Kitap Künyesi
Yazar: Milan Kundera
Çevirmen: Aydın Emeç
Orijinal Adı: Valčík na rozloučenou
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789755101828
Sayfa Sayısı: 232
Ayrılık Valsi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ünlü caz trompetçisi Klíma; bir gecelik sevgilisi güzel hemşire Růžena; kadınların hamile kalmasını sağlayan özel bir yöntem geliştiren jinekolog Škréta; sağlığı bozulduğu için kasabaya gelen zengin Amerikalı Bertlef; Klíma’nın eski bir şarkıcı olan kıskanç karısı Kamila; Růžena’nın sevgilisi olduğuna inanan paranoyak František; eski siyasi mahkûm Jakub ve babası bir zamanlar Jakub’a ihanet etmiş olan Olga. Ve birbirinden çok farklı dünyaları olan bu insanların yollarının kesiştiği bir kaplıca kasabası...
Milan Kundera, gerçek anlamda erotik bir kara mizah yapıyor. En ciddi sorunları, inanılmaz bir “hafiflik”le ortaya atıyor ve çağdaş dünyanın, bizi trajedimizi yaşama hakkından bile yoksun kıldığını görmemizi sağlıyor. Ayrılık Valsi, insan ruhunun derin gizlerinde elini kolunu sallayarak dolaşan büyük bir ustanın kaleminden çıkmış bir eser.
Ayrılık Valsi Alıntıları - Sözleri
- “ Sarışınlarla hiçbir şeye başlamamak gerekir..”
- “ Birbirimize söyleyecek yığınla şeyimiz varken böyle zaman kaybetmek!”
- “ Tüm olaylar Tanrının ellerindedir ve bunların gerçeklemesi konusunda bir şey bilmiyoruz.”
- “ Zaman korkunç bir çabuklukla geçiyor ve geçmiş gitgide anlaşılmaz oluyor..”
- “ İncil'in kelamı, bildiğiniz gibi bir sevinç bildirişidir. Yaşamın tadını çıkarmak, İsa'nın en önemli öğretişidir.”
- “ Bu ülkede, insanlar sabahlara saygı göstermiyorlar. Uykularını bir balta vuruşuyla kesen bir çalar saatle kendilerini kabaca uyandırıyorlar ve hemen uğursuz bir aceleciliğe bırakıyorlar kendilerini.”
- "Keyifsiz bir arkadaş kötü arkadaştır."
- İnsanın kafasını tümüyle uğraştırmak için kıskançlık gibisi yoktur.
- iki dünya arasında kalmış mutsuz bir kadındı
- “Zaman korkunç bir çabuklukla geçiyor ve geçmiş gitgide anlaşılmaz oluyor.”
- "Kıskançlık zorlu bir diş ağrısı gibidir."
- "İnanın bana, bugün bile anasız babasız olmak beni üzüyor. İnanın bana, bugün bile bu yaşlı halimle bir babam olması için her şeyi yaparım.”
- Adalet insanca bir şey değildir. Kör ve acımasız yasaların adaletidir ve belki başka bir adalet daha vardır, üstün bir adalet, ama o benim için anlaşılmaz bir şey.
- "Garip kişiler, garipliklerine saygı gösterilmesini sağlamayı başardıklarında oldukça güzel bir yaşam sürerler."
- "Bir çocuk sahibi olmak, insanla mutlak bir uyum göstermektir. Bir çocuğum varsa sanki şöyle söylüyor gibiyim: Doğdum, yaşamın tadını aldım ve çok güzel olduğu için yaşamın çoğalmayı hakettiğini gördüm. (...)Bir tek şey biliyorum, o da hiçbir zaman, mutlak bir inançla, insan eşsiz bir yaratıktır ve onu çoğaltmak istiyorum, diyemeyeceğindir."
Ayrılık Valsi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Birbirinden farklı karakterlerin Kaplıcada birleşen hayat hikayelerini anlatmış. Hayalperest bir doktor, zengin bir iş adamı, mutluluk arayan hasta bakıcı, trompet sanatçısı ve onu kıskanan eşi, suçlu bir genç, ölesiye seven bir aşık ... Hepsini bur araya getiren olay örgüsü sonra hepsini ayrı ayrı yollara götürür... Akıcı, mizahı bir dille anlatılmış hikaye... Yazar hem içsel bir yolculuk hem de kişilik analizlerine değinerek psikolojik bir yolculuk yaptırır okuyucuya... Kendi karakteri ve Raskolnikov u karakter olarak karşılaştırması muhteşem olmuş... (SANİYE AYGİRAY)
Zengin ve eğlenceli bir kurgusu var romanın. Tabi Kundera okurken alınan lezzet kurgudan ve öyküden bağımsız olarak kendisinin dili, mizahı ve gözlemleri. bir solukta okunan eğlenceli ve şaşırtıcı finalli bir roman. olayların ve romanın tüm akışının arasına serpiştirilmiş felsefe okumayı daha bir eğlenceli kılıyor. (M.C.Ö)
Genel olarak yedi kişinin hayatlarını, birbirleriyle tanışmalarını ve etkileşimlerini çok güzel bir şekilde kurgulamış. Edebi dil bakımında güzeldi. Konu ise Zeynep ablanın tabiriyle hafif insanların hırslarını, kişilik zayıflıklarını, psikolojik dengesizliklerini, özlemleri gibi tanıtımdaki yazıdaki gibi ilginç bir valsi izliyorsunuz. Özel olarak ilk önce benim çok hoşuma giden kısmı dostoyevski'den tanıştığım eski bir dostu yad etmesiydi. Kendi karakteriyle kıyaslamasıyla karşılaşıyorsunuz. Çok karakterli bir duruşu olan karakter sizi şaşkına çeviriyor sonlara doğru. Benim asıl dikkatimi çeken ise çok ilginç zekası olan bir karakterdi. Hayal dünyasının genişliğinden fark edeceksiniz. Genelde kişiliği zayıf karakterleri pek sevmem ama Milan amcanın felsefesi hoşuma gitti için o sıkıntıyı atlıyorum. :D Bence Milan amcayla tanışmanız kanaatindeyim. İki tane çok bilinmeyen kitabını beğendim. Zeynep Ablaya beni bu yazarla tanışmama vesile olduğu için teşekkürlerimi borç bilirim. (mustafa tamer akder)
Kitabın Yazarı Milan Kundera Kimdir?
Milan Kundera, Çek-Fransız asıllı yazar. Kundera, 1 Nisan 1929'da Çekoslovakya'nın Brno şehrinde doğmuştur. 15 kitap yazmış, sayısız ödül almış, yazarlık mesleği yanında uzun yıllar müzik ve sinemayla profesyonel olarak uğraşmıştır. Yaşamını Paris'te, eşiyle birlikte sürdürmektedir.
Yaşamı
1929 yılında, orta halli Kundera ailesinin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Ludvik Kundera (1891-1971), 1948-1961 yılları arasında Brno Müzik Akademisi müdürlüğü yapmış olan, ünlü müzikolojist ve piyanist Leoš Janaček'in öğrencisiydi. İlk piyano derslerini babasından aldı ve ilerleyen yıllarda kendisi de müzikoloji üzerine çalışmalar yaptı.
Lise eğitimini 1948 yılında Brünn'de bitirdikten sonra, Charles Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde, edebiyat ve estetik üzerine eğitim gördü. İki dönem sonra Film Akademisi'ne geçti ve yönetmenlik konusunda ilk makalelerini yazdı fakat daha sonra çalışmalarını politik baskı yüzünden durdurmak zorunda kaldı.
II. Dünya Savaşı'nın sonunda Komünist Parti'ye üye oldu. Ancak 1948'in şubat ayında partiden çıkarıldı. 1950 yılında da bir diğer Çek yazar Jan Trefulka Komünist Parti'ye karşı faaliyetlerde bulunmaktan, partiden uzaklaştırıldı. Trefulka o günlerde gerçekleşen olayları 1962 yılında yazdığı Pršelo jim štěstí (Onlardan Yükselen Mutluluk) romanında anlattı. Kundera'ysa o günlerde başına gelenleri bir şaka olarak görmüş olacak ki, partiden çıkarılma sürecinde başına gelenleri anlattığı kitabının ismini Žert (Şaka) koydu. 1956 yılında Komünist Parti'ye tekrar giren Milan Kundera, 1976 yılında ikinci kez, Vaclav Havel gibi ünlü yazarlar ve sanatçılarla birlikte partiden ihraç edildi.
1968'deki Rus istilasından sonra, Prag Müzik ve Sanatlar Akademisindeki görevinden uzaklaştırılan Kundera, politik baskılara dayanamayarak Fransa'ya göç etti ve 1981 yılında Fransa vatandaşı oldu. 1979 yılında yazdığı "Gülüşün ve Unutuşun" kitabının yayınlanmasının ardından Çekoslovak hükümeti Kundera'yı vatandaşlıktan çıkardı.
1980 yılında Gabriel Garcia Marquez'in aldığı Commonwealth Ödülü'nü, 1981 yılında Tennessee Williams'la paylaştı. En bilinen romanı Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği 1988 yılında Philip Kaufman tarafından sinemaya uyarlandı. 1983 yılında Michigan Üniversitesi tarafından fahri doktora unvanı verilen Kundera 1985 yılında da Kudüs Ödülü'ne layık görüldü.
Çağımızın en başarılı düşünsel roman yazarı ve varoluşçuların sonuncusu olarak nitelendirilen Kundera'nın son kitabı "Bir Buluşma" 2009 yılında yayınlanıp 2010 yılında ise Türkçeye çevrilmiştir.
Ödülleri
Medicis Ödülü (Yaşam Başka Yerde)
Mondello Ödülü (Jacques İle Efendisi)
Commonwealth Ödülü
Europa Literatura Ödülü
Kudüs Ödülü
Milan Kundera Kitapları - Eserleri
- Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği
- Kimlik
- Bilmemek
- Yavaşlık
- Gülüşün ve Unutuşun Kitabı
- Gülünesi Aşklar
- Kayıtsızlık Şenliği
- Ölümsüzlük
- Ayrılık Valsi
- Yaşam Başka Yerde
- Şaka
- Roman Sanatı
- Bir Buluşma
- Jacques ile Efendisi
- Perde
- Saptırılmış Vasiyetler
- Anahtar Sahipleri
- Varlığın Dözülməz Yüngüllüyü
Milan Kundera Alıntıları - Sözleri
- “Hayatları felakete dönenler, suçlu avına çıkarlar.” (Bilmemek)
- “İnsanoğlu anlamdan yoksun bir varlık, bir tesadüf olduğunu, oyunun sonuna kadar nedensiz oynamak zorunda olduğunu kavramaktadır şimdi.” Bacon (Bir Buluşma)
- “Şairler icat etmez şiirleri Gerilerde bir yerdedir şiir Çok, çok uzun zamandır oradadır Şairin tek yaptığı onu keşfetmektir.” Jan Skácel (Roman Sanatı)
- İnsanın gücü tükenir ve üzerine elini kolunu bağlayan bir yorgunluk çöker. Yorgunluk: hayatın kıyısından ölümün kıyısına uzanan sessiz bir köprü. (Ölümsüzlük)
- Birkaç gündür ben de saat gibiyim, durup dinlenmeden koşuyorum.Bazen zamanın benim dışımda akıp gittiğini duyuyorum... Tıpkı bir ırmak gibi... Çok yorgunum, bir bardak su verebilir mısın? (Anahtar Sahipleri)
- “İnsan dünyaya bir defa gelir ve bir daha asla önceki bir hayatın deneyimleriyle başka bir hayata başlanamaz. Gençlik nedir bilmeden çocukluktan çıkılır, evli olmak nedir bilmeden evlenilir ve yaşlılığa girerken dahi insan nereye gideceğini bilmez. Yaşlılar, yaşlılıklarının masum çocuklarıdır. Bu anlamda, insanlığın dünyası acemiliğin gezegenidir.” (Roman Sanatı)
- İçinde yaşadığı yeri terk etmek isteyen kişi mutsuz kişidir. (Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği)
- Yavrucuğum hiçbir zaman anlayamayacağın bir keder var içimde. (Yaşam Başka Yerde)
- Sevgi kırılgan, narin bir şey midir peki? (Yavaşlık)
- "Çağımızda unutma arzusu bir saplantı haline gelmiştir, bu nedenle, bu arzuyu tatmin etmek için hız iblisine teslim olmuştur çağımız. Olaylar çabucak olup bittiği zaman, kimse hiçbir şeyden emin olamaz, hiçbir şeyden, hatta kendisinden." (Yavaşlık)
- "Gözü 'daha yükseklerde bir yerde' olan herkes günün birinde gözünün kararabileceğini hesaba katmalıdır.." #Edebiyat (Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği)
- Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Gözümüzün önüne en sıradan bir durum getirelim: Bir adam sokakta yürüyor. Birden bir şey anımsamak istiyor, ama anı uzaklaşıyor. O anda, kendiliğinden yürüyüşünü yavaşlatıyor. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan, hâlâ çok yakınında olan zamanda, sanki bulunduğu yerden uzaklaşmak istiyormuş gibi elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır. Varoluşun matematiğinde bu deneyim iki temel denklem biçimine girer: Yavaşlığın derecesi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın derecesi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır. (Yavaşlık)
- 'En güzel intikam, 'başarıdır.' Seni sevmeyen herkesi üzer.' (Jacques ile Efendisi)
- Tek özgürlüğümüz, acı ile zevk arasında seçim yapmaktı. Mademki her şeyin anlamsız oluşu yazgımızdı, bu anlamsızlığı bir safra gibi taşımamak, onun zevkini çıkarmayı bilmek gerekirdi. (Kimlik)
- Her şey düzenlenmiş, ayarlanmış, yapay, her şey bir oyun, hiçbir şey içten değil. (Yavaşlık)
- İnsan, yaptığı bir hareket, söylediği bir söz yüzünden kendine kızabilir, ama yaşadığı bir duygu yüzünden kızamaz, çünkü duygularımız üzerinde hiçbir gücümüz yoktur. (Kimlik)
- İnsanın hayatta geri çekilmek zorunda kaldığı anlar vardır: Yaşamsal konumları korumak için en az önemli konumları terk etmenin gerektiği anlar. (Gülünesi Aşklar)
- Eğlenir, başkalarını eğlendirir ve düzenden yana olmanın ortaya koyduğu olur olmaz vaatlerle dünyayı tek ve koca bir şakaya çevirir. (Roman Sanatı)
- Ben annemi hep gökyüzünde diye düşünürüm. (Şaka)
- Ölüm ülkesine ulaşmak için, insanın kısacık bir süre kendisinin dışına çıkması yeterlidir. (Saptırılmış Vasiyetler)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin