Kitap Künyesi

Yazar: Ali Şeriati

Yayın Evi: Fecr Yayınevi

İSBN: 9786055482565

Sayfa Sayısı: 165

Aydın Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Aydın, tek kelimeyle, içinde bulunduğu tarihsel ve toplumsal mekanda kendi “insanî konumu”nun bilincinde olandır. Bu bilinç, cebrî ve zorunlu olarak ona bir sorumluluk vermiştir.

Aydın, özbilinç ve sorumluluk taşıyandır. Kimi zaman okumuş olmayan biri, okumuş olandan çok daha güçlü bir rol oynayabilir. Öyle ki ansızın geri bir sömürge aşamasından oldukça ileri, bilinçli ve devingen bir aşamaya sıçrayan toplumlara ilişkin bütünsel bir araştırma, bu hareketlerin önder ve sorumlularının, bu bilimsel, toplumsal ve devrimci önderlik rolünü üstlenenlerin çoğunlukla entelektüel olmayan çehreler olduğunu göstermektedir.

Aydın Alıntıları - Sözleri

  • Onların varoluş felsefesi, sadece ve sadece batı kapitalizminin gönderdiği malları tüketmektir.
  • Her zaman, yüksek tahsil, üst düzeyde eğitim görüp diploma almış, belirli bir ilmi seviyeye sahip olup da, fikri sahada faaliyet gösteren birçok insanın “büyük ayı” kadar meseleyi anlamadıklarını devamlı olarak görmekteyiz.
  • Onlar dini terk ettiler; özgürlük, efendilik ve dünya hakimiyetine ulaştılar. Biz ise dini terk ettik; çöküş, zillet, bölünme, tefrika ve bize dikte edilen, empoze edilen ve önümüze konulan her şeyi kabul etme istidadına ulaştık Muhammed Abduh Niçin? Neden aynı etken, aynı eylem ve aynı gerçek iki noktada ve iki sosyal şartta tamamen birbirine zıt ve çelişkili iki sonuç doğuruyor?
  • “İhraç edilen medeniyet şundan ibarettir: Gözle görülen aldatmanın her zaman ki tekrarı, ama hiçbir zaman neticeye ulaşmıyacak yalan, ancak bununla birlikte yüz senelik bir yolun, bir gecede aşıldığı tasavvur edilir.”
  • Ben, kültür, dil ve tarihime yabancılaştığım zaman insanî şahsiyetimi kaybetmiş olurum...
  • ... aydının, hangi özelliklere sahip olduğunu, hangi sosyal ve tarihsel şartlarda meydana geldiğini ve taşıdığı bu özelliklerin kökünün nerede olduğunu bilmesi gerekir.
  • Çok tuhaftı! Ağlayamadım; Ruhum paramparça olmuştu..."
  • Kişiliksiz, soysuz, uşak ruhlu ve mayasız bir birey, daima ruhsal eksikliğini yakınlaşma, dalkavukluk ve taklitle doldurur.
  • Avrupa’da çok eski dostlardan birinin evine gitmiştim, baktım ki ev sahibi “ben özüme dönüş yaptım” demek için bir çift çarığı kapısının üstüne asmış. Kendisine şöyle sordum: “Kimler çarığı odanın kapısına asar? Sen Amerikalılara dönmüşsün. Onlar çarık ve sini satın alarak duvarlarına asıyorlar. Bunlar da takliddi. Sen hangi özüne dönüş yapmışsın? Sen aslen kendini tanımıyorsunki, ona dönüş yapmış olasın?”
  • Yolcuları çok olan yollardan yürüyorsunuz. Gideni az olan yollardan gidin.
  • Hakikati tanıyan kimsenin batıla düşmeye hakkı yoktur.
  • “Bu Avrupalı olmayanlar, yani bizim besleme ve yetiştirmelerimiz, dilimizi öğrenip, yaşayış tarzımızı orda yaygınlaştırır, masraf, elbise, yemek tarzlarını, binalarını, kültürlerini, bizimkilerine benzetir; yiyecek iştikaklarını, makyaj ve süs malzemelerini masraf etmeyi, elbise, yiyecek ve bina şeklini, bizim gibi yapar, ve yenilenir; din, kültür, zevk, düşüncelerini değiştirir ve böylece de bize benzemeye devam ettikleri müddetçe pazar bulmaya devam edeceğiz; ancak bu Avrupalı olmayanlar eğer elbisesini eski zamanda olduğu gibi giyerse, kendi zevklerini uygulamaya kalkışırlarsa, kendi yiyeceklerini yerlerse, kendi binasında yaşarlarsa, artık benden hiç bir şey satın alamazlar.”
  • Bilginler, teknisyenler ve sanatçılar, insanlığa ya da kendi toplumlarına kendi "var oluşları" içerisinde bilimsel güç verirler. Fakat aydınlar, topluma "gitme" yi öğretirler, topluma hedef kazandırırlar, "olmak" misyonunu yükleyip "böyle olma" nın cevabını verirler, hareket yolunu aydınlatırlar.
  • İdeologların sosyalizmi bir öneri, bilimsel sosyalizm ise bir öngörüdür.
  • Ekonomi, temel bir prensiptir, hedef değil.

Aydın İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Tadı damağımda kalan, ilerleyen zamanlarda tekrar okuyacağım bir kitap oldu diyebilirim.. Şeriati, yine sizleri "Aydın" kitabıyla aydınlatıyor.. Kitap, bir çok meseleye değinmiş olup genel itibarı ile Aydın kavramının etimolojisine değiniyor ve yineliyor. Aydın ve toplumdaki sorumluluğuna, gerçek aydın ve kopya aydına, entellektüel sınıfa, aydının özelliklerine; bilimciliğine, mantık özelliklerine, asil ve taklitciliğine, doğu'da ortaya çıkışına, kimdire, sorumluluğu nedire, misyonuna, tekniğine, eleştirisel bakışa vs. Yazar, 'Aydın kişiliğini' her açıdan ele alıp değerlendiriyor.. Kitabı okuyup bitirdikten sonra bir kaç defa daha okunulsa daha kalıcı olur diye düşünüyorum.. Kitapla kalın, kitabı okurken yanınıza defter ve kalem almayı unutmayın (: (Ayfer Akdeniz)

Ali Şeriati ' nin kitaplarını okuyunca çarpılmış gibi hissediyorum. Felsefeden Tarihe , analizden kıyaslamaya tek kelimeyle mükemmel . 3 - 4 defa daha okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Olaylara bakış açısı ve her şeyi patır patır söylüyor olması ayrı bir güzellik katıyor. Ali Şeriatiyi okumak ve anlamak çok şey katacaktır buna inanıyorum. Okuyun kesinlikle okuyun! (Nur Sayılgan)

Öz - Benlik kavramlarını yitirmek üzerine... Öz problemi halkın, yöneticinin, entellektüelin ve aydınların problemi. Hemen hemen bütün eserlerinde aydın olmanın vasıflarına değinen yazar ilim derken sadece dini bilimlerin anlaşılması gibi aydın denilince görüş bildiren olarak algılanmasına karşıdır. Kavramlara etimolojik olarak yaklaşır. Tarihsellikle olayları kademe kademe entellektüel ve aydın olmaya getirip açıklar.  Ali Şeriati düşüncesinde aydın kavramı merkezi bir yer tutar. Aydının tanımı, aydının toplumsal değişimde üstlendiği rol, aydınla toplum arasındaki etkileşim, aydının fonksiyonu, üçüncü dünya aydınlarının problemleri, aydın entelektüel ilişkisi, aydının din ve toplumsal değerler karşısındaki konumu, aydının evrenselliği ve yerelliği gibi konuları kendine özgü üslubuyla analiz eder. Ali Şeriati, ilk olarak aydın kelimesinin etimolojisi üzerinde durur ve aydın kelimesinin entelektüel kelimesi ile karıştırıldığını savunur. Aydın ve entelektüel kelimeleri birbirine karıştırıldığından, çoğu kez aydının kim olduğu, özelliklerinin ne olduğu ve toplumsal değişimde üstleneceği fonksiyon da bilinemiyordu. Bu zihinsel karışıklığın ortadan kalkması için kavramların doğru olarak tanımlanması gerekir. Aydının en önemli özelliği toplumunu tanıması,içinde yaşadığı halkla empati kurması, yaşadığı zamanı bilmesi, zamanının ihtiyaç ve isteklerini hissetmesi ve toplumun sorunlarına angaje olmasıdır. Ali Şeriati’ye göre günümüz İslam toplumlarında aydınlar taşıdıkları sorumluluk bakımından, Peygamberlerin tarihte oynadıkları dönüştürücü ve özgürleştirici rolün mirasçılarıdır. Aydın entelektüelden farklı olduğu gibi herhangi bir alanda kendini geliştirmiş olan bilginden de farklıdır. Bilgin yorum getiren olayları açıklamaya çalışan, bu özellikleriyle insanı rahatlatan bir özelliğe sahiptir. Oysa aydın problemleri sadece tespit etmez, aynı zamanda nasıl olması gerektiğini söyler ve topluma önderlik eder. Entelektüelleri aydınlardan ayıran önemli özelliklerden biriside, entelektüellerin yaptıkları işi meslek olarak yapmalarıdır. Yazar, şair, din bilgini entelektüel olabilir, ancak aydın değildirler. Düşünce işçisi ve beden işçisi diye ayırdığı insanlar üzerinden konuyu toplumsal yönden açıklar. Tüketici ve tüketilen ürünlerin yokum ile ilişkisine asimine olmaya değinir. Kapitalizmin, gücün, paranın, statünün de etkili olduğu sosyolojiye aydın olma yükümlülüğü ile bakar. Yeni insanın doğuşu diye adlandırdığı Yesrib’den Medine olmaya dair geçen süreci; idrak, anlam, fiil üçgeninde insanın doğuşunu anlatır. Şeriati’nin tekrar okunmaya benim ise her kitabını tekrar okuma listeme ekleme gerekliliği duyduğum eserlerinden biri daha. Dünyaya geniş bakmayan insanın imanı da geniş değildir, derken var olmasını beklediği fiilsel hareketliliği her daim yinelemiş ve çok genç yaşta mensubu olduğunu İran toplumunu yakından anlatırken öldürmüş olması tüm dünya için bir kayıptır. Ölümsüzlük düşünceye verilen en büyük özgürlüktür. Keyifli okumalar! (Sevgi)

Kitabın Yazarı Ali Şeriati Kimdir?

Ali Şeriati (Farsça: علی شريعتی‎) (d. 1933, Sabzevar - ö. 1977), İranlı Müslüman sosyolog, aktivist, düşünür ve yazar; özellikle din sosyolojisi ve çağdaş İslam düşüncesi üzerine eserler vermiştir. Marksist düşünceden yaptığı alıntılar ve türetmeler ve bunların kendi zamanındaki İran'a ve çevresine adapte edilmesi ve Marksizm kritiği ile birlikte çağdaş İslam düşüncesi ve devrimcilik açısından ortaya koyduğu çeşitli sonuçlar ve yarattığı ilgi sebebiyle, gerek önemli çağdaş İslam düşünürleri arasında gerekse İran'daki devrimci İslam'ın babası ve İran İslam Devrimi'nin baş düşünürü olarak anıldığı olmuştur. Düşünceleri genel olarak "İslam'a dönüş" -"öz"e dönüş- başlığı altında toplanabilir ve bilimsel kaynaklara dayanması, sosyoloji vurgusu yapması ve Batı metodolojisini, çeşitli açılardan eleştirmekle birlikte çeşitli açılardan yapıcı bir şekilde kullanması (ki sosyoloji gibi çeşitli bilimler ve Batı düşüncesinde ortaya çıkan çeşitli fikirlerin, örneğin bazı Marksist fikirlerin, İslam'ın özünde de daha farklı bir şekilde ortaya konduğunu da savunur) sebebiyle moderndir ve gelenekçilikten uzak olduğu gibi gelenekçi görüş ve kesimlere eleştirel yaklaşır nitekim bu sebeple eleştirildiği veya çelişki ile suçlandığı olmuştur. Bu tarzından yola çıkarak kendisi hakkında "sosyolojiyi İslamlaştırmaktan" ziyade "İslam'ın sosyolojik" bir okumasını yaptığı da söylenmiştir.

Hayatı

Çocukluğu

Şeriati 1933 yılında Mazinan, Sabzevar, İran'da doğdu. Babası ilerici milliyetçi bir öğretmen olan Muhammed Taki'dir. Eğitim yıllarında ilk kez İran'ın daha aşağı sınıflarından insanlarla tanıştı, var olan fakat bilmediği yoksulluk ve zorluklarla tanışması bu dönemde oldu. Ayrıca aynı dönemde Batı felsefi ve siyasi düşüncesiyle de tanışmıştır. Modern sosyoloji ve felsefenin bakış açısı ve bunun geleneksel İslami prensipler ile harmanlanması aracılığıyla Müslüman toplum ve toplulukların karşılaştığı sorunları açıklamaya ve çözümler bulmaya çalışmıştır. Şeriati Mevlana ve Muhammed İkbal'den büyük ölçüde etkilenmiştir.

Eğitimi

Lisansını İran'da bitirdikten sonra, Paris Üniversitesi'nde doktorasına başladı. Burada, 1964 yılında Sayfuddin'den "Belh'in Faziletleri Tarihi" isimli bir el yazmasının notlandırılmış bir Farsça çevirisini yaparak Edebiyat dalında doktor olmuştur. Daha sonra İran'a dönmüş, fakat hemen şah yönetimi tarafından tutuklanıp hapsedilmiştir. Yönetim onuFransa'dayken devleti yıkıcı siyasi aktivitelerde bulunmakla suçlamıştır. Daha sonra 1965'te serbest bırakılmış ve Meşhed Üniversitesi'nde eğitim vermeye başlamıştır.

Ölümü ve etkileri

Dersleri kısa sürede farklı toplumun farklı kesimlerinden öğrenciler tarafından beğenilmiş ve popülerleşmiştir. Bunun sonucu yönetim Üniversite'yi zorlayarak onun eğitim vermesini engellemiştir. Bunun üzerine Şeriati Tahran'a giderek Hüseyniye-i İrşad Enstitüsü'nde ders vermeye başlamıştır. Yine büyük bir popüleriteye ulaşan dersleri, yine toplumun her kesiminden öğrencileri etkilemiştir. Şeriati'nin görüşlerine ilginin arttığı orta ve yüksek sınıflardan öğrencilerin olması dikkat çekiciydi. Bu ilgi de şah yönetiminin Şeriati ile bazı öğrencilerinin tutkulanması emrini vermesine neden oldu. Gerek yurt içinden gerekse yurt dışından gelen tepkiler üzerine yönetim onu serbest bıraksa da çeşitli şartlarla tahliye edilmişti: kesinlikle herhangi bir eğitim aktivitesinde yer almayacak, hiçbir şey yayımlamayacak ve özel veya genel hiçbir toplantı yapmayacaktı. Ayrıca devletin güvenlik örgütlerinden SAVAK onun yakın çevresini yakın gözetim ve denetim altında tutacaktı. Şeriati bu şartlara karşı çıkarak ülkesini İngiltere'ye gitmek üzere terk etmeye karar verdi. Üç hafta sonra, 19 Haziran 1977'de SAVAK tarafından öldürüldü.

Tahran'ın büyük hastanelerinden birine Şeriati'nin ismi verilmiştir.

Devrim öncesi İran'ın en önemli ve etkili felsefi liderlerinden sayılan Şeriati'nin görüşleri bugün hâlâ İran toplumunda popüler ve etkindir. Özellikle bugünki İslami Cumhuriyet rejiminin biçimi, ruhban sınıfının konumu ve eşitlik anlayışına karşı çıkan kesimler tarafından beğenilmektedir.

Şeriati'nin düşünsel çalışmaları sadece devrim öncesi ve sonrası İran'ı değil, dünya çapında İslamcı topluluk ve düşünceler başta olmak üzere birçok kişi ve grubu etkilemiştir. Çeşitli dini kavramlara yaklaşımı, ruhban sınıfının eleştirisi ve İslamcılık hareketinin içinde kabul edilen çeşitli çıkarımlarıyla ilgi çekmiştir.

Şeriati, ayrıca Martinikli Marksist düşünür ve şair Frantz Fanon'un "Yeryüzünün Lanetlileri" isimli eserini, Jacques Derrida'dan "Şiir Nedir" ve Fransız oryantalist ve aynı zamanda katolik papaz olan Louis Massignon'dan "Selman-ı Pak" adlı eserleri Farsçaya çevirmiştir.

Birçok eseri bulunan Ali Şeriati'nin eserlerinin neredeyse tümü Türkçeye çevrilmiştir.

wikipedia

Ali Şeriati Kitapları - Eserleri

  • Hac
  • İnsanın Dört Zindanı
  • Ali
  • Dine Karşı Din
  • Kendini Devrimci Yetiştirmek
  • Ebuzer

  • Anne Baba Biz Suçluyuz
  • Kadın (Fatıma Fatımadır)
  • Her Hicret Bir İnkılaptır
  • Muhammed Kimdir
  • Kendisi Olmayan İnsan
  • İnsan
  • Bilinç ve Eşekleştirme

  • Dua
  • Çocuklar ve Gençler
  • Dinler Tarihi 1
  • Dinler Tarihi 2
  • Şehadet
  • Aydın
  • İslam ve Sınıfsal Yapı

  • Marksizm
  • Kur'an'a Bakış
  • Hangi Şia?
  • Kapitalizm
  • İran ve İslam
  • İslam Bilimi (Ciltli) I-II
  • İbrahim'le Buluşma

  • İslam'ı Tanıma Metodu
  • Dünya Görüşü ve İdeoloji
  • Yeni Çağ'ın Özellikleri
  • Ne Yapmalı
  • Yalnızlık Sözleri 1
  • İslambilim 1
  • İslambilim 2

  • Biz ve İkbal
  • Aydınlara Umut Çağrısı
  • Ali Şiası Safevi Şiası
  • Hür Düşünce Mektebi
  • İslam Nedir Muhammed Kimdir
  • Mektuplar
  • Çöle İniş

  • İslam'ı Anlamak
  • İnsan Olmak
  • Kevir/ Bir Tarih Olarak Beliren Coğrafya
  • Muhammed'i Tanıyalım
  • Kültür ve İdeoloji
  • Kendini Bilmek
  • Yalnızlık Sözleri 2

  • Medeniyet ve Modernizm
  • Medeniyet Tarihi 1
  • Medeniyet Tarihi 2
  • İdeallerin Yenilgisi
  • Kapitalizm Uyanıyor mu?
  • Şia
  • Mükemmel Bir Cemaat Ali Şiası

  • Sanat
  • Dine Karşı Din / Anne Baba Biz Suçluyuz
  • Ümmet ve İmamet
  • Adem'in Varisi Hüseyin
  • Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar
  • Kavramlar Sözlüğü
  • Muhtelif Eserler- I

  • Muhtelif Eserler- II
  • İslambilim 3
  • Bir Önünde Sonsuz Sayıda Sıfırlar
  • Tevhidi Altyapı
  • Bekleyiş - Karşı Tepki Dini
  • İslam Ekonomisi
  • İslam'ın Tarih Felsefesi

  • İslam Sosyolojisi Üzerine
  • Sizi Rahatsız Etmeye Geldim
  • Marksizm ve Diğer Batı Düşünceleri
  • Yarının Tarihine Bakış
  • Sevmek Aşktan Üstündür
  • Terimler Sözlüğü
  • Gençler İçin İnanç ve Ahlak Prensipleri

  • Dine Dayanmak
  • Siret
  • Ali Şeriati'den Aforizmalar
  • Dinleri Tanımak
  • İki Sûre İki Yorum
  • Çağımızın Müslüman Kadından Beklentisi - Emperyalizme Karşı Müslüman Kadın
  • Toplumbilim Üzerine

  • Çar Zindanen İnsan-Eli Şerieti
  • Aşk ve Devrim
  • Ve Cevap Veriyorum
  • Öze Dönüş
  • Ayet Yorumları

Ali Şeriati Alıntıları - Sözleri

  • Diğer canlılar niçin yaşadıklarını anlamaları gerekmeksizin yaşarlar. Ama insana: "Yaşa!" dedikleri zaman "Nasıl?" diye sormadan önce "Niçin?" diye soruyor. Bundan dolayı insana,sadece nasıl yaşayacağını öğretmek yetmiyor. İnsan, aç olduğu sürece alışılmış hayat nimetlerinin peşinden gider ve gündelik dertlerini gidermek için çabalar; bu durumda bu sorulardan az ya da çok uzaklaşır. Fakat bu ihtiyaçlar giderildiğinde onun için insan olmanın temel ihtiyaçları ve nerede olması gerektiği gündeme gelir.Gercekten de gerçek din ve mutlak din duygusu bugün daha çok, daha ciddi ve daha hayatı bir ihtiyaç konusudur. (Dinler Tarihi 1)
  • Bu dünyada şu üç şeyi şunlarla ara: Gerçekliği, düşünce ve ilimle; iyiliği, ahlak ve dinle; güzelliği, sanatla. Ve aşk sana bu üç dünyanın da kapılarını açabilir. (Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar)
  • Başkalarıyla oldukça kendimi yalnız görüyordum. Yalnız kendimle, yalnız değildim. (Çöle İniş)
  • Diyorlar ki kafir, ölümden sonraki dünyaya inancı olmayan kimse demektir. Mümin ise bunlara inancı olan kimsedir. (Dine Dayanmak)
  • Peygamber, ağır düşüncelerin baskısı altında bunaldığında ve ruhunun çetin dalgaları ve düşüncelerinin yüksek miraçları karşısında takatsiz kaldığında, Ayşe' yi çağırıp " Benimle konuş ey Hümeyra( pembelim) ! diyordu. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)
  • “Sezgisel ve tahmini değil, aksine gözle görme şeklinde olan kesim bilimsel ölçülere dayanarak ikinci neslimiz bizimle yabancılaştığını biliniz.” (İbrahim'le Buluşma)

  • Dua; öğreten, bilinçlendiren, iyilik ve güzelliği telkin eden bir metin, ruhu ruhani miraca götüren, ölüm gününden kurtaran, Allaha yaklaştıran, eğitip öğreten bir ilimdir. (Kavramlar Sözlüğü)
  • Kıyamette görmeye başlayıp başkalarını görme azabına uğrayacağımdan korkuyorum. [Ebulala Maarri] (İslambilim 2)
  • İbrahim'e bak! Sevgili evladını aşka kurban ediyor. (Ali Şeriati'den Aforizmalar)
  • "O sıfır aleminin içinde bir gibiydi." (Çocuklar ve Gençler)
  • Netice, yine umutsuzluk, nefret, sorumlu­luktan kaçma, kendi köşesine çekilme, mistik hayat, varoluşçu oyunlar vb .. (Medeniyet ve Modernizm)
  • Dua, yüzüne açılmayan hiçbir kapıyı çalmaz.. Dua, en yüksek ifade zirvesini, aklın karanlık gecesinde, Akıl bineğinin ayağı topalladığında, Aşk uçuşu sırasında bulur.. (Dua)
  • lnsan ne kadar daha fazla anlar ve ne kadar daha derin hissederse daha çok acı çeker ve sorumluluğu ağırlaşır. (Yalnızlık Sözleri 2)

  • Yarının tarihini yazarsak ancak, tarih değer kazanacaktır. Tarih, eğer yarını bilmemize, bugünün insanını ya da ortaya çıkacak insanı bilmemize yardımcı olmuyorsa, faydasız olacaktır. Çünkü tüm bilimler; insanları, geleceğin insanının hayatını ve bugün ile yarının insanının idealini anlamada, en azından yararlı olmak zorundadır. Geçmişteki insanı anlamak, kendimizi ve geleceğimizi anlamada bir başlangıç olmalıdır... (Yarının Tarihine Bakış)
  • Şüphe yok ki, bu memlekette aç olanlar en çok çalışanlardır. Bununla şerefiyle çalışan, hırsızlık, yan kesicilik, aldatma, dalkavukluk, rüşvet, nüfuz sömürücülüğü, kadın ticareti, insanı kısa yoldan seçkin kılacak herhangi ber şeyi yapmayan namusluları kastediyorum. (Kapitalizm Uyanıyor mu?)
  • Komünizm ve kapitalizmin her ikisi de şekil farklılıklarına rağmen insana "ekonomik bir hayvan" olarak bakmaktadırlar. Aralarındaki bu şekil farkı bu hayvanın ihtiyaçlarını karşılamada hangisinin daha başarılı olabileceği meselesi üzerinedir. (İnsan)
  • Aydın ; son peygamberden sonra, peygambere benzeme eylemidir. Ümmi olmak ; halkın adamı olmaktır. Ümmetin hem içinde hem de dışında ayaklanmaktır. (Ne Yapmalı)
  • "Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez." (Bilinç ve Eşekleştirme)
  • Halkın eleştirilerini özgürce yapamadığı bir toplumda eleştiriler, mizahla yapılır ve bu mizahlar bir araçtır. (Medeniyet Tarihi 1)
  • Kuran'ın Allah'ı insana yakındır, herkesle birliktedir. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)