya)
Al Gözüm Seyreyle Salih Alıntıları - Sözleri
- “Bütün insanları öldüren kederdir.Beni de bu ıssız kasabada,beni de keder öldürecek.Hiç kederlenmemeli insan.Ben,ben,ben okulu bitirince,en büyük diplomayı alınca…Keşki bu kasabaya gelmeseydim,gelmeseydim de,bu kasabada kalmasaydım.Kaldım ki kederimden ölüyorum.İçimdeki aşk da öldü,insanlık da…Neden,niçin,kim için yaşamak? Keder deryasında boğularak sürünmek…”
- Bir kapı örterse binini açar, diyordu Kızılbaşoğlu, sesi mavileyerek. İnsan kısım kısım, yer damar damar...
- ...vah vah, insaların bu kadar zalim olduğu bir çağa düşmüşüz demek.
- Biliyordu, içinde bir şey, onu rahat ettirmeyen bir şey vardı...
- "Seni bu keder öldürecek, bu keder."
- Herkes biliyordu ki, bütün kasaba deseydi ki, Selim'i Yusuf kaldırımdan giderken mahsus, kasten öldürdü, bütün kasaba böyle tanıklık etseydi, kimse Yusuf'u bir gün bile hapsedemezdi. Yusuflar için ülkede yasalar sökmezdi. Onlar için yasalar yoktu, daha çıkarılmamıştı.
- " Biz şanlı Türküz, " dedi...
- Anlaşmaları için konuşmanın da bir gereği yoktu.
- "İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, bir ince yerleri, işte oraya değmemeli.."
- Ben Çanakkale'de, Sarıkamış'ta bulundum, orada çok insan rahmeti rahmana kavuştu, Salih beyefendiciğim. Doksan bin kişi Sarıkamış'ta, gözlerimin önünde...
- ...acaba onun taş yüreğini yumuşatabilir miydi?
- "Şu kocaman, dalgalı, uzak denizlere alışmış bir kuşu hapseylemek insanlık dışı bir şeydi."
- " Ey insanoğlu, vazgeç hazineden. Bu hazine bu çağ için değildir. Onu Hazreti Süleyman zulümsüz çağlar için sakladı. Senin çağında çok zulüm var, kötülük, sevgisizlik var. Ben bu çağa bu hazineleri veremem. "
- "İnsan olmak ne zor imiş."
- Karakolun Laz başkomiseri gülerek: " Ha kahramanumuz bu mi?" diye sordu.
Al Gözüm Seyreyle Salih İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitabı okumaya başlayıp Salih'le tanışınca aklıma hemen Şeker Portakalı'ndaki Zeze geldi. Roman da olsa keşke Salih daha güzel bir çocukluk yaşasaydı diye geçirdim içimden. Okurken bir çocuğun o saf sevgisine şahit oluyorsunuz. Ve buna karşılık Salih'in büyükannesine de bir o kadar sinir oluyorsunuz. (...z...)
Gören , OKUYAN Gözler Seyreylesin ...: UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku .. Kalplerin işsizlikle dolduğu bu pazar günü ibre full e dayanınca , kanda gezen alkol bugün yazmayayım dediğim bu incelemeyi bana yazdırma kararı aldırdı .. Kısa tutmaya çalışarak bitirme taraftarıyım bu kez .. Gerçi hep öyle diyoruz da olay uzatmalara, sonrasında penaltılara gidiyor.. Ondan kelli hoşgeldin beş gittin sen ne ettin Muhittin kısımlarını bu kez atlıyorum .. Alayınıza selam olsun tüm işsizliğe gark olacak 1k cenahı ! Daha önce de bellirttiğim gibi bir kitap ya da bir yazarla ilk kez buluşuyorsan deplasmandasın demektir sayın ceviz kabuğu .. O yazarın dünyasına ilk kez adım atıyorsan karanlıktasındır ..Elinde elektrik panosunun kilidini açan bir anahtar mı olsun istersin yoksa rüzgara karşı yol alırken dansöz Tanyeli kıvamında titrek aleviyle kalbine tedirginlik veren bir mum mu ? Mum diyenler , siz kale dibinden karşı kaleye en direkt serbest vuruşla gol arayışları içinde yer alan tayfa içindesiniz ve bu gole ulaşma şansınız The Wall Street Journal'da çalışan Mr White 'ın öğle yemeğinde yemek sepetinden kendine dürüm çiğ köfte sipariş etme ihtimaliyle aynı .. Karın acıkıyor tabii .. İncelemeye yansıyacak bunlar =)) Uzun lafın kısası demek istediğim şu ki Yaşar Kemal gibi bir devin kitaplarını okumazdan önce hayatını bir gözden geçirin .. Bu adam ne yapmış ne etmiş haberdar olun .. Bunu Aziz Nesin (BABA!) için de söyledim , Jack London için de .. Kendim zaten yaptığım incelemelerimde ya arka planı ya da yazarla ilgili bilgileri vermekten yanayım .. Yeni yeni okumaya başladığım , baya da geç kaldığım ve bunu yazarken utanç duyduğum bir isim Yaşar Kemal .. Bir dev ,dalları toplumumuzun tüm sorunlarına uzanmış bir ulu çınar hakikaten edebiyatımızda.. Niçin böyle söylüyorum bakın size anlatayım sevgili ponçikler .. Toplumumuzun en alt sınıfında türlü türlü işi yapmış , tarlalara girip çalışmış, orak sallamış , traktör sürmüş bir isim var karşımızda .. Daha dolu iş var da saymayayım .. Adam destancılık etmiş yaa ?!?!? Var mı daha ötesi !! Başka ne biliyoruz hakkında ? Her daim ezilenin yanında yer almış .. Kim bu ezilenler ? KÖYLÜMÜZ ... Atatürk 'ün efendimiz dediği ,devlet babanın sırtını döndüğü köylümüz .. Ne yapmışlar bu adam köylünün sorununu yazınca ? Komünist deyip linç etmişler .. Hayatı zindan etmişler ona .. En sonunda ne yapmış ? Bakmış ki huzur yok, hayat dediği şey İbo Showa katılan Yıldız Tilbe aurasının hakim olduğu ortamlar , Orhan Kemal ile meyve sebze satıp para kazanalım diyerekten göç etmiş İstanbul'a .. Sırf şu bile göze yaş yürütür.. İşte o günlerde şans yüzüne gülmüşte Cumhuriyet gazetesinde iş bulmuş .. Bakmışlar ki bu adam halkın içinden gelme , al demişler sana şu kadar para şu kadar da zaman .. Git gez Anadoluda gördüğün bizim ,gezdiğin senin olsun .. Röportaj (kürtaj değil =P) yap halkla .. Bize dertleriyle dön .. Diyarbakır'a gitmiş ilk önce .. Kıyı kesimlerine gitmiş .. Aralarına karışmış , ONLARDAN BİRİ olmuş.. Kaçakçılarla beraber çalışmış .. Bakın bir röportajında ne diyor Yaşar Kemal : "Başka bir sorunuza karşılık vermeliyim. Ben röportajlarımı nasıl yaptım. Hemen şunu söyleyeyim ki, herhangi bir röportajıma herhangi bir romanım kadar çalıştım. Çoğunlukla dizi röportajlar yaptım. İkinci yaptığım dizi röportaj kaçakçılardır. Güney sınırlarımızdaki kaçakçılığı konu almıştım. Gittim, üç aydan fazla bir süre kaçakçılar arasında bir kaçakçı gibi yaşadım. Onların korkularına, acılarına, sevinçlerine, varlıklarına yokluklarına katıldım. Bunca yıl geçti, 1951 yılında tanıdığım birçok kaçakçıyla yakın dostluğum sürer gider. Benim kaçakçı değil de gazeteci olduğumu öğrendikten sonra bile benimle ilişkilerini kesmediler. Şimdi bir geceyi anımsıyorum, kilometrelerce bir kayalık yolu aşarak, sırtımda ağzına kadar doldurulmuş bir çuvalla canım çıkarak, korkarak, ödüm koparak, kaçakçılarla sırtımızdaki çuvalları taş yığınlarına saklayışımızı… anımsıyorum. " Adamın gözlem gücü zaten çok yüksek, kalemine laf dahi edilemez bir de içine girdiği ortamlarda yazar/Gunter-Wallraff ' a evrilmiş .. Ve gördüğü herşeyi romanlarına yansıtmış .. İşte o romanlarından biri de bu .. Bu romanda Salih adlı bir çocuğun hem hayal hem de gerçek dünyasına misafir oluyoruz .. Uçamayan , sakat bir martı ile dostluğu var ki anlatılmaz.. Hele şerrinden kaçtığımız bir Büyük Ana ve cidden okurken beni çok güldüren diyaloglara sahip bir çekişme var ki Salih ile aralarında tadına doyum olmaz .. BU KISIMLAR MUHTEŞEM HAKKATEN !! =)) Dedim ya destancılık yapmış diye .. Bir de tüm bunlara ek bir masal yapıştırmış hammaddeye İNCE MEMED.. Üstüne de sos diye deniz yoluyla yollarını bulan KAÇAKÇILARI vermiş .. Al Gözüm Seyreyle Salih ismi nerden mi geliyor ? Onu da sen oku ve gör ..Okunması gayet rahat ve keyif verici kitaplar kategorisinde yer alan bu romanı atlamayın .. Muhakkak bir şans verin !! Gören ama en önemlisi OKUYAN Gözler Seyreylesin ... (Tuco Herrera)
“Bugünde, bu çağda kim yılan değil ki,” dedi. “Herkes herkesin yılanı. Bereket versin ki bizim damat başyılan da onu kimse sokamayacak.” Gülderen kocasının bir yılan oluşuna çok sevindi. “Şehzade ya, varsın yılan olsun. Varsın olsun değil, onun yılan olması ne iyi. Dünyada kocası yılan olan ilk kadın ben olacağım. Ne enteresan, ne enteresan,” dedi. (Sibel ARAS)
Kitabın Yazarı Yaşar Kemal Kimdir?
Yaşar Kemal (d. Kemal Sadık Gökçeli,] 1923; Gökçedam, Osmaniye), Kürt asıllı Türk romancı, senaryo ve öykü yazarı. Türk edebiyatının en önde gelen kalemlerinden biridir. İlk öykü kitabı Sarı Sıcak'ta da yer alan Bebek öyküsü ile ilk romanı İnce Memed, Cumhuriyet'te tefrika edildi. İnce Memed, yaklaşık kırk dile çevrilerek yayımlandı ve kitaplarının yurtdışındaki baskısı yüz kırktan fazladır.
Yaşar Kemal pek çok yapıtında Anadolu'nun efsane ve masallarından yararlanmıştır. PEN Yazarlar Derneği üyesidir. Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen ilk Türk yazardır.
Çocukluğu
Yaşar Kemal, Nigâr Hanım ile çiftçi Sadık Efendi'nin oğlu olarak aslen Van-Erciş yolu üzerinde ve Van Gölü'ne yakın Muradiye ilçesine bağlı Ernis (bugün Ünseli) köyünden olan bir aileden dünyaya geldi. Kendi anlatımına göre bir Türkmen köyünde tek Kürt ailenin çocuğu olarak doğup büyüyen Yaşar Kemal, evde sadece Kürtçe köyde ise Türkçe konuşurdu. Ailesi, Birinci Dünya Savaşı'ndan dolayı Adana'nın Osmaniye ilçesine bağlı Hemite (bugün Gökçedam) köyüne yerleşti. Beş yaşındayken, babasının camide öldürülüşüne tanık oldu. Orta okul döneminde çeşitli işlerde çalıştı. Kuzucuoğlu Pamuk Üretme Çiftliği'nde ırgat kâtipliği (1941), Adana Halkevi Ramazanoğlu kitaplığında memurluk (1942), Zirai Mücadele'de ırgatbaşlığı, daha sonra Kadirli'nin Bahçe köyünde öğretmen vekilliği (1941-42), pamuk tarlalarında, batozlarda ırgatlık, traktör sürücülüğü, çeltik tarlalarında kontrolörlük yaptı.
Sanat hayatı
1978 yılındaki yaptığı bir söyleşide sanat çalışmalarına ilkokula başlamadan önce şiirle işe koyulduğunu ve okula başladığında "yaşlı halk şairleriyle çakıştığını" anımsadığını belirtti. İlkokulun son sınıfındayken arkadaşı Aşık Mecit, çok iyi saz çalarken kendisi annesinden ötürü sazı "berbat" çalmaktaydı. Bunun nedenini şu sözlerle dile getirdi:
"Benim saz çalamamamın sebebi var, anam aşık olacağım da diyar diyar dolaşacağım diye saza, aşıklığa düşman olmuştu. Onun tek çocuğuydum ve gözünden ayırmıyordu beni. Okulda, düğünlerde bayramlarda beni hep Aşık Mecitle çakıştırırlardı. Aşık Mecitle Kadirlide bir kahvede bir gece sabaha kadar çakıştığımı şimdi iyice anımsıyorum."
Ortaokuldan ayrıldıktan sonra folklor derlemelerine başladı ve 1940-1941 yılları arasında Çukurovadan ile Toroslardan derlediği ağıtları içeren ilk kitabı olan Ağıtlar, Adana Halkevi tarafından 1943 yılında yayınladı. 1944 yılında ilk hikâyesi Pis Hikâye'yi yayınladı. Bunu, Kayseri'de askerlik yaparken yazmıştı. Bebek, Dükkâncı, Memet ile Memet öyküleri 1950'lerde yayımlandı.
Kemal Sadık Göğceli adı ile çeşitli yayımlarda yazarken Yaşar Kemal adını Cumhuriyet gazetesine girince kullanmaya başladı. 1952 yılında yayımlanan ilk öykü kitabı olan Sarı Sıcak'ta da yer alan Bebek öyküsü burada tefrika edildi.
1947'de İnce Memed'i yazdı fakat yarım bıraktı ve 1953-54’te bitirdi. Romanı yazma nedeni eşkiya olan ve dağda vurulan amcasının oğlunun vurulması olduğunu 1987 yılındaki bir söyleşisinde belirtti. Ayrıca aynı söyleşide, çocukluğunun eşkiyalığın içinde geçtiğini, dayısının "en büyük" eşkiyalardan biri olduğunu, o çevrede 1936'lara kadar beş yüze yakın eşkiya bulunduğunu ve bunlardan birinin de Kurtuluş Savaşı'nda Kadirli'yi ilk örgütleyenlerden olan Karamüftüoğlu ailesinden ünlü Remzi Bey olduğunu söyledi. Remzi Bey'in kendisine, ilk İnce Memed hikayesinde "Çakırdikeni" diye yer alan diken hikâyesini anlattı ve Yaşar Kemal'le "eşkıyalığın felsefesini" yaptı.
Yaşar Kemal'in dünyada ilk kez yayımlanan seri, Bebek öyküsüdür ve önce Fransızcaya, sonra İngilizceye, İtalyancaya, Rusçaya, Romenceye ve diğer dillere çevrildi.
Siyaset
17 yaşından bu yana sosyalist politikanın içindedir. 1961 Anayasası'ndan sonra kurulan Türkiye İşçi Partisi'ne 1962'de katıldı. Emekçi sınıfının tamamen yönetime gelmesini isteyen Kemal, TİP'te sekiz yıl çalıştı ve yöneticilerden biriydi. 1987'deki bir söyleşisinde Türkiye'de bir Marksist partiye ihtiyaç olduğunu belirtmiştir. Aynı söyleşideki "Nasıl bir sol modelden yanasınız?" sorusuna, şu cevabı vermiştir:
"Her ülke sosyalist modelini kendisi kurar. Sovyetlerin 70 yıldır yaşama geçmiş modelini kabul edemeyiz. Yüzde yüz bağımsızlıktır sosyalizm. Kişi bağımsızlığı, ülke bağımsızlığı, politik bağımsızlık, ekonomik bağımsızlık, özellikle de kültürel bağımsızlık... Sosyalizmin başka bir anlamı yok benim için. Bu çağa gelinceye kadar kültürler birbirlerini beslemişlerdir, yok etmemişlerdir. Oysa çağımızda, kültürler kültürleri yok etmek için, bilinçli olarak kullanılmışlardır, emperyalistler tarafından. Benim için dünya bin çiçekli bir kültür bahçesidir; bir çiçeğin bile yok olmasını, dünya için büyük bir kayıp sayarım."
TİP'ten ayrılan yazar, nedenini partinin niteliğini yitirmesine, bürokratların eline geçmesine ve emekçilerden kopmasına bağladı. Sovyetler Birliği çökmesinin, sosyalizmin de çökmesi değil, tam tersine dünya sosyalizminin zaferi olduğunu 1993'teki bir söyleşisinde dile getirmiştir.
Temalar
« Halka kim zulmediyorsa, etmişse, halkı kim eziyor, ezmişse, onu kim sömürmüş, sömürüyorsa, feodalite mi, burjuvazi mi... Halkın mutluluğunun önüne kim geçiyorsa ben sanatımla ve bütün hayatımla onun karşısındayım. [...] Ben etle kemik nasıl biribirinden ayrılmazsa, sanatımın halktan ayrılmamasını isterim. Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum. »
Yaşar Kemal'im edebi çalışmalarında halka dönük bir düşünce hakim oldu ve bunu, bir yerde politik düşünce ile birleştirerek yürüttü. Yapıtlarıda halk şiirinde, epopelerde olduğu gibi insan değerlerinden kopmamaya çalıştı. Yaşar Kemal, siyasi görüşü ile sanatının paralel olduğunu, "halk ve doğa"ya inandığını, sanatının proletaryanın çıkarlarının emrinde olduğunu dile getirmiştir.
Yaşar Kemal Kitapları - Eserleri
- Teneke
- Çakırcalı Efe
- İnce Memed 1
- İnce Memed 2
- İnce Memed 3
- İnce Memed 4
- Ağacın Çürüğü
- Ağıtlar
- Ağrıdağı Efsanesi
- Al Gözüm Seyreyle Salih
- Yılanı Öldürseler
- Çıplak Deniz Çıplak Ada
- Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana
- Karıncanın Su İçtiği
- Tanyeri Horozları
- Demirciler Çarşısı Cinayeti
- Yusufçuk Yusuf
- Allahın Askerleri
- Hüyükteki Nar Ağacı
- Zulmün Artsın
- Üç Anadolu Efsanesi
- Binboğalar Efsanesi
- Ortadirek
- Denizler Kurudu
- Kuşlar da Gitti
- Deniz Küstü
- Tek Kanatlı Bir Kuş
- Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca
- Yağmurcuk Kuşu
- Kale Kapısı
- Kanın Sesi
- Ölmez Otu
- Yer Demir Gök Bakır
- Gökyüzü Mavi Kaldı
- Sarı Sıcak
- Yanan Ormanlarda Elli Gün
- Nuhun Gemisi
- Peri Bacaları
- Bir Bulut Kaynıyor
- Neredesin Arkadaşım
- Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne
- Baldaki Tuz
- Bugünlerde Bahar İndi
- Yolda
- Yağmurla Gelen
- Binbir Çiçekli Bahçe
- Pis Hikaye
- Kalemler
- Ustadır Arı
- Bu Bir Çağrıdır
- Yüzler
- Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor
- Dağın Öte Yüzü
- Beyaz Pantolon
- Sarı Defterdekiler
- Don Quijote ve Roman Sanatı
- Bu Diyar Baştan Başa
- Röportaj Yazarlığında 60 Yıl
- Yeşil Kertenkele
- İnce Memed
- Taş Çatlasa
- Çukurova Yana Yana
- Teneke, Sarı Sıcak, Pis Hikaye ve Ötekiler
- Bütün Hikayeler
- Memed, mein Falke
- Van
Yaşar Kemal Alıntıları - Sözleri
- " Keşke zelzelede ölseydik de bu hallere düşmeseydik." (Nuhun Gemisi)
- İçinden her şeyi bırakıp kaçmak geldi. Yapamadı. (Beyaz Pantolon)
- Kaçamıyordu kimseden, kendini yitirip gitmişti. (Yılanı Öldürseler)
- Cehennem yerinde hiç ateş yoktur, herkes ateşini buradan götürür... (Kuşlar da Gitti)
- Ve sonra Sait Faik… Yeşil, çocuksu gözleri vardı. Onulmaz öfkesi vardı. Hikayeleri kadar da, kendi kişiliğinin tadı vardı. Küfürleri vardı. Ve İstanbul Sait Faiksiz edemezdi. (Peri Bacaları)
- "Oğlum, diyordu.Sen sen ol görünüşe aldanma. İnsanlar iki yüzlüdür..." (Teneke)
- Şu insanoğluna akıl ermez. (Ağrıdağı Efsanesi)
- Yeni yüzler, yeni dünyalar görmek onu kendine çekiyordu. Yeni yeni insanlara, yeni yeni şeyler söylemek. (Üç Anadolu Efsanesi)
- İnsana ne olursa olsun, başına ne gelirse gelsin, insan umudunu kesmemeli. Yalnız kalmış, umudunu yitirmiş insan yarı ölü bir insandır. Bana kalırsa insan yaratım gücünü hiçbir yerde yitirmemelidir. (Çıplak Deniz Çıplak Ada)
- Korku, insanın yerleşmiş, büyük duygularından bir tanesi… Bana göre, insanlar korkuyu inkar ettikçe korkuyorlar. (Ağacın Çürüğü)
- İnsan doğar, büyür ve ölür. Sınıf da doğar, büyür ve ölür. Ama büyük insanlık ölmez. Doğada da böyle bir oluşum var. Doğanın parçaları da doğar, büyür, ölürler. (Binbir Çiçekli Bahçe)
- Çöplükler, şehirlerin tıpa tıp aynasıdır. (Yolda)
- insanın katlandığına dağlar katlanmaz. (Bu Bir Çağrıdır)
- "Benim Ustam," dedi, "benim ustamda böyle yapardı.Emek varsa yemek vardır" (Yağmurla Gelen)
- “Bir insan ne kadar yürekliyse, o kadar korkaktır. Ya da bir insan ne kadar korkaksa o kadar yüreklidir. Bunun böyle olduğunu bir insan ancak seksenine gelince anlar.” (İnce Memed 2)
- "Bugünlerde öğretmenlik, doğru dürüst vicdanlı öğretmenlik bir kahramanlık değil mi, bu kadar kıyımdan, sürgünden, zulümden sonra… Ve aldıkları para ayın on beşine kadar yetmezken… Baskı, baskı, baskı… Bugünlerde öğretmenlik yapılır mı?" (Baldaki Tuz)
- Tanışmadan görüşmeden bir insan bir ıssız ada gibidir.. (Tek Kanatlı Bir Kuş)
- "Susmak sövmektir." (İnce Memed 4)
- Çok özlem çeken insanlardır çocuklar (Neredesin Arkadaşım)
- Umutsuzluk,kötülüğe karşı savasma gücünü yokeden, kıran en büyük silahtır. (Taş Çatlasa)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin