Kitap Künyesi
Yazar: Isabel Allende
Çevirmen: Eren Yücesan Cendey
Tasarımcı: Ayşe Çelem
Orijinal Adı: De Amor Y De Sombra
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789755103723
Sayfa Sayısı: 320
--reklam--
Aşktan ve Gölgeden Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu öykü, birbirlerini amansızca seven, böylece sıradan bir varoluştan kendilerini sakınan bir kadınla bir erkeğin öyküsüdür. Bu öyküyü zaman aşımına karşı koyarak belleğimde gizledim; şimdi artık bu yerin ıssız gecelerinde size anlatabilirim. Bunu, onlar ve ötekiler için yapacağım. Çünkü onlar bana yaşamlarını emanet ettiler ve şöyle dediler: Al, yaz, yoksa rüzgâr onu silip yok edecek.
Yazarlık serüvenini, “gerçekliğin bütün boyutlarını görebilmek ve yazabilmek” olarak niteleyen Allende, bu kitapta, bir cinayetin perde arkasını araştıran iki gazeteciye odaklanıyor. Gene karanlığı dile getiriyor, ardından aydınlığı; umudu, peşi sıra umutsuzluğu; acımasızlığı, dayanışmayı... Her şeye rağmen karamsar değil. Hatta bir parça “mutlu son” bile var. “Keşke yalnızca mutlu sonları yazabilseydim, ne yazık ki yaşam hiç öyle değil,” dese de...
--reklam--
Aşktan ve Gölgeden Alıntıları - Sözleri
- Varlıklı sınıf varoluş sorunları yaşamıyordu, geri kalanlarsa, umutsuzca ona ihtiyaç duymalarına karşın psikolojik bir tedaviye verecek para bulamıyorlardı.
- Buralarda gölgeler güneş batmadan çok önceden inmeye başlar, manzara ıssız, hoş bir hal alır, yankı onların düşüncelerini devleşmiş biçimiyle uzak bir kartalın çığlığı olarak yansıtırdı.
- Artık tanıdıkları bu dünyayı terk etme zamanı gelmişti, şimdi çağdaşlarının pek çoğunun yaşadıklarını yaşama sırası onlara gelmişti:Kovulanlar, göç edenler, sürgüne yollananlar, sığınanlar arasına katılacaklardı.....
- Ve şimdi de sevgili arkadaşım, anlat bana, neden böyle kederlisin? — Çünkü şimdiye dek hep düş görerek yaşamışım ve uyanmaya korkuyorum.
- Adalet artık neredeyse hiç kullanılmayan unutulmuş bir sözcüktü; özgürlük gibi, suç unsuru sayılabilirdi.
- halkın belleği zayıftır nasıl olsa.
- Bizi, bilimiyle böylesine masum kılan yalnızca aşktır. Violeta Parra
- Fotoğraflar zamanı aldatır, ruhu bir karton parçası üzerinde öylesine saptar bırakır.
- Yaşlılık onu kederlendiriyordu.
--reklam--
Aşktan ve Gölgeden İncelemesi - Şahsi Yorumlar
DİPÇE : “Askerler gerçeğin üzerine sımsıkı bir kapak örtmüşlerdi, şimdi bu ülkede vahşi bir kızgınlık mayalanmaktaydı, kapak patladığı zaman da ortada bunu denetim altına alacak sayıda tank, asker olmayacaktı.” Latin Amerika edebiyatı okurları olarak, bu coğrafya ile aramızdaki bağları hemen fark eder ve incelmiş duygularla okuruz çoğunlukla. Bir mahalle baskısı, bir kandırılmışlık , ısrarla ötekileştirilme ve bazen sığınmak zorunda kaldığımız batıl inançlar kehanetler, aşklar vs. Ortak birçok düğümde buluruz kendimizi. Allende'yi de sevme sebeplerimizden birkaçıdır bunlar ve bence en önemlisi onun ötekiye zorlanması, sılaya hasret bırakılması, özleme gark edilmesidir. Ne vakit Allende okusak arkadan seyreden bir Salvador Allende biçimlenir. Şili'nin ilk sosyalist lideri olan Salvador Allende'nin, Pinochet tarafından devrilmesi ve öldürülmesi akabinde birçok insanın sürgünde geçen ömürleri hesaba çeker sizi. Ve Isabel Allende bu yenilip yutulmayacak hadiseyi her eserinde yeniden diriltir böylece uzaktan da olsa köklerine can suyu ulaştırmayı her defasında başarır. Tıpkı Aşktan ve Gölgeden de olduğu gibi. İrene ve Francisco karakterleri ile sahici bir aşkın derinliklerinde kaybeder okuru bazı pasajlar öyle canlıdır ki aşka inanmamak işten bile değildir. Ve yine Evengelina karakteri ile havalandırır sahneyi tozu dumana katar ve gölgede kalan ne varsa bir gün açığa çıkacağının ürküntüsünü yaşatır. Diktatörler sımsıkı kapakların ardındaki hiçbir şeyden emin olamayacaklar ve hiçbir hasretin zaman aşımına uğramayacağı gerçeği ile kıvranacaklar. Allende'nin aşkın gücüne sığınıp iki can karakterine söylettiği gibi gitmek zorunda kalanlar: "dönecekler" Sıcak, kırılgan ve hatta umut dolu... 1001 kitap tavsiyesi, okuyun . ursula_ teşekkür ederim birlikte okuyup birlikte içlendiğimiz için. (Gncokuyor)
Üç gündür bitmesin diye çabalıyorum.Bununla bir kitap daha bitirdim sırf bu kitabı elimde daha uzun süre tutabilmek için.Isabel Allende daha önce de severek okuduğum bir yazar olmuştu.Şimdi çok severek okuduğum bir yazar oldu.Kitaba yüreğimi bıraktım.Irene ile Francisco'nun tutkulu aşkıyla beraber bir ülkenin tarihini de okuyoruz .Askeri darbeyi,katliamı,cesetlerini arayan aileleri,haber yaptığı için canıyla tehdit edilen gazetecileri,manipülasyonu,işkenceyi,sınıf ayrımını,göçü,sürgünü okuyoruz.Latin Amerika'nın darbelerle dolu kanlı tarihinin Şili'deki yüzünü görüyoruz.Üç ailenin birbirine karışan hikâyeleri,kayıpları ve özellikle güçlü karakterleri.Bağlandığım çok karakter oldu.Hepsini severek okudum.Irene'nin annesi dışında hep güçlü kadın portreleri çizmiş yazar.Her birini tanıdığım,kitabı okuduğum için çok mutluyum. (Devrim Özgür)
Öncelikle beni Allende ile tanıştıran Zerdali ya teşekkür ederek başlamak istiyorum. Yazarın iki kitabını okumuş oldum ve gerçekten de hayran kaldım onu belirteyim. Ve kitap/ruhlar-evi--1218 ni okuduktan sonra bu kitabı da oku diyen black ablaya da ayrı bir teşekkür edeyim. Sayesinde Lealleri tanımış oldum, onların evine konuk olmak büyük bir keyifti. Teşekkür faslını bitirip kitaba gelelim biraz da :) Öncelikle kitabı okuyacaklar için şunu belirteyim ilk 30 sayfa çok önemli. 30 sayfada kitaptaki tüm karakterleri görüyoruz. Ben iki kere okudum o bölümü ve gerçekten çok faydalı oldu. Karakterler kafamda sağlam şekilde oturdu. 3 tane aile çıkıyor karşımıza ve ben soyağacı gibi bir şey oluşturdum ilerleyen sayfalarda çok faydasını gördüm. Bu kimdi vs. diyebileceğiniz bölümler olacaktır muhtemelen ve o zaman o soyağacı imdadınıza yetişecek. Sonrasında ise çok fazla ihtiyaç kalmıyor karakterleri tek tek benimsiyorsunuz zaten. Şöyle bırakayım belki faydası olur :) https://i.hizliresim.com/r5JZgV.jpg Bu karakterlerin içinde sanırım tek uyuz olduğum Irene’nin annesi oldu. Ya bir insan bu kadar mı kör olur arkadaş. Bu kadar mı etrafında dönen şeylere gözlerini kapar. Cevap: EVET Önce biraz Allende’yi tanımak gerekiyor ama ben uzun uzun yazmayacağım zaten şurada yazılmışı var oraya bakabilirsiniz. gonderi/28326977 Çünkü Ruhlar Evi’nde olduğu gibi burada da kendi hayatından izler taşıyor kitap. Devrimler, darbeler, yokluk, insanların çaresizliği, adaletsizlik, özgürlüklerin kısıtlanması, baskı var oğlu var. Bu kitapta askeri rejimin baskıları sonucu farklı insan hallerini görüyoruz. Bir yanda o rejimin bütün sıkıntıları yaşayanlar, diğer yanda hiçbir şeyden etkilenmeyen bir aile. Irene’nin annesinden bahsediyorum. Ama Irene çok farklı bir karakter ve kendisi gazeteci. Gerçek bir gazeteci ama halkın yanında olan gerçeklerin peşinde olan biri. Burada annesinden ayrılıyor işte. Hem görüş hem yaşayış olarak. Lealler var ki onlar sanırım bu kitabın en güzel ailesiydi. Onların kaderi de acı bir kader. Kendi ülkelerinden rejimden dolayı kaçmak durumunda kalıp yine başka bir askeri rejimin olduğu ülkeye gelmesi oluyor. Lealleri Leal yapan ise şu alıntıda gizli "Profesör Leal ve Hilda" “Sonra kederden ve gereksinmelerden doğan yeni bir güç getirmişlerdi dünyaya. Karşılaşılan zorluklara katlanabilmek için birbirlerinin bu çok denenmiş aşklarına dayanmışlardı. Onlar sevgilerini herkesten çok sınavdan geçirmişlerdi.” Ranquileo ailesi var ki en çok onlara üzülüyorsunuz zaten ve en çok onlar hissediyor bu rejimin acısını, sancısını. Büyülü gerçeklik diyoruz ya yine bu kitapta da var bu anlatım. Olay Evangelina Ranquileo üzerinden yürüyor. Evangelina’nın durduk yere kriz geçirmesi, ailesinin bunun tedavisini bir türlü bulamaması ve bunun büyülü bir şey olduğuna karar veren halk Evangelina’dan medet ummaya başlar. Bu böyle yayıldıkça gazeteci Irene ve fotoğrafçısı Francisco olayın peşine düşer. Ranquileo’ların evine geldiklerinde askerlerin de oraya gelmesi ile olaylar farklı bir boyut alıyor. Detay yazmıyorum burada kesiyorum :) Ruhlar Evi’nde de aynısı oldu. Ona hiçbir şey yazamamıştım. Anlatacağım o kadar çok şey var ama bir türlü toparlayamıyorum. Çok sevdiğim zaman sanırım böyle oluyor :) Irene’ye başlarda biraz kızmıştım ama sonra nedendir bilmem hak da verdim. Sevmediğin biri ile beraber olmak sanırım eziyet olur insan için. Ama öncesinde seviyor muydun acaba bunu da kendisine sormak isterdim? Francisco’yu da sevgi, fedakarlık konusunda ayrı bir yere koymak lazım. Ama biraz suçu da var gibi. Hani şimdi kız nişanlı be birader. Gerçekten çok farklı bir durum. Okuduğunuzda daha net göreceksiniz. Kim haklı kim haksız veya böyle bir şey olabilir mi vs diye soracaksınız ama oluyor, maalesef oluyor… Irene ve Francisco’nun aşkı ile Aşktan’ı iliklerinize kadar yaşıyorsunuz. Ranquileo’ların ve diğerlerinin kayıpları ile; Rejimin gizli kapaklı işleri ile; Gölgeden’i yaşıyorsunuz. Allende her daim okuyacağım yazarlar arasına girdi. Ciddi manada okumaktan keyif almak istiyorsanız bu yazarı es geçmeyin derim. Gerçekten okuduğum iki kitaptan da son derece keyif aldım. Bitsin istemedim hiç. Herkese keyifli okumalar. (Selman Ç.)
--reklam--
Aşktan ve Gölgeden PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Isabel Allende - Aşktan ve Gölgeden kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Aşktan ve Gölgeden PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Isabel Allende Kimdir?
Isabel Allende, 1942 yılında Peru'nun başkenti Lima'da doğdu. Ancak birkaç yıl sonra ailesi Şili'ye göç etti. Isabel Allende, amcası, Şili Devlet Başkanı Salvador Allende'nin 1973'te öldürülmesinden iki yıl sonra kocası ve çocuklarıyla birlikte Venezuella'ya sığınmak zorunda kaldı. 17 yaşında gazeteciliğe başlayan Allende, bir süre sonra San Francisco'ya yerleşti, ABD'nin önde gelen üniversitelerinde edebiyat dersleri verdi. 1982'de yayınlanan ilk romanı Ruhlar Evi'ni, 1984'te Aşktan ve Gölgeden, 1985'te Eva Luna adlı romanları, 1989'da Eva Luna Anlatıyor adlı öykü kitabı izledi. Sonsuz Düzen adlı romanı 1991'de, Paula 1994'te, Kaderin Kızı 1999'da, Sararmış Bir Fotoğraf 2000'de, Yüreğimdeki Ülkem 2003'te yayınlandı. Allende 2002-2004 yılları arasında Canavarlar Kenti, Altın Ejder Kenti ve Pigmeler Ormanı adlı romanlardan oluşan gençlik üçlemesini kaleme aldı. Türkiye'de tüm yapıtları Can Yayınları arasında yer alan Allende, hemen tüm öykü ve romanlarında gerçekçi bir anlatım ve siyasal bir yaklaşım ile büyülü gerçekçiliğin gerçeküstücü geleneğini ustaca kaynaştırdı.
--reklam--
Isabel Allende Kitapları - Eserleri
- Ruhlar Evi
- Aşktan ve Gölgeden
- Japon Sevgili
- Zorro
- Kış Ortasında
- Kaderin Kızı
- Eva Luna
- Paula
- Sararmış Bir Fotoğraf
- Canavarlar Kenti
- Yüreğimdeki Ülkem
- Maya'nın Günlüğü
- Pigmeler Ormanı
- Eva Luna Anlatıyor
- Denizin Altındaki Ada
- Canım Sevgilim Inés
- Altın Ejder Krallığı
- Günlerin Getirdiği
- Cinayet Oyunu
- Aphrodite
- Tüm Unutulmuşlar Adına
- Sonsuz Düzen
- Porselen Peri
- Eva Luna
- Denizin Uzun Taçyaprağı
--reklam--
Isabel Allende Alıntıları - Sözleri
- “Tüm duyumlar gibi ağrı da ruhun içine girmeye yarayan bir kapıdır,” demişti ona. “Ne hissettiğini ve neyi hissetmek istemediğini sor kendine. Dikkatini bedenine ver. Buna odaklanırsan, ağrının değiştiğini ve içinde bir şeyin açıldığını göreceksin ama aklının sana rahat vermeyeceği konusunda uyarmalıyım seni, düşüncelerle, hayallerle, anılarla senin dikkatini dağıtmaya çalışacaktır; çünkü o nevrozun içerisinde kendi rahatı yerindedir ...” (Cinayet Oyunu)
- Savaş gerçekleşmesi mümkün bir geleceği tasarlamakdan kurtarmıştı onu. (Denizin Uzun Taçyaprağı)
- Kader değişebilir,ama karmayı arındırabilmek için bütün hayatı değiştirmek gerekiyor,hatta belki bu bile yetmiyor. (Günlerin Getirdiği)
- İnsanın aklında kalan ve hiç unutulmayan şey şiirdir. (Denizin Uzun Taçyaprağı)
- ... otorite karşısında yerlerde sürünen ama eline birazcık fırsat geçti mi acımasızlıkta üstüne olmayan ödleklerden biriymiş. (Cinayet Oyunu)
- "Kadın o sevimsiz ve kuru sözcükleri ayırdı,o pek çiçekli olanları da seçip attı, çok kullanılmaktan eskiyenlerden de kaçındı, o olası olmayan vaatler sunanları ,gerçeklik taşımayıp, karmaşık olanları bir kenara itti, sonunda erkeklerin düşüncelerine kesinlikle dokunacak ,kadınların heveslerini uyacak sözcükler kullandı " (Eva Luna Anlatıyor)
- "İnsanlar ancak unutulduklarında ölürler. Beni hatırlayabildiğin sürece hep seninle olacağım." (Eva Luna)
- "Göğe doğru tükürme, suratına geri gelir " (Japon Sevgili)
- "Aşk insanların aklını bulandırmak ister .. ama önüne geçilmez değildir ." (Zorro)
- “Göğe doğru tükürme, suratına geri gelir” (Japon Sevgili)
- "Hüzün..." Terapistin söylediği gibi Willie'nin de benim de hayatımızda hüzün vardı, ama bu, insanı felce uğratan bir duygu değil, gerçekleri renklendiren kayıpların ve zorlukların bilinciydi. (Günlerin Getirdiği)
- Öyküler çeşit çeşittir. Kimi daha anlatılırken doğar, onların malzemesi dildir; birisi onu sözcüklere dökmeden önce bu sadece yaşanmış bir heyecandır, zihnin bir kaprisidir, bir görüntüdür ya da dokunulmazlığı olan bir anıdır. Kimileri ise, anlamını yitireceği korkusunu taşımadan sonsuza dek yinelenebilecek türden, elmalar gibi bütünlük taşıyan öykülerdir. Gerçek dünyadan alınıp sonra üzerinde hayal gücüyle çalışılanı da vardır, bir anlık bir esinle doğan ve anlatıldıktan sonra gerçeklik kazananı da. Ve gizli öyküler vardır, hani belleğin karanlık köşelerinde saklı kalmış olanlar, bunlar canlı organizmalar gibi kökler, antenter salarlar, şişler, yumrular üretirler, asalaklarla kaplanırlar ve zamanla biter karabasana dönüşürler. Kimi zaman şeytanları kovmak için bunları masal gibi anlatmak gerekir. (Eva Luna Anlatıyor)
- Eskiden iki-üç kişi bir araya geldi mi en önemli konu politikaydı; bir odanın içinde iki Şilili varsa, mutlaka üç tane de siyasi parti olurdu. (Yüreğimdeki Ülkem)
- Buralarda gölgeler güneş batmadan çok önceden inmeye başlar, manzara ıssız, hoş bir hal alır, yankı onların düşüncelerini devleşmiş biçimiyle uzak bir kartalın çığlığı olarak yansıtırdı. (Aşktan ve Gölgeden)
- "Çok bilen kişinin insanlığa karşı daha çok görevleri vardır." (Kaderin Kızı)
- Tanrı nin gözünde eşit değildik, çünkü sosyal sınıfları ve insanlar arasındaki farklılıkları bizzat O yaratmıştı. (Denizin Uzun Taçyaprağı)
- Kimi zaman acıyı engelleyemeyiz, ama kendi tepkimizi denetleyebiliriz. (Günlerin Getirdiği)
- Onursuz bir hayat yaşanmaya değmez. (Maya'nın Günlüğü)
- Bizde bir erkek, içinde yemek yediği tabağı yıkadı mı karısına ya da annesine 'yardım etmekte olduğunu' sanır ve bu yüzden takdir edilmeyi bekler. (Yüreğimdeki Ülkem)
- Bilge kişi alçakgönüllüdür , çünkü ne kadar az şey bildiğini bilir, (Sararmış Bir Fotoğraf)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin