Kitap Künyesi

Yazar: André Gide

Çevirmen: Serpil Ekşioğlu

Orijinal Adı: Paludes

Yayın Evi: L&M Leyla ile Mecnun Yayıncılık

İSBN: 9799756491460

Sayfa Sayısı: 140

--reklam--

Batak Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Yazar, Batak romanını eylemsizlik üzerine kurmuş. Çırpınan fakat ilerlemeyen bir kişinin hikâyesini anlatıyor.Hikâye, Andre Gide’in yazma sanatını da ortaya koyuyor. Çünkü yazmak hele roman yazmak ayrıntıları yakalamakla alâkalıdır. Gide’in bu eserinde de başka romanlarında yaptığı gibi kurmaca dilinin hikâyesi üzerinedir. Batak, özellikle seyahat edemeyen birinin hikâyesi, Virgilius’un Tityre’ni anlatıyor Gide bir bakıma. Batak, Tityre’inkine benzer bir tarlaya sahip,

oradan çıkmaya çalışmak bir yana tam tersine orada kalmaktan mutlu olan bir adamın hikâyesi. Andre Gide’in kendi kendini hicvettiği tek eser. Satirik yönü eseri narsistik bir hale de sokuyor. Dünya edebiyatın Nobel ödüllü yazarı Andre Gide’in yoğun sembollerle ördüğü Batak romanında, sanatsal üretimin ne kadar sancılı olduğunu da bize gösteriyor.

--reklam--

Batak Alıntıları - Sözleri

  • Seyahat bizi eğitir, geliştirir. Yolculuğun bize verdiği zevk ikinci planda gelir. İnsan kendisini eğitmek için yola çıkar..
  • "elimizi eteğimizi çekeceğiz dünyadan, yüz çevireceğiz, girişimlerden vazgeçeceğiz. hayal kurmayacağız artık, tasarılar çizmeyeceğiz. kendimizde kalacağız, evimizde, sevincimizin ortasında durgun, üzüntüsüz... iyi ama, durgunluk mu demektir sevinç, süresiz dinlenmek mi demektir? hep içimizde mi arar buluruz onu? bizi sonrasız olarak doldurabilir mi o?"
  • Öyle şeyler vardır ki , her gün yeniden başlar; çünkü yapacak daha iyi bir şey yoktur .Bunda ne bir başarıdan ne de bir gelişmeden söz edilebilir ; ama yine de bu hiçbir şey olmuyor demek değildir .
  • Niçin yazıyorsunuz? Diye sordu. Ben mi? Bilmiyorum, büyük olasılıkla bir şeyler yapmış olmak için.
  • Kitabın konusunu meydana getiren nedir? Hayatımın bana verdiği heyecan! İşte bunu anlatmak istiyorum: Sıkıntı, boşluk, monotonluk.
  • Öyle şeyler vardır ki, her gün yeniden başlar; çünkü yapacak daha iyi bir şey yoktur. Bunda ne bir başarıdan ne de bir gelişmeden söz edilebilir; ama yine de bu hiçbir şey olmuyor demek değildir..
  • Richard’ın bana çok fazla değer vermesinin mutsuzluğunu yaşıyorum; eğer bir şeyler yapma cesaretini kendimde bulamıyorsam, nedeni işte budur. Böyle değer görmeye devam ettiğiniz sürece, itibar denen bu olgudan kolay kolay kurtulamıyorsunuz. Sık sık, büyük bir duyarlılıkla, benim kötü bir hareket yapmamın asla mümkün olmadığını dile getiriyor. Bu da benim kendi kararlarımı alıp, özgürce davranmama engel oluyor.
  • İyi kazanç sağlamayan her meslek çok kötüdür. Eğer geliri azsa kesinlikle yeni bir başlangıca ihtiyaç var demektir. Ne durağan bir yaşam! Ecel kapıya geldiğinde ne yapacak bu insanlar? Kaçış yok, başkasını öne süremezler. Öyle garipler ki, ölümü bile küçük görmeye çalışacaklar.
  • Hayatımıza renk katacak değişiklikler yapmaya çalışmalıyız.
  • Benim kağıdımda: İnsanın mutlu olduğuna inanması için kör olması lazım. Açıkça gördüğüne inanmak, görmek istememekten kaynaklanır; mutsuz olmadan insan kendini göremez çünkü. Onun kağıdında: Kendi körlüğünden mutluluk duymak. Açıkça gördüğüne inanmak, görmek istememekten kaynaklanır; çünkü kendini görmek, mutsuzluktan başka bir şey getirmez insana.
  • Başkasının düşüncesi maddeye kıyasla daha cansız! Her fikir, Biraz kurcaladığınızda sizi cezalandırır, işkence eder adeta. Tıpkı, geceleri omuzlarınızın üzerine çöken karabasanlar gibi, sizin canınızı emerek beslenirler; ağırlıkları gitgide artar ve güçsüz bırakırlar.
  • Aşırı zevk almaktan, öylesine kaygı duyuyordu ki, bu duygunun kendisine zarar vermesinden çekiniyordu.

--reklam--

Batak İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Modernizm hareketleri Rönesans’la başlamış ve Ortaçağ’ın din merkezli düşüncesine ve bu düşüncenin etkilerine isyan etme, karşı koyma şeklinde kendini göstermiştir. Modernizm, var olan kültürün artık bir kenara atılması gerektiğini ve yeni bir kültüre ihtiyaç olduğu düşüncesini benimser. Modernizmin temelinde, modern bilimin etkilerinin geleneksel otoriteyi zayıflatan yenilikleri vardır. (Muhammed Siyah)

Olduğu yerde saydığı halde bu kadar keyifli okunan bir kitabı bulmak zordur diye düşünüyorum. Karakter de eser de aslında olduğu yerde sayıyor ama yine de okutuyor kendini. (Deliler Cumhuriyeti)

Tityre benim içimde,senin ve onun da.Mesele aslında Tityre olmaktan kurtulmak değil.Zaman zaman onu yok sayıp değişimi denemek ve vakti geldiğinde yeniden Tityre olup bataklığı seyredip huzuru hissetmek,göremesek de nilüferlerin dallarının olduğuna inanmak. (ad)

--reklam--

Kitabın Yazarı André Gide Kimdir?

André Paul Guillaume Gide (22 Kasım 1869 Paris - 19 Şubat 1951 Paris) Fransız yazar. 1947 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi.

Gide, 22 Kasım 1869 tarihinde Paris, Fransa`da dünyaya geldi. Babası Protestan ve köylü kökenli, annesi Katolikti. 8 yaşında Paris'te Alsace Okulu'na gönderildi. Sık sık hastalandığı için öğrenimi kesintiye uğradı. Gide henüz 11 yaşındayken (1880) Paris Üniversitesi`nde hukuk profesörü olan babasını kaybetti. Ailedeki kadınların etkisi ve annesinin katı otoritesi altında büyüdü.

1889'da okuldan mezun oldu. Yaşamını yazarak geçirmeye karar verdi.Yazı hayatına 1891’de 21 yaşındayken yayımladığı André Walter'in Günlükleri(Les Cahiers d'André Walter) ve Narsis Üstüne İnceleme ile başladı. Ama ikisi de başarısız bulundu.

1893'te Kuzey Afrika gezisine çıktı. Arap dünyasının tümüyle farklı değerleriyle tanıştı. Fransa'ya döndüğünde oradaki katı Victorya dönemi yaşantısının olumsuzluklarından rahatsız oldu. 1894'te tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Burada Oscar Wilde ve Lord Alfred Douglas'la tanıştı. Onların yüreklendirmesiyle baskı altında tuttuğu eşcinselliğini kabul etti. Annesi hastalanınca Fransa'ya döndü.

1895'te kuzeniyle evlendi. 1896`da Normandiya`da bir komüne belediye başkanı oldu.

1908`de bazı seçkin yazarlarla birlikte Nouvelle Revue Française adında bir edebiyat dergisi kurdu. 1916`da 16 yaşındaki Marc Allégret ile sevgili oldu. Marc Allegret ile eşcinsel ilişkisi ailesinde huzursuzluk yarattı. Eşi Gide'nin kendisine yazdığı mektupları yok etti.

I. Dünya Savaşı yıllarında Kızılhaç ile gönüllü insani kuruluşlarda çalıştı. 1923'te ilk feministlerden ünlü Elizabeth van Byyselberghe ile olan yasak ilişkisinden tek çocuğu kızı Catherine doğdu. 1924 yılında Corydon adlı homoseksüelliği savunan bir kitap yayımladı, fakat eser ilk etapta kınandı.

1925'te Fransız Ekvator Afrikası'na gitti. Burada gördüklerinden de etkilendi. Dönüşünde sömürgeciliği eleştiren yazılar yazdı. 1925 yılında yayımladığı Kalpazanlar Gide`nin en önemli eserlerinden biri olarak görülür. 1926`da otobiyografik eser olan "Si le grain ne meurt"u yayımladı.

Komünizme ilgi duydu. 1936'da büyük umutlarla gittiği Sovyetler Birliği'nden hayal kırıklığı ile döndü. 1938'de eşini kaybetti.

II. Dünya Savaşı'nın başlamasından sonra 1942'de tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Savaşın sonuna kadar burada yaşadı. 1947'de Oxford Üniversitesi'nden "Edebiyat Doktoru" unvanı aldı. Aynı yıl Kasım ayında da Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi oldu. 19 Şubat 1951'de yaşamını yitirdi.

Yaşamı boyunca toplumsal ve bireysel ahlakın en önemli ölçütünün, bireyin içtenliği ve kendisini tanıması olduğunu savundu. Edebi, siyasal ve toplumsal sorunlara karşı hoşgörülü bir tutum benimsedi. Genel ahlak anlayışının karşısında bireysel özgürlüklerin savunucusu oldu. Ama aynı zamanda 19'uncu Yüzyıl Fransız edebiyatının en önemli hümanist ve ahlakçı yazarı olarak tanındı. Düşüncelerindeki bütünlük ve soyluluk, üslubundaki arılık ve uyumla Fransız edebiyatının saygın isimleri arasında yer aldı.

Katolik kilisesi André Gide'in eserlerini 1952 yılında Yasak kitaplar listesi'ne koymuştur.

--reklam--

André Gide Kitapları - Eserleri

  • Kalpazanlar
  • Isabelle
  • Dar Kapı
  • Theseus
  • Kadınlar Okulu
  • Chopin Üzerine Notlar

--reklam--

  • Tohum Ölmezse
  • Ayrı Yol
  • Vatikan'ın Zindanları
  • Dünya Nimetleri ve Yeni Nimetler
  • Pastoral Senfoni
  • Günlük
  • Sapık Sevgi

--reklam--

  • Batak
  • Henri Michaux'yu Tanımak
  • Seçme Yazılar
  • Dostoyevski
  • Pastoral Senfoni - Dar Kapı
  • Denemeler
  • SSCB'den Dönüş

--reklam--

  • Dünya Nimetleri
  • Cinayet Mahkemesi Anıları
  • Two Legends: Oedipus and Theseus
  • Yeni Nimetler
  • Autumn Leaves
  • Prometheus ve Theseus
  • Bataklık

--reklam--

  • Dostoyevski

--reklam--

André Gide Alıntıları - Sözleri

  • "Arkadaş, insanların sana sundukları gibi benimseme yaşamı. Yaşamın daha güzel olabileceğine inandır kendini." (Dünya Nimetleri ve Yeni Nimetler)
  • "İyi duygularladır ki kötü edebiyat yapılır", "Şeytanın yardımı olmayan sanat eseri yoktur." (Seçme Yazılar)
  • . Kendin olmaya cesaret et. Bunun da altını çizmeliyim. Asla yapmacıklık yaparak, insanları sizin gibi yapmak için, taklit ederek ya da çelişme zevki için hiçbir şey yapmayın. ... (Seçme Yazılar)
  • Hepimiz Tanrı' ya tek başımıza ulaşmak zorundayız. (Dar Kapı)
  • "Mutsuz değilim. Bu hayatta bana öyle çok şey bahşedilmedi ama bu az şeyle de mutlu olmayı bildim." (Bataklık)
  • Hasmımı kucaklarım, ama boğmak için. (Denemeler)

--reklam--

  • Ömrüm beklemekle geçiyor. Hiç bir şeye başlamağa cesaret edemiyorum. (Günlük)
  • "..kuruntu sonucu abartılan keder, gerçekteki olguyu aşar. Ah! Eğer, kapılarımızı düşgücümüzün yarattığı canavarlarla kuruntulara açmasaydık, yalnızca yaşamımızdaki kötülükleri görmekle yetinseydik, mutsuzluklarımıza katlanmamız çok daha kolay olurdu." (Pastoral Senfoni)
  • Çocukluğumuzdan beri kim bilir kaç kez engellemişizdir kendimizi yapmak istediğimiz bir şey için, sırf çevremizdekilerin durmadan ‘yapamaz onu’ demelerini işite işite... (Pastoral Senfoni - Dar Kapı)
  • "Kurtulduğumu sanırken gittikçe daha çok tutsak olduğumu, gururuma tutsak olduğumu anlamıyordum.Tanrı'nın beni kafese koyduğunu söylerken bunu demek istiyordum işte.Gururumu erdem gibi gösterdi bana.Tanrı benimle alay etti.Eğleniyor.Kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor benimle." (Kalpazanlar)
  • Sanat eseri, daima tektir. (Denemeler)
  • Ama insan sadece kendisi için alçak sesle çaldığında, o tanımlanamaz heyecan bitmek bilemez; sanki, sadece sezinlenen, sevgiye düşman ve insanca yakınlığın giremediği bir dünya karşısında duyulan o neredeyse elle tutulur korkunun da sonu gelmez. (Chopin Üzerine Notlar)
  • Ah, Tanrım! Ölmek için ölümü beklememeyi bah­şet bana. (Yeni Nimetler)

--reklam--

  • İş mesut olmakta değil --- mesut oldu­ğumu bilsinler istiyorum. (Günlük)
  • Aslında, görebileceğiniz en iyi, en dürüst, başkasının ayağına basmayan ve tıpkı bir şair gibi, para kazanmak için yaratılmamış, tersine harcamaya ve vermeye her an hazır bir çocuktu. (Tohum Ölmezse)
  • Ağlamak isterdim. Yazık ki kalbimi bir çölden daha çorak hissediyordum. (Pastoral Senfoni)
  • "Düşünceler çiçeklere benzer, bozulmadan en çok dayananlar sabah derilenlerdir." (Isabelle)
  • Ruh bedende ihtiyar olarak doğar, beden ruhu gençleştirmek için ihtiyarlar. Eflatun, Sokrates'in gençliğidir. (Denemeler)
  • Umudun bir için araladığı o fazlasıyla ağır kapak yeniden kapanıyordu; kuşkusuz bu hep böyle olacaktı: Yasaklıydım. En eşsiz kurtuluşun karşısında durmadan bir gelenekler ve eylemsizlik duvarının yükseldiğini görecektim...Buna boyun eğmek lazım, diyordum kendi kendime ve elbette en iyisi buna gülüp geçmek; kaderin sillesini yiyip hacıyatmaz gibi yeniden dikildiğimiz için kendimize bir gurur payı çıkartmaktaydık; mizacımız buna müsaitti ve tatsız bir havada başlayan yemek şakalaşmalarla son buldu. (Tohum Ölmezse)
  • -Demek ki, yataktakiler karı-koca ise yapılanlar sapıklık olmaktan çıkar. -Karı-koca canları ne isterse yapabilirler; buna hakları vardır. Tekrar ediyorum, bu sizleri ilgilendirmez. -"Hakları vardır"; evet, bu sözü "normal" sözünden daha çok beğendim. (Sapık Sevgi)