Kitap Künyesi
Yazar: Mahir Ünsal Eriş
Editör: Levent Cantek
Yayın Evi: İletişim Yayınevi
İSBN: 9789750510670
Sayfa Sayısı: 152
--reklam--
Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Abim Atatürk'ü çok severdi, bense Allah'ı. Babam, annemi ve
Galatasaray'ı severdi, annem de Ringo'yu. Babam yorgun bir
adamdı. Gündüz vardiyasındayken her gün, çalıştığı taşocağında sanki onca kayayı sırtına vurup ordan oraya sürüklemiş gibi, kalan son canıyla eve gelir, çoğunlukla da tek kanallı televizyonun bitmek bilmeyen ana haber bülteni sona ermeden uyuyakalırdı, akvaryumun karşısındaki ikili koltukta...
Yaz bitince kalabalığın günbegün seyreldiği, ahalinin biz bize
kalıp bıkkınlıkla merabalaşıp mahsunlaştığı, her gürültünün
ikindi vakti ağır usul söndüğü bir sahil şehrini düşünün...
Boş masaları döven yağmurları, kirlenmiş kıyıları, eprimiş
güneş şemsiyelerini... Buna, seksenli yılların sakaletini, iğreti
kaygılarını, katıksız korku olan çaresizliğini ekleyin.
Mahir Ünsal Eriş, bir sahilde oturmuş, can sıkıntısından esneyen,
kendi çocukluğuna bakıyor; renkli, yuvarlacık, pütür pütür bir
çocukluk anlatıyor bize. "Komen! komen!" diye ateş eden oğlan
bebelerini, mobiletleri, leblebi tozunu, Kaynanalar Parkı'nı, Kız
Meslek'in kızlarını, Klinsmann'ı, Evrenos'u, Allah'ın yanına aldığı
iyileri, kale zindanındaki prensesleri resmediyor.
Yoksulluk, hoyratlık, yalnızlık, gamsızlık, kırk mumluk sarı
ampulün ışığında belli belirsiz görünüp, kayboluyor. Merhamet,
taşraya uğramadan Kaf Dağı'na gidiyor...
Canlı, anlatma iştahıyla dolu yeni bir ses var karşımızda. Eriş,
soba boyasıyla boyanmış hikâyeleriyle edebiyat şehrengizinde...
Mağlup ama baştan kaybetmişliğini bilen bir hınzırlıkla sırıtıyor
okuruna...
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde Alıntıları - Sözleri
- "Demek ki aşk, âşık olduğun şeyin bile üstünde bir şeydi."
- “Ölmek ne bilmiyorum. Merak da etmedim hiç.”
- Demek ki aşk, aşık olduğun şeyin bile üstünde bir şeydi. Seni uyuz etse bile bu ondan bir şey eksiltmeye yetmiyordu.
- Şüphe insanın içini kemiren bir kurt doktor, çürütene kadar kemirir; sonra sen o pis kokuyu karşındakinden geliyor sanırsın.
- "Ama seviyordum onu. Yani galiba seviyordum, sanırım sevmek böyle bir şeydi. Hiç yanımdan gitmesin istemekti."
- "Gitmesinde sorun yok, asıl sorun bir daha gelmeyecek olmasında."
- Ama devam ediyordu artık bir yandan. Hayat boşluk kaldırmıyordu çünkü, boş bıraktığın yeri gelip kendi dolduruyordu.
- Her gün biraz daha çok seviyordum onu. Her şeyin biteceği hakikatini aklına getirmeyebilecek kadar çocuk olmak ne büyük mutlulukmuş meğer.
- “Fakirlik sadece açlık değil, üşümektir de.”
- Kimi sevse Gülderen, hep onu beklemekle geçerdi bütün vakti. Mesela babasını.
- Her gün biraz daha kendine benzememeye başlıyor.
- “Birbirinden uzak yaşayan iki insandan birinin ölmesi ne tuhaf, sanki hiç gitmemiş, hep orada bir yerlerde yaşamaya devam ediyormuş gibi.”
- Her ölüm erken ölümdür, biliyorum doktor
- “Akıl ne cilveli bir dehliz, hangi kapıdan nereye çıkaracağı belli olmuyor.”
- “Şüphe insanın içini kemiren bir kurt, çürütene kadar kemirir.”
--reklam--
Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Eleştirmenler genelde toplumcu-gerçekçi olarak nitelendirirmiş Mahir Ünsal Eriş’in yazdıklarını. Kendisi demiyormuş, başkaları öyle söylüyormuş. Geçen atölyede anlatıyordu. Ve evet, Mahir Bey’in öykü öğrencisi olup kendisinin tornasından geçmenin sarhoşluğu devam etmekte efendim. Aspirin falan var mı? Belli ki akşamdan kalmalık da bir müddet sürecek. *** “Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde”, Mahir Ünsal Eriş’ten okuduğum dördüncü kitaptır. Ferdi Tayfur’u da aksi gibi hiç sevmem. Yani zaten arabesk sevmem de, Orhan Gencebay’ın, Müslüm Gürses’in falan bir iki benlik şarkısı vardır mesela. Ferdi’nin ise hiç. *** Ama o mahalleyi bildim. Zaten Mahir Beyefendi’nin anlattığı her şeyi “biliyorum”. Arabeskin ve permanın ve vatkanın aynı anda patladığı o karanlık çağ mesela. Mahir 80’li, ben 88’liyim. Dünyadaki katılımcı gözlemim neredeyse bir 10 yıl kadar eksik ama kurcalamayın işte, biliyorum. Bandırma’da hayatımda bir gün bile geçirmedim, Edremit’te bir kere bile denize girmişliğim yok ama anılarım var orada benim. Yaz neşesini, kış hüznünü falan hep biliyorum oraların. *** Toplumcu mudur, gerçekçi midir, sağcı mı solcu mu futbolcu mudur ben bilmem. Ama ultra kıyak bir adamdır. Son iki haftada 6 saatten fazla mesaim oldu. Garantisi bizzat benim. Mahir Ünsal Eriş okuyun kıymetli dostlar. “Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde” mesela çok iyi seçenek olur ;) *** Sevgiler! (Burcu Booker)
" Ne güzel yerdi bu Bandırma, anasını bellediler şimdi. Ağaçlar vardı sahilde, az oturmadık altlarında. Sovyet anıtmezarları gibi olmuş şimdi kordon boyu, meydan. Her yer taş, beton. Herkes böyle patır patır ölüp giderken hiçbir şey eskiden olduğu gibi kalmıyordu elbette. " Sarıyaz, Karayarısı kitaplarından sonra okuduğum 3.kitabı oldu yazarın. Başlayan, başlayamayan, biten, bitmiş varsayılan durumları anlatan öyküler... Diğerlerinde de söylediğim gibi ortak paydamız Bandırma... Onunla yeniden gezmeyi, eski Bandırmada neler yaşadığını okumayı seviyorum. Bana anılarımı hatırlatıyor, orda geçen senelerimi hiç unutmadım, unutmam. Hatırlatmak bir bakıma özletmek gibi yani... Benim hikayem " vakitlice gelmeyen çiş " oldu. (Buse Dinler Bahtiyar)
Dün akşam d&r da bakınıyordum uzun zamandır aklımdaydı görünce nedense hemen aldım çok düşünmeden. İyi ki almışım, ne güzel yazılmış ne doğal anlatıyor hikayelerini nasıl da sade bir Türkçe ile. Olduğu gibi yaşandığı gibi içten öyküler, daha çok kayıplar üzerine ilk hikaye oyun arkadaşlarından birini kaybeden bir çocuğun dilinden mesela. Daha başka kitapları var biliyorum onları da okuyacağım bu yıl. Bana bir akşam oturup “Gülen Gözler” izlemişim gibi hissettiren bir kitap. Güzel, abartılı bir şekilde değil öyle kendiliğinden insanın türlü türlü hallerine ne kadar müsamahalı yaklaşabilirsen o kadar güzel. İlk kez okuduğum bir yazardı bana biraz Barış Bıçakçı tadı verdi olaylara yakından bakışıyla, o daha şiirsel kalıyor tabi burada daha çok gerçekler var daha sade bir anlatımla. (Zeynep)
--reklam--
Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mahir Ünsal Eriş - Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mahir Ünsal Eriş Kimdir?
1980 yılında Çanakkale'de doğdu. Trakya Üniversitesi Grafik Bölümü ve Ankara Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Halen aynı üniversitede doktora öğrencisidir.
Genç yaşlardan beri çevirmenlik yapan Eriş, çeşitli dillerden çok sayıda kitap, makale ve öyküyü dilimize kazandırmıştır. Öykülerini topladığı Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde adlı kitabı ise 2012 yılında İletişim Yayınları'ndan çıktı. Öykülerinde naifliği ve yalın diliyle dikkat çeken Eriş halen öykü yazma uğraşını çeşitli edebiyat dergilerinde sürdürmektedir.
Bunun yanı sıra SoL gazetesindeki "Alan Savunması" adlı köşesinde haftalık futbol yazıları yazmaya devam etmektedir. Gençlerbirliği taraftarıdır.
--reklam--
Mahir Ünsal Eriş Kitapları - Eserleri
- Sarıyaz
- Olduğu Kadar Güzeldik
- Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde
- Kara Yarısı
- Dünya Bu Kadar
- Öbürküler
- Benim Adım Feridun
- Diğerleri
- Gaip
- İbranice Dil Hapı
--reklam--
Mahir Ünsal Eriş Alıntıları - Sözleri
- Bizim millet unutmaya meraklıdır. Dünya ikiye yarılsa üç gün sonra dünyada olduğunu hatırlamaz. (Öbürküler)
- Torunlarıma bile yetecek kadar sıkılmıştım. (Benim Adım Feridun)
- Yaşa, işe, güce, itibara en ufak hürmeti olmayan bu acıya aşk acısı diyorlar. (Benim Adım Feridun)
- Cumhuriyet'in yegâne ülküsü nedir? Muasır medeniyetler seviyesinde müreffeh ve münevver bir hayat tesis etmek. (Öbürküler)
- Yurtta faşistlere yem olsak daha mı iyi? (Diğerleri)
- Öyleyse yaşamak, hayata karşılık hayallerden vazgeçtiğimiz bir kaybetme biçimidir. (Olduğu Kadar Güzeldik)
- Kimi sevse Gülderen, hep onu beklemekle geçerdi bütün vakti. Mesela babasını. (Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde)
- İnsan mutluluğa ne kadar çok acıkıyormuş meğer.. (Benim Adım Feridun)
- Güldü. O kadar güzeldi ki; tıpkı günün tepenin ardından kendini gösterişi gibi, ayın güneşle dünya arasından çekilip aydınlığı serbest bırakışı gibi. Kahroluyordum onun gülüşünün güzelliğiyle. (Kara Yarısı)
- Ölüme o kadar içerlemiyordum o yaşımdayken. Ölenlerin bir gün dönecekleri bir yere gittiklerini, ama geride bıraktıklarına kırgınlıkları geçmediği için bir türlü dönmeye yanaşmadıklarını sanırdım. (Sarıyaz)
- bizim millet unutmaya meraklıdır. dünya ikiye yarılsa üç gün sonra dünyada olduğunu hatırlamaz. (Öbürküler)
- Bir yoncanın dört yaprağı gibi dizilmiştik masanın etrafında. (Kara Yarısı)
- Ama insan hayat dediği şeyin, olmasını bekledikleri değil de başa gelmesi hiç umulmayanların toplamı olduğunu böylelikle öğreniyordu. (Diğerleri)
- “Ölmek ne bilmiyorum. Merak da etmedim hiç.” (Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde)
- “ İnsanın karanlığı çağıran bir yanı vardır. Bu yan, başkasının felaketinden şükür çıkaran zalimliğin hemen komşusudur.” (Sarıyaz)
- Kitap dediğin elden ele geçer. Çok satan şeyden hayır gelse dünyayı fırıncılar yönetirdi, öyle ya ! (Sarıyaz)
- “Allah’ından, kitabından bulsun kim kimin hayalini, neşesini çalıp gittiyse.” (Olduğu Kadar Güzeldik)
- Ankara’yı sevmek ,şehirde sevilecek tek şeyin Ankara olduğunu bilmektir. (Kara Yarısı)
- "Bir de mektubunuz var." Şaşırdım haliyle. Bir kere mektup yazmak mı kaldı şu devirde, ona şaşırdım evvela. (Sarıyaz)
- "Her zaman derim, biraz sevgi, biraz şefkat, insana dair her meseleyi halleder!" (Diğerleri)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin