Kitap Künyesi
Yazar: Naime Erkovan
Yayın Evi: Şule Yayınları
İSBN: 9786059087421
Sayfa Sayısı: 127
--reklam--
Ay ve Güneş Kumpanyası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Saatlerin bilinmediği bir zamanda bir sultan yaşardı. Acımasızdı ve tek gözlüydü. O tek göz de yüzünde değil, sağ avucunun ortasındaydı. Onunla her şeyi görürdü. Ormanda güzel bir kelebek yüzünden yolunu kaybeden kızları da akıllı olduğunu sanan çocuğu da. Yönleri yok etmişti. Ne doğu ne batı ne kuzey ne de güney kalmıştı. Her şeyin merkezinde o vardı artık.
Zamanda bir gedik açıldı ve doğuyla batının efsaneleri birbirine karıştı. Ay ve Güneş Kumpanyası'nda Naime Erkovan fantas- tik öykü geleneğini devam ettirmekle kalmıyor, araladığı ironi penceresinden olağanüstü manzaralar seyrettiriyor okurlarına.
(Tanıtım Bülteninden)
Ay ve Güneş Kumpanyası Alıntıları - Sözleri
- Heyecanla evlerine koşup kapıyı pencereyi kapattılar. Öyle kapattılar ki artık içeriye bir canlı değil, ancak bir dua girebilirdi.
- Şehrazat'ı üzen en büyük şey, insanlar tarafından masallarının sürekli bölünmesi değildi. İstediği gibi anlatmasın izin vermemeleri ve hayal güçlerinin kısırlığını ona bulaştırma çalışmalarıydı.
- İyiliğin büyüğü küçüğü olmaz, demiştiniz hep. Keşke kötülüğün de büyüğü küçüğü olmaz deseydiniz...
- O kadar çok sevdi ki yetişemedim Mecnun’un aşkına...
- Oysa bir gün değişti herşey. Mecnun isimli bir genç aşık oldu bana. Gözü yanımdaki güzel kızlara kaymamıştı da sadece beni görmüştü.
- İyiliğin büyüğü küçüğü olmaz, demiştiniz hep. Keşke kötülüğün de büyüğü küçüğü olmaz deseydiniz...
- Kürek başındaki tayfaların bazıları yalnızca suyu hareketlendirmiyordu; aynı zamanda kürekleriyle ruhlarında gitgide büyüyen bir girdap açıyorlardı. Bu girdap, yakında her şeyi yerinden koparıp karanlık kalbine sürekleyecek kadar büyüyecekti.
- Böylece yazdı nehrin yüzeyine yaklaşmaktan korkmayan hatta bazen suyu yırtıp havada takla atarak kendini tekrar nehre bırakan benekli balıkları; en soğuk gecede rüzgârsız ve sıcak bir ânın saklandığını; huşhuş ağacının güneş batarken kırmızı çiçekler açtığını ama daha hava kararmadan onları döktüğünü; zehirli mantarların, alabildiğine güzel bir koku da yayabildiklerini; bazı mağaraların kalplerinde pırıl pırıl taşların uyuyabileceğini.
- “ Rahat rahat hareket edebilse de hücresinin kapısını hiç zorlamadı. O kadar yorgundu ki kapı açık tutulsa dahi özgürlüğe tenezzül etmezdi. "
- Fakat hava kararmaya, uzaktaki hayvanların gözleri kırmızı bir iştahla ışımaya ve kasabadan şölen sesleri yükselmeye başlayınca küçük bir güve tırtıkladı bekçinin kalbini: "Senin suçun ne?" Sorunun muhattabını değiştirmek ve kalbine atılan çiziğin daha fazla büyümesini önlemek için, "Suçunun ne olduğunu biliyorsun, değil mi?" diye seslendi bekçi kafese doğru. Soru, demirden seken kurşun gibi hızla yönünü değiştirdi. - Çirkinim, dedi Leyla. - Suçlusun yani, diye karşılık verdi bekçi. - Sadece çirkinim, dedi Leyla ve ikisi de sustu.
Ay ve Güneş Kumpanyası İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Çok derin anlamları olan ve ders niteliğinde kıssadan hisse tadında masalımsı öykülerden oluşuyor. İnsan ikinci kez okuma ihtiyacı duyuyor aslında. Yazarın dili ve kalemi alışılmışın dışında. (Asude tav)
Doğudan ve Batıdan efsanevi karakterlerin bir araya toplanıp hikayeleştirilmiş hallerinden oluşuyor kitap. Öyküseverler için eğlenceli olabilir. (Berna)
Masalsı, büyüleyici öykülerle dolu bir kitap. Her öyküden sonra biraz durup sindirmeyi bekliyor insan. Her öykü kendi içinde koca bir dünya barındırıyor. Bu nasıl aklına gelmiş acaba yazarın da yazmış bunu dedirtiyor. Gerçekten doyurucu bir kitaptı. (Zeynep Deli)
Ay ve Güneş Kumpanyası PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Naime Erkovan - Ay ve Güneş Kumpanyası kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ay ve Güneş Kumpanyası PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Naime Erkovan Kimdir?
Bayburt Doğumlu. Çocukluğunu geçirdiği Berlin'den 1990 yılında İstanbul'a geldi. Marmara Üniversitesi Alman Filolojisi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Alman Filolojisi'nde yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir.
Karabatak, Hece, Varlık, Türk Edebiyatı ve Mühür dergilerinde öyküleri yayımlandı. Aynı zamanda çeviriler yapmakta. Kafka'dan "Seçme Hikayeler", "Dönüşüm" ve "Küçük Prens" çevirilerinden bazılarıdır.
"Beşinci Düğme" adlı kitabı Arnavutçaya çevrildi.
Eserleri:
Beşinci Düğme (2011,Öykü)
Soğuk Taht (2012, Öykü)
Asılsız Hikayeler (2013,Öykü)
Ay ve Güneş Kumpanyası (2015, Öykü. Eskader 2015 Hikaye Ödülü)
Olay Berlin'de Geçiyor (2017,Öykü. Türkiye Yazarlar Birliği 2017 Hikaye Ödülü)
Akvaryum Fırtınası (2018, Öykü)
--reklam--
Naime Erkovan Kitapları - Eserleri
- Asılsız Hikayeler
- Beşinci Düğme
- Olay Berlin'de Geçiyor
- Soğuk Taht
- Ay ve Güneş Kumpanyası
- Akvaryum Fırtınası
- Fantastik Şeyler
--reklam--
Naime Erkovan Alıntıları - Sözleri
- Yeteneğinin daima her şeyden üstün geldiğini gören Alegor tuhaflaştı. Okurunun bir gün kendisini keşfedeceğine dair inancı ilk defa sarsılmaya başladı ve çürük bir inşaat gibi yerle bir oldu öz güveni. Yatağına uzandı, gözlerini tavana dikti. "Anlaşılmadım... Sanatımı anlamadılar... " diyerek yavaşça gözlerini kapadı. Sanatın kimin için olduğunu sorgulamayan ve merak da etmeyen aile fertleri, uzun zaman üzerine hep birlikte evden çıktılar. Pazar yürüyüşlerinin keyfini çıkarıp Alegoru, yazdıklarını okumayarak cezalandırdılar. (Asılsız Hikayeler)
- İyiliğin büyüğü küçüğü olmaz, demiştiniz hep. Keşke kötülüğün de büyüğü küçüğü olmaz deseydiniz... (Ay ve Güneş Kumpanyası)
- Her dört yol ağzında yolumu kaybederim. (Fantastik Şeyler)
- Çocuk olmama izin verilmiyor. (Beşinci Düğme)
- Ve kral şöyle bitirdi sayfayı: 'Beni anlayanı buldum.Ama beni, benim anladığım gibi değil, kendi anladığı gibi anladı.Hangisi benim peki? Belki o. Belki ben...Ne kadar zor kral olmak.' (Soğuk Taht)
- Gülmeyi unutmuştu insanlar. Gülmeyi unuttuklarından ağız kenarları aşağı meylediyor, yanakları sarkmaya başlıyordu herkesin. Balık yememiş çocuklar gibi gözlerindeki ışıltı sönmüş, konuşmak ve yemek dışında kullanılmaz olmuştu ağızlar. Kavga etmiyordu insanlar ama mutlu da değildi kimse. Çocuklar, asık suratlı bebekler olarak doğuyor, sonra da yetişkinlerin yüzlerine bakarak aynısını yapıyorlardı. Sessiz sedasız ve herhangi bir tepki vermeden oyun oynuyor, kazanıyor ama gülmüyorlardı. (Akvaryum Fırtınası)
- Gelecek, yıllar rakamla yazıldığında uzak görünür sadece . Halbuki yaşamaktır seneleri hızlandıran. (Asılsız Hikayeler)
- O kadar çok sevdi ki yetişemedim Mecnun’un aşkına... (Ay ve Güneş Kumpanyası)
- Fakat hava kararmaya, uzaktaki hayvanların gözleri kırmızı bir iştahla ışımaya ve kasabadan şölen sesleri yükselmeye başlayınca küçük bir güve tırtıkladı bekçinin kalbini: "Senin suçun ne?" Sorunun muhattabını değiştirmek ve kalbine atılan çiziğin daha fazla büyümesini önlemek için, "Suçunun ne olduğunu biliyorsun, değil mi?" diye seslendi bekçi kafese doğru. Soru, demirden seken kurşun gibi hızla yönünü değiştirdi. - Çirkinim, dedi Leyla. - Suçlusun yani, diye karşılık verdi bekçi. - Sadece çirkinim, dedi Leyla ve ikisi de sustu. (Ay ve Güneş Kumpanyası)
- Kapağını açar açmaz deliren bir gazoz gibi ziyan ettiklerini umursamadan bütün görüntüleri etrafına saçıp sakinleşmesi vakit alıyor. (Olay Berlin'de Geçiyor)
- "Tren, uzun ve meşakkatli bir hastalığın sonunda dünya dertlerinden kurtulan birinin derin, iç rahatlatıcıci nefesiyle durdu. Gürültü ve gergin bir bekleyişle doldu istasyon. Kısa bir duraksamanın ardından duraklar boyunca yolcuların sesleri ve soluklarıyla dolan vagonların kapıları açıldı. Ama peron ne şenlendi ne de hareketlendi. Tam tersi oldu ve istasyonun saatlerdir biriktirdiği suskunluk olanca eziciliğiyle trene dolup yolcuların bütün seslerini yuttu." (Fantastik Şeyler)
- Bir şehri, haritalara eklenmesi gereken yeni bir köprü, kuş cıvıltılarıyla tıka basa dolu yaşlı bir orman ya da ilkbaharda gençlik çağlarına dönüp delice akan ama kış geldiğinde her şeyi yavaşladığı ve azaldığı için ihtiyarlayan bir nehir bölebilir. Hepsine tahammül edilir fakat bir duvarın böldüğü şehirlere sadece acınır. (Olay Berlin'de Geçiyor)
- Çok kez herseyi geride bırakıp uzaklaşmak istedim.Sonunda sıkıldım böyle hissetmekten.Kuş seslerini taklit etmeye çalışmak şimdilik daha eğlenceli. (Soğuk Taht)
- Onlar güldükçe dağların eteklerinde toplar patlardı; onlar güldükçe gencecik insanlar süngülenirdi ve onlar güldükçe insan soyunun kıyımı için ant içmiş şeytan yeryüzünde daha sağlam adımlarla dolaşırdı. (Fantastik Şeyler)
- Hiçbir şey yapmayarak, zamanın yavaşça üzerlerinden geçmesine ve günün sonunu getirmesine ses etmiyor, eve düşen güneş ışınlarının oradan oraya zıplayıp eşyalar üzerinde solmasını seyrediyorlardı. Kimse konuşmuyordu. (Akvaryum Fırtınası)
- Tam konuşmaya niyetlenmişken vazgeçti fikrinden. Bu fikirler ona aitti. Onları başkasına aşılarsa o kişi içinden geldiği gibi davranamazdı. Sessiz kalmak belki de daha iyi bir çözüm, diye düşündü. (Akvaryum Fırtınası)
- Kâğıt, bembeyaz bekliyordu. (Fantastik Şeyler)
- "Gecenin, yeryüzünü çatılardan yakalamaya başladığı bu saatlerde hangi ışık bu kadar cesurca parlayabilirdi?" (Asılsız Hikayeler)
- Mağaza kapılarında avcılar bekler. Gözümün ucuyla dahi vitrinlerine baktığımı gördüklerinde beni yakalamak için ileriye doğru atılırlar. (Beşinci Düğme)
- Belki de kendisini daha az suçlu hissetmek ve güçsüzlüğünü kabul etmemek için dünyayı suçlamak kolayına geliyordu. (Akvaryum Fırtınası)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin