Kitap Künyesi
Yazar: Jeanette Winterson
Çevirmen: Dilek Şendil
Yayın Evi: Sel Yayıncılık
İSBN: 9789755709369
Sayfa Sayısı: 134
--reklam--
Atlas'ın Yükü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Metaforik anlatıların usta kalemi Jeanette Winterson, bu kez dünyanın yükünü tanrılar tarafından omuzlarında taşıma cezasına çarptırılan Atlas’ın Odysseia’da resmedilen epik öyküsünü yeniden ele alıp ona yepyeni bir son yazarak tanrıların, suçluların ve kahramanların hikâyesinden özgün bir modern zamanlar miti kurguluyor.
Geçmişin yükü ile geleceğin ağırlığı arasında sıkışıp kalan insanın yaşamını, ideallerini ve kendi sınırlarıyla muhasebesini sorgularken, mitolojinin eşsiz mirasından; hayal gücünden faydalanarak bizleri kaderin boyunduruğunu kırmaya, hayata bir yük değil, her daim yeni güzergâhlara gebe bir yolculuk olarak bakmaya davet ediyor.
“Atlas, kürekkemiklerinde dönüp duran eğik ekseni taşırken olduğu yerde kalmıştı. Bütün gücünü dünyayı sırtlamaya adamıştı. Hareketin ne demek olduğunu neredeyse unutmuştu artık. Rahat etmek için hafifçe kımıldaması bir şeyi değiştirmiyordu. O muazzam yüktü her şeye karar veren. Neden? Neden hemen bırakmasın onu?”
--reklam--
Atlas'ın Yükü Alıntıları - Sözleri
- Özgür insan kaçmayı hiç aklına getirmez.
- Uzaklaşıp gitmekte ustayımdır. Reddedilmek insana reddetmeyi öğretir. Evimden ayrıldım, annemle babamdan, hayatımdan. Kendime başka yerde ev ve yaşam kurdum, hem de kaç kez. Kaçaktım hep. İyi de, şu yükü hissetmek neden bana dayanılmaz geldi peki? Taşıdığım neydi? Şimdi anlıyorum geçmişin ılgım misali eriyip gitmediğini. Geleceğin, gözle görülmese bile ağırlığı olduğunu. Bizler geçmişle geleceğin yerçekiminde yaşarız. Büyük bir enerji gerektirir bu, yerçekimine karşı koymak için ışık hızında güç tüketiriz. Kaçımız kendi yörüngemizden kurtulmuşuzdur? Hayatımızı yöneten özgür irade ve kendi kendine yetme gibi süslü kavramlarla kendimizi kandırırız. Kendi mucizemizi kendimizin yaratabileceğine inanır, piyangodan çıkan ikramiye ya da Bay Doğru sayesinde yepyeni bir dünyaya kavuşacağız diye bekleriz. Eskiler yazgıya inanırlardı, çünkü herhangi bir şeyi değiştirmenin herkes için zor olduğunu anlamışlardı. Geçmişle geleceğin çekimi öyle güçlüdür ki, şimdiki zaman ikisinin arasında sıkışıp kalır. Ana babamızdan kalıtım yoluyla aldığımız ve bizim davranışlarımızla yeniden sahneye çıkan kalıplar karşısında elimiz kolumuz bağlıdır. Bu yüke katlanılmaz.
- Hiçlik, olmayacak bir niteliğe sahiptir. Ağırdır.
- İnsan alınyazısından kaçamaz.
- Kimse doğru olduğunu hissetmediği bir şeye inanmaz. Bende kendime inanmayı bırakabilseydim keşke.
- Kaybedecek bir şeyi olmayan birini ne korkutabilir?
- Evren bir bomba gibi patladığında, bomba gibi geri sayıma da başlamıştı. Yüz milyon yıl kadar sonra, güneşimizin söneceğini, arkasından bütün ışıkların kararacağını ve artık okurken bizi aydınlatacak ışık olmayacağını biliyoruz.
- Bütün çocukların er geç çürütmesi gereken iki olgu bulunur; anne ve baba.Eğer kendi ana babanızın kurgusuna inanmaya devam ederseniz, kendinize ait bir anlatı yaratmanız güç olur.
- “Hiçbir kahramanı dünya yok etmez. Onun ödülü kendini yok etmektir. Yoluna çıkan bir şey değil, sensin kendini yok edecek olan, Herakles.”
- Toprak Ana kocadı artık, ama bütün bilgileri saklar içinde. Zamanın başlangıcından beri olup biten ne varsa, hepsinin kaydını tutar. Zamanın başlangıcından önceki zamanlar hakkında pek az şey söyler, söyledikleri de henüz kimsenin anlayamadığı bir dildedir. Zaman içinde gizli şifreleri yavaş yavaş kırılır. Çamur ve lav, geçmişten mesajdır. Gelecek zamanla ilgili ise çok şey anlatır, ama dinleyen kim?
- insanlar yaratılıştan sadakatsizdir.
- Özgür insan kaçmayı hiç aklına getirmez.
- Kimse doğru olduğunu hissetmediği bir şeye inanmaz. Ben de kendime inanmayı bırakabilseydim keşke. Geceleri uyuyorum, sabah uyandığımda yok olmayı umut ediyorum. Bu hiç olmuyor. Bir dizim önde, bir dizim kıvrık, dünyayı sırtımda taşıyorum.
- Çözemediğim sorunlara dönüyorum, çözemememin nedeni aptal olmam değil, gerçek sorunların çözülememesi.
- özgür olduğumuzu düşlediğimiz düşler.
--reklam--
Atlas'ın Yükü İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Öncelikle konu aslında mitolojide birçoğumuzun bildiği bir konu. Bunu farklı kılan yazarın da dediği gibi o konuyu yeniden şekillendirmesi. Kendisine göre, bazen de kendi hayatından izler katarak bu olayı yeniden şekillendirmiş. Atlas, Zeus ile yeryüzünün en güçlü çocuğu. Yani yarı tanrı yarı Titan. Zeus’a karşı yapılan bir ayaklanmada başı çeker Atlas. Bu ayaklanmayı kaybederler ve Atlas süresiz olarak gök kubbeyi taşıma cezasına mahkum edilir. İşte bu mahkumiyet sonucunda Atlas’ın tek başına, yalnız kalışına konuk oluyoruz. Konunun ana teması bu iken bir yandan da tanrıların birbirleri ile ilişkilerine değinilmiş ki burada az da olsa Yunan mitolojisinden bilgileriniz olmasını tavsiye ederim.( kimin eli kimin cebinde belli değil ) Tanrılar arası ilişkiler çok çapraşık Benim en çok dikkatimi çeken nokta Atlas ile Herakles arasında geçen konuşmalar. Kitapta +18 olan birkaç yer var fakat beni rahatsız etmedi. Sonuçta onlar Tanrı Atlas dünyanın tüm ağırlığını taşırken insanın kendiyle olan ilişkisi ve yaşamına nasıl şekil verdiğinin de bir bağını kuruyorsunuz. Ama kitabın sonu pek hoşuma gitmedi evet belli bir konu üzerinde yazılan bir kurgu da olsa sanki bitmemiş gibi geldi bana. Onun dışında mitoloji okumayı seven biri olarak çok keyif aldım okurken. (Gizem)
Sırtımızdaki yük, içimizdeki yük. Güzel bir kurgu. Aşina olduğumuz hikayeye ufak zarif dokunuşlar. Belki de hepimizin içinde bir parça Atlas var. Bırakıversek şu gökkubbeyi "Neden? Neden hemen bırakıvermeyelim onu?" (mfy)
Öyle zevk aldım ki. Atlas'ın hikayesi hem modern zamanla hem de yazarın hayatıyla harmanlanmış. Önceden yazarın bir kitabını okuyup etkilenmemiştim bu ŞAHESER nedeniyle ona da ikinci bir şans vereceğim. Öyle bir mitolojik kurguydu ki aval aval bakıp bu kadın bir deha dedim. Bu eseri ortaya koymak için cidden bir deha olmak gerekir. Kısa -okul zamanı kolayca okunabilir- fakat oldukça iz bırakan bir eser. (Aysu)
--reklam--
Atlas'ın Yükü PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jeanette Winterson - Atlas'ın Yükü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Atlas'ın Yükü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jeanette Winterson Kimdir?
JEANETTE WINTERSON, 1959'da Manchester, İngiltere'de doğdu. Pentekostal Kilise'ye mensup ebeveynler tarafından 1960'ta evlat edinilip misyoner olmak üzere yetiştirildi. Kitapların gücünü erken keşfeden ve kendini bir lezbiyen olarak tanımlayan Winterson 16 yaşında evden ayrılıp küçük bir arabada yaşamaya başladı. Bu süre içinde eğitimini devam ettirdi ve Oxford Üniversitesi İngilizce bölümünde okurken ek işler yaparak geçimini sağladı. Mezun olduktan sonra bir süre tiyatro alanında çalıştı. 25 yaşındayken yayınlanan ilk romanı Tek Meyve Portakal Değildir, 1985'te En İyi İlk Roman dalında Whitbread Ödülü'ne layık görüldü.
Yetişkinler için on romanın yanı sıra çocuk kitapları, öyküler, denemeler, senaryolar ve bir anı kitabı yazdı. Ağırlıklı olarak fizikselliğin ve hayalgücünün sınırlarını, cinsiyet kutuplaşmalarını ve cinsel kimlikleri işleyen eserleriyle John Llewellyn Rhys Ödülü'ne, E.M. Forster Ödülü'ne ve Cannes Film Festivali'nde Gümüş Ödül'e layık görüldü. 2006 yılında ise edebiyata hizmetleri için kendisine Britanya Kraliyet Onur Nişanı verildi. Düzenli olarak The Guardian gazetesine yazan Winterson, Manchester Üniversitesi'nde Yaratıcı Yazarlık profesörü olarak görev yapmaktadır.
--reklam--
Jeanette Winterson Kitapları - Eserleri
- Vişnenin Cinsiyeti
- Normal Olmak Varken Neden Mutlu Olasın
- Tek Meyve Portakal Değildir
- Atlas'ın Yükü
- Tutku
- Bedende Yazılı
- Sanat Başkaldırır: Coşku ve Cüretkarlık Üzerine
- Günışığı Kapısı
- Fener Bekçisi
- Zaman Boşluğu
- Frankissstein
- Dizüstü
- Boating for Beginners
- The Stone Gods
- Christmas Days
- Noel Günleri
--reklam--
Jeanette Winterson Alıntıları - Sözleri
- Özgür insan kaçmayı hiç aklına getirmez. (Atlas'ın Yükü)
- İkinci Dünya Savaşı. Tüm savaşları bitirmek için bir savaş daha. Özgürlük. Sonra... evlere ve işyerlere izin belgesi olmadan girebilmenin hakkı (The Stone Gods)
- hayat değiştiren şeyler için riske girmek zorundasın. (Normal Olmak Varken Neden Mutlu Olasın)
- "Tanrı insanın kalbine bakar, yoksul bir kadının entarisine değil" (Vişnenin Cinsiyeti)
- Ona neden papaz olduğunu sorduğumda, insan çalışmak zorundaysa, işyerine uğramayan bir patrona sahip olmak en iyi sidir demişti. (Tutku)
- Aşk kendine aittir, yalvarışlara kulak asmaz ve şiddeti umursamaz. Aşkın pazarlığını edemezsin. Aşk arzudan daha güçlü olan tek şey ve baştan çıkarılmaya direnmenin tek yerinde nedenidir. (Bedende Yazılı)
- Sevdiğimizi sandığımız şeyi seviyor muyuz? (Normal Olmak Varken Neden Mutlu Olasın)
- ... önemli bir seçim yaptığınız her seferde geride bıraktığınız parçanız yaşayabileceğiniz öteki hayatı devam ettirir. (Tek Meyve Portakal Değildir)
- Tezgâhtara, "Bu kitabı alacak param yok ama bırakamam da çünkü çok seviyorum," dedim. Hiç duygulanmamıştı. Bir şeyi satın almamız ya da bırakmamız gereken bir dünyada yaşıyoruz. Sevgi bir şey ifade etmiyor. (Fener Bekçisi)
- Annem bir matematik denklemi gibi: hep var ve olmadığını kanıtlamak imkansız.  (Vişnenin Cinsiyeti)
- Hayatla ilgili beni delirten şey onun mantıksızlığıdır. Planlar yapıyoruz. Kontrol etmeye çalışıyoruz, ama herşey rastgele gidiyor. Bu bir kuantum evrenidir, ne rastgele bir şey ne de kesindir. Her saniyenin bir potansiyeli vardır. Yapabileceğin tek şey araya girmektir. (The Stone Gods)
- Bir gece dışarı çıktı ve hayatını düşündü , neyin mümkün olacağını düşündü. Yapamayacağı şeyleri düşündü. (Tek Meyve Portakal Değildir)
- Was there no justice in the world? No. She thought about an article she had once seen on mind control. Apparently if there was a person fiendish enough to set about interfering with your life, the only thing you could do was to concentrate hard on someone they were unlikely ever to have heard of called Martin Amis. (Boating for Beginners)
- "Yaşamımda pişmanlığını duyduğum şeyler, verdiğim yanlış kararlar değil, hissetmeyi başaramadığım duygular." (Normal Olmak Varken Neden Mutlu Olasın)
- “Sanıyorum, bizler insan biçimi alacak şekilde küçültülmüş dünyalarız.” (Günışığı Kapısı)
- Hayatlarımıza ne oldu böyle? (Sanat Başkaldırır: Coşku ve Cüretkarlık Üzerine)
- O zamandan beri temas edebileyim diye gerçeğin ne olduğunu bulmaya çabalıyorum. (Fener Bekçisi)
- O konuşurken senin elini tutuyordum.Yaşam çok kısa,küçük ve şansa bağlı.Karşılaşırız,karşılaşmayız,yanlış dönemeçten döneriz ama gene de birbirimize toslarız.Özenle”doğru yolu”seçeriz ve o yol hiçbir yere çıkmaz. (Fener Bekçisi)
- Televizyonu kapatın ve tüyün.. (Sanat Başkaldırır: Coşku ve Cüretkarlık Üzerine)
- İnsanlar unutur,sıkılır,yaşlanır,başını alıp gider. (Tek Meyve Portakal Değildir)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin