Kitap Künyesi
Yazar: Jean Baudrillard
Çevirmen: Ayşegül Sönmezay
Orijinal Adı: De La Seduction
Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları
İSBN: 9789755392486
Sayfa Sayısı: 240
--reklam--
Baştan Çıkarma Üzerine Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Baştan çıkarma, Batı'nın tarihinde, Şeytan'ın stratejisi olarak görüldü hep. Kötülüğün stratejisiydi o, yeryüzündeki lanet, hayatınn hilesi...
Günümüzde, Batı kültürü, her şeyi, libidoları, enerjileri, cinselliği, kötülüğü, sapkınlığı... serbest bıraktı! Yükselen değerlerini, hortlattığı bu duygu ve enerjilerin tüketimi üzerine kurdu. Ama baştan çıkarma hala karanlıkta; hatta iyice karanlığa gömüldü. Bir gecelik aşklar, mekanik cinsellikler, sanal seksler çağında, baştan çıkarmaya, baştan çıkarmanın örtülü, muğlak, gerilimli dünyasına, flörte, ütopik aşka, aşk ütopyasına yer yok.
Baudrillard, Baştan Çıkarma Üzerine'de bizi başka bir aleme baştan çıkarmanın o karanlık alemine sürüklüyor. Başka bir hayat tahayyülüne dair ritüellerin, oyunların, karşılıklı kozların, atılan ve geri çekilen adımların, söylenen ve söylenmeyen sözlerin, kaçamak bakışların, belli belirsiz dokunuşların, strateji ve taktiklerin bu dünyasında, kurulu düzene ait hiçbir şey yok. Değişmez, kalıcı, temelli hiçbir şey yok. Baştan çıkarma Tanrı'nın düzenini, üretimin ya da arzunun düzenini altüst eder. Tüm ortodoks hayatlar ve düşünceler için bir tehdittir baştan çıkarma; cinselliğin, anlamın ve iktidarın altüst oluşudur.
Baştan çıkaran kimdir, baştan çıkarılan kimdir? Kim kimi niçin, nasıl ve ne zaman baştan çıkarır?... Belki de herkes hem baştan çıkarmakta hem de baştan çıkmaktadır... Baudrillard, sorularını ve yanıtlarını cinsellikten felsefeye, edebiyattan gündelik hayata uzanan bir eksen üzerinde işliyor. Kierkegaard'ın Baştan Çıkarıcının Günlüğü ve Fowles'in Koleksiyoncu'su bu karanlık ve meşum yolculuğun önemli güzergahları arasında.
Baştan Çıkarma Üzerine'nin bizi davet ettiği dünyanın kendisi de baştan çıkarıcı. Bu Baudrillard metni, ümitsiz ve çıkışsız bir dünyadaki varlığımıza ironiyle bakma imkanı sunarken unuttuğumuz, unutmamız için her şeyin yapıldığı bir kavramı da yeniden dünyamıza sokuyor: Baştan çıkarma kaderdir çünkü.
(Arka Kapak)
--reklam--
Baştan Çıkarma Üzerine Alıntıları - Sözleri
- Beni odana götür ve düz. Senin sözcük dağarcığında insanda arzu yaratan tarifsiz bir şeyler var. Philip Dick, Le Baldes Schizos
- Artık, şunu söyleyen de kalmadı: "Senin bir ruhun var ve onu kurtarmak lazım." Bunun yerine şu cümle tercih ediliyor: Senin bir cinsiyetin var ve onu en iyi nasıl kullanabileceğini bulman lazım." "Senin bir bilinçdışın var ve 'o'nun konuşması lazım." "Senin bir bedenin var ve onun haz duyması lazım." "Senin bir libidon var ve onu harcaman lazım."
- Her şey kendi ölümünü arar; iktidar bile.
- Örtü kaldırıldığında çıplaklık bir işaret olarak belirir ve işaretierin dolaşımına dahil olur: Design çıplaklık. Hard core ve blue porny'de de aynı işlem söz konusudur: Açılmış ya da sertleşmiş halde olan cinsel organ, aşırı-cinsellik takımına katılan yeni bir işaretten başka bir şey değildir.
- Çünkü hazzın stratejisi yoktur: O, kendi ereğinin arayışında olan bir enerjiden başka bir şey değildir.
- Burada hiçbir şey örtülü değildir !
- Çünkü Tanrı hakikati diye bir şey yoktu ve belki de gizliden gizliye bunun farkındaydılar; bu yüzden de onların başarısızlığı imge hayranlarının sezgileriyle aynı kaynaktan besleniyordu.
- Dine göre baştan çıkarma şeytanın stratejisiydi; şeytanın bu stratejiyi bir büyücü ya da bir aşık edasıyla tasarlamış olmasının önemi yoktu. Baştan çıkarma, daima kötülüğün bir stratejisi olarak kabul edildi. Ya da dünyanın bir stratejisi olarak görüldü.
- İktidar, bir anlamda kendisine karşı bir meydan okumaya dönüştüğü zaman, yalnızca o zaman baştan çıkarıcı olabilir; aksi takdirde bir uygulamadan ibaret kalır ve aklın hegemonyacı mantıklarından birini karşılar.
- Pornoya sansür getirmek mi daha doğrudur, yoksa ılımlı bir bastırım mı tercih edilmelidir? Bu sorunun cevabı yoktur, çünkü porno haklıdır: Porno, gerçeğin yıkıma uğratılmasının, gerçeğin çılgın yanılsamasının ve gerçeğin nesnel "özgürleşme"sinin bir parçasıdır. Cinseli, kaba işlevi içinde "özgürleştirme"ye razı olmadan üretici güçleri özgürleştiremezsiniz: Her ikisi de müstehcendir.
- "Geleneksel" kadın ne bastırılmıştı ne de ona haz yasağı getirilmişti: Kendi konumu içinde bir bütündü; ne yenik düşmüştü ne de edilgendi; üstelik, er geç "kurtuluş" gününü göreceğini de hayal etmiyordu.
- Kader sayılan anatomiye kökten karşı çıkan tek şey baştan çıkarmadır. Yalnızca baştan çıkarma, bedenleri birbirinden ayıran cinselleşmeyi ve bundan doğan kaçınılmaz fallik iktisadı parçalayabilir.
- Sapkınlık, baştan çıkmadan ve baştan çıkma becerisine sahip olmadan baştan çıkmış gibi yapmaktır.
- Arzunun da tek dayanağı yokluktur. Bütün varlığıyla talebin içine sokulduğunda, hiçbir kısıtlama olmaksızın kendini işlemselleştirdiğinde bütün gerçekliğini yitirir; çünkü imgelemi olmayan arzu her yerde, ama aynı zamanda da genelleşmiş bir simülasyon ortamındadır. Arzunun hayaleti, cinselin ölü gerçekliğine musallat olur. Cinsel her yerdedir, cinsellik hariç (Barthes).
- Baştan çıkarma, hepsinden daha zekidir; adeta kendiliğinden zekidir, şiddetli ve ani bir kendinden gerçekliktir -kendini kanıtlamaya, temellendirmeye ihtiyaç duymaz gerçeğin sözde derinliklerinin, çeşitli ruh hallerinin, anatomilerin, hakikatlerin, iktidarların altüst oluşu içinde birden bire belirir. Şunu çok iyi bilir ki , bu onun sırrıdır ; ne anatomi vardır ne de psikoloji; bütün işaretler tersine bilir. Görünümlerden başka hiçbir şey ona ait değildir bütün iktidarlar onun elinden kurtulabilir, ancak o da, bu iktidarların bütün işaretlerini tersinir duruma getirebilir. Kim ona karşı koyabilir ki?
--reklam--
Baştan Çıkarma Üzerine İncelemesi - Şahsi Yorumlar
jean baudrillard'ın yine derinlemesine bir insan incelemesi, yine bir simulasyon kuramı denemesi. bu kez tartışmaya açtığı: seks, haz, cinsellik, porno gibi konulardan oluşan kitap okurken elinizde sözlük bulundurulması elzem olduğu için okumak için sağlam bir sabra ihtiyacınız olabilir. sık sık kullanılan teknik tabirler ve akademik terimler sizi yorabilir. bilmediğiniz terimleri tek tek ''nedir'' diye okuduğunuz ve cümle içinde tekrar değerlendirdiğiniz vakit kitabı çözmeye başlayacaksınız. kısacası biraz birikim gerekiyor bir solukta okumak için. iletişim bilmi eğitimi sürecinde işlediğimiz için benim kavramlara tektek bakma ihtiyacım olmadı ama bu yöntem en doğrusu olacaktır. baştan çıkarmanın sadece cinsellik ve aşkla sınırlı olmadığını, ekonomik tüm süreçler ile sosyal ilişkilerin, insanın baştan çıkarılması üzerine kurulu olduğunu gösteren bir eseridir. simülasyon tabanına göre dizayn edilmiş toplumun smülakr'ın nesnesi konumuna getirilmesi, simgesel değiş tokuş un içi boş sistematiğinin, sadece kapitalin niceliksel ve niteliksel azmanlaşmasını sağlamasıdır. 1950 sonrası dönemde başta kadın bedeni olmak üzere insan bedeni de metalaşmış, tüm medya unsurlarında cinsel içerikli görseller baş köşeye oturtulmuş, tüketiciyi baştan çıkarıp tüketimi azamileştirmek için vitrin düzenleme, pazarlama - marketing mantığı almış yürümüş, malın kendi kalitesinden önce ambalaj kalitesi öne çıkmış, mağazalardaki alıveriş hızını arttırmak, tüketicinin bilinçaltına gaz vermek için aşırı doz müzik dinletmek işin raconu haline gelmiştir. başta amerika olmak üzere gelişmiş ülkelerde başlayan bu gelişim zamanla üçüncü dünya denen toplumları da esir almış, 1980 sonrası ülkemizde de zuhur etmiş ve tam gaz etkisini sürdürmektedir. sonuç olarak; anneler günü dahil her tüketim grubuna bir gün hediye edilmiş, özellikle sevgililer gününde sevgilisini baştan çıkarma umuduyla hediye almaya mağazalara koşuşturan kitleler daha sevgilisine ulaşamadan baştan çıkarılmakta ve bir güzel becerilmektedir. becerilmektedir dememe rağmen herkes halinden memnundur o ayrı ! (Uğur De Molinari)
Bitiremedim!: "Baştan Çıkarma Üzerine" Jean Baudrillard'ın "zor" kitaplarından birisi. Kitap 4 ana parça ve bu 4 ana parçanın altında yer edinmiş 14 alt parçadan oluşuyor. Cinsellikten aşka, felsefeden edebiyata, gündelik hayattan anlama ve anlamlandırmaya kadar birçok alanda, farklı başlıklarda farklı ve ağır dilli fikirler mürekkeplendiriliyor. Birinci bölümde kadınların bedenen, yani bedensel çekicilikleriyle son derece güç sahibi olduklarını ve baştan çıkarma denen eylemin hiç de ahlaksızlık olmadığını, aksine bir güç aracı olarak kadınlarda artı bir değer ve silah olarak öne çıktığını vurguluyor. Freud'un "Anatomi kaderdir." anlayışına gönderme yapılıyor örneğin. "Oysa kadın, görünümden başka bir şey değildir." diyor Baudrillard 21. sayfada ve Freud'un bu görüşünü destekliyor. Buna da "Kadınlar bedenleri varken derinliklerini koymamalı erkeklerin karşısına. Çünkü beden her şeyden daha güçlüdür." diyerek de hayatta galip gelmenin yolunu veriyor bizlere. Kitabın ikinci bölümünde geçen porno vurgusunda pornonun aslında erkeklerin erekte kalma sorunu üzerine kurulu bir oyun olduğu fikri kadına baştan çıkartıcı bir anlam yükleyerek içeriğe uygun bir yapı üretiyor. Ayrıca erotizmin pornografiden, yani salt çıplaklıktan daha baştan çıkarıcı olduğu gerçeği de felsefi bir fikir olarak veriliyor bu da benim hoşuma gitti açıkçası çünkü ben de böyle düşünen insanlardanım. Ben kitabı ne yazık ki 71. sayfasında bırakmak zorunda kaldım. Zira bu sıralar çok üst üste felsefi içerikli kitap okuduğumdan, bu gibi teorik zeminde şekillenen bir kitap beni çok yordu. Çok fazla teknik terim ve çeviriden de kaynaklı olduğunu düşündüğüm zor paragraflar canımı yaktı. Gene de kitabın birinci bölümünü, 10 alıntı yaparak bitirdim. Bu da aslında kitabın iyi olduğunun göstergesi. Fakat ben devam edemeyeceğim ve vaktim olduğunda, daha dinç kafayla devam edeceğim kitaba. Şimdilik ise ne yazık ki bu kadar. Bitenlerin yorumları için şuraya bakınız :) https://bit.ly/2C5FRpi (Hakikat bahrine dalgın müderris...)
Kitaba içeriği ile pekte örtüşmeyen bir bir isim verilmesi ilgi çekmeye yönelik bir pazarlama stratejisi mi bilemiyorum ama böyle vurucu bir kitap isminin, güneş gözlüğünü takıp kas fakiri vücudunu sergilemeye pek meraklı necip yurdum apaçilerinin ilgisini çekeceğini tahmin etmek için müneccim tırnağı kemirmiş olmaya gerek yok sanırım. Gerçi daha ilk sayfalarinda, "meydan okumadan daha baştan çıkarıcı ne olabilir?" sorusuyla zehri şırınga edip, insanın damarlarında gezinen tutkunun ateşini harlasa da, bununla "bu sıcak havalarda sizinle soğuk bir şey içebilir miyiz bağyaan?" cüretkarlığını kastetmediği açık. Hele Baudrillard'ın kafayı "yanılsama" kavramına takmış postmodern bir deli olduğu gerçeği de göz önüne alınırsa.. (Alfred von Steinherz)
--reklam--
Baştan Çıkarma Üzerine PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jean Baudrillard - Baştan Çıkarma Üzerine kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Baştan Çıkarma Üzerine PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jean Baudrillard Kimdir?
Jean Baudrillard (Jan Bodriyar) (d. 27 Temmuz 1929, Reims - ö. 6 Mart 2007), Paris), ünlü Fransız düşünür/sosyolog. Medya teorisi, Postyapısalcı felsefe ve postmodernizm üzerine olan çalışmalarıyla ünlenmiştir.
Hayatı
Fransa'da bir devlet memurunun çocuğu olarak doğdu. Sorbonne Üniversitesi'nde Almanca okudu, ailesinde üniversiteye gitmiş olan ilk kişiydi.
Mezun olduktan sonra bir süre eğitim kurumlarında Almanca öğretmiştir. 1950-1960lardaki bu dönemde, Cezayir sorunu yaşamını ve düşüncesini fazlasıyla etkilemiştir. Almanca öğrettiği bu dönemde doktora tezine de (sosyoloji üzerine) devam etti. 1966'da doktora tezini bitirdi, tezinin başlığı "Thèse de troisième cycle: Le Système des objets" idi.
1966 yılının Eylül ayında Université de Paris-X Nanterre'de (Nanterre Üniversitesi - Paris-X) asistan oldu. 1968'deki öğrenci eylemlerinin etkisinde kaldı,Yapısal Marksizm ve medya teorileri ile ilgilendi. 1972'de aynı üniversitede, profesör olarak, sosyoloji öğretmeye başladı. 1987'dan 1990'a kadar Université de Paris-IX Dauphine'de (Dauphine Üniversitesi - Paris-X) görev aldı.
"Eski Yugoslavya'daki Müslümanların maruz kaldığı soykırım, Yeni Avrupa Düzeni'nin evrim sürecinde bir aşamadır. 'Etnik temizliğin' infazcısı olan Sırplar, yeni biçimlenen bir Avrupa'nın öncülüğünü yapıyorlar." (Lettre dergisi, Kış 2005)
Çalışmaları
Bugünün siyasi ve ideolojik akımlarını reddetmesi ününün artmasına neden olmuştur. Bugüne kadar birçok önemli çalışmaya imza atmıştır.Simülasyon kuramını oluşturmuş, kitle zihni üzerine çarpıcı satırlar yazmıştır. Tüketim üzerine düşünceleri ve yapıtları ise onun ününe ün katmıştır. Medya ve kitle iletişim araçlarına dair eleştirileri de diğer düşünceleri kadar çarpıcıdır. Birinci Körfez Savaşı üzerine yaptığı açıklamalarla, Körfez Savaşı'nın oluşumunu ve etkilerini entelektüel bir açıdan farklı bir şekilde yorumlamıştır.
Simülasyon evreninin ortaya çıkışı II. Dünya Savaşının sonuçlarıyla bağlantılıdır. Baudrillard'a gore II. Dünya Savaşı sonrası sağ, solun işlevlerini yerine getirmeye başlamış; yâni, sosyal devlet ilkesi ortaya çıkmıştır. Ayrıca sanayi ve tarım sektörlerinin belirleyiciliği iletişim ve hizmetler sektörlerinin belirleyiciliğinin ardına düşmüştür. Bu veriler batıda bir çeşit durağanlığa sebep olmuş ve batı kendi ekseni etrafinda dönmeye başlamıştır. Bu kendi etrafında dönüş süreci kavramların içlerinin boşaltılması sonucunu doğurmuştur. Artık her kavram televizyonlardan akmakta, insanlar teknolojinin onlara sağladığı bu rahatlık sayesinde herhangi bir şeyi derinlemesine düşünememektedir ve iletişimi sağlamak adına yaratılan cansız kitle iletişim araçları kendilerine yüklenen işlevden, yani aracı olma konumundan çıkıp bağımsız bir kendilik haline gelmiştir. Birey ise bu durumu çaresizlik içinde izlemektedir; herseyin farkındadır, fakat rahatlığından da taviz vermek istememektedir. Baudrillard'ın örneğine bakacak olursak: Birey televizyonda Sudan iç savaşını, herhangi bir tuvalet kağıdı reklamıyla aynı duyarsızlıkla izlemektedir. Televizyonu kapattıktan sonra Sudan'daki iç savaş devam etse bile onun için bitmiştir. İşte bireyin yaşadığı bu evren simülasyon evrenidir. Her şey görüntülerden ibarettir ve cansızdır.
--reklam--
Jean Baudrillard Kitapları - Eserleri
- Simülakrlar ve Simülasyon
- Tüketim Toplumu
- Sessiz Yığınların Gölgesinde: Toplumsalın Sonu
- Kötülüğün Şeffaflığı
- Neden Her Şey Hala Yok Olup Gitmedi?
- Karnaval ve Yamyam
- Baştan Çıkarma Üzerine
- Şeytana Satılan Ruh ya da Kötülüğün Egemenliği
- İmkansız Takas
- Kusursuz Cinayet
- Sanat Komplosu
- Foucault'yu Unutmak
- Can Çekişen Küresel Güç
- Cool Anılar 1-2 (1980-1990)
- Nesneler Sistemi
- Amerika
- Cool Anılar
- Tam Ekran
- Simgesel Değiş Tokuş ve Ölüm
- Anahtar Sözcükler
- Tekil Nesneler (Mimarlık ve Felsefe)
- Cool Anılar 3-4 / 1990-2000
- Bir Parçadan Diğerine
- Cool Anılar V
- İlahi Sol
- Siyah Anlar
- Çaresiz Stratejiler
- Üretimin Aynası Ya da Tarihi Materyalist Eleştiri Yanılsaması
- Gösterge Ekonomi Politiği Hakkında Bir Eleştiri
- Baudrillard'ın Simülasyon Kuramı Üzerine Notlar ve Söyleşiler
- Çaresiz Stratejiler
- L'autre par lui-même
--reklam--
Jean Baudrillard Alıntıları - Sözleri
- "Gerçek bir daha asla geri dönmeyecektir." (Simülakrlar ve Simülasyon)
- Katıksızdan da daha katıksız olan şey, herhangi bir yolla sonun ötesinde yaşamaktır. (Cool Anılar 1-2 (1980-1990))
- Bizler bu tekelleşmiş küresel ağların içinde yüzen rehineleriz. Aynı zamanda hem kurban hem de suç ortağı konumundayız. (Karnaval ve Yamyam)
- "Anlamla saldıranı, anlamla öldürürler." (Simülakrlar ve Simülasyon)
- Her şey uydulaşıyor, beynimizin bile artık bizde olmadığı sayısız Hertz'lik dalga birimleri ve devreler halinde dalga halinde etrafımızda dalgalandığı söylenebilir. (Kötülüğün Şeffaflığı)
- Varım, buradayım değil; görülüyorum, bir imajım; bak bana, bak! Narsisizm bile değil bu; sığ bir dışadönüklük, herkesin kendi görünüşünün menajeri haline geldiği bir tür reklamcı saflığı. (Kötülüğün Şeffaflığı)
- Tüm abartılmış özellikler, kendi kendilerini aşmaya -hakiki olandan daha hakiki, güzelden daha güzel, gerçekten daha gerçek- mahkûm edilmiş olup, her türlü içerik ve nitelikten bağımsız bir şekilde kendilerinden geçmeye zorlanmakta ve günümüzde kendisine tutkuyla bağlandığımız tek alana benzemektedirler. (Çaresiz Stratejiler)
- Burada sokaklarda tek başına düşünen,tek başına şarkı söyleyen,tek başına yiyip kendi kendine konuşan insanların sayısı ürkütücü.Ama yine de bir araya gelmiyor;tersine birbirlerinden kaçıyorlar. Ancak belli bir yalnızlık var ki başka hiçbir yalnızlığa benzemiyor.Herkesin önünde, bir duvarın,bir arabanın motor kapağı üstünde,bir parmaklık boyunca yemeğini tek başına hazırlayan adamın yalnızlığı... (Amerika)
- Tarihe yabancılaşan bir evrende tarihin ne söyleyecek bir sözü olabilir ne de kendi varlığını kanıtlayabilir. İşte bu yüzden bizden önceki tüm dönemleri, tüm yaşam biçimlerini, tüm zihniyetleri kendi tarihlerini yazmaya ve varlıklarını belgelere dayanarak kanıtlamaya zorluyoruz. (Çaresiz Stratejiler)
- Oysa halk aptal değil. Kendisini yalnızca kendisinden daha zeki olanların kandırmasına izin veriyor. (İlahi Sol)
- Tüketim ideolojisini tüketimin kendisi gibi algılayan bir toplumbilim çoğu kez bir süreci diğeriyle karıştırıp onun suç ortağı olmaktadır. (Gösterge Ekonomi Politiği Hakkında Bir Eleştiri)
- "Dehşete düşme pahasına dünyanın gizini çözmek ve dolayısıyla ona ilişkin ilk yanılsamayı yıkmak zorundayız. Ne boşluğa, ne gize ne de arı görünüşe katlanabiliriz." (Kusursuz Cinayet)
- Sahte ve hakikatin sınırları da dahil olmak üzere, çiğnemediğimiz yasak kalmadı. Gerçekten de her şeyin ötesine geçmiş durumdayız. Bundan böyle iktidar düş gücü, ışık ve zekanın eline geçmiştir. Kusursuz bir toplumsal yapıya sahibiz ya da kısa bir süre sonra sahip olacağız. Bütün ütopyalar gerçekleşti. Bir zamanlar parlak bir geleceğe benzeyen şey bugün yavaş çekim bir felaketi andırıyor. Paranın tadını aldık, yabancılaşma döneminin temel düsturu sayılan şeffaflık, günümüzde türdeş ve terörist bir görünüme sahip. Artık bir hiperhaber, hipergörünürlük evrenin de yaşıyoruz. Yasal duygusallık dönemi sona ermiştir. Kıyamet gününü beklemenin bir anlamı yoktur; çünkü biz farkına bile varmadan, kıyamet sonrası bir yaşam sürdürmekle meşgulüz. Olanlar oldu, hepimiz cenneti boyladık. İllüzyonlar dönemi sona erdi. Dünyanın başlangıcından bu yana gerçeğin yakasına yapışıp onu frenlemeye çalışan illüzyon bile sonunda dayanamayıp ortadan kayboldu. İllüzyondan yoksun bir dünyada her şeye bir gerçeklik kazandırılmaya çalışılıyor. (Çaresiz Stratejiler)
- Derinlik, o eski derinlik değil artık. (Cool Anılar)
- Sokakta hakiki bir deliye rastladım nihayet - kendi kendine konuşmak için cep telefonuna ihtiyaç duymayan birine. (Cool Anılar V)
- Eskiden yolculuk yapmak başka bir yerde olmanın ya da hiçbir yerde olmamanın yoluydu. Bugün, bir yerde olma duygusunu hissetmenin tek yoludur. Kendi evimde, her türlü enformasyonla ve bir yığın ekranla çevrelenmiş olarak, hiçbir yerde değilim artık; ama yine de dünyanın her yerindeyim, evrensel sıradanlığın içindeyim. (Kötülüğün Şeffaflığı)
- Zamandan söz ettiğim sırada onun varlığını hissedemiyorum... Zamandan söz ettigim sırada akıp geçmiş oluyor. (Neden Her Şey Hala Yok Olup Gitmedi?)
- "Zenginliği bir başka şekilde dağıtma yolu bulunmadığı sürece toplumsala düşen görev: Düzeni çökerterek, tahammül edilmesi olanaksız bir ütopik duruma neden olabilecek bu zenginliğin fazlasını emip, temizlemektir." (Sessiz Yığınların Gölgesinde: Toplumsalın Sonu)
- Gerçek bir genellemedir oysa dünya özgün bir yerdir. (Şeytana Satılan Ruh ya da Kötülüğün Egemenliği)
- 1544 yılı, Paris'te ilk düşkünler evinin açıldığı tarihtir. Serseriler, deliler, hastalar, toplumun dışladığı ve bir kalıntıya dönüşmüş olan herkes, o sırada henüz yeni doğmuş bulunan toplumsal tarafından bakıma alınmışlardır. Bu bakım 19. yüzyılda Sosyal Yardım, 20. yüzyılda da Sosyal Sigorta'ya dönüşecektir. Toplumsalın gelişmesiyle birlikte doğru orantılı olarak neredeyse toplumsalın bütünü de kalıntılaşmış ve kendisine bir halka daha katılarak boyutları genişletilmiştir. Artıklar tüm bir toplumu kapsadığındaysa kusursuz bir toplumsallaşmayla karşı karşıya kalınmaktadır. Herkes bunun hem dışında hem de içindedir. Herkes hem tümüyle dışlanmış hem de toplumsallaştırılmıştır. (Sessiz Yığınların Gölgesinde: Toplumsalın Sonu)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin