Kitap Künyesi
Yazar: Yekta Kopan
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750701191
Sayfa Sayısı: 160
--reklam--
Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İlk öykü kitabı olan Fildişi Karası ile çok olumlu tepkiler alan Yekta Kopan, duru, abartısız, akıcı dili, yaşamın içinden seçilmiş, şaşırtıcı ayrıntılarla zenginleştirilmiş konularıyla; hüzün ve duygusallıkla mizah ve ironiyi dengede tutmayı başaran kurgularıyla, Türk edebiyatı içinde kedine özgü yolunu bulmuş görünüyor. Olayın ön planda tutulduğu öyküleri, titizlikle işlenmiş, fazlalıklardan arındırımlış, çok yönlü, çok boyutlu karakterlerle donatılış, 'insan olan' türlü şeyle bezenmiş. Gerçekçi bir anlatım içinde hayalgücüne de çok yer vermesi, Yekta Kopan'ın öykülerinin öne çıkan özelliklerinden. 'Yaşam kurgulanmalıdır' diyor Yekta Kopan ve insanlık durumlarından beslenen öyküler yazıyor.
(Arka Kapak)
--reklam--
Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri Alıntıları - Sözleri
- Hiçbir zaman yazılmayacak bir öykünün iki kahramanı gibi, bakışıp duruyoruz
- Sözler verilir. Sözlerin altında ezildikçe, yalanlar söylenir.
- Bana beni anlat dediğimde, seni dinleyeceğimi o kadar iyi biliyorum ki.
- Yalnız insanların yüzünde hüzün, mutlu çiftlerin gözünde kahkaha, gençlerde heyecan, yaşlılarda ölüm aranır.
- Bana gördüklerinizi getirmeyin.Bana gördüklerinizin ardındakini getirin.Eğer bir şeyin arkasını görmek için çaba harcamazsanız, o size istediği kadarını gösterir. Çünkü unutmayın, her şey aslında göründüğünden farklıdır.
- Yıllar önce defterime yazdığım bir söz geliyor aklıma: “Sevmenin en zor yanı sevilmek...” Ne kadar aptalmışım, sevmenin en zor yanının, kendini bir kenara koyup, sevildiğini görmek olduğunu anlamak için, yalnızlığımı kendime tekrar tekrar tarif etmem gerekiyormuş demek ki. Yaşatamadığım bir aşkı, yazarak yeniden kazanamayacağımın farkındayım artık
- Sehpanın üstündeki kitap yığınlarına “şatonun kuleleri” demeye bayılırım. Bir kule okunmakta olanlar (üç dört kitabı aynı anda okurum), bir kule sırasını bekleyenler (her hafta iki üç kitap alırım), bir kule de her zaman elimin altında olmasından hoşlandıklarım (tabii ki bu en uzun kuledir).
- Yanaklarım şiş mi, gözümde çapaklar var mı, saçım darmadağın olmuş mu demeden sevgilinin yüzündeki gülümsemeyi yakalamak, insanın artık rotasını bulduğunun kanıtı değil midir?
- — Ben beni korumasını istemiyordum ki. O acıları yok etmesi için değil, benimle paylaşması için evlenmiştim annenle.
- — Bizimki yeni bir sevgili bulmuş herhalde... — Size ne yahu kızın özel hayatından? — Özeli mi kaldı artık? Rekorlar kitabına girecek. İnsan bu kadar sık ayakkabısını bile değiştirmez be...
- "Otuz ikilik mum boya takımım yanımda olsa, her şeyin resmini baştan yapabilirim belki. Bu hayata nasıl yazılmak istiyorsam, öyle çizerim kendimi.."
- "Artık gücüm kalmadı.."
- Daha ilk gecemizde dudağımın kenarından öpülmekten nasıl da hoşlandığımı o keşfetti.
- Belki de ben bu oyunu ancak bu kadar oynayabiliyorum.
- Sevmenin en zor yanı sevilmek...
--reklam--
Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yekta Kopan’ın okuduğum ilk kitabı ve okumaya başladığım andan itibaren neden bu kadar geç tanıştık diye düşünmeden edemedim. Çok naif, sade ve bir o kadar da insana dokunan bir kalemi var Yekta Kopan’ın. Birbirinden güzel dokuz hikaye ve bir söyleşiden oluşuyor kitap. Her hikaye farklı bir haz. Her hikayede insan kendinden bir şeyler buluyor. Özellikle kitaba adını veren Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri, Düş Eş ve Maskeli Süvâri beni çok etkiledi. (İdil Bicer)
Hüzün: Dönem dönem elime aldığım bazı kitaplar gibi, detaylı araştırma yapmadan, yazar kim acaba diye çok fazla düşünmeden, çok kıymetli(!) zamanımı boşa mı harcayacağım acaba korkusu duymadan elime aldığım bir başka kitap hakkında duygularımı sizlere paylaşmak istiyorum. Bu yazıyı okuyup, verdiğim birkaç linke tıklayanlar muhtemelen kitabı okumamdan önceki benden daha bilgili olacak. Öncelikle yazar Yekta Kopan'ı bir yerlerden tanıyormuşum. Muhtemelen birçoğunuz da tanıyor, onu özellikle sesiyle tanıyoruz. Yazar aynı zamanda dublaj sanatçısı ve şimdiye kadar çok güzel işlere imza atmış. Biraz inceleyince listenin uzunluğuna hayret ettim doğrusu. https://tr.wikipedia.org/wiki/Yekta_Kopan#:~:text=serilerindeki%20Michael%20J.-,Fox%2C%20%C3%A7izgi%20film%20karakteri%20Sylvester%20ve%20Buz%20Devri%20(film),'de%20Cyclops'u%20seslendirdi. "Ben dublajlı film izlemem yea, karakterlerin kendi sesleri, vurguları, duyguları bir başka abiii" havalarında birisi olarak Yekta Kopan'ın seslendirdiği karakterleri başarılı bulduğumu söylemem lazım. Sadece seslendirmenlikle de kalmamış, içerisinde bulunduğu birçok başarılı proje, program da var. Peki "yazarlığı da sesi kadar başarılı mı onu anlat sen" dediğinizi duyar gibiyim. Oraya geçmeden bir konuya daha değinmek istiyorum. Filmlerin izleyici kitlesi hakkında kendimce bir gözlemim var, bazı insanlar bilim kurguya tiksinti derecesinde uzakken, benim gibi bazı insanlarsa hayal gücünün ortaya çıkardıklarını görmek konusunda ekstra bir motivasyon ve heyecan duyuyor. İzleyiciyi iki gruba bölmek pek mümkün olmasa da bazı net çizgiler olduğunu düşünüyorum. Bilim kurgudan uzak izleyicilerin, insanın günlük yaşantısı içerisindeki çalkantıları, duygu yüklü anları, olayları, tutkuları, hayal kırıklıklarını görmek istediğini ve kendisini bu "gerçekçi" karakterlerin yerine daha kolay koyduğunu düşünüyorum. Tabii ki tek sebep bu değildir ancak daha fazla detaya gerek yok. Bu tip filmler bana bazen sıradan, bazen sıkıcı geliyor. Bunun sebebini de hayatın sıradanlığından kurtulmak ve 1-2 saatliğine de olsa bilinen sıkıntılardan uzaklaşma isteği olarak görüyorum. Yekta Kopan'ın öykülerini barındıran bu kitap içerik olarak hayatın içerisinden, hepimizin yaşamış olabileceği, belki de "gerçek" birçok olay ve duyguyu kısa kısa kesitlerle bizlere sunuyor. Özellikle öykü okumak istediğim pek görülmemiştir çünkü kısa kısa yazılar bende hep bir yarım kalmışlık, devamını bekleme, "Eee bu neydi şimdi?" gibi pişmanlıklar oluşturuyor. Belki de çok okumadığım ve görüldüğü gibi yeterince araştırmadığımdan olabilir. Kitabın ismi, içerisinde yer alan bir öyküden alındığı için "Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri" , yani tüm öyküler aşk üzerine değil. Ancak tüm öykülerdeki ortak duygu melankoli, hüzün olabilir. En azından benim deneyimlediğim duygu bu. Ancak tek bir duygu üzerinden kitabı tarif etmeye çalışmak yanlış olur. Yer yer güzel espriler de var. Yazar özellikle sonları vurucu yapmak için çabalamış ancak her öyküde buna gerek var mı bilmiyorum. Çoğu öykünün içerisinde karakterlerin sürekli yazarlıkla ilişkili olması yazarın işini mi kolaylaştırıyor yoksa tam aksine kitaptaki bir karaktere bir şeyler yazdırmak daha mı zordur emin olamadım. Bu arada ilk defa Yekta Kopan'ın bir kitabını okuduğumu belirtmek istiyorum. Kitaba başladığımda ilk fark ettiğim şey yazarın bana göre başarılı betimlemeleri, yerli yerinde verdiği karakter ve çevre detaylarıydı. Yazının bu özelliğini tam tadında buldum. Ne göze sokacak derecede yersiz ne de sıradan bir düz yazı okuyorum hissi verecek kadar az. Kitap 10 farklı içerikten oluşuyor. Platonik aşk, yalnızlık, baba oğul ilişkisi, aile içi roller, kültür farklılıkları, arkadaş ilişkileri, beklentiler, çocukluk anıları gibi birçok farklı konuyu içerisinde barındırıyor. Bazı incelemelerde her öyküden tek tek bahsedildiği için tekrar yazmak istemiyorum. Ancak uykusunda yazdığı yazılarla ünlenen bir yazarın röportajının yer aldığı son bölüm dışında, öykülerin "gerçeklik" dozunda olduğu ve herkesin hayatından en az bir parça bulabileceği yazılar içeren sakin bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Benim gibi büyük bir beklentiye kapılmadan okuyanların kitabı beğeneceğini düşünüyorum. Ya da ben hüzünlere gark olmuş bir adam olup çıktım.(Sırf gark olmak yazmak için yazdım, evet) Umarım ikincisi değildir. :)) Yazımı seslendirmenleri tanıyalım tadında keyifli bir video ile bitirmek istiyorum: https://www.youtube.com/watch?v=uX3-ZHPb39k&ab_channel=U%C4%9FurTA%C5%9EDEM%C4%B0R (Semih)
Öncelikle kitabın adından başlamak istiyorum. Bence kitabın adı "yanlızlık mutfağında hayat tarifeleri" hayat tarifeleri olması lazımmış. Aşk kelimesi düşünülecek yerlerde bile sadece alışkanlıklar olarak geldi. Platonik aşklar konusunda kitabın hakkını yememek lazım çünkü bu konuda master seviyesinde olan beni tatmin etti. :D Kitabın geneline bakarsak dil bakımından edebi dili tatmin edici ve akıcı bir üslübuna sahip. Hikayelerin kurgusu güzel ve çok az boşluk var. Konu olarak ağır yalnızlıkların, aileler arasında iletişim yetersizler ve baskılar, aslında genel bir iletişim sorunu olduğunu yorum yapmak düşünürken fark ettim. :D Okurken çok etkileneceğiniz hikayelerle birlikte sıradan bulabileceğiniz hikayelerin olduğu bence güzel bir kitaptı. Keyiifli okumalar. (mustafa tamer akder)
--reklam--
Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Yekta Kopan - Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Yekta Kopan Kimdir?
Yekta Kopan (d. 1968, Ankara), Türk yazar, seslendirme sanatçısı ve televizyon sunucusudur.
Sesi Jim Carrey, Michael J. Fox, çizgi film karakteri Sylvester ve Buz Devri (film) animasyon karakteri Sid ile özdeşlemiş bir seslendirmecidir.
Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri adlı öykü kitabı 2002 Sait Faik Hikaye Armağanı'na, Bir de Baktım Yoksunadlı öykü kitabi ise 2010'da hem Haldun Taner Öykü Ödülü'ne, hem de Yunus Nadi Öykü Ödülü'ne değer görülmüş bir öykücüdür.
NTV televizyon kanalında her gün yayınlanan "Gece Gündüz" adlı kültür-sanat programının sunuculuğunu yapmaktadır.
--reklam--
Yekta Kopan Kitapları - Eserleri
- Aile Çay Bahçesi
- Kediler Güzel Uyanır
- İki Şiirin Arasında
- Sakın Oraya Gitme
- Bir de Baktım Yoksun
- Sıradan Bir Gün
- Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri
- Bana Kuşlar Söyledi
- İçimde Kim Var
- Kara Kedinin Gölgesi
- Sarmaşık
- Fildişi Karası
- Karbon Kopya
- Yedi Derste Vicdan Muhasebesi
- Daha Önce Tanışmış mıydık?
- Burun
- Karbon Kopya
- Bu Dünya Hepimizin
--reklam--
Yekta Kopan Alıntıları - Sözleri
- Bildiğim her dilde kitap okurum. Bildiğim her dilde müzik dinlerim. Bildiğim her dilde mutsuzum. (İki Şiirin Arasında)
- Kahveyi karıştırırken ağlamak geldi içimden. Ağlarsam kahve taşacaktı. Tuttum kendimi. (Sakın Oraya Gitme)
- Hayat dediğin, bir cümleye yenik düşmek. Bir kelimeye. Bir heceye. (İki Şiirin Arasında)
- Kimi zaman hesap yapmamalı insan, okun yaydan nasıl çıktığının farkına bile varmamalı. (Sarmaşık)
- "Hiçbir limana yanaşmayacaksın. Hep açık denizde. Hep ufuk çizgisine doğru." (Bir de Baktım Yoksun)
- Psikolojinin temel meselelerinden biri olan "ana rahmine dönme isteği", benim için bambaşka bir anlam taşıyordu. Oraya dönmek ve bir başkası olarak yeniden doğmak istiyordum. (Bana Kuşlar Söyledi)
- Bu bunaltıcı yalnızlıktan çıkmanın tek yolunu erken yaşta keşfetmiş, kitaplardan başımı kaldırmaz olmuştum. (Daha Önce Tanışmış mıydık?)
- Mutsuz ruhlar, ancak benzerlerinde temize çekebiliyor kendilerini. (Bana Kuşlar Söyledi)
- "Ben geçip gitmek isterdim hayattan, o iz bırakmak için uğraşırdı. O tadına doyum olmaz bir şiirdi, ben taslak halinde bir roman." (Aile Çay Bahçesi)
- Şiir metafor değildir gerçeğin ta kendisidir. (Karbon Kopya)
- Babalık sonradan giyilen bir gömlek, çoğu erkeğin düğmelerini doğru ilikleyemediği. (Sakın Oraya Gitme)
- Bir huzursuzluk çöktü içime, dönüp ardıma bakmak istedim. Bir söz düşmüştü peşime. Günlerce, aylarca takip etti. Kaçmaya çalıştıkça daha çok iz bırakıyordum peşimde. (Kara Kedinin Gölgesi)
- “Doğururken öldürdüğünüz çocukların hesabını verecek kadar cesaretiniz olsun.” (Sakın Oraya Gitme)
- Sadece güneş doğduğunda aydınlık, battığında karanlık olduğunu biliyorsun. Ama alacakaranlığın aydınlığı mı karanlığı mı haber verdiğini nereden anlayacaksın? Mutlulukla mutsuzluk arasında bir alacakaranlık olup olmadığını nereden anlayacaksın? Bomboş bir bahçede oturmuş bunu düşünüyorsun. Birden ufuk çizgisinde bir ışık görüyorsun. Güneş mi yükseliyor ay mı bilemiyorsun. Tam anlayacakken birden her yer kararıyor. Karanlık, karanlık, karanlık... (Daha Önce Tanışmış mıydık?)
- Sayıları severdim, hep sayardım,geçen süreleri, yalnızlıkları, öfkeleri,bitmeyen kavgaları,bağrışları... (Sarmaşık)
- "Otuz ikilik mum boya takımım yanımda olsa, her şeyin resmini baştan yapabilirim belki. Bu hayata nasıl yazılmak istiyorsam, öyle çizerim kendimi.." (Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri)
- "Derdim kendimleydi. Üstelik bu derdi omuzlayacak cesaretim de yoktu. Her gün dertlerimin çamurundan yeni heykeller yapıyordum.." (Sıradan Bir Gün)
- Odam. Yıllardır bana ait olan tapınak (Yedi Derste Vicdan Muhasebesi)
- "Ah aşk, nasıl da zamansız çalıyorsun kapıları." (Kediler Güzel Uyanır)
- Sık sık derin acılara gömüldüğüm doğruysa da, gene de içimde saf ve sakin bir uyum, bir müzik var. En yoksul bir kulübede, en pis bir köşede bir cümle, bir hikaye görebiliyorum. Ve karşı konulmaz bir güç kafamı hiç durmadan bu gibi şeylere itiyor. Başka şeylere olan ilgim gittikçe azalıyor ve o ilgilerden kurtulduğum oranda aklım hikaye edilebilir olanları daha çabuk yakalayabiliyor. (Karbon Kopya)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin