Kitap Künyesi
Yazar: Serra Menekay
Yayın Evi: Doğan Kitap
İSBN: 9786050924091
Sayfa Sayısı: 416
--reklam--
Aluşta'dan Esen Yeller Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Serra Menekay’ın, “Aluşta’dan Esen Yeller, Bir Kırım Türküsü”, adlı romanının ilk baskısı, büyük ilgi görmüş ve piyasada tükenmişti. Romanın yeni baskısı yayınevimiz tarafından yapılarak okuyucularımızın dikkatine sunulmaktadır.
Serra Menekay, “Aluşta’dan Esen Yeller”de bir bölümü Kırım’dan Türkiye’ye göç eden, bir bölümüyse Sovyetler Birliği’nde sürgüne gönderilen ailesinin yaşadıklarını bir roman kurgusuyla anlatırken, Kırım halkının trajedisine ve demokratik direnişine de ışık tutuyor.
İki kadının gözünden savaş, vatan hasreti, yaşam mücadelesi, doğum, ölüm ve aşk… Her şeyden biraz, en çok da hayat…
İyi okumalar diliyoruz…
--reklam--
Aluşta'dan Esen Yeller Alıntıları - Sözleri
- "Bu sıcaklığa mı aşk deniyordu, yoksa bu ilişkideki imkânsızlığa mı?"
- "Bebekliklerinden beri savaşın zorlukları ile terbiye olmuş çocuklardı onlar. Savaş çocuklarıydılar... Onlar bizden çok daha erken tanışmışlardı bu kabuslarla. Çocuk olmadan büyük gibi davranmayı da bu yüzden erkenden öğrenmişlerdi."
- (... "Hem sen niye kendine Kırım Tatarı diyorsun, sen Özbekistan'da doğmuşsun, Özbekistan Tatarı demelisin" deyince İzzet'in tepesi atıp, "Ne yani bir yolculuk sırasında uçakta doğsaydım, uçak tatarı mı diyecektim kendime? Ben ne olduğumu çok iyi biliyorum. Ben Kırım Tatarıyım Türk'üm, bununla da gurur duyuyorum" demiş Fabrika Müdürü'ne.)
- "... bebekliklerinden beri savaşın zorluklarıyla terbiye olmuş çocuklardı onlar. Savaş çocuklarıydılar."
- "... emri duydunuz. Bütün Kırım Tatarları diyor emirde. Hepiniz sürüleceksiniz. Savaşta bulunan yakınlarınız sonra yanınıza gönderilecekler. Şimdi size 15 dakika mühlet. Eşyalarınızı toparlayın. Her biriniz yanınıza 3 kilo malzeme alabilirsiniz, daha fazla değil..."
- "Almanya'da herkes zor durumdaydı. Karnını doyurmak yeterliydi. Hayatta olmak en büyük zenginlikti. Hele bir de sevdiklerinle bir aradaysan senden şanslısı yoktu. Savaş nasıl da düşürmüştü insanların hayattan beklentilerini. Asgari standartlarda yaşıyorduk ve buna şükredip bununla mutlu oluyorduk."
- (Vagonumuzdaki yaşlı kadınlardan biri daha fazla dayanamıyor ve Hakk'ın rahmetine kavuşuyor. ... "Mezar kazacak vaktimiz yok, 15 dakika sonra hareket edeceğiz. Yol kenarına bırakın ölünüzü. Emir böyle." ... Abdürreşit Eniştem artık kokuşmaya başlamış olan ölümüzü alıp tren yolunun kenarına bırakıyor.)
- "Sonra gecenin sonuna doğru hep birlikte gözyaşları içinde -Güzel Kırım- türküsünü söyledik: Aluşta'dan esken yeller yüzüme vurdu Balalıktan ösken evge köz yaşım düştü Men bu yerde yaşalmadım, yaşlığıma doyalmadım Vatanıma hasret kaldım ey güzel Kırım... "
- "Hayatta olmak en büyük zenginlikti.Hele bir de sevdiklerinle bir aradaysan senden şanslısı yoktu."
- "Orada başa gelenin çekildiğini öğrendim.Insanoğlunun ben yapamam katlanamam dediği şeylere bile katlanabildiğini gördüm"
--reklam--
Aluşta'dan Esen Yeller İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Aluşta'dan Esen Yeller/ Serra MENEKAY: ️Yazarın aile köklerinin, 2. Dünya Savaşı sırasında, Sovyet Birliği yönetimi altında, bazılarının Almanya'ya ve Türkiye'ye kaçışları. Kalanların ise vatanları Kırım'dan Sibirya'ya, Urallar'a ve Özbekistan'a sürgün edilişi. 50 yıl süren sürgünde yoğun baskı altında hüzün, acı ve hasret dolu yaşamları. Ve 50 sene sonra Kırım'a kavuşmalarının gerçek hikayesi. ️Yazarımız tıp doktoruymuş ve bu yazdığı ilk kitapmış. Sonrasında yazdığı yayınlanmış 9 kitabı daha varmış. Dili ve üslubu çok akıcı, ben gayet başarılı buldum, keyifle okudum. (Arzu ÜN)
Serra Menekay #aluştanesenyeller okuduğum harika bir okadar da hüzünlü bir kitap Acıyı özlemi hasreti iliklerinize kadar yaşamaya hazırmısınız? Nehar kırımda yaşayan kendini tiyatro sevdasına vermiş bir genç kız... burda hayatında olacak iki dostunu buluyor bilal ve rebiye.. Kırımda ufak ufak hareketlilikler başlarken nehar alman askerine gönlünü kaptırıyor ve kısa zamanda evleniyorlar rebiye ve bilal de yuvalarını kuruyor Bir gece ansızın kırımdan sürgün ediliyorlar vatanlarından evlerinden bilmedikleri bir yere vagonlar içinde havasız aç susuz ve pislik içinde... Vagonlarda ölenler yolun kenarına bırakıp gidiliyor... Okurken içim yandı vatanından yaşadığın yerden çıkarılman özlemle hasretle yanıp tutuşmam ve doğduğun topraklara dönmek bile yasak.. Hep varan hasretiyle bir gün gideriz diye umut etmeleri ve vatanlarina hasret ölmeleri İnanın okurken o yaşanılanları sizde yaşıyorsunuz yapılan zülümler aşağılamalar hepsini iliklerinize kadar hiasediyorsunuz Yaşanmış gerçek bir hayat hikayesi okuyun inanın pişman olmayacaksınız ... galeatiyayincilik #esraninkutuphanesi (Esra Akdoğan)
Bugün sizlere harika bir kitabın yorumuyla geldim. Harika diyorum çünkü ben çok beğendim. Öyle ki bir günde bitirdim. Yaşanmış bir hayat hikâyesi olması beni çok etkiledi. Derin duyguların yağmurunda ıslandım. Zaten yağmurlu havalarda yürümeyi oldum olası severim. Bana var olduğumu hissettirir. İşte bu kitapta benim için insanların yeniden var oluşlarını temsil ediyordu. Yaşanan yıkıcı bir olayın akabinde yok olup dibe vurmak yerine küllerinden yeniden doğan insanları görmek bana içimizdeki gücün her zaman var olduğunu hatırlattı. Kitapta anlatılan olaylar gerçekten yaşandı ve kolay olaylar değil. Çünkü tüm hayatınız değişiyor. O dönemin insanları kim bilir nasıl acılar çektiler Eminim kaleme aktarıldığından daha derin acılar ile yoğruldular. Ama içlerindeki güç sayesinde ayakta kalmayı başardılar. Bu gücün kaynağıda vatan ve aile sevgisiydi. Birbirlerinden kopsalarda içlerindeki sevgi hep yeşerdi. Hep bir umuda tutundular. Bir gün kavuşmak... Kavuşmak mümkün oldu mu? Neler yaşadılar da bu hale geldiler? Sayfaları çevirdikçe soruların cevabını öğrenebilmeniz mümkün. Zaten kitapta her konuya değinilmişti. Aşk, savaş, vatan hasreti, yaşam mücadelesi, doğum ve ölüm... Hatta daha fazlası sayfalar arasında ince ince işlenerek bize sunulmuştu. "Her şeyden biraz, en çok da hayat" diyerek bu kitabı mutlaka okumanızı öneririm. Sayfaların arasında can bulan kişilerin fotoğraflarını kitap içerisinde görmekte beni çok etkiledi. serramenekay 'ın kalemine sağlık. Ben bayıldım (Gizem Kısacıklar)
--reklam--
Aluşta'dan Esen Yeller PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Serra Menekay - Aluşta'dan Esen Yeller kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Aluşta'dan Esen Yeller PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Serra Menekay Kimdir?
Serra Menekay Kırım’lı bir baba ve Selanik’li bir annenin ilk çocuğu olarak 1970 yılında Ankara’da doğdu. Annesi ile babası tahsil nedeniyle bulundukları Ankara’da tanışıp evlenmişlerdi. Babasının işi nedeniyle 1972 yılında İzmir’in Ödemiş ilçesine taşındılar ve Serra Menekay ilk ve orta tahsilini Ödemiş’te, her yıl okul birincisi olarak tamamladı.
Bu yıllarda dedesi Bilal Menekay’ın okuma körlüğü olarak bilinen Aleksi hastalığına yakalanması sonucu, ona sesli olarak kitap okurken Rus Klasikleri ile tanıştı ve okuldan artan tüm zamanlarda bu kitapları okudu. Dedesinden babaannesini dinlerken duyduğu sahne anılarından da etkilenen Serra Menekay, okulda düzenlenen tüm müsamerelerde yer aldı. Sahnedeki rahatlığı, taklit yeteneği, empati ve rol yapma kabiliyeti ile öne çıktı ve konservatuara gitmeyi çok istedi. Ancak derslerdeki başarısı nedeniyle ailesi tarafından bilime yönlendirildi.
1987 yılı üniversite sınavında ilk tercihi olan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesini kazandı. Tıp fakültesinde de başarılı bir öğrencilik dönemi geçiren Serra Menekay, bu öğrencilik yıllarında tiyatroyla yakından ilgilendi. Ege Üniversitesi Tiyatro Topluluğu, Mavi Tiyatro ve Tıp Fakültesi Oyuncuları ile İzmir’de, Ankara’da ve çeşitli turnelerde pek çok kez sahneye çıktı. Şiirle uğraşmaya bu yıllarda başladı.
1993 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirip tıp doktoru oldu. Klinisyenliği tercih etmedi, biraz da renklere olan aşkı yüzünden Biyokimya alanında uzmanlaşmaya karar verdi ve 1994 yılında TUS sınavında ilk tercihi olan Biyokimya ve Klinik Biyokimya Uzmanlığı eğitimine hak kazandı. 1998 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesindeki ihtisasını tamamlayıp uzman oldu. İznik, İstanbul ve Ödemiş’te Biyokimya Uzmanı olarak çalıştı.
2001 yılında eşi Vedat Öncel ile evlendi ve eşinin görevi nedeniyle Amerika Birleşik Devletleri’nin Texas Eyaletine taşındı. Burada bulunduğu 4 yıla yakın süre boyunca Midwestern State Üniversitesi Biyokimya Bölümünde öğretim üyesi yardımcılığının yanında United Regional Health Care Hospital laboratuvarında konuk hekimlik yaptı ve özellikle kalite çalışmaları ile ilgilendi. ABD’de bulunduğu süre içinde de tiyatroyla ilgilenen Serra Menekay Öncel, eşinin görev yaptığı NATO üssünün tiyatro topluluğuyla birlikte iki sezon sahne aldı. Business Professional Women derneğine üye oldu ve çeşitli kurumlardan aldığı davetler üzerine Türk Yemekleri kursları verdi, tarifleri derneğin yayınladığı kitapta basıldı.
Yine eşinin görevi nedeniyle 2005 yılında Ankara’ya yerleşen Serra Menekay Öncel, Denge Laboratuvarları, Ankara Özel Ulus Hastanesi, Delta Laboratuvarı ve Sistem/Synevo Laboratuvarlarında Biyokimya ve Klinik Biyokimya Uzmanı olarak çalıştı. Özellikle Sistem Laboratuvarlarında çalışırken kalite çalışmaları ile yakından ilgilendi. Ankara’da bulunduğu dönemde çeşitli dergilerde yazılarını yayınlamaya başladı. Türkiye Klinikleri Yayınevi ile yazılarının yayınlanması ile başlayan birlikteliği medikal yayıncılık alanında da sürdü. Kalite konusundaki çalışmalarını IQ Uluslararası Kalite Danışmanlık Firması bünyesinde genişletip, geliştiren Serra Menekay Öncel, Ankara’da bulunduğu sekiz yıl süresince çeşitli yurt içi-yurt dışı kurumlara ve özel sektör-kamu-Avrupa Birliği projelerine mesleki danışmanlık, medikal danışmanlık ve kalite danışmanlığı yaptı.
Hekimlik mesleğinin yanı sıra edebiyatla hep ilgilenen Serra Menekay Öncel, 1997 yılında babaannesinin arkadaşı olan ve kitabındaki “Nehar” karakterine ilham veren Nigar Hanımdan Kırım’dan kaçış öyküsünü ve Almanya yıllarını dinledi. Bu hikâyelerin bir gün mutlaka yazılması gerektiğini ilk o yıllarda düşündü ve ses kayıtları almaya başladı. 2011 yılındaki Kırım ziyaretinde de kayıt almayı sürdüren Serra Menekay Öncel, Türkiye’ye dönüşünde dinlediklerini, hissettiklerini yazmaya ve hayal ettikleriyle birleştirmeye başladı. Uzun zamandır şiddetle hayalini kurduğu Kırım ve ailesinin hikâyesi konulu ilk romanını tamamlamak için 2013 yılında eşinin desteğini alarak mesleğine ara verdi ve tekrar Kırım’a gitti. Yıllar sonra Kırım’da dedesinin küçük kardeşi Fatma halasıyla birlikte yaşayıp “Aluşta’dan Esen Yeller, Bir Kırım Türküsü” isimli ilk romanını tamamlayarak, ailesinin ve Kırım Türklerinin inanılmaz mücadelesini kitaplaştırdı. Serra Menekay Öncel Kırım’dan geri döndükten iki hafta sonra Rusya Kırım’a el koydu. Romanın yazım aşamasını 2014 yılında İzmir’de bitirir bitirmez Doğan Kitap’a gönderen Serra Menekay Öncel yaklaşık iki ay sonra eserin basıma kabul edildiği yanıtını aldı ve 2015 yılının ilk ayında “Aluşta’dan Esen Yeller, Bir Kırım Türküsü” okurlarıyla buluştu.
İkinci olarak basılan romanı “Kuşbakışı” bir pilotun gözünden Balyoz ve benzeri davalarla Türk Ordusuna kurulan kumpası konu alıyor. Gerçekliklerle örülü bir zemin üzerindeki bu hikâye bütünüyle bir kurgudan ibaret. Kitap Ağustos 2016’da Alibi Yayıncılık tarafından basıldı. Cahil bir köylü kadını olan Dürdane ile 12 Eylül’e giden süreci “çekirdekten solcu” olarak yaşayan üniversite öğrencisi Mehmet’in sıra dışı şekilde birleşen hayatlarının sürükleyici öyküsünün anlatıldığı İğne Oyası-Bir 12 Eylül Romanı Nisan 2017'de yine Alibi Yayıncılık'tan çıktı.
"Cahil bir köylü kadını olan Dürdane ile 12 Eylül’e giden süreci “çekirdekten solcu” olarak yaşayan üniversite öğrencisi Mehmet’in sıra dışı şekilde birleşen hayatlarının sürükleyici öyküsünün anlatıldığı İğne Oyası-Bir 12 Eylül Romanı Nisan 2017'de yine Alibi Yayıncılık'tan çıktı. Yazarın ünlü Türkçü, eğitimci, reformist ve aydın İsmail Gaspıralı’nın kızı Şefika Gaspıralı'nın inanılmaz hayat öyküsünü anlattığı romanı Şefika, Şefika Gaspıralı'nın milletvekili seçilişinin 100. yılında yayımlandı. Serra Menekay Öncel halen İzmir'de bir Eğitim Araştırma Hastanesinde Tıbbi Biyokimya Uzmanı olarak çalışmakta ve yazmayı sürdürmektedir.
--reklam--
Serra Menekay Kitapları - Eserleri
- Aluşta'dan Esen Yeller
- Şefika
- İğne Oyası
- Kuşbakışı
- Adını Arayan Çocuk
- Kıvılcımdan Aleve
- Adını Arayan Çocuk (İkinci Kitap)
- Aşk x 96 =Aşk
- Gördesli Makbule ve Demirci Akıncıları
- Çocuk Gözümden Şimdiki Aklımla Ödemiş
--reklam--
Serra Menekay Alıntıları - Sözleri
- "Orada başa gelenin çekildiğini öğrendim.Insanoğlunun ben yapamam katlanamam dediği şeylere bile katlanabildiğini gördüm" (Aluşta'dan Esen Yeller)
- Biliyor musun, kadınların sükutları ikrardan değil, huzur açlığından gelir çoğu zaman. O suskunlukları bir boyun eğiş gibi görmekse erkeklerin en sık düştükleri hatadır. Halbuki güçlü kadınlar için fırtına öncesindeki sessizliktir suskular. ^ (Aşk x 96 =Aşk)
- Bilgisi engin olan insanlar bilmedikleri şeylerin ne çok olduğunu en iyi bilenlerdir. Cahil ise her şeyi bildiğini zanneder. (Kuşbakışı)
- Bir çocuğun büyümesini istiyorsan karar almasını sağlamalısın, hatta becerebilirsen önemli kararları ona bırakmalısın. Her kararı onların adına sen verecek olursan, hiç büyümezler. ^ (Şefika)
- ... içinde iyilik olan her şey gülümser (Adını Arayan Çocuk)
- "... emri duydunuz. Bütün Kırım Tatarları diyor emirde. Hepiniz sürüleceksiniz. Savaşta bulunan yakınlarınız sonra yanınıza gönderilecekler. Şimdi size 15 dakika mühlet. Eşyalarınızı toparlayın. Her biriniz yanınıza 3 kilo malzeme alabilirsiniz, daha fazla değil..." (Aluşta'dan Esen Yeller)
- Zaten kadının katılmadığı hiçbir savaş kazanılmaz ve kalıcı olmaz. (Kıvılcımdan Aleve)
- Ama unutma hayatta en önemli şeylerden biri yaptığın işi sevmekse, diğeri de hayatı paylaştığın eşini sevmek. (Kuşbakışı)
- (... "Hem sen niye kendine Kırım Tatarı diyorsun, sen Özbekistan'da doğmuşsun, Özbekistan Tatarı demelisin" deyince İzzet'in tepesi atıp, "Ne yani bir yolculuk sırasında uçakta doğsaydım, uçak tatarı mı diyecektim kendime? Ben ne olduğumu çok iyi biliyorum. Ben Kırım Tatarıyım Türk'üm, bununla da gurur duyuyorum" demiş Fabrika Müdürü'ne.) (Aluşta'dan Esen Yeller)
- Ne gariptir! İnsanoğlu sahip olduğu şeylerin değerini yitirdiği zaman anlar.... (Kıvılcımdan Aleve)
- -"Beyin imajinasyonla çalışır ve gördükleri gerçektir, sahiden neyin gerçek olduğu beyninin umurunda değil Göksel. Bunu sakın aklından çıkarma. Bol bol yürüdüğünü, koştuğunu göster beynine. Göster ki gerçek olsun. Başka neyi istiyorsan onun hayalini kur. Hayal kurmayı ihmal etme ve asla küçümseme."diyor. (Kuşbakışı)
- "Bu sıcaklığa mı aşk deniyordu, yoksa bu ilişkideki imkânsızlığa mı?" (Aluşta'dan Esen Yeller)
- "Elimde şu olsa başarırdım, bu yoksa başarmam mümkün değil" diyerek hayıflanmak yerine elindekileri yerli yerinde kullanmanın akılcı yolu bulunmalıdır.Kaldı ki; zor koşullarda ulaşılan başarılar insana daha çok şey öğretir. (Adını Arayan Çocuk (İkinci Kitap))
- Yıllardır kitapların dünyasında yaşayan biri olarak şunu söyleyebilirim sana; her kitap, her okura başka bir şey anlatır. (Adını Arayan Çocuk)
- Bir çocuğun büyümesini istiyorsan karar almasını sağlamalısın, hatta becerebilirsen önemli kararları ona bırakmalısın. Her kararrı onların adına sen verecek olursan hiç büyümezler. (Şefika)
- Dedem "Biz iki bavulla vatansız kaldık yavrum, o yüzden buraların ve buraları tekrar Türk'e vatan yapan Mustafa Kemal'in kıymetini iyi biliriz." derdi. (Çocuk Gözümden Şimdiki Aklımla Ödemiş)
- "Sorun sistemde değil Göksel, sistemi doğru dürüst uygulamayı beceremeyen kifayetsiz insanlarda." (Kuşbakışı)
- Söz vermiştim anneme, benim uçağın düşmeyecek demiştim. (Kuşbakışı)
- Her şeyi bildiğini zanneden gerçekte hiçbir şey bilmeyendir. (Şefika)
- Kadın olmanın yanında azınlık olmanın ve müslüman olmanın ayrımcılığı da biniyordu Türk kadınlarının sırtına. (Şefika)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin