Kitap Künyesi
Yazar: Mine Söğüt
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750732997
Sayfa Sayısı: 416
--reklam--
Aşkın Sonu Cinayettir Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Mine Söğüt'ün Pınar Kür ile yaptığı uzun sohbetin kitabı Aşkın Sonu Cinayettir, bir kadın yazarın dünyasına bir başka kadın yazarın rehberliğinde yapılan bir ziyaret.
"Aşkın o zamanki tanımı neydi sizin için?"
"İnsan gençken aşkın tanımını yapmayı düşünmüyor ki, yaşıyor sadece ve biraz aptalca. Aşkın tanımını yapmak için onu birkaç kez yaşamak, yaşın da kırka gelmesi gerekiyor galiba.Gençken derin sandığın duygular aslında epeyce yüzeysel. Olanakların sınırsız, vaktin sonsuz sanıyorsun... Daha doğrusu pek düşünmüyorsun, hayatın bir sürü son içerdiğini aklına getirmiyorsun.
Gene de, o zaman bilincinde değildim tabii, ileriki yıllarda yaptığım analizler sonucu anladım ki, aşk benim için her zaman mutluluktan çok mutsuzluğu içermiş.En mutlu olduğumu sandığım anlarda hep mutsuzluğu beklemişim.Son diye bir şeyi aklıma getirmediğim zaman bile bilinçaltımda bir yerde hazırlanıyormuşum sona. Bitmeyen aşk yok yani, ama bunu sonra konuşuruz."
--reklam--
Aşkın Sonu Cinayettir Alıntıları - Sözleri
- Tamamen kötü olmak sözü konusu ise veya tamamen iyi olmak söz konusu ise tutarlı olmak ne kadar mümkündür? İnsan yaşamını ne kadar tutarlı sürdürebilir? Sürdüremezlermiş gibi gelir bana. İmkansız! Baştan sona tutarlı olan biri ilişkilerini sürdüremez gibime gelir.
- “Aşk biter ama sevgiye saygıya dönüşür diye ukalalıklar vardır ya, katiyen doğru bulmam, bir röportajda, bırakın yahu dedim, aşkın sonu her zaman kötüdür, sevgiye filan dönüşmez, her aşkın sonu cinayettir.”
- Bir fıkra vardır bilir misin? Oğluna söz geçiremeyen bir anne, İtalyan ise eğer ''Dediğimi yapmazsan seni öldürürüm,'' der; Yahudi ise ,''Kendimi öldürürüm,'' der; Türk ise ,''Akşam baban eve gelsin, seni öldürür'' der.
- Tak diye bir düğmeye basınca istediği her şeye ulaşabilen insan, sonra oturup da onlar üzerine derin düşünmüyor.
- Herkesin gerçeği kendine aittir, bağımsız bir gerçek yoktur.
- Aşk aptallık değildir... yaşam için gerekli, hatta kaçınılmazdır. Bunca sayfa yazıldığına ve okur - hala içine fenalıklar gelmeksizin- okumayı sürdürdüğüne göre, kolumuzun altına alıp yola çıktığımız bu varsayımdan vazgeçmeyelim. Öte yandan, şu ana kadar ki gözlemlerin, aşkın kaçınılmazlığı kadar olanaksızlığını da belirlediği, bir gerçek. Araştırılan, soruşturulan da bu ikilem zaten.... Bitmeyen Aşk
- İlerki yıllarda yaptığım analizler sonucu anladım ki, aşk benim için her zaman mutluluktan çok, mutsuzluğu içermiş. En mutlu olduğumu sandığım anlarda bile hep mutsuzluğu beklemişim. Son diye bir şeyi aklıma getirmediğim zaman bile bilinçaltımda bir yerde hazırlanıyormuşum sona. Bitmeyen aşk yok yani.
- Yazarın nihai amacı insanları mutlu kılmak değildir. Yazarlar iyi insanlar değillerdir, iyi olmak isteseler doktor, hemşire, yuva öğretmeni olur insanlara yararlı işler yaparlardı. Amaç okurun dünyasını sarsmak.
- Mutluluğun romanını yazmış olan kim var? Sen yazdın mı? Hiç öyle bir şey fark etmedim ben senin yazdıklarında! Çünkü hikaye yoktur mutlulukta. Zate mutlu olduğun anda roman yazmak da, okumak da aklına gelmez. Herkesin çok mutlu olduğu bir roman niye okuyasın ki? Sinirden ölürsün...
- "Kadınlar erkekleri, erkeklerin kadınları anladığından daha iyi anlar ve anlatır."
--reklam--
Aşkın Sonu Cinayettir İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Benim gibi bir Pınar Kür aşığı için bir nimet gibi bu kitap. Hem kitaplarıyla hem hayatıyla ilgili çok değerli anlatılar var. Mine Söğüt'e minnet duyuyorum. (Gülcan Saygılı)
Dikbaşlı olup, her ağzına geleni söylemeyi dobralık sanıp bunu bir meziyet olarak görüyor bazı insanlar. Pınar Kür ü baştan sona bu hisle okudum. Dobralık iyidir ama yukarıdan bakmayı, insanları aşağılamayı çağdaşlık saymak bambaşka şey. Kendiyle aynı fikirde olmayan herkes kara cahil, görgüsüz, eğitimsiz vs. Kendi de kitabın içinde söylüyor zaten olumsuz eleştiriyi 'bu yazdığımı anlamamış diyerek geçiyorum' diye. Okumuş, kültürlü ve köklü bir aileden geliyor(muş) Kür. Yurtdışında eğitim görmüş, çok mücadeleler vermiş (buna katılırım). Ama herkesin kendi kadar şanslı olmadığını kavrayamayacak kadar boş bakmış hayata. Herkese verip veriştiriyor, bir doğru kendisi sanki. Özellikle Küçük Oyuncu kitabındaki önsözle çok eleştirilmiş. İnternette aradım taradım ama bulamadım, kitabı da yok bende. Kitaplarının çok müstehcen olduğunu bu kitabı okuyunca anladım, çünkü ben Sadık Bey dışında bi kitabını okumadım. Ama Yarın Yarın, Bitmeyen Aşk, Asılacak Kadın kitaplarının dönem dönem yasaklandığını anlatıyor. Ama eleştirilerin hiçbirini umursamadan yoluna devam ettiğini gururla anlatıyor. Bilgi Üniversitesinde öğrencilerden birisi Yarın Yarın kitabındaki Selim karakteri için şöyle söylüyor: " Aa bu ne biçim adam, insan hiç akrabasının karısıyla yatar mı?" Kendisi de akabinde şunu söylüyor: " Aman çok doğru söylüyor çocuk, Memet Fuat(kendisini çok eleştiren bir eleştirmen) da bunu söylemişti zamanında. Demek ki eleştirmenin ağzından çıktığına göre, Anadolu'dan gelme bir üniversite öğrencisinin ağzından rahat çıkabilir. Bazı gençler hala zannettiğimiz kadar özgür bakamıyorlar kadın erkek ilişkilerine." Bunu da okuyunca pes dedim.. Bu eleştiriden Anadolulu olmayı küçümsemeye kadar nasıl getirdin işi.. Yani Pınar Kür olmamış, olamamış.. (Tülay)
Sonuncu Sonbahar'ı okuduğum anda Kür'ü daha yakından tanıma isteğim zaten oluşmuştu.Bu kitap da Mine Söğüt'ün Pınar Kür ile yaptığı bir söyleşi aslında.Kitap başta çok güzel başladı ortalarına doğru sıkıldım diyebilirim.Mine Söğüt'ün soruları bazen kendini çok tekrar etti sorular daha farklı olabilirdi ama genel anlamda Pınar Kür'ü daha yakından tanımak ve yaşadıklarını bilmek beni mutlu etti. (Beyza Coşkun)
--reklam--
Aşkın Sonu Cinayettir PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mine Söğüt - Aşkın Sonu Cinayettir kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Aşkın Sonu Cinayettir PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mine Söğüt Kimdir?
Babası bir deniz subayı olan Mine Söğüt, ortaöğrenimini Kadıköy Kız Lisesi'inde tamamladığı 1985 yılında babasını kaybetti. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde girdi.
Gazeteciliğe 1990 yılında Güneş Gazetesi'nde başladı, İnsan Hakları Servisi'nde muhabirlik yaptı. Güneş Gazetesi'nin kapanmasından sonra Tempo Dergisi ve Yeni Yüzyıl gazetesinde çalıştı.
1993 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin düzenlediği yarışmada, Haber dalında mansiyon aldı. 1996-2000 yılları arasında Haberci adlı televizyon belgeselinin metin yazarlığını yaptı. 1999-2001 yıllarında Öküz dergisinde yazdığı yazılarla tanındı. Profesyonel gazeteciliği bırakan Söğüt, 2001-2005 yılları arasında Cihangir Postası adlı yerel bir gazetenin gönüllü editörlüğünü yaptı.
Mine Söğüt'ün ilk kitabı, Adalet Cimcoz: Bir Yaşam Öyküsü Denemesi isimli biyografidir. İlk romanı Beş Sevim Apartmanı / Rüya Tabirli Cin Peri Yalanları'ndan sonra Kırmızı Zaman adlı ikinci romanı ve Doğan Kardeş adlı kitabı yayımlandı. 2006 yılında Pınar Kür'le yaptığı "Aşkın Sonu Cinayettir" adlı söyleşi kitabı Everest yayınlarından çıktı. 2007 yılında üçüncü romanı "Şahbaz'ın Harikulade Yılı 1979" yayınlandı.
Karikatürist yazar/bahadir-baruter ile evlidir.
--reklam--
Mine Söğüt Kitapları - Eserleri
- Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey
- Dolapdere - Kürt Kediler Çingene Kelebekler
- Şahbaz'ın Harikulâde Yılı 1979
- Beş Sevim Apartmanı
- Deli Kadın Hikayeleri
- Kırmızı Zaman
- Adalet Cimcoz - Bir Yaşamöyküsü Denemesi
- Milyonluk Manzara
- Aşkın Sonu Cinayettir
- Darbeli Kalemler
- Bütün Yönleriyle Özal ve Dönemi
- Gergedan
- Sevgili Doğan Kardeş
- Alayına İsyan
--reklam--
Mine Söğüt Alıntıları - Sözleri
- Kadınların evlendikten sonra soyadlarının değişmesi ve hayatlarına bambaşka bir insan olarak, yepyeni bir kimlikle devam etmeleri insanı nasılda çıkmaza sokuyor. (Adalet Cimcoz - Bir Yaşamöyküsü Denemesi)
- Gerçek, yolu gösteren en iyi ışıktır. Sadece gerçeği bilerek evrendeki tüm soruların cevabını bulabilirsin. Ama evren kurnazdır. Gerçeği hep saklar. Yaşam denilen şey gerçeğin peşinde alınan yoldur. Kimi zaman bir arpa boyu da olsa , insan gerçeğe baktığında hep ilerler. (Şahbaz'ın Harikulâde Yılı 1979)
- Kimin öyküsüne mercek tutsanız, hangi hayatın peşine düşseniz mutlak bir acı üzerine inşa edildiğini görürsünüz. Üstelik sadece bu mahallede değil, her yerde. (Dolapdere - Kürt Kediler Çingene Kelebekler)
- Tanrı dünyayı altı günde yarattı. Yedinci gün utandı. (Gergedan)
- “Sahi insan ölünce içindeki şarkılara ne oluyor sen bilirsin. Ölüden avucuna hiç şarkı döküldü mü daha önce? Benim döküldü. Küçük oğlum öldüğünde, avuç avuç ninni döküldü avucuma.” (Deli Kadın Hikayeleri)
- "Cesaret insanın hayatta kalmasını sağlayan kadim genlerden biridir." (Kırmızı Zaman)
- Kadınını altına alıp ezen erkek, halkını altına alıp ezen devletin yapıtaşıdır. (Alayına İsyan)
- Bu silah satışları üzerinden devletler ve şirketler hem açık hem de gizli politik anlaşmalar yaparlar. Legal olarak üretilen silahların bir kısmı o yüzden yeraltına kayar. Tüm devletler silah kaçakçılığına kör ve sağırdırlar. Yeraltında dönen illegal ekonomi aynı zamanda yeryüzünü de besler. Cumhurbaşkanları, başkanlar, krallar, kraliçeler ve diktatörler bu ekonomilerden semirirler. Dağa çıkanlar ve kışlaya girenler ellerindeki silahın kimi öldüreceğiyle aslen ilgilenmezler. Gözlerini kapar ve vatan için ve direniş için ve bayrak için ve kurtuluş için ve toprak için... tetiği çekerler. (Alayına İsyan)
- Belki mucizelere inanmak hasta ruhların en iyi ilacıdır ama mucizelere kanmak kimi zaman ölümcül bir hastalıktır. (Beş Sevim Apartmanı)
- Benim başım artık kendimle dertte... (Beş Sevim Apartmanı)
- "Hayat tuhaflıklarla doludur ve katlanılabilir olmasını bu tuhaflıklara borçludur." (Kırmızı Zaman)
- Korkunun gölgesinde akıl fakir kalır. (Beş Sevim Apartmanı)
- Artık kimin kim olduğunu öğrenmek istemiyorum. Oysa bu mahallede herkesin hikayesi kimliğiyle başlıyor. Kaderler burada kimliklere göre paylaştırılmış. (Dolapdere - Kürt Kediler Çingene Kelebekler)
- “Benden ne istediğinizi öğrenemedim, beni sevip sevmediğinizi hiç bilemedim” (Deli Kadın Hikayeleri)
- İlerki yıllarda yaptığım analizler sonucu anladım ki, aşk benim için her zaman mutluluktan çok, mutsuzluğu içermiş. En mutlu olduğumu sandığım anlarda bile hep mutsuzluğu beklemişim. Son diye bir şeyi aklıma getirmediğim zaman bile bilinçaltımda bir yerde hazırlanıyormuşum sona. Bitmeyen aşk yok yani. (Aşkın Sonu Cinayettir)
- "Evin dilini de anlıyormuşsunuz?" "Evet?" "Mesela pencereler ... şu an bir şey diyorlar mı?" "Onu hatırlamıyorlar bile ... " "Öyle mi? Neden? Yaşarken hiç dışarı bakmadığı için mi?" "Hayır, ölürken bile sırtını onlara döndüğü için." (Deli Kadın Hikayeleri)
- "Deliliğin cazibesi ne kadar tehlikelidir bilemezsiniz.." (Deli Kadın Hikayeleri)
- "Kadınların en büyük zaafı, kendilerine yakıştırılan genel ahlakın gerçekten kendilerine yakıştığına kanmalarıdır." (Alayına İsyan)
- Sakın bana ismimi sormayın Sakın gözlerimin tam içine bakmayın Yanımdan geçerken bana dokunmayın. Varsayın ki burada değil, oradayım. Oraya siz gelemezsiniz. Köprüleri yıktılar, gemileri yaktılar, yollar kayboldu. Ben başkayım. Ben uçurumlar kadar tehlikeli Dereler kadar tekinsiz Rüzgarlar kadar esriğim. (Deli Kadın Hikayeleri)
- “İstemek başarıyı baştan çıkarır.” (Beş Sevim Apartmanı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin