Kitap Künyesi
Yazar: Mehmed Niyazi
Yayın Evi: Ötüken Neşriyat
İSBN: 9754373647
Sayfa Sayısı: 192
--reklam--
Bayram Hediyesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Değişen ve değişmeyen vasıflarıyla kendi insanımızın hikâyeleri... Zevkleri, damak tadı ve benzeri hassalarıyla bizim insanlarımız. Kıskançlık, hasetlik, ikiyüzlülük, zayıf taraflarımızı gizleme, kuvvetli taraflarımızı sezdirme gibi duygu ve tavırlarımız... Bunların yanında milletimize has üstün vasıflarımız... "Bayram Hediyesi yazarın okuyuculara çeşitli dönemlerde yazdığı kısa hikâyelerin derlenmesiyle hazırladığı bir hediyedir.
--reklam--
Bayram Hediyesi Alıntıları - Sözleri
- Ölmesini bilmeyenlere hayat hakkı nerede verilmiştir?
- Bizi mutlu eden her şey bir süre sonra silinip gidecekti! Bu faniliği bildiğimiz halde nasıl mutlu oluyoruz? Demek ki insanlar yalana da muhtaçtırlar...
- Yaşamana bak, kötümserliğe kapılmana gerek yok. Nasıl olsa öleceksin. Ölümü düşünüp de tasalanma. Sen yaşıyorken ölüm yok; ölünce de sen yoksun.
- Öfkesiyle gözü kararan insan ölçü tanımaz. İnsan hem davalı, hem de yargıç oluyor.
- Bir çocuk doğurmak üç meydan muharebesi kazanmaya bedeldir. Bir nutuk atmak ise üç çocuk doğurmaya bedeldir.
- - Fiziki yapın, kabiliyetlerin dâhiliğini ortaya koyuyor. Yalnız bütün dâhiler ahlâksızdırlar, oysa sen pırıl pırıl, tertemiz, dürüst, namuslu bir insansın. Yüzünde beni horlayan şeytanî bir gülümseme belirdi. - Sen öyle zannet, ben öyle bir puştum, şerefsizim ki, dünyada bir eşimi, menendimi bulamazsın. Komşumuzun çocuk yaşındaki kızını mı yoldan çıkarmadım! Nikahlı karılarla mı ilişki kurmadım! Ocaklar mı yıkmadım!.. Çocukluğundan beri yaptığı ve belki de yapmadığı halde aklına gelen utanılacak işleri sıralamaya başladı. Duyduklarımdan benim de yüzüm kızarmıştı. - Kâfi Şadi; gerisini anlatma, bunlar seni dâhi yapmaya yeter! Dur hele, daha neler yaptım! Kâinatı elden geçirsen, bendeki alçaklığı kimsede bulamazsın. Kulaktan kulağa dahi fısıldanamıyacak öyle işler... Sözünü kestim: - Yeter Şadi, tamam, sen bir dâhisin.
- Uyku, yarı ölüm demekti.
- Okuyun, durmadan okuyun. Her şey gelir geçer; sadece aldığınız sizde kalır.
- Yorgunluk dinlenince geçer. Fakat insanın canı sıkkın olunca, pişmanlık duyabileceği işler yapıyor.
- "Sordum sarı çiçeğe, benzin neden sarıdır? Çiçek eydür; ey derviş, ahım dağlar eridir. Yine sordum çiçeğe, sizde ölüm var mıdır? Çiçek eydür; ey derviş, ölümsüz yer var mıdır?"
- "Sıradan insan olsanız cahilliğinizin faturasını sadece siz ödersiniz; ama diplomalı olarak devlet yönetimine katılırsanız, o faturayı millet de sizinle beraber öder. "
- Nasıl olsa öleceksin. Ölümü düşünüp de tasalanma. Sen yaşıyorken ölüm yok, ölünce de sen yoksun. Ölümle insanın bir araya gelmesi mümkün olmadığı için ondan korkmaya gerek yok.
- Doğuştan insanın içinde iyiliğin ve kötülüğün tohumları vardır. İnsanın içindeki iyiliğin büyük bölümünü adalet hissi oluşturur. John Locke
- Bayatlamış hayallerimi yaşamalıyım; yaşamasam ne olur?... Bilmem!...
- Dünya ne,hayat ne?... Bizi mutlu eden her şey bir süre sonra silinip gidecekti!...Bu faniliği bildiğimiz halde nasıl mutlu oluyoruz?Demek ki insanlar yalana da muhtaçtırlar...
--reklam--
Bayram Hediyesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
değişik milletlere mensup işçilerin,köylülerin,şehirlilerin belirli ortak hususiyetleri olmasına rağmen ,bir alman işçisiyle bir türk işçisi,bir fransız köylüsüyle ,bir türk köylüsü,bir italyan şehirlisiyle ,bir türk şehirlisi farklı özellikler taşırlar .mehmet niyazi,nin işlediği tipler bizim insanımızdır .öğrencisine ,köylüsüne ,kentlisine her köşe başında rastlamanız mümkündür.kimileri tanıdığımız,hatta dostunuz olduğu için de , anlattığı renkli tipleri çok seveceksiniz (kevser bayındır)
İnsanımızı sımsıcak hatıralarla anlatan hikayeler, okuyanlar mutlaka kendilerinden bir şeyler bulacaktır Alıntı Bayram Hediyesi'nde okuyacağınız hikayelerde insanımızı bulacaksınız "Her şeyin temeli kültürdür" diyenler, aslında insanın önemini vurguluyorlar. Çok komplike bir varlık olan insanın değişen ve değişmeyen vasıfları bulunmaktadır; zevkleri, damak tadı ve benzeri hassaları değişmektedir. Binlerce yıl önce nasıl ki kıskançlık, hasetlik, iki yüzlülük, zayıf taraflarımızı gizleme, kuvvetli taraflarımızı sezdirme gibi duygu ve tavırlarımız varsa, bugün de vardır. Bu değişmez özelliklere sahip insanı her kültür farklı yoğurarak, ortaya kendine has bir tip çıkarır. İnsanlığın zenginliği de burada yatmaktadır.Değişik milletlere mensup işçilerin, köylülerin, şehirlilerin belirli olarak hususiyetleri olmasına rağmen, bir Alman işçisiyle bir Türk işçisi, bir Fransız köylüsüyle bir Türk köylüsü, bir İtalyan şehirlisiyle bir Türk şehirlisi farklı özellikler taşırlar. Mehmed Niyazi'nin işlediği tipler bizim insanımızdır; öğrencisine, köylüsüne, kentlisine her köşe başında rastlamanız mümkündür. Kimileri tanıdığımız, hatta dostunuz olduğu için de, anlattığı renkli tipleri çok seveceksiniz. (Akara)
Mehmed Niyazi... Sancısını,derdini, çilesini çekmeden en azından hissetmeden yazmayanların son temsilcilerindendir. Buradan kendisinde methiyeler dizmek haddime değildir lakin günümüzde yazar kisvesine bürünen soytarılarla aynı kaba koymak da en iyi ihtimalle o kaba hakarettir. Bayram Hediyesi... Kısa hikayelerden oluşan bir eser. Her bir hikayenin karakterleri hayatın orta yerinden, iyisiyle kötüsüyle ve fakat tam nokta atışı karakterler. "Kıskançlık" isimli hikaye bana yazarın "iki dünya arasında" isimli eserini anımsattı. "Lüğlüp İlyas" ve "Ninemin Bekleyişi" hikayeleri ise insanın boğazına yumruyu oturtur cinsten vesselam. Sonuç olarak yazarın kulliyatina başlamak için güzel bir adım niteliğinde bir eser olduğu kanaatindeyim. (Ümit)
--reklam--
Bayram Hediyesi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mehmed Niyazi - Bayram Hediyesi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bayram Hediyesi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mehmed Niyazi Kimdir?
İlk ve orta okulu Akyazı'da okudu. Liseyi İstanbul Haydarpaşa Lisesi'nde bitirdi. Sonra Hukuk Fakültesi'ne girdi; 1967de oradan mezun oldu. O zamanlar da hukuk fakültesinde takıntısız olarak üçüncü sınıfa geçenler, dekanlığa müracaat edip, izin alarak edebiyat fakültesinin herhangi bir bölümüne devam edebiliyorlardı. Bu imkândan faydalanarak Edebiyat Fakültesinin Felsefe bölümünden de sertifika aldı. Mezuniyetini takiben devlet felsefesi sahasında doktora yapmak için Almanya'ya gitti. Brilon'daki Goethe Enstitüsü'nde Almanca öğrendi. Marburg Üniversitesi'ne intisap ederek burada Prof. Dr. Ditrich Pirson'un yanında "Türk Devletlerinde Temel Hürriyetler"konulu doktorasına başladı. Uzun yıllar Almanyada oturdu. 1988 yılından beri Türkiyede ikamet etmektedir. Tercüman ve Zaman gazetelerinde yazdı. 1987'den beri de ilk başta haftada üç gün, sonraları haftada bir gün Zaman gazetesinde yazmaktadır. Ayrıca; Genç Akademi, Nizâm-ı Âlem, Türk Yurdu, Ufuk Çizgisi gibi dergilerde makalelerini de zaman zaman Batı dergilerinde yayınlatmaya çalışıyor. Mehmet Niyazi Özdemir, tezli romanlarıyla tanınan bir yazar ve düşünürdür. Eserlerinde millî konuları işlemeyi şiar edinmiştir. Fikrî eserlerinde ise Türkiye`nin sosyal yapısı üzerine görüşlerini açıklar.
--reklam--
Mehmed Niyazi Kitapları - Eserleri
- Çanakkale Mahşeri
- Yemen! Ah Yemen!
- İki Dünya Arasında
- Dahiler Ve Deliler
- Plevne
- Varolmak Kavgası
- Ölüm Daha Güzeldi
- Kanije
- Yazılamamış Destanlar
- Türk Devlet Felsefesi
- Doğunun Ölümsüz Çocuğu
- Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği
- Millet ve Türk Milliyetçiliği
- Bayram Hediyesi
- İslam Devlet Felsefesi
- Türk Tarih Felsefesi
- Daha Dün Yaşadılar
- Türk Tarih Felsefesi
- Dahiler Ve Deliler
- Plevne
- Bayram Hediyesi
- İki Dünya Arasında
- Türkiye'nin Meseleleri
--reklam--
Mehmed Niyazi Alıntıları - Sözleri
- "Sevgililerin gömüldüğü, acı ve tatlı anıların yaşandığı, emeklerin döküldüğü toprak parçası ayaklar altında çiğnenen bir nesne olmaktan çıkıp, uğruna şehadet şerbetleri içilen "vatan" olmaya başlıyor ve onda doğup batan kanlı, hıçkırıklı günlerde toplum ortak bir bilince varıyordu." (Millet ve Türk Milliyetçiliği)
- Bir milletin medeniyeti sarsıldı mı, bu sarsıntının ilk görüleceği yer devletidir; çünkü medeniyetin sarsılması demek, medeniyetin taşıyıcısı olan insanın bazı değerlerini yitirmesi demektir. Bilindiği gibi devlet çarkını döndüren, devlete ruh veren insandır. O yara aldı mı, milletin bünyesinde en uygun sistemler işlemez olurlar, en adil kanunlar kağıt üzerinde kalırlar. (Türk Devlet Felsefesi)
- Hayat bir rüyadır, ölürsen uyanırsın. (Kanije)
- "Türk hakan çadırlarının kubbeli olması göğün yerdeki sembolü kabul edilmiştir. Eski Türklerde gök kubbesi devletin, çadır ise ailelerin örtüsü olarak düşünülmüştür. Birinin altında devlet diğerinin altında aile kurulmuştur.” (Türk Devlet Felsefesi)
- Yorgunluk dinlenince geçer. Fakat insanın canı sıkkın olunca, pişmanlık duyabileceği işler yapıyor. (Bayram Hediyesi)
- Servet yüktür; omuzlarımın onu taşıyacak kudreti yok. (Kanije)
--reklam--
- Deha çok şey kader her şey. Dünyaya, insanın sözü ve niyeti yön verir (Dahiler Ve Deliler)
- Süper güç olmayan diktatörlükler, dış güçlere dayanırlar. dolayısıyla onların menfaatini korumak durumunda kalırlar. kitlelere mal olmayan fikirler, iktidara gelseler bile,ancak diktatörlükle orada kalabilirler. (Dahiler Ve Deliler)
- Ne çare ki her zaman insanın beyni yüreğine hakim olamıyor. (Yazılamamış Destanlar)
- Diğer milletlerin teslim oldukları noktada Türklerin savunması başlar. Helmuth Karl Bernhard von Moltke (Plevne)
- İmansızlığı ilim sanan beyinsizler, ilme gözlerini kapamış hurafeciler silinip gidecektir. (Varolmak Kavgası)
- “ Kadınlara yalan söylemekten çekinme; yeterki onlar için söylediklerini bilsinler. “ (Doğunun Ölümsüz Çocuğu)
- Türkler'in yılmaması ise dikkat çekiciydi; darbeler onları saracağı yerde sanki sağlamlaştırıyordu. (Çanakkale Mahşeri)
--reklam--
- Ah para ve menfaat! İnsanları nasıl da değiştiriyor; onlarda ne din, ne millet, ne de vatan sevgisi bırakıyor.. (Kanije)
- Eğer insan yaşanabilir bir dünyada ömür sürmek istiyorsa, mutlaka ilahi denetime tabi olduğunun şuurunu taşımalıdır. (Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği)
- Halbuki hayat ırmağı çok değişik kıvrımlarla akar; bir merceğe sığabilecek cinsten değildir. (Türk Tarih Felsefesi)
- Billahi Tuna, sen de biliyorsun ki, böyle onurlu bir savaş dünyanın bir başka yeri için verilmedi.İdrakler sınırlı, sevgiler sınırsız olduğundan Plevne'de yaşananları hiçbir milletin hayali almadı çünkü hiçbir millet seni bizim kadar sevmedi, sana türküler yakmadı, çocuklarına adını vermedi, onları yoluna kurban etmedi. (Plevne)
- Sanat ancak millî bir ruhla yoğrulur, insanlığa da millî ruhla açılır. (Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği)
- "Zulüm her yerde saltanatını kurmuş; ama hiçbir yerde uzun ömürlü olmamıştır." (Ölüm Daha Güzeldi)
- Her şeye ad takıyoruz; fakat hiçbir şeyin aslını öğrenemiyoruz. (Yemen! Ah Yemen!)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin