Kitap Künyesi

Yazar: Nihat Genç

Yayın Evi: Dama Yayınları

İSBN: 9786055579074

Sayfa Sayısı: 420

--reklam--

Anadolu Yazarını Dinliyor Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bu kitap, Türkiye’ye bir bela gibi çöken yalanlar, iftiralar ve haksız tutuklamaların yaşandığı günlerde koca ve büyük medya sessiz kalırken bağımsız bir yazarın isyanıdır:

Evet, ben ülkemi, bağımsızlığımı, insan sevgisini, insanlık duygularını ticari mal yapamam! Bu yüzden muhalif olduğumuz insanlarla aramızda çok temel bir hayat çatışması var. Biz, bağımsızlığımızı çok değerli bir yere koyuyoruz. Bunun fiyatı yok, bunun karşılığı ölüm! Şimdi adam diyor ki ‘Sizi alacağız, tutuklayacağız.' Ya bin kere tutukla. Bunun karşılığı belli, ölüm! Biz, canımızı çoktan verdik. Fazladan yaşıyoruz. Çanakkale'de şehit olmuş insanlar, ‘Ben, şehit olursam aileme de şu parayı verin, şunu da yapın’ dememiş, değil mi? Bunu, bir şeyin karşılığı olarak yapmadılar, böyle bir şey de düşünmediler. Bugün de böyle düşünmeyen milyonlarca insan var.

Bu kadar imparatorluk kurmuş bir toplum, bin yıldır esir edilemiyor. Edilemiyor kardeşim. Bunun arkasında bir şey olmalı. Bir aşk, karşılıksız bir şey.. Bu topraklar iki bin yıldır esir olmuyorsa bunda başka bir şey var, kılıç gücünden öte. Kılıç dediğin, bugün paran vardır yarın biter. Silahın yarın biter...

Ben, ölene kadar bağımsız bir ülkede yaşayacağım ve bunun mücadelesini vereceğim. Başka türlü bir ülkede de ne pahasına olursa olsun yaşamak istemiyorum. Kavgam, gücüm ve kalemim yettiği kadar sürecek.

--reklam--

Anadolu Yazarını Dinliyor Alıntıları - Sözleri

  • "Bir siyasetçi, seytana demiş ki "Beni dünyanın en zeki adamı yap." Şeytan da demiş ki "Valla ben şeytanım. Kimseye fazladan bir şey yapamam ama sana şöyle bir hizmette bulunabilirim. Senin dışındakilerin zekâsını alırım, otomatikman en zeki olarak kalırsın." Şimdi bunlar, bu siyaseti yapıyor. Kendi dışındaki insanları medyayla, yayın yoluyla, propagandayla, aptallaştırarak, zekâları bir gıdım ileri gitmediği halde, kendileri zeki görünüyor ortalıkta. Bunların yapmak istediği bunlar."
  • "Ben; Konya'nın, Diyarbakır'ın, Mardin'in, Siirt'in yazarı olmak istiyorum kardeşim. O insanın yemeklerini konuşmak istiyorum, o insanların yemeklerinin lezzeti olmak istiyorum. Ben, Urfa'nın türkülerine bir mısra daha eklemek istiyorum. Ancak böyle mutlu olabilirim."
  • "Çok ünlü bir yazar Fransız edebiyatında, Albert Camus. Saçma diye bir felsefe uydurmuş. “İnsan hayatı saçmadır” der. “Hayatın zaten kendisi saçmadır” der. “Ama bizler; tiyatro, roman, aile gibi kurumlarla, bu saçmalığı gidermeye çalışırız.” Yani normal yoluna sokmaya çalışırız. Kendimizi inandırmaya çalışırız hayata. Bu, İkinci Dünya Savaşı'nın, Büyük Bunalım'ının sonrasında ortaya çıkmış felsefelerden bir tanesidir. Burada da öyle. Büyük bir saçmalığı gidermenin yolu, ona başkalarını da inandırmak. Başkalarını da katmak. Partizanlaşmak demek bu. Artık kavgacı olarak, tartışmacı olarak, başkalarını da bu saçmalığa katmak istiyorsun. Saçmalığa, “ya bu ne saçma” deyip, çekilmek yerine, başkalarını da bulaştırmak. (Sayfa 16) ... Şimdi o inandırdıkları insanların, şöyle söylemesini beklemeyin, “Vah; tüh be, fos çıktı, boş çıktı.” Hayır! O hayal kırıklığına inanan insanın ruh hali, AIDS hastası Romen kadınların, başkasını da AIDS yapmak istemesi gibi. Bir takıntı gibi, intikam almak gibi. Bu hayatta da böyledir. Kendisi o saçmalığa bir kere inanmış, o saçmalık için kahvede, okulda, arkadaşlarıyla bir sürü tartışmalara girmiş, artık oradan geri adım atamaz. Yani özür dilemek, son derece yüksek bir ruh ister. Geri adım atmak, çok yüce bir ruh ister. Bu basit, mürit zekâsındaki insanlar bunu gösteremezler. Tam tersini yaparlar. Saçmalığı iddia edip, taraftar toplarlar. Daha sinirli, daha kızgın, daha partizan hale gelirler." (Sayfa 18)
  • "... O kadar insan suçlu hissediyor kendini. Artık topluma güvenmiyor. Medyaya güvenmiyor. Annesine güvenmiyor. Artık bilgiye güvenmiyor. Artık habere güvenmiyor, konuşulanlara güvenmiyor ve toplumdan kuşku duyuyor. Eğer çağımız bir depresyon çağıysa, bu sahte bilgi, sahte haber, yalan, uydurma, suçlama, söylenti, dedikodu, iftira ve yakıştırmaların; bu depresyon çağının büyümesinde katkısı yüzde yetmiş. Hepimizde her gün; biri bize iftira atacak, bizi yanlış anlayacak, yanlış şeyler söyleyecek, falan falan şeyler yapacak ve insanlar benim hakkımda kötü düşünecek duygusu. Bu duyguyu oluşturuyorlar."
  • "İnsan oluşumuz elimizden gidiyor. Kimliğimiz elimizden alınıyor. Ben, bunun bütün toplumumuz için hepimiz için çok büyük bir tehlike olduğunu hissederiyorum ve hepimiz de bu konuda büyük mücadele vermek zorundayız. Bize düşen budur. Bunun kavgasını vermek zorundayız."
  • "Bu dünya herkese açıktır. Her fikre, her düşünceye. Herkes girebilmeli. Yeteneği olan herkes. Söyler misiniz bana, bu medyada yeteneği olan herkes yer bulabiliyor mu? Bu sinema, kültür, televizyon, siyaset neyse? Sadece adamı olanlar yer bulabiliyor. Toplumsal bir dünyayı böyle kuramazsınız. Böyle yaptığınız için işte bakın bugün belalarla uğraşıyoruz."
  • "Rahat edebilmemiz için ayağımızın kendi toprağımıza basması lazım. Kendi toprağımız, kendi duygularımızdır. Bir insan, bir başkasına bağlanarak kendini ortaya çıkartamaz. Bir başkasına hizmet ederek de çıkartamaz. Bir insanın ülkesi, kendi duygularıdır. Kendi onuru, kendi güzelliği, kendi arkadaşlıklarıdır. Kendi ile oluşan bir şeydir. Çiçeği sevmesi, gezmesi, annesi, budur... Bir insanın ülkesi burasıdır ve bu insanların bu şahsi, bunları var eden bu duygularını alıyorlar, bunlara sahte şatolar yapıyorlar. Duyguları plastik. Başkaları inşa etmiş."
  • "Büyük bir saçmalığı insanların zihnine koydular. “Ordu kötü.” Artık ne olursa ordudan geliyor. Türkiye'de ne oluyorsa, gizli bir yer var, oradan yapılıyor. Bunu hemen hemen herkesin kafasına yerleştirdiler. O yüzden televizyonların, medyanın; Amerika'nın, İsrail'in ya da başka güçlerin eline geçince; zihinleri, hatıraları, hafızaları nasıl değiştirdiğini görüyorsunuz."
  • "Gerçekten... Propaganda büyük bir travmayla oluşturuluyor. “Çat... Çat... Çat...” işte, “Şok... Şok...” diye. Sarsıntılarla. Gerçekten insanların kafasındaki bu sarsıntılar da hafızaları değiştirebiliyor. Bakalım, Allah ne kapı açar, bilemiyoruz. Ama zor günler yaşadığımız çok açıktır. Türkiye'yle oynandığı ya da işte böyle Türkıye'de birtakım projelerin hayata geçirildiği açıktır. İşte bunlar hepimizi düşündürüyor. "
  • "Sizin kafanızdaki saçmalıklara biz inanmak zorunda değiliz. Sizin kafanızda uydurduklarınıza, kurguladıklarınıza hâkimler de inanmak zorunda değil. Ama bütün Türkiye'yi kendi kafanızdaki bir kurguya inandırmaya çalışıyorsunuz. Bu kurguyu da bize dayatıyorsunuz... Bu, güçlü bir propaganda."
  • "Ve şimdi alın da ayıklayın pirincin taşını. Tüm Türkiye zan altında. Tüm Türkiye şaşkınlık içinde. Topluma güveni, devlete güveni, birbirlerine güveni yıkılmış... Bu duruma getirdiler insanları. Her şeyi “olabilir”e getirdiler. Herkes her an öldürülebilir, normaldir. Herkes her an tutuklanabilir, normaldir. Bu, nasıl bu kadar normal olabilir? Bir söylenti, bir yalan, bu kadar nasıl olabilir? İşte böyle bir ülke yarattılar."
  • "Anadolu'nun dayanıklılığı başkadır. Anadolu'nun tutkalı başkadır."
  • "Alışveriş bir uyuşturucudur aynı zamanda. Tüketici olmak bu uyuşmaya girmektir. Amerika da birliğini yani bu ülkedeki huzurunu bu alışveriş çılgınlığında yaşar."
  • "Biz daha enerjik insanlar olacağız. Vücudumuza yağ doldurarak, okyanusa çöp doldurarak, hayatımıza bu kadar pislik doldurarak insan olamayız. Hiç uçamayız. Geldiğimiz dünyaları hiç anlayamayız. Dünyayı bu kadar çöpleştirenlerin, yeryüzünü, iklimleri, her tarafı çöpleştirenlerin, bizi de çöpçüler gibi kullananların, insanlarımızı çöp diye sokağa atanların, bu krizin ortasında söyledikleri tek şey "Alışveriş yapın, alışveriş yapın." Alışveriş dedikleri de gideceğiz mağazalara, alacağız, gelip evin çöpüne atacağız. Dedikleri de bu."
  • "Bunu da çok iddialı söylüyorum. Gençleri bu konuda uyarıyorum: Eserleri olmayan insanları ciddiye almayın."

--reklam--

Anadolu Yazarını Dinliyor İncelemesi - Şahsi Yorumlar

--reklam--

Anadolu Yazarını Dinliyor PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Nihat Genç - Anadolu Yazarını Dinliyor kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Anadolu Yazarını Dinliyor PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Nihat Genç Kimdir?

Nihat Genç, (d. 1956, Trabzon) Türk gazeteci, yazar.

Yaşamı

İlkokulu Meryem Mehmet Kayhan İlkokulu’nda, ortaokul ve liseyi de Trabzon Ticaret Lisesi'nde okuyarak 1974 yılında mezun oldu. İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisi ile Ankara Bankacılık Okulu'na kayıt yaptırdı ancak siyasi olaylar nedeniyle bu okullardan ayrıldı. Ardından Sağlık İdaresi Yüksek Okulu'ndan 1983 yılında mezun oldu. Okul bitimi Sağlık Bakanlığı/Ankara Rehabilitasyon Merkezi'nde, ardından ise Kültür Bakanlığı’nda toplam dokuz yıl memuriyet yaptı.

Gençlik yıllarında gazete ve dergilerde teknik eleman olarak çalıştı. 12 Eylül öncesinde, ülkücü hareketin genç entelektüellerinin en önemli isimleri arasındaydı ve çeşitli ülkücü dergilerde yazmıştı. O yıllardan bugüne, Bağımsız ve Kırmızı-Beyaz gibi ulusalcı siyasî dergiler ile Leman dergisinde yazıları yayımlandı. Kısa bir süre Akşam gazetesinde köşe yazıları yazdı ve bu gazeteden yine aynı gazetenin yazarı Engin Ardıç'ın Genç'in eskiden çalıştığı Leman dergisini Saddamcılık ve Apoculuk ile suçlaması sonucunda ayrıldı. 2008 Eylülü'nde Leman'a geri döndü. [1] Yazar 2008 yılının Aralık ayında Aydınlık dergisinde makaleler yazmaya başladı. Bir Soru - Bir Cevap adlı köşesinde Genç, güncel meseleleri ulusalcı bir bakış açısıyla değerlendiriyor.

Sky Türk adlı televizyon kanalında Serdar Akinan ile 2008 Eylülüne kadar "Nihat Genç ile Ne Var Ne Yok" adında bir program yaptı.[2] Kanal Akşam gazetesi ile kardeş kuruluş olduğundan, Genç, programına da son verdi. Bu progamın ardından ise 18 Ekim 2008 tarihinde Avrasya TV'de Lale Şıvgın ile ,"Nihat Genç ile Veryansın" programı yaptı.Son olarak günün siyasi olaylarını değerlendirdiği www.odatv.com adresinde yazıları yayınlanmaktadır.

Öykülerinde insancılık arayışı egemendir, insan hikâyeleri ile birlikte yaşanılan zamanların sorunlarını ve toplumsal değişimi gayet ince çizgilerle betimler ve kahramanlarını her zaman ezilen kesimden insanlar içinden seçer. Siyasi ya da siyasi olmayan fikir makalelerinde ise çok daha sert çizgilere sahip, kızgın ve hatta saldırgan bir tarza sahip olduğu görülür. Gizli ama derin bir yalnızlık duygusu, öykülerinde de fikir yazılarında da alt metni oluşturan güçlü öğelerden biridir.

2005 yılında Bilgi, Sabancı Üniversitesi ve Boğaziçi üniversiteleri tarafından düzenlenen İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri başlıklı konferansı eleştiren bir yazı[3] yazması üzerine uzun süredir tüm kitaplarını yayınlamış İletişim Yayınları, Nihat Genç ile ilişkilerini kesme ve kitaplarını yayınlamama kararı almış[4], bunun üzerine yazar kitaplarını diğer yayınevlerinden çıkarmaya başlamıştır.

Kitapları

Dün Korkusu (1989)

Bu Çağın Soylusu (1991)

Ofli Hoca / Şeriatta Ayıp Yoktur

Kompile Hikayeler

Dar Alanda Tufan 1993

Üfürükten Üniversite Bilimi (1993)

Soğuk Sabun (1994)

Köpekleşmenin Tarihi (1998)

Modern Çağın Canileri (2000)

Memleket Hikayeleri

Arkası Karanlık Ağaçlar (2001)

İhtiyar Kemancı (2002)

Amerikan Köpekleri (2004)

Edebiyat Dersleri (2004)

Nöbetçi Yazılar (2004)

Hattı Müdaafa (2005)

Karanlığa Okunan Ezanlar (2006)

Aşk Coğrafyasında Konuşmalar (2007)

Kavga Günleri (2007)

Veryansın (2008)

Bir Millet Uyanıyor 17: "Kavga Günleri" (2009)

Sordum Kara Çiçeğe (2009)

Yurttaşların Cinlerle Bitmeyen Savaşı (2011)

İşgal Günleri (2011)

Öykülerinden örnekler

Narlıbahçe Sokağı (Modern Çağın Canileri)

Şeriatta Ayıp Yoktur (Ofli Hoca)

Bu İşin Tövbesi Var midur? (Ofli Hoca)

İhtişam ve Sefalet (Köpekleşmenin Tarihi)

Türkan (Arkası Karanlık Ağaçlar)

Hero Marka Mızıka (Kompile Hikayeler)

İhtiyar Kemancı (İhtiyar Kemancı)

Televizyon programları

Nihat Genç ile Ne Var Ne Yok? (Sky Türk, 2003-2008)

Nihat Genç ile Veryansın (Avrasya TV, 2008-2011)

Nihat Genç Ko-nu-şu-yor! (Halk TV, 2012-...)

Nihat Genç İle Ver-yansın (Ulusal Kanal, 2013-...)

--reklam--

Nihat Genç Kitapları - Eserleri

  • Karanlığa Okunan Ezanlar
  • Köpekleşmenin Tarihi
  • Veryansın
  • Amerikan Köpekleri
  • Memleket Hikayeleri
  • İslamcı Erol Nasıl Çıldırdı?
  • Arkası Karanlık Ağaçlar
  • Aşk Coğrafyasında Konuşmalar
  • Hattı Müdafaa
  • İhtiyar Kemancı
  • Soğuk Sabun
  • Bu Çağın Soylusu
  • Tek Tabanca
  • Bizim De Günümüz Gelecek
  • Modern Çağın Canileri
  • Edebiyat Dersleri
  • Kompile Hikayeler
  • Dün Korkusu
  • Aslanlı Yol'a Doğru
  • Ofli Hoca
  • Yurduma Alçakları Uğratma!
  • Anadolu Yazarını Dinliyor
  • Nöbetçi Yazılar
  • Direniş Günleri
  • İşgal Günleri
  • Bir Millet Uyanıyor! 17
  • Sordum Kara Çiçeğe
  • Yurttaşların Cinlerle Bitmeyen Savaşı
  • Opus 61
  • Nihat Genç’le Veryansın
  • One Man Show
  • Saraya Kılınan Namazlar
  • Bizi Kandırası Umman Bulunmaz
  • İhtiyar Kemancı
  • Dar Alanda Tufan
  • Anadolu Yazarını Dinliyor
  • Edebiyat Derslerine Giriş

--reklam--

Nihat Genç Alıntıları - Sözleri

  • İnsanlar düzgün konuşuyor ölçülü konuşuyor diye uygarlık olmuyor insanlar istediği gibi rahat uluorta konuşunca uygarlık oluşuyor. (Nöbetçi Yazılar)
  • Kelimelerin sonsuz gücü vardır. (Bizi Kandırası Umman Bulunmaz)
  • Yaşadığım her gün ne kadar yoğun işim olursa olsun mutlaka elime bir kitap alır hiç değilse birkaç sayfasını okumaya karıştırmaya çalışırım, sebebi, Osmanlı ordularıyla topyekün yenildi mağlup oldu yüz yıl oldu içimizde acısı ağıtı yarası dinmedi ve bir şeyler yapalım, daha zinde daha akıllı olalım, cumhuriyet mağlup olmasın, diye... (Bizi Kandırası Umman Bulunmaz)
  • “Hayattan memnun Amerikan işgalinden rahatsız değil, IMF canınızı sıkmıyorsa artık “mizahla” işiniz yok demektir. Mizahın, mutlu, bahtiyar, bana dokunmasınlar,keyifli, şeker bu tatlı yaşamın arasında yeri yoktur. Gayesiz,meselesiz insanlara mizahın söyleyebileceği bir şey yoktur.” (Hattı Müdafaa)
  • Sebatkâr, sanatlı ve çok derin bir heyecanınız varsa ; dünyanın hiçbir hayal kırıklığı ve umutsuzluğu ve kilisesi ve ideolojisi ve patronu sizi yenemez. (Tek Tabanca)
  • “Aydınlarımız iki yüzyıldır,şahlanmayı,ayağa kalkmayı öğretiyor ve her nesil kollarını, ayaklarını kırıyor.Bakın hâlâ İstanbul’un fethini öğretiyorlar. Bu nesle birileri ‘düşmeyi’ öğretsin. Bir tarafımızı kırmadan “düşebilmek...” (İhtiyar Kemancı)
  • Batıya, malımızı verdik, madenimizi verdik batıya köle olduk, şebek olduk, köpek olduk, en onursuz ittifaklara girdik, batının ve diplomasinin kuklası olduk, komşularımıza bu yüzden kalleş olduk. ihanet içinde olduk, OrtaDoğu'yu topa tutan İncirlik'i peşkeş çekip batının işbirlikçisi olduk. Ama batı durmadı, hala bir şeyler istiyor, onurumuzu almakla yetinmedi, şerefimizi almakla yetinmedi, dinimizi topyekun kazımakla yetinmedi ve şimdi topraklarımızı komşularımızı ve tüm kutsallarımızı topyekün bizden almak istiyor. (Hattı Müdafaa)
  • Yalan söylemeden büyümeyi başarabilecek miyim? İnsanlar çoğaldıkça, kalabalıklar, kitaplar, düşünceler, olaylar karmaşıklaşınca ne yapacağım? Şeytan tenine dokunuyor. Sapık diyecekler, kızgın demirlere oturtacaklar, pişman ol, tövbe et diyecekler, yeryüzünün en iğrenç pazarlığına alet edecekler beni. Hayır. Ben, yalan söylemeden büyüyeceğim... (Dün Korkusu)
  • "Düşüncesi olmayan insanların, ellerinde yalnız, babadan, deden kalma gelenekler, kılıçlar, silahlar vardır." (Köpekleşmenin Tarihi)
  • Millet fincana bakıp dünyalar ötesini görüyor, biz bir adım ötemizi göremiyoruz, gel de kendini yeme. (Hattı Müdafaa)
  • "Çukur gözleri, artık bir onur adası olmuş kalbinden başka yerde rahat etmiyor gibi..." (İhtiyar Kemancı)
  • "... O kadar insan suçlu hissediyor kendini. Artık topluma güvenmiyor. Medyaya güvenmiyor. Annesine güvenmiyor. Artık bilgiye güvenmiyor. Artık habere güvenmiyor, konuşulanlara güvenmiyor ve toplumdan kuşku duyuyor. Eğer çağımız bir depresyon çağıysa, bu sahte bilgi, sahte haber, yalan, uydurma, suçlama, söylenti, dedikodu, iftira ve yakıştırmaların; bu depresyon çağının büyümesinde katkısı yüzde yetmiş. Hepimizde her gün; biri bize iftira atacak, bizi yanlış anlayacak, yanlış şeyler söyleyecek, falan falan şeyler yapacak ve insanlar benim hakkımda kötü düşünecek duygusu. Bu duyguyu oluşturuyorlar." (Anadolu Yazarını Dinliyor)
  • "... Batı’da ve Doğu’da, ‘Allah’la kul arasında bir aracı kurum’ tartışması gelmiş geçmiş tarihlerin en kanlı ve en hararetli tartışmasıdır." (Saraya Kılınan Namazlar)
  • Oturup ürün, oturup tarla, bağ, oturup kültür üretmeye ve bağımsızlığın artık silahla ve marşla ve yaygarayla değil, bunlarla olabileceğini bilmiyorlar mı? Biliyorlar! Ama o zaman yüz yıllık iktidarları sarsılıp yok olacak korkusu taşıyorlar! Onlara ürün toplamak, kitap yazmak, gün boyu çalışmak çok kadınsı geliyor olmalı. Onlar lak lak dükkânları gibi, ağır makamların sert erkekleri... (İhtiyar Kemancı)
  • Bir köy imamı kadar zekası olan insanlar 1400 yıllık İslam düşüncesini yeniden yazıp , moda oldular." (Edebiyat Dersleri)
  • "Senin gözlerin kadar güzel bir ülkem olmadı." (Bu Çağın Soylusu)
  • "Benim de bir zamanlar 'ne derler' dinim vardı. Bırakın bu ne derler dinini, ne derlerden arının çok hafifleyeceksiniz, hadi hoşçakalın." (Bu Çağın Soylusu)
  • Bir kiraz ağacının altına on dakika uzansalar bütün panik bitecek biliyorum. (İhtiyar Kemancı)
  • Şimdi sokaklarımızda gezinen halk, o fütursuz, lafını Karagöz gibi esirgemeyen halk değil.Şimdi sokaklarımızdaki bu halk, Hacıvatların yetiştirdiği halk... (Nöbetçi Yazılar)
  • Hangi Müslümanlık, hangi ülkenin hangi mezhebin Müslümanlığı, hangi çağın Müslümanlığı? Anne babalarımızla yaşayan Müslümanlık mı, bugünlerde icat olunan ideolojik İslamcılık mı? (İslamcı Erol Nasıl Çıldırdı?)