Kitap Künyesi

Yazar: Aziz Nesin

Yayın Evi: Nesin Yayınevi

İSBN: 9786059569026

Sayfa Sayısı: 94

Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Kafakan Bey ve arkadaşlarının hırsız olduklarını gazeteler de yazdılar. Buna kimse aldırış etmedi.

Halk,

Hiçbir işe yaramayan bir adam hırsız değil diye başkan olacağına, iş yapsın da varsın hırsız olsun…Diyordu.

Haklıydılar, çünkü Yaşasın Memleket Partisin de iktidardayken az hırsızlık yapmamıştı. Bir anti propaganda sökmeyince, Kafakan Beyin diktatör olduğunu ilan ettiler. Ulusa özgürlük tanımıyordu. Halk bunu da umursamadı.

Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı Alıntıları - Sözleri

  • Geri kalmış yada geride bıraktırılmış gibi dış düşman mihraklarının uydurdukları iftiraların daha kibarca tarzı olan azgelişmiş, azıcık gelişmiş, birazcık gelişmiş, çok gelişmemiş, neredeyse gelişecek, ha gelişti ha gelişecek gibi vasıfları olan memleketimizin alınan yeni kararlardan sonra muasır medeniyet seviyesini geçtiğine vallahi de billahi de inanıp iman ettikleri gibi, kimin anasını şaapacağız diye aranıp duran yabancı sermayenin memleketimizi intihap ettiği için büyüklerimizin göğsü ve karnı ne kadar kabarsa azdır şimdi…
  • ' İnsanlar insanca davranışı beceremezlerse, kedilerin mutluluğuna bile özenirler.
  • Vatan Evlatları Partisi'nin basında Kafakan Bey vardı. Kötü adam denilemezdi. Uluslararası toplantılarda uyumaktan, uyumadığı zamanlarda da burnunu karıştırmaktan başka kötü bir huyu yoktu. Kafakan Bey, Başbakan oldu. Onun Başbakan oluşunu, ana muhalefet partisi olan Yaşasın Memleket Partililer çekemediler. Her ne uğruna olursa olsun, Vatan Partisi'ni iktidardan düşürmek istiyorlardı. Durmadan burnunu karıştıran bir adamın Başbakan olması, ulusal onurlarına dokunuyordu. Kafakan Bey ve arkadaşlarının hırsız olduklarını gazeteler de yazdılar. Buna kimse aldırış etmedi. Halk, "Hiçbir işe yaramayan bir adam hırsız değil diye başkan olacağına, iş yapsın da varsın hırsız olsun…" diyordu. Haklıydılar, çünkü Yaşasın Memleket Partisi de iktidardayken az hırsızlık yapmamıştı. Bu antipropaganda sökmeyince, Kafakan Bey'in diktatör olduğunu ilân ettiler. Ulusa, özgürlük tanımıyordu. Halk bunu da umursamadı. Kısacası, Yaşasın Memleket Partisi, Vatan Evlâtları Partisini iktidardan düşürmek için, bütün demokratik yöntemleri kullandı ama, onları iktidardan düşürmeyi başaramadı. Bunun üzerine hükümet devirmek için halk ayaklandırma yoluna gitti. Bu yanlış bir yoldu. Çünkü, kendi ülkelerinin özelliklerini ve koşullarını düşünmeden, başka ülkelerde uygulanmış ihtilâl yöntemlerini olduğu gibi taklide kalkıyorlardı. Tuştuk'luli ayaklanamaz, hiçbir zaman hükümete karşı gelemezlerdi. Böyle bir gelenekleri yoktu. Onların ayaklanabilmesi için, başlarındaki hükümetin «Her yurttaşın ayaklanması gerekir» diye kanun çıkarması ayaklanmayanların da ağır cezalara çarptırılmaları gerekirdi. Hükümetin buyruğu ve desteği olmadan ihtilâla kalkamazlardı. Yaşasın Memleket Partisi, hükümeti devirmek için her yola başvurup da başaramayınca bu partinin genel başkanı Kurt Santor, Partisinin yönetim kurulu üyelerini topladı, onlara şöyle dedi: — Sayın arkadaşlarım! Hükümet devirmekti başarı gösteremeyişimizin nedeni, başka ülkelerdek ihtilâl yöntemlerini örnek alışımızdır. Oysa biz ulusal benliğimizden, yerli koşullarımızdan ve kendi ruhumuzdan ayrılmamalıyız. Her ülkenin kendine özgü koşullan vardır. Öyleyse biz, kendi ruhumuza uygun hükümet devirme yolu hangisiyse onu arayıp bulmalıyız. Ben bu konuda tarihimizi inceledim ve bize uygun bir hükümet devirme yöntemi buldum. Bu, dünyada bir eşi benzeri daha görülmemiş bir hükümet devirme yöntemi olacaktır. Benim dediklerimi dinler ve yaparsanız bu Kafakan, iki aya kalmaz, gümbür gümbür devrilir. Yönetim Kurulu üyeleri, partinin genel başkanı Kurt Santor'a, — Nedir bulduğunuz bu hükümet yöntemi? Aman çabuk söyleyiniz! -dediler. Parti genel başkanı cevap verdi: — Kendi partimiz nasıl iktidardan düştüyse, aynı yolla biz de bu hükümeti devirmeliyiz. Biz, kendi başımıza gelenleri unutup, başka ülkelerden hükümet devirmek için hazır reçeteler almaya kalkıyoruz. Bizim yanıldığımız burası işte!... Biz iktidardan neden düştük, bunu düşünelim. Partimizin iktidardan düşmesi, partililerimizin, yani bizim kendi yüzümüzden olmuştur. Halk bizi beğenmedi, istemedi ve hükümetten düşürdü. Öyle değil mi? Üyeler, — Evet. Öyle! -dediler. — Öyleyse biz, kendi partimizden istifa edip Vatan Evlâtları Partisine geçelim. O partiyi dolduralım. O zaman yurttaşlar Vatan Evlâtları Partisini de beğenmeyip iktidardan düşüreceklerdir. Ne dersiniz? Üyeler, — Çok doğru yahu, hiç aklımıza gelmemişti. Hay aklınla bin yaşa!... -dediler. Yönetim Kurulundan biri, — Peki ama biz Vatan Evlâtları Partisine geçince orada ne yapacağız? -diye sordu. Buna, Yaşasın Memleket Partisi Genel Başkanı, — Hiçbişey yapmayacağız... -dedi-. Bizi hiç-bişey yapmadığımız için iktidardan düşürdüler. Vatan Evlâtları Partisine girince de hiçbişey yapmıyacağız. Kendi partimiz iktidardayken ne yaptıksa, yine öyle yapacağız. Haydi şimdi birer ikişer Yaşasın Memleket Partisinden istifa edip, Vatan Evlâtları Partisine geçelim. Ve kendi partimiz iktidardayken ne yaptıksa yine öyle yapalım. Bu toplantıdan sonra, Yaşasın Memleket Partisinin ocaklarına, bucaklarına kadar alınan bu karar yayıldı. Yaşasın Memleket Partisinden istifa edenler, Vatan Evlâtları Partisine doluşuyordu. Vatan Evlâtları Partisi Başkanı Başbakan Kafakan da, partisine akın akın katılmalardan çok seviniyordu. Kendi partisi güçleniyor, muhalefet partisi zayıflıyordu. Vatan Evlâtları Partisinin kongresi vardı. Başbakan Kafakan kürsüye çıktı, mikrofonun önüne geçti: — Muh... -dedi. Ağzından daha ilk hece çıkar çıkmaz, bir alkıştır koptu. Alkıştan, Başbakan konuşamıyor, ne söylediği anlaşılmıyordu. Bay Kafakan bir daha, — Muh... -dedi. «Muhterem arkadaşlar!» demek istiyordu. Ama alkışların şiddetinden «Muh...» diyor, arkasını söyleyemiyordu. Yaşasın Memleket Partisinden Vatan Evlâtları Partisine aktarma olanlar, tıpkı kendi eski partileri iktidardayken yaptıkları gibi, başkanlarını durmadan alkışlıyorlardı. Bay Kafakan, __Muh... muh... muh... -diyor, hıçkırık tutmuş gibi, başka bir şey söyleyemiyordu. — Muh... Alkış kıyamet... __Arkadaşlar, çok rica ederim... -dedi. Alkışlıyorlardı. — Tadını kaçırdınız artık! -dedi. Alkış daha da şiddetlendi. Başbakan kızmıştı: — Ama yeter artık!... Muh... Alkış göklere yükseliyordu. Başbakan kıpkırmızı oldu, — Yeter ulan... Kesin! -diye bağırdı. Dinleyen yoktu, alkışlıyorlardı. Kızgınlığın sonuna gelen başbakan, ne yapacağını şaşırıp gülerek, — Yapmayın ulan... -dedi-. Namussuzluk etmeyin... Muh... Baktı ki alkış durmuyor, Başbakan alkış gürültüleri arasında ne dediğini kendisi de anlamadan bir süre konuştu, sonra kürsüden indi. Kongre böylece sona erdi. Ama başbakanı nerede görseler, aktarma partililer durmadan alkışlıyorlardı. Öksürse alkışlıyorlar, hapşırsa alkışlıyorlar, esnese, uyuşa, burnunu kaşısa alkışlıyorlardı. İlk zamanlarda bu alkışlara kızan, hatta, — Yapmayın yahu... Rica ederim... Namussuzluk etmeyin! -diyen Başbakan, yavaş yavaş alkışlara kızmaz oldu. Sonraları alkışa alıştı. Daha sonra alkış beklemeye başladı. Gözünü kırpsa da karşısındakiler alkışlamayı unutsalar, neden alkışlamadınız, der gibilerden kızarak çevresindekilere bakıyordu. Böyle böyle... Halk arasında söylentiler almış yürümüştü. Herkes Başbakanın deli olduğunu söylüyordu. Delinin sonu ne olursa, Başbakanın ve Vatan Evlâtları Partisinin sonu da öyle oldu. İki ay bile sürmedi, Vatan Evlâtları Partisi hükümeti devrildi. Tarihteki bu en önemli hükümet darbesinden ne almamız gerekir. Bütün yöntemler denenip de; biriyle hükümet devrilmezse, bu yöntemi denememiz gerekir. Dünyanın en sağlam hükümetleri bile buna dayanamaz, devrilir.
  • Geri kalmış yada geride kalmış yada geride bıraktırılmış gibi dış düşman mihraklarının uydurdukları iftiraların daha kibarca tarzı olan azgelişmiş, azıcık gelişmiş, birazcık gelişmiş, çok gelişmemiş, neredeyse gelişecek, ha gelişti ha gelişecek gibi vasıflarla tasvif edilen memleketimizin, bütün bu alçakça iftiralara rağmen son alınan ‘Kendi Şeyini Kendin Yap’ kararlarından sonra aniden şaapıp muasır medeniyet seviyesini at başı farkla geçtiğine vallahi de billahi de inanıp iman ettiğim gibi, kimin anasını şaapacağız diye aranıp dolanıp duran yabancı sermayenin memleketimizi intihap etmesinden de bellidir ki, bu manzaradan büyüklerimizin göğsü ve büyüklerimizin karnı ne kadar kabarsa azdır.
  • Neden kimi sözcükleri söylemek ayıp ya da bayağı sayılır da , o sözcüklerin yerine aynı anlamı veren yabancı sözcükler kullanılınca ayıp sayılmaz ? Bunu hiç düşündünüz mü ? Örneğin sidik yerine Arapça idrar denilir; ikisi de aynı şey değil mi ?
  • İnsanlar insanca davranışı beceremezlerse, kedilerin mutluluğuna bile özenirler

Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Nihayet geç de olsa Aziz Nesin'le tanışabildik. Okuduktan sonra zaten tanıştığımızı fark ettim, içimizdeki sesmiş kendileri :)) Bildiğiniz üzere kendisi mizahî eleştirileri ile meşhur bir yazar. Bu sebepten az peşinde koşmadılar.. Aslında tam olarak böyle bir kitabı yok. Çeşitli kitaplarındaki "ihtilal" konulu hikâyeleri derlemişler ve ortaya "Darbeler Kitabı" çıkmış. "Nasıl ihtilal yapılır?", "Nasıl ihtilal yapılmaz?" gibi konular işlenerek tam anlamıyla güldürürken düşündürüyor. Okurken, zamanında bu kitapları yasaklayan ve toplatan zihniyeti çok iyi anlıyorsunuz. (Ve hâlâ var olduğunu hatırlıyorsunuz) Aziz Nesin de onları anlayıp, zayıf noktalarına dokunmuş. Onlar için ne kadar az kişi uyansa o kadar kârlı bu iş. Lakin kalemi kırsan, kitabı yaksan fikre hanginizin gücü yeter.. Düşünmek lazım. (Gökçe)

Kitabın Yazarı Aziz Nesin Kimdir?

20 Aralık 1915’te İstanbul’da doğdu. İki yıl Darüşşafaka Lisesinde öğrenim gördü. Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. Kara Harp Okulu ve Askeri Fen Okulundan mezun oldu. Üsteğmen rütbesindeyken "görev ve yetkisini kötüye kullanmak" suçlamasıyla yargılanıp ordudan uzaklaştırıldı. Bir süre bakkallık yaptı. Ardından gazeteciliğe başladı. Yedigün, Karagöz ve Tan Gazetesinde çalıştı. Cumhuriyet adlı bir magazin dergisi yayınladı. Sabahattin Ali ile birlikte, Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Alibaba mizah dergilerini çıkardı. 1951de bir kitapçı dükkanı, ardından bir fotoğraf stüdyosu açtı. 1954ten itibaren Akbaba mizah dergisinde takma isimlerle mizah öyküleri yazdı. Yazın yaşamı boyunda 100ün üzerinde takma isim kullandı. Kemal Tahirle birlikte Düşün Yayınevi’ni kurdu.Yeni Gazete, Akşam ve Taninde köşe yazıları yazdı. Yazarlığı, Öncü, Yeni Tanin ve "Ustura" isimli bir mizah eki de hazırladığı Günaydın gazetesinde sürdürdü. 1962de Zübük isimli mizah dergisini çıkardı. 1963te yayınevinin yanmasının ardından sadece yazmaya başladı. 1972de Çatalcada kimsesiz çocukların eğitimini gerçekleştirmeyi amaçlayan Nesin Vakfını kurdu. Kitaplarının tüm gelirini bu vakfa bağışladı. 1976-1980 arasında her dalda edebiyat ödülleri veren Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığını çıkardı. 1979da seçildiği Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanlığı görevini yıllarca sürdürdü. Sadece Türk edebiyatının değil dünya mizah edebiyatının da sayılı isimleri arasında yer alan Aziz Nesin, düşünceleri ve yazıları nedeniyle siyasi iktidarlardan sürekli baskı gördü, tutuklandı, yargılandı, sürgün edildi, cezaevlerinde kaldı. 6 Temmuz 1995 tarihinde yaşamını yitirdi. Öykülerinde Türk toplumunu ayrıntılarıyla yansıtır. Anlatımında halk edebiyatının ana öğelerinden yararlanır. Yer yer masal temasıyla ve mizah aracılığıyla günlük olayları, toplumsal aksaklıkları eleştirir. Türk edebiyatında çağdaş mizah yazarlığı tekniklerini geliştiren, genç mizah yazarlarının doğmasına yolaçan yazardır.

Aziz Nesin Kitapları - Eserleri

  • Zübük
  • Şimdiki Çocuklar Harika
  • Ölmüş Eşek
  • Nazik Alet
  • Gözüne Gözlük
  • Biz Adam Olmayız

  • Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
  • Yol
  • Yokuşun Başı
  • Yokuş Yukarı
  • Sizin Memlekette Eşek Yok mu
  • Tatlı Betüş
  • İt Kuyruğu

  • Koltuk
  • Toros Canavarı
  • Pırtlatan Bal
  • Geriye Kalan
  • Memleketin Birinde
  • Havadan Sudan
  • Gıdıgıdı

  • Aferin
  • Surname
  • Merhaba
  • Az Gittik Uz Gittik
  • Ben de Çocuktum
  • Yüz Liraya Bir Deli
  • Yedek Parça

  • Aşkım Dinimdir
  • Sivas Acısı
  • Fil Hamdi
  • Zübüklüğün Sonu Yok
  • Adamı Zorla Deli Ederler
  • Anıtı Dikilen Sinek
  • Kördöğüşü

  • Bir Sürgünün Anıları
  • İstanbul'un Halleri
  • Yurt Gezileri
  • İhtilali Nasıl Yaptık
  • Hayvan Deyip de Geçme
  • Deliler Boşandı
  • Şehirden İndim Köye

  • Memurlar Memurlar
  • Gerçeğin Masalı
  • Bay Düdük
  • Hoptirinam
  • Gol Kralı
  • Bu Yurdu Bize Verenler
  • Mahmut ile Nigar

  • Ah Biz Ödlek Aydınlar
  • İnsanlar Uyanıyor
  • Tek Yol
  • Leyla ile Mecnun
  • Gözünüz Aydın Efendim
  • Bir Tutam Aydınlık
  • Nutuk Makinesi

  • Hangi Parti Kazanacak
  • Ah Biz Eşekler
  • Yeşil Renkli Namus Gazı
  • İnsanlar Konuşa Konuşa
  • Büyük Grev
  • Benim Delilerim
  • Nah Kalkınırız

  • Poliste
  • Damda Deli Var
  • Şimdi Avrupa
  • Sosyalizm Geliyor Savulun
  • Rüyalarım Ziyan Olmasın
  • Kalpazanlık Bile Yapılamıyor
  • Okuma Güncesi

  • En Masumlar İçerde
  • Rıfat Bey Neden Kaşınıyor
  • Mahallenin Kısmeti
  • Yetmiş Yaşım Merhaba
  • Bütün Oyunları - 1
  • Bütün Oyunları 2
  • Halimiz Hal Değil

  • Borçlu Olduklarımız
  • Aziz Nesin - Ali Nesin Mektuplaşmaları
  • Aziz Nesin'den Sıra Dışı
  • % Kaç Aptalız
  • Yazarlık, Edebiyat ve Dil Üstüne
  • Aşk Şiirleri
  • Birlikte Yaşadıklarım Birlikte Öldüklerim

  • Çuvala Doldurulmuş Kediler
  • Kalem Yapın Beni Kalem!...
  • Eğitim Üstüne
  • Batı'ya Giden Yoldayız
  • Bir Koltuk Nasıl Devrilir
  • Vatan Sağolsun
  • Seyyahatname

  • Türkiye Şarkısı Nazım
  • Okuduğum Kitaplar
  • Korkudan Korkmak
  • Salkım Salkım Asılacak Adamlar
  • Üçü Birden
  • Bütün Şiirleri 1
  • Kazan Töreni

  • Bütün Şiirleri 2
  • Seviye On Ölüme Beş Kala - Kendini Yakalamak
  • Hayvanlar Takımı
  • Maçinli Kız İçin Ev
  • Sondan Başa
  • Sora Sora Cennet Bulunur
  • Uyusana Tosunum

  • Aziz Nesin'den Çocuklara En Güzel Öyküler
  • Hazret-i Dangalak
  • Aziz Nesin'in Güncesi Mum Hala
  • Mum Hala 1
  • Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı
  • Sanat Yazıları
  • Gülmekten Öldüren Öyküler-1

  • Gülmekten Öldüren Öyküler 2
  • Alamanya Alamanya Bizden Aptal Bulaman Ya
  • Mum Hala 2
  • Soruşturmada
  • Aziz Nesin'in Anıları: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez
  • Herkesin İşi Gücü Var
  • Suçlanan ve Aklanan Yazılar

  • Arkadaşım Badem Ağacı
  • Bir Dokun Bin Dinle
  • Cumhuriyet Dönemi Türk Mizahı
  • Unutulmayan Rüyalar
  • Bekârlık Sultanlıktır
  • Irak ve Mısır
  • Taşlamalar

  • Çocuklara En Güzel Masallar
  • Aziz Dede'den Masallar
  • Nasrettin Hoca Gülütler
  • Okullar İçin Kısa Oyunlar
  • Sporcu Milletiz Vesselam
  • Bursaname - Aziz Nesin'in Bursası
  • Laiklik, Dincilik ve Atatürkçülük

  • Bayan Aynur ile Bay Buyur
  • Bilmem Ne Adası
  • Bir Vicdan Davası
  • Onursal Doktor Olamamanın Büyük Onuru
  • Bulgaristan'da Türkler Türkiye'de Kürtler
  • Aşk Öyküleri
  • Aydınlar Üstüne

  • Büyüklere Masallar 1
  • Büyüklere Masallar 2
  • Türkiye Toplumu ve Demokrasi
  • Bütün Oyunları - 3
  • Bütün Oyunları 4
  • Aziz Nesin - Klaus Liebe Harkort Mektuplaşmaları
  • Aziz Nesin - Saliha Scheinhardt Mektuplaşmaları

  • Aziz Nesin - Tahsin Saraç Mektuplaşmaları
  • Tut Elimden Rovni
  • Erkek Sabahat
  • Çiçu
  • Hadi Öldürsene Canikom
  • Dört Kitap Tek Ciltte
  • Ölümü Hak Eden Ölümsüz Aziz Nesin Cilt: 1

  • Ölümü Hak Eden Ölümsüz Aziz Nesin Cilt: 2
  • Azizname
  • Saçkıran
  • Gübre Kralı
  • Şiirin Tam Zamanıdır
  • Biraz Gelir misiniz?
  • Bir Aşk Var Bir De Ölüm

  • Hoşça Kalın
  • Bişey Yap Met
  • Qum Qalalar
  • Hekayələr
  • Azîz Nesin - Meral Çelen Mektuplaşmaları
  • Gülmece Öyküleri 9
  • Bizim Memleket

  • Gülmece Öyküleri 5
  • Gülmece Öyküleri 2
  • Memleketin Birinde - Hoptirinam
  • Deniz Aslanı
  • Baba Mirası
  • Berber Nonoş
  • Gülmece Öyküleri 3

  • Üç Kitap Birarada
  • Nutuk Makinası, Az Gittik Uz Gittik
  • Gülmece Öyküleri 8
  • Aziz Nesin Bütün Kitapları
  • Kendini Yakalamak
  • Boyalı Tilki Masalı
  • İstanbul'dan Ne Haber

  • Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 2
  • Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 1
  • Seçilmiş Satırlar
  • Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 3
  • Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 4
  • Sosyalizm Geliyor Savulun

Aziz Nesin Alıntıları - Sözleri

  • İslamlıktan sonra da .. şimdi de kız çocukları pek makbul sayılmıyor, başlık parasını saymazsan. Müslümanlarca … (Bay Düdük)
  • Sen insanların zahirine değil zamirine bak. (Toros Canavarı)
  • Yoksular yaşamları boyunca yalnız bir kez kolaylık görürler, o da öldükten sonra; cenazeleri hemen kalkar, çabucak. (Ben de Çocuktum)
  • Muayeneye giren çocuğu, içi kül dolu bir kaba yellendirirlermiş. Yel ne denli çok kül kaldırırsa o denli iyi, o denli yiğitlik sayılıyor. Yel hiç kül kaldırmazsa, çok kötü..." Mangalda kül bırakmaz" sözü, sonradan bir alay sözü olarak kullanılmış olsa bile, kabadayılığı, yiğitliği anlatmak için söylenir. (Yokuşun Başı)
  • Sen artık bu kitapta: noktaları , virgülleri , satırları taşımıyorsun.. Sen artık bu kitapta : koşmuyor , bağırmıyor , alnını kaşımıyorsun.. Sen artık bu kitapta yaşamıyorsun. (Aşk Şiirleri)
  • Ayağını sıcak tut, başını serin, Kendine bir iş bul, düşünme derin. (Nasrettin Hoca Gülütler)

  • Önce bir sayımdöküm yapmalıyım Neleri götüreceğim Geri dönüp alamam Kendimden hiç bırakmamalıyım geride Gölgemi de gölgesizliğimi de Söyleyemediklerim yazamadıklarım Verilemeyen yanıtlarım Benimle olmalı üzünçlerim acılarım Utançlarım gözyaşlarım Söyletilmeyen şarkılarım Hiç bir kötülüğüm kalmamalı arkamda Aldatmaları sevdiğim kadınların Kurnazlıkları çıkarcıkları küçük küçük Zaman zaman kurnazlıklarım Düşlerimi hiç mi hiç bırakamam En değerli varlıklarım Hele sonsuz tasalarım ki yaşama sığmayan Ve hiç sönmeyen harlı tutkularım Ne kalır benden geriye Hiç O hiçi de kendimle almalıyım (Seviye On Ölüme Beş Kala - Kendini Yakalamak)
  • Aslında Sayın Başkan Hoobert iyi insandı. Sayın Başkan iyiydi ama, ne yazık ki çevresindekiler kötüydü. Nedense bu iyi başkanların çevresini de hep kötü kişiler alıyordu. (Kalpazanlık Bile Yapılamıyor)
  • Yabancı bir kentte insanın yalnızlığı daha bir katmerleniyor. (Sizin Memlekette Eşek Yok mu)
  • "Zenginlik sermaye birikimidir; uygarlık kültür birikimidir.Bizde böyle birikimler olmadığı için de , toplumumuz tutarsızdır. Ulusal zenginliğin , uygarlığın birikim demek olduğu bizde , daha 19. yüzyıl sonunda anlaşılmıştır.Ama bu bir TERS anlamadır.Bizde bu birikim , devlet gücüyle zengin yetiştirmek diye anlaşılmıştır.TERS işleyen mantık şudur: 'Yurdun kalkınması için zenginlik gerekir. Bizde kendiliğinden zengin yetişmediğine göre , devlet yardımıyla zengin yetiştirmeli , sermaye birikimi saglanmalıdır.' ...Devlet zengin yetiştirmeye kalkarsa kimleri seçer? Elbet kendisini devlet yapanları, kendinden olanları... " (Suçlanan ve Aklanan Yazılar)
  • Bakınız, neden olmaz, izah edeyim. Affedersiniz, ismiâliniz Beyfendi? Ulvi Bey... Müşerref olduk efendim. Benim adım Şâzi. Çok memnun oldum. Evet... ne diyorduk? Ol­maz.. Katiyen olmaz. Çünkü efendim, herşeyden önce bir maarif plânımız yok. Bendiniz uzun yıllar maarifte hizmet ettiğimden bu işleri gayet iyi bili­rim. Plânsız, programsız hiçbir iş olmaz efendim. Affedersiniz Beyfendi, ismiâlinizi öğrenebilir miyim? Ulvi Bey... Çok güzel, memnun oldum. Benim adım da Şâzi... Çünkü efendim bizde herşeyden ön­ ce bir tedrisat sistemi yok. Onun içindir ki, biri… (Kördöğüşü)
  • Bu pis burjuvaların Allah bin türlü belalarını versin!.. (Aziz Nesin'in Güncesi Mum Hala)
  • "Sarılmak neden güzeldir bilir misin? Çünkü sağ tarafta kalp yoktur, ve orası hep boştur. Sarılınca, sağ yanını onun kalbi doldurur..." | (Ah Biz Eşekler)

  • Amerikada otuzaltı gazeteye birden yazan bir başyazar, — Sizde, dedi, bir başyazar, kaç gazeteye yazar? — Bizde, dedim, her gazetenin ayrı bir başyazarı vardır, ama, hepsi de aynı şeyleri yazar!.. — Ayrı ayrı insanlar nasıl aynı şeyi yazarlar? — Bizde ayrı gayrı yoktur. Birlik, beraberlik falan... İşte öyle... — Sizde demokrasi var mı? — Az bişey vardı, ama son zamanlarda yedek parçası kalmadığından kullanamıyoruz? (Yedek Parça)
  • İnsan, sevebilir miyim diye düşünüyorsa sevemeyecek demektir. İyi ki sevide düşünce yok;yoksa kimse kimseyi sevmezdi. (Aşkım Dinimdir)
  • Gece yatakta bir elimi attığım zaman, elimin tuttuğu yalnızlık... Korkudan öbür elimi atıyorum, kendimi tutuyorum, soğuk, ıslak, titreşik... (Çiçu)
  • "Ben ölmüşüm baba, neden bana hiç demediniz?" (Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz)
  • “İster altından olsun, ister demirden, kafes kafestir!” (Memleketin Birinde)
  • Sizin sevdiğiniz her şeyi ben de severim. (Gol Kralı)
  • İnsanın kendini olduğundan başka göstermek için harcadığı çabalar onu gülünç yapar. Hele bu para konusunda ise gülünçlüğün derecesi daha da artar. (Aziz Nesin'den Çocuklara En Güzel Öyküler)