Kitap Künyesi
Yazar: Naime Erkovan
Yayın Evi: Merdiven Yayınları
İSBN: 9786054498185
Sayfa Sayısı: 133
--reklam--
Beşinci Düğme Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Sedyede yatan kadın bileğimi yakalayıp
"Ölmeme yardım et," diye yalvarıyor.
Ka-bum, ka-bum, ka-bum...
"Nasıl ölünür, bilmem, ben doktor değilim."
diye fısıldıyorum.
Umutsuzca gevşettiği parmaklarının izi kalıyor kolumda.
Kadın, gözlerini tavana çeviriyor.
Bileğimi kavrayan eliyle
üzerindeki beyaz örtüyü yüzüne kapatınca
bütün makineler ötmeye başlıyor.
Bir kalp durdu!
Uzun koridorda açılan her kapıdan bir doktor başını uzatıp
"Bir kalp durdu."
diye bağırıyor.
Hepsinin bana baktığını fark ettiğimde
"Benimki değil!"
diye savunuyorum kendimi. "Atıyor hala dinleyin:
Ka-bum, ka-bum, ka-bum..."
Beşinci Düğme Alıntıları - Sözleri
- Babam sabrı öğreneceğimi söylüyordu, oysa ben yalnızca sabırsızlığımı büyütüyordum.
- Olmayan zamanımın birazını daha kaybetmiştim.
- Var olmam gerekiyordu, ben de oldum. Bilinmesi gereken tek şey bu. Ayrıca ilk kez ne zaman ve nasıl ortaya çıktığımın önemi yok. Önemli olan adımı bulmak, kim olduğumu öğrenmek.
- Konuşmayı, ateş yakmayı başaran insan; mağaradan çıkıp taş binalar yapmayı, hatta bununla yetinmeyip o binaları gökyüzüne yükseltmeyi başaran insan; gelişmeyi, savaşmayı ve uçmayı başaran insan, yalnızca bana bir isim bulmayı başaramadı. İçlerinden bunu yapan bir kişi bile çıkmadı. Yine de hiçbir zaman umudumu yitirmeyip yüzlerce, binlerce yıl dolaştım yeryüzünde.
- Fotoğrafımız çekilirken aramızdan birinin yıllar sonra öleceğini hiçbirimiz bilmeden gülümsemiştik.
- Ağacımız yalnızca kışın meyve verir ilk karla birlikte ilk meyve de düşer toprağa. Meyvesinin yenmediğini evde bilmeyen yoktur. Ama ben yine de o garip yemişleri beklerim. Cevize benzeyen sert kabukla rının içinden bir kâğıt çıkar, masal parça parça düşer yere. Tamamı için bir mevsim beklemekten başka çare yoktur. Ancak bahar geldiğinde tamamlanır. Ağaç benim öğretmenimdir, babam söyledi: "Görevi zor."
- Çocuk olmama izin verilmiyor.
- Mağaza kapılarında avcılar bekler. Gözümün ucuyla dahi vitrinlerine baktığımı gördüklerinde beni yakalamak için ileriye doğru atılırlar.
- Evet, benim bir bulutum vardı. Oysa benim bir bisikletim olmalıydı.
- Fotoğrafımız çekilirken aramızdan birinin yıllar sonra öleceğini hiçbirimiz bilmeden gülümsemiştik.
Beşinci Düğme İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitabın güzelligini kelimelerle anlatması zor .bu kitabın yeri bende çok ayrı çünkü bu kitabı bize türkçe öğretmenimiz okumuştu ve çok sevmiştim sayesin de yazar Naime Erkovan bu sene okulumuza geldi ve kitabı imzalata bildim çok güzel bir kitap ve hayal gücümüzü en fazla nekadar zorlıya bilirizin kanıtı bu kitap .Tabikide tavsiye edilir (Erva usta)
Yazarla tanışma kitabım,hayran kaldım hayal gücüne,yalınlığına. Hikaye sonlarında şaşırtıcı olmayı başarması da ayrı bir maharet. Diğer kitaplarını listeme çoktan ekledim (İkbal Ç.)
Sevgili Naime Erkovan için ne diyebilirim ki? İlk kitap tecrübesi için harika bir başarı . Fantastik öyküler , alışılmışın dışında kurgular , beklenmedik yolculuklar ... bunca yetkinliği nasıl kazandığını az çok tahmin edebiliyorum . Harika bir ilk göz ağrısı diyorum. Gerçek bir edebiyat . Bu kitabı alıp herkese okutasım var yolun çok açık ve Aydın olsun Naime Hanım (Sıla Şeker)
Beşinci Düğme PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Naime Erkovan - Beşinci Düğme kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Beşinci Düğme PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Naime Erkovan Kimdir?
Bayburt Doğumlu. Çocukluğunu geçirdiği Berlin'den 1990 yılında İstanbul'a geldi. Marmara Üniversitesi Alman Filolojisi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Alman Filolojisi'nde yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir.
Karabatak, Hece, Varlık, Türk Edebiyatı ve Mühür dergilerinde öyküleri yayımlandı. Aynı zamanda çeviriler yapmakta. Kafka'dan "Seçme Hikayeler", "Dönüşüm" ve "Küçük Prens" çevirilerinden bazılarıdır.
"Beşinci Düğme" adlı kitabı Arnavutçaya çevrildi.
Eserleri:
Beşinci Düğme (2011,Öykü)
Soğuk Taht (2012, Öykü)
Asılsız Hikayeler (2013,Öykü)
Ay ve Güneş Kumpanyası (2015, Öykü. Eskader 2015 Hikaye Ödülü)
Olay Berlin'de Geçiyor (2017,Öykü. Türkiye Yazarlar Birliği 2017 Hikaye Ödülü)
Akvaryum Fırtınası (2018, Öykü)
--reklam--
Naime Erkovan Kitapları - Eserleri
- Asılsız Hikayeler
- Beşinci Düğme
- Olay Berlin'de Geçiyor
- Soğuk Taht
- Ay ve Güneş Kumpanyası
- Akvaryum Fırtınası
- Fantastik Şeyler
--reklam--
Naime Erkovan Alıntıları - Sözleri
- Yeteneğinin daima her şeyden üstün geldiğini gören Alegor tuhaflaştı. Okurunun bir gün kendisini keşfedeceğine dair inancı ilk defa sarsılmaya başladı ve çürük bir inşaat gibi yerle bir oldu öz güveni. Yatağına uzandı, gözlerini tavana dikti. "Anlaşılmadım... Sanatımı anlamadılar... " diyerek yavaşça gözlerini kapadı. Sanatın kimin için olduğunu sorgulamayan ve merak da etmeyen aile fertleri, uzun zaman üzerine hep birlikte evden çıktılar. Pazar yürüyüşlerinin keyfini çıkarıp Alegoru, yazdıklarını okumayarak cezalandırdılar. (Asılsız Hikayeler)
- İyiliğin büyüğü küçüğü olmaz, demiştiniz hep. Keşke kötülüğün de büyüğü küçüğü olmaz deseydiniz... (Ay ve Güneş Kumpanyası)
- Her dört yol ağzında yolumu kaybederim. (Fantastik Şeyler)
- Çocuk olmama izin verilmiyor. (Beşinci Düğme)
- Ve kral şöyle bitirdi sayfayı: 'Beni anlayanı buldum.Ama beni, benim anladığım gibi değil, kendi anladığı gibi anladı.Hangisi benim peki? Belki o. Belki ben...Ne kadar zor kral olmak.' (Soğuk Taht)
- Gülmeyi unutmuştu insanlar. Gülmeyi unuttuklarından ağız kenarları aşağı meylediyor, yanakları sarkmaya başlıyordu herkesin. Balık yememiş çocuklar gibi gözlerindeki ışıltı sönmüş, konuşmak ve yemek dışında kullanılmaz olmuştu ağızlar. Kavga etmiyordu insanlar ama mutlu da değildi kimse. Çocuklar, asık suratlı bebekler olarak doğuyor, sonra da yetişkinlerin yüzlerine bakarak aynısını yapıyorlardı. Sessiz sedasız ve herhangi bir tepki vermeden oyun oynuyor, kazanıyor ama gülmüyorlardı. (Akvaryum Fırtınası)
- Gelecek, yıllar rakamla yazıldığında uzak görünür sadece . Halbuki yaşamaktır seneleri hızlandıran. (Asılsız Hikayeler)
- O kadar çok sevdi ki yetişemedim Mecnun’un aşkına... (Ay ve Güneş Kumpanyası)
- Fakat hava kararmaya, uzaktaki hayvanların gözleri kırmızı bir iştahla ışımaya ve kasabadan şölen sesleri yükselmeye başlayınca küçük bir güve tırtıkladı bekçinin kalbini: "Senin suçun ne?" Sorunun muhattabını değiştirmek ve kalbine atılan çiziğin daha fazla büyümesini önlemek için, "Suçunun ne olduğunu biliyorsun, değil mi?" diye seslendi bekçi kafese doğru. Soru, demirden seken kurşun gibi hızla yönünü değiştirdi. - Çirkinim, dedi Leyla. - Suçlusun yani, diye karşılık verdi bekçi. - Sadece çirkinim, dedi Leyla ve ikisi de sustu. (Ay ve Güneş Kumpanyası)
- Kapağını açar açmaz deliren bir gazoz gibi ziyan ettiklerini umursamadan bütün görüntüleri etrafına saçıp sakinleşmesi vakit alıyor. (Olay Berlin'de Geçiyor)
- "Tren, uzun ve meşakkatli bir hastalığın sonunda dünya dertlerinden kurtulan birinin derin, iç rahatlatıcıci nefesiyle durdu. Gürültü ve gergin bir bekleyişle doldu istasyon. Kısa bir duraksamanın ardından duraklar boyunca yolcuların sesleri ve soluklarıyla dolan vagonların kapıları açıldı. Ama peron ne şenlendi ne de hareketlendi. Tam tersi oldu ve istasyonun saatlerdir biriktirdiği suskunluk olanca eziciliğiyle trene dolup yolcuların bütün seslerini yuttu." (Fantastik Şeyler)
- Bir şehri, haritalara eklenmesi gereken yeni bir köprü, kuş cıvıltılarıyla tıka basa dolu yaşlı bir orman ya da ilkbaharda gençlik çağlarına dönüp delice akan ama kış geldiğinde her şeyi yavaşladığı ve azaldığı için ihtiyarlayan bir nehir bölebilir. Hepsine tahammül edilir fakat bir duvarın böldüğü şehirlere sadece acınır. (Olay Berlin'de Geçiyor)
- Çok kez herseyi geride bırakıp uzaklaşmak istedim.Sonunda sıkıldım böyle hissetmekten.Kuş seslerini taklit etmeye çalışmak şimdilik daha eğlenceli. (Soğuk Taht)
- Onlar güldükçe dağların eteklerinde toplar patlardı; onlar güldükçe gencecik insanlar süngülenirdi ve onlar güldükçe insan soyunun kıyımı için ant içmiş şeytan yeryüzünde daha sağlam adımlarla dolaşırdı. (Fantastik Şeyler)
- Hiçbir şey yapmayarak, zamanın yavaşça üzerlerinden geçmesine ve günün sonunu getirmesine ses etmiyor, eve düşen güneş ışınlarının oradan oraya zıplayıp eşyalar üzerinde solmasını seyrediyorlardı. Kimse konuşmuyordu. (Akvaryum Fırtınası)
- Tam konuşmaya niyetlenmişken vazgeçti fikrinden. Bu fikirler ona aitti. Onları başkasına aşılarsa o kişi içinden geldiği gibi davranamazdı. Sessiz kalmak belki de daha iyi bir çözüm, diye düşündü. (Akvaryum Fırtınası)
- Kâğıt, bembeyaz bekliyordu. (Fantastik Şeyler)
- "Gecenin, yeryüzünü çatılardan yakalamaya başladığı bu saatlerde hangi ışık bu kadar cesurca parlayabilirdi?" (Asılsız Hikayeler)
- Mağaza kapılarında avcılar bekler. Gözümün ucuyla dahi vitrinlerine baktığımı gördüklerinde beni yakalamak için ileriye doğru atılırlar. (Beşinci Düğme)
- Belki de kendisini daha az suçlu hissetmek ve güçsüzlüğünü kabul etmemek için dünyayı suçlamak kolayına geliyordu. (Akvaryum Fırtınası)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin