Kitap Künyesi

Yazar: Hubert Selby Jr.

Çevirmen: Ahmet Ergenç

Orijinal Adı: Waiting Period

Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları

İSBN: 9789755397443

Sayfa Sayısı: 176

--reklam--

Bekleme Dönemi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bir gün daha... Tıpkı diğer günler gibi yaşanmayı bekleyen. Aynı sıkıcı rutin, aynı amaçsız savruluşlar. Ve bir adam. Tüm bunlara son vermeye karar veren. Bunu, sahip olduğuna inandığı bedenini ölüme mahkum ederek gerçekleştirmek isteyen ama bir türlü en doğru yöntemin hangisi olacağına karar veremeyen. 

İşte bu isimsiz birinci tekil şahıs, en nihayetinde bir silah alıp, kafasına bir kurşun sıkmaya karar veriyor. Kaderin ne garip cilvesidir ki, ruhsat için gerekli olan bir iki günlük bekleme dönemi, hayatında devrim niteliğinde bir değişimi beraberinde getiriyor. İntiharın yerini, intikam ve cinayet alıyor. Amaçsız hayatına son vermek yerine, dünyayı insanlara acı veren pisliklerden temizlemeyi amaç ediniyor. Ona göre, olması gerektiği gibi, Asil bir amaç hem de!

Hubert Selby Jr. diğer kitaplarında olduğu gibi doğrudan, hiçbir süsleme yapmaksızın, sözü dolandırmadan, yüzünüze karşı haykırarak anlatıyor hikâyesini yine. Bekleme Dönemi'ni okurken, amaçsız bir adamın hezeyanlarında dolandığınızı zannedeceksiniz başlarda. Ama sonra göreceksiniz ki bu kitap, toplumda şu ya da bu nedenle oy hakkından yoksun bırakılanlar, ezilenler, sömürülenler, taciz edilenler; çoğu kez güçlüler tarafından sesi kısılanlar; kendilerini halsiz mecalsiz hissedenler, gerçekten elden ayaktan kesilmiş, görülmeyen, ihmal edilenler adına bağırmakla, çığlık atmakla kalmıyor, gayet anlamlı, mantıklı gerekçeler ileri sürerek onları ayağa kalkmaya, karşı çıkmaya, isyana çağırıyor.

--reklam--

Bekleme Dönemi Alıntıları - Sözleri

  • Başkasının hatası kendi hatamı görmem için bana zaman kazandırdı. Takdiri ilahi mi bu ?
  • Olayı fazla kişiselleştirmek istemiyorum. Bunun için hiçbir neden yok. Beni boğduğu, ezdiği, ruhumu öldürmeye çalıştığı için bu dünyadan öcümü almanın sessiz, basit, tatmin edici bir yolunu arıyorum sadece. Ama ruhumu öldüremediler ve öldüremeyecekler. Yaklaştılar. Evet yaklaştılar…
  • Hayatınıza son vermeniz nasıl olur da yasadışı bir şey sayılır ya? Bu ne saçmalık.
  • ... sanki bu dünya çok harika bir yermiş de bu dünyadan ayrılmayı istemek için kafayı yemiş olmanız gerekiyormuş gibi. Ve onlar kim oluyor da bu iğrenç dünyadan bıktığım için bana deli olduğumu söylüyorlar?
  • Bütün dinlerin temelinin bir parçasıdır: meşrulaştırma. Arkadaşınız öldüğünde onun karısını kapmanız, bunu Tanrı adına yaptığınıza... ya da size bunu şeytanın yaptırdığına inandığınız sürece meşrulaştırılabilir. Ikisi de olur.
  • Kilise zorbaları hayatınıza son verme hakkınızın olmadığını zira kendinizi yaratanın siz olmadığınızı, dolayısıyla da verdiği canı sadece tanrının alabileceğini söylüyor. Sizi sadece hayattayken kontrol etmeyi istemekle kalmıyor, mezarınızda da size musallat olmak istiyorlar. Ne gülünç bir saçmalık.
  • Bu 'Tanrının kutsal adamları' Tanrı adına milyonlarca insanı öldürüyor ama siz kendi hayatınıza acınası hayatınıza son veremiyorsunuz.
  • Hükümet olabildiğince çok sayıda tüketici istiyor. Insanların neden hükümeti havaya uçurmak istediğini anlayabiliyorum. Bütün o adi küçük pislikler. Tanrım, beni acayip sinir ediyorlar. Bu sülükleri vurmak yetmez. Bu kan emicileri boğmanız gerek. Buna inanabiliyor musunuz? Ölü bir adamı ağır suç işlemekle itham ediyorlar. Bu piçleri vurmak isteseniz bile tüketici olmak zorundasınız.

--reklam--

Bekleme Dönemi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Kaderin ne garip cilvesidir ki, ruhsat için gerekli olan bir iki günlük bekleme dönemi, hayatında devrim niteliğinde bir değişimi beraberinde getiriyor. İntiharın yerini, intikam ve cinayet alıyor. Amaçsız hayatına son vermek yerine, dünyayı insanlara acı veren pisliklerden temizlemeyi amaç ediniyor. Ona göre, olması gerektiği gibi, ASİL bir amaç hem de! Kitaba başladığımda, “Bu adam kafasının içinde neler yaşıyor böyle, bunca kalabalık düşünce, kendini nasıl oluyorda kaybetmiyor.” Dediğim de sonrasında bu deliliği bu kadar akıllıca bir şekilde sürdürmesi ve deli olmak için bu kadar akıllı olmak .. ne garip. Bu kitapta , toplumda şu ya da bu nedenle oy hakkından yoksun bırakılanlar, ezilenler, sömürülenler, taciz edilenler; çoğu kez güçlüler tarafından sesi kısılanlar; kendilerini halsiz mecalsiz hissedenler, gerçekten elden ayaktan kesilmiş, görülmeyen, ihmal edilenler adına bağırmakla, çığlık atmakla kalmıyor, gayet anlamlı, mantıklı gerekçeler ileri sürerek onları ayağa kalkmaya, karşı çıkmaya, isyana çağırıyor. (Melisa)

Ölmeye karar vermiş bir adamın geçirdiği bütün evreleri yalın bir dille anlatan,sıkıntılı yani çok etkileyici bir kitap. (Nihan Kara)

+18 üzeri için bir kitap ve ona göre inceleme: Neden böyle bir başlık attığımı kitabın daha şu giriş cümlesinden anlayabilirsiniz: ...Ama en iyi yöntem birkaç uyku hapı alıp, kafanıza plastik bir torba geçirmeniz...suyla dolu bir küvete oturmanız, sanırım.   Kitabın bu giriş metnini bilerek alıntıladım ki nasıl bir kitap ile karşı karşıya olduğunuzu anlayın diye. Kitap geleceğe dair hiçbir umudu olmayan, aylaklığı seven ve bilgisayar işinde çalışan amaçsız bir adamın hastalıklı beynini ziyaret ettiriyor bize. Bu öyle bir beyin ki aklında sürekli kendini öldürme yok etme ve yok olma düşüncesiyle boğuşuyor. En son bir silah dükkanına gidip silah alarak intihar etmeyi düşünüyor ancak silah dükkanında ki bir sistem hatası ile intiharını bir kaç gün ertelemek zorunda kalıyor. Sıcak su dolu küvette bileklerini kesme ya da yüksekten atlama düşünceleri geçsede kafasından daha sonra buna cesaret edemeyip en acısız ölüm olarak namluyu ağzının içine sokarak tetiği çekme fikrini benimsiyor. Sistemin gelmesini beklerken kafasına birden ilahi bir güç dank ediyor ve etrafta onca ölmesi gereken insan varken neden ben ölüyormuşum diye sorgulayıp kendisini insanlara en çok kötülüğü dokunan, Gaziler vakfının yönetim müdürü Barnard'ı kendisine hedef seçiyor. Barnard Gazilere yapılan yardımları minimuma indiren kötü bir insandır ve kahramanımıza göre bu adamın ölmesi herkesin yararına olucaktır. Hemen plan yapıyor ve elma suyu konsantresi ile bir eti karıştırıp uzunca bir süre beklettikten sonra zehirli kültür elde ediyor. (Bu bilgileri nereden öğrendiğini internetten öğrenerek bulduğunu söylüyor. Kitabın yazıldığı tarih 2002). Barnard'ı takip ederek bir kafede oturduğu sırada kolasına cam şişede getirdiği zehirli kültürü döküyor ve besin zehirlenmesinden ölmesini sağlıyor. Bu ölüm haberini aldıktan sonra sanki çok iyi bir şey yapmış gibi hayatı yoluna giriyor ve artık daha mutlu, daha keyifli ve yaşamı daha çok sevdiğini söylüyor. İşin garip tarafı yazar bazen okuyucuyla iletişime geçerek kahramanının yaptıklarını savunan onu öven iltifatlarda bulunuyor.   Anlayacağınız kitap böyle hastalıklı bir beyinın ürünü ancak kitapta daha çok şaşırdığım bir şey varsa o da Hz. İsa hakkında İsa, yahudi sıska piç ve siktir et kiliseleri gibi cümleleri okumak beni çok şaşırttı yani Amerika gerçekten de özgürlükler ülkesi ki dinleriyle bu kadar aşağılık şekilde popüler kültüre malzeme edebiliyorlar. Bir müslüman Hz. Muhammed hakkında bu tür ithamlarda bulunsa hemen ölüm ilanı çıkar cihadçılar peşine düşerdi ki örnekleride fazla. Velhasıl kelam ben kitabı okurken inanılmaz sıkıldım yani sürekli intihardan ölümden bahsetmesi ve 175 sayfa boyunca neredeyse her sayfada hm, evet, işte, of, vav, evvet gibi zorlama kelimelerle cümlelerin desteklenmesi okuma programımı aksattı. Normalde 1 günde okumayı planlıyordum ancak bitsin diye hızlı hızlı okumak zorunda kaldım. O 3 puanıda çeviri için verdim çünkü kısa cümleleri anlam bütünlüğünü bozmadan çevirebilmek zor bir iş olsa gerek. Kitabın sonunda da insanların neden bu kadar zorba, anlayışsız, bencil olduklarına dair bir tirad sunsa da sürekli aynı kelimleri başa koyarak cümle kurması beni sıktı okumuş olmak için okudum kitabı diyebilirim. Bu kitap yerine yazarın okuduğum diğer kitaplarını önererek incelememi sonlandırayım. Bir Rüya İçin Ağıt Brooklyn'e Son Çıkış İblis Hücre (Harun Gülle)

--reklam--

Bekleme Dönemi PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Hubert Selby Jr. - Bekleme Dönemi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bekleme Dönemi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Hubert Selby Jr. Kimdir?

23 Temmuz 1928 tarihinde New York, Brooklyn’de doğan yazar erken yaşta okulu bırakıp çalışmaya başlamış ancak yakalandığı verem onu eve ve yatağa başlamıştır. 1964 yılında, birbiriyle bağlantılı hikâyelerden oluşan ilk romanı Last Exit to Brooklyn [Brooklyn’e Son Çıkış, Çev. Can Kantarcı, Ayrıntı Yay., 2009] övgüler kadar tepkilerle de karşılanır. Kitap İngiltere’de ve İtalya’da yasaklanır. 1967’de Los Angeles’e taşınan Selby 1971’de ikinci romanı Room’u yayımlatır. Hem Brooklyn’e Son Çıkış hem de Requiem for a Dream adlı romanı filme çekilir ve büyük övgüler alır. Yazarın The Demon, Song of the Silent Snow ve The Willow Tree adlı üç romanı daha vardır ve bütün romanları Ayrıntı Yayınları programına alınmıştır. Hubert Selby Jr. 26 Nisan 2004’te California’da yaşamını yitirmiştir.

--reklam--

Hubert Selby Jr. Kitapları - Eserleri

  • Bir Düş İçin Ağıt
  • Bekleme Dönemi
  • Brooklyn'e Son Çıkış
  • Hücre
  • İblis

--reklam--

Hubert Selby Jr. Alıntıları - Sözleri

  • Bilmez misin ki güzellik, bakanın gözündedir. (Hücre)
  • Paran varsa duruşmaya çıkmana bile gerek yok. İyi bir avukatın olduğunu bilseler zaten şu ufacık davayı mahkemeye götürmeye tenezzül etmezler. (Hücre)
  • Hükümet olabildiğince çok sayıda tüketici istiyor. Insanların neden hükümeti havaya uçurmak istediğini anlayabiliyorum. Bütün o adi küçük pislikler. Tanrım, beni acayip sinir ediyorlar. Bu sülükleri vurmak yetmez. Bu kan emicileri boğmanız gerek. Buna inanabiliyor musunuz? Ölü bir adamı ağır suç işlemekle itham ediyorlar. Bu piçleri vurmak isteseniz bile tüketici olmak zorundasınız. (Bekleme Dönemi)
  • Bu 'Tanrının kutsal adamları' Tanrı adına milyonlarca insanı öldürüyor ama siz kendi hayatınıza acınası hayatınıza son veremiyorsunuz. (Bekleme Dönemi)
  • Kilise zorbaları hayatınıza son verme hakkınızın olmadığını zira kendinizi yaratanın siz olmadığınızı, dolayısıyla da verdiği canı sadece tanrının alabileceğini söylüyor. Sizi sadece hayattayken kontrol etmeyi istemekle kalmıyor, mezarınızda da size musallat olmak istiyorlar. Ne gülünç bir saçmalık. (Bekleme Dönemi)
  • Müziği dinlerken, her biri kendine göre işitiyordu şarkıları; kendilerini rahatlamış ve müziğin bir parçası, birbirlerinin bir parçası, neredeyse dünyanın bir parçası gibi hissediyorlardı. (Bir Düş İçin Ağıt)
  • Herkesin yaşamında kader ve acı var; ama arada sırada insanın kalbindeki yalnızlığı eriten bir ışık huzmesi çıkagelir ve sıcak bir çorba gibi, yumuşak bir yatak gibi, huzur verir insana... (Bir Düş İçin Ağıt)
  • . Bazen, içimizde o kadar korkunç ve korkunç bir şey olduğundan mutlak bir kesinliğe sahibiz ki, eğer onu ararsak ona bakmaya devam edemeyiz. Ama o iblisle yüz yüze gelmeye istekli olduğumuzda melekle yüzleşiriz. ... (Brooklyn'e Son Çıkış)
  • Bütün dinlerin temelinin bir parçasıdır: meşrulaştırma. Arkadaşınız öldüğünde onun karısını kapmanız, bunu Tanrı adına yaptığınıza... ya da size bunu şeytanın yaptırdığına inandığınız sürece meşrulaştırılabilir. Ikisi de olur. (Bekleme Dönemi)
  • Müziği dinlerken, her biri kendine göre işitiyordu şarkıları;kendilerini rahatlamış ve müziğin bir parçası, birbirlerinin bir parçası, neredeyse dünyanın bir parçası gibi hissediyorlardı. (Bir Düş İçin Ağıt)
  • Arandığı şey her ne yahut her kimse, bütün basınçların eşit ve kesintisiz olduğu yeri bulmak içindi... O yer çekimsiz, küçük bölgeyi bulmak için. Işığın var olmadığı. Zamanın var olmadığı. İhtiyaçlarla isteklerin var olmadığı. Karanlığın hiç var olmadığı. Öyle bir yer ki, hiç bir şeyin var olmadığı. Yokluğun bile. (Hücre)
  • Sıradan bir insan, doğal olarak, varolan yasaların birçoğundan bihaberdir. Aslına bakılırsa kitaplarda öylece duran o kadar çok kanun var ki, bazıları yüzlerce yıllık; mesleğin içindekiler bile, buna kürsüleri ardındaki hakimler de dahil, bunların hepsini biliyor olamaz. (Hücre)
  • ... sanki bu dünya çok harika bir yermiş de bu dünyadan ayrılmayı istemek için kafayı yemiş olmanız gerekiyormuş gibi. Ve onlar kim oluyor da bu iğrenç dünyadan bıktığım için bana deli olduğumu söylüyorlar? (Bekleme Dönemi)
  • Kim ipler ki sizi. Evde kalmış tipsizler. Çocuklardan bu kadar nefret ediyorsanız ne demeye gelip okulda ders veriyorsunuz?.. (Hücre)
  • Her şey kokuyor.O kadar fena kokuyor ki tadı ağzına geliyor.Tadı o kadar berbat ki kokusunu alabiliyorsun. (Hücre)
  • Salak maketler için ter dökmek ayrı bir aptallıktı. Onca vakit harcarsın ve ne geçer eline? Maket uçak. Ne boktan iş! (Hücre)
  • "Zaman uçar gider. Bazen de hiç kıpırdamadan duruyor gibi. Sanki bir çantanın içindeymişsin ve dışarı çıkamıyosun, birisi sana sürekli her şey zamanla daha iyi olacak diyip duruyor ama öte yandan zaman istifini bile bozmuyo ve sana ve acına gülüyo gibi." (Bir Düş İçin Ağıt)
  • Olayı fazla kişiselleştirmek istemiyorum. Bunun için hiçbir neden yok. Beni boğduğu, ezdiği, ruhumu öldürmeye çalıştığı için bu dünyadan öcümü almanın sessiz, basit, tatmin edici bir yolunu arıyorum sadece. Ama ruhumu öldüremediler ve öldüremeyecekler. Yaklaştılar. Evet yaklaştılar… (Bekleme Dönemi)
  • Bazen kendimi kimsesiz bir çocuk gibi hissediyorum. (Hücre)
  • Müdafaa avukatı yavaşça doğrulup jüriye yönelmeden önce sanığın eline dokundu. Konuşmaya başlamadan önce yalnızca bir saniyeliğine duraksadı. Sanık için istediğim adalet değil merhamet. (Hücre)