Kitap Künyesi

Yazar: Cesare Pavese

Çevirmen: Rekin Teksoy

Orijinal Adı: La Luna E I Falo

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750735738

Sayfa Sayısı: 176

--reklam--

Ay ve Şenlik Ateşleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Yaşamını 42 yaşında bir otel odasında kendi eliyle nok­ta­­la­yan, çağdaş İtalyan edebiyatının büyük us­tası Ce­sare Pavese, 1949 yılının eylül-kasım ayları arasında yazdığı Ay ve Şenlik Ateşle­ri’nde, kalemiyle yarattığı dünyayla, kendi geç­mi­şiyle ve okur­larıyla hesap­la­şıyor. Amerika’da para-pul sahibi olduktan son­ra, İkinci Dün­ya Savaşı’nın ertesinde doğduğu köye dö­nen Anguilla, çocuk­luğunun öykülerine, kişilerine dö­ner ve dire­niş­çilere ihanet et­tiği için öldürülen genç bir kızın ölüsünün ya­kıldığı ateş, aynı zamanda geçmişin de külleri­ni savuran bir şenlik ateşine dö­nüşür. En olgun yapıtı sayılan bu son romanında Pa­vese benzersiz bir doğa sevgisini, kırsal kesi­min ahlak anla­yı­şı­nı ve yazgıya karşı koymanın anlamsızlığı­nı vurguluyor. Ay ve Şen­lik Ateşleri, öz­lemlerin ve yürek burkan bir hüznün romanı.

--reklam--

Ay ve Şenlik Ateşleri Alıntıları - Sözleri

  • “Her yerde yoksulluk gördüm” dedim, “Sineklerin insanlardan daha iyi yiyip içtiği köyler var. Ama başkaldıracak kadar kötü durumda değiller.”
  • “Burası insanın yerleşip de başını dinleyeceği ve başkalarına, “iyi ya da kötü buradayım. Bırakın, iyi ya da kötü burada huzur içinde yaşayayım” diyebileceği bir ülke değildi.”
  • Neden bazılarının herşeyi var da, bazılarının hiçbir şeyi yok? Nesin sen, komünist mi?
  • Ay herkes için vardır, yağmur da, hastalıklar da. İnsan yeraltında da yaşasa, sarayda da yaşasa, kan her yerde kırmızıdır.
  • Yorulur ve bir yere kök salmaya çalışır insan. Mevsimler öylece gelip gecmesin, biraz daha uzun sürsün diye ait olduğu bir yer bulmaya çalışır insan..
  • “Niye kiminin malı çok da, kiminin hiçbir şeyi yok?” “-Nesin sen? Komünist misin?”
  • Heç kəs əclaf, pis niyyətli, cinayətkar doğulmur,bütün insanlar bərabər doğulur . İnsan yalnız onunla pis davranıldığı üçün yaramaza çevrilir .
  • O zamanlar büyümenin ne anlama geldiğini bilmezdim, zor işlerin üstesinden gelmek olduğunu sanırdım, bir çift öküz satın almak, üzümün ederini belirlemek, biçerdöveri çalıştırmak gibi. Büyümenin çekip gitmek, yaşlanmak, ölümlere tanık olmak, Mora'yı şimdiki gibi bulmak olduğunu bilmiyordum.
  • Hamısının damarında qırmızı qan axır, hamısı zəngin və xoşbəxt olmaq istəyir , hamısı sevgi arzulayır.
  • -Kasıblar iki qarış torpaqda səhərdən-axşamacan əlləşirlər, bayramda isə bütün pullarını xərcləyirlər. +Məgər sən demirdin ki,xərcin çoxunu gözə kül üfürmək məqsədilə varlılar çəkir ? -Bəs onlar pulu hardan alırlar?Nökərin,muzdurun belini sındırırlar! Bəs torpaq ?Onlar torpağı hardan götürüblər ?Niyə birində lap çoxdu ,o birinin heç yoxdu ? +Olmaya kommunistsən? -Bu kənddə hamımız cahilin böyüyük .Hər yerindən duran kommunist ola bilməz.
  • "Bunlar kitap," dedi. "Okuyabildiğin kadar okuyacaksın. Kitap okumazsan hep böyle kalırsın."
  • ... bilgisizlerin hep bilgisiz kalacaklarını, çünkü gücün, insanların bilgisiz kalmasında çıkarı olanların ellerinde, hükümetin, kara cüppelilerin, sermaye sahiplerinin ellerinde olduğunu söylerdi...
  • Keşke yaşlanmayıp da dünyayı tanımasaydım.
  • O kadar çok şey geliyordu ki aklima, o kadar arzular, o kadar eski aşağılamalar; kendime sığınılacak bir barınak yaptığımı, dostlar edindiğimi, üzerine gerçekten adımı yazabileceğim, bahçesini düzenleyebileceğim bir evim olduğunu düşündüğüm zamanları anımsıyordum.
  • …dünya kötü kurulmuş, yeniden yapılması gerekir.

--reklam--

Ay ve Şenlik Ateşleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Doğduğu topraklara saplantılı bir tutku ile bağlı bir yazar Pavese. İtalyan edebiyatının bu bunalımlı anti-faşist temsilcisi ününü, müthiş doğa betimlemeleri ile sunduğu ve kendi çocukluğunundan izler taşıyan İtalyan köy hayatını anlattığı romanları ile kazanmış. Ülkemizde ise, bizim bunalımlı yazarımız yazar/Tezer-Ozlu’nün “kendini özdeşleştirdiği yazar” olarak tanınıyor çoğunlukla. “Ay ve Şenlik Ateşleri” Pavese’in en tanınan ve en beğenilen romanı. 42 yaşında uyku ilacı alıp hayatına son veren bu yazarın ölmeden hemen önce tamamladığı romanı aynı zamanda. Bu yüzden Pavese’i intihara sürükleyen o büyük bunalımın bazı izlerini bu romanda takip etmek mümkün. Roman, 40lı yaşlarındaki Anguilla’nın 2. Dünya Savaşının bitişini takip eden yıllarda, ayrılmasının üzerinden 25 yıl geçtikten sonra İtalya’da yetiştiği kasabaya dönüşünü anlatıyor. Anne-babasını hiç tanımamış bir “piç” olarak yoksul bir çiftlikte sığıntı gibi büyüyen ve çiftçilikten başka bir şey bilmeyen cahil Anguilla, 20li yaşlarına gelmeden faşizm karşıtı görüşleri nedeniyle kara gömleklilerin radarına girince ABD’ye kaçar. Geçen 25 yılda zengin olan Anguilla hem iş, ama daha çok da özlem nedeniyle çocukluğunu geçirdiği toprakları ziyaret etmek ister. Bu ziyaret sırasında, tam da hayal ettiği gibi, gençliğini hatırlatan manzara ve kokuları bulur kahramanımız; biz de bu sayede onun geçmişini öğreniriz. Ancak aynı zamanda savaşla birlikte derinden değişen hayatları da gözlemleme fırsatımız olur. Bir yandan faşizmin kimi dostlarını yıktığını öğrenen Anguilla, diğer yandan köyündeki o yoksulluk ve cahilliğin neredeyse hiç değişmeden devam ettiğini acı ile görür. Hele kendi yetiştiği evdeki manzara kahramanımızı büyük hayal kırıklığına uğratır; o köyünün şenliklerini özlemiştir ancak bu sefer o şenlik ateşi; zulüm, cahillik ve yoksulluğun simgesi bu ev ile birlikte yanmaktadır. Pavese’in romanlarında takip ettiği bir düzen var. Yazar tabiata ve çocukluğunun geçtiği topraklara o kadar büyük bir tutku ile bağlı ki, romanlarına o manzaraları ve doğal köy hayatını en ince detayına kadar resmederek başlıyor. O bu titiz betimlemeleri yaparken anlatmak istediği hikaye gerilerden ve epey yavaş ilerliyor. Romanın son dörtte birlik kısmına geldiğinde ise bir anda hızlanıyor yazar ve yarattığı esrarı, ya da hikayenin merak ettirdiği sonunu yıldırım hızıyla paylaşıyor okuyucusuyla. Duygusal, kırılgan ve sosyal ilişki kurmakta zorlanan bir yazar Pavese. Ciddi derecede anksiyeteden ve depresyondan muzdarip olan yazarın arkadaş edinememesi, olan arkadaşlıklarını sürdürememesi, kadınlarla olan iniş-çıkışlı ilişkileri kendisini geçmişe bağlı -hem de saplantılı bir tutku ile bağlı- yaşamaya sürüklüyor. Romanlarındaki kahramanlarını da kendisi gibi sosyal ilişki kuramayan, ya da dostlarına ihanet eder şekilde resmeden Pavese, “Ay ve Şenlik Ateşleri”nin final sahnesiyle birlikte o çok değer verdiği kökleri ile bağlarını yakıyor. Nitekim romanını tamamlamasından birkaç ay sonra, girdiği bunalımdan çıkamıyor ve hayata veda ediyor. Pavese’in kırsal kesimin günlük hayatını büyük bir özenle, ince detaylarla işleyen üslubunu çok seviyorum, “kitap/senin-koylerin--12473”i de o yüzden beğenmiştim. Belki önce “kitap/senin-koylerin--12473”i okuduğum için, benzer akışa sahip “Ay ve Şenlik Ateşleri” beni öyle çok da etkilemedi. Yine de biraz köy havası almak, İtalyan köy hayatının bize benzerliğini görmek ve kara cahilliğin hayatları nasıl kemirdiğini izlemek isterseniz, tavsiye ederim. (AkilliBidik)

Tezer Özlü’yü bu kadar sevmişken onun kendini bu kadar bütünleştirdiği yazarı tanımamak olmazdı.Çağdaş İtalyan edebiyatının büyük ustası Cesare Pevase… 42 yaşında bir otel odasında hayatını sonlandıran yazarın,ölü bulunduğu otel odasını yıllar sonra ziyaret etmek isteyecek kadar etkilediği Tezer Özlü’yü, dikkate almak gerekirdi zannımca.Ben de “Ay ve Şenlik Ateşi” kitabıyla başlamak istedim işe ve iyi ki de öyle yapmışım dedim sonunda. İkinci Dünya Savaşı’nı çoğunluk, sadece Yahudilere yapılan soykırımla ilişkilendirir.Ancak bir çoğumuz, savaşa katılan diğer ülke insanlarının yaşadıklarını ikinci plana atarız.Bundan sıyrılırken, aynı zamanda olaya, faşistlerin zulmü altındaki İtalyan halkının gözünden bakmak isterseniz,bu eseri okumalısınız. Kitabın arka kapağında geçen “özlemlerin ve yürek burkan hüznün romanı” çok yerinde ve yeterli bir tabir olmuş der,okumanızı önerir,sonra da keyifli okumalar dilerim :) (Filiz)

“Artık sabahı da kaplıyor acı”: Kahramanımız İtalya’da bir köye bir üzüm sepetinin içinde gelir. Nerede doğdu, kökleri nerede hiç bilmez. Yoksulluk içinde geçen çocukluk, ilk gençlik..Bağ buda, demet bağla, tükür..Öküz sula, çapa yap tükür...Şarabın tortusunu iç, mısırın ezmesini ye, tükür..Kurumuş dilin, göztaşı sür, tükür. Tükürmek yetmez, ne vardır acaba şu tepelerin ardında, hangi şehirler, hangi ülkeler? Kaçmak ister. Kendinden kaçmak ne kadar mümkünse. Hayal edebileceğinden de büyük bir yere götürür hayat onu. Amerika. Kimsenin köklerinin olmadığı, kimsenin kendini aramadığı, onun tabiriyle herkesin “piç”, herkesin “hiç” olduğu ülke. Ama eksiktir bir şeyler hep. Her nasılsa, yıldızlar bile, benzemez kendi yıldızlarına. Sonra dönüş. O yılki üzümlerin bolluğu, fıçıların yıkanması, kamışların soyulması gibi küçük şeylerle yaşamlarını doldurmuş, yoksulluk ve ondan da büyük bir cehaletle yaşayan, dünyanın geri kalanı hakkında hiçbir fikri olmayan köylüler..Sonra savaş yılları..Dünyanın geri kalanı gelir, zorla uyandırır onları. Ama bu uyanış, bilinci koluna takıp getirmez. Kahramanımız yıllar sonra şaşkınlıkla görür ki, yoksulluk aynı yoksulluktur, cehalet aynı cehalet. Ihlamurların altındaki, kapı önlerindeki zinyalar , zambaklar, dalyalar ve yıldızlar, evet yıldızlar bile aynı değildir artık. Kitapta Mussolini faşizminin yıkıntılarını, Pavese’nin de bir zamanlar içinde yer aldığı İtalyan anti-faşist mücadelesinin izlerini görmek mümkündür. Ama her nedense, bunlar çok yüzeysel, arka fonda verilmiştir. Her nedense bu mücadelenin sonunda hiçbir şeyin, insanların değişmediğini, geriye bir bağbozumu sonrasının bağı kaldığını hissettirir Pavese okura. Belki de bu, kitap ruh tahlili açısından çok fakir olmasına rağmen, Pavese’nin umutsuzluk içindeki ruh halini görmemizi sağlar. Bu kitap, Pavese’nin Piemonte tepelerinden kopmasının, yaşadıklarının onda bıraktığı izlerin bir dökümü olarak ele aldığı romandır. Kökleri olmayan, köklerini bulamayan bir karakteri yazdıktan sonra bir otel odasında “Artık sabahı da kaplıyor acı” notunu bırakarak yaşamına son vermesi ne kadar da acıdır. Kitabın en sonunda yakılan bir insandan geriye kalan yeri, bir şenlik ateşinin çukuruna benzetmesi de keza, aynı derecede acıdır. Çok kutlu ki Pavese’den geriye, bir çukurdan çok fazlası kalmıştır, biz de okur yad ederiz. Çok okumalar.. kitap/ay-ve-senlik-atesleri--12469 yazar/cesare-pavese (Emel Keleş)

--reklam--

Ay ve Şenlik Ateşleri PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Cesare Pavese - Ay ve Şenlik Ateşleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ay ve Şenlik Ateşleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Cesare Pavese Kimdir?

Cesare Pavese (d. 9 Eylül 1908 – ö. 27 Ağustos 1950) İtalyan şair, romancı, çevirmen ve eleştirmen.

Cesare Pavese, ailesinin yazlarını geçirdiği Torino'nun Santa Stefano Belbo köyünde bir memur çocuğu olarak doğdu. Torino Üniversitesi'nde edebiyat okudu. İngiliz ve Amerikan edebiyatına ilgi duydu; bitirme tezini Walt Whitman şiirleri üzerine yazdı. Öğrenimini bitirdikten sonra orta öğrenimini tamamladığı eski okulu Liceo d'Azaglio'da edebiyat ve dil dersleri verdi. Bu dönemde İngiliz ve Amerikan yazarları ile ilgili yazıları La Cultura dergisinde yayınlandı. Daha sonra bir arkadaşının kurduğu Einaudi Yayınevi'nde çalışmaya başladı. 1935'te anti-faşist çalışmaları nedeniyle tutuklandı, 1936'da serbest bırakıldı. Brancaleone Hapishanesi'ndeki bir yılından esinlenerek Carcera (Hapis) romanını yazdı. 1950'de Yalnız Kadınlar Arasında romanı ile İtalya'nın önemli edebiyat ödüllerinden Strega Ödülü'nü aldı. Edebi kariyerinin doruğunda olmasına rağmen özel hayatı karışıktı. Sonu olmayan aşk ilişkileri onu bunaltmıştı. Ödülü aldıktan sonra Torino'daki bir otel odasında bütün özel kâğıtlarını yok edip, 21 adet uyku hapı alarak intihar etti.

İntiharından önceki gün, “Artık sabahı da kaplıyor acı.” diye kısa bir not düştükten sonra 27 Mayıs'ta günlüğüne şunları yazmıştır:

" ’48-’49′daki mutluluğumun hesabı görüldü. Bu soylu mutluluğun gerisinde şu vardı: Güçsüzlüğüm ve hiçbirşeye bağlanmayışım. Şimdi, kendime göre, girdabın içine girdim; güçsüzlüğümü seyrediyor, onu iliklerimde hissediyorum, beni ezen siyasal sorumluluğu yüklenemiyorum. Bunun tek çözümü var: İntihar. " Cesare Pavese – 27 Mayıs 1950

Önemli Eserleri

Senin Köylerin - 1941 - Roman

Ağustosta Tatil - 1946 - Öykü

Yoldaş - 1947 - Roman

Leuko İle Söyleşiler - 1947 - Deneme

Tepedeki Ev - 1949 - Roman

Güzel Yaz - 1949 - Roman

Ay Ve Şenlik Ateşleri - 1950 - Roman

Yaşama Uğraşı - (1935-1950) - Günlük

Tepelerdeki Şeytan - ? - Roman

Yalnız Kadınlar Arasında - ? - Roman

Çalışmak Yorar - ? - Şiir

--reklam--

Cesare Pavese Kitapları - Eserleri

  • Yalnız Kadınlar Arasında
  • Ay ve Şenlik Ateşleri
  • Yaşama Uğraşı
  • Tepelerdeki Şeytan
  • Ağustosta Tatil
  • Senin Köylerin
  • Güzel Yaz
  • Tepedeki Ev
  • Yoldaş
  • Şiirler
  • Geceleri, Sokaklarda
  • Leuko İle Söyleşiler
  • Plaj
  • Bütün Şiirlerinden Seçmeler
  • Lavorare stanca
  • Hapishane

--reklam--

Cesare Pavese Alıntıları - Sözleri

  • Hiçbir şeyin olmacağı bir günün şafağından daha kötüsü yoktur. Yararsızlıktan daha acı bir şey yoktur. (Bütün Şiirlerinden Seçmeler)
  • Anılar gizlenmiş gölge yığınları olacak tıpkı şöminedeki eski kor gibi. Anı daha dün sönen gözlerdeki yakıcı alev olacak. (Bütün Şiirlerinden Seçmeler)
  • Olgunluk, kendine yeten yalnızlıktır. (Yaşama Uğraşı)
  • “Senin koltuk altlarındaki koku, terebentin kokusundan da güzel,” (Güzel Yaz)
  • Beni kimsenin tanıyamayacağı bir yer arıyordum, bir kahve içip düşünmek için. (Senin Köylerin)
  • Yorulur ve bir yere kök salmaya çalışır insan. Mevsimler öylece gelip gecmesin, biraz daha uzun sürsün diye ait olduğu bir yer bulmaya çalışır insan.. (Ay ve Şenlik Ateşleri)
  • Dışarıda, güneşte oturmuştuk. "Çok az şey istiyorum," dedim. "Eskisinden daha az.” (Yoldaş)
  • Hamısının damarında qırmızı qan axır, hamısı zəngin və xoşbəxt olmaq istəyir , hamısı sevgi arzulayır. (Ay ve Şenlik Ateşleri)
  • Neden bazılarının herşeyi var da, bazılarının hiçbir şeyi yok? Nesin sen, komünist mi? (Ay ve Şenlik Ateşleri)
  • En güzel geceler ise doğal olarak cumartesilerdi, [...] (Güzel Yaz)
  • Ama sanat, yaşamında tek bir saniye olmasa, sen de biliyorsun, her şey altüst olur. (Geceleri, Sokaklarda)
  • Artık hiçbir umuda tutunmamalı, her acıyı kabullenerek önlemeli ve onu inzivada boğmalıydı. Daima hapiste olduğunu varsaymalıydı. (Hapishane)
  • Kimse bir hücreyi yuvası yapmazdı ve Stefano görünmez duvarları daima çevresinde hissediyordu. (Hapishane)
  • Biliyorum : Zaman silip atacak yüreğimden burukluğu. (Şiirler)
  • O gün, basının yalnızca tehdit etmeye değil, inandırmaya yaradığını da anladım. (Yoldaş)
  • Bir yol, bir kamışlık, bunlar sıradan şeylerdir, en azından bizler için böyledir ama uzaktan, bir tepenin altından fark edildiklerinde ve onların arkasında başka tepeler, başka kamışlıklar olduğunu bilerek, bizlerin asla gidemeyeceğimiz bir noktanın her zaman var olacağını düşünürdüm; oysa oralara gidenler de vardı.. (Ağustosta Tatil)
  • Dışarıda, güneşte oturmuştuk. "Çok az şey istiyorum," dedim. "Eskisinden daha az.” (Yoldaş)
  • ‘Önemli olan yapılandır, söylenen değil.’ (Tepedeki Ev)
  • "...bir sürü budalanın arasına gir ve senden daha uyanık olduklarını gör." (Senin Köylerin)
  • Kimi şeyler onlarsız yaşamayı becerdiğinizde elde edilebiliyordu. (Yalnız Kadınlar Arasında)