Kitap Künyesi
Yazar: Sylvia Day
Çevirmen: İren Kori
Yayın Evi: Pegasus Yayınları
İSBN: 9786053439417
Sayfa Sayısı: 328
--reklam--
Aşk - Esaret Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Asla İş İle Aşkı Birbirine Karıştırmayın.
Asla Entrikayı Yatak Odanıza Taşımayın.
Jackson Rutledge'la sevgiliyken ikisini de yapmıştım. Beni uyarmadıklarını söyleyemem.
Ayrılığımızın üzerinden iki yıl geçtikten sonra döndü; hem de bağlamak için canımı dişime taktığım bir anlaşmanın ortasına dalarak. O çekip gittiğinden beri, New York'un en gözde işkadınlarından biri olan Lei Yeung'un rehberliğinde başarılı birkaç işe imza atmıştım. Ve artık bir zamanlar tanıdığı o kız değildim, oysa o hiç değişmemişti. Hayatlarımızın birbirine karıştığı son seferin aksine, şimdi neyle karşı karşıya olduğumun... ve dokunuşunun ne kadar bağımlılık yapabileceğinin farkındaydım.
İhtişam, seks ve ayrıcalık üzerine kurduğu küçük dünyası Jax'in oyun sahasıydı ama bu kez oyunun kurallarını biliyordum. Acımasız iş dünyasında her zaman geçerli bir söz vardır: Düşmanınızı yakın, eski sevgililerinizi ise daha da yakın tutun...
"Hem Sylvia Day hayranları hem de bu kitap sayesinde onunla tanışan yeni okuyucular, heyecan verici hikâyesiyle Gia ile Jax arasındaki cinsel gerilime bayılacaklar. Day yine okuyucuda bağımlılık yapan bir çift yaratmış!"
-Romantic Times Book Reviews-
Sunday Times Bestseller * USA Today Bestseller
Publishers Weekly Bestseller * The Globe and Mail Bestseller
--reklam--
Aşk - Esaret Alıntıları - Sözleri
- " Hayat çok kısa... Güzel şeyleri erteleme ... "
- Bir numaralı ders:Hayat çok kısa.Güzel şeyleri erteleme.
- Kalbim düşüncelerimle birlikte dört nala koşuyordu.
- Onun bedenini ne kadar seviyorsam o da benimkini seviyordu. Belki daha fazla seviyordu ki bu mümkün görünmüyordu ama bana her zaman böyle hissettirmeyi başarmıştı.
- Sesindeki çaresizlik aklımı çeldi, bende pes etme isteği uyandırdı.
- ".... neden burada olmadığını merak ediyorum.”
- “Sırrını keşfetmek üzereyim, Jackson Rutledge.” Sesim tereddütsüz bir biçimde kısık ve sertti. “Seni çözeceğim.”
--reklam--
Aşk - Esaret İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Sylvia Day'dan okuduğum ilk kitabın yorumuyla merhabalar. Açıkçası kitaba başlarken hiçbir beklentim yoktu hatta yazarın tarzının bana hitap etmeyeceğini düşündüğümden bu kitabı da sevmeyeceğimi düşünüyordum. Tahmin ettiğim gibi de oldu ve kitabı sevmedim. Aslında beklediğim kadar kötü bir kitap değildi ama hoşuma gitmeyen çok fazla detay vardı. (Devamı spoiler içerir.) Gia ile başlayalım. Aslında başlarda kendisini sevdim. İşinde gücünde, başarılı, güçlü bir kadın karakterdi ve Jax'i gördüğünde içinde fırtınalar kopsa da bunu dışarı pek yansıtmadı. Bir noktada Jax'e olan direncini kaybetse de (ki böyle bir adama tekrar güvenmek akıl kârı değil) bunu, kendini ezdirerek yahut değersizleştirerek yapmadı. Ama bir noktaya kadar. Bir noktada, Jax için öyle bir şey yaptı ki yazık, dedim. Gia, bir gazeteci ile Jax hakkında araştırma yapması için anlaştı fakat gazeteciye, bulduğun bilgileri kullanmayacaksın demedi. Gazeteci, ben bu bilgileri haber yapacağım deyince de Gia, gazeteciyi susturmak için inanılmaz çirkin bir yola başvurdu. Ayrıca kendisinin de Jax'e bu tarz fotoğraflar yolladığını söylerken, gazeteci kızın fotoğrafları için mide bulandırıcı gibi söylemlerde bulundu. Jax için kendini değersizleştirmedi demiştim ya, işte tam bu noktada bu sözüm boşa çıktı. Jax'e gelecek olursak, zerre sevmedim bu adamı. Yıllar önce Gia'yı pat diye bırakan, bunun için çok güçlü sebepleri olduğunu iddia eden fakat seneler sonra tekrar kızın hayatına girmeye çalışıp, yine ısrarla bu sebeplerin ne olduğunu söylemeyen; Gia, sen beni terkettin deyince, sen de benim peşimden gelseydin deyip, kendini haklı çıkarmaya çalışan saçma bir karakterdi. Hayır, kızı bir anda bırakmış, bizim kız aramış, mesaj atmış, beyimize ulaşmaya çalışmış ama gidip kapısını dayanmadı diye, beyimiz kırılmış. Gia bu ilişki için emek sarfetmemişmiş. Senin kapına dayanıp yalvarmadı ya da çirkinleşmedi diye mi emek sarfetmemiş oluyor, Jax? Bu nasıl boş bir zihniyet. Neyse ki Gia da bu konuda asla Jax'e hak vermedi. Bir de hak verse, sinirden düşer bayılırdım herhalde. Neyse, devam edelim. İşte bu Jax denen boş beleş tip, Gia'yı hayatında isteyen ama aslında istemeyen bir tipti. Yani, takılacaklar, gezip tozacaklar, beraber olacaklar ama iş ciddiye binmeyecek, çünkü Jax'in bunun için haklı nedenleri var. Haklı nedeni ne? Annesi, babasının yoğun iş hayatını kaldıramamış ve ölmüş, Gia'ya da aynı şey olsun istemezmiş. Ya, hadi işine bak be abicim, bu kadar boş yapma be! Niye giriyorsun kızın hayatına tekrar o zaman? Manyak mısın? Sorsan, çok aşık Gia'ya ama zahmet edip kıza fikrini sormak yok. Sen bu hayatı kaldırabilir misin, demek yok. Kızın hayatına girip çıkıp, kendini unuturmamak derdi. Hayır, bir de kızı takip ettirmiş görüşmedikleri senelerde. Romantiklik mi bu şimdi? Normal bir şey mi? Bir de Jax, babası hakkında çok gereksiz bir gizem yaratıp durdu. Yok köpek balığı, yok şöyle kötü bir adam, yok böyle tehlikeli bir adam, deyip durdu. Ben de sandım ki adam tehlikeli bir politikacı. Oğlunun önü kapanmasın diye Gia'yı bile ortadan kaldırtacak kadar karanlık biri. Adam nasıl biri çıktı dersiniz? Normal bir adam. Dümdüz. Tek derdi, oğlunun politikada ilerlemesi olan hırslı bir tip sadece. Sen niye durmadan bu adamı, mafya gibi gösteriyorsun? Aptal mısın Jax, anlatsana biraz. Ayrıca, Jax ne alaka, politika ne alaka? Ben mi yanlış hatırlıyorum diye dönüp baktım ama kitabın başında Jax ile ilgili aynen şu yazıyordu: “Jackson, Rutledge erkekleri arasında ülkenin herhangi bir yerinde siyasi mevkide hizmet etmeyen tek kişi,” Ee, babası niye Jax'in politikada ilerlemesini istiyor? Neden, bu ülkenin Jax'e ihtiyacı var falan diyor? Jax politikacı bile değil. Bu nasıl bir çelişki? Bir de Jax kitabın sonunda bir seçim yaptı ve aile şirketini bıraktı muhtemelen ama yazar, sanki politikayı bırakıyormuş gibi bir his de uyandırmaya çalıştı. Ama adam zaten politikanın içinde değil. Son sayfalardaki bu belirsizliğe bir anlam veremedim açıkçası. Son olarak, Jax ve Gia'nın ilişkisinin önceden başlamış olmasını ama bizim o kısımları okuyamamamızı sevmedim. Bu ikili, biz çok âşık olduk falan diyorlardı geçmişteki ilişkileri için ama hatıraları hep tutkulu anılarla doluydu. Aşk ve tutku aynı şey mi? Geçmiş anılarında yatak odasının dışında geçen bir günlerini okuyamadık ama sorsan o zaman da birbirlerine çok aşıktılar. Aynen, inandık biz de. Böyle uzun uzun sevmediğim yerleri yazdım ama kitabın sevdiğim yerleri de vardı aslında. Mesela Gia'nın patronu Lei'nin geçmişi ve Ian ile olan ilişkisi çok ilgi çekiciydi. Yazar bu ikiliye ayrı kitap yazmış olsa, alıp okurdum açıkçası. Sonra Gia'nın abilerinin, Gia ve Jax'in ilişkisi hakkında şöyle net, mantıklı ve benim hoşuma giden nasihatlari vardı: 1) “Jax’le birlikte olman kim olduğunu kaybetmen demekse, ondan ayrılman gerekiyor.” 2) “Yanlış adamla birlikte olmanın çözümü ayrılmaktır.” 3) “...oradan uzaklaşıp kurtul ve sana istediğini veren düzgün bir adamla birlikte ol.” “Bunu denedim. Bende işe yaramadı.” Nico burnundan soludu. “Daha fazla dene.” Ve kitabın sonundaki dergide de şöyle güzel bir söz vardı: Sağlıksız bir ilişkiye saplanmış olduğunuzun farkındaysanız neden ayrılmak sizin için bu kadar zor? Kısacası bu kitap, yer yer ciddi anlamsızlıkları içinde barındıran ama yer yer de doğru mesajlar veren bir kitaptı ama genel anlamda baktığımda, benim için ortalamanın bir tık altında kaldı. Gel gelelim bu kitabın, şöyle olumlu bir yönü de vardı: Sylvia Day'e karşı niyeyse feci ön yargılıydım ama bu kitap sayesinde yazara olan ön yargımı kırdım. Hâliyle kendisinin diğer kitaplarına da bir şans vereceğim. (Baştankara)
Okumakta çok zorlandım. Ya kafamı veremedim ya da çeviriden kaynaklı. Yine de kitabın kötü olmasını değiştirmiyor. Jax, sadece zengin,yakışıklı,bolca parası olan biri o kadar. Yan karakterler daha özenilmişti. Kısacası, Ih-ıh! Olmamış. (Maggie)
Kitabı sırf yazarı sevdiğim için ve okunmaya değer olduğunu düşündüğün için okudum..Sonuç tam bir hayal kırıklığı..Öncelikle karakterler hakkında bilgi vermek istiyorum.Baş kahramanımız Gianna ve Jak..Barda tesadüf eseri tanışıyorlar 5 haftalık bir sevgililik yaşıyorlar..Jak ise hiç bir neden göstermeden ortadan kaybolup Giannayi yani Giayi terkediyor..Sonra aradan iki yıl geçtikten sonra Gia yeni bir iş bulmuşken hayatını yoluna koymuşken Jak ortaya çıkıp Gianin kafasını karıştırıyor..İlginç bir biçimde sanki hiç bir şey olmamışçasina ilişkilerine devam ediyorlar..Cidden yazar ne yapmış bende anlamadım gitti..Neyse Özet olarak Jak Rudletge Gia Rossisi terketti.Cunku onda annesini görüyordu..Jakin babası Parker le ve Amerika Politikasıyla uğraşan ailesi arasında buzlar vardı..Jakin babası Parkerin oğlu ile ilgili Beyaz Saraya kadara gidecek yoğun hayalleri vardı ve bu uğurda ezip geçemeyeceği kimse yoktu..Giannna Rossisi de dahil..Ancak Jak Gianaya olan sevgisini ,aşkını bir kere kaybetmişti ve tekrar kaybetmek istemiyordu..Bu arada iki yıl boyunca Giayi her gün takip ettirip onunla ilgili ne var ne yok haberi oluyordu..Tabiki Giannanin bunlardan Jakin evine taşinana kadar haberi yoktu..Birde Jakta her ne kadar annesinin bu politik dünyaya ayak uydiramadigi için kendini alkole vermiş olduğunu göz önüne alsak da , altta yatan temel sebebi yazar bize verememiş.İki yil boyunca Gianin hayatıyla ilgili bilgiler elimizde olsada , Jakin hayatıyla ilgili pek fazla bilgiyi kitapta göremedik..Bu adam iki yıl boyunca ne yaptı..Bu soru cevapsız..Kısaca ben kitabı beğenmedim..Evet okudum ama istediğimi bulamadım..Daha çok Gidevayi hatırlattı bana ancak Gidevanin her anı , her satırı, her kelimesi biz okuyucuların ruhuna dokundu..Gidevada pürüzler yoktu.Her sorumuza cevap vardi ve muhteşem ötesiydi..Ben Aşk ve Esarette o ruhu ve sıcaklığı bulamadım..Birde yazar hangi kitabı önce yazdı bilmiyorum ama Deanne Johannes kadın muhabirdi, kibirli , terbiyesiz, para uğruna her boku yapacak bir pislikti..Okurken aynı karaketeri aynı şekilde aynı isimle hem Crossfire serisinde , hem Aşk ve Esarette görmem beni hayal kırıklığına uğrattı..Ve ayritilara girerken gömlek şöyleydi,kıyafet böyleydi derken ,yada ağzı seksi biçimde tehlikeli olarak kivrildi, dolgun memeler, koca kalçalar derken Cary Tayloru, Eva Tramelli , Gideon Croosu görür gibi oldum..Yazar betimlemeleri yaparken Crossfire sadık kalmış..Mekanlar bile aynıydı ve pes dedim...Çatı katı, Mannhattan, Las Vegas gibi..Hep aynı yerde isimler değişik olarak okuduk..Kısaca şu an hangisi önce yazıldı bilmiyorum ama Crossfire serisi tadı dokunuşu her şeyi kendisine aşık edecek zarafete sahipti..Aşk ve Esaret ise okunmaya değer mi değmez mi bunu siz inceleme okurlarına bırakıyorum..Benim düşüncelerim yorumum bu yönde.. Hoşçakalın (Ece Pınar)
--reklam--
Aşk - Esaret PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Sylvia Day - Aşk - Esaret kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Aşk - Esaret PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Sylvia Day Kimdir?
New York Times çok satanlar listesinde haftalarca 1 numara olan kitapların yazarıdır. Day’in romanları kırkın üzerinde dile çevrilmiştir. Goodreads Choice En İyi Yazar ödülüne aday gösterilen ve Amazon’un En İyi Romantik Edebiyat kitabı ödülünü kazanan Day Amerika’nın prestijli Romantik Edebiyat ödülü RITA’ya iki kez aday gösterilmiş, RT Book Reviews Rewievers Ödülünü kazanmıştır.
--reklam--
Sylvia Day Kitapları - Eserleri
- Sana Soyundum
- Sende Kendimi Buldum
- Günaha Davet
- Sana Bağlandım
- Yatağımdaki Yabancı
- Arzulanan Kadın
- Tutku Oyunları
- Beni Baştan Çıkar
- Sende Tutuklu Kaldım
- Wish List
- Kışkırtıcı Cazibe
- Aşk - Esaret
- Seninle Tamamlandım
- Aftershock
- Afterburn
- Stolthed og Lyst
- Scandalous Liaisons
- Buzdaki Kelebek
- Story of O
--reklam--
Sylvia Day Alıntıları - Sözleri
- “Bana düşüncelerini söylemeni istiyorum. Neyin hoşuna gidip gitmediğim söyle. Yalan söylersen anlarım. Vücudun seni ele verir.” “Ozaman neden konuşayım ki?” “Kendi zevkin için.” (Beni Baştan Çıkar)
- Gözündeki ışıltıdan belliydi, bana ne yaptığının farkında olduğu. (Sende Kendimi Buldum)
- "Birlikteydik çünkü birbirimizin bağımlısı olmuştuk.." (Sende Kendimi Buldum)
- Kalbim güm bür gümbür atıyordu, avuçlarım terden sırılsıklam olmuştu. (Sende Tutuklu Kaldım)
- Yaratıcı zihinler çoğu zaman kendilerine zarar verecek kadar kuvvetli sezgilere sahip oluyordu... (Buzdaki Kelebek)
- ... Görülecek ve yaşanacak öyle çok şey vardı ki. Duyusal bombardıman şaşkına ceviriyordu insanı. (Sana Soyundum)
- " Hayat çok kısa... Güzel şeyleri erteleme ... " (Aşk - Esaret)
- "Birbirimiz için deliriyorduk" (Sana Bağlandım)
- “Ben yaşamayı uzun süre önce bıraktım.” (Kışkırtıcı Cazibe)
- “Seni hak etmemekten korkuyorum,” “Hangi açıdan?” “Her Açıdan,” (Günaha Davet)
- ".... neden burada olmadığını merak ediyorum.” (Aşk - Esaret)
- "Bana neler yaptığını hissediyor musun?” (Sende Kendimi Buldum)
- Etraf, her şeyi yasaklayan tabelalarla doluydu. (Sana Bağlandım)
- Kalbim düşüncelerimle birlikte dört nala koşuyordu. (Aşk - Esaret)
- "Dudaklarının söyleyemedikleri bedenleriyle söyleyeceklerine dair dile getirilmemiş bir anlaşma vardı." (Tutku Oyunları)
- Elini geri çekince, dokunuşunu yitirdiğim için inleyecektim az daha. Sonra hareketlenerek yanıma yaklaştı. Diğer elini bacaklarımın arasına sokarak aletimi kavradı. Dudakları çeneme bir öpücük kondurdu. Kolum arkasına dolandı. Derin bir soluk alarak kokusunu içime çektim. (Sende Tutuklu Kaldım)
- Benimle bir daha sevişirse nasıl toparlardım ben? Peki ya sevişmezse nasıl yaşardım. (Sana Soyundum)
- Kaim aletinin enfes tepesi cinsel organıma hızla dalarak zaten şişip hassaslaşmış olan dokuları okşadı. (Seninle Tamamlandım)
- [...] Birbirimize duyduğumuz bu ilgiyi olduğu gibi kabullenmelisin; yanlışları ve bize verebileceği zararlarla. Sonuçları ne olursa olsun buna değeceğine inanmak zorundasın.” (Günaha Davet)
- Hâlâ inanılmayacak kadar mükemmel görünüyordu. Vücudu formdaydı ve yüzü zaman içinde derinleşmiş çizgilerle daha da seçkinleşmişti. (Kışkırtıcı Cazibe)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin