Kitap Künyesi

Yazar: Virginia Woolf

Çevirmen: Esra Çakıruylası

Orijinal Adı: Virginia Woolf: Essays on The Self

Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları

İSBN: 9786053141853

Sayfa Sayısı: 144

--reklam--

Benlik Üzerine Denemeler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Virginia Woolf (1882-1941) çok çeşitli konularda harikulade düzyazılar yazmışken ben bu seçkiyi “benlik” üzerine odaklandırmayı tercih ettim. Öyleyse hemen cevaplamam gereken soru şu: Neden? Neden kadın haklarını ya da modernlik devrimlerini ya da romanın evrelerini seçmedim? Neden sınırlı, sonlu ve muhtemelen yanıltıcı “benlik”le cebelleşmeye başladım? Neden Woolf’u da peşimden sürükledim? Benlik nedir? Ne demektir? Kimin tanımıdır? Sanatçının kendisi mi, yoksa toplumsal benliği midir? Bireyin kurallarca mecbur edilmiş, maskelerin ardındaki benliği midir? Peki maske nerede biter, kendi nerede başlar? Bir tane mi benlik vardır, yoksa hesaplanamayacak kadar çok miktarda mıdır? Değişken midir, yoksa bölünemez bir bütün müdür?

Bu derleme içerisindeki denemeler elbette sadece “benlik” mevzusuyla ilgilenmemektedir. Woolf aynı zamanda kadın haklarını, modernlik devrimlerini, romanın geçmişini, şimdisini ve geleceğini de tartışmaktadır. Sosyal eşitsizliği ve savaşın getirdiği ıstırabı dilbazca bir ustalıkla ifade eder. Sağlam bir edebiyat antikacısıdır, hazine avında geçmişi tarar. Aynı zamanda günün estetik çekişmeleri ve çağının dinamik noksanlığını da içine işlemişçesine kafasına takar. Kendi şeytanlarıyla mücadele eder, kendisiyle dalga geçenlerle dalga geçer ve genellikle de üstün gelir. Seçtiğim denemeler Woolf’un 37 yaşında olduğu 1919 yılı ila 58 yaşında olduğu 1940 yılı arasında yazılmıştır. Bu süre zarfında Woolf değişmiştir, hem de defalarca; fikirleri değişmiştir, koşulları da öyle. O, kalemi her eline aldığında aynı bükülmez ve kusursuz duruşu yineleyen sabit bir teşekkül değildir...

-Joanna Kavenna-

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Benlik Üzerine Denemeler Alıntıları - Sözleri

  • [...] fikirleri etkin kılabilmek için onları ateşleyebilmemiz lazım. Fiiliyata dökmemiz lazım.
  • "Baba, amarant çiçekleri benim alnıma asla taç olmayacak. Şimdi senin mezarını çepeçevre saracak kadar serpildikleri gibi."
  • Zihinsel savaş, akıma karşı düşünmek demektir, akımla birlikte değil.
  • [...] kağıda kaleme sarıldığım anda hemen anladım ki kendinize ait bir aklınız ve düşünceleriniz olmadan, insan ilişkileri, ahlak veya seks hakkında doğru olduğuna inandıklarınızı dile getirmeden roman bile eleştiremezsiniz.
  • "Ah, ama hastalıklı bir beden, bir mısır tanesi bile ayağının altında ezilse, ıstırabın bıçak darbesini hisseder."
  • Biliyorsun, okumak aslında birine yirmi yerden birden saldıran bir asiler sürüsüne kapıyı açmak gibidir.
  • "Peki maske nerede biter, benlik nerede başlar? Bir tane mi benlik vardır, yoksa hesaplanamayacak kadar çok miktarda mıdır? Değişken midir, yoksa bölünemez bir bütün müdür?"
  • "Kitap Nasıl Olunmalı?"da Woolf okurun "yerleşmiş anlayışları ... okurken kafasından atması" gerektiğini söylemektedir: Yazarınıza dikte etmeyin; o olmaya çalışın. Onun çalışma arkadaşı, suç ortağı olun. Eğer kendinizi en başta geri çeker de uzak durup eleştirirseniz okuduğunuzdan mümkün olabilecek en büyük değeri dolu dolu almaktan kendinizi mahrum bırakmış olursunuz. Ama zihninizi olanca genişliğiyle açarsanız, işte o zaman ilk cümlelerin virajlarından itibaren neredeyse fark edilmeyecek kadar ince bir güzellik sizi başka hiç kimselere benzemeyen bir insanın huzuruna getiriverir.
  • ''Hayata dair hatırlanmaya değer olan tek şey, hayatın şiirselliğidir.''
  • "Aklımdakilere dair şeyler bana çok yoğun bir haz veriyor; beni kendi içlerinde, oldukları gibi keyiflendiriyor, ve düşünüyorum da içe dönük tatminimde sonuç fazlasıyla geniş, hasat fazlasıyla bol ve tehlikeli." -Virginia Woolf Benlik Üzerine Denemeler
  • "Şayet yazarlar havadan sudan konuşmalara ve kendilerini saklamaya bel bağlarlarsa, o zaman okurlar yalnızlığa terk edilmiş demektir;bağ kopar."
  • "...içimizde daima fısıldayan bir şeytan vardır."Nefret ediyorum, seviyorum"; onu susturamayız"
  • "...ben kendi kendime diyorum ki: Geçti, geçti; bitti, bitti; geçip gitti, geçip gitti."
  • Peki, zamanımızı ve anlayışımızı boşa harcayan kitaplar suçlu değil midir; sahte kitapların, yapmacık kitapların, havayı çürümüşlük ve hastalıkla dolduran kitapların yazarları toplumun en sinsi düşmanları, yozlaştırıcıları, kirleticileri değil midir?
  • Ben inanıyorum ki bütün romanlar karşı köşedeki bir yaşlı kadınla başlar.

--reklam--

Benlik Üzerine Denemeler İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Özel olarak “benlik” ile ilgili Virginia’nın yazılarından oluşturulmuş bir seçki, Joanna Kavenna (Britanyalı bir yazar) tarafından. Joanna, kitabın sunuşunda Virginia’nın benlik ile ilgili yazılarına atıfta bulunarak güzel bir değerlendirme oluşturmuş. Bu sunuş âdeta kitabın rotasını çizer. Kitapta Virginia’nın şu yazıları yer almaktadır: Modern Kurmaca, Kurmacada Karakter, Genç Bir Şaire Mektup, Kitap Nasıl Okunmalı?, Kapıdaki Adam, Sara Coleridge, William Hazlitt, Kadınlar İçin Meslekler, Sussex’te Akşam: Bir Arabada Derin Düşünceler, Güneş ve Balık, Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler, İnsanı Sanat. Kitap özel olarak benliğe vurgu yaptığı için bu tema üzerinden yorumlayacağım. Yani tek tek yazılara değinmeden genel bir değerlendirme yapmaya çalışacağım. Kanaatimce bugün severek okuduğumuz birçok yazar yıllar içinde unutulup gider, ancak Virginia zaman geçtikçe kalıcılığı daha da artacak ve öyle bir zaman gelecek ki, düşüncenin temeline yön veren yazarlar arasında yer alacak. Çünkü Virginia düşünmeyi öğretiyor ve eğer bir gerçek varsa, bu gerçeğe giden yol da ancak doğru bir düşünmeyle gerçekleşebilir. Martin Heidegger’in Metafizik Nedir? Kitabına yaptığım incelemede bu konu üzerinde ,yani gerçeğe gitme yolu, detaylı bir değerlendirme yapmıştım. Aslında benzer şeyleri Virginia’nın da söylediğini görüyorum. Şimdi Virginia temelde şunu soruyor: Bizi “biz” yapan ya da bizi tanımlayan şey nedir? Şimdi size RA kimdir desem, buradaki bir milyon okurun verdiği cevaplar birbirinden farklı bir RA ortaya çıkarabildiği gibi; çevremdeki insanlara aynı soruyu sorsam onların çizdiği RA da yine birbirinden ve buradakilerden farklı olacak yani birbiriyle tamamen uyuşan bir RA ortaya çıkmayacak. Peki bunlardan hangisi RA’dır ve neden bu kadar farklı bir RA ortaya çıkıyor? Bunu RA için değerlendirdim aslında aynı soruyu herkes kendisi için kendisine de sorabilir. Mutlaka karşılaşmışsınızdır, biri size kendinizi tanıtın dediği zaman ımm’larla gmm’larla bir şeyler söylersiniz ancak bu soruyla başka bir yerde ve zamanda karşılaştığınızda yeniden kendinizi tanıtırken daha farklı şeyler söyleyebilirsiniz. Ve hiçbir zaman da bu söylediklerinizden ibaret olmazsınız. Peki neden böyle bir durum ortaya çıkıyor? Çünkü ilk olarak belli çerçevelerde yani sınırlandırılmış bir şekilde ( yaşadığımız toplumun dayattığı kurallara göre) kendimizi ifade ederiz; söz konusu toplumun çizdiği kalıplar zamanla bizim bir parçamız haline gelmeye başlıyor ve aslında olduğumuz şeyin farkına bile varamayız, toplumun bizden beklediği şey oluruz. Birincisi kalıplar dedik ikincisi ise birden fazla benliğimizin varlığının söz konusu olması ile ilgilidir. Dalgalar’ın temel konusunu benlik bölünmesi olarak kabul edebiliriz. O da bu durumun romanlaştırılmış halidir; öyle ki bizim asla kabul etmeyeceğimiz “cinsiyet” bölünmesi de dahil olmak üzere orada altı benlik görüyoruz. Yani böyle düşündüğümüz zaman orada altı kişi olarak gördüğümüz aslında sadece bir kişinin altı benliğinden ibarettir. Virginia çok fazla okuyan bir insan olduğu için bunun bir şekilde farkına varıyor; bir romandan beklenen şeyler belli, bir şiirden beklenen şeyler belli, bir tiyatrodan beklenen şeyler belli… Ve bu alanlarda kendini göstermek isteyen herkes o “belli” olan kalıplara kendi gerçeğini uydurmak için yırtınıp duruyor ve başarılı kabul edilen kişi de, o kalıba en iyi uyan ürün ortaya koyan kişi oluyor. Virginia buna isyan ediyor bu maskaralıktır diyor. Siz kimin gerçeğine göre bu kalıpları oluşturuyorsunuz, neden bu kalıplar! Hem kalıpları belli olan şey aslında bitmiş şeydir o zaman burada oyalanmanın anlamı ne? Yani o şeyin projesini tamamlamışsınız ki, seri üretimine geçmişsiniz; demek ki buradan artık farklı bir şey çıkmayacak sadece sayı artacak. Çünkü gerçeği aramayı da sonlandırmışsınız… “kendime soruyorum, gerçeklik nedir? Ve gerçekliğin yargıçları kimlerdir?” O zaman şöyle düşünüyor eğer bir gerçeklik varsa ve bu gerçekliğe ulaşmak istiyorsak hiçbir bir sınırlandırma koymadan, mümkün olan tüm benlikleri devreye sokarak aradığımız zaman ancak ona ulaşabiliriz. Belki bunları bireysel olarak yaptığımız zaman çok fazla sancılar çekeriz, halkı da yanımızda en büyük destekçi olarak görmek isteriz, ancak halkın karakteristik özellikleri vardır: “Gerçi halk da tuhaf bir yol arkadaşıdır...son derece uysal ve kolay ikna edilebilir bir yaratıktır mesela; bir kez dikkatini çekebildiniz mi belli miktarda yıl boyunca kendisine ne söylenirse sorgulamaksızın ona inanır Halka yeterince kararlı şekilde 'Bütün kadınların kuyruğu ve bütün erkeklerin hörgücü vardır' deseniz, gerçekten de kadınları kuyruklu, erkekleri de hörgüçlü görmeyi öğrenmeye başlayacaktır ve siz, 'Saçmalamayın. Maymunların kuyruğu olur, develerin hörgücū olur. Erkeklerin ve kadınlarınsa beyinleri ve kalpleri vardır; düşünür ve hissederler' dediğiniz zaman bunu çok devrimci ve muhtemelen uygunsuz bulacaktır. Bu ona kötü, üstüne üstlük yakışıksız bir şaka gibi gelecektir.” Durum böyle olunca bu destekten mahrum kalsak da, ağır şekilde eleştirilsek de ve hatta önümüze engeller konulsa da yolumuza tek başına devam etmek zorundayız. Artık insanlar ne deri, nasıl düşünürü bırakıp, kendimiz için düşünmeye, yazmaya başlayarak bu yola devam edeceğiz. Kısacası özellikle edebiyat yozlaşmıştır, artık yeni şeyler üretmekten uzaktır. Yeni gerçeklere yelken açmak için bu kalıplardan çıkıp, ruhumuzu özgür bırakarak düşüneceğiz, yazacağız ve yaşayacağız…. (RA)

Kitabı zorunlu olarak okumaya başlayıp ardından içerisinde kendimi bulduğum birden fazla kısımla karşılaştım. Beni en çok etkileyen yerlerden birisi de mektuplar üzerine anlattığı parçaydı. Çocukken hepimiz birer mektup beklerdik özellikle yurt dışında ailemiz varsa onlardan. İçinde de oraya dair birkaç şey belki bir balon belki bir kağıt. Günlerce o mektubu beklediğimi ve sonunda balonlara kavuştuğumu hatırlıyorum. Bunun gibi kendimi bulduğum birçok bölümü mevcut. Deneme şeklinde bir ilerleyişi var ilginiz varsa okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar. (Zeynep)

Yabancı deneme kitapları bulunduğu kültürü çok fazla yansıtınca ve açıklaması da az olunca anlaşılması biraz daha güç oluyor. Her an kısa yan okumalar gerektiriyor çünkü. Kitapta çoğu kısımda kadının gücü, çabası, kendi kendini var edebilmesiyle ilgili notlar vardı. Bu yönü hoşuma gitti. Ancak genel anlamda incecik kitap olmasına rağmen ağır ilerledim, okumakta zorluk çektim. Edebiyattan, yazmaktan sıkça bahsettiği için kitap yazmayı düşünen, edebiyatla özellikle teknik açıdan ilgilenenlere öneririm. (svcnhmtgldmrlp)

--reklam--

Benlik Üzerine Denemeler PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Virginia Woolf - Benlik Üzerine Denemeler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Benlik Üzerine Denemeler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Virginia Woolf Kimdir?

Virginia Woolf (25 Ocak 1882 - 28 Mart 1941) İngiliz feminist, yazar, romancı ve eleştirmen.

1882'de Londra'da dünyaya gelen Virginia Woolf, Victoria devri'nin tanınmış yazarlarından Sir Leslie Stephen'ın kızıydı. Annesi ve babası daha önce başkalarıyla evlenmişler, dul kaldıktan sonra ise bir araya gelmişlerdi. Her ikisinin de ilk eşlerinden çocukları vardı. Sir Leslie Stephen'ın ilk eşi, ünlü romancı William Makepeace Thackeray'nın kızıydı. Thackeray'nın eşi akıl hastası olduğundan, Leslie Stephen'ın bu kadından olan kızı Laura, anneannesine çekmiş, yirmi yaşında bir akıl hastahanesine kapatılmıştı. Virginia'nın annesi Julia Duckworth ile Leslie Stephen'ın beş çocukları oldu. Yaş sırasıyla Vanessa, Julian, Thoby, Virginia ve Adrian. Virginia on üç yaşındayken annesi ansızın ölmüştür. Woolf, o yıllarda kadınların ikinci planda kalması nedeni ile okula gönderilememiş fakat babası yardımı ile kendini geliştirmiştir.

Kızkardeşi Vanessa Bell daha küçük bir yaşta iken bir ressam olmaya, Virginia Woolf ise bir yazar olmaya karar verir. Kendisini babasının kütüphanesinde geliştiren Virginia Woolf, 1895'de bir gazetede kısa hikâyelerini yayınlatır.

Özellikle, Viktorya tarzı yaşamaya karşı olan Virginia Woolf, yazılarında da bundan bahseder.

Bloomsbury Grubu

1904'te babasının ölümünden sonra kardeşleriyle Bloomsbury'ye taşınması ise hayatında ciddi bir dönüm noktası olmuştur. Bloomsbury grubu içinde birçok ünlü edebiyatçıyı barındıran ve cinsel konulardaki özgürlükçü tavırlarıyla tanınan bir grup entelektüelden oluşuyordu. Grupta bulunan birçok kişi eşcinsel ya da biseksüeldi. İnsanlar onları etik bir grup olarak görüyorlardı. Grupta John Maynard Keynes, E. M. Forster, Roger Fry, Duncan Grant ve Lytton Strachey gibi ünlü kişiler vardı. Woolf, 1909'da bir süreliğine Lytton Strachey ile nişanlanmıştır.

Evliliği

Virginia Woolf 1912 yılında Leonard Woolf ile evlenmiştir. Evlilikleri cinsel açıdan yeterli olmasa da, Virginia Woolf için çok önemli olmuştur. Leonard Woolf eşi için bir basımevi kurmuştu ve bu da Virginia Woolf'un yazdığı kitapları yayımlatması için bir fırsat olmuştu.

Ölümü

Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmiyor, yeteneğini kaybettiğini düşünüyordu. Her gün savaş korkusu ve yeteneğini kaybetmenin vermiş olduğu stres, dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma girmiş, 28 Mart 1941'de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak atlayıp intihar etmiştir. Virginia Woolf, geride iki intihar mektubu bırakmıştır. Birisi kardeşi Vanessa Bell'e diğeri ise kocası Leonard Woolf'a.

"Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. O korkunç yeniden yaşayamayacağımı hissediyorum. Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin. Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum."

--reklam--

Virginia Woolf Kitapları - Eserleri

  • Kendine Ait Bir Oda
  • Dalgalar
  • Deniz Feneri
  • Yıllar
  • Mrs. Dalloway
  • Yaşlı Kadın ve Papağan
  • Flush
  • Dışa Yolculuk
  • Bir Okur Olarak
  • Granit ve Gökkuşağı
  • Üç Gine
  • Bir Yazarın Günlüğü
  • Gece ve Gündüz
  • Jacob'un Odası
  • Virginia Woolf&Vita Sackville - West Mektuplaşmaları
  • Güvenin Ölümü
  • Bütün Öyküleri
  • Kitap Nasıl Okunmalı? - Bir Okur Olarak 2
  • Dadının Perdesi
  • Perde Arası
  • Varolma Anları
  • Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler
  • A Haunted House
  • Benlik Üzerine Denemeler
  • Kew Gardens
  • Orlando
  • Hasta Olmaya Dair - Hasta Odalarından Notlar
  • Kadının Toplumsal İşlevi
  • Pazartesi ya da Salı
  • Londra Manzaraları
  • Yorum Yorar
  • Aforizmalar
  • Romanları Tekrar Okuma Üzerine
  • The Mark on the Wall
  • The Shooting Party
  • An Unwritten Novel
  • Mr. Bennett and Mrs. Brown
  • Yazınsal Ustalık

--reklam--

Virginia Woolf Alıntıları - Sözleri

  • Hayır, dünya yüzünde istediği tek şey vardı; temiz su. (Flush)
  • Life's what you see in people's eyes (A Haunted House)
  • Şimdi bana söyler misin, şiir nereye gidiyor, yoksa artık öldü mü? (Yazınsal Ustalık)
  • "İnsanın kusurlarını itiraf etmesi kolay iş. Ama hangi akşam karanlığı, insanın erdemlerini saklayacak kadar koyudur? (Bütün Öyküleri)
  • ...she spent most of her time in the London Library, reading. (A Haunted House)
  • Ama bu adamın yıpranmış yüz çizgilerinden her keresinde gizem duymuştu, suskunluğunaysa, tutku. (Perde Arası)

--reklam--

  • Okuma sürecinin ikinci aşaması olan, yargılamanın, okumanın kendisi gibi basit bir işlem olduğunu düşünmek ahmaklık olur, kitabı zihninin içinde tartışmayı, kitabı bıraktığında bile onu okumaya devam etmeyi ve bir kitabı diğeri ile uygun bir şekilde karşılaştırabilecek kadar okumuş olmak, işte bu zordur. Bundan daha zor olan şey ise "Sadece bu tarz bir kitap değil, aynı zamanda bu değerdedir, burada yetersiz; burada yeterli olur, burası kötü; burası iyi," demek. Okur, bunu yapabilmek için bilgi, iç görü ve hayal gücü sahibi olan biri olmalıdır. (Romanları Tekrar Okuma Üzerine)
  • Hayata ne ile başlarsan başka elinde çok az şey kalıyor. Gurur ve aptallık... Kaç kez yaşadığımız anın değerini bilmediğimiz için geleceği reddetmişizdir, kaç kez kıymetini anlayamadığımız bir anda yaşadığımızdan çok parlak olabilecek bir geleceği elimizden kaçırmışızdır. Halbuki her şeyi istemiştik değil mi? (Aforizmalar)
  • Başkalarının gözleri bizim için birer hapishane ; düşünceleri de kafeslerimiz. (Pazartesi ya da Salı)
  • "Bak, uyuyormuş gibi dudaklarında aşk var" (Romanları Tekrar Okuma Üzerine)
  • Ah! Aman Tanrım, yaşamın gizemi bu; düşüncenin doğruluktan sapması! (Bütün Öyküleri)
  • . Kırdaki tepelerin üzerinden hızla geçen rüzgar, yeniden yeşile dönen geniş gölge halkaları savurdu. Ama Londra'da sokaklar bulutları daralttı; Doğu Yakası'nda nehir kıyısında yoğun bir sis asılıydı. 'Satılacak eski bir demir, herhangi bir eski demir' diye bağıran adamların seslerini uzaktan geliyordu; ve banliyölerde organlar susturuldu. Rüzgar dumanı savurdu çünkü hala son birkaç sardunyayı barındıran sarmaşıklarla kaplı duvarın köşesindeki her arka bahçede yapraklar yığılmıştı; keskin sivri alevler onları yiyordu sokağa, sabahları salonda açık duran pencerelere. Çünkü yılın doğum günü olan Ekim ayıydı. ... (Yıllar)
  • Hiçbir yazar kendi sefil kişiliğini sırlarını ve kötü huylarını okuyucuya yansıtmak istemez herhalde (Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler)

--reklam--

  • Oh, is this your buried treasure? The light in the heart. (A Haunted House)
  • Evet, toplum dışı biriydi kendisi. Doğa ne yapmışsa yapmış, onu türdeşlerinden ayrı bir yere koymuştu. (Perde Arası)
  • Bir silah sesi kulaklarda patlar: Romantizmin devri kapandı. Realizmin devri başladı. (Yazınsal Ustalık)
  • Tansley bir çekiç kaldırıp olanca hızıyla havada salladı; ama aşağı doğru indirmeye başladığı anda, böyle bir aletle bu kelebeği ezmenin elinden gelmeyeceğini anlayarak, sadece, ömründe kendisini hiç deniz tutmadığını söyledi. (Deniz Feneri)
  • baska bir sey düsünen kisinin yarı bilincli-yarı bilincsiz tekrar tekrar baktıgı herhangi bir cisim, düsüncelerin malzemesiyle öyle ic ice gecer ki, asıl bicimini kaybeder, biraz farklı, ideal bir bicim alarak yeniden olusur ve hic beklemedigimiz bir anda beynimize girer. (Pazartesi ya da Salı)
  •  I want to think quietly, calmly, spaciously, never to be interrupted never to have to rise from my chair, to slip easily from one thing to another, without any sense of hostility, or obstacle. (A Haunted House)
  • Biz ki çöl nesliyiz. Biz, yani daha özgür daha eşit bir dünyayı düşlemeden yaşamayı beceremeyen yetimler. Çaresiz bir yandan özgürlüğün ve eşitliğin vahasına ulaşıncaya değil çölde başıboş dolaşıyoruz (Yorum Yorar)