Kitap Künyesi

Yazar: Adalet Ağaoğlu

Editör: Sefa Kaplan

Yayın Evi: İş Bankası Kültür Yayınları

İSBN: 9789944883566

Sayfa Sayısı: 256

--reklam--

Başka Karşılaşmalar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Sadece kentlerle ilgili deneme ve değinilerden oluşmuyor aslında ‘Başka Karşılaşmalar’ ama bağımsız metinlerin satırları arasına sinmiş bir kent hassasiyeti de derinden derine sürekli hissettiriyor kendisini. Belki de bunun sırrını kitaba ismini veren o ilk kelimenin bizi alıp kıyısına götürdüğü tahayyül ikliminde aramak gerekir. Çünkü ‘başka’ kelimesinin büyülü dünyası, içinde gizledikleri kadar dışarıya açtıklarıyla da hep ‘aşk’a doğru bir yürüyüşü getirir akla. Dediği gibi Adalet Ağaoğlu’nun, "İçimizde ürpertilerle hatırlayıverdiğimiz yerler vardır. Bir fotoğraftan, şöylesi bir esintiden, açılıp kapanan bir pancurdan, herhangi bir sözcükten ötürü sizde hemen o ân yine orada olma istediği uyandıran yerler. Bir kent, bir köprü üstü..." Âşinalıkların aşka dönüştüğü yerlerde de, "bir başka âlemden gelmiş gibi" olanların hatırası ürpertmez mi içimizi zaten? Sadece Yeniköy, Büyükdere, Beykoz, Tarabya, Rumelifeneri, Emirgan gibi kentin Boğaz kıyılarına yakışan isimlerle bezeli semtlerinin hissettirdiği ürperti de değildir söz konusu olan. Evet, onlar Adalet Ağaoğlu metinlerinin mütemmim cüzü, ayrılmaz bir parçasıdır elbette ama en az onlar kadar Paris’i, Londra’yı, Atina’yı, Floransa’yı, Madrid’i ve elbette Viyana’yı da dahil edebiliriz bu içinden aşk geçen kelimenin anlam alanına. Bu açıdan bakıldığında, ‘Başka Karşılaşmalar,’ sanki alttan alta bir direnişe de çağırmaktadır bizi. Edebiyat adına, aşk adına, özgürlük adına bir direnişe. "Uzun yaşıyorsak, uzun ölümler sayesinde yaşıyoruz" diyen de yazarımızdan başkası değildir çünkü...

--reklam--

Başka Karşılaşmalar Alıntıları - Sözleri

  • Şimdi buradayım. Her şeyin uzağında. Hiçbir savaşım yok. Hiçbir görevim yok. Hiçbir şeyi de doğrulamaya çalışmıyorum. Duruyor, odanın yarı karanlığına bakıyor, bekliyorum...
  • Her çağın kokusu vardır. Her yılın, ayın, günün kendi kokusu... Anların kokusu vardır.
  • Geçmişi bugüne ekleyebilmiş bütün antik kentler, insan hayatı üstüne unutkanlıklarımızı söyler.
  • Hayat güzeldir, sevgili dinleyiciler, her şeye rağmen hayat güzeldir!
  • Ölümle tanıştıktan sonra yaşamaya devam, tam anlamıyla bir uzun ölümdür.
  • Düşüncesini eseriyle, yazısıyla açıklayan yazarın sanatçının suçlu diye gönderildiği özel bir DGM mahkemesi var da, kendi maddi ve manevi haklarının kötüye kullanımı karşısında başvurabileceği özel bir YHM (Yazar Hakları Mahkemesi) yok.
  • Bir at gülebilir. Hem yalnız tımarlandığı için değil, tımarladığı için de.
  • Tarihe sorulsa çiğ ve çok atılgan elektrik ışığının bir aydınlık körlüğüne yol açtığını da söyleyebilir bize. Öyle olmasa, Batı Uygarlığı 2000'e artık sadece yedi yılın kaldığı günümüzde din ve ırk kavgalarını görmezlenir miydi?
  • Her çağın kokusu vardır. Her yılın, ayın, günün kendi kokusu...An'ların kokusu vardır.
  • Dil duygusu.Ancak anadilinizden başka bir dille karşılaştığınız zaman ortaya çıkan bir duygu bu. Sadece o zaman kültürel hayattan bağımsız bir dil bilgisinin olamayacağını kavrıyorsunuz. Bir dili öğrenmek (ANLAMAK) için o dili tarihi, coğrafyası, felsefesi, müziği, resmi, mutfağı, giyimi kuşamı, kısaca kültürüyle yaşamak, ona dokunmak, onu hissetmek gerektiğini...
  • Zaten islamın tespihi de 100 değil, 99 taneli. Eksik olan son tane, büyüleyici zamanı, müzikteki 'es'i, o anlık durağı simgeliyor. Bana kalırsa, o tek tespih tanesi, gerçekle düş arasındaki sınırın, Boğaziçinin de simgesi. Sessizliği titreştirecek kadar bir ses aralığı.
  • İçinde yaşadığım zaman, merkezinden kopmuş bir zaman. Her şeyin her yana dağıldığı,saçıldığı, her an her şeyin olabilirliği ‘mümkün’ bir zaman. Mısır patlağı gibi bir şey. Hayır, daha da saçılıp dökülmüş, kaygan. Sanki dağılanın düşebileceği bir yer de yok. Buharlaşma var. Bir filmde idi yanılmıyorsam, “Bugün parçalanmış insan, ayın karanlık yüzünde,” deniyordu. “Yeniden görünür olması için yüzbinlerce yılın geçmesi gerekecek...”
  • Fazla hızlı değişen hayatlar ise, sanki eksik bilinmeye yazgılıdır.
  • Akdeniz kıyılarında birçok yeri, çok ve kötü sevilmiş kadınlara benzetiyorum. Kanatan, buruşturup atan bir sevgi.
  • Demek ki dağlarla denizin göğüs göğüse geldiği an, en çekici andır.

--reklam--

Başka Karşılaşmalar İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kitap serinin ilk kitabı gibi üç bölümden oluşuyor. İlk kitapta olduğu gibi bu bölümleri ele alarak inceleme yapacağım. 1. BÖLÜM DENEMELER Her ne kadar bölümün adı denemeler olsa da birkaç istisna dışında yazarın genel olarak minimal konulara, yaşantısındaki bazı olaylara eğildiğini görüyoruz. Bu anıları okurken yazarın diğer romanlarında yaşanan olaylar, karakterler daha bir netlik kazanıyor. Sinema Edebiyatın Dilini Çalacaksa başlıklı yazıda ise yazar sinema ve edebiyat ilişkisini örnekler vererek irdeliyor. Özellikle Fikrimin İnce Gülü'nün filme aktarılması üzerinden epeyce bir eleştiri sıralıyor. 2. BÖLÜM DEĞİNİLER Bu bölümde yazar kitapları ve oyunları, oyunlarının sahnelenmesi üzerine aldığı notları paylaşmış. Bazı yazar ve sanatçıların kendisi üzerindeki etkisinden bahseden yazıları da bulunuyor. 3. BÖLÜM SÖYLEŞİLER Bölümün ilk söyleşisinde yazarın hayatı üzerine sorular ve yazarın bu sorulara verdiği yanıtlar bulunuyor. Yazarın günlük hayatı üzerine yapılmış bir söyleşi olması bakımından oldukça kıymetli bir söyleşi. Diğer söyleşilerde ise yazar yine kitapları üzerine düşüncelerini belirtiyor. Ancak ilk kitaptan farklı olarak başka konulara da eğilinmiş. Örneğin Türkiye'de aydınların durumu, okurlar, yazarlar, dönemin gelişmeleri, yayınevleri ve yayınevleriyle yaşanan sorunlar gibi. Genel anlamda bakarsak diğer kitaptan çok farklı bir kitaptı. Adalet Ağaoğlu'nun düşünceleri bizim için çok değerli. Ruhu şad olsun. (Fazıl KURT)

--reklam--

Başka Karşılaşmalar PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Adalet Ağaoğlu - Başka Karşılaşmalar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Başka Karşılaşmalar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Adalet Ağaoğlu Kimdir?

Adalet Ağaoğlu (d. Nallıhan, Ankara 1929) romanlarıyla ünlü Türk yazar.

20. yüzyıl Türk edebiyatının en önemli romancılarından biridir. Türkiye'nin değişik dönemlerini ve bu dönemlerin insan hayatlarına etkisini inceleyen eserler vermiştir. Romanları dışında hikaye, oyun, deneme, anı türünde eserler verir.

13 Ekim 1929'da Nallıhan'da dünyaya geldi. Babası, kumaş tüccarı Hafız Mustafa Sümer'dir. Dört çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu ve tek kızıdır. Kardeşleri Dr. Cazip Sümer (1925-1975), oyun yazarı, oyuncu Güner Sümer (1936-1977) ve işadamı Ayhan Sümer (1930)'dir.

İlköğrenimini Nallıhan'da tamamladıktan sonra 1938'de ailesi ile birlikte Ankara'ya yerleşti[2] . Ortaöğrenimini Ankara Kız Lisesi'nde tamamladıktan sonra 1950 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu.

Edebiyata ilgisi lise yaşamında şiirlerle başladı, kısa bir süre sonra oyun yazarlığına yöneldi. İlk defa 1946'da Ulus gazetesinde tiyatro eleştirileri yayımlayarak yazarlığa başladı. 1948-50 arasında Kaynak Dergisi'nde şiirleri yayımlandı.

1951-1970 yılları arasında TRT’de çeşitli görevlerde bulundu. Ankara Radyosu'nda göreve başladığı yıl ilk radyo oyunu olan "Aşk Şarkısı'nı" yazdı. Raddyo'da görev yaparken tiyatro oyuncusu ve yönetmen dört arkadaşı (Kartal Tibet, Üner İlsever, Çetin Köroğlu, Nur Sabuncu) ile birlikte Ankara'nın ilk özel tiyatrosu olan "Meydan Sahnesi"'ni kurdu[1]. Meydan Sahne Dergisi'ni çıkardı. 1953 yılında tiyatro konusunda görgü ve bilgisin arttırmak üzere Paris'e gitti[1]. 1953'te Sevim Uzungören'le birlikte yazdığı "Bir Piyes Yazalım" tiyatro oyunu aynı yıl Ankara'da sahnelendi. 1954 yılında mühendis Halim Ağaoğlu ile evlenen sanatçı, ilk romanını yazana kadar oyun yazarlığını sürdürdü. Üst üste yazdığı oyunlarla altmışlı ve yetmişli yılların önde gelen oyun yazarlarından oldu. TRT'nin özerkliğine el konulması gerekçesiyle TRT Radyo Dairesi Başkanlığı'ndan 1970 'te istifa eden sanatçı o tarihten bu yana yazarlıktan başka bir işle uğraşmadı. Edebiyat yaşamının bazı dönemlerinde "Remüs Tealada" ve "Parker Quinck" gibi takma adlar kullanmıştır.

İlk romanı Ölmeye Yatmak, 1973'te yayımlandı. Bu ilk romanından itibaren tüm eserleri yoğun tartışmalara konu oldu. Ölmeye Yatmak, daha sonra yazdığı Bir Düğün Gecesi(1979) ve Hayır (1989) adlı romanlarla bir üçleme oluşturdu ve birçok ödül kazandı. Bir Düğün Gecesi ve Hayır romanları yayınlanır yayınlanmaz, ikinci romanı olan Fikrimin İnce Gülü, dördüncü basımında toplatıldı[3]. "Fikrimin İnce Gülü" romanı hakkında, "askeri kuvvetleri tahkir ve tezyif (küçük düşürmek)" suçlamasıyla hakkında 1981 yılında dava açılan Ağaoğlu, iki yıl süren davanın ardından aklandı. "Düğün Gecesi" ise soruşturma aşamasında kaldı[4]. Dönemin üç önemli roman ödülüne layık görülmüş olan Bir Düğün Gecesi adlı roman için ayrıca Aldous Huxley'den aşırma olduğu suçlaması ortaya atıldı ve uzun tartışmalara sebep oldu.

Öykü kitapları, denemeler, anı-roman türünde eserler de yayımlayan Ağaoğlu 1991 yılında Çok Uzak Fazla Yakın'la oyun yazarlığına döndü. 1983 yılından beri İstanbul'da yaşayan Ağaoğlu, halen yazmayı sürdürüyor.

Adalet Ağaoğlu'ile ilgili yazıları bir araya getiren arşiv eşi Halim Ağaoğlu tarafından hazırlanmış ve 2003'te Adalet Ağaoğlu'nun yazarlığının 55. yılı anısına Herkes Kendi Kitabının İçini Tanır adı ile basıldı.

1996'da ciddi bir trafik kazası geçiren ve iki yıl hastande yatan Adalet Ağaoğlu[6] için Can Yücel'insöylediği "Sen Türkiye'nin en güzel kazasısın" sözü [kaynak belirtilmeli], Feridun Andaç'ın Adalet Ağaoğlu ile yaptığı nehir söyleşi tarzında bir kitabın adı oldu. Kitap, 2006'da basıldı.

Ağaoğlu, 1986'da kurulan İnsan Hakları Derneği'nin kurucuları arasında yer almış ancak Temmuz 2005'de İHD'nin tek yanlı ırkçı-milliyetçi bir tutum takındığını belirterek ve "PKK yanlısı politika izliyorlar" diyerek istifa etti. Son olarak Ermenilerden özür dileme kampanyasına katılmıştır.

Eserleri

Tiyatro ve Radyo Oyunları

Yaşamak - 1955

Evcilik Oyunu - 1964

Sınırlarda Aşk - 1965

Çatıdaki Çatlak - 1965

Tombala - 1967

Çatıdaki Çatlak 1967

Sınırlarda Aşk-Kış-Barış 1970

Üç Oyun: Bir Kahramanın Ölümü, Çıkış, Kozalar 1973

Kendini Yazan Şarkı 1976

Çok Uzak - Fazla Yakın 1991

Duvar Öyküsü - Çocuklar ve Büyükler için Müzikli Danslı Oyun 1992

Çağımızın Tellalı 2011

Roman

Ölmeye Yatmak 1973

Fikrimin İnce Gülü 1976

Bir Düğün Gecesi 1979

Yazsonu 1980

Üç Beş Kişi 1984

Hayır... 1987

Ruh Üşümesi 1991

Romantik Bir Viyana Yazı 1993

Öykü

Yüksek Gerilim (1974)

Sessizliğin İlk Sesi 1978

Hadi Gidelim 1982

Hayatı Savunma Biçimleri 1997

Deneme

Geçerken 1986

Karşılaşmalar 1993

Başka Karşılaşmalar 1996

Öyle Kargaşada Böyle Karşılaşmalar 2002

Yeni Karşılaşmalar 2011

Mektup [değiştir]

Mektuplaşmalar (Mehmet Baydur ile birlikte) 2005

Anı

Göç Temizliği 1985

Gece Hayatım 1991

Günlük - Günce [değiştir]

Damla Damla Günler 2004

Damla Damla Günler I-II-III 2007

Ödülleri

1974- TDK Tiyatro Ödülü

1975- Sait Faik Hikaye Armağanı, Yüksek Gerilim ile

1979- Sedat Simavi Edebiyat Ödülü, Bir Düğün Gecesi ile

1980- Orhan Kemal Roman Armağanı Bir Düğün Gecesi ile

1980- Madaralı Roman Ödülü, Bir Düğün Gecesi ile

1991- Türkiye İş Bankası Büyük Ödülü, Çok Uzak Çok Yakın ile

1997- Aydın Doğan Roman Ödülü, Romantik Bir Viyana Yazı ile

--reklam--

Adalet Ağaoğlu Kitapları - Eserleri

  • Ölmeye Yatmak
  • Bir Düğün Gecesi
  • Fikrimin İnce Gülü
  • Hayır...
  • Ruh Üşümesi
  • Üç Beş Kişi
  • Yüksek Gerilim
  • Yazsonu
  • Romantik
  • Sessizliğin İlk Sesi
  • Dar Zamanlar
  • Düşme Korkusu
  • Dert Dinleme Uzmanı
  • Hadi Gidelim
  • Göç Temizliği
  • Hayatı Savunma Biçimleri
  • Gece Hayatım
  • Damla Damla Günler I
  • Damla Damla Günler
  • Karşılaşmalar
  • Çok Uzak Fazla Yakın
  • Geçerken
  • Başka Karşılaşmalar
  • Toplu Oyunlar-2
  • Duvarların Dışında
  • Toplu Oyunlar - 1
  • Yeni Karşılaşmalar
  • Kendini Yazan Şarkı - Evcilik Oyunu
  • Duvar Öyküsü
  • Damla Damla Günler 2
  • Çağımızın Tellalı
  • Sessiz Bir Adam
  • Öyle Kargaşada Böyle Karşılaşmalar
  • Toplu Oyunlar 3
  • Damla Damla Günler 3
  • 'An'ların Uzun Soluklu Yazarı
  • Halim'e İthaflar
  • Damla Damla Günler 1 / 2
  • Damla Damla Günler 4
  • Mektuplaşmalar
  • Okurunun Yazarı
  • Toplu Oyunlar
  • Gece Hayatım
  • Sessizliğin İlk Sesi
  • Toplu Öyküler 2
  • Toplu Öyküler 1
  • Şiir ve Sinek
  • Damla Damla Günler - 3
  • Göç Temizliği

--reklam--

Adalet Ağaoğlu Alıntıları - Sözleri

  • Sevinç, yaratıcı değildir. Acı, dürter. (Geçerken)
  • Şöyle üç gün üç gece, yerimden kıpırdamadan uyumak istiyorum. Kendimi öyle yorgun hissediyorum ki.. (Çağımızın Tellalı)
  • İnsan özlemdir. Kavuşmak için bir aranıştır. Bu yüzden, kendi varlığını tanır tanımaz kişi, bir eş ya da dosttan yoksun kaldığını anlar... (Üç Beş Kişi)
  • İnsan kendisinin yabancısıdır. (Damla Damla Günler)
  • Tarihe sorulsa çiğ ve çok atılgan elektrik ışığının bir aydınlık körlüğüne yol açtığını da söyleyebilir bize. Öyle olmasa, Batı Uygarlığı 2000'e artık sadece yedi yılın kaldığı günümüzde din ve ırk kavgalarını görmezlenir miydi? (Başka Karşılaşmalar)
  • Hem sürekli unutulmak, hem sürekli göz önünde tutulmak. (Üç Beş Kişi)
  • "Geçmişin kokusu yoktur. Geçmiş erir; kan ve alınteri buharlaşır, havaya karışır gider. Elle tutulur, gözle görülür biçimde geriye kalacak olan sadece taşlardır. Yoksullara seyirlik bir cennet sunmak için zenginlerin yaptırdığı işte bu taştan, mermerden saraylar, duvarlar, heykeller, kiliseler, manastırlar, surlar ve kalelerdir." (Romantik)
  • Genç Kadın: Ölmek mi? Niçin ölmek? İnsanca yaşamak ve yarınların daha güzel olacağına inanırken ölümü düşünmek niye? Ressam: Geçmiş artık çekici değil. Gelecekten de bir şey umulamaz. Her şey gülünç, çirkin, kaba ve budalaca. (Sessiz Bir Adam)
  • Hak var, hukuk yok. Hukuk var, hak yok. Yazar var, kitap yok. Kitap var, yazar yok. Satış var, okur yok. Okur var, satış yok. (Geçerken)
  • Gece hayatı gerçek bir yalnızlıktır. Kimse elinden tutamaz, sen kimsenin elinden tutamazsın; asıl yalnızlık gece hayatlarının yalnızlığıdır... (Gece Hayatım)
  • Yaşam, onun cebinde, hiç bozdurulmamış paralar gibi bütün bütün, yepyeni duruyordu. (Hadi Gidelim)
  • Yarın bu düzen değişince, ülkenin yine ekonomistlere, mühendislere, mimarlara, yargıçlara gereksinimi olacak. Ama siz bu alanları size karşı olanların eline bırakmak niyetindesiniz. Gerçekçi bir tutum değil bu. (Bir Düğün Gecesi)
  • Özgürlük yolu bitmez ve çok pahalı. (Yeni Karşılaşmalar)
  • Ben de roman yazıyordum ve bu arada kurup kaldırdığım sofraları, ocakta unutup yaktığım yemek tencerelerini; günlük hayatla yaratı sancıları arasında açılan uçurumu bile düşünmüyordum. Romanlık bir rüya sahnesine romanlık bir final arıyordum ve hep gökte arıyordum. (Gece Hayatım)
  • "Kadını özgür olmayan ülkenin erkeği de özgür değildir" (Ölmeye Yatmak)
  • "İnsanları sevindirmek, onları biraz gülümsetmek, onların kaygılı yaşamlarını ta içten, yürekten patlayan gülüşlere dönüştürmek isterdim," diyor. "Ama çiçeklerimiz bir demet hüzünken..." (Sessizliğin İlk Sesi)
  • Düşünüyorum da, çok değil, ama bize gerekli üç beş sağlam değer ölçüsünden giderek yoksun kalan toplumumuzda, yani “her şeyin bunca belirsizleştiği, temel değerlerin üstünü yoğun bir sisin kapladığı” şu ortamda bizim de kurcalamamız gereken nice sorun, üstünden örtüsünü kaldırmamız gereken ne kadar çok hayat var... Ve ölüm... (Geçerken)
  • "Derin sessizlik. Kuyu gibi. Şimdi beni artık bu sessizlik korkutmakta." (Gece Hayatım)
  • Bir fikri olmakla bir fikir olmanın hiç de aynı şey demeye gelmediğini anlatan fırsatlar... (Ölmeye Yatmak)
  • Ne oluyorsa benim içimde oluyordu.Dışımdaki hiçbir şeye egemen değildim.. (Yazsonu)