Kitap Künyesi

Yazar: Ali Şeriati

Yayın Evi: Fecr Yayınevi

İSBN: 9789756004609

Sayfa Sayısı: 255

Ali Şiası Safevi Şiası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bugün İslam dünyasında şiddetlenen bu yalancı savaş Ali Şiası’yla Muhammedî Sünnîliğin savaşı değildir. Bu savaş, “Safevî Şiası”nın “Emevî Sünnîliği” ile savaşı olup Safevîler’in Osmanlılar’la savaşının ve bu iki düşman devletin siyasette dini kullanmalarının yansımasıdır. İkincisi, İslam ülkelerinin her yanında yeni yeni canlandırılan ve düzenli programlarla, düzenli işleyen bütçe, hesap, kitap ve taktiklerle icra edilen bu savaş, İslam-Siyonizm savaşından sonra ortaya çıkmıştır. Bu savaş, bütün halkın ve özellikle gerçek Ali Şiası ve Muhammedî Sünnîlik âlimlerinin düşüncesinde Müslümanların ortak dış tehlike karşısında birlik, beraberlik ve dayanışma fikri gündeme geldikten sonra gündeme gelmiştir. Plan, cephe gerisinde tefrika çıkarma planıdır. Bu, Müslümanların Siyonizm tehlikesinden gâfil kalmalarını sağlamanın en iyi yoludur. Amaç, Sünnî halkın, İslam’ın tehlikesi Şiîliktir, diye korkmasını sağlamak, Şiî halkı da, İslam’ın tehlikesi Sünnîliktir, diye korkutmaktır! Düşman için bundan daha iyi bir başarı olamaz. Öyle bir plan or-taya koyarlar ki karşı cephede düşmana saldırmak için aynı siperin içerisinde pusu kuran iki asker ansızın birbirinin canına kast eder ve beriki, “Kapıyı Hz. Fatıma’nın böğrüne vuran sendin.” diyerek arkadaşının yakasına yapışırken öteki de “Ömer’e şöyle böyle diyen sendin ha?” diye berikinin yakasına yapışarak bağırır. Bu iki kardeşin kopardığı yaygara ve İslam’ın ilk dönemindeki anlaşmazlıkları düzeltmek için çıkarılan kargaşa arasında biri kulak kesilse, ırmağın batı kıyısından zafer ve alay kahkahasını duyabilir.

Ali Şiası Safevi Şiası Alıntıları - Sözleri

  • Halka hakim üç çehre: baskı, sömürü, eşekleştirme. Biri halkın başını bağlar, arkadaşı da cebini boşaltır. Üçüncü ortak ise onun kulağına, yavaş, sevecen ve tanrısal bir dille fısıldar: Sabret kardeşim! Karnını doyurma düşüncesinden kalbini arındır. Açlığını günahlarının bağışlanmasına sermaye kıl. Bunların hesabı kıyamette sorulur. Bunların karşılığında onların ahiretleri berbat olur.
  • Bir hakikati yok etmek istiyorsan; ona iyi saldırma. Onu kötü savun!
  • Görevin yerini dua almıştır. Peygamber, olağanüstü çalışır zahmet çeker, dua da ederdi. Kılıç darbesi yer, yaralanır, bir ay boyunca Hendek'te sıkıntı çeker, Uhud'da Ali'yi bayraktar yapar, en iyi muhacirleri ve ensarı onun arkasına donatır... Oysa bu efendi, sadece duayla bütün Müslüman taifeyi kurtarmak istemekte ve başka hiçbir iş yapmamaktadır.
  • Yıkmak için iyi saldırma, kötü savun.
  • "Allah'ım, beni zulmün eline araç kılma!"
  • Karşıtlarla en iyi ve en güzel biçimde düşünsel savaşa , itikadi cihada ve bilimsel tartismaya gir. Nahl 125'e istinaden
  • Helâli haram, haramı da öyle bir helâl yapar ko küçük dilini yutarsın. Hem de öyle şer'î, kanunî ve Kuranî ki keyif alırsın. Görmüyor musun Kuran'da, Allah'a düşmanlık olarak duyurulan faiz almayı, ne kadar güzel, ne kadar basit ve zahmetsiz olarak düzelttiler.
  • "Salih olmayan amel" yok olmaya mahkumdur. Bu ise Allah'ın sünnetidir. Allah'ın sünneti değişmez, dönüşmez ve evrilmez. Allah da bunu bozmazken, şefaat nasıl bozabilir?
  • Herkesin işi Allah iledir.
  • Söze kulak verip en güzeline uyan kullarımı müjdele... Zümer 17-18
  • Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir. Nahl 125
  • Allah'ım, beni zulmün elinde araç kılma!
  • Allah'ım beni zulmün eline araç kılma !
  • Bir hakikati yok etmek istiyorsan; ona iyi saldırma. Onu kötü savun!

Ali Şiası Safevi Şiası İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Halka hakim üç çehre: baskı, sömürü, eşekleştirme. Biri halkın başını bağlar, arkadaşı da cebini boşaltır. Üçüncü ortak ise onun kulağına, yavaş, sevecen ve tanrısal bir dille fısıldar: Sabret kardeşim! Karnını doyurma düşüncesinden kalbini arındır. Açlığını günahlarının bağışlanmasına sermaye kıl. Bunların hesabı kıyamette sorulur. Bunların karşılığında onların ahiretleri berbat olur. (Ali)

Kitap aslında iktidar ve devlet ideolojisi ile dönüşen dinsel süreci iran cephesinden anlatiyor.nasil sünni dünya devlet çıkarını ideolojisini din diye topluma kabul ettirmiş ise şah ismail ile birlikte kurulan iran safevi devleti süreci ali nin felsefesi yaşayışı degil o günkü devletin ihtiyaçlarını karşılamak üzere oluşan dinsel sosyolojik siyasi süreci anlatiyor ve günümüze kadar da böle geliyor.bu durum tüm dinsel devletlerde mezhep gözetmeksizin aynı şekilde ilerlemiş aslında.. (Requiem)

Ali Şiası Safevi Şiası: Kitap, tevhidin net bir şekilde açıklandığı bir cümle ile başlıyor: "La (Hayır)" . Bu kelime şirke doğrudan balyozu indiriyor. Belki hızlı bir şekilde okunup geçilebilir ama öyle değil. Hem kabul hem de reddetmeyi aynı cümle içinde barındırması bakımından önemli. Ali Şeriati de önce buna değinerek konuyu açıyor. Ali Şeraiti, Ali Şiası ve Safevi Şiası adlı kitabıyla bizleri İran Devrimi (1979) öncesinde yaptığı konuşmalara davet ediyor. Bu sefer Şiiliğin tarihi, imamet, hilafet, Osmanlı, Safevi, güç mücadeleleri, din, siyaset, saltanat gibi anahtar kelimeler eşliğinde önemli bilgiler aktarıyor. Kapsamlı, derin, farklı okumalar içeren bir içeriğe sahip. İran Devrimi öncesindeki İran'ın siyasi atmosferi içinde yaşadığı sıkıntılar da kitaba olduğu gibi yansır. Kolay yazmaz, yazamaz. Sürekli rejimin soluğunu ensesinde hisseden bir aydın ve onun kısa ömründen etrafa yayılan bilgileri okuyoruz. Al Şia Kara Şia adlı bölümde Şiiliğin devrimci ruhunun, Safeviler zamanında körelip nasıl matem mezhebine dönüştüğünü anlatıyor. Osmanlı ile ilgili hem kendi düşüncelerini hem de toplumdaki farklı bakış açılarına da değiniyor. Osmanlı'nın Hıristiyanlık karşısında bir engel olduğunu, Osmanlı'yı Osmanlı olduğu için değil, Müslüman olduğu için yok etmeye çalışan güçlerin olduğunu, eğer ki Osmanlı bu bölgede yıkılsaydı doğu coğrafyasının hali nice olurdu diye de bir soru soruyor? Safeviler ile Osmanlı'nın birbirlerine nasıl düşman edildiğini de örneklerle anlatıyor. Ali Şiası ve Safevi Şiası ile İran özelinde Safevilerin oluşturduğu din anlayışına karşı çıkarak, Hz. Ali'nin inanç yapısıyla Safevilerin davranışlarını kıyaslar. Bunun yanında hem önceki hem de sonraki dönemlerden örnekler vererek konunun daha da iyi anlaşılmasını amaçlar. Safevileri yerden yere vuruyor. Onların Hz. Ali'nin öğretisi yolunda gitmediklerini ve Nehcül Belağa çevirisinin bile hatalarla dolu olması yanında, toplumun da bu kitabı okumamasını da eleştirir. İran'da hem Safeviler zamanındaki Şia anlayışına hem de onun devamındaki Şia anlayışına da karşı çıkıyor. Şeriati bir sosyolog. O yüzden verdiği örnekler, anlatım, toplumbilimci gözüyle oluyor. Safevi devrini yerden yere vururken buna sebep olarak da o düzenin Ali'nin yolu olmadığını, matemlerin ağıtlarla susturulduğunu ve bunu dönemin Şia olarak adlandırılmasına da karşı çıkıyor. Örneğin, İran'da Aşura zamanı yapılan bazı törenleri, ne dini ne de Şialıkla bir ilgisi olmadığı için eleştiriyor. Toplumun bu şekilde dövünmesiyle uyutulduğunu, özün yerine taklit ve şekilci bir inancın yerleştiğini anlatıyor. Safevi Şialığı ile Ali Şialığı arasında bir bağlantının olmadığını, ikisinin tamamen farklı şeyler olduğunu ifade ediyor. Halifelik ya da imamet tartışması da burada mevcut. Hz. Ali'nin yalnız olduğunu diğerlerinin ise bir grup oluşturarak önce Ömer sonra Osman'ı halife seçtiklerini anlatıyor. Tabi bu konu çok derin ve hala tartışılmaya devam ediyor. Kitap, Ali Şeriati'nin 1970'li yıllarda Şialık üzerine yaptığı konuşmaların bir bölümünü içeriyor. İran toplumunda aynı dini inanca sahip kitlelerin, olayları farklı yorumlanması üzerine düşüncesini ifade ediyor. İran toplum özelinde yaşanan bazı çatışma, ayrılıkları yorumluyor. Var olan düzeni savunan ve Ali'yi donuklaştırıp Kerbela olayında yaşanan üzücü hadiseleri sadece ağıta, dövünmeye indirgeyen anlayışa da karşı duruyor. Safeviler ve oradan da yaşadığı döneme kadar gelen Ali tasavvuru üzerine bir karşılaştırmalı anlatım yapıyor. Ebu Süfyan'dan sonra Emeviler ve aynı gözle olaya baktıkları için de Safevilerin de Şia olamayacaklarını da belirtiyor. Yaşadığı dönemdeki Şialığı Safevi Şialığı olarak (Şialıkla ilgisi olmayan) eleştirirken, gerçeğin ise Ali'ye dönme olan Ali Şia'sı olduğunu belirtiyor. Şeriati, topluluk önünde konuşurken, dinleyenlerin dikkatlerini her daim dinç tutmak için çeşitli anekdotlar anlatıyor. Kendi zamanında kendisine karşı çıkanlar (rejim destekçileri gibi) hakkında da görüşlerini ifade ediyor. Bu kitap herkese hitap etmiyor. Lakin tarih, din, ortadoğu üzerine okuyan kişilerin faydalanabileceği bilgiler yer almaktadır. Anlatım (konuşmalar) kitleye hitap ettiği için akademik bir dil yoktur. İran toplumuna Ali'nin Şiiliği ile Safeviler zamanında oluşan Şiiliğin farkını anlatmaya çalışıyor. Not: Okuduğum kitap, 2. baskı Kasım 1990 tarihli, Yöneliş Yayınları tarafından Feyzullah Artinli'ye tercümesi yaptırılmış. Elimdeki diğer kitap ise 2. baskı Eylül 2011 tarihli, Fecr Yayınları ve Hicabi Kırlangıç tarafından tercümesi yapılmış. Esas okuduğum Yöneliş Yayınları baskısıdır. Ezcümle: Bu kitabı 4 - 7 Mayıs 2020 tarihleri arasında okudum. İnceleme yazısı ise 19 Kasım 2020 tarihinde 1000Kitap sitesine eklendi. Tavsiye ederim. (S. Ali)

Kitabın Yazarı Ali Şeriati Kimdir?

Ali Şeriati (Farsça: علی شريعتی‎) (d. 1933, Sabzevar - ö. 1977), İranlı Müslüman sosyolog, aktivist, düşünür ve yazar; özellikle din sosyolojisi ve çağdaş İslam düşüncesi üzerine eserler vermiştir. Marksist düşünceden yaptığı alıntılar ve türetmeler ve bunların kendi zamanındaki İran'a ve çevresine adapte edilmesi ve Marksizm kritiği ile birlikte çağdaş İslam düşüncesi ve devrimcilik açısından ortaya koyduğu çeşitli sonuçlar ve yarattığı ilgi sebebiyle, gerek önemli çağdaş İslam düşünürleri arasında gerekse İran'daki devrimci İslam'ın babası ve İran İslam Devrimi'nin baş düşünürü olarak anıldığı olmuştur. Düşünceleri genel olarak "İslam'a dönüş" -"öz"e dönüş- başlığı altında toplanabilir ve bilimsel kaynaklara dayanması, sosyoloji vurgusu yapması ve Batı metodolojisini, çeşitli açılardan eleştirmekle birlikte çeşitli açılardan yapıcı bir şekilde kullanması (ki sosyoloji gibi çeşitli bilimler ve Batı düşüncesinde ortaya çıkan çeşitli fikirlerin, örneğin bazı Marksist fikirlerin, İslam'ın özünde de daha farklı bir şekilde ortaya konduğunu da savunur) sebebiyle moderndir ve gelenekçilikten uzak olduğu gibi gelenekçi görüş ve kesimlere eleştirel yaklaşır nitekim bu sebeple eleştirildiği veya çelişki ile suçlandığı olmuştur. Bu tarzından yola çıkarak kendisi hakkında "sosyolojiyi İslamlaştırmaktan" ziyade "İslam'ın sosyolojik" bir okumasını yaptığı da söylenmiştir.

Hayatı

Çocukluğu

Şeriati 1933 yılında Mazinan, Sabzevar, İran'da doğdu. Babası ilerici milliyetçi bir öğretmen olan Muhammed Taki'dir. Eğitim yıllarında ilk kez İran'ın daha aşağı sınıflarından insanlarla tanıştı, var olan fakat bilmediği yoksulluk ve zorluklarla tanışması bu dönemde oldu. Ayrıca aynı dönemde Batı felsefi ve siyasi düşüncesiyle de tanışmıştır. Modern sosyoloji ve felsefenin bakış açısı ve bunun geleneksel İslami prensipler ile harmanlanması aracılığıyla Müslüman toplum ve toplulukların karşılaştığı sorunları açıklamaya ve çözümler bulmaya çalışmıştır. Şeriati Mevlana ve Muhammed İkbal'den büyük ölçüde etkilenmiştir.

Eğitimi

Lisansını İran'da bitirdikten sonra, Paris Üniversitesi'nde doktorasına başladı. Burada, 1964 yılında Sayfuddin'den "Belh'in Faziletleri Tarihi" isimli bir el yazmasının notlandırılmış bir Farsça çevirisini yaparak Edebiyat dalında doktor olmuştur. Daha sonra İran'a dönmüş, fakat hemen şah yönetimi tarafından tutuklanıp hapsedilmiştir. Yönetim onuFransa'dayken devleti yıkıcı siyasi aktivitelerde bulunmakla suçlamıştır. Daha sonra 1965'te serbest bırakılmış ve Meşhed Üniversitesi'nde eğitim vermeye başlamıştır.

Ölümü ve etkileri

Dersleri kısa sürede farklı toplumun farklı kesimlerinden öğrenciler tarafından beğenilmiş ve popülerleşmiştir. Bunun sonucu yönetim Üniversite'yi zorlayarak onun eğitim vermesini engellemiştir. Bunun üzerine Şeriati Tahran'a giderek Hüseyniye-i İrşad Enstitüsü'nde ders vermeye başlamıştır. Yine büyük bir popüleriteye ulaşan dersleri, yine toplumun her kesiminden öğrencileri etkilemiştir. Şeriati'nin görüşlerine ilginin arttığı orta ve yüksek sınıflardan öğrencilerin olması dikkat çekiciydi. Bu ilgi de şah yönetiminin Şeriati ile bazı öğrencilerinin tutkulanması emrini vermesine neden oldu. Gerek yurt içinden gerekse yurt dışından gelen tepkiler üzerine yönetim onu serbest bıraksa da çeşitli şartlarla tahliye edilmişti: kesinlikle herhangi bir eğitim aktivitesinde yer almayacak, hiçbir şey yayımlamayacak ve özel veya genel hiçbir toplantı yapmayacaktı. Ayrıca devletin güvenlik örgütlerinden SAVAK onun yakın çevresini yakın gözetim ve denetim altında tutacaktı. Şeriati bu şartlara karşı çıkarak ülkesini İngiltere'ye gitmek üzere terk etmeye karar verdi. Üç hafta sonra, 19 Haziran 1977'de SAVAK tarafından öldürüldü.

Tahran'ın büyük hastanelerinden birine Şeriati'nin ismi verilmiştir.

Devrim öncesi İran'ın en önemli ve etkili felsefi liderlerinden sayılan Şeriati'nin görüşleri bugün hâlâ İran toplumunda popüler ve etkindir. Özellikle bugünki İslami Cumhuriyet rejiminin biçimi, ruhban sınıfının konumu ve eşitlik anlayışına karşı çıkan kesimler tarafından beğenilmektedir.

Şeriati'nin düşünsel çalışmaları sadece devrim öncesi ve sonrası İran'ı değil, dünya çapında İslamcı topluluk ve düşünceler başta olmak üzere birçok kişi ve grubu etkilemiştir. Çeşitli dini kavramlara yaklaşımı, ruhban sınıfının eleştirisi ve İslamcılık hareketinin içinde kabul edilen çeşitli çıkarımlarıyla ilgi çekmiştir.

Şeriati, ayrıca Martinikli Marksist düşünür ve şair Frantz Fanon'un "Yeryüzünün Lanetlileri" isimli eserini, Jacques Derrida'dan "Şiir Nedir" ve Fransız oryantalist ve aynı zamanda katolik papaz olan Louis Massignon'dan "Selman-ı Pak" adlı eserleri Farsçaya çevirmiştir.

Birçok eseri bulunan Ali Şeriati'nin eserlerinin neredeyse tümü Türkçeye çevrilmiştir.

wikipedia

Ali Şeriati Kitapları - Eserleri

  • Hac
  • İnsanın Dört Zindanı
  • Ali
  • Dine Karşı Din
  • Kendini Devrimci Yetiştirmek
  • Ebuzer

  • Anne Baba Biz Suçluyuz
  • Kadın (Fatıma Fatımadır)
  • Her Hicret Bir İnkılaptır
  • Muhammed Kimdir
  • Kendisi Olmayan İnsan
  • İnsan
  • Bilinç ve Eşekleştirme

  • Dua
  • Çocuklar ve Gençler
  • Dinler Tarihi 1
  • Dinler Tarihi 2
  • Şehadet
  • Aydın
  • İslam ve Sınıfsal Yapı

  • Marksizm
  • Kur'an'a Bakış
  • Hangi Şia?
  • Kapitalizm
  • İran ve İslam
  • İslam Bilimi (Ciltli) I-II
  • İbrahim'le Buluşma

  • İslam'ı Tanıma Metodu
  • Dünya Görüşü ve İdeoloji
  • Yeni Çağ'ın Özellikleri
  • Ne Yapmalı
  • Yalnızlık Sözleri 1
  • İslambilim 1
  • İslambilim 2

  • Biz ve İkbal
  • Aydınlara Umut Çağrısı
  • Ali Şiası Safevi Şiası
  • Hür Düşünce Mektebi
  • İslam Nedir Muhammed Kimdir
  • Mektuplar
  • Çöle İniş

  • İslam'ı Anlamak
  • İnsan Olmak
  • Kevir/ Bir Tarih Olarak Beliren Coğrafya
  • Muhammed'i Tanıyalım
  • Kültür ve İdeoloji
  • Kendini Bilmek
  • Yalnızlık Sözleri 2

  • Medeniyet ve Modernizm
  • Medeniyet Tarihi 1
  • Medeniyet Tarihi 2
  • İdeallerin Yenilgisi
  • Kapitalizm Uyanıyor mu?
  • Şia
  • Mükemmel Bir Cemaat Ali Şiası

  • Sanat
  • Dine Karşı Din / Anne Baba Biz Suçluyuz
  • Ümmet ve İmamet
  • Adem'in Varisi Hüseyin
  • Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar
  • Kavramlar Sözlüğü
  • Muhtelif Eserler- I

  • Muhtelif Eserler- II
  • İslambilim 3
  • Bir Önünde Sonsuz Sayıda Sıfırlar
  • Tevhidi Altyapı
  • Bekleyiş - Karşı Tepki Dini
  • İslam Ekonomisi
  • İslam'ın Tarih Felsefesi

  • İslam Sosyolojisi Üzerine
  • Sizi Rahatsız Etmeye Geldim
  • Marksizm ve Diğer Batı Düşünceleri
  • Yarının Tarihine Bakış
  • Sevmek Aşktan Üstündür
  • Terimler Sözlüğü
  • Gençler İçin İnanç ve Ahlak Prensipleri

  • Dine Dayanmak
  • Siret
  • Ali Şeriati'den Aforizmalar
  • Dinleri Tanımak
  • İki Sûre İki Yorum
  • Çağımızın Müslüman Kadından Beklentisi - Emperyalizme Karşı Müslüman Kadın
  • Toplumbilim Üzerine

  • Çar Zindanen İnsan-Eli Şerieti
  • Aşk ve Devrim
  • Ve Cevap Veriyorum
  • Öze Dönüş
  • Ayet Yorumları

Ali Şeriati Alıntıları - Sözleri

  • Diğer canlılar niçin yaşadıklarını anlamaları gerekmeksizin yaşarlar. Ama insana: "Yaşa!" dedikleri zaman "Nasıl?" diye sormadan önce "Niçin?" diye soruyor. Bundan dolayı insana,sadece nasıl yaşayacağını öğretmek yetmiyor. İnsan, aç olduğu sürece alışılmış hayat nimetlerinin peşinden gider ve gündelik dertlerini gidermek için çabalar; bu durumda bu sorulardan az ya da çok uzaklaşır. Fakat bu ihtiyaçlar giderildiğinde onun için insan olmanın temel ihtiyaçları ve nerede olması gerektiği gündeme gelir.Gercekten de gerçek din ve mutlak din duygusu bugün daha çok, daha ciddi ve daha hayatı bir ihtiyaç konusudur. (Dinler Tarihi 1)
  • Bu dünyada şu üç şeyi şunlarla ara: Gerçekliği, düşünce ve ilimle; iyiliği, ahlak ve dinle; güzelliği, sanatla. Ve aşk sana bu üç dünyanın da kapılarını açabilir. (Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar)
  • Başkalarıyla oldukça kendimi yalnız görüyordum. Yalnız kendimle, yalnız değildim. (Çöle İniş)
  • Diyorlar ki kafir, ölümden sonraki dünyaya inancı olmayan kimse demektir. Mümin ise bunlara inancı olan kimsedir. (Dine Dayanmak)
  • Peygamber, ağır düşüncelerin baskısı altında bunaldığında ve ruhunun çetin dalgaları ve düşüncelerinin yüksek miraçları karşısında takatsiz kaldığında, Ayşe' yi çağırıp " Benimle konuş ey Hümeyra( pembelim) ! diyordu. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)
  • “Sezgisel ve tahmini değil, aksine gözle görme şeklinde olan kesim bilimsel ölçülere dayanarak ikinci neslimiz bizimle yabancılaştığını biliniz.” (İbrahim'le Buluşma)

  • Dua; öğreten, bilinçlendiren, iyilik ve güzelliği telkin eden bir metin, ruhu ruhani miraca götüren, ölüm gününden kurtaran, Allaha yaklaştıran, eğitip öğreten bir ilimdir. (Kavramlar Sözlüğü)
  • Kıyamette görmeye başlayıp başkalarını görme azabına uğrayacağımdan korkuyorum. [Ebulala Maarri] (İslambilim 2)
  • İbrahim'e bak! Sevgili evladını aşka kurban ediyor. (Ali Şeriati'den Aforizmalar)
  • "O sıfır aleminin içinde bir gibiydi." (Çocuklar ve Gençler)
  • Netice, yine umutsuzluk, nefret, sorumlu­luktan kaçma, kendi köşesine çekilme, mistik hayat, varoluşçu oyunlar vb .. (Medeniyet ve Modernizm)
  • Dua, yüzüne açılmayan hiçbir kapıyı çalmaz.. Dua, en yüksek ifade zirvesini, aklın karanlık gecesinde, Akıl bineğinin ayağı topalladığında, Aşk uçuşu sırasında bulur.. (Dua)
  • lnsan ne kadar daha fazla anlar ve ne kadar daha derin hissederse daha çok acı çeker ve sorumluluğu ağırlaşır. (Yalnızlık Sözleri 2)

  • Yarının tarihini yazarsak ancak, tarih değer kazanacaktır. Tarih, eğer yarını bilmemize, bugünün insanını ya da ortaya çıkacak insanı bilmemize yardımcı olmuyorsa, faydasız olacaktır. Çünkü tüm bilimler; insanları, geleceğin insanının hayatını ve bugün ile yarının insanının idealini anlamada, en azından yararlı olmak zorundadır. Geçmişteki insanı anlamak, kendimizi ve geleceğimizi anlamada bir başlangıç olmalıdır... (Yarının Tarihine Bakış)
  • Şüphe yok ki, bu memlekette aç olanlar en çok çalışanlardır. Bununla şerefiyle çalışan, hırsızlık, yan kesicilik, aldatma, dalkavukluk, rüşvet, nüfuz sömürücülüğü, kadın ticareti, insanı kısa yoldan seçkin kılacak herhangi ber şeyi yapmayan namusluları kastediyorum. (Kapitalizm Uyanıyor mu?)
  • Komünizm ve kapitalizmin her ikisi de şekil farklılıklarına rağmen insana "ekonomik bir hayvan" olarak bakmaktadırlar. Aralarındaki bu şekil farkı bu hayvanın ihtiyaçlarını karşılamada hangisinin daha başarılı olabileceği meselesi üzerinedir. (İnsan)
  • Aydın ; son peygamberden sonra, peygambere benzeme eylemidir. Ümmi olmak ; halkın adamı olmaktır. Ümmetin hem içinde hem de dışında ayaklanmaktır. (Ne Yapmalı)
  • "Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez." (Bilinç ve Eşekleştirme)
  • Halkın eleştirilerini özgürce yapamadığı bir toplumda eleştiriler, mizahla yapılır ve bu mizahlar bir araçtır. (Medeniyet Tarihi 1)
  • Kuran'ın Allah'ı insana yakındır, herkesle birliktedir. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)