Kitap Künyesi
Yazar: Rıfat Ilgaz
Yayın Evi: Çınar Yayınları
İSBN: 9789753482578
Sayfa Sayısı: 96
Bacaksız Kamyon Sürücüsü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Heeey! Çekilin önümden.”
Bacaksız Bahri ve ailesi Kastamonu Cide’den İstanbul’a, Fesleğen Sokağı’na taşınalı birkaç ay olmuştur. Bacaksız’ın bu yeni mahallede çok fazla arkadaşı yoktur ama parlak bir fikri vardır: Yalnızca büyüklerin yapabileceği bir iş olan kamyon sürücülüğünü deneyip mahallenin çocuklarına kendini göstermek.
Rıfat Ilgaz’ın Bacaksız’ın başından geçenleri anlattığı Bacaksız Sigara Kaçakçısı, Bacaksız Okulda, Bacaksız Paralı Atlet ve Bacaksız Tatil Köyünde adlı diğer kitapları da büyük keyifle okuyacaksınız.
Bacaksız Kamyon Sürücüsü Alıntıları - Sözleri
- "Ayrılık gelip çatmıştı işte..."
- "Akıllı olması, açıkgöz olması gerekirdi."
- Öyle ya! İnsanlar bile birbirlerine nasılsın diye sordular mı...
- «Anne be!» diye mızmızlanıyordu Bacaksız, «Hele kes şunu! Ham da olsa biraz yiyeceğim ben! İçim yanıyor susuzluktan!» «Su içeceksen işte su! Koy koy iç! Ham karpuzu yiyeceksin de ne olacak!» «Ben karpuz isterim! ..» «Ziftin pekini ye! . . «Ne yapacaksın kabak karpuzu! Katır mısın sen!» «İsteriiim! » «Seni katır seni! Git gözüm görmesin!»
- Ne adamdı şu babası. En sonra söyleyeceğini, önceden söyler, böyle, «tamam mı,» diye kapatırdı sözünü.
- Ama çilesiydi, çekecekti...
- «Çocuklar!» diye başladı. Beğenmedi bu girişi. Çocuklar, çocuk olmaktan hoşlanmazlardı. Kendilerini kocaman adam sayarlardı.
- «Siz hiç Boğaz Köprüsü'nden geçtiniz mi?» dedi Bacaksız. Hiçbiri Boğaz Köprüsü'nden geçmemişti... Bacaksız da köprüden geçmemişti ama, onlardan üstün yanını bulmuştu şimdi. «Arkadaşlar! » dedi, «Boğaz Köprüsü dünyanın en büyük, en güzel köprüsüdür. Hiç ayakları yoktur. Altından büyük büyük vapurlar geçer, gene de direkleri değmez ! Altından uçaklar bile geçebilir çocuklar!» Hem «çocuklar» demişti, hem de «arkadaşlar» demişti de çıt çıkaramamışlardı, şaşkınlıktan «Bir akşam bizim arabayla geçtik Boğaz Köprüsü 'nden... Her iki yanında sıra sıra ışıklar yanıyordu. Babam bana dedi ki, bak oğlum burası Avrupa'dır, karşısı da Asya'dır. İşte çocuklar biz Avrupa'dan Asya'ya bizim Külüstür'le geçtik. Ya işte böyle arakdaşlar! .. Babalarınızın bindiği arabalarla övünüp duracağınıza, söyleyin babalarınıza, bir gün sizi yanlarına alsınlar da Boğaz Köprüsü'nden geçirsinler! .. Dünyanın en güzel Boğazı'ndan geçmiş olursunuz!»
- Böyle her konuşmanın sonunda, «Tamam mı» demeyi babasından öğrenmişti.
- «Karpuuuz! Ben karpuz isterim!» «Ne yapacaksın kabak karpuzu! Katır mısın sen!» «İsteriiim! » «Seni katır seni! Git gözüm görmesin!»
- Ilık bir Ağustos gecesiydi. Köşe başındaki elektrik lambası da yanmasa ayışığı ortalığı gündüz gibi aydınlatabilirdi. Uzaklardan birkaç kez polis düdüğü duyuldu. Ona taaa kırlardan başka bir düdük, duyulur duyulmaz bir yanıt verdi. Bir saattir, ne polis, ne bekçi...Sanki bütün mahalle, bütün kent uykuya dalmıştı.
- « (...) Hem ben öyle futbol budalası çocuklardan değilim. Top, ayağıma yanlışlıkla gelirse vurur geçerim. Peşinden, av köpekleri gibi koşmam, dilim bir karış dışarda!..»
- Hiç açık vermeye gelmezdi. Onlar beş altı kişiydiler. Oysa kendisi tek başınaydı. Tek başına yaşanmazdı böyle büyük memleketlerde.
- Çocuklar, çocuk olmaktan hoşlanmazlardı. Kendilerini kocaman adam sayarlardı.
Bacaksız Kamyon Sürücüsü İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Haydi çocuklar, kitaba! Bacaksız serisi çok da kötü olmayan hatta eğlenceli bir seri imiş. İlk kitaptan da yeterince bunu anladık. Bacaksız adınca bir afacan var, zayıf ve çelimsiz biri olduğu için kendisiyle alay ediyorlar sürekli. Kastamonu Cide’den ailesi ile beraber taşınıyorlar İstanbul’a. Memlekette her şeylerini satıp bununla bir Kamyon alıyorlar. Karpuz kavun gibi meyveler satarak geçinmeye çalışıyorlar. Babası bir gün çocuğa bir karpuz veriyor eve götürsün diye. Burada içerikten de bahsedeceğim. Karpuzu haliyle taşıyamıyor ve yokuş aşağı parçalıyor. Parası da var gidip karpuz alıyor tekrar ama anlaşılıyor yaptığı tabi. Aynı yerde kamyonla da bir macerası olacak. En son ise hırsızlara çok güzel bir ders veriyor ve kitap bitiyor. Yalancının Mumu adlı sözün ne kadar doğru olduğunu anlıyoruz. Bacaksız zaten bizim ana karakterimiz. Apti, babası; Zeynep, arkadaşı; Hüsnü, Zeynep’in babası; ve Karamarsık Çetesi de saygısız ve çevreye sürekli zarar veren çocukların olduğu grup. Karakterleri bu şekilde sıralayabiliriz. Hepimize iyi okumalar dilerim.. (Sadık Kocak)
Yalancının mumu yatsıya kadar yanar: Kitabın Fiziksel özelliklerine değinerek başlayalım. Kitabın ilk baskısı 1998’de yapılmıştır. Eser 96 sayfadan oluşmaktadır ve 13.5x19.5 ebatında basılmıştır. Kitabın basımında 2. Hamur kâğıt tipi seçilmiştir. İçeriğindeki resimler Altan Saraçoğulları tarafından hazırlanmış, siyah-beyaz formatta olsalar da görseller ilgi çekici ve anlatılanlarla ilgilidir. Anlatımın yanında verilen görsellerle birlikte kitabın içindeymişizcesine olayları gözlerimizde canlandırmamızı mümkün hâle gelmiştir. Bu nedenle görseller, kitaba ayrı bir sürükleyicilik ve bağlayıcılık katmıştır. Dil ve anlatım yönünden bahsedecek olursak, hâkim bakış açısıyla ve İstanbul Türkçesi ile yazılan eserde dilin oldukça sade ve akıcı olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. Yani eserde çocukların anlayamayacağı kelimeler kullanılmamıştır. Rıfat Ilgaz, üslubuyla, samimi ve sohbet havasında bir eser ortaya çıkarmıştır. Bu da kitabı, sıkılmadan tek solukta okunabilir bir hâle getirmiştir. Eserde sık sık ikilemeler kullanılmıştır. İkilemelerin yanında deyim ve atasözleriyle, anlatım güçlendirilmiştir. Bunların yanı sıra anlatımda bolca kinaye sanatından yararlanılmıştır. Eserde karakterler bazen yaşadığı bölgeye, mensubu olduğu toplumun ağzına göre kendi ağızlarıyla konuşturulmuştur. Çocuk Edebiyatı Açısından Nasıl Bir Kitaptır? Çocuk edebiyatı açısından değerlendirecek olursak, Rıfat Ilgaz’ın Bacaksız Kamyon Şoförü adlı eseri, 6-9 yaş arasına hitap ediyor. Eserin, çocukları düşünmeye iten ve düşündürürken eğlendiren eğitici bir yapısı vardır. Kitap, çocuklara doğrudan yalan söylemeyin demeden, kurgulanan olaylarla düşündürerek yalan söylemenin kötü olduğunu ve yalan söylenirse elbet bir gün ortaya çıkacağını ve yalanın olumsuz sonuçlar doğurabileceğini çocukların zihinlerine yerleştirir. Bu kitabı okuyan bir çocuk yalan söylemekten kaçınır diye düşünüyorum. Kitapta herhangi bir ideoloji aşılama, ırkçılık, geleneğimize aykırılık vb. -kısacası- zararlı unsurlar yoktur. Bu nedenle kitabın çocuklar tarafından okunmasında bir sakınca yoktur -ki çocuklar için yazılmıştır :)-. Kitabın yazı puntosu da çocuklar için okunmaya uygun olarak ayarlanmıştır. Ben okurken keyif aldım. Umarım bir gün öğretmen olurum ve bu kitabı çocuklarıma okutabilirim. Özet Değerlendirme: Yalancının mumu yatsıya kadar yanar atasözünün gerçekliğinin vurgulandığı bir çocuk edebiyatı kitabı. Bacaksız Bahri adlı karakterin başına gelenler ve bunlara müteakip söylediği yalanlar anlatılıyor. 6-9 yaş kitlesi için oldukça uygun ve eğlenceli bir kitap. Dili ise sade ve akıcı. Karakterler yer yer kendi ağızlarıyla konuşturulmuş olmakla birlikte eser İstanbul ağzıyla yazılmıştır. Samimi bir hava var eserde. Anlatım da resimlerle pekiştirilmiştir. Tek solukta eğlenerek okuyabilirsiniz... (Faik Kıvrak)
İlköğretim seviyesindeki çocuklara kesinlikle güzel bir armağan olacaktır. Çocukların davranışlarını dilini çok iyi gözlemleyen yazar günlük yaşantıyı ve çocukların hayal dünyasını çok başarılı yansıtmış (ozge)
Kitabın Yazarı Rıfat Ilgaz Kimdir?
1911 yılında Kastamonu’nun Cide ilçesinde doğdu.7 Temmuz 1993 tarihinde öldü.Rıfat Ilgaz 1940’ların toplumcu-gerçekçi şairlerindendir. 1911 yılında Cide’de doğdu. Şiir yazmaya ortaokul öğrencilik yıllarında başladı. İlk şiiri 27 Temmuz 1927 ‘de, günlük Nazikter gazetesinde yayınlandı. Ayrıca; Açıkgöz(Kastamonu), Güzel İnebolu ve Güzel Tosya gazetelerinde şiirleri ve yazıları yayınlanmaya başladı. Lise yıllarında babasının ölümü sebebiyle buradan ayrıldı. Yatılı olarak Kastamonu Muallim Mektebi’nde öğrenim gördü. 1930 yılında mezun oldu.
Altı yıl süreyle Gerede, Akçakoca, Hendek ile Düzce arasında Gümüşova’da ilkokul öğretmenliği yaptı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü 1938 ‘de bitirdi ve Adapazarı Ortaokulu Türkçe Öğretmenliğine atandı. 1939’da İstanbul Karagümrük Ortaokulu’nda Türkçe Öğretmenliğine başlayan Ilgaz’ın, yazı ve şiirleri dergilerde yayınlanmaya başladı. 1940 ‘da Çığır, Oluş, Ulus, Güneş, Yücel, Varlık, Hamle ve Yeni İnsanlık dergilerinde şiirleri çıktı ve aynı yıl Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne girdi. Ömer Faruk Toprak ile 9 Eylül 1942’de Yürüyüş Dergisi’ni çıkardılar. Bu dergide Orhan Kemal, Sait Faik, Cahit Irgat, A.Kadir, Nazım Hikmet (İbrahim Sabri) ile birlikte çalıştılar. 1943’te ilk kitabı "Yarenlik"i yayınladı. Şiirleri olağanüstü bir ilgi gördü. Ocak 1944’de "Sınıf" adlı şiir kitabı çıktı. Sıkıyönetim kararı ile toplatıldı. 1945’te Gün Dergisi çıktı. Bu dergide yazıları yayınlandı. Aziz Nesin’in Cumartesi Dergisine ortak oldu. Seçici kurulda çalıştı. 1946’da Esat Adil, Sabahattin Ali ve Aziz Nesin ile birlikte Gerçek Gazetesini çıkardılar. 1946 Ekim ayında Yığın Dergisi’ni Esat Adil ve Adil Yağcı ile birlikte çıkardılar. Öğretmenliğe yeniden döndükten sonra Boğazlayan-Yozgat’a tayini çıktı. Hastalığı nedeniyle Validebağ Sanatoryumunda yattı. Şubat 1947’de Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Mim Uykusuz’un çıkardığı Marko Paşa kadrosuna girdi. Sık sık kapatılan bu derginin daha sonraları sorumlu müdürlüğünü üstlendi. Malum Paşa, Merhum Paşa, Hür Marko Paşa gibi dergilerin adı sık sık değişiyordu. 1950’li yıllarda Ilgaz, gazetecilik yapmaya başladı. Sakıncalı olduğundan gazeteler ve dergiler imzalarına pek yer vermediler.
1952-1960’da Tan Gazetesi’nde dizgici-musahhih ve röportaj yazarı olarak çalıştı. Turhan ve İlhan Selçuk’un çıkardığı Dolmuş Dergisi’ne "Stepne" takma adıyla yazılar yazdı. Hababam Sınıfı, Pijamalar(Bizim Koğuş), Don Kişot İstanbul’da bu dergide dizi olarak yayınlandı. Hababam Sınıfı’nı da isminin sakıncalı olması nedeniyle "Stepne" (Yedek Lastik) takma adıyla yazdı. Ocak 1953’te Devam adlı şiir kitabını çıkardı ve bu kitap da toplatıldı. Rıfat Ilgaz Demokrat İzmir, Akbaba, Vatan, Yeni Gün, Yeni Ulus gibi yayın organlarında ve kimi edebiyat dergilerinde yazı yazdı. Sınıf Yayınları’nı kurdu ve kendi kitaplarını yayınlayabildi. 1970’te Basın Şeref Kartı’nı aldı. 1974’te emekli oldu. Doğum yeri olan Cide’ye yerleşti. 12 Eylül 1980 döneminde gözaltına alındı. 70 yaşında gerekçesiz sorguya çekildi ve gözaltında kaldı. Tutukluluğu sona erince İstanbul’da oğlu Aydın Ilgaz ile birlikte ölümüne kadar yaşadı. Bu olaylar "Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra" adlı kitabında anlatılır. Onu hepimiz Hababam Sınıfı’nın yazarı olarak bildik. Altmış kitabı olmasına rağmen onun şairliğini, romancılığını ve öykü yazarlığını unutmamamız gerekir. Rıfat Ilgaz 7 Temmuz 1993 günü öldü.
Rıfat Ilgaz Kitapları - Eserleri
- Karartma Geceleri
- Halime Kaptan
- Hababam Sınıfı
- Sarı Yazma
- Hababam Sınıfı Uyanıyor
- Apartıman Çocukları
- Şeker Kutusu
- Nerde O Eski Usturalar
- Meşrutiyet Kıraathanesi
- Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı
- Pijamalılar
- Hababam Sınıfı İcraatın İçinde
- Garibin Horozu
- Hababam Sınıfı Baskında
- Karadeniz'in Kıyıcığında
- Don Kişot İstanbul'da
- Yıldız Karayel
- Bacaksız Okulda
- Sınıf
- Bacaksız Paralı Atlet
- Bacaksız Kamyon Sürücüsü
- Bütün Şiirleri 1927-1991
- Dördüncü Bölük
- Yokuş Yukarı
- Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra
- Bacaksız Tatil Köyünde
- Sosyal Kadınlar Partisi
- Bacaksız Sigara Kaçakçısı
- Kumdan Betona
- Yaşadıkça
- Hoca Nasrettin ve Çömezleri
- Çalış Osman Çiftlik Senin
- Radarın Anahtarı
- Öksüz Civciv
- Yarenlik
- Rüşvetin Alamancası
- Nerede Kalmıştık
- Cankurtaran Yılmaz
- Devam - Şiirler 1953
- Cart Curt
- Rıfat Ilgaz - Seçme Şiirler
- Satılmışlar
- Ocak Katırı Alagöz
- Soluk Soluğa/ Karakılçık/ Uzak Değil
- Kulağımız Kirişte
- Güvercinim Uyur mu
- Üsküdar’da Sabah Oldu
- Küçükçekmece Okyanusu
- Haydi Yolunuz Açık Olsun
- Uzak Değil
- Durmak Yok
- Bunadı Bu Adam
- Fedailer Mangası
- Krallar ve Kurallar
- Şevket Ustanın Kedisi
- Çocuk Bahçesi
- Altın Ekicisi
- Bütün Şiirleri 1937-1983
- Çok Küçüğüm Daha Ben
- Kesmeli Bunları
Rıfat Ilgaz Alıntıları - Sözleri
- Bizim memlekette zeytin o kadar boldur ki... Ama arayınca tanesini bulamazsınız! Yağını dostlarımıza satarlar, çekirdeğini de bize yuttururlar. (Sosyal Kadınlar Partisi)
- Topladığımız gönül çiçekleri Kucağımızda sararıp solar Utanır da veremeyiz Sunamayız dilimiz dolaşır Oysa neler düşlemişizdir geceden. (Ocak Katırı Alagöz)
- "Bakın şu miskinlere, Hababam Sınıfı değil, Hababam Taburu be !" (Hababam Sınıfı)
- Sait ne zaman Haluk’la ikimizi bir arada görse süzerdi onu: "İşte benim ustam!" derdi. "Bana gazeteciliği öğreten ilk adam!" (Yokuş Yukarı)
- Annem kahve! Emrini alinca, hemen sürerdi cezve yi kahve gelince bos zamanlarinda sardığı sigaralardan birini çıkarır hanım ateş.. Emrini verirdi. Ben kibriti kapıp koşarsam beni terslerdi. Annem karşısında süzüm süzüldukce keyiften bayilirdi. Zevk sahibiydi babam Sandalcı Hamit. (Nerde O Eski Usturalar)
- Ben ölmedim Beni öldürmediler de Yaşıyorum yaşıyorum işte At kıçında sinek gibi Tööbe töbe (Uzak Değil)
- Neyimize gerek bizim siyaset.! (Haydi Yolunuz Açık Olsun)
- Doğru! Dünyanın parası var İsviçre'de. Bizimkilerin paraları bile orda! (Hababam Sınıfı Baskında)
- "...Ben bugüne kadar tavuk bile kesmedim. Hep bizim büyük hanım keser tavukları." "Tavuğu kadına mı kestiriyorsun?" "Kime kestireyim ya?" "Yenmez kadının kestiği tavuk." "Pişirdiği pilav yenir de kestiği tavuk mu yenmez,haaa?" "Asla yenmez." "Ben yedim oldu Muhzır Efendi. Sana buyur edersem yeme!" (Hoca Nasrettin ve Çömezleri)
- Ben kaçıyorum anladın mı, resmen kaçıyorum insanlardan. (Şeker Kutusu)
- Poker denilen oyun da particilik gibi… Cebin dolu oldu mu, salla sallayabildiğin kadar. Bu oyunun aslı esası palavra! (Şeker Kutusu)
- Gel, değmeden birbirine ellerimiz, sen günlük işlerinden konuş, ben sana masallar anlatayım gelecek günlere dair. (Yarenlik)
- "-Sanat gösterisi yapmıyormuşuz da biz ne yapıyormuşuz? -Gövde gösterisi..." (Dördüncü Bölük)
- Açlık ,ekmeğin katığıydı … (Karadeniz'in Kıyıcığında)
- Ne demiş en büyük ozanımız Neden kulak vermiyorsunuz sesine Bir ağaç gibi hür yaşayın dememiş mi, Ve bir orman gibi kardeşçesine? (Rıfat Ilgaz - Seçme Şiirler)
- "Okuyamadığım kitaplardan kitaplıklar düzdüm." (Sosyal Kadınlar Partisi)
- ...Aynı bunalımlı günleri birlikte yaşadığımız halde adımı ancak kaşıntılı günlerinde anımsayan dostlara inat! (Yokuş Yukarı)
- ..Yağlı güreşteki dinç güreşçilere benziyordu balık.Ele,avuca sığmıyordu... (Küçükçekmece Okyanusu)
- Allah, bir kapıyı kaparsa bir kapıyı açar. (Apartıman Çocukları)
- ... değişen hiçbir şey yoktu eğitim, öğretim alanında. Her şey olduğu gibi, bütün düzensizliğiyle sürüp gidiyordu. (Hababam Sınıfı Baskında)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin