Kitap Künyesi
Yazar: Otto F. Kernberg
Çevirmen: Abdullah Yılmaz
Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları
İSBN: 9789755392929
Sayfa Sayısı: 266
--reklam--
Aşk İlişkileri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu kitapta, şimdiye kadar sanatçıların ve yazarların bitmez tükenmez konu hazinesi olan “aşk”, psikiyatrinin yaşayan büyük ustalarından biri sayılan O. F. Kernberg’in divanına uzanıyor. Ve ortaya hepimizin başına gelen, karşısında aciz kaldığımız aşk hallerinin tüm yönleriyle incelendigi zengin bir bilimsel metin çıkıyor. Kernberg, uzun meslek hayatında karşılaştığı vakaları titiz bir analizden geçirmiş ve vardığı sonuçları bu kitapta toplamıştır. Aşk insanın fizyolojik ve psikolojik kapasitelerinin tüm yönleriyle serpilip güçlendiği eşsiz bir hayat deneyimidir. İnsan en çok âşık olduğunda kendi sınırlarını zorlar, hissetme kapasitesi doruğuna ulaşır. Aşk halleri insanı anlamanın eşsiz ipuçlarını verir bize. Neden insanlar flört ederken canlı, cömert; evlenince ketum ve miskin olur, ayrılırken de “seni kimseye yâr etmem” diyecek kadar kin ve hasetle dolar? Kernberg aşk hallerindeki normallik ve patoloji çerçevesinde bu gibi sorulara yanıtlar arıyor ve kışkırtıcı cevaplar buluyor: Mazoşistik patolojide, cinsel doyuma ulaşmak için acı, boyun eğme ve aşağılanma durumlarını yaşama zorunluluğu bilinçdışı bir cezadır. Narsistik kişiliklerde, cinsel başarı fetih ihtiyacını tatmin eder, arzu nesnesinin değerini düşürme yönündeki bilinçdışı süreç işlemeye başlar ve sonuçta hem cinsel heyecan hem de kişisel ilgi hızla ortadan kalkar.
Âşık olunan Öteki’nin önce bedeni, sonra bütün kişiliği, daha sonra da etik, estetik ve kültürel değerler sistemi idealleştirilir. Ötekiyle her düzeyde özdeşlik arayışıdır aşk. Kernberg’e göre, aşk hali benlik sınırlarının terk edilmesidir, hem de varoluşun biyolojik köklerine dek yayılmış olan öznelliğin ayrımına varıncaya kadar... Aşk İlişkileri aşkı bulmaya ve ondan korunmaya yardımcı olacak bir kitap değil. “Körlük anı” geçip ayaklar yere değdikten sonra ne olduğunu anlamaya çalışanlar için...
--reklam--
Aşk İlişkileri Alıntıları - Sözleri
- Kızlar kalıtımdan, oğlanlar ise çevreden daha çok etkilenir; kızlar sese daha duyarlıyken, oğlanlar daha görseldir.
- Âşık olmak aynı zamanda büyümekle ve bağımsız olmakla ilgili bir yas tutma süreci, çocukluğun gerçek nesnelerinin geride bırakma deneyimi anlamına gelir.
- Kişi derinliğine sevebilme yetisi kazandıkça ve başka birini yıllar içinde kendi kişisel ve toplumsal hayatının bir parçası olarak gerçekçi biçimde daha iyi değerlendirebilir hale geldikçe, gerçekten eşit oranda ve hatta daha iyi tatmin edici bir partner olabilecek ötekileri bulabilir.
- Açık ki, bir aşk ilişkisinin niteliği ve gelişmesi eşleşmenin doğasına ve dolayısıyla çifti bir araya getiren seçim sürecine bağlıdır. Aşk ilişkileri kapasitesinin yetişkinlik derecesini gösteren aynı özellikler seçim sürecini etkiler. Cinsel zevki özgürce yaşama kapasitesi, en azından partnerlerden biri için mümkünse, bu cinsel birlikteliklerinin özgürlük, zenginlik ve çeşitlilik yaratma oranım erken bir test imkânı demektir.
- Yaşlılık ve hastalık korkusu, partneri için çekiciliğini yitireceği korkusu, ötekine aşırı bağlı hale geleceği korkusu, başkası için terk edileceği korkusu ve kendisinin ya da partnerinin fiziksel sağlığını umursamadan ihmal etme gibi zamanın gerçekliğine kulakları tıkama ya da inkâr etme yönünde bilinçdışı eğilim her türlü saldırganlığın hayat bulduğu bir alan haline gelebilir.
- Bütün insan ilişkileri bitmeye yazgılıdır; kaybetme, terk edilme ve nihayet ölüm tehdidi aşk ne kadar derinse o kadar büyüktür; bunun ayrımında olmak da aşkı derinleştirir.
- Şefkat “başkasını kendisi gibi bir insan olarak tanımaktan, ötekinin acı ve sevinciyle kendini özdeşleştirmekten, suçluluk ve acıma duymaktan ve hepimizin ortak bir insanlık zemininde var olduğumuzun farkında olmaktan geçen bir durumdur."
- Ergenlikte tipik olarak görülen şey kimlik bunalımlarıdır, kimlik dağılması değil; bu iki kavramı birbirinden kesinlikle ayırmak gerekir.
- Kadınların erkeklerden daha çok birbiri ardına mutsuz aşk ilişkileri yaşamasının nedeni olarak genellikle, kadınlarda kendine zarar verici davranışları güçlendiren, hatta doğuran ve kolaylaştıran kültürel baskılar, kadınların ekonomik sömürüsünden gelen kısıtlılıklar, istenmeyen gebelikler ve erkeklerdeki sadistik davranışın kültürel olarak destek görmesi gösterilir. Bunlar gerçekten de güçlü etkenler olmakla birlikte, aynı oranda önemli bir etken de kadınların erkeklere göre cinsel bir ilişki bağlamında derinliğine bir nesne ilişkisi geliştirme ka pasitesine daha erken erişmesidir; bunun nedeni, erkek çocuk ilksel nesneye ısrarla bağlı kalıp ona karşı yoğun bir çift değerlilik yaşarken, kız çocuğun ödipal dönemin başında anneden babaya yönelmiş olmasıdır.
- Âşık olmak aynı zamanda büyümekle ve bağımsız olmakla ilgili bir yas tutma süreci, çocukluğun gerçek nesnelerinin geride bırakma deneyimi anlamına gelir.
- Yaşlıların cinsel hayatının, genelde görmezden gelinmesi, çocuğun anne babasının cinselliğini reddetme çabasının adeta son bir baskısıdır; bu aynı zamanda anne babanın kendi cinselliklerinden duyduğu suçluluğun da son baskısıdır. Hayat boyu sevgi dolu bir beraberlik kaygısı çiftin hayata geçireceği aynştırıcı saldırganlığı dolayımlama ve kontrol etme açısından giderek önemli bir unsur haline gelebilir.
- Sahici aşk olarak sunulan ilişkide herhangi bir mahrem yan göremeyiz.
- Cinsel tutku genclik ve ilk yetiskinlik donemlerindeki “romantik” ideallestirmenin gelismemis ya da gecici bir ifadesi degil, ask iliskilerinin kalici bir ozellidigidir; cinsel tutku hayat boyu ask iliskilerine yogunluk, guc ve kendini yenileme islevi kazandirir; ve cinsel tutku, ciftin butun insani deneyimiyle baglantilandirilarak cinsel heyecani kalici hale getirir.
- Hayattaki onemli beklentileri yok edebilecek tehlikeli bir duruma duserek kaderle Rus ruleti oynamak derin mazosistik ihtiyaclari hayata gecirmenin baski bir bicimidir.
--reklam--
Aşk İlişkileri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ask iliskilerinde; insanın hazzı arayıp acıdan kacınması, doyumu arayıp bulduktan sonra bir metafor olarak o arzunun olmesi soz konusu daha cok. Burada sorulması gereken soru pesinden kostugumuz seyin hangi yonunden doyum yasıyoruz? Cevabı mutlak olan herhangi bir arzudur zaten bizi aska dusuren. Zor olması, heyecan uyandırması, gizem uyandırması, fethetme arzusu gibi… Tam da burada sekilleniyor icerik. Annesi tarafından surekli dokunularak temas icinde sevilen insan yavrularının asklarının cok tutkulu oldugu, insanın ilk askının sonraki asklarını sekillendirdiği ve digerlerinde de hep aynı hisleri yasatabilecek kisileri secmesi bir tesadüf değil aslında. Zaman icinde degisen cok sey olsa da bir baska seye evrilemeyen, donusturemedigimiz bizi doyuma ulaştıran arzuların sabitliği. Bunun yanında narsist, mazosist, sadist, sadomazosist ilişkilerin egilimlerinin degerlendirmelerini Freudyen yaklaşımlarla analiz etmis. Ask; esasen cocuklugumuzdaki eksik herhangi bir yanımızın bilmem hangi yansıtması… (Dilek)
Daha ana rahmine düşüşten, bebeklik, çocukluk, ergenlik, yetişkinliğe giden yolculukta, kişilik- karakter çeşitliliğinden, genetik baskınlık-yatkınlıktan, pisikolojik eğilimlerin; aşk ve kadın-erkek ilişkileri üzerindeki etkilerine, çeşitlerine '' doktorun hastalarıyla, gerçek, kişisel kesitlerine yer vererek hazırlanmış, farkındalık yaratan, çok çok ilginç bir kitap.. ilginç bir şekilde ''geçmiş'inizin'' farkına varıyorsunuz, anlıyorsunuz. Kişisel deneyimimle; neyden kurtulduğumu, ne sebeple neye tutunduğumu an itibariyle anlamış bulunuyorum.. işte bu kitap böyle bir kitap en özet haliyle.. anne-baba mı olmayı planlıyorsun arkadaşım?.. 100 kere daha düşün! öğreneceğin, aklından giçirmen gereken, beyninin süzgecinden aşındırman gereken çook konu var. Ve öğren! ödipal - preödipal ne demek.. Bu kavramlar neye etkili, peki ben bir ebeveyn adayı olarak nelere dikkat etmeliyim? Yeteli bilince sahip miyim? Tabii biz, ataerkil(maalesef), kapalı, görece muhafazakar bir toplumuz.. Öyle aşırı cinsel sapkınlıklar çok görülmez.( göz önünde olmaz demek istiyorum) Lakin dürtülerimiz hayli yıkıcı, sapkın, anormal olabilir. özetle; bu kitabı okuyun.. aydınlanın derim.. hani bazı kitaplar bakış açınızı genişletir, derinleştirir, değiştirir.. bu kitap onlardan biri. dipçe: başlarda içine girmek zor olsa da, okumaya devam edin.. Doktorun deneyimlerini anlatmasıyla daha kolay adapte olunuyor. Bir de, çok terim var, anlaşılmaz gibi görünse de, cümlenin bütününde kolay kavrayabiliyorsunuz. Toplasanız 5 kez google(sözlük) kullanmışımdır. (süheyla çandıroğlu)
Kernberg bu kitabında aşk ilişkilerini birkaç başlık altında inceliyor. Aşkın halleri hiç şüphesiz insanı anlamanın halleri. Bundan yola çıkarak insanların geliştirdikleri kişilik örüntülerinin aşk ilişkilerine yansıması da kaçınılmaz oluyor. Nasıl bir aşıksınız? Sevmeniz ve sevilmeniz tam da kişiliğinizi yansıtıyor. Ödipal çatışma, ödipal nesneyle gelişen ilk ilişki tecrübeleri ve bundan sonraki ilişkilimizdeki gizli yönlendirme. Erkeklerin bir anne, kızların bir baba arayışı mıdır aşk? Çiftlerin aralarında geliştirdikleri normal ya da patolojik örüntüler. Okurken toplumumuzun çoğunlukla ödipal olduğu kanısına varsam da, kurcalayıp kafa yormak için güzel bir kitap. (yol/açık)
--reklam--
Aşk İlişkileri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Otto F. Kernberg - Aşk İlişkileri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Aşk İlişkileri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Otto F. Kernberg Kimdir?
New York Hastanesi, Cornell Tıp Merkezi, Westchester Bölümü’nün tıbbi sorumlusu ve dekan yardımcısı olan Amerikan Psikiyatri Derneği üyesi Otto F. Kernberg, Cornell Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Psikiyatri profesörüdür.
Aynı zamanda Columbia Üniversitesi Psikanalitik Eğitim ve Araştırma Merkezinde eğitim analisti ve süperbizör analist olan Otto F. Kernberg, yakın zamana kadar New York Eyaleti Psikiyatri Enstitüsünün Genel Klinik Hizmetlerinde yönetici ve Columbia Üniversitesi Doktorlar ve Cerrahlar Fakültesinde klinik psikiyatri profesörlüğü yapmıştır.
Journal of the American Psychoanalytic Association dergisinde editörlk yapmakta yolan yazar New York Psikanaliz Enstitüsü ve Derneği 1972 Heinz hartmann Ödülünü, Pennsylvania Hastanesi Enstitüsü Edward A. Strecker Ödülünü, 1981 yılında Psikanalitik Tıp Derneği George E. Daniels Başarı Ödülünü, 1982 yılında Amerikan Ergen Psikiyatrisi Derneğinin William F. Schonfeld’i Anma Ödülü ve daha birçok ödüle sahip olmuştur.
--reklam--
Otto F. Kernberg Kitapları - Eserleri
- Aşk İlişkileri
- Sınır Durumlar ve Patolojik Narsisizm
- Sapıklıklarda ve Kişilik Bozukluklarında Saldırganlık
- Borderline Kişiliğin Psikoterapisi
- Aşk ve Saldırganlığın Ayrılmaz Doğası
- Yüksek Düzeyli Kişilik Patolojisi İçin Dinamik Psikoterapi El Kitabı
- Borderline Kişilik Bozukluğu için Aktarım Odaklı Psikoterapi
- Ağır Kişilik Bozukluklarında Psikoterapötik Stratejiler
--reklam--
Otto F. Kernberg Alıntıları - Sözleri
- şahıs, bir döneme ait kendisi ve nesne hakkındaki duygularını, düşüncelerini, algılarını hatırlamakla birlikte, bunlar karşısında kayıtsız kalmakta, böylelikle ruhsal çatışmadan kaçınmaktadır. (Sapıklıklarda ve Kişilik Bozukluklarında Saldırganlık)
- Psikozlarda meydana gelen temel etki ,kendilik ve nesne imgelerinin gerilemeli yeniden birleşmesidir; sınır kişilik örgütlenmesinde hakim olan, kendilik ve nesne imgeleri arasında bir yeniden birleşme değil, bölme süreçlerinin yoğunlaşması ve patolojik saplanmasıdır. (Sınır Durumlar ve Patolojik Narsisizm)
- Bütün insan ilişkileri bitmeye yazgılıdır; kaybetme, terk edilme ve nihayet ölüm tehdidi aşk ne kadar derinse o kadar büyüktür; bunun ayrımında olmak da aşkı derinleştirir. (Aşk İlişkileri)
- Âşık olmak aynı zamanda büyümekle ve bağımsız olmakla ilgili bir yas tutma süreci, çocukluğun gerçek nesnelerinin geride bırakma deneyimi anlamına gelir. (Aşk İlişkileri)
- Öfkenin temel işlevi; acı ya da huzursuzluk kaynağını yok etmektir. (Sapıklıklarda ve Kişilik Bozukluklarında Saldırganlık)
- Kimlik dağınıklığı olan bir şahıs kendini, dünyayı, başka insanlarla giriştiği ilişkiyi daima böylesine yansızlaşmamış, bütünleşmemiş kavramlarla algıladığı için duygu, düşünce ve davranış bakımından tutarlı bir kişilik sergileyemez; şiddetli duygusal dalgalanmalar, uç noktalara varan yargılar, dramatik davranışlar sergiler. Kernberg'e göre kimlik dağınıklığı sendromu şahsın ilişkilerinin dengeli, sıcak ve eşduyumlu bir ton almasını engeller. (Sapıklıklarda ve Kişilik Bozukluklarında Saldırganlık)
- ... yansıtmalı özdeşleşme, belli bir alanda kendilik ile nesne arasında bir ayrışma yokluğuyla, yansıtma etkinken, bir itkinin ve bu itkiden duyulan korkunun yaşanmasıyla ve dış nesneyi denetleme ihtiyacı ile karakterize olur (Kernberg, 1966; Rosenfeld, 1963). (Sınır Durumlar ve Patolojik Narsisizm)
- Açık ki, bir aşk ilişkisinin niteliği ve gelişmesi eşleşmenin doğasına ve dolayısıyla çifti bir araya getiren seçim sürecine bağlıdır. Aşk ilişkileri kapasitesinin yetişkinlik derecesini gösteren aynı özellikler seçim sürecini etkiler. Cinsel zevki özgürce yaşama kapasitesi, en azından partnerlerden biri için mümkünse, bu cinsel birlikteliklerinin özgürlük, zenginlik ve çeşitlilik yaratma oranım erken bir test imkânı demektir. (Aşk İlişkileri)
- Narsisist kişiliklerin savunma örgütlenmesinin sınır durumlara olan benzerliği, karşılıklı olarak çözülmüş ya da bölünmüş ben hallerinin mevcudiyetinde yansıdığı şekliyle bölünme ya da ilkel çözülme mekanizmalarının hâkimiyetinde görülür. Böylece yüksekten bakan büyüklenmecilik, utangaçlık ve aşağılık duyguları birbirlerini etkilemeden bir arada bulunabilir. Bu bölünme işlemleri, ilkel yansıtma biçimleriyle, özellikle de yansıtmalı özdeşleşme, ilkel ve patolojik idealleştirme, tüm güçlü denetim, narsisist geri çekilme ve değersizleştirme ile sürdürülür ve pekiştirilir. (Sınır Durumlar ve Patolojik Narsisizm)
- Nefret, aşk ile diyalektik bir ilişki içerisinde var olur. Nefret aynı zamanda, derinden gereksinim duyulan geçmiş ya da potansiyel bir sevgi nesnesine yoğun şekilde bağlanma anlamına gelir. (Sapıklıklarda ve Kişilik Bozukluklarında Saldırganlık)
- Karşı aktarımda saldırganlığın ve kendine yönelmiş saldırganlığın etkisini yansızlaştırmada ve bu etkinin üstesinden gelmede önemli bir aktif güç analistin tasa duyma yetisidir. (Sınır Durumlar ve Patolojik Narsisizm)
- Nesne ilişkilerinin içselleştirilmesi açısından, erken benin hızla art arda yapması gereken iki temel görev vardır: (i) Kendilik imgelerinin, ilk içe atımların ve özdeşleşmelerin bir parçasını oluşturan nesne imgelerinden ayrıştırılması; (ii) libidinal dürtü türevlerinin etkisi altında oluşturulan kendilik ve nesne imgelerinin bunlara karşılık gelen ve saldırgan dürtü türevlerinin etkisi altında oluşturulan kendilik ve nesne imgeleriyle bütünleştirilmesi. (Sınır Durumlar ve Patolojik Narsisizm)
- Kişi derinliğine sevebilme yetisi kazandıkça ve başka birini yıllar içinde kendi kişisel ve toplumsal hayatının bir parçası olarak gerçekçi biçimde daha iyi değerlendirebilir hale geldikçe, gerçekten eşit oranda ve hatta daha iyi tatmin edici bir partner olabilecek ötekileri bulabilir. (Aşk İlişkileri)
- Nefretin egemenliği altında, travma yaşatan nesneye güçlü şekilde bağlanma görülmüştür. (Sapıklıklarda ve Kişilik Bozukluklarında Saldırganlık)
- Depresif-Mazoşistik Kişilik Bozukluğu, karakter özelliğini üç tipte gösterir; 1- Uzlaşmaz bir üstben varlığı 2- Diğer insanlardan destek, sevgi ve kabul görmeye aşırı bağımlılık 3- Saldırganlığın ifadesinde güçlük çekilmesi (Sapıklıklarda ve Kişilik Bozukluklarında Saldırganlık)
- Kızlar kalıtımdan, oğlanlar ise çevreden daha çok etkilenir; kızlar sese daha duyarlıyken, oğlanlar daha görseldir. (Aşk İlişkileri)
- Sahici aşk olarak sunulan ilişkide herhangi bir mahrem yan göremeyiz. (Aşk İlişkileri)
- Gerçekte, öfke tepkilerinin klinik analizi- diğer yoğun duygu durumlarınınki gibi- daima altta yatan, kendiliğin bir parçasıyla, önemli bir nesnenin bir parçası arasında özgül bir ilişkiyi içeren, bilinçli ya da bilinçdışı bir fanteziyi açığa çıkarır. (Sapıklıklarda ve Kişilik Bozukluklarında Saldırganlık)
- İlkel idealleştirme, gerçekçi olmayan, tamamıyla iyi ve güçlü nesne imgeleri yaratır ve bu da ben idealin ve üst benin gelişimini olumsuz yönde etkiler. (Sınır Durumlar ve Patolojik Narsisizm)
- Bölme, ilkel idealleştirme, yansıtmanın erken biçimleri (özellikle yansıtmalı özdeşleşme), inkar ve tüm güçlü olma, sınır kişilik örgütlenmesi olan hastalarda karakteristik savunma kümelenmeleri teşkil eder. (Sınır Durumlar ve Patolojik Narsisizm)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin