Kitap Künyesi

Yazar: Abdullah Harmancı

Yayın Evi: İz Yayıncılık

İSBN: 9786053263746

Sayfa Sayısı: 136

--reklam--

Behçet Bey Neden Gülümsedi? Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Dikkatin, inceliğin, naifliğin öykülerini yazan Abdullah Harmancı'nın yeni kitabı Behçet Bey Neden Gülümsedi? yirmi dört öyküden oluşuyor. Yazar genişleyen öykü evreninde muhayyilesinin seçtiği sahnelere davet ediyor okurunu. Okurunu hikayeye ortak kılıyor. Ona hüznünü bulaştırıyor. Bu hüzün romantik değil felsefi bir hüzün. Kalbi acıtıyor ama insana iyi geliyor.

Harmancı'nın altıncı öykü kitabı. Ustalık eseri.

--reklam--

Behçet Bey Neden Gülümsedi? Alıntıları - Sözleri

  • Bir gün çok daraldım, çok bunaldım, çok ağır geldim kendime ve kendimden çıktım.
  • Ben onları eleştirecek olsam, hayatınızı tuğla biriktirerek geçirdiniz, namaz abdesti tamam da, Kur'an'da "yığmayınız" diyor, araba, ev derken, ömürde geçivermiş, derdim; hadi kendinize ev aldınız ya da yaptırdınız, oğlanlarınıza ev yaptırmak da ne oluyor, hadi bir tane ev aldınız, ikinci ev de ne oluyor, evin üstüne kat çıkmak da ne oluyor, arsa almak için, ev almak için, çimento için, tuğla için bir ömrü heder etmek de ne oluyor, O kadar yokun yoksulluğun arasında, o kadar çaresizliğin arasında, o kadar parasızlığın içinde, şehrin uzak tarlalarına, uzak arsalarına, kibrit kutusu gibi evler yaptırmak için gece dememek gündüz dememek de ne oluyor, evlerinizde ev olsa bari, iki oda bir mabeyn, küçük, kullanışsız, biçimsiz, nedense hep yeşil kapılı üstelik...
  • Yalnızlık değil Durmuş abi, hayat üstüme olmuyor.
  • Size kendinizi gösteren bir şeye rastladınız mı?
  • tedirginsin. kıldığın namazın kabul olduğundan emin olmadığın zamanlardaki gibisin
  • Af da hak edilmeli.
  • Bir gün... çok ağır geldim kendime ve kendimden çıktım.
  • yaşlanmak için acele ediyor bu ülkenin insanları.
  • Kimseler yoksa gözlerimin yaşarmasına aldırış etmiyordum.
  • Ben onları eleştirecek olsam, hayatınızı tuğla biriktirerek geçirdiniz, namaz abdest tamam da, Kur'an'da "yığmayınız" diyor, araba, ev derken, ömür de geçivermiş, derdim; hadi kendinize ev aldınız ya da yaptırdınız, oğlanlarınıza ev yaptırmak da ne oluyor, hadi bir tane ev aldınız, ikinci ev de ne oluyor, evin üstüne kat çıkmak da ne oluyor, arsa almak için, ev almak için, çimento için, tuğla için bir ömrü heder etmek de ne oluyor, o kadar yokun yoksulluğun arasında, o kadar çaresizliğin arasında, o kadar parasızlığın içinde, şehrin uzak tarlalarına, uzak arsalarına, kibrit kutusu gibi evler yaptırmak için gece dememek gündüz dememek de ne oluyor, evleriniz de ev olsa bari, iki oda bir mabeyn, küçük, kullanışsız, biçimsiz, nedense hep yeşil kapılı üstelik... Derbent yeşili... Sinema yok... Kitap yok... İlim yok... Tahsil yok... Çocukları İstanbul'a tahsile gönderme yok... Korkak... çekingen... derdim...
  • ...neden yaralıyım ben böyle ve nereden yaralıyım, bu yarayı ne zaman aldım, kim açtı bende bu yarayı, neden bırakıp gitti?!
  • O uzak yerlerde kendine iyi davranılacağını nerden biliyor?
  • Ama yazgısını yaldızlı çokomel kağıtları gibi Tırnakları ile düzeltemiyor insan... Didem Madak
  • Yalnızlık değil Durmuş abi, hayat üstüme olmuyor.

--reklam--

Behçet Bey Neden Gülümsedi? İncelemesi - Şahsi Yorumlar

William Faulkner'ın çorak topraklarından sonra-ara vermişken- öykü dünyasında dolanıp da yeni yeni isimler okumak, ve sonra şaşırıp kalmak var: hüseyin su bir tanesiyse, bir diğeri de abdullah harmancı. Sadece "otopsi" adlı öyküsü için bile okunmaya değer bu kitap. Ama Harmancı öykülerinde kendisiyle didişen, başkalarıyla didişen, huzursuz, sorun çıkaran, bir türlü huzur bulamamış karakterleriyle kalemini konuştururken ilgi çekici öyküler anlatıyor bize: tek sıkıntı kitabın geneliyle bence bir ilgisi bulunmayan küçük bilim kurgu tarzındaki öykü. O öykü çıkarılsa kitabın damağımızda bıraktığı lezzeti daha net alabileceğiz sanki. Yazarın dünyasında birbirini iten, çekişen yazan çizen üreten kafalar, vicdanlar arasında bir şeyler sebebiyle debelenen, tıkanan ve bunları aşmaya çalışan karakterler görüyoruz. Bir çok farklı karakter kitabın başlangıcındaki ağır, yavaş başlayan seslerle bir araya gelerek bir koro sesi kuruyor, bu koro insanı etkiliyor, çünkü sanki herkes aynı yöne doğru söylüyor, ve sıkıntılar aynı yerde düğümleniyor ve hepsi aynı yere doğru patlıyor bu karakterlerin. Bütün çekişmeler, zıtlaşmalar, gerginlikler arasında ölüm, ömrün sonu, ve nihayetimiz her şeyi bir kenara bırakıp hakikati kabullenerek sesi kitabın başındaki hâle geri dönen sonuçlar bırakıyor bir yandan da: ölüm bir terbiye aracı olarak, korkutucu da olmadan ama, varlığıyla herkese aynı şeyi hatırlatıyor. Bütün öyküler arasında "otopsi" ise benim en sevdiğim öykü oldu: gecekonduları, eski evleri yıkmak için greyderde çalışırken gençliğinden bir ismi, eski arkadaşlarını, onların hatırlattığı geçmişi karşısında bulan Aslan evin duvarları yıkılırken, vicdanını rahatsız eden herşeye rağmen, bütün anılar, eskiden var olan ve gerçek olan her şeyin buharlaşıp yok olmasını, tarihten ve dünyadan silinmesini, geçmişe dökülüp kaybolmasını ne kadar etkileyici, güzel bir dille anlatılarak izliyor... Bu öykücüler; Abdullah Harmancı ve ardından okuduğum Hüseyin Su edebiyatımızı, edebiyatı daha çok sevmek ve bu ülke toprağı kokan kalemleri okuyarak bu ömrü tamamlamak için büyük bir istek uyandırıyor bende... iyi ki edebiyat var, iyi ki öyküler var, iyi ki böyle güzel yazarlar var.. (CemCBG)

Harmancı öyküsü bir dikkatin, inceliğin, naifliğin öyküsüdür. Acı bir dokunuştur ama merhametli bir konuşmadır. İnsana iyi gelen bir öyküdür müşfiktir. dermandır. Harmancı öyküsü. Yankılıdır, sarsıcıdır. -Köksal Alver Diyor Köksal Alver Abdullah harmancının bu kitabı için. Kitabı okuduğunuzda bu tanımın ne kadar doğru olduğunu anlıyorsunuz. Abdullah Harmancı'dan okuduğum ikinci kitaptı ve okumaya da devam edeceğim. (Sessizimza)

"Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum." Zaman geçmiş. Sahiden ne çabuk geçmiş zaman. İnsanlar yaşlanmış. Çok değil denilse de belki yirmi yıl olmuş. Mahallenin silueti değişmiş. Evler yıkılmış. Eski kadınların sesi gitmiş, sokakta oynayan çocukların cıvıltısı, mahalle bakkalının veresiye defteri, ... Hepsi gitmiş. Erkekleri ölmüş, kadınları dul kalmış. Çocuklar büyümüş, evlenmiş, ana olmuş, baba olmuş, onlar da yaşlanmış. Birileri mahalle değiştirmiş, birileri dünya. Bırakılan bırakıldığı yerde kalmamış. Peki ne oldu? Bunca zaman sonra göz nasıl ilişti, kulak nasıl duydu, yürek nasıl hissetti? Geçmiş, gitmiş her şey? Peki ya nasıl geçip gitmiş? Bir yürek ferahlığı mı, bir vicdan muhasebesi ya da bir yürek yangını mı? Geçip gideni tutmak ne mümkün? Ya şimdi tutulsa zamanın bir ucundan? Tövbenin bir kenarından? Bir bozukluktan, bir şiirden, bir şehirden, bir merhametten, bir inanmaktan, bir sabah ezanından? Çok mu geç kalındı? Vakit daralmakta. Bir karar vermeli, bir duaya iştirak etmeli, bir yolculuğa niyet edilmeli, bir memleket terk edilmeli, bir yüke omuz vermeli. Bir şeyler yapmalı yahut yapmayı denemeli. Vakit daralıyor. Tik tak, tik tak... "Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen  geç" Geç kalmışlığın, son anda fark edişlerin, ara verip geri dönüşlerin hikayesi. Peki ya Behçet Bey ne zaman ve neden gülümsedi? (Ayşe Nur)

--reklam--

Behçet Bey Neden Gülümsedi? PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Abdullah Harmancı - Behçet Bey Neden Gülümsedi? kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Behçet Bey Neden Gülümsedi? PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Abdullah Harmancı Kimdir?

1974 Konya doğumlu. Eğitimine 1980'de Kıbrıs'ta başladı. 1996'da Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Halen Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi'nde öğretim üyesi. İlk öyküsü 1995'te Dergahta çıktı. Öyküleri başta Dergah, Kırklar, Hece Öykü ve İtibar olmak üzere çeşitli edebiyat dergilerinde yayınlandı. 2007 yılında Yerlere Göklere adlı eseriyle Türkiye Yazarlar Birliği tarafından yılın hikayecisi seçildi.

--reklam--

Abdullah Harmancı Kitapları - Eserleri

  • Seni Ne İhtiyarlattı
  • Behçet Bey Neden Gülümsedi?
  • Melek Kayıtları
  • Yerlere Göklere
  • Ertesi Dünya
  • Aynalı Baba ile Râci
  • Baltan Taşa Değecek
  • Muhteris
  • Hışırtı Avcısı
  • Ötücü Kuşlar Festivali
  • Bilgenin Gölgesi
  • Yirmi Sekiz
  • Küçük Prens Hakem Olsun
  • Seni Ne İhtiyarlattı
  • Kışın Şarkısını Kim Söyleyecek
  • Kurmacanın Büyülü Sureti
  • Evliya'nın Sırları
  • Hışırtı Avcıları
  • Baltan Taşa Değecek
  • Yazının Yükü
  • Yirmi Sekiz

--reklam--

Abdullah Harmancı Alıntıları - Sözleri

  • Size kendinizi gösteren bir şeye rastladınız mı? (Behçet Bey Neden Gülümsedi?)
  • Güzel olanı fark etmek. Güzel olanı görmek ve buna hayret etmek yani şaşırmak. İşte bu hayretin insana verdiği bir değer varmış. İnsan bu basamağa yükselmeden tamamlanamazmış! (Aynalı Baba ile Râci)
  • "Yahu biraz susun da uyuyalım...Değil mi ama? Toplum bunu gerektirir." (Ötücü Kuşlar Festivali)
  • Hep ikilik birlik için, Bak iki göz bir görüyor... (Aynalı Baba ile Râci)
  • “Aynaya baktığında kendini gördü. Kendine baktığında yokluğunu. Yokluğundan bir boşluk doğdu. Boşluğa baktığında O’nu gördü. O’na baktığında yoksulluğunu.” (Melek Kayıtları)
  • Kula itaat için Allah’a isyan olmaz. (Yirmi Sekiz)
  • Kimseyi kırmak istemedim. Kimseyi incitmek istemedim. Olurladım. Onayladım. Gülümsedim. Sevdim. Mutlu olsunlar istedim. Ama daima yitirdim onları. (Seni Ne İhtiyarlattı)
  • Kibrin incecik kanatlarının kalbine dokunup geçtiği demlerde kalbinde bir ürperiş bulurdu. Allah korusun, derdi. Allah korurdu. (Melek Kayıtları)
  • Kendimden veya başkalarından veya içimden veya dışımdan kaçmak istediğimde bilmediğim sokaklarda yürürüm, yürürüm, yürürüm. (Baltan Taşa Değecek)
  • "Marifet incitmemekte değil , incinmemekte!" (Bilgenin Gölgesi)
  • Ruhum mu? Onunla baş başa kalmak mı? (Ertesi Dünya)
  • "bazı insanlar bazı insanlara bazı insanları hatırlatır hatırlayanlar üzgündür, hatırlatanlar habersiz hatırlananlar mı onlar uzak bir şehirde büyük ihtimalle hiçbir şey hatırlamamaktadırlar" (Muhteris)
  • Ben yağmurlu bir havada bilmediğim şehirlere doğru yolculuklara çıkayım. (Melek Kayıtları)
  • Öykücüyü besleyen kaynakların başında edebiyat dışı metinler gelmektedir. Tarih okumak, anı okumak, sosyoloji okumak, günceli takip etmek, felsefe okumak ve bu gündemleri edebiyata taşımak gerekir. Öykücü öykü okuya okuya belli bir anlatım ustalığına ulaşabilir. Ulaşmalıdır da. Peki ne anlatacaksın? Derdin ne? Problem olarak neyi gündeme getireceksin? (Kurmacanın Büyülü Sureti)
  • “ Hayatımda bir yıkılış, Bir doğruluşlarla. Bir ritm oluşturmuştum.” (Melek Kayıtları)
  • Babasının kokusu koltuğa sinmişti. Uzun uzun kokladı. "Baba" dedikleri şey, ne kadar güzel, ne kadar kudretli, ne kadar tatlı bir şeydi. (Kışın Şarkısını Kim Söyleyecek)
  • Bu kırgın duruş bir dua yerine geçsin diliyorum. (Yirmi Sekiz)
  • Anladım ki bu karanlık, sonunda şafak olan bir karanlık değil… (Ertesi Dünya)
  • “Kalbimizin mutluluğa tahammülü bir yere kadardır.” (Yerlere Göklere)
  • Yüzümü geri alabilsem, kızarıklığı ve karasıyla, saklanmış çizgileri, kapatılmış rengiyle sadece benim olan yüzümü... (Yirmi Sekiz)