Kitap Künyesi
Yazar: Sibel Eraslan
Yayın Evi: Dergah Yayınları
İSBN: 9789759950477
Sayfa Sayısı: 142
Balık ve Tango Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ben bir muhacir kızıyım, ah bahtım..Pılı pırtıyı en iyi ben toplarım. Hiç bir şey olmamış gibi güleç durmalı yüzüm. Rengim kimseye uymuyor ve çoğu kez hercai bilirler bu yüzden beni, biliyorum. Uygunsuzum. Halbuki ev taşınırken hep en sona kalan ve çoğu kez de perdeleri sökülmüş bir pencerinin içinde unutulan küpe çiçeği kadar yalnız ve vazgeçilmeye hazırım...Ya da yüzündeki çizgiler, bir nineninkinden daha kahırlı tahta yolculuk bavulları..Veya derhal sarılacak göçünü arayan deste deste urganlar..Kardeşim kadar benzerler bana..Bavullar ve urganlar..Kolları hep sıvanmış ve çok gayretli bir çalışkanlık gibiyim.. Gür bir nara yetişsin şimdi beni örtemeye...Üzüldüğümü kimse fark etmesin, ne arkadaşlarım, ne ziyaretçiler, ne hemşireler..Bir nara..Yetişsin. Hatta biliçsizce. Hiç fark etmez.
Balık ve Tango Alıntıları - Sözleri
- Yüzümü soluk renkli bir muhacir atkısıyla sımsıkı örtüyordu ayrılık, bütün anlamlardan geçtiğim bir durak.
- Anneler kızlarına taht kurarmış da baht yazamazmış derler. İşte öyle.
- Bugün çok sisli hava, yolunu kaybetmiş gemiler gibiyim. Dışarıda melankolik bir esinti. "Çok iyisin, ama..." demiştin. Bu "ama" ağır ve karanlıktı bir dağ kadar. Öylece durup bakmıştım yüzüne, halbuki içimden masaları devire devire kaçıyordum ağlayarak. Sensizlik bir dağ başıymış... Sisin ortasında kaldım. Seni, benden uzunca esirgenmiş bir hediye olarak hatırlayacağım. Kısık hayatımın rengi, rüzgârım.
- Dil meskendir, dil evdir. Gurbetin büyük bir dilsizlik olduğunu nereden bilsin ona düşmeyenler?
Balık ve Tango İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Balık Ve Tango: Herkese merhaba, Bugün Sibel Eraslan'ın "Balık ve Tango" adlı kitabıyla karşınızdayım. Öncelikle belirtmeliyim ki yazarı daha önce hiç duymamıştım, değerli bir arkadaşımın seçimi sonucunda kendisiyle ve kalemiyle tanışma şansını yakaladım. Ağırlıklı olarak Dünya Klasikleri okuyan birisiyim, hem hikaye türündeki kitaplara hem de bu şekilde çok fazla ön plana çıkmamış yazarlara karşı çokça ön yargım vardı. Bu kitap ön yargılarımın bir kısmını yıkmama vesile oldu diyebiliriz. Kitap hikaye tarzında yazılmış. İçerisinde 17 adet hikaye mevcut. Hepsi çok iyi diyemem ama birkaç tanesi var ki mükemmel. Yazarın dili fazlasıyla edebi ve aslında hikayelerden çıkarılacak anlamlar oldukça büyük. Cümlelerin üzerlerini örtmüş, anlamları çok iyi bir şekilde gizleyebilmiş. Sıradan bir hikaye okumuyorsunuz yani öncelikle bunu belirtmek isterim. Beğenmediğim yanı ise hikayelerde birbirini çokça tekrar var. Hikayelerden çıkarılacak anlamlar aslında hep aynı yöne çıkıyor da diyebiliriz. Kitabın neredeyse tamamı birbirine benzer, çoğu mutsuz ve hayattan umduğunu bulamamış mutaassıp ailelerde yetişmiş kadınların öykülerini anlatıyor. 1980 ve 1990 yıllarındaki düşüncelerden, yaşayışlardan, bağlı olunan fikirlerden, yaşam tarzlarından, aile yaşantılarından, üniversite yıllarından da çokça bahsediliyor kitapta. Düşünce yapısı olarak milliyetçilik ve islamcılık çok fazla. Kitap için bir anlamda Sibel Eraslan kendi öğrencilik yıllarında gözlemlediği kadınları hatta belki de kendini yazmış diyebiliriz... Keyifli okumalar... (Hatice)
BALİK VE TANGO. Parçası Benden, beni nasıl dağıtıp geri toparladiysa, Balık ve Tango da aynı şeyi yapıyor. Kitabın neredeyse tamamı birbirine benzer kadinlarin,çoğu mutsuz ve hayattan umduğunu bulamamış kadınların öykülerini anlatıyor. Üniversite yilları, ezberledikleri şiirler, dinledikleri şarkılar,okudukları romanlar,bağlı oldukları fikirler, yaşam tarzları,aile yaşantıları... benim de zincirin son halkasına yetistigim seksenli yılların sonu doksanların başı milliyetci-islamci gençlerinin öyküleri. Bizi bu kadar etkilemesi de bundan. Kitap için bir anlamda Sibel Eraslan kendi öğrencilik yıllarında gözlemlediği kadınları hatta belki de kendini yazmış diyebiliriz. İşte Balık ve Tango'dan beni dağıtıp tekrar toparlayan bir kaç cümle; "Bildiğim şey;yazı yazmaktan baska, akranim yoktu ve gurbetteydim." "Bir dua" diyorum, "anne,bir duadır..." "...ancak mutlu kadınların kızları olur..." "Ömrümde yalvaran bir kadın görmemiş biriydim ben. Hoş yalvarmayan kadınları da bilmedigimi,şimdi şu anda fark ediyordum. 'Oglan' demek bu mu acaba?" "Büyük annem, bir gelin, bohcasindan bellidir,derdi..." (Birsen Sebahat Tan)
Kitabın Yazarı Sibel Eraslan Kimdir?
Sibel Eraslan (d. 1967, İstanbul) Türk gazeteci, yazar.rnrn1967’de İstanbul’un Üsküdar ilçesinde doğdu. Üsküdar Kız Lisesi’ni (1985), İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi (1989).rnrnİnsan hakları, kadınların eğitimi, istihdamı ve haklarıyla ilgili inisiyatiflerde görev aldı.rnrnTeklif ve İmza dergilerinde yazdı. Bir dönem Vakit gazetesinde de köşe yazıları yazan yazar, 18 Şubat 2011 tarihinden itibaren Star Gazetesiinde yazmaya başlamıştır. Öyküleri Dergah, Mostar ve Hece dergilerinde yer aldı.
Sibel Eraslan Kitapları - Eserleri
- Canfeda
- Çöl / Deniz
- Siret-i Meryem
- Nil'in Melikesi
- Saklı Kitap
- Hz. Aişe
- Balık ve Tango
- Şile
- Kadın Sultanlar
- Parçası Benden
- Fil Yazıları
- Zemzem'in Annesi - Hazreti Hacer
- Hz. Fatıma
- Babam İçin Beyaz Bir Kuğu
- 4 Defter - Rumeli Rüzgarı
- Parçası Benden
- Ayrılık Üzüntülerin Annesidir
Sibel Eraslan Alıntıları - Sözleri
- "İnsan bilmediğinin cahilidir efendimiz." (Canfeda)
- “ Sevgi, selamın yaygınlaşmasıyla olur ” (Hz. Aişe)
- Halbuki arkadaşlık kadar cennete benzeyen çok az kelime vardır dilimizde... (Ayrılık Üzüntülerin Annesidir)
- İnsan, yüzünü hiç görmeden de sevebilir bazı şehirleri. (4 Defter - Rumeli Rüzgarı)
- ... beğenilmemenin acı burkuntusu... (Parçası Benden)
- " Anne kalbi her şeyi işitir,hatta söylenmeyip dile gelmemişleri bile,hiç merak etme...Sevmek,bilmekten evveldir." (Babam İçin Beyaz Bir Kuğu)
- Bilgilendirme artık politik bir propaganda aracına dönüşmüş durumda. Zihinler, küresel olarak pompalanan sanal bilgilendirmelerle bir çeşit sürüklenme ağı içinde. (Hz. Fatıma)
- Merakını merak ediyorum... (Babam İçin Beyaz Bir Kuğu)
- Gurbette gariplik vardır, garip olansa zaten Allaha yakındır. (Ayrılık Üzüntülerin Annesidir)
- Bilmiyorum, tecrübe etmişliğim yok ama çocuk, sanırım böylesi bir şey, ağırlıkları silen, yerçekimini altüst eden bir hesap edilmezlik var çocuklukta... (Babam İçin Beyaz Bir Kuğu)
- Adliyeler hep böyle soğuk mu olmak zorunda? (Fil Yazıları)
- Hatice’nin kalbi Resul’ün eviydi. Hatice’nin kalbi onun için giysiydi, libastı. . . Sığınaktı Hatice sevgilisi’ne, onun güvenli limanıydı. (Çöl / Deniz)
- Terk edildikten sonra da devam ediyorsa, o sevdadır ancak. Herkes gittikten sonranın hikayesidir, benim hikayem. İşte bakın! Arkadaşlarımdır şu savrulan yapraklar. Kopmuş yerinden, dalından ayrı düşmüş... Düşen yapraklar kadar yurtsuz bir kızıyım yeryüzünün. (Zemzem'in Annesi - Hazreti Hacer)
- Kendisini sevdası uğruna iptal etmeyen göz, boşa aşığım deyip durmasın. Sevda perdedir. Körlük sanırsın, oysa görüştür. Görüş açıklığı için,diğer şeylere körlük gerektirir aşkın yolu. (Siret-i Meryem)
- "Sabır sadece zorluklara tahammül etmek değildir. Sabır gücümüz yettiği halde zalim olmamaktır." (Çöl / Deniz)
- “ Allahın rahmeti gazabından çoktur... Biz müminler de merhamet sahibi olmalıyız... Bizim öfkemiz de, gazabımız da haddi aşamaz aşmamalıdır. Derdi Efendi İbrahim’in eşi hanımım Sare… (Zemzem'in Annesi - Hazreti Hacer)
- Yüzlerce uzun boylu robocop arasında uçuşan bir kül yığını gibi süzülerek ilerliyordum. Kütlem yok, biliyorum... (Parçası Benden)
- Sevdiklerinden vermedikçe hakiki iyilik mertebesine asla ulaşamayacaklarını bildiren vahye tabi kıldılar iradelerini.. (Canfeda)
- Melike'yi götürdüler... Kütükler çakılmış kızgın kumsala bağladılar... "Bu sağ elimdir" dedi, sağ bileğinden bağlanırken, "bu hep elinden tutmak istediğim, ama yüzünü bile hatırlayamadığım anneme uzanan elimdir, Allah'a feda olsun..." Onu bağlayanlar da ağlıyordu... "Bu sol elimdir" dedi, sol bileğinden bağlanırken, "bu elimle yazı yazamadım hiç, şayet yazsaydım; Allah yazardım, feda olsun Allah'a..." Onu bağlayanlar da ağlıyordu... "Bu sağ ayağımdır" dedi, sağ ayak bileğinden bağlanırken, "evladım Musa'ya her yönelişimde onun üzerine bastım, Allah'a feda olsun..." Onu bağlayanlar da ağlıyordu... "Bu sol ayağımdır" dedi, sol ayak bileğinden bağlanırken, "dünyayı sevemedim, sığacak bir ev bulamadım, lakin dünyalar Allah'a feda olsun..." Onu bağlayanlar da ağlıyordu... ... O gün, onun eve dönüş günüydü... (Nil'in Melikesi)
- "Hz. Aişe de " evlerinden çıkmasınlar" ayetini her işittiğinde ağlarmış ya.. Bir kere evinden çıkmaya görsün kadın kısmı. Gerisi tufan. Gerisi Cemel. Gerisi, "bahar eriyor gitgide, bir iki günlük ömrü var artık, mevsimler de dört değil şimdilerde, ikiye indi, yaz ve kıştan başka bir şey kalmadı elimizde..." (Babam İçin Beyaz Bir Kuğu)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin