Kitap Künyesi
Yazar: Jorge Luis Borges
Çevirmen: Celal Üster
Orijinal Adı: Historia Universal De La Infamia
Yayın Evi: İletişim Yayıncılık
İSBN: 9789750516542
Sayfa Sayısı: 145
--reklam--
Alçaklığın Evrensel Tarihi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Borges Alçaklığın Evrensel Tarihi'nde kadim masalları ve gerçek yaşamöykülerini çarpıtarak yeniden anlatırken, insanlığa dair zamanı ve sınırları aşan tespitlerde bulunuyor.
Alçaklığın Evrensel Tarihi, Jorge Luis Borges'in 1930’larda Arjantin'de çok satan Critica gazetesinin pazar ekine yazdığı yazıları bir araya getiriyor. Gerçek ile hayalin birleştiği bu yazılarda, Borges kurmacanın olgulardan daha gerçek, daha inanılır olduğunu gösteriyor. Okuru her olasılığa açık bir evrene taşıyan metinler, yazarın her zaman severek işlediği tarih, bellek, bilim, sanat, dil, sonsuzluk temaları etrafında şekilleniyor. Latin Amerika edebiyatını derinden etkileyen ve onu yeni bir biçime kavuşturan Borges, kitapta “alçaklık” kavramını ırkların, dinlerin, ideolojilerin üstünde, evrensel bir değer olarak ele alıyor.
“Yüzyılımızın en önemli hikâye anlatıcılarından.”
ALBERTO MANGUEL
“Borges sonsuz yetenek sahibi bir yazar.”
VLADIMIR NABOKOV
--reklam--
Alçaklığın Evrensel Tarihi Alıntıları - Sözleri
- "Bana öyle geliyor ki, iyi okurlar, iyi yazarlardan da az."
- Yaşarken kibrinden geçilmeyen insanoğlu, ölünce sinekleri toplamaktan başka bir işe yaramıyor…
- Bana öyle geliyor ki, iyi okurlar, iyi yazarlardan da az.
- Asla unutmayın, hoşgörü, imparatora tanınan bir ayrıcalıktır ve kulların böyle bir hakkı kendilerine tanımaları küstahlık olur. Bunun için amansız, tarafsız, itaatkâr ve muzaffer olun.
- "Yaşadığımız dünya bir yanılgı, gülünç bir yanılsamaydı."
- "Ölmek için hayatta olmak yetiyor,"
- "Orada dikilmiş, kendimi bildim bileli görmekten usandığım şeylere bakıp duruyordum."
- Kırk yedi sadık adamın öyküsü burada sona eriyor; ama aslında bu öykünün sonu yok, çünkü belki de sadakat nedir bilmeyen, ama bir gün sadakat gösterme umudunu hiçbir zaman tümden yitirmeyen bizler, onları sözlerimizle onurlandırmayı sürdüreceğiz.
- Yaşarken kibrinden geçilmeyen insanoğlu, ölünce sinekleri toplamaktan başka bir işe yaramıyor.
- Para ve özgürlük, bağımsızlık ile gümüş dolarların şıngırtısı —bundan daha kışkırtıcı bir öneri olabilir miydi?
- Alçakgönüllülük ve yağcılık o denli kanına işlemişti ki, çoğu geceler konuşmasına kendisini temize çıkarmakla başlar, dinleyicilerin eğilimine uyum sağlayarak, suçunu kabullenerek bitirirdi sözlerini.
- Yaşadığımız dünya bir yanılgı, gülünç bir yansılamaydı.
- Çok fazla "s" sesinin olduğu bir dili konuşanlar var, İspanyolca olmalı, çünkü onu konuşanlar diğerleri tarafından aşağılananlar.
--reklam--
Alçaklığın Evrensel Tarihi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
BİR ALÇAKTAN , ALÇAKLIĞIN EVRENSEL TARİHİ ...: Selamlar olsun herkeşlere ... Hemen incelemeye gireyim istiyorum .. Uzun olabilir .. Neyi ne kadar yazarım bilemiyorum ama incelenmesi gereken pek de okunmamış bir kitap bu .. Sevgili canikolar sağda solda , orda burda büyülü gerçekçilik muhabbetine yüzlerce kez denk geldim .. Türü pek araştırmadım ama bu türün amiral gemilerinden birinin Gabriel-Garcia-Marquez ve diğerinin de yazar/Jorge-Luis-Borges olduğunu az buz ben de biliyorum .. Jorge emminin yediği nanelerden de, tarih okuduğum için üç aşağı beş yukarı haberdarım.. Şimdi hep söylediğim bir şey var ki burda yine tekrarlayayım.. Ben ne edebiyat eğitimi aldım , ne edebi bir eleştiri mevkim var , ne de bu ikisini bir tavada ısıtıp önüne koyacakmışım gibi bir iddaanın sahibiyim .. Otorite alanımız İŞSİZLİK .. Herkes haddini bilecek =)) Bu kısmı özellikle açıklıyorum ki ilerde birbirimizle papaz olmayalım .. Yazar hakkında okuyacaklarınızın bir kısmı pek de hoşunuza gitmeyecek çünkü .. Şimdi ordan kalkıp dersen ki " yauw kardeşim ben yazılana bakarım !" , evet sen de kendince haklısın saygıdeğer caniko ! Ama "ben" bir kitap okuyacaksam ve yazılandan kendime ders çıkaracaksam - ki bütün olayım budur benim - yazarı da bilmek durumundayım "tutarlılık" esasınca ..Türe , edebiyatın hangi evresinde hangi akıma yol vermiş falan fistan ...Beni şimdilik aşan mevzular bunlar .. Gördüğünüz üzere yazarı yerden yere vuracak olmama rağmen kitaba 9 puan verdim .. Eeee Sezar 'ın hakkı Sezar'a bilader .. Hiç okumamıştım dedim ya , aldım bakayım dedim ..Başladım okumaya .. Kitabı orjinal dilinden okumadım ama çevirisi muhteşemdi ve kitap tabiri caiz ise yağ gibi aktı .. Ne ara başladım ne ara bitirdim anlayamadım .. Anlatım cidden "BÜYÜLÜ" .. Masalsı bir hava var .. Bu da doğru .. Hatta sanki bir İhsan Oktay Anar kitabı okuyormuşum hissi de hasıl oldu yer yer .. Ama tarih okumuş bir insan olarak kitapta geçen muhabbetler, kimi yerlerde hafızamı tazeleme gereği hissettirdi bana ..Zira bazı tutarsızlıklar vardı ..Kitaptan az ama öz bahsetmemiz gerekirse .. Edindiğim bilgilere göre Alçaklığın Evrensel Tarihi, Borges’in dokuzuncu uzun kitabı ve düzyazı türünde verdiği altıncı eser. Beş ciltlik edebi öykülerinin ilki... Yazıldığı dönemde de İspanyol yazımını allak bullak etmiş .. O kadar ki Gabriel Garcia Marquez , kendisini her gece yatmadan önce mutlaka okuduğunu ve nereye giderse gitsin Borges kitaplarını valizinden eksik etmediğini söylemiş bir röportajında .. Hakkı da var .. Bitirince tekrar okuyasım geldi kitabı .. Faşizme dur çekmiş devrimci yazar ( KULAKLARIN ÇINLASIN EDUARDO GALEANO ! Ki ben onu sayende öğrendim ..ADAM!! ) Carlos Fuentes de, Borges ve onun düz yazısı olmaksızın İspanyol edebiyatının var olamayacağını iddaa edenlerden .. Ben İspanyol diline ve edebiyatına öylesi hakim değilim ama dilinin muhteşem olduğunu anlamak için Berna Moran olmaya gerek yok .. Yazdıklarıyla sizi "gerçeğin kıyısından" alıp bambaşka yerlere götürüyor .. Kitapta - saymadım ya - bilmem kaç tane hikaye var .. Bunlardan biri de Billy the Kid ' in yer aldığı hikaye .. Gavurun "villain" (bkz: ultra -süper- giga kötü, cani) dediği heriflerden biri bu adam .. Özel ilgim var bu tiplere karşı .. Bir de seri katillere .. Dolayısıyla hayatını çok ama ÇOK iyi biliyorum .. Hikayenin girizgahında anlatılanlar yaşanmış mıdır bilmem... Yani pek çok bio okudum ona dair ama böyle bir şeye rastgelmedim .. Kurgu mu gerçek mi ?!? .. Herneyse .. Burdaki tutarsızlık şu .. Birincisi ve en önemlisi ve yaşamış yani tarihte "VAR"olmuş bir şahsın hikayesi olarak tüm bu anlatılanlar artı girizgah , Billy’nin yaşı ve öldürdüğü adamların sayısına ilişkin bilgi haricinde tamamen uydurma ... İkincisi , “Meksikalıları hesaba katmazsak” ibaresi de tamamen HAVAGAZI !Çünkü gerçek hayatta Billy, Meksikalıların, yani kendisini kanundan korumak için her fırsatta evlerinde barındıran ailelerin çok yakınıydı. Billy’nin saymadığı infazları, kızılderililerinkiydi. Kitapta bunun gibi yakınen çok iyi bildiğim pek çok tutarsızlık söz konusu ..AMA ! Evet bu bir "ama" sendromunu da beraberinde getiriyor ki tarihi bilmeksizin okuması cidden zevkli .. Büyülü gerçekçilik bu mudur bilemicem .. Eğer buysa , bu bana biraz da alternatif tarih yaratmaya kasan, ATATÜRK' ün ingiliz AJANI , annesinin de genelevde çalıştığını iddaa eden mustafa armağan ve fesli tarihçi ( bence tarihçi falan da değil ya ! ) kadir mısıroğlu'nu anımsattı .. Belki de Borges ' un öğrencisidirler kimbilir?!? =)) AH !! Az daha unutuyordum !! ATATÜRKSÜZ Çanakkale belgeseli çekenler de unutulmamalı!!! =)) Neyse sevgili Kikirella ve kikirikler .. Billy the Kid ' e geri dönecek olursak .. Kitapta bahsi geçen gerçek Billy, Harrigan değil, William H. Bonney!! Bonney, 1859’da New York’ta doğdu, fakat oradaki yaşamı hakkında hiç bir şey bilinmiyor, çünkü o üç yaşındayken ailesi Kansas’a göç etmişler. Bunun gibi dolu örnek var .. Ben bir tanesini açtım koydum önünüze .. Bu arada kitapta yer alan samurayın daha doğrusu RONİNin öyküsü tüyleri diken diken ediyor .. Favorim açık ara o ! Okursanız göreceksiniz !! Şimdi kitaba dair inceleme - inceleme de denmez ya - burada bitti .. Gelin ben size bir başka ALÇAKLIK öyküsü anlatayım .. Kitapta yer almayan ama yer almayı kesinlikle hakedenlerden bir tanesini.. İnsanları stadyumlara doldurup , halay ekibi misali tek sıraya dizip infaz etmek ... Siz hiç sırf komunist diye insanların uçaklara doldurulup bilmem kaç bin feetten okyanusa atıldığını okudunuz mu ? Var mı bunu duyanınız bilmem .. Duymadıysanız alın ben anlatıyorum !SAY SAY birtmez onun canilikleri ama bu birinci kısım... Koy cebine devam edelim .. Ya gözaltına alınan insanların resmen alenen gözden kayboldukları - PARDON KAYBEDİLDİKLERİ ! -bir rejime denk geleniniz var mı ? Bu ikinci kısım !! Öyle bir rejim ki yoksulluğu ortadan kaldıracağım diyip YOKSULU YOK EDECEKSİN )bu üçüncü kısım!) ! Bir hücreye atılıp sonrasında tarihten , yaşamdan , değerlerinizden , sevdiklerinizden koparılıp silindiğiniz bir yaşam ? Var mı duyan bilen .. Koy bunu da cebine sayın caniko !!! Koy ama elin cebinde olsun .. AMAN HA DÜŞÜRÜYÜM FALAN DEME ! İlerde lazım olacak ! Şimdiiii !! Ellimizde üç sürpriz isim var ! Ben bambaşka bir yerden girizgah yapayım .. Cemil Meriç ile .. Tıpkı Borges gibi yazar/cemil-meric de kör idi .. En azından yaşamının bir bölümünde öyle yaşadı .. Cemil Meriç 'e dair okuduklarımda bir ayrıntıdan çok etkilenmiştim .. Kitap okuduğu masasının üstünde duran ampule yakın olabilmek , okuduğu kitabı daha iyi görebilmek için sandalyenin üstüne çıkan bir adam !! Bu ne azimdir !! Bu nasıl bir sevgidir !! Düşündüğü fikirlerin "pekçoğuna" katılmasam , karşısında da olsam önünde saygıyla eğiliyorum işte burda ! Gelelim Borges ' a.. Tıpkı burda bahsettiğim kitabında olduğu gibi (kitap cidden güzel ama tutarsız) tutarsız bir kişilik Borges.. Çelişkili .. * Arjantin' de Peron (3. kısım) diktatörlüğüne karşı çıkıp sonrasında, "DİKTATÖRLÜKLER EN İYİ YÖNETİM BİÇİMİDİR." demiş isim kendisi .. * Sonrasında Pinochet 'nin (1. kısım) elinden ÜSTÜN EDEBİYAT ÖDÜLÜ" almış bir isim kendisi .. (Pinochet' yi ve onun zulmünü yazar/Isabel-Allende okuyanlar çok iyi bilir...) * Kendisi ile yapılan bir röportajda , yöneltilen "Ülkenizde her gün siyasi karşıtlarını hapse atan , işkence yapan Videla (2. kısım!) var" sorusuna , "HADİ CANIM ! BUNLAR SİYASİ PROPAGANDA .. BÖYLE ŞEYLER OLSAYDI DUYARDIM" diyebilmiş isim .. Yukarda Cemil Meriç örneğini verdim .. Şu üç örneği önünüze koyuyor ve sizi de vicdanınız ile başbaşa bırakıyorum ? HANGİSİ KÖR SİZCE ? Kitap için tanım :Yeryüzünün görüp görebilecegi en büyük ALÇAKLARDAN birinin kaleme aldığı "ALÇAKLIK" tarihi ... KENDİME NOT : Büyüksün yazar/Aziz-Nesin ! BABALARIN BABASISIN !! Seni hiç savunmak zorunda kalmadım .. Savunurken hiç "AMA" demek zorunda kalmadım .. Başımızı hiç yere eğdirmedin ! Huzur içinde yat ! Bak görüyor musun ? Az daha unutuyordum .. Eduardo Labarca!!! Tüm bunları bildiği için Borges ' un mezarına işerken bu muhteşem foroğrafı çektirip "gereken" cevabı vermiş ... https://www.google.com/search?q=eduardo+labarca+borges+pissing&safe=active&source=lnms&tbm=isch&sa=X&ved=0ahUKEwjEzLmXurTjAhWh2uAKHZEIDvwQ_AUIECgB&biw=1536&bih=754#imgrc=I7xM6ftGKB29DM: bonus : Bu sizler ve SALVADOR ALLENDE İÇİN !! https://www.youtube.com/watch?v=l7pWuOWCfcA Bu da kabaran nefret için ... Metal dinlemiyorsan açma YOK OLURSUN ! "BALYOZ YÜZE İNDİ" !! https://www.youtube.com/watch?v=GGe6-xzbISw (Tuco Herrera)
#alçaklığınevrenseltarihi ‘ndeki tüm hikâyeler gerçek hayattaki suçlulara dayanıyor. Dolandırıcılar, hainler, macera peşinde olanlar, katiller, haydutlar, köle ticareti yapanlar, korsanlar ve mizahî sahtekarlık hikâyeleri var. Kitabı oluşturan sekiz hikâye ve sekiz “Vesaire” adı altında toplanmış çeşitli efsanevî insanların kurgusal öykülerinden oluşuyor. Hikâlerden birkaç örnek bırakacağım: “Zalim Kurtarıcı Lazarus Morell” John Murrell 19. yüzyılda Amerika Birleşik Devletleri'nde, Mississippi Nehri boyunca faaliyetini gösteren ve köle ticareti yapan bir katildi. “Günah Taciri Keşiş Monk Eastman” meşhur Yahudi gangster Edward Ostermann, Eastman Çetesi'nin kurucusu, Kosher Nostra'nın bir parçası ve Five Points Gang'ın düşmanı olan Amerikalı bir suçluydu. "İnanılmaz Düzenbaz Tom Castro” gerçek adı Arthur Orton, Tichborne ailesinin mirasını elde etmek için Roger Tichborne olduğunu iddia edip Viktorya toplumunu hem büyüleyen hem de şoke eden, bir adamdı. Davayı kaybetti ve mahkûmiyetinin ardından bile Roger olduğuna hâlâ tüm kalbiyle inanmaya devam etti. 1898 yılında vefat etti ve Tichborne ailesi, mezar taşına "Sir Roger Charles Doughty Tichborne” yazmasına müsade etti. #jorgeluisborges 1954'teki ikinci baskının önsözünde, düzenlemelerinin kendini hikâye yazmaya ikna edemeyen ve başkalarının hikâyelerini çarpıtarak yazan (herhangi bir gerekçesi olmaksızın) çekingen bir kişinin oyunu olduğunu belirtiyor :) Çok keyifli bir kitaptı, farklı öyküleri okumayı sevenler mest olacaktır. (Le ciel)
Borges’ten okuduğum ilk kitap oldu Alçaklığın Evrensel Tarihi. Yazar masallar ve gerçek yaşamöykülerini gerçeküstü bir anlatımla sunuyor. Alçaklığı din,ırk ve statüden bağımsız evrensel bir kavram olarak olarak hayal ve gerçeğin iç içe geçtiği öykülerin merkezine koymuş. Yazarın dilini sevsem de maalesef kitap beklentimin altında kaldı. Yaya Kalan Büyücü gibi sevdiğim öyküler olsa da kitabı genel olarak yetersiz buldum. Yine de yazardan okumak istediğim birkaç kitap var. Onlarla şansımı deneyeceğim. (Begüm Şahbaz)
--reklam--
Alçaklığın Evrensel Tarihi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jorge Luis Borges - Alçaklığın Evrensel Tarihi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Alçaklığın Evrensel Tarihi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jorge Luis Borges Kimdir?
Jorge Francisco Isidoro Luis Borges Acevedo veya bilinen adıyla Jorge Luis Borges (d. 24 Ağustos 1899 - ö. 14 Haziran 1986), Arjantinli öykü ve deneme yazarı, şair ve çevirmen. Büyülü gerçekçilik akımının önde gelen isimlerindendir ve gerçeküstücülük konusunda yazdığı denemeleri ile ünlüdür.
Borges, 24 Ağustos 1899 tarihinde Buenos Aires'te doğdu. Babasının annesi İngiliz olduğu ve evde iki lisan birden konuşulduğu için daha çocukken her iki lisanı da çok güzel konuşabiliyordu. Oğluna satranç tahtasında Zeno'nun paradoksunu öğreten Jorge Guillermo Borges avukat ve psikoloji öğretmeniydi. Evlerinde Borges'in muhayyilesini sürekli olarak işgal edecek bir bahçe ve kütüphane vardı.
Babasının görme yetisinin azalması üzerine, aile tedavi için I. Dünya Savaşı'ndan önce (1914) Cenevre'ye taşındı. Burada kaldıkları süre boyunca Borges Calvin Koleji'ne devam ederek, Lâtince, Fransızca ve Almanca öğrendi. Sembolizm akımının örneklerinden Verlaine, Rimbaud ve Mallarmé'in eserleriyle bu sırada tanıştı. Schopenhauer'a olan sevgisi ve Walt Whitman'ı keşfetmesi de Cenevre'deyken başladı.
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ailesiyle birlikte İspanya'ya taşındı. Borges artık yazar olmaya karar vermişti, babasına 1870'lerde geçen bir roman yazmaya yardım ediyordu. Birkaç edebi gruba girme çalışmasından sonra, kendine akıl hocası buldu: Endülüslü şair Rafael Cansinos-Asséns. Onun etkisiyle kendisini "ultraistler" grubundan saymaya başladı ama kısa zamanda aidiyet hissinden sıkılarak kimseye bağlı olmadan birşeyler yapmaya çalıştı. Denemelerle ve şiirle pasifizm, anarşi, Rus devrimi gibi bâzı şeyleri övdüğü, genel düşüncelerini dile getirdiği iki kitap yazdı. Ama sonra yazdıklarından utanarak, her iki kitabı da İspanya'dan ayrılmadan önce imha etti.
1921'de ailesiyle Buenos Aires'e geri dönmesinden sonra, babasının arkadaşı Macedonio Fernandéz'in düşüncelerinden etkilenmesi, düşüncenin yeni yollarına yönelmesine neden oldu. Fernandez'in düşünceleri Schopenhauer, Berkeley ve Hume'ün bir yansıması idi. Edebi stili ekzantrik ve düşünce tarzı karmaşıktı. Borges'e en büyük etkisi her şeye kuşkuculukla bakmasını sağlamasıdır.
1923'te ilk kitabı olan Buenos Aires Tutkusu (Ferver de Buenos Aires)'i çıkardı. 1924-1933 arası Borges için oldukça heyecan verici bir zamandı. Bu dönemde pek çok yazısı ve şiiri basıldı. Luna de Enfrente 1925'te, San Martin Defteri (Cuaderno San Martin) 1929'da basıldı. 1933-1934 yıllarında Critica'da Alçaklığın Evrensel Tarihi (Historia universal de la infamia) yayımlandı. Bu öykü dizisi, önceden basılmış bâzı hikâyelerden alınan karakterler ve fikirler üzerine yeniden hikâye yazmakla oluşmuştu. Gerçeği ve hikâyeyi harmanladığı bu hikâyeler gerçeküstü bir otantizm taşıyorlardı. Daha sonraları bu tarz "büyülü gerçekçilik"in ilk örneklerinden sayılacaktı. Ama onun asıl kariyeri 1935'te yazdığı "Borges stili"nin ilk örneği denilen, hayâli bir romanı eleştirdiği Al-Motasim'e Bir Bakış isimli öyküsüdür. 1936'da denemelerini topladığı "Sonsuzluğun Tarihi Historia de la Eternidad" basıldı. Bu sırada maddi sıkıntılar çekiyordu, bu nedenle 1937'de Belediye Kütüphânesi'nde çalışmaya başladı. Kütüphânedeki işi hafif olan yazar, iş günlerinin kalanını klâsikleri okuyarak ve modern edebiyatın uluslar arası örneklerini İspanyolca'ya çevirerek geçirmiştir. Virginia Woolf'un ve William Faulkner'ın kitapları İspanyolcaya ilk kez bu dönemde Borges tarafından kazandırılmıştır. Yaratıcılığını kaybetmekten korkan Borges, eşşiz bir eser yazmak istedi ve Pierre Menard, Don Quixote'un Yazarı'nı kaleme aldı. Ardından da Tlön, Uqbar, Orbis Tertius geldi. Her iki hikâye Victoria Ocampo'nun Sur edebiyat dergisinde yayınlandı. Bunların başarısının verdiği motivasyonla Babil Kütüphanesi'nin çalışmalarına başladı. 1941'de bu öykülerin toplandığı Yolları Çatallanan Bahçe basıldı. Aynı hikâyeler toparlanarak Artifices'e eklendi ve ve 1944'de Ficciones adıyla yeniden basıldı. 1942'de "Bustos Domecq" takma adı altında Adolfo Bioy Casares ile birlikte polisiye hikâyeler dizisi olan Don İsidro İçin Altı Problem'i yazdılar. Felsefe, gerçekler, fantazi ve gizemleri harmanladığı bu yeni öykülerin yanında, El Hogar'da anti-semitizmi, faşizmi ve nazizmi eşeltiren politik makaleler de yazıyordu. Bu makalelerle oldukça tanındı. 1946'da Juan Peron'un iktidara gelişiyle, kütüphânedeki işinden atıldı. Bu işten atılma onun için bir tür kurtuluş olmuştu, çünkü hem Arjantin'den Uruguay'a kadar pek çok yeri gezip, Budizm'den Blake'e kadar pek çok konuda seminerler veriyor, hem de iyi para kazanıyordu. Ama ailesi Peron'un baskıcı rejiminde zor günler geçirdi, annesi ve kız kardeşi hapse girdi. 1949'da ikinci önemli kısa hikâyeler kitabı Alef (El Alef)basıldı.
1955'de Peron devrilince Borges hayâlindeki meslek olan Arjantin Ulusal Kütüphânesi Müdürlüğü'ne getirildi. Ailesinden gelen hastalık nedeniyle görme bozukluğu çeken Borges bu dönemde görme yetisini tamamen kaybetti. "Bana aynı anda hem 800,000 kitabı hem de karanlığı veren Tanrı'nın muhteşem ironisi" diyerek bu gerçeği kabullenmiştir. (Umberto Eco unutulmaz romanı Gülün Adı'nda yer alan ana karakterlerden kör kütüphaneciyi Borges'ten esinlenerek oluşturmuştur.) 1956'da Buenos Aires Üniversitesi'nde İngiliz ve Amerikan edebiyatı profesörlüğüne atandı ve 12 yıl bu görevi yürüttü. 1961'de Samuel Beckett'le birlikte Uluslararası Yayımcılar Ödülü'nü (Formentor Ödülü) kazandı. Bu ödül ona gecikmiş bir uluslararası ün kazandırdı. Gözlerinin görmeyişini şiire yönelerek telâfi etmeye çalıştı. 1970'li yıllarda ABD'de çeşitli üniversitelerde dersler verdi. 1973'te Peron geri dönünce, görevinden istifa etti. Ders vererek ve yolculuk yaparak geçirdiği zamanın meyvesi 1975'te basılan toplama hikâyelerin olduğu Kum Kitabı (El libro de arena) oldu. Dünya gezilerinin sonucu ona eşlik eden Maria Kodama'nın resimlerini çektiği yazılarını ise kendi yazdığı Atlas(1984)'la sonuçlandı.
Zannedilenin aksine, Nobel ödülünü alamadan 87 yaşında, 14 Haziran 1986'da Cenevre'de karaciğer kanserinden hayatını kaybetti.
--reklam--
Jorge Luis Borges Kitapları - Eserleri
- Kum Kitabı
- Alçaklığın Evrensel Tarihi
- Sonsuz Gül
- Alef
- Ficciones
- 25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler
- Ölüm ve Pusula
- Brodie Raporu
- Yedi Gece
- Atlas
- Düşsel Varlıklar Kitabı
- Yolları Çatallanan Bahçe
- Sonsuzluğun Tarihi
- Yaratan
- Şifre
- Rüyalar Kitabı
- Dantevari Denemeler - Shakespeare'in Belleği
- Olağanüstü Masallar
- Borges Sekseninde - Sohbetler
- Öteki Soruşturmalar
- Borges ve Ben
- Şu Şiir İşçiliği
- İngiliz Edebiyatına Giriş
- Gölgeye Övgü
- Tartışmalar
- Evaristo Carriego
- Don Isidro Parodi'ye Altı Bilmece
- Altın ve Gölge
- Xewn ü Xeyal
- Bustos Domecq Vakayinameleri
- The Story from Rosendo Juarez
- The South
- Alef
--reklam--
Jorge Luis Borges Alıntıları - Sözleri
- Hayat ölümsüz olmayacak kadar fakirdir aslında. (Sonsuzluğun Tarihi)
- Xew dûrketina ji dinyayê bû. (Xewn ü Xeyal)
- mantık denen şey bir deliliktir.. (25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler)
- ... beni derinden ilgilendiriyor, ama -nasıl söyleyeyim?- vazgeçilmez gelmiyor bana. (Ficciones)
- ...Sonsuzluk daha bereketli 1icattır. Akla mantığa sığmaz oluşu doğrudur ancak sıradan zamanın akışı da öyle değil midir zaten? Sonsuzluğu inkar etmek, şehirlerle, nehirlerle, şenliklerle yüklenmiş yılların topyekün ortadan kalktığını farz etmek, onların topyekûn kurtarıldığını hayal etmek kadar, hatta ondan daha az inandırıcıdır... (Sonsuzluğun Tarihi)
- Müslüman inanışına göre, Allah akıl melekesine sahip üç tür varlık yarattı: Nurdan yaratılmış Melekler; ateşten yaratılmış Cinler (tekil hali 'Jinnee' ya da 'Genie') ve topraktan yaratılmış İnsanlar. Cinler, Adem'den binlerce yıl önce, siyah, dumansız bir ateşten yaratıldılar; beş sınıfa ayrılırlar. Bunların arasında iyi ve kötü Cinler ile erkek ve dişi Cinler'i görüyoruz. Evrenbilimci El-Kasvini, "cinler şeffaf bedenli hava hayvanlarıdır, kılıktan kılığa girebilirler" diyor. Kendilerini ilk önce bulut ya da kocaman sütunlar olarak gösterebilirler; ama biçimleri yoğunlaştığında, belki bir insan, bir çakal, bir kurt, bir aslan, bir akrep ya da bir yılan biçiminde görünür olurlar. Bazıları gerçek mümin, diğerleriyse sapkın ya da dinsizdirler. (Düşsel Varlıklar Kitabı)
- Biri dedi ki: Sen uyanıklığa değil, önceki bir düşe uyanmışsın. O düş, bir başka düşle sarmallıdır, o da bir başkasıyla ve bu böyle sonsuza kadar gider, sonsuz da kum tanelerinin sayısıdır. Geriye dönerken izlemen gereken yolun sonu yoktur ve sen bir daha gerçekten uyanmadan öleceksin. (Ölüm ve Pusula)
- Yalnızlık bana acı vermiyor, insanın kendisine ve kendi huylarına katlanmasıyla hayat zaten yeterince zor. (Kum Kitabı)
- "Hiç aklımda olmadan, böyle bir şeyin başıma geleceğini hiç düşünmeden, inzivaya çekildim. Bir tutukluya dönüştüm, bir hücreye kapandım, ve şimdi anahtarı bulamıyorum; kapı açık da olsa çıkmaya korkacağım." (Öteki Soruşturmalar)
- Belki de yoksul, ilkel yaşamlarının tek serveti kindi ve bu yüzden kinlerini biriktiriyorlardı. Hiç farkında olmadan birbirlerinin kölesi olup çıktılar (Brodie Raporu)
- . Şimdi istediğim şey barış, düşüncenin ve dostluğun hazzı. Ve çok hırslı görünse de sevme ve sevilme duygusu. ... (Borges ve Ben)
- ... ne bir söz, ne bir özlem, ne de bir anı, hiçbir şey bize dokunmadığında biz çoktan ölmüşüzdür. Ben ölü olmadığımı biliyorum. (Altın ve Gölge)
- Oscar Wilde, insanın, hayatının her anında, olmuş olduğu her şey ve olacağı her şey olduğunu yazar. (Atlas)
- . Bir kitap, fiziksel nesneler dünyasında fiziksel bir nesnedir. Bu bir dizi ölü semboldür. Ve sonra doğru okuyucu gelir ve kelimeler daha doğrusu kelimelerin ardındaki şiir, çünkü kelimelerin kendisi sadece semboldür, canlanır ve kelimenin yeniden dirilişini yaşarız. ... (Şu Şiir İşçiliği)
- ...ilahi iyilik kötülüğü tüketti, sonsuz hayat ölümü, güzellik sefaleti eritti içinde... (Sonsuzluğun Tarihi)
- "Dante, bir tanrı bilimci, inançlı, erdemli bir insan olarak günahkarları mahkûm ediyor ama duygusal olarak ne mahkûm ediyor ne de bağışlıyor" (La poesia di Dante, 78) (Dantevari Denemeler - Shakespeare'in Belleği)
- Kipling'in yazdığı herhangi bir sayfada ki onun eserlerinde tüm Hindistan ve bir şekilde tüm yerküresinin özeti bulunduğundan... (25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler)
- Bradley, şimdiki anın, bize doğru akmakta olan geleceğin, geçmişin bağrında parçalanıp dağıldığı an olduğuna inanır; başka bir deyişle, var olmak, yok olup gitmekte olan bir var oluştur; ya da Boileau’nun özleme kapılmadan dediği gibi: ‘Le moment où je parle est deja loin de moi.’ [Konuşmaya başladığım an, daha şimdiden uzak benden.] (Atlas)
- "Yaşadığımız dünya bir yanılgı, gülünç bir yanılsamaydı." (Alçaklığın Evrensel Tarihi)
- Geçmişimin maskelerinden kurtulacağım, ölüp tamamen unutulunca. (Atlas)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin