Kitap Künyesi

Yazar: Alain de Botton

Çevirmen: Ayşe Ece

Yayın Evi: Sel Yayıncılık

İSBN: 9789755705286

Sayfa Sayısı: 336

--reklam--

Ateistler İçin Din Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Modern dünyanın seküler düzeninde yaşayan insanlar dinlerle olan bağlarını ya tamamen koparmış ya da en aza indirgemişlerdir. Oysa dinlerin eğitimden sanata kibarlıktan dayanışma duygusuna uzanan çok farklı alanda geliştirdikleri yaklaşımlar, derinlikleri, güzellikleri ve özellikle de insanının duygusal dünyasının gereksinimlerini karşılamaları açısından incelenmeye değerdir.

Alain de Botton, son derece ilginç bir tez ileri sürüyor: Seküler dünyanın dinlerden öğreneceği ve kendi anlayışı içinde yeniden yorumlayarak üreteceği çok farklı düzenlemeler vardır ve bu düzenlemeler sayesinde endişeli ve yalnız modern insan kendisini iyi, mutlu ve yeterli hissetmeyi başarabilir. Dinleri yepyeni bir bakış açısıyla görmek ve insanların mutluluğu için seküler dünyada onlara yer açmak hayatlarımızı derinden değiştirebilir.

Dinlere ve modern hayata şaşırtıcı, yenilikçi, sarsıcı, düşündürücü bir bakış...

--reklam--

Ateistler İçin Din Alıntıları - Sözleri

  • 'Üniversitelerin amacı, başarılı avukatlar, doktorlar ya da mühendisler yetiştirmek değildir. Asıl amaçları, yetenekli ve kültürlü insanlar yetiştirmektir.' John Stuart Mill
  • İyi düşünceler kitapların içinde hap­sedildiği sürece gelişemezler.
  • Kitap bataklığına dönen çağımız için üzülüyorsak bunun nedeni, zekamızı ve du­yarlılığımızı geliştirmenin en iyi yolunun daha fazla kitap oku­maktan değil, birkaç kitabı sürekli yeniden okuyarak onlardan anladığımızı derinleştirip tazelemekten geçtiğini hissetmemizdir.
  • Dindarların kutsal metinlerde buldukları nitelikler, kültür yapıtlarında da rahatlıkla bu­lunabilir. Romanlar ve tarih anlatıları, ahlak bilgilerini çok başarılı bir biçimde verip genel bir eğitim sunabilirler. Güzel tab­lolar, nasıl mutlu olacağımız konusunda bize önerilerde bulu­nabilirler. Felsefe, endişelerimize seslenip bizi teselli etmeyi başarabilir. Edebiyat hayatımızı değiştirebilir. Dinin verdiği etik derslerin eşdeğerleri, seçkin kültür yapıtlarında dağınık bir bi­çimde bulunur.
  • Yılın büyük bir bölümü boyunca vaazlarda ağırbaşlılığı, düzeni, ölçülülüğü, kardeşliği, dürüstlüğü, Tanrı sevgisini ve cinsel ter­biyeyi telkin ederken, yılbaşında toplumsal ruhun kilitlerini açıp festum fatuorum'u, Çılgınlık Şöleni'ni başlatırdı. Dört gün bo­yunca sanki dünya tersine dönerdi: Rahipler sunağın üzerinde zar atardı, 'Amin' demek yerine eşek gibi anırırlardı, kilisenin orta bölümünde içki içme yarışmaları düzenlerlerdi, Meryem Ana'ya Selam duası eşliğinde osururlardı, İncil'in parodisini yapan (Tavuk Götü İncili, Luka'nın Ayak Tırnağı İncili) uy­durma vaazlar verirlerdi. Maşrapalarca ale içtikten sonra kutsal kitaplarını ellerinde ters tutar, bitkiler için dua eder, çan kulelerine tırmanıp oradan aşağıya işerlerdi. Eşeklerle 'evlenir', göm­leklerinin önüne yün örgüsü kocaman penisler bağlar, onları kabul eden her cinsiyetten kişiyle seks yapmaya çabalarlardı.
  • Dinlerdeki etiğin temelinde, ilk insan topluluklarının üyeleri­nin şiddete olan eğilimlerini denetim altına alma ve onları şiddetin tam karşıtı olan uyum ve affedicilik ile tanıştırma gibi prag­matik gereksinimlerin olduğu açıktır. Dini ahlak, işte bu türdeki uyarı kurallarıyla oluştu ve sonra da gökyüzüne gönderilip mad­den var olmayan, o yüce biçimleriyle yeniden dünyaya yansıtıldı. Anlayışlı ve sabırlı bir insan olma konusundaki öğütler, toplum­ların bölünmesini ve kendi kendilerini yok etmelerini önleyebilecek nitelikler olarak görüldükleri için verildiler. Bu tür kurallar hayatta kalmamız için o kadar önemliydiler ki binlerce yıl bo­yunca bu kuralları biz insanların koyduğunu kabul etmeye cesa­ret edemedik, bunu yaparsak kuralların eleştirel bir bakış açısıyla incelenip saygısızca çiğnenmesini engelleyemeyiz diye korktuk. Ahlakı gökyüzünden indirilmiş gibi görmeyi, onun yalanlarımız ve zaaflarımızla parçalanmasını önlemek için yeğledik.
  • Yahudilik Babil sürgününden beri topluluklara mikvot -her birinde 575 litre temiz nehir suyu olan kutsal havuzlar- yapmalarını önermiştir. Yahudilerin, günah içerdiğini düşündükleri eylemlerini itiraf ettikten sonra saflıklarını ve Tanrı' ya olan bağlılıklarını yeniden kazanmak için bu suya girmeleri gerekir. Tora, her Cuma öğleden sonra, Yeni Yıl başlamadan önce ve her sperm boşalmasından sonra mikveh' e tam olarak girilmesini söyler.
  • Modern ateistlerin yanlış bir dü­şünceye kapılıp, kesinlikle Hristyanlığa özgü görüp kaçındıkları paganlara özgü sayısız uygulamayı Hıristiyanlık o ilk dönemle­rinde kendi içine almayı başarmıştı. Yeni inanç sistemi, kış ortası kutlamalarını alıp onları Noel adında yeni bir pakete soktu. Fel­sefe topluluklarının Epikürcü anlayışla birlikte yaşama idealini kendi içine aldı ve onu bugün manastır hayatı adını verdiğimiz birlikte yaşama biçimine dönüştürdü. Eski Roma İmparator­luğu'nun harap kentlerinde bir zamanlar pagan kahramanlara ve temalara ayrılmış olan tapınakların çatılarına yerleşmekte de hiçbir mahzur görmedi.
  • Henüz okumadığımız bütün o kitaplar yüzünden suçluluk du­yuyoruz; ancak Augustine ya da Dante'den daha fazla kitap oku­muş olduğumuz gerçeğini görmezden geliyor, bu yüzden de sorunun kesin olarak tüketim miktarında değil de, tükettikleri­mizi hazmetme yöntemimizde olduğunu fark etmiyoruz.
  • Bir kilisenin duvarını süsleyen bir haç ya da sunak örtüsüne işlen­miş bir kuzu resmi, Hıristiyanlığın modern ticari kuruluşların uzmanlık alanı olan 'markalaşma'yı yüzyıllardır başarıyla uy­guladığını gösterir. İşin gerçeği şöyledir: İlk kez dinlerin kullan­dığı kimlik oluşturma stratejisini, ticari kuruluşlar birebir uy­gulamış ve başarılı olmuşlardır.
  • Hayattaki her şeyden vazgeçip sadece işe odaklan­mak, günümüz dünyasında fazlasıyla olası bir strateji; ne de olsa işyerinde kazanılan başarıların, yalnızca fiziksel olarak hayatımızı sürdürmemiz için gerekli olan finansal kaynakları değil, aynı zamanda psikolojik olarak da ayakta kalmamızı sağlayan ruhsal gücü bize kazandırdığına inanılan bir dünyada yaşıyoruz.
  • Seküler toplumun başarılı bir yolla karşılamayı beceremediği iki temel gereksinim nedeniyle dinleri yarattığımızı anlıyoruz. Bu gereksinimlerin ilki, çok derinlerimizde kök salmış, bencil ve vahşi dürtülerimize rağmen hep birlikte, topluluklar halinde uyum içinde yaşama gereksinimi. İkincisi, mesleki başarısızlıklar, sorunlu ilişkiler, sevdiklerimizin ölümü, sağlığımızın bozulması ve kendi ölümümüz konularındaki kırılganlıklardan kaynaklanan ürkütücü yoğunluktaki acıyla baş etme gereksinimi.
  • İnsan genellikle çok kötü şeyler yaşadığında değil de, uzun zamandır sessizce kabul ettiği acılarının sahiplenmesini sağlayan şefkat dolu bakışlarla karşılaştığında kendisini bırakıp hıçkırıklara boğulur.
  • Yahudilerin yeni yılının başlamasından kısa bir süre sonra, Tişri ayının onuncu gününe denk gelen Kefaret Günü (ya da Yom Kippur) İbrani takviminde önemli ve ciddi bir olaydır. Levililer Kitabı'na göre bu tarihte, Yahudiler evleriyle ve işleriyle ilgili geleneksel etkinliklerini bırakıp, geçen yıl boyunca yaşa­dıklarını ve yaptıklarını zihinlerinde tartarlar, incittikleri ya da adil olmayan bir biçimde davrandıkları kişileri tek tek belirlerler. Sonra da hayal kırıklığına uğrattıkları, kızdırdıkları, anlık duygularla hayatlarından çıkarttıkları ya da ihanet ettikleri in­sanları arayıp bulmaları, onların karşısına geçip sonsuz pişmanlıklarını dile getirmeleri gerekir. Bu hem Tanrı'nın arzusudur, hem de geniş kapsamlı bir affedicilik için de çok nadir bulunan bir fırsattır. "Tüm insanlar hata yapar" denilir akşam duasında ve bu yüzden de "İsrailoğullarının hepsi, onlarla birlikte yaşayan yabancılar da affedilebilirler".
  • Orada uyuyakalıp hayata ara vermek istiyor. Ağlamak istiyor. Affedilmek ve teskin edilmek istiyor.

--reklam--

Ateistler İçin Din İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Bu kitapta, bir zamanlar dinlerin toplum,kibarlık,şefkat, sanat,mimari, eğitim gibi konularda ilerleme kaydettiğini ve günümüz seküler toplumunun bu meziyetlerden yoksun olduğunu bundan ötürü dinin göstermiş olduğu ilerleme ve toplumsallaşma becerisinden dersler çıkartılıp seküler topluma uyarlanabileceği yazıyor. Benim anladığım: Yalnız ve kadiri mutlak bir varlığa yalvarmaktan yoksun kalan bir ateistin, kaygılarını dışsallaştırabilmek adına yeni -aslında eski- toplumsal normlarla bu yoksunluğu giderme arayışı. (ferzende)

Dine hiç değer vermeyen ve dine ait her şeye toptan reddedici şekilde yaklaşan dinsizlerin mutlaka okuması gereken, dinin yararlı taraflarının hakkını biraz teslim edebilen cesur bir yazı. Cesur çünkü kendisinin de söylediği gibi dini reddi nedeniyle dindarlardan, dine yakın bakışı nedeniyle de dinsizlerden eleştiri alacak nitelikte. Dinsiz birinin de dine açık kalple yaklaşabilmesi tabii ki sevindirici, ve aslında olması gereken bir şey. Özellikle sonda bahsedilen İnsanlık Dini, din ihtiyacımızın boyutlarını gözler önüne sürüyor. Yazarın dinlerin yararlı olduğunu tespit ettiği ve seküler yaşamda ihtiyaç duyulan yönleri, dinlerin fıtrata uygunluğunu göstermesi açısından dinler adına önemli bir delil teşkil ediyor. Dinlerdeki bu tür öğeleri sekülerleştirip uyarlama çabası ise oldukça ilginç ve şaşırtıcıydı. Üniversitelerde açılmasını önerdiği fakülteler hem gerçekten uzak, hem de güzel olurdu, dedirten türden. (Rana)

Ateistler İçin Din: İlk olarak konuya ateistin büyük harfle yazılıp yazılmadığı karmaşası içinde olduğumu belirteyim,kitap için gördüğüm diğer incelemelerin çoğunda küçük harfle yazılmış aynı zamanda Edip Yüksel’in bu konuyla ilgili tweetine baktım ve kafam tamamen karıştı neyse ben TDK’ye göre hareket edeyim. ~~~~ •Yazar kitabın başında da amacının ateistleri bir dine yöneltmek,ateistleri kutsal dinlerden birinin içine almak gibi şeyler olmadığını sadece onlarında farklı dinler üzerinden alması gereken bazı kuralları uzun uzun açıklamış(kibarlık,eğitim,şefkat,kötümserlik) Ki okuyucuları ateizme yöneltmek,Tanrı varlığını çürütmek gibi bir amaç da yoktu.Asıl konu ateistler içinde kuralların olduğu onların da o kurallar içinde ahlak normlarına göre yaşadığıydı. Kitapta şu arada bir gelen fotoğraflar kitaba olan ilgimi artıran başka bir unsurdu. Kitapta Hristiyanlık,Yahudilik ve Budizm ile ilgili cümlelere yer verip İslamdan bahsetmemesi biraz değişikti illa İslamdan da bahsetmeli bu nasıl bir terbiyesizlik dediğim yok sadece kutsal dinler derken ondan bahsetmesini beklemiştim Sırf ateistlerin okuyabileceği bir kitap olduğunu düşünmüyorum kitapta “ay bu ne”gibi bir durum olacağını da sanmıyorum.Eh o zaman kitabı gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum kaçırmadan okuyun (ecem)

--reklam--

Ateistler İçin Din PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Alain de Botton - Ateistler İçin Din kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ateistler İçin Din PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Alain de Botton Kimdir?

Yahudi asıllı  yazar ve televizyon programları yapımcısı.

1969 yılında İsviçre’de doğdu. Eğitimini Cambridge’de tamamladı. Yapıtları on altı dile çevrildi. Hâlâ Londra’da yaşıyor. Türk okurunun Aşk Üzerine, Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir, Romantik Hareket, Öp ve Anlat, Seyahat Sanatı, Felsefenin Tesellisi, Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı, Ateistler İçin Din, Havaalanında Bir Hafta, Görmek ve Fark Etmek, Hayat Okulu Kitapları ve Statü Endişesi adlı kitaplarıyla büyük beğeni kazandı.

--reklam--

Alain de Botton Kitapları - Eserleri

  • Felsefenin Tesellisi
  • Aşk Üzerine
  • Statü Endişesi
  • Aşk Dersleri
  • Mutluluğun Mimarisi
  • Görmek ve Fark Etmek
  • Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir
  • Romantik Hareket
  • Ateistler İçin Din
  • Seyahat Sanatı
  • Cinselliğe Nasıl Farklı Yaklaşırız
  • Öp ve Anlat
  • Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı
  • Haberler
  • Havaalanında Bir Hafta
  • Terapi Olarak Sanat
  • Hayat Okulu Kitapları (6 Kitap Takım)

--reklam--

Alain de Botton Alıntıları - Sözleri

  • İlişkilerin en can sıkıcı yanlarından biri, ilk tanıştığımız gün daha görür görmez tutulduğumuz insanlara çok çabuk alışmamızdır. Eskiden sadece bileği ya da omzuyla bizi tahrik edebilen kişi şimdi önümüzde çırılçıplak soyunsa en ufak bir heyecan kıpırtısı duymadan bakabiliriz. (Terapi Olarak Sanat)
  • İyi kitaplar yalnızca duygularımızı ve çevremizdekilere benzer insanları betimlemekle kalamaz, bunların bizim betimledigimizden çok daha güzel betimlenmesini sağlayan bir becerinin varlığına işaret ederler. Bu kitapların istedikleri gerçeklerin bizim de gerçeğimiz olduğunu düşünür, ancak bu gerçekleri kitapları okumadan kendi kendimize dile getirmeyi başaramayız. (Görmek ve Fark Etmek)
  • Doğuştan getirdiğiniz tek bir kusur var: hepimiz mutlu olmak için dünyaya geldiğimize inanıyoruz... (Felsefenin Tesellisi)
  • ...Tatmin olamayışımızın nedeni kendi hayatlarımızın baştan beri kusurlu olmasından değil, kendi hayatlarımıza gerektiği gibi bakmamamızdan kaynaklanır. (Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir)
  • Mutluluk beden için iyidir," diyor Proust, "ama zihnin gücünü artıran şey kederdir." (Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir)
  • Yaşamımı paylaşacak biri olmadan yaşama hakkının, sesimi duyacak biri olmadan düşünce özgürlüğünün ne anlamı vardı ki? (Aşk Üzerine)
  • Erdemli olmaya giden yolun başında burjuvalara duyulan nefret vardır. (Görmek ve Fark Etmek)
  • "Yaptığımız işin kişiliğimizi tanımlamasına tarihte izin veren ilk toplum da biziz; yeni tanıştığımız birine ilk sorduğumuz nereli olduğu ya da ailesi değil, ne iş yaptığıdır, sanki bir insanı ötekilerden ayıran özelliği bilmek için işini sormak yeterlidir." (Havaalanında Bir Hafta)
  • Bir kütüphane kadar sessizdi ortalık. (Seyahat Sanatı)
  • Sanat, kırılgan hayallerimize destek olur. (Terapi Olarak Sanat)
  • Doğamızdaki rastlantısal özellikler ve çocukluğumuzdaki tuhaflıklar nedeniyle yetişkin olduğu­muzda kendimizi dengesiz bir ruh halinde buluruz, bazı alanlarda çok iyiyizdir, bazılarında ise çok eksik, ya fazlasıyla endişeli ya da fazlasıyla sakinizdir, ya fazlasıyla iddialı ya da fazlasıyla pasifizdir, ya düşünce geliştirmeye fazlasıyla eğilimli oluruz ya da pratik yaşamı fazlasıyla önemseriz, ya fazlasıyla eril ya da fazlasıyla dişil yaklaşımları benimse­riz. Kendimizde olmayan özellikleri gördüğümüz kişileri ‘seksi’ olarak niteleriz, bizi zaten var olan aşırılıklarımıza daha da itecek gibi görünen kişilerden de kaçarız. (Cinselliğe Nasıl Farklı Yaklaşırız)
  • Özellikle de öfkenin ana sebebinin umut olduğu tezi. Kizgınız çünkü haddinden fazla iyimseriz; varoluşun içerdiği hüsran hastalığına yeterince hazırlıklı değiliz. Anahtarlarını her kaybettiğinde ya da bir havaalanında her geri çevrildiğinde bağıran bir adam anahtarların asla kendiliklerinden kaybolmadığı ya da seyahat planlarımızın daima garantili olmadığı bir dünyada dokunaklı ama düşüncesizce ortaya konan saf bir inanç sergiler (Havaalanında Bir Hafta)
  • " Arkadaşlarıyla inanılmaz derecede ilgilenirdi. Bu kadar az bencil ya da bu kadar az kibirli birini hiç tanımadım ... Karşısındakini eğlendirmek isterdi. Başkalarını güldürmekten ve gülmekten çok hoşlanırdı." -Georges de Lauris (Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir)
  • İyi düşünceler kitapların içinde hap­sedildiği sürece gelişemezler. (Ateistler İçin Din)
  • Whistler’dan önce kimsenin Londra’daki sisi fark etmemiş olması ya da Van Gogh’tan önce kimsenin Provence’taki selvilere ilgi göstermemiş olması imkânsızdı. (Seyahat Sanatı)
  • Doğa manzaraları bizlere birtakım değerler aşılama gücüne sahiptir: meşeler gururu, çamlar azmi, göller de sakinliği öğretir, erdemli olma yolunda bizlere sessiz sedasız ilham verirler. (Seyahat Sanatı)
  • "Yetmişimden fazla yaşadım. Aç kalmadım. Keyif aldığım pek çok şey oldu. Bir iki kere de beni iyi kötü anlayan biriyle karşılaştım. Daha ne isteyebilirim ki?" (Öp ve Anlat)
  • ..Freud'un deyişiyle Rilke, “Kış gelince baharın güzelliğinden geriye hiçbir şey kalmayacağını, bu güzelliğin de insanın yarattığı her güzel şey gibi yok olup gitmeye mahkûm olduğunu” unutamıyordur. Freud bu yaklaşım hiç onaylamıyordu.Ona göre yok olmaya mahkûm olsa bile çekici, güzel bir şeyi sevebilme yetisi sağlıklı bir ruhun göstergesiydi. (Mutluluğun Mimarisi)
  • Konuşacak kimse bulamadıkları için kaç kişinin yazar olduğuna ve bu yüzden kaç kitap yazılmış olduğuna şöyle bir bakarsak, kitapçıların yalnız insanlar için gidilebilecek en iyi yer olduğunu anlarız. (Felsefenin Tesellisi)
  • "Yas ve günaha çağrının zamanı bu, Gözyaşları, kıskançlık ve işkencenin devri, İsteyipte elde edememenin, lanetlenmenin zamanı..." (Statü Endişesi)