Kitap Künyesi

Yazar: Philip K. Dick

Çevirmen: Tuna Erdem

Orijinal Adı: Clans of the Alphane Moon

Yayın Evi: Metis Yayıncılık

İSBN: 9789753423625

Sayfa Sayısı: 211

--reklam--

Alfa Ayının Kabileleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

"Geliştirdiğim teoriye göre," dedi Mary, "varolan birkaç ruh hastalığı alt kategorisi, bu dünyada antik Hindistan'dakine benzer sınıflar olarak işlev görüyor olmalı. Hebefenikler, dokunulmazlara denk olmalı. Manikler savaşçı sınıf olsa gerek, korkusuzlar, en yüksek sınıflardan biri... Paranoyaklar, daha doğru bir tabirle paranoid şizofrenikler, devlet adamları sınıfını oluşturuyor olmalıdır. Siyasi ideolojiyi ve sosyal planlamayı onlar üstlenmiştir. Genel dünya görüşünün bekçisi paranoyaklar. Basit şizofrenlere gelince... Onlar da şair sınıfına denk düşüyordur, bir kısmı dini kahin işlevi görse de... Polimorfik şizofreni hastaları ise toplumun yaratıcı üyeleri olarak, yeni fikirlerin üretilmesini sağlıyor olmalıdır. Aşırı önemsedikleri fikirlere sahip olan birileri de vardır; obsesif-kompulsif nevrozun gelişmiş biçimlerini taşıyan psikotikler... Bu insanlar da toplumun memurları ve bürokratları olarak, hiç yeni fikir üretmeden tören niteliğindeki işlevleri yerine getiriyorlardır. Bunların muhafazakarlığı polimorf şizofrenlerin radikalizmini dengeleyerek topluma bir istikrar kazandırıyordur."

"Yani insan bu işin pekala da yürüyeceğini düşünebilir," dedi Mageboom, anlamı belirsiz bir jest eşliğide, "Bizim Arz'daki toplumumuzdan ne farkı olabilir?"

Doğrusu iyi bir soruydu bu.

(Arka Kapak)

--reklam--

Alfa Ayının Kabileleri Alıntıları - Sözleri

  • “ Yirmi beş yıl Akşam bir toplumun işimize yarayabilecek teknolojik keşifler yatmış olması son derece mümkün, özellikle de en aktifsını falan maniklerin.”
  • “ Ama bu bir altkültür değil. Hiçbir geleni yok. Bu akıl hastalarından ve onları çocuklardan oluşan ve sadece yirmibeş yıldır var olan bir topluluk…”
  • “Karının ismi ne?” “Marry,” dedi şaşkınlığını gizleyemeyen Chuck. “Onu terk ettin diye kendini öldürme,” dedi Joan. “Birkaç aya hatta birkaç haftaya kalmaz, gene kendini bütün hissetmeye başlarsın. Şu anda ortadan ikiye ayrılmış bir organizma gibi hissediyorsun kendini. Mitoz bölünme daima acı verir. Bunu iyi biliyorum çünkü eskiden burada yaşayan protoplazma her bölünüşünde müthiş acı çekerdi ama bölünmek zorundaydı; büyümesi için şarttı bu.” “Galiba büyümek can acıtıcı bir iş,” dedi Chuck.
  • Liderlik işi bu toplumda doğal olarak paranoyaklara kalacaktır. Ne de olsa öncülük niteliği, zekâ ve tanrı vergisi kabiliyetler açısından onlar daha gelişkin bireyler yetiştirecektir. Tabii maniklerin darbe yapmasını engellemekte zorlanacaklardır ama... İki sınıf arasında sürekli bir gerilim yaşanacaktır. Ama asıl sorun şu ki, paranoyakların ideolojiyi belirlediği bir toplumda, egemen duygusal tema nefret olacaktır. Aslına bakarsan iki taraflı bir nefret söz konusu: Liderler kendileri dışındaki herkesten nefret edecek ve geri kalan herkesin de kendilerinden nefret ettiğini varsayacaklardır. Dolayısıyla tüm sözde dışişleri politikaları, onlara yöneltilen bu varsayımsal nefretle savaşmanın mekanizmalarını inşa etmek üzere kurulacaktır. Bu da tüm toplumun hayali bir mücadeleye çekilmesi, var olmayan düşmanlara karşı, hiçliğe karşı bir zafer için savaşılması demektir.
  • Birisi kendini öldürmeyi aklına koymuşsa, onu durduramazsınız. Olsa olsa geciktirebilirsiniz.
  • Paronoyak, empati duygusundan yoksundu; kendini başkasının yerinde görmekten acizdi. Dolayısıyla onun için diğer insanlar, kendine faydası dokunan ya da dokunmayan hareketli nesneler olmanın ötesinde yoktular.
  • Sana, ödeyemeyeceğin kadar pahalıya mal olacağım.
  • Sonsuz depresyonun dipsiz kuyusundan doğruldu..
  • Bir kadın sizi bulmayı kafasına koyarsa bulur.
  • Hiçbir şey, yaşamın kendisi, dünyadaki varoluş bu derece dürüst değildi.
  • Yazarların inzivaya düşkün tipler olması gerekir, yalnız yaşam süren tiplerden.
  • …… herhangi bir edim, birbiriyle çelişen iki ayrı nedenle açıklanıyorsa, asıl motivasyon ikisi de değildir ve kişinin……… farkında bile olmadıkları üçüncü bir dürtü devrededir.

--reklam--

Alfa Ayının Kabileleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kitabı yeni bitirdim ve çok sevdim. Başından sonuna kadar sizi içinde tutan ve çok özgün bir kurgu oluşturmuş üstat. Hem alttan alta verdiği mesajlarla dünyada sadece normal insanlara yaşam şansı verilip, akıl hastalarının dışlanmasını anlatırken, bir yandanda mizahi bir dille akıl hastalarının kendilerine ait bir dünyaları olsa neler olurdu onları okuyoruz. Tabi onların kurduğu bu düzenin karşısına da yine dünya ve Amerika çıkıyor. (Erdal H.)

Hunili deliler.: Psikotik durumlarin bilimkurgu ve yer yer mizahla ele alinmasi.. Kimi insanlari deli diye bir hastaneye kapatiyoruz ve bu insanlar icinde bulunduklari hastaneyi yok ediyorlar. Bunun sonucu kaotik bir ortam bekleriz dimi? Ama hayir!Bu durumda aklima "guguk kusu" geldi. Her neyse... Bu insanlar kendi aralarinda katmanli bir sistem olusturuyorlar. Olusturulan katmanli toplumun ise kendi icinde bir duzen olusturdugu goruluyor. Bu duzen kendi icerisinde siniflara ayrilmis ve siniflar arasi farkliliklar hastaliga gore sekilleniyor. Bizim ve sistemin bize dayattigi sen busun kagubundan cikma bu kabukla guvendesin dusuncesine de mizahi elestiriler getiriyor. Saglikli olarak adledilen sistemin parcalarinin, bozuk oldugu dusunulen sisteme mudahale etmeye kalkmasi sonucu aslinda saglikli oldugu dusunulen sistemin de bir suru carpik tarafinin oldugu mizahi bir sekilde sunulur. Ornegin psikyatr uzman arkadasimizin durumu . Saglikli oldugu dusunulen taraf kendi iktidarini surdurmek icin cesitli cabalara basvurur ve bu cabalar toplumsal olarak kabul ettirilmeye calisilir.Herkes kontrol altinda bulundurulmalidir. Aksi durumlar meydana geldigi taktirde cesitli yontemlere basvurulmalidir. F.dick akil sagligiyla alakali konulari; ve bunlari toplum ve sistemleri elestirirken kullanmayi da seviyormus. Iyi okumalar (gregor samsa)

• Bilimkurgu ne muazzam şey. Belki hayatımız boyunca hiç göremeyeceğimiz şeyleri bize anlatırken bazen eğlendirip bazen hüzünlendiriyor. Okumaktan en çok keyif aldığım tür kesinlikle. Bilimkurgu türünü olduğu gibi sevmeme rağmen bazı yazarlar var ki bu tür için bile fazla iyi. İşte onlardan biri ve belki de tek olanı, bu türün ayrıcalıklı yazarı Philip K. Dick. Bir adamın hiç mi kötü kitabı olmaz. Her yazdığını ayıla bayıla okuyorum resmen. Son zamanlarda ağırlık verdiğim PKD okumalarımın ilk halkası Alfa Ayının Kabileleri işte tam olarak böyle harika bir kitap. PKD’nin ışıldayan zihninin en güzel ürünlerinden biri. Eğlenceli, hareketli, çarpıcı ve ince bir mizah ile nakış nakış örülmüş bir bilimkurgu. Tanrı şahittir biz PKD’den razı olduk. • Peki nedir bu kitabı özel yapan? Aslında diğer PKD kitaplarını özel yapan tüm özellikler bu kitap için de geçerli. Ancak konu bakımından oldukça dikkat çekici. Alfa sisteminin üçüncü uydusu olan, dünyadan 3 ışık yılı uzaklıkta Alfa III M2 adındaki ayda, dünyadaki hastaların gönderildiği bir akıl hastahanesi vardır. Resmi olarak Dünyaya bağlı olan bu ay, Alfa gezegeni ile Dünya arasında çıkan savaşta hastaları tarafından ele geçirilip bağımsızlığını ilan etmiş ve hastaları tarafından belirlenmiş bir toplum yapısı oluşturmuştur. Henüz biten savaşın gerginliği sürerken bu ay iki gezegen için daha da önemli hale gelir. İki gezegen de bu ayı kendi kontrolünde ister. CIA ajanı Chuck, boşanmak üzere olduğu ve öldürme planı yaptığı evlilik danışmanı eşi Mary, dünya-dışı canlılar, Alfa Ayının Kabileleri ve hesapta olmayan bir TV şovu ile ortalık şenlik yerine döner. • Sadece bu kitabı değil, bilimkurgu seven herkese PKD’yi şiddetle tavsiye ediyorum efendim. (a l f a o k u r)

--reklam--

Alfa Ayının Kabileleri PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Philip K. Dick - Alfa Ayının Kabileleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Alfa Ayının Kabileleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Philip K. Dick Kimdir?

Bazı kitaplarını Richard Phillips ya da Jack Dowland mahlaslarıyla yazmıştır. Hayranları tarafından kısaca PKD olarak adlandırılır.

Hayatının büyük bölümünü Kaliforniya'da geçirdi. Bir plakçı dükkânı işletmesi ve radyoda klasik müzik programları yapması dışında, başlıca uğraşı yazarlık oldu. Kırka yakın bilim-kurgu romanı dışında ana akım romanları da yazdı, ancak pek başarılı olamadı. Ölümünden sonra beş cilt halinde toplanan yüz civarında öyküsü vardır.

Ölümünden önce fazla tanınmayan bir yazar olan Dick'in roman ve kısa hikâyelerini bir kısmı ölümünden sonra senaryolaştırılıp film olarak büyük beğeni kazanmıştır. Bunların arasında en ünlüleri, yönetmen Ridley Scott tarafından "Blade Runner" adıyla 1982 yılında çekilen "Do Androids Dream of Electric Sheep?" (kitap olarak Türkiye'de basımı: 1996, Bıçak Sırtı, Kavram Yayınları; 2006, Android'ler Elektrikli Koyun Düşler mi?, Altıkırkbeş Yayın) ve 1965 yılında yazdığı "We Can Remember It For You Wholesale" öyküsünden yola çıkılarak yönetmen Paul Verhoeven tarafından çekilen1990 yapımı "Total Recall" filmleridir. Her iki film yapılmış en iyi bilim-kurgu filmleri arasında yer almaktadır. PKD'nin 1956 yılında yazdığı "The Minority Report" adlı öyküsü yönetmen Steven Spielberg tarafından 2002'de filme alınmıştır.

Dick'in yazdığı bilim-kurgu romanlarını türünün diğer örneklerinden ayıran en önemli özellik, gelecekte gerçekten olması muhtemel olaylarla birlikte toplumsal değişimleri genellikle "çalışan sınıf" çerçevesinde ele almasıdır. Dick toplumsal konuların yanı sıra siyasi ve metafizik konuları da ele almış, romanlarında tekelci şirketler ve otoriter hükümetler bolca yer bulmuştur. Özellikle erken dönem romanları, "gerçeklik" kavramının sorgulanması üzerine kuruludur.

Önemli yapıtları

Önemli romanları arasında: Martian Time-Slip (1964, Mars'ta Zaman Kayması), The Penultimate Truth (1964, Sondan Bir Önceki Hakikat), The Three Stigmata of Palmer Eldritch (1965, Palmer Eldritch'in Üç Bilmecesi) ve Ubik (1969) sayılabilir. The Man in the High Castle (1963, Hugo Ödülü sahibi) (Yüksek Şatodaki Adam) romanı birçok eleştirmen tarafından Dick'in başyapıtı olarak gösterilmiştir.

Dick, adı geçen romanlarıyla Amerikan Ulusal Kütüphanesi'nde yer almaya hak kazanan ilk ve tek bilim kurgu yazarı olmuştur

--reklam--

Philip K. Dick Kitapları - Eserleri

  • Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi?
  • Yüksek Şatodaki Adam
  • Şizofreni ve Değişimler Kitabı
  • Ubik
  • Gökteki Göz
  • Vulcan'ın Çekici
  • Çığrından Çıkmış Zaman
  • Alfa Ayının Kabileleri
  • Toplu Öyküler - 1. Cilt
  • Elektrikli Düşler
  • Karanlığı Taramak
  • Albemuth Özgür Radyosu
  • Mars'ta Zaman Kayması
  • Kozmik Kuklalar
  • Galaktik Çömlek Tamircisi
  • Android ve İnsan
  • Uzay Piyangosu
  • Sondan Bir Önceki Gerçek
  • "Aksın Gözyaşlarım" Dedi Polis
  • Yaratılan Dünya
  • Ölüm Labirenti
  • Sizi İnşa Edebiliriz
  • Kader Ajanları
  • Simulakra
  • Uzaydaki Çatlak
  • Gelecek Seneyi Bekle
  • Titanlı Oyuncular
  • Bir Palavracının İtirafları
  • Dr. Gelecek
  • Timothy Archer
  • Palmer Eldrictch'in 3 Stigmatası
  • Dr. Kan Bedeli
  • Kozmoloji ve Kozmogoni
  • Valis
  • Yetenekliler Dünyası
  • Uzayda Suikast Uzay serisi 1
  • Tefsir
  • Alay Eden Adam
  • Sokaktan Gelen Sesler
  • Hesaplaşma
  • Azınlık Raporu
  • Suikastçı
  • Mary ve Koca Dünya
  • Kutsal İstila
  • Adjustment Team
  • Öteki Tutkular
  • I Hope I Shall Arrive Soon
  • Do Androids Dream of Electric Sheep ?
  • Bir Bilimkurgu Yazarının Kısa ve Mutlu Yaşamı
  • Ubik
  • Second Variety
  • Beyond Lies The Wub

--reklam--

Philip K. Dick Alıntıları - Sözleri

  • Diğerlerini terk etmesinin gerekçesini ölçüp biçti. Hepsinden önemlisi de Mali’yi terk etmesinin. Sevdiği kadını. Çömlek berbattı. (Galaktik Çömlek Tamircisi)
  • Bazı olaylar bildiriliyordu. 2203 yılının Mayıs ayı başlarında, haber makineleri İsveç üzerinde beyaz kargaların uçtuğu olayını heyecanla yayınlıyordu. (Uzayda Suikast Uzay serisi 1)
  • Eskiden hastalar kalıplaşmış iki sınıfa ayrılırdı: toplumda iş göremeyecek, arabasını yıkayıp cilalayamayacak, elektrik faturalarını ödeyemeyecek ve bir martini içtikten sonra güzel bir sohbeti sürdüremeyecek kadar hasta yani deli oldukları için hastanede tutulması zorunlu olanlar... ve herkesin ayakkabılarının bağını çözmek, evlerinin ya da iş yerlerinin önünden üçtekerli bisikletle geçen çocukları saymak zorunluluğu hissetmek gibi basit “isterik” şikayetler ya da “gerçeklik durumu” ile uyumlu olarak anksiyete haline indirgenen “nevrotik” rahatsızlıklar, özellikle de insansız bir uzay aracının Pazar sabahı tam da söz konusu rahatsız kişi mangalında kızarttığı hamburger köfteleriyle uğraşırken Atlantik okyanusu yerine bahçenin tam ortasına düşeceğine dair ruhsal açıdan sağlıksız, mantıksız korkular yüzünden psikiyatrik yardıma başvuracak kadar akıllı olanları kapsayan nevrotikler. (Şizofreni ve Değişimler Kitabı)
  • Libera me, Domine! (Ubik)
  • Sinir buhranı yaşayan insanlar çoğunlukla bu yaşadıklarını açıklamak amacıyla bir yığın araştırma yaparlar. Tabii bu araştırmalar bir yere varmaz. (Valis)
  • Olan şey her ne olursa olsun, ölçüsüz bir kötülükten ibaret. Madem öyle, mücadele etmek niye? Seçmek niye? Tüm alternatifler aynıysa… (Yüksek Şatodaki Adam)
  • İnsan zihni olağandışı inatçıydı ve çok yavaş değişiyordu. (Uzaydaki Çatlak)
  • Sabit fikirleri sorun değil çözüm olduğu için onu düşünerek defetmek mümkün değildi, sonunda başlı başına daha büyük bir sorun halini alsa da. (Timothy Archer)
  • Ruh hastalarıyla uğraşırsan sen de onlardan biri olur, ruh hastası olur çıkarsın. (Simulakra)
  • Savaş olmadan eğitim ya da zekâya sahip olmayan işe yaramaz, yetersiz insan kitlesi kontrolsüzce yayılıp büyür. Savaş onların sayısını azaltmaya yarıyordu. (Toplu Öyküler - 1. Cilt)
  • Tanrım, bir kitap okudular diye durmadan konuşuyorlar. (Yüksek Şatodaki Adam)
  • "Bizi huzursuz ve tatminsiz yapan vahşi bir içgüdü değil. Size ne olduğunu söyleyeyim; bizi böyle yapan insanoğlunun en yüce amacı. Büyüme ve ilerleme ihtiyacı... yeni şeyler bulma... yayılma. Yayılma, başka deneyimlere, başka yerlere ulaşma ihtiyacı. Anlama ve sürekli değişeceği biçimde yaşama ihtiyacı. Rutini ve tekrarı bir kenara itmek, anlamsız tekdüzelikten kendini kurtarmak ve ileriye atılmak. Sürekli hareket halinde olma ihtiyacı..." (Uzay Piyangosu)
  • Jones boğuk bir sesle, “Benim için,” dedi, “bu an geçmişin ta kendisi. Şimdi, burada, bu binada, üçünüzle oturuyorum, oysa bu benim için bir sene önce olup bitti. Benim durumum geleceği görmekten ziyade bir ayağımın geçmişte sıkışıp kalmasına daha çok benziyor. Ayağımı çekip kurtaramıyorum. Rötarlı yaşıyorum; sonsuza kadar hayatımın bir senesini tekrar tekrar yaşayacağım.” Omuz silkti. “Tekrar ve tekrar. Yaptığım, söylediğim, duyduğum, tecrübe ettiğim her şeyi ikinci bir kez yaşamak zorundayım.” Sesini yükseltmişti; sesi tiz, acı dolu ve umutsuzdu. “Aynı hayatı iki kez yaşıyorum.” Cussick yavaşça, “Bir başka deyişle,” dedi, “senin için gelecek değişmez. Geleceği bilmen onu değiştirmemi mümkün kılmıyor.” Jones buz gibi bir kahkaha attı. “Değiştirmek mi? Gelecek tamamen sabit. Bu duvardan daha sabit, daha kalıcı.” Elini öfkeyle arkasındaki duvara vurdu. “Sizce bu yetenek beni özgür mü kılıyor? Hadi, kandırmayın kendinizi... Gelecek hakkında ne kadar az şey bilirseniz, kendinizi o kadar iyi hissedersiniz. Güzel bir yanılsama içinde yaşıyorsunuz; özgür bir iradeniz var sanıyorsunuz.” “Ama bu senin için geçerli değil.” Jones acıyla “Hayır,” dedi. “Bir sene önce yorgun argın attığım adımları yeniden atıyorum. Bir tanesini bile değiştiremiyorum. Bu konuşmayı ezbere biliyorum. İçine tek bir yeni kelime dahi ekleyemeyeceğim gibi, mevcut tek bir kelimeyi de atamam.” (Yaratılan Dünya)
  • Ruh insan için neyse, makine için de insan odur: Fonksiyonel hiyerarşi açısından bu bir ek boyuttur. İçimizden biri Tanrı gibi davrandığında (pelerinini bir yabancıya verdiğinde) makine de insan gibi davranır yani programlanmış döngüsünü bir karara bağlı olarak ertelemek için duraklar. (Android ve İnsan)
  • Geçmiş görünmeyendir, dibe batırılandır, hala oradadır, bir sonrakinin üzerinde izini bırakmak için her an yüzeye çıkabilme kapasitesine sahiptir maalesef- ve sıradan bir deneyimin aksine- gözden kaybolmuştur. (Ubik)
  • Sana, ödeyemeyeceğin kadar pahalıya mal olacağım. (Alfa Ayının Kabileleri)
  • Belmont Bevatronu’nun proton ışın saptırıcısı 1959 yılı Ekim ayının ikinci günü öğleden sonra saat dörtte yaratıcılarına ihanet etti. Bunu izleyen olaylar göz açıp kapayıncaya dek olup bitti. Artık yeterince saptırılmayan –ve dolayısıyla denetim dışı kalan– altı milyon volt gücündeki ışın demeti salonun tavanına doğru yükselirken, halka biçimindeki dev mıknatısa tepeden bakan bir gözlem platformunu da kül ediverdi. O sırada taraçada sekiz kişi bulunmaktaydı: bir grup meraklı gezgin ve mihmandarları. Taraça ayaklarının altından yitince bu sekiz kişi Bevatron salonunun zeminine düştü ve manyetik alan boşaltılıp katı radyasyon kısmen nötralize edilinceye dek şoka girmiş durumda ve yaralı, öylece yattılar. Sekiz kişiden dördünün hastaneye kaldırılması gerekti. Yanıkları daha hafif olan iki kişi süresiz gözleme alındı. Kalan iki kişi ise muayene ve ilk tedavileri yapıldıktan sonra salıverildi. Olay San Fransisco ve Oakland’daki yerel gazetelerde yer aldı. Kurbanların avukatları dava açma hazırlıklarına girişti. Bevatron’la ilgisi bulunan kimi görevliler Wilcox-Jones Saptırıcısı ve girişken yaratıcıları ile birlikte ıskartaya alındı. Bir grup işçi fiziksel hasarı onarmaya başladı. Olay topu topu birkaç saniye sürmüştü. Hatalı sapma saat 4.00’te başlamış ve olağanüstü yüklü proton ışın demeti mıknatısın yuvarlak iç salonundan yayılırken sekiz kişi saat 4.02’de altmış ayak yükseklikten içine düşmüştü, ilk düşerek zemine çarpan, mihmandarlık yapan genç bir zenciydi. Son düşen ise yakınlardaki güdümlü füze fabrikasından gelen genç bir teknisyen olmuştu. Genç teknisyen platforma giderlerken arkadaşlarından ayrılmış, hole geri dönmüş ve sigara için ceplerini karıştırmaya başlamıştı. Eğer eşini yakalayabilmek için ileri atılmış olmasaydı belki de diğerleriyle birlikte aşağı sürüklenmeyecekti. Beyninde kalan açık seçik son anısı da bu olmuştu: Sigaralarının elinden düşüşü ve Marsha’nın çırpınarak kayıp giden ceket yenini yakalayabilmek için boşa atılışı… (Gökteki Göz)
  • “Fakat bir kimseye müjde veren haber diğer bir kimsenin kaderi oluyordu... (Uzayda Suikast Uzay serisi 1)
  • .... ve can sıkıntısı kötüdür, çünkü tam olarak gayret sarf etmiyorsun demektir; tembellik ediyorsun... (Dr. Kan Bedeli)
  • Güdünün kendisi en büyük ahlak sorunudur, eyleme geçirilmiş günah sadece şeytansı arzuların açığa çıkmış halidir. Doğru ve yanlış, bir adamın yaptıklarıyla değil hissettikleriyle bağlantılıdır. (Gökteki Göz)