Kitap Künyesi

Yazar: Cihan Aktaş

Yayın Evi: İz Yayıncılık

İSBN: 9786053260226

Sayfa Sayısı: 224

--reklam--

Bacıdan Bayana Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bacı'yı tanımlarken Cihan Aktaş, "Anadolu insanı için sosyal hayatta akraba veya akrabalık dışı kadın ve erkek ilişkilerinin sıcak, masum ve güvenilir yönü" diyor. En sağdan en sola kadar, Anadolu'daki eylemci hareketliliğinde her türlü mahremiyet sorununu ortadan kaldıran sihirli bir kelime. Aktaş bu kitabında, İslâmcı kadınların geçirdiği evrimleşme sürecini masaya yatırıyor ve İslâm âleminin iki önemli merkezi olan İran ve Türkiye'nin farklı ve zıt modernleşme modellerinin Müslüman kadınları nasıl etkilediğini ve İslâmcı kadınların kamusal alanlara çıkışlarından nasıl etkilendiğini anlatıyor.

--reklam--

Bacıdan Bayana Alıntıları - Sözleri

  • Biçim ödünç alınamaz, zaten öze aittir.
  • Kendine yeni bir "sen" al.
  • Avrupalı ancak yarattığı köle ve ucubeler sayesinde insan olabildiği için, hiçbir şey ırkçı hümanizmimiz kadar bize uygun düşmüyor. Jean Paul Sartre
  • Yetmişli yıllarda aile kurumunu ve aşkı eleştirdiği Bizi Aşktan Koru isimli kitabıyla ün kazanan Susanne Brogger, doksanlı yıllarda ailenin yaşlıları, çirkinleri ve güçsüzleri himaye edebilecek tek kurum olduğunu yazdı.
  • Kendisini Hristiyan gelenek karşısında kuran modernizm insanların öz mülkleri olarak tanımladığı bedenlerini diledikleri gibi kullanma hakkını ileri sürerken, islamiyet bedeni tıpkı ruh gibi Allah'ın bir emaneti olarak tanımlamakta ve belli bir disiplin içinde bulunmaya çağırmaktadır. Allah'in rızasını kazanması için bedeninden vazgeçmesi gerekmiyor Müslüman kadının; varlığını duyumsamak ve dillendirmek için bir neşterin yardımıyla gövdesinin derinliklerini açığa vurması da gerekmiyor. Allah'ın rengiyle boyanmış bir güzelligi tercih etmesinin bir sonucu olarak, hayat tarzını da etkileyecek şekilde bir bütün hâline geldiği tesettürüyle dilsizlesmekten ve bedenlestirilmekten kurtuluyor. Eğilim ve tercihleri, maddi özelliklerini küçümsememekle birlikte bedenine manevi bir açılım kazandıran bir hayat görüşünün disiplinine dayandigi ölçüde, fiziki varlığının otesindeki/derinlerindeki öz varlığını da güçlendiriyor ve dillendiriyor.
  • "Icsellestirilmemis, şekilde kalan bir dindarlıkla veya dini fanatizmle ruhsal iflas arasındaki mesafe çok kısadır. Ne kadar ilkelerimize bağlı olduğumuzu söylersek söyleyelim, bu bağlılığın sahiciligi ancak, ilkelerimizin sınandığı seçim ve karar anlarında anlaşılacaktır.
  • Batı patentli, oryantalist renkler taşıyan sosyolojik yargılarla bir toplumdaki değişmeleri sağlayan dinamikleri ve bu değişmeleri anlamlı kılan renkleri kavramak mümkün olmaz.
  • Şüphesiz, kusurlu olan değişmek değildir; önemli olan, değişmeden direnmek veya direnmeden değişmek değil, değişerek direnmektir
  • Hayatta olan yoktur ekranlarda, insanlar ve vakalar bu büyülü ve mitselleştirilmiş medya organlarının özel diliyle kurgulanarak sunulurlar seyircilere..
  • Ataerkillik, İslami kültürün asli ve değişmez bir özelliği değildir.
  • Fakat moda, kadını Bacı olarak istemez; nine, teyze diye de isimlendirmez. Moda nezdinde bütün kadınlar aynı yaştaymış gibidir ve kadınlar açısından bu aldatmacada çekici bir yan vardır.
  • İnsanlık tarihinde ilk kez hiç bir tarihi dönemi ve sözü temsil etmeyen kadınların, yani top modellerin ilahlaştırılmasıyla birlikte ortaya çıkan bir güzellik anlayışının, kadınlar üzerinde oluşturduğu baskıyı irdeliyor. Kadınlara yapılan bu baskı, bir görev, sosyal gelişme, mutluluk anahtarı, sınıfsal gösterge halini almış durumdadır. Kadınlar Fitness center'dan çıkıp elektrikli ısıya koşuyor ve estetik ameliyat için sık sık bıçak altına yatıyorlar. Bu bir çeşit 21. yüzyıl işkencesiyle kadınlar toplama kamplarındaki esirlere benziyorlar. Bu yeni delilik biçiminde mükemmeli ararken ilahiyi yakalama anlayışı da gizli. Estetik kaygıları abartma durumunda yeni bir tür şiddet ve ayrımcılık var.
  • Sinema modernitenin en belirgin olarak tezahür ettiği bir sanattır, din ise geleneğin en belirgin tezahürüdür; bu bakımdan din ile sinemanın öyle kolayca uzlaşamayacağı düşünülebilirdi. Ancak sinema İran'ın modern dünyada dinî bir yaşama tarzı ve düzeni oluşturma tecrübesini en problemli dönemlerinden itibaren, sanatçıların kendilerini özgür hissettikleri bir estetik alan durumundadır. Bu alan, alimlerin de katılımıyla, modernlikle din arasındaki anlaşmazlık konularının irdelendiği bir serbest bölgeye dönüşmüştür. Aşırı politize oluş ve renksizleşme yada tek renkli bir toplum tasarısı karşısında estetik sığınma alanlarına duyulan ihtiyaç, İranlı sanatçıların ayrıcalıklı caiz bir alan olarak kollanan sinema alanında bütün dünyada şaşkınlıkla karşılanan başarılardan somutlaşmaktadır. Yüzyılın başında Şeyh Fazlullah Nuri tarafından tekfir edilen sinema, bugün İran'da din alimleri tarafından faaliyeti zorunlu bir sanat/teknik olarak kabul görmektedir.
  • Ev merkezli üretim ise şüphesiz azımsanmayacak bir bilinçlenme gerektirir. Yaşadığımız dönemlerde Müslüman kadın evinde ve mutfağında hazır yiyeceklerdeki katkı maddelerine olduğu kadar kullandığı deterjanın zararlı etkilerine de, elektrik kablolarından, halıflekslerden yayılan kirlenmeye de dikkat göstermelidir.
  • Ali Şeriati'ye göre,modern bedevinin süsü ile modern olmayan bedevinin süsü arasında da temelde bir fark yoktur.İran gibi toplumlarda ise süse püse gelenekçi kadınlar modern kadınlardan,tahsilsiz kadınlar da tahsilli veya aydın kadınlardan daha çok eğilimlidirler.Varlığını görünüşündeki çekiciliğe bağlama konusunda modern görünüşlü kadın da eski kadın gibidir ve aralarında temelde hiçbir fark yoktur.İkisi de bir boşluk içinde olup erdemli ve olgun kadın tipi karşısında aşağılık duygusuna kapılırlar.(!?)

--reklam--

Bacıdan Bayana İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Cihan Aktaş’ın Bacı’dan Bayan’a adlı Kitabında, modern dünyada soluklanan her müminin karşılaştığı problemleri, yanından geçip gidemediği sorunları irdeleyen yazar; sosyolojik tespitler ve değerlendirmelerle dolu bir araştırma-inceleme kitabı üretmiş. Mahremiyet, başörtüsü, her türlü reklamda kullanılan kadın sektörü gibi konuları derinlemesine işliyor. Kitabının son bölümünde ise “yeni bir kamusallık arayışı”nın içinde görüyoruz kendisini. “Bacı” ve “bayan” hitabı arasındaki fark Bir dönem halk arasında kullanılan bacı ve bayan kavramlarının evrimsel sürecine değiniyor kitabında Cihan Aktaş. “Bacı”nın, Anadolu insanı için sosyal hayatta akraba veya akrabalık dışı kadın ve erkek ilişkilerinin sıcak, masum ve güvenilir yönünü temsil ettiğini belirten Aktaş, “bayan”ın ise dinî kaygıları zayıf olan, erkeklerle rahatça ilişki kurabilen ve sosyal hayatta “bacı”nın karşılaşmaktan kaçındığı durumlarla ilgili endişeleri olmayan modern bir kadının tasviri olduğunu ifade ediyor. “Bacı”, tesettürlü ama dernek, parti, konferans, seminer gibi çalışmalarda ön planda olan; bu platformlarda ‘ağabeyleriyle’ birlikte faaliyetler yaparken dişilik özelliklerini değil kişilik özelliklerini ön planda tutan kızı/kadını simgeliyordu. İlk zamanlar mütesettir kızlara gayet güvenli bir sosyal alan açan “bacı” nitelemesi, aynı zamanda İslamcı erkeklerle kızlar arasında duygusal hisler olamayacağını da yolluyordu bilinçaltına. Saydam duvarlar örüyordu kalpler arasına… ‘Kötü göz’le bakılamazdı bacıya. Aşk kötü göz, evlilik düşüncesi ise kötü niyet olarak addedilmeye başlanmıştı. Bunun sonucu olarak; zihinsel yönden kendisinden zayıf ve İslamcılık gibi bir ideali olmayan erkeklerle tesadüfen evlenen kızlar veya dünya görüşü farklı, mütesettir olmayan kızlarla hayatını birleştiren erkekler çıkıyordu ortaya. (...)

Bir dönem halk arasında kullanılan bacı ve bayan kavramlarının evrimsel sürecine değiniyor kitabında Cihan Aktaş. “Bacı”nın, Anadolu insanı için sosyal hayatta akraba veya akrabalık dışı kadın ve erkek ilişkilerinin sıcak, masum ve güvenilir yönünü temsil ettiğini belirten Aktaş, “bayan”ın ise dinî kaygıları zayıf olan, erkeklerle rahatça ilişki kurabilen ve sosyal hayatta “bacı”nın karşılaşmaktan kaçındığı durumlarla ilgili endişeleri olmayan modern bir kadının tasviri olduğunu ifade ediyor. Başörtüsü yasağını tartışan televizyon programlarında neden başörtülü kadınların olmadığını eleştiriyor. Başörtülü kadınların kamusal alanda ki durumunun geçmişini ve günümüze kadar gelinen süreçte ki yaşanılan değişimleri anlatıyor. Ben kitabı okurken çok sıkıldım. Bir çok konuda yazara katılmıyorum. Bu alanda pek faydalı bir eser olduğunu da düşünmüyorum. Başörtülü kadınların yaşadığı sorunları dile getirmekten daha çok şekilcilik yapmış bence. Bacı ve bayan kavramlarını açıklaması kalıp yargılı düşünme gibi geldi bana. Keşke başörtülü kadınların sıkıntılarını daha iyi dile getirseymiş. (Ayşenur)

--reklam--

Bacıdan Bayana PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Cihan Aktaş - Bacıdan Bayana kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bacıdan Bayana PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Cihan Aktaş Kimdir?

Yazar Ümit Aktaş'ın kardeşi.Beşikdüzü Öğretmen Lisesi’ni (1978) ve İstanbul DGSA Mimarlık Fakültesi’ni (1982) bitirdi. Mimar, basın danışmanı ve gazeteci olarak çalıştı. Yeni Devir’de köşe yazıları yazdı. Halihazırda Taraf gazetesi ve Dünya Bülteni internet sitesinde köşe yazıları yazıyor. Hayal Perdesi e-dergisinde sinema yazıları, www.sonpeygamber.info'da ise dini içerikli makaleleri yayınlanıyor. 1995’te TYB (Türkiye Yazarlar Birliği), 1997’de Gençlik Dergisi tarafından ‘Yılın Hikayecisi’, 2002’de TYB tarafından yılın romancısı olarak ödüllendirildi. 2009’da “Kusursuz Piknik” isimli hikaye kitabı ESKADER tarafından yılın hikaye kitabı ödülüne lâyık bulundu. Halihazırda Tahran’da Tabatabai Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde dersler veren Aktaş evli ve iki çocuk annesidir.

--reklam--

Cihan Aktaş Kitapları - Eserleri

  • Üç İhtilal Çocuğu
  • Hz. Zeyneb
  • Bana Uzun Mektuplar Yaz
  • Kızım Olsan Bilirdin
  • Hz. Fatıma
  • Duvarsız Odalar
  • Bacıdan Bayana
  • Suya Düşen Dantel
  • Son Büyülü Günler
  • Ayak İzlerinde Uğultu
  • Halama Benzediğim İçin
  • Kusursuz Piknik
  • Şark'ın Şiiri: İran Sineması
  • Fotoğrafta Ayrı Duran
  • Acı Çekmiş Yüzünde
  • Sistem İçinde Kadın
  • Şirin'in Düğünü
  • Ağzı Var, Dili Yok Şehrazat
  • Azize'nin Son Günü
  • Seni Dinleyen Biri
  • Kılık - Kıyafet ve İktidar
  • İslamcılık
  • Şehir Tutulması
  • Modernizmin Evsizliği ve Ailenin Gerekliliği
  • Şair ve Gecekuşu
  • Unutulmayan
  • Bir Hayat Tarzı Eleştirisi: İslamcılık
  • Turuncu Günler
  • Sınıra Yakın
  • Mahremiyetin Tükenişi
  • Türbanın Yeniden İcadı
  • Kardeşliğin Dili
  • Tesettür ve Toplum
  • Hayallerin Ötesi
  • Hatırladığım Filmler
  • Kadının Serüveni
  • Dünün Devrimcileri Bugünün Reformistleri
  • Vahiy Sürecinde Kadın
  • Yakın Yabancı
  • İktidar Parantezi
  • Veda Hutbesi İnsanın Temel Hakları
  • Seattle Günlüğü
  • Pakistan Dosyası
  • Rüzgarla İyi Geçinmek: Esenler'in Kuruluşu

--reklam--

Cihan Aktaş Alıntıları - Sözleri

  • Y a Ümmü Gülsüm? O, Hz. Ali ve Fatıma’- nm ikinci kızlan ve Allah Resulünün öpüp kok- ladığı bir yavru... Küçük yaşta diğer kardeşleri gibi anasını ve dedesini yitiren bu küçük kız, babasının denetiminde büyüdü. (Hz. Fatıma)
  • “İlk tanıdığı insana hemen güvenip içinde ne varsa dökmek gibi onu hep belalara sürükleyen bir huyu vardı.” (Acı Çekmiş Yüzünde)
  • Mahalle aslında aileden kamuya öğretici bir geçiş rolü üstlenen "sıcak kamu" alanı. (Şehir Tutulması)
  • “Bir zamanlar düşler, ümitler, sunulmayı bekleyen sevgiler vardı. Geçmiş diye bir zaman yoktu, her şey gelecekti bir zamanlar. Geleceğin renkleri canlı, pırıl pırıldı. O zamanlar...” (Üç İhtilal Çocuğu)
  • Konuşmak istediği, kendisini anlayabilecek, kendisine destek verebilecek birinin özlemi içinde. (Üç İhtilal Çocuğu)
  • "Icsellestirilmemis, şekilde kalan bir dindarlıkla veya dini fanatizmle ruhsal iflas arasındaki mesafe çok kısadır. Ne kadar ilkelerimize bağlı olduğumuzu söylersek söyleyelim, bu bağlılığın sahiciligi ancak, ilkelerimizin sınandığı seçim ve karar anlarında anlaşılacaktır. (Bacıdan Bayana)
  • Gerçek insanlar tanımak istiyorum, diye haykırmış babasının yüzüne; bunu duymuştum. (Duvarsız Odalar)
  • "Çok çok oku, senin süsün okuduğun kitaplar olsun," diyor babam... (Son Büyülü Günler)
  • “İran sineması ile ilgili bilinçli bir cehaletin sürüldüğü görüşü yaygındır.” (Şark'ın Şiiri: İran Sineması)
  • Kadının örtünmesi, cinsi içgüdünün tahrikine, kışkırtılmasına meydan vermeyen bir korunma biçimidir ve örtülü bir kadının toplumsal katılımı, gerçekçi bir gözle bakılacak olursa, daha çok yararlı olacaktır insanlığa (Sistem İçinde Kadın)
  • Bu dünyada kurduğu hayallere tamamen kavuşan insan var mıdır bilmiyorum. (Şair ve Gecekuşu)
  • Dünyevileşme ve mahremiyetin yitimiyle aşk da anlam kaybına uğramıştır. (Mahremiyetin Tükenişi)
  • Örtülü Üniveriste Mezunları adına da Dr. Aysel Çelikkol Sadi Irmak'a şöyle yazmıştı: .... Şuna emin olmanızı isteriz ki, Türk halkı kızının " imanla yaşamak mı?" yoksa "tahsil mi?" tercihine mecbur tutulmazsa, ilmin kadın ve erkek her Müslüman'a farz olduğu bilinci içinde yavrusunu okutacak, yurdumuzda tek cahil fert kalmayacaktır. (Türbanın Yeniden İcadı)
  • '...büyük hayaller kurmadığı için mutlu olmayı başarmış bir adam, diye düşündü.' (Son Büyülü Günler)
  • "...korkunçtu hayat... Gelecek ne, belirsizdi. Ürperdi; insan yükü ağır olur, derdi annesi hep. Başkalarına muhtaç, sığıntı, göze diken olan yaşlı bir kadın olarak yaşmak düşüncesi bile böyle ağırken ne zordu kim bilir?" (Acı Çekmiş Yüzünde)
  • Birine kendini sevdirip sonra da ondan uzaklaşmanın bir cezası olmalı, bu dünyada olmasa bile, öteki dünyada. (Duvarsız Odalar)
  • Ulaşılması zor, yasak, yanlış bir yerde duruyordun. (Son Büyülü Günler)
  • Gelecek kuşaklara daha hafif binalar ve şehirler borçluyuz. (Şehir Tutulması)
  • Kadını çalışma hayatına zorlayan sistem, bununla birlikte gerekli hizmetleri vermediği için; çalışma hayatı Türkiyeli kadınların ekseriyeti için yorucu ve yıpratıcı, para kazanmak ve emekli olmak üzere katlanılan bir yük, bir çile anlamına geliyor. (Modernizmin Evsizliği ve Ailenin Gerekliliği)
  • “Haram yemek tatlıdır.” (Şark'ın Şiiri: İran Sineması)