Kitap Künyesi
Yazar: Julianne MacLean
Çevirmen: Deniz Beril Bacaklılar
Orijinal Adı: An Affair Most Wicked
Yayın Evi: Ephesus Yayınları
İSBN: 9786055358303
Sayfa Sayısı: 374
--reklam--
Aşkın Kollarında Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Clara Wilson, Londra'ya onca yolu adını temizlemek için gelmişti. İnatçılığı, okyanusun öbür tarafında evlenmesini neredeyse imkansız kılarken, yanlışlıkla gittiği bir baloda kendisini Rawdon Markisi Seger Wolfe'un kollarında bulmuştu. Clara daha önce hiç âşık olmamıştı ama markiyle tanıştığında bu hissettiğinin aşk olduğundan hiç şüphe duymamıştı. Ne yazık ki aşk, kafasındaki en son şeydi. Buraya kendisine bir eş bulmaya gelmişti, bir hovarda değil.
Kötü şöhretli Marki ise Clara Wilson ile tanıştığında ona karşı öyle güçlü bir arzu duymuştu ki, kendisini aristokrat Londra'nın girdabına yeniden kapılmaktan alıkoyamamıştı. Şimdi kendisine hiç uygun olmayan bu güzelliğin aşkını kazanmak için mücadele ederken, bu oyunda kendi kalbini de ortaya koyacaktı.
"İşveli bir kadın, enfes bir şekilde hınzır bir erkek ve çok iyi sunulmuş bir Viktoryan atmosferi içinde MacLean okuyucularını büyülüyor. Özel kıvılcımları ve şehvet anlayışı onun zirveye yükselişinin önünü açıyor."
-Romantic Times-
"Türünün harika bir örneği."
-Jo Beverley-
"Bu kitabı, iki muhteşem gün boyunca başımı kaldırmadan okumanın keyfine vardım. Hikâye bal gibi akıp gidiyor ve yerinde olmak isteyeceğiniz karakterlerin yaşadıklarını okuyarak sayfaları çevirirken aldığınız lezzetten parmaklarınızı yalıyorsunuz. Muazzam bir hikâye anlatıcı olan ve öykülerine neredeyse şarkı söyletecek denli hayat katan yazarın anlattıklarına gömülüp gidiyorsunuz. Bu kitabı vakit geçirmeden 'okunması gerekenler' listenize eklemelisiniz."
-Suzanne Coleburn-
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Aşkın Kollarında Alıntıları - Sözleri
- “Sana soruyorum, dünya nereye gidiyor?"
- “Aşkın sadece ihtimali yeterli olabilir miydi?”
- "Cenneti gördün mü ? " Tanrım evet ." " Neye benziyordu ?" " Sana."
- Clara boğazında bir yumru hissetti. Yutkunarak elini markinin bacağına yasladı. "Bunu duyduğuma çok üzüldüm." Marki başını çevirip pencereyi örten kırmızı kadife perdelere baktı. "Uzun zaman geçti üzerinden." "O zamandan beri hiç kimseyi önemsediniz mi?" Markinin bakışları Clara'nın kendisinin bacağında duran eline yöneldi ve sonra yukarı kalkıp Clara'nın gözlerini buldu. "Pek çok kişiyi önemsedim." Aniden gergin hisseden Clara ihtiyatla elini onun bacağından çekti. "Bunu yapmamıza gerek yok," dedi marki, onun eline uzanıp yavaşça demin durduğu yere koyarak. "İşler tam da ilginçleşmeye başlıyordu." Clara'nın kalbi çarpmaya başladı. "Yalnızca acınızı paylaşmak istemiştim, lordum." "Evet, biliyorum, bunda da gayet iyisiniz. Biraz daha fazla şey paylaşmak ister misiniz?"
- Clara sesini alçalttı. "Neden bana böyle eziyet ediyorsunuz? Sanki hep başımı belaya sokmak istiyor gibisiniz. Uygunsuz şeyler söylüyorsunuz. Ya da belki söyleme şekliniz öyle geliyor." "Çünkü yanaklarınızın kızardığını görmeyi seviyorum."
--reklam--
Aşkın Kollarında İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ilk kitabın olay örgüsü ve kurgusu bundan çok daha iyiydi. Bu kitapsa bana tamamen zorlama geldi. Evet kitabın başındaki ilk karşılaşma heyecanlı ve beklenmedikti. Ancak kitap ilerlerken bu heyecan yavaş yavaş söndü. Benim için okumak bile bir noktada sıkıcı oldu. Bu tarz kitapların her zaman sonu bilinse de okumayı zevkli kılan kitabın kurgusudur. Oysa bu kitapta ben o akıcılığı, kitabın okuyucuyu içine çekmesini hiç hissedemedim. Karakterlerin hisleri, düşünceleri hep sözde kaldı. Ben kitabı okurken bahsedilen hislerin hiçbiri bana geçmedi. Bu kitaptaki benim açımdan en olumsuz nokta da bu. Kitapta olumlu olarak gördüğüm ve bu puanı vermemin tek nedeni ise Seger ve Clare arasındaki dialoglardi. Çoğu zaman eğlenceli geldi konuşmaları( Özelllikle ilk yaridakiler). (Çağda Sağır)
Clara Wilson, Sophia'nin bir dükle evlenmesiyle Amerika sosyetisine girmeyi başarmıştı. Ablası ailesinin Amerika'da kabul görmesini sağlarken, aşkı da bulmuştu. Clara'ya kalan ise katıldığı balolardan birisinde doğru kişiyi bulmaktı. Gerisini babasının verdiği hatrı sayılır çeyizle hallederdi. Ancak Clara bir macera istiyordu. İstediği heyecanlı maceranın sonun ise adını temizlemek için aştığı yolculukla doğru şeyi yapmak niyetindeydi. Bilmediği, bir karışıklığın sonucunda kendisini daha beter bir durumun içine sokabilecek konuma geldiğiydi. Kötü şöhretli Rawdon Markisi Seger Wolfe, bir kalbinin olduğunu düşünmüyordu. Babasının ölümünden sonra üvey annesi ve onun yeğeni ile yaşadığı hayatında istediği herşeye sahipti. Yakışıklılığı ile göz dolduran adam, aşkı bir kez tatmış ve bir daha kimseyi sevemeyeceğine kendini inandırmıştı. Adının karıştığı bir skandal ise Londra sosyetesinden aforaz edilmesini sağlamış. İçinde bulunduğu toplumun onaylamadığı ama katılmaktan da geri kalmadığı bir baloda tanıştığı kadına karşı hissettiği arzu ile de olmadığını inandığı kalbinin varlığını hissetmeye başlayacaktı. Birbirlerinin kollarına düşen iki gencin hikayesi Aşkın Kollarında. İlk başta, Seger ve Clara tamamen arzularının peşinde koşuyorlar. Kitap da şiddetli arzuları ve cinsel çekimlerini sonuna kadar hissettiriyor. Geçmişlerinin ağırlığı elbet bir yerde karşılarına çıktı. Bu noktada Seger'e biraz sinir oldum. Clara, Seger'e göre daha netti. Ayrıca anlayış sınırlarını da sonuna kadar zorladı. Seger, bazı şeyleri fark edene kadar kafasını kırmak istedim. Özellikle üvey annesi ve yeğeninin oynadığı oyunları anlaması çok uzun sürdü. Bu noktada tam bir aptal gibi davrandığı bir gerçek. Karısına karşı daha anlayışlı olmak varken söyledikleri ise beni çıldırtma noktasına getirdi. Çevirisi ilk kitaba göre çok daha iyiydi. Yazarın yormayan ve çabucak okunan bir kalemi var. Historical romance türünde olan kitap eğlenceli ve sıkıcı olmayan diyaloglarıyla da çabucak okunuyor. Şahane bir kitaptı diyemem ancak ben İngiliz sezonlarını okumayı sevdiğim için fazla eleştirmeden bir solukta okudum. (Ümmühan)
Bu kitabı 2013'te almışım. O kadar duygulandım ki anlatamam. O zamanlar okurken nasıl da heyecanlanmış, kitabı nasıl da sevmiştim. Şimdi tekrar okudum. Biraz yüzeysel geldi ama genede çok tatlı bir kitap. Öyle ahım şahım değil açıkçası, diyaloglardaki yapaylıklar çok bariz. Karakterlerin uyumu iyi değil. Ciddi anlamda tutku eksikliği var. Ama ya 8 yıl önce okuduğumda benim için olağanüstüydü tabi tekrar tekrar okumuştum kitabı hey gidi günler. Neyse benim için yeri ayrıdır bu kitabın. Kapağı da çok beğenmiştim (Rabia Çiçek)
--reklam--
Aşkın Kollarında PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Julianne MacLean - Aşkın Kollarında kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Aşkın Kollarında PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Julianne MacLean Kimdir?
E.V. Mitchell ismiyle de roman yazmaktadır.
--reklam--
Julianne MacLean Kitapları - Eserleri
- Beni Aşka İnandır
- Yan Benimle
- Yeminimi Bozana Kadar
- Aşkın Kollarında
- Aşk Gelince
- Ben Sana Tutsak
- Portrait of lover
- Love According to Lily
--reklam--
Julianne MacLean Alıntıları - Sözleri
- Maceranın bir bedeli vardır. (Aşk Gelince)
- “Eğer onu gerçekten sevseydin ve değer verseydin, asla kaderini engellemeye çalışmazdın. Özgür bırakırdın.” (Yan Benimle)
- Clara boğazında bir yumru hissetti. Yutkunarak elini markinin bacağına yasladı. "Bunu duyduğuma çok üzüldüm." Marki başını çevirip pencereyi örten kırmızı kadife perdelere baktı. "Uzun zaman geçti üzerinden." "O zamandan beri hiç kimseyi önemsediniz mi?" Markinin bakışları Clara'nın kendisinin bacağında duran eline yöneldi ve sonra yukarı kalkıp Clara'nın gözlerini buldu. "Pek çok kişiyi önemsedim." Aniden gergin hisseden Clara ihtiyatla elini onun bacağından çekti. "Bunu yapmamıza gerek yok," dedi marki, onun eline uzanıp yavaşça demin durduğu yere koyarak. "İşler tam da ilginçleşmeye başlıyordu." Clara'nın kalbi çarpmaya başladı. "Yalnızca acınızı paylaşmak istemiştim, lordum." "Evet, biliyorum, bunda da gayet iyisiniz. Biraz daha fazla şey paylaşmak ister misiniz?" (Aşkın Kollarında)
- “Sana soruyorum, dünya nereye gidiyor?" (Aşkın Kollarında)
- İnsanın kendini sevmeme düşüncesi çok rahatsız ediciydi. Kendi ruhuna bu kadar uzak olmak çok ürkütücüydü. (Yan Benimle)
- Catherine bunları söylerken bir anda fark etti ki, anılar olmayınca pişmanlıklar da olmuyordu. Suçluluk duyacak hiçbir şey yoktu. Hatırlamamak, sürekli masum ve saf olmaktı. Kafasının içi bomboştu. (Yan Benimle)
- Aynada kendimi değil bir hayalet görüyorum... (Yan Benimle)
- Kitapları bu kadar sevdiğin düşünülünce..diye devam etti. "İnsan aşk hakkında bir şeyler okumuş olduğunu zanneder." (Aşk Gelince)
- Hayranlık uyandırıcı bir ihtişamla gülümsedı ve bum ! Her şey bir anda oluvermişti işte. (Aşk Gelince)
- “Aşkın sadece ihtimali yeterli olabilir miydi?” (Aşkın Kollarında)
- Tanıdığın düşman tanımadığın dosttan iyidir, dedi kendi kendine. (Ben Sana Tutsak)
- "Onu koruma endişesi sürekli içini kemiriyordu ve Angus için en büyük tehlike de buydu." (Yeminimi Bozana Kadar)
- Bir insanın ölümü dünya üzerinde dalga etkisi yaratırdı.Bazıları o kayıp sebebiyle acı acı çekip yas tutardı ya da sadece Tanrı'nın bilebileceği şekillerde etkilenirlerdi. (Ben Sana Tutsak)
- Ne kadar tuhaf değil mi? İnsanı yıpratıyorlar yıpratıyorlar, Tanınmayacak hale getirene kadar uğraşıyorlar, Sonra dönüp çok değiştin diyorlar..! (Yan Benimle)
- “bugün değilse, yarın, çünkü hayat böyle. her canlı sonunda ölmeye mahkumdur.” (Aşk Gelince)
- Kastettiğim şey şu ki,gerçek aşk ender bulunur ve zorlamayla olmaz.'İstenince verilen aşk en güzeldir,ancak kendiliğinden gelen aşk daha da güzeldir.' (Beni Aşka İnandır)
- Sen herhangi birinin sahip olabileceği tüm iyiliklere sahipsin, çünkü hiç kimse mükemmel değildir. Mükemmellik gerçek dışıdır, ama sen, Adele, sen gerçeksin. (Aşk Gelince)
- "Onu kaybetmek ruhunu kaybetmek gibiydi." (Yeminimi Bozana Kadar)
- "Hayatını başkalarını memnun etmeye adayamazsın, Adele. Kendini ve geleceğini düşünmelisin. Annem ve babam düğün töreninden sonra New York'a dönecek ve sen Londra'da tek başına kalacaksın; hem de itaatkâr bir evlat değil, evli bir kadın olarak. Kendi mutluluğundan kendin sorumlu olacak ve hayatın için yapacağın seçimlerde özgür kalacaksın. Kendi istediğin kişiyle evlenmesin." (Aşk Gelince)
- Ne var ki, şimdi onun gözlerine bakarken hissettiği bu mutluluk, için'de dalga dalga yayılıyor ve bu güç onu kollarında geçirdiği her geceyi onun varlığının tatlı sıcaklığıyla uyandığı bir sabaha bağlıyordu. Aşk mıydı bu.? (Beni Aşka İnandır)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin